Dış Köşe

Açık Radyo’dan 2014’e Dair (1) Ocak – Ömer Madra

Açık Radyo’nun artık gelenekselleşen geçtiğimiz yıl değerlendirmesini 12 gün boyunca ay ay sizinle paylaşıyoruz.

İlk ayımız Ocak 2014…

* * *

Adetimiz olduğu üzere yine geride bıraktığımız yıl dünyada ve Türkiye’de neler oldu diye dönüp bakmak istedik.

Ocak 2014:

Gök gürler, şimşek çakar. Üç cadı sahneye girer.

 

Birinci Cadı – Üçümüz bir daha ne zaman buluşalım?

Gökler gürler, şimşekler çakarken mi?

Yoksa yağmurlar yağarken mi?

 

İkinci Cadı – Karışıklık sona erdiği zaman;

çarpışma yitirildiği ya da kazanıldığı zaman.

 […]

Birinci Cadı – Karakedi, geliyorum!

İkinci Cadı –   Kara Kurbağa çağırıyor!

Birinci Cadı – Derhal! Geliyoruz!

Hepsi – İyi kötüdür, kötü de iyi.

Uçalım sisli havada, puslu havada…

 

William Shakespeare, Macbeth, Birinci Perde, 1. Sahne

(Çeviren: Orhan Burian)

Sanatçı Issac Cordal'ın bir seri minik heykelcikten oluşan "Follow the Leaders" (Liderleri İzleyin) isimli yerleştirmesinden

Sanatçı Issac Cordal‘ın bir seri minik heykelcikten oluşan “Follow the Leaders” (Liderleri İzleyin) isimli yerleştirmesinden

Tam da dediği gibiydi ozanın, ne gökyüzündeki hareketlilikten kaçabilecek bir yer vardı şu dâr-ı dünyada, ne de yeryüzündeki huzursuzluktan. Gökyüzünde olanlar yeryüzünün, yeryüzündeki faaliyetler gökyüzünün dengelerini alt üst etmeye devam etti 2014 yılında da. Ama tabii, daha şiddetli, daha ölümcül ve geri dönülmez noktaya daha da yaklaşmış olarak. Hepsinin kaynağında insan vardı.

2014 Ocağında dünyayı uzaydan gözleme şansı bulan birinin göreceği sahne şöyleydi: Dünyanın bir yarısında sellerden ve soğuktan kaçmaya çalışanlar, diğer yarısında kuraklıktan şahrem şahrem yarılmış toprakları terk etmeye çalışanlar. Soru şuydu: Nereye?

Amerika’nın Sesi, Deutsche Welle ve Rusya’nın Sesi tek bir ağızdan çıkmışçasına nettiler: İklim değişikliğinden ötürü zor yıllar geliyordu!Hiç kimse, hiçbir ülke buna hazır değildi. En zenginler bile…

Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkentinde yağışlar trafiği çökertiyor, Suudi Arabistan’da mukaddes şehirleri seller basıyor, okullar tatil ediliyordu.

Amerika Birleşik Devletleri’nde de okullar tatildi. Ama, soğuk hava dalgası yüzünden. Ülkenin batısında hayat durdu, birçok bölgede olağanüstü hal ilan edildi. Grip salgını yüzünden hastanelere koşan Amerikalılar, üzerlerindeki eşyaların, evde televizyon başında kalanlar ise Niagara şelalesinin donduğunu gördüler!

Amerika’nın geri kalan kısmında ise toprak kaymakla meşguldü. Aşırı yağışlar kıtanın genelini etkilerken, ortalık heyelandan, çamur deryalarından geçilmiyordu.

İngiltere, Somerset, Ocak 2014

İngiltere, Somerset, Ocak 2014

Avrupa’da da durum farklı değildi. Evler, iş yerleri, kamu binaları sular altında kalıyor, nehirler üzerinde askeri helikopterler düşüyor, kıyılara vuran dalgalar insanları kapıp götürüyordu.

Avrupa’da da durum farklı değildi. Evler, iş yerleri, kamu binaları sular altında kalıyor, nehirler üzerinde askeri helikopterler düşüyor, kıyılara vuran dalgalar insanları kapıp götürüyordu.

2014 yılının Ocak ayında Avrupalı çiftçilerin aşırı yağışlardan ötürü gıda fiyatlarının artacağı uyarısını yapmaya başladığı sıralarda, Amerika Birleşik Devletleri’nde cezaevinden firar eden bir mahkûm gökyüzünde olanları gördükten sonra cezaevine geri dönmeye karar veriyordu.

Türkiye ise gittikçe kuruyan yeryüzünü selamlayarak girdi yeni yıla. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli raporuna göre, çoğu bölgede son 100 yılın en kurak mevsimine doğru gidilirken, çiftçiler tarımsal üretimde önemli kayıplar öngörüyordu.

4 kuraklik_ocak2014

Kışları karlı Dersim yeni yıla karsız girdi, Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak debisi bazı yerlerde 7 kat azalmış, Fırat’ın önemli barajı Keban’da son 10 metreye girilmiş, Rize’de dereler durma noktasına gelmişti. Konya’da kışlık tahıl tarlalarının % 80’i kuraklığın etkisi altındaydı.

Ülkede yükselen patates fiyatları ile kuru fasulyeye gelen zamlar tartışılırken, Dersim’de insanlar hayvanları için 2 km uzaktan bidonla su taşımaya başlamıştı.

Ocak boyunca eller gökyüzüne değil, yeryüzüne çevrildi.  Sayısız bölgede binlerce insan topluca yağmur duasına çıktı. Afyonkarahisar’daki duada yere dönen ellerden birinin sahibi, Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu’ydu. Galiba işler ciddileşiyordu.

Buluşmak için “karışıklığın sona erdiği zaman” bekleniyor idiyse, o zaman bu zaman değildi galiba. Bunu söyleyecek milyarca insan vardı yeryüzünde.

2014’ün nasıl bir yıl olacağı, gelişinden belliydi: Türkiye’de yeni yıl kutlamalarında 2 kişi öldü, birçok kişi yaralandı, Filistin’in Çek Cumhuriyeti’ndeki büyükelçilik rezidansındaki patlamada büyükelçi öldü,  ABD’de iki trenin çarpışmasıyla ham petrol yüklü tankerler devrildi ve patladı, Rusya’da Volgagrad’da bir troleybüsteki patlamada 14 kişi öldü, Pakistan’da bir taksiye yerleştirilen bombanın infilakı ardından kaos çıktı, Somali’de otel saldırısı oldu, Irak’ta askerler ile aşiretler arasında kanlı çatışmalar oldu ve Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, nükleer savaş tehditli yeni yıl mesajı verdi.

Yermuk, Ocak 2014

Yermuk, Ocak 2014

Muhaliflerin birbiriyle çatışmaya başladığı komşu Suriye’de intihar bombalı saldırılar ve varillere doldurulmuş patlayıcıların uçaklardan kentlerin üzerine bırakılışı devam ediyordu. Esad rejiminin ablukası altındaki Yermuk Mülteci Kampı’nda, açlıktan ölenlerin sayısı 53’eulaşırken açlıktan kedi eti yemek zorunda kalan 7 kişilik Filistinli aile zehirlendi.

Birleşmiş Milletler, Suriye’deki iç savaşta ölenlerin sayısını artık takip edemeyeceğini duyurdu. Takip imkânsız gibiydi esasen: BM raporuna göre Suriye’de her 12 dakikada bir kişi ölüyordu. En net fotoğrafı ise, Suriye ordusunda 13 yıl askeri polislik yapan biri çekmişti:  Sadece son iki yıl boyunca Esad rejimi tarafından gözaltında sistematik işkenceyle öldürülen 11 bin kişinin 55 bin kare fotoğrafı kare kare önümüze serildi.

Öbür komşu Irak’ta ise ordu, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün denetimine geçen Felluce’ye hava ve topçu saldırılarını yoğunlaştırınca binlerce kişi doğup büyüdüğü kenti terk ederek girdi yeni yıla.  El-Enbar Vilayetinde, ordunun silahlı aşiret gruplarına karşı düzenlediği operasyonlarda onlarca kişi öldü, ülkenin muhtelif yerlerinde bombalı saldırılar art arda bedenleri havaya uçurdu.

Ortadoğu’da sorunun sadece Ortadoğu’nun sorunu olmadığını gösteren sayısız işaret fişeği semalarda uçuşmaktaydı. Henüz iç savaşın çıkmadığı ama iç savaştan farksız sahnelerin yaşandığı birçok ülke vardı ortalıkta

Mısır’da Mursi’nin ertelenecek olan duruşması öncesi 20, 25 Ocak devrimi yıl dönümü gösterilerinde 51 kişinin öldüğü duyuruldu.

Kiev, Ocak 2014

Kiev, Ocak 2014

Ukrayna’nın başkenti Kiev’de AB yanlısı gösterileri bitirmek için meclisten sert bir yasa geçirildi, güvenlik güçleriyle göstericiler arasında çatışmalarda onlarca kişi hayatını kaybetti. Başbakanın istifasına ve yasanın geri çekilmesine rağmen, protestolar devam etti.

Tayland’da ve Bangladeş’te de seçimler yaklaşırken ateşli silahlar ortaya çıktı: Tayland’da 7’si ağır, 36 kişi yaralanırken, Bangladeş’te muhalefetin boykot ettiği, 20’den fazla kişinin hayatını kaybettiği seçimleri iktidardaki Avam Partisi kazandı. Katılımın %10’larda kaldığı, birçok sandıkta usulsüzlük yapıldığı iddiaları ise seçim sonucunu etkilemedi.

Türkiye’de de şiddet olayları ve bunların yankıları vardı.

İzmir’de terör örgütü adına çeşitli faaliyetlerde bulundukları iddiasıyla yargılanan 52 sanığa 19 yıla varan cezalar yağıyordu. Fakat ne gariptir ki, aynı gün İstanbul’da örgüt üyeliği, patlayıcı madde atma vesaire suçlarından mahkeme karşısına çıkan sanık A.S “Ben MİT’e ve Emniyet’e çalışıyorum” diyor, bu ifade de MİT tarafından doğrulanıyordu.

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, “Ergenekon, Balyoz davalardaki delillerin sahte ve uydurmaca olduğu ortaya çıkarsa özür dileriz” diyerek sonraki aylarda yaşanacaklara dair ipuçları verirken, Poyrazköy davasında 5 sanık hakkında tahliye kararı veriliyordu.

Hrant Dink ölümünün yedinci yılında Agos gazetesi önünde anıldı. Anma öncesi Taksim Meydanı ve Gezi Parkı kapatıldı, Talimhane ve Harbiye yönüne barikatlar kuruldu. Binlerce kişi “Buradayız Ahparig” diyerek yürüdü.

7 berkin_ocak2014

Liseliler, sıra arkadaşları olması gerekirken 200 günü aşkın süredir komada olan Berkin Elvan’ın 5 Ocak’taki  doğum günü için “Berkin’i unutmuyoruz, unutturmuyoruz. Sıralara, tahtalara, duvarlara, her yere ‘İyi ki doğdun Berkin’ yazıyoruz” diyerek tüm liselilere çağrıda bulundu.

Gezi Parkı gösterileri sırasında gözaltına alınan ve ajanlıkla suçlanarak sınırdışı edilen Fransız öğrenci Elisa Couvert hakkında kovuşturmaya yer olmadığına, Gezi Parkı olayları sırasında attığı Tweet nedeniyle hakkında çok sayıda soruşturma başlatılan sanatçı Memet Ali Alabora hakkında da bir takipsizlik kararı daha verildi.

Memlekette işler çok karışıktı. Yaklaşan seçimlere miting alanları lazımdı. Yenikapı’da deniz doldurularak inşa edilen dev meydan, güncellenen uydu fotoğraflarında da yerini aldı. Yeni Türkiye’ye yeni bir siluetle giriliyor, Tarihi Yarımada’nın, Marmara Denizi sahil şeridi haritasının değiştiği dikkat çekiyordu.

Uzaydan bakmaya gerek olmayan durumlar da vardı seçimlerin geldiğini anlamak için. Yazarlar ve bürokratlar tarafından açığa çıkarılmaya çalışılan muhtemel suikast ve komplo planlarından da ülkenin olağandışı halini sezmek mümkündü.

Ama asıl mesele, 19 Aralık’ın Türkiye gündemi üzerine bıraktığı yüktü. Ne olduğu halen kimse tarafından net bir şekilde anlaşılmış değildi. İşadamı Rıza Sarraf ile eski bakanlar Muammer Güler ve Zafer Çağlayan’ın oğullarının da aralarında bulunduğu 24  kişi Türkiye’de tutuklu olarak cezaevindeler, olayın İran ayağını oluşturan Babek Zencani İran’da cezaevindeydi, savunucularsa mikrofonların başında.

Başbakan Erdoğan, “Gezi olayları nasıl ağaç, park kılıfına saklandıysa, 17 Aralık komplosu da, yolsuzluk kılıfına saklandı” dedi mesela.

MİT’in başlatılan operasyondan 8 ay önce hazırladığı “bakanların Zarrab ile ilişkisi ortaya çıkarsa, bu durum hükümet aleyhinde kullanabileceği uyarılarının yapıldığı rapor ortaya çıkmasına rağmen herkes pek bir şaşkın görünüyor, şaşkınlık da yeni atamalarla giderilmeye çalışıyordu.

Eski Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, yeni İçişleri Bakanı mecliste yemin ediyor, HSYK kararnamesiyle, 52 hakim ve 44 savcının bir gecede görev yerleri değiştiriliyor, 17 Aralık’taki rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını yürüten savcılar Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç’in dosyadan el çektirilmeleri üzerine, odalarında bulunan dosyalar yeni savcıların odalarına taşınıyordu.

2013 yılının sonunda tanışılan tape siyaseti 2014 yılında tavan yaptı. Kimlerin isimleri geçmiyordu ki, Başbakan, bakanlar, çocukları, işadamları, müteahhitler,  bürokratlar, akrabalar ve daha niceleri…

İkinci dalga hiç olmadı. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ikinci ayağı olan 25 Aralık’ta 41 kişi hakkında verilen yakalama ve gözaltı kararları kaldırıldı. 41 kişiye davetiye çıkarıldı. Adalet Bakanı BekirBozdağ da tv ekranlarında gazetecilerin sorularını cevaplandırıyor, Başbakanın oğlu Bilal Erdoğan hakkında herhangi bir yakalama ve gözaltı kararı olmadığını kendinden emin bir şekilde dile getiriyordu.

Başbakan Erdoğan, Her ne kadar, “darbe girişimi”, “Türkiye’ye yönelik bir ihanet” gibi bilindik argümanlar dile getirmiş olsa da, Dost Modern, ‘ananas devleti’ ve ‘haşhaşiler’ gibi yeni terimleri Ocak ayı içinde Türk siyaset literatürüne armağan etti.

Sonunda İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul merkezli yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında, dosyayla ilgili her türlü haber, röportaj, eleştiri vesaireye soruşturma tamamlanıncaya kadar yayın yasağı koydu.

Arada olan masum internet kullanıcısına oluyordu.  Soundcloud, Vimeo, vagus.tv’ye erişim engellenirken, video paylaşım sitesiYoutube’a girişlerin engellenmesinin ilk adımları atılıyordu. İnternete engelleme 2014’te daha çok konuşulacaktı.

Dünya hep adaletsiz bir yerdi, 2014’te de bu durum aynen, hatta biraz daha artarak devam etti. Bu konuda dudak uçuklatıcı rakamlar yayınlandı. Mesela, yardım kuruluşu Oxfam 85 kişinin servetinin dünya nüfusunun yarısının maddi varlığına denk geldiğini açıkladı. Kısacası, 85 zengin, 3 buçuk milyar insana bedeldi.

Gezi Parkı eylemlerinde polisin 110 bin gaz mühimmatı kullandığı, eylemler nedeniyle Emniyet’in gaz alımını 2013’te iki kat artırdığı ve biber gazı alımı için ödenen 8 milyon 400 bin TL’nin yarısının örtülü ödenekten karşılandığı ortaya çıktı. Emniyet teşkilatında sendikalaşmak için bir süredir mücadele veren Emniyet Sen’e ise Anayasa Mahkemesinden izin çıkmadı.

Hatay Kırıkhan’da bir gece ihbar üzerine durdurulan TIR krize yol açarken, Kırıkhan Cumhuriyet Savcılığı’nca hazırlanan tutanakta yükün ‘Devlet sırrı’ olduğu bildirildi. Yeni İçişleri Bakanı Ala TIR’a ilişkin, “Orada Türkmenler var. Onlara götürülen yardım. Herkes işini bilecek” açıklamasını yaptı.

Tutuklu vekiller tek tek tahliye oldu. Cezaevinde bir tek MHP’li Engin Alan kaldı.

Tunceli Hozat’da memur, öğretmen, siyasetçi ve esnafın, Gaziantep Üniversitesi’nde öğrencilerin, Kilis’te Adalet ve Kalkınma Partisi İl Teşkilatı’nda çalışanların fişlendiğine dair haberler geliyordu.

Askeri savcılık Roboski katliamı soruşturmasında takipsizlik kararı verdi. Genelkurmay ise, Balyoz ve Ergenekon gibi, TSK mensuplarının yargılandığı davalar hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Poyrazköy davasında 5 sanık, İzmir merkezli askeri casusluk operasyonu denen, gizli belgelerin temin edilmesine yönelik soruşturmada tutuklu 15 kişi tahliye edildi.

İzmir’in Selçuk İlçesi’nin turistik köyü Şirince’de SİT alanındaki arazisine iki kez mühürlenmesine rağmen ev yaptığı gerekçesiyle aldığı 2 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından da onanan yazar Sevan Nişanyan, Torbalı Açık Cezaevi’ne teslim olurken, “Pişman değilim. Yaptıklarımla gurur duyuyorum” dedi.

17 Aralık operasyonunun ardından hükümet adına Başbakan Yardımcısı olarak savcılar hakkında suç duyurusunda bulunan Bekir Bozdağ’ın 1 ay sonra Adalet Bakanı olarak savcılar hakkında inceleme yapılıp yapılmaması konusunda son sözü söyleyecek kişi olacağı ülkenin ismi Türkiye idi.

İşler hiç iyi değildi, seçimlerin yaklaşmasıyla daha da karışacak gibiydi üstelik.

 

Ayın Sözü:

“Küresel elit, kuralları öylesine bozuyor ki ekonomik büyüme kazananın herşeyi aldığı bir sisteme dönüşüyor.”

İngiliz yardım kuruluşu Oxfam’ın, en zengin 85 kişinin dünya nüfusunun varlığının yarısına sahip olduğunu ortaya çıkaran yeni raporundan. Rapor, bu durumun demokrasiyi ve gelecek nesilleri tehlikeye soktuğunu söylüyor. Kaynak: commondreams.org

Bu yazı acikradyo.com.tr/ den alınmıştır

Ömer Madra

 

Ömer Madra

 

 

Kategori: Dış Köşe