Dış Köşe

TMMOB değişiklikleri ve toplumsal mücadelenin önünü açacak dinamikler / Fevzi Özlüer

0

Uzun yıllardır, TMMOB ve bağlı odaları pek çok kent ve çevre davasının önemli aktörü oldu. TMMOB kamu kurumu niteliğiyle hem devlet iktidarını kullandı ama diğer yandan da bir demokratik kitle örgütü gibi davrandı. Bu kurumsal kimliğin olanakları ve dezavantajları da oldu. Hükümet ise önüne aldığı yatırım planının önünde yeni bir GEZİ direnişi yaşamak istemediği için bu operasyonu yaptı. Nükleer santral davaları, özelleştirmeler, üçüncü köprü,  AOÇ, Taksim Yayalaştırma Projesi, Galataport gibi pek çok projenin yargıya taşınması sürecinde hep TMMOB ve bağlı odaları gördük.

Bu  projelerin yargısal yolla denetlenmesi yoluyla, idarenin karar alma süreçlerine katılma yolu açıldı. Bu yol uzun süredir kapatılmaya çalışılıyordu. Önce odaların dava açma ehliyetini sınırlandıracak biçimde ortaya çıkan mahkeme kararları hızla arttı. Yargısal denetim süreci hukukun usul kurallarıyla tıkanmaya çalışıldı. Odaların dava ehliyeti daraltıldı. Ama bununla da yetinilmedi, adalet hizmetlerinin paralılaşmasının sonucunda, çok önemli kent ve çevre davalarının fahiş bilirkişi ücretlerinin, dava masraflarının karşılanması konusunda aktif rol alan odaların mali olanakları kısıtlandı.

Bu mali olanaklar arasında en önemli kalem odaların üye gelirleri dışında, denetim, tescil gelirleriydi.  Proje, plan yapan meslek mensuplarının mühendislik veya mimarlık yapıp yapmadığını denetleyen bu mekanizmanın yasal değişiklikle Odaların denetimine tabi olmaktan çıkartılması, önemli bir gelir kaleminin odaların elinden alınması anlamına geliyor. Bu denetimler, plan ve proje denetimi değil üyelerin mühendis, mimar, plancı yeterliliklerinin denetimi olduğunu da akılda tutmak gerekir. Aslında bu son operasyon odaların öncelikli olarak mali olanaklarını kısıtlama amacını taşıyordu. Odaların mali olanakların kısıtlanmasının dolaylı sonucu olacak süreç aslında, “toplum hizmetinde mimarlık ve mühendislik” şiarıyla kitle örgütü vasfını ön plana çıkartan bir devlet organının elini ayağanı piyasa araçlarıyla kontrol etmek olmuştur. Devlet açıkça demektedir ki, devlet iktidarının olanaklarını bana karşı kullandırtmam.

Taksim’i insansızlaştırma planına karşı açılan davanın hükümet aleyhine sonuçlanması bir yandan AKP’nin elini de rahatlattı. Çünkü en baştan beri hükümet doğrudan ne plebisit ne referandum istiyordu. Ne de sokakta etkin bir muhalefete tahammülü vardı. Yargı kararı tüm bu gelişmelere ön alan bir zemin sağladı. Tam da bu kararın kamuoyunda tartışılmaya başlanması ardından, uzun süredir işleyen bu süreçte AKP adım attı. Gezi direnişi öncesinde olduğu gibi gündemin egemeni olacağı süreci tetikledi. Bu operasyonun GEZİ direnişiyle ilgili Mimarlar Odası’na düzenlenen baskın, yıldırma ve imha süreciyle paralel işlemesinin pek çok sembolik anlamı vardı. Ama bu anlamlar başka bir yazının konusu.

Öfkeyle Kalkan

Toplumsal medyaya, Gezi Direnişinin rövanşı olarak yansıyan bu hamlenin bir de diğer yüzü olduğunu bu noktada hatırlamak gerekiyor. Bu son operasyonun orta vadede birkaç başlıkta özetlenecek sonuçları olacak.

Bu sonuçlardan ilki, yargısal denetim yolları ilga edilen toplum kesimleri, bu katılım mekanizmasının işlevsiz kalmasıyla yeni direniş ve katılım mekanizmaları yaratma sürecine girecektir. Ekolojik krizin keskinleşmesine ön ayak olan tek adama dayalı kalkınmacılığın doğal sonucu daha fazla toplum kesimini huzursuz edecek, sözünü mahkemelerde dinletemeyen, mahkemelere gidemeyen bu kesimler, sorunlarını doğrudan çözecek arayışlara daha hızlı ve daha yoğun girecektir. Bu yoğunluğu önümüzdeki günlerde gözlemlemek mümkün olacaktır. Bu nedenle artan baskı doğrudan yaşama yönelmiş bir baskı olduğu için bunun karşısında sessiz bir öfke birikimi değil; yoğun ve kitlesel hareketlere gebe olduğumuzu görmek gerekir. Bu hiç de hükümetin isteyeceği bir süreç olmayacaktır. Hatta tüm bu operasyon bir yönüyle de tüm bir toplumsal muhalefeti etkisizleştirme ve örgütlü olanakları ilga amacı taşısa da bu girişimin yeni örgütlenme dinamikleri ve kitleselleşme dinamiklerine gebe olduğunu görmek gerekir.

Diğer yandan bu operasyonun TMMOB tüzel kişiliğine yapıldığı ve TMMOB tarafından iyi kötü yıllardır doldurulan toplumsal muhalefet zemininde bir boşluk yaracağını düşünenler de vardır. Bu kısmen doğruluk payı taşıyan bir önerme olsa da, toplumsal mücadele alanında bu boşalacak zeminin aynı zamanda toplumun yurttaş davalarına yönelerek, kendi özgücünü yaratacak olanaklara yönelmesini de zorlayacaktır.  Mühendis ve mimarların esnek emek süreçleri içinde kendilerini örgütleyecekleri yeni sendikal tarzlar bir yandan diğer yandan da toplumun diğer ezilenleriyle mühendis ve mimarların dolaysızca piyasada buluşacakları yeni örgütlenme biçimlerine gebe olduğumuz bir süreçten geçiyoruz. Evet, AKP toplumun yargısal yolla denetim yollarını tıkayacak etkin bir piyasa adımı attı ama bu adım pek yakın bir zamanda daha güçlü bir toplumsal muhalefete de zemin hazırlayacaktır.

Öfkeyle kalkan hükümetin, merkezileştirme, tekleştirme eğilimi ve kararlılığı merkez kaç etkisiyle daha fazla toplumsal gücün merkezden uzaklaşmasına zemin hazırlayacak, toplum geleceği hakkında kendi özgüçlerini hem maddi hem manevi olarak harekete geçirmek zorunda kalacaktır. Bu tarihsel moment, korparatizmin tüm sınırlılıklarını aşacak ve meslek odası eksenli sivil toplum siyaseti yerine tabandan gelişen bir devrimci toplumsal dinamiğe de kapı aralayacaktır.

Bu yazı ilk olarak ekolojistler.org/ da yayınlanmıştır.

 

Fevzi Özlüer

 

Kategori: Dış Köşe

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.