Dış Köşe

Yok öyle yağma! – Balçiçek İlter

“İNSANLAR niye birbirine bağırıyor biliyor musun?” dedi Psikiyatr Cem Mumcu…
Bilemedim cevabı… Öfkelendikleri için mi? Haksızlığa tahammül edemedikleri için?
“Hayır!” diye devam etti. “Korktukları için…” Sonra bir anısını anlattı: “Geçenlerde bir taksi şoförüyle müthiş bir kazadan kıl payı kurtulduk. Direksiyon başında tir tir titriyordum. Öyle gergindim ki arabayı keskin bir frenle durdurdum, kapıyı açtım. Baktım taksici de inmiş aşağı, o benden daha da öfkeli. Kesin gireceğiz birbirimize, adam bana bağırmaya başladı, tam aynı tonda cevap vereceğim, bir anda ne olduysa ağzımdan şu cümle döküldü: ‘Çok korktum be kardeşim!’ Karşımda bana bağırıp çağıran adamın yüzü aniden değişti, salladığı kolları bedeninin yanına düştü, özür dilerim ağabeycim dedi, ne oldu anlamadım!”
Cem Mumcu’nun teorisine göre, karşımız-dakine duygularımızın nedenini açıklarsak, bağırıp çağırmaya, kavga etmeye sebep kalmıyor. Örneğin, karşımızdaki adam ya da kadın bizi rahatsız eden bir davranışta buluyorsa, “Yapma bunu çünkü beni kırıyor, yapma çünkü ölesiye korkuyorum, yapma bu davranış beni öfkelendiriyor çünkü… ” diye başlayan cümleler kurduğumuzda karşımızdakinin olumlu yanıt vermemesi mümkün değil. Mümkün değil de…
Nerede bizde o cesaret? Korktuğunu, kırıldığını, kendini kötü hissettiğini söylemek günümüzde eziklikle eşdeğer. Oysa öylesine çok korkuyoruz ki olan bitenlerden. Korktukça, korkutuldukça bir kenara sıkıştırılmış kedi misali saldırıyoruz! Bağırıp çağırıp karşı tarafı sindirmeye çalışıyoruz. Oysa ürkmüş, korkmuş, endişelenmiş çocuklarız sadece!

Cuma gecesi yakın bir arkadaşımdan mesaj geldi… “Burada olmalıydın, Açıkhava karıştı”
diye… Sonrasını anbean “Messenger”dan detaylarıyla izledim önce fotoğraflarla, ardından protestoları kendi kulağımla dinledim! Teknoloji acayip bir şey, korkutucu! Olayı herhalde hepiniz biliyorsunuz. “Buica ve Suyun Kadınları” konserinde Tuncelili, Kürt sanatçı Aynur Doğan sahnede Kürtçe şarkı söylediği için protesto edildi. Pardon sosyal medyada ağzıma geleni hemen o dakikada yazdığım için, gelen tepkilerden anlıyorum ki, protesto söylediği ilk Kürtçe şarkıya değilmiş, sonrasında niye Kürtçe devam etmiş, niye Türkçe söylememiş? Ne fark eder sevgili okuyucu? Ne fark eder? Açıkhava-‘yı Caz Festivali için dolduran kalabalığa hep beraber bakalım… Paralı, kalburüstü, okumuş olduklarına kuşku yok herhalde! Hani beyaz Türk cinsinden! “Madem şehitler dışında başka bir şey düşünmüyorlardı niye koştur koştur konsere gittiler” hamasetini yapacak değilim. Ama o kalabalık o gece bir sanatçıya, bir kadına büyük bir ayıp işledi… Aynur Doğan, Kürtçe ağıdını okudu, ardından ikinci Kürtçe şarkıda protestolar başladı. Sahneye minderler, pet şişeler fırlatıldı. Tabii ellerine ne gelirse onu fırlatır bu sizden benden üstün azınlık, Ahmet Kaya’ya çatal bıçak, Aynur Doğan’a pet şişe! Ve bu tepki Açıkhava’yı dolduran dinleyicilerin yüzde 30’unun tepkisiydi. Az buz bir oran değil yani. Sonrasında İstiklal Marşı okumaya kalkmalar, Aynur Doğan sahneden ininceye kadar yerlerini terk edenler, ıslıklar, yani primitif insanın yapacağı her tür gösteri… Kısaca, o gece “Beyaz Türkler” Aynur Doğan’a haddini bildirdi ve rahat etti! Zamanında Ahmet Kaya’ya da yapmıştık, Hrant Dink de nasibini aldı “burnunu sokmaması” gereken konulara girdiği için, “milletin iradesi” diye diye içimize fenalık getirdikleri Meclis’te aynısını yaklaşık 300 bin oyla seçilen Merve Kavakçı’ya da yaptık! Bugün ise 13 canımızı kaybetmenin “sözde” acısıyla bir sanatçıya daha haddini bildirdik. Sözde acı diyorum; çünkü bir dile, bir kimliğe düşman olmanın o acıyla, o gençleri toprağa vermekle falan ilgisi yok. O şehitlerin birkaçının evinden Kürtçe ağıtlar yükseliyordu, acaba haberiniz var mı? Kimliğimiz insanlığımızın bir parçasıysa değerlidir; insanlıktan çıkarıyorsa o kimliğe lanet olsun, Türk ya da Kürt! Şiddet maalesef her türden ırkçı, şoven ve faşistin sesini yükselmesine ve küstahlaşmasına sebep oluyor. Özgürlükçü demokratlar ise siniyor, sindiriliyorlar! Şiddet arttıkça had bildirme güdüsü artıyor! Ahmet Kaya’ya 10. Yıl Marşı, Aynur Doğan’a İstiklal Marşı… Ama bugün farklı! Kimse kusura bakmasın ama bu öfkeli kalabalığa ortalığı bırakacak değiliz! Yok öyle yağma! Bu topraklar hepimizin, bu kültürler, bu kimliklerle gurur duyuyoruz. Açıkhava-‘da İstiklal Marşı söyleyenlere gelince… Komiksiniz, acınası haliniz var! Öylesine acınası ki bilmeye, görmeye, tanımaya bile çalışmadığı bir kimlikten, bir dilden korkan küçük çocuklar gibisiniz. Korktukça saldırıyorsunuz. Ama yemezler! Bu sefer olmaz! Bu ülke bu faşist kafadan çok çekti, bu kafa sayesinde çok kanlar döküldü, çok canlar gitti… Bu ülkenin tüm çocuklarını sizlere emanet etmeye hiç ama hiç niyetimiz yok! Bence bırakın korkularınızı bir tarafa, anlamaya çalışın ve aynaya bakın!

Balçiçek İlter / Habertürk

Kategori: Dış Köşe