Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Tatlı sularımız tükeniyor, çim ekimi yasaklanmalı – Göknur Yazıcı

Tatlı su ve yerel tohumlar tüm canlılar için yaşamsal kaynaklar. Ancak tatlı suların tarımda ve sanayide vahşice kullanılması sonucu bu kaynaklar hızla tükeniyor. İklim krizinden dolayı düzensiz yağışlar, su rezervini olumsuz etkiliyor.

Su kıtlığı tüm dünyanın en önemli sorunu. Gelecekte tohum ve su savaşlarının olacağı öngörüsüne ben de katılıyorum. O yüzden çok uluslu şirketler dünyanın pek çok yöresindeki tatlı suların peşinde. Bizim ülkemizde de birçok su kaynağı özelleştirildi/satıldı. Türkiye, yenilenebilir su kaynakları sıralamasında 42. sırada.

Dünyada 1.4 milyar insan temiz ve güvenli suya erişemiyor. Dünyadaki toplam suyun sadece yüzde yarımı (%0,5) göllerde ve akarsularda. Bu oran kullanılabilen tatlı suyun ne kadar değerli bir varlık olduğunu bize gösteriyor.

Ancak tatlı suların çok büyük bir kısmı tarımda ve sanayide, çok küçük bir bölümü konutlarda kullanılıyor. Yeraltı sularının yok edilmesi derelerin çayların ve nehirlerin zayıflamasına ya da tamamen kurumasına ve çevrelerindeki ekosistemin de ölmesine neden oluyor.

Tatlı suyun en çok, en gereksiz kullanıldığı alanlardan biri: Çim alanlar

İşte gereksiz yere suların çok kullanıldığı alanlardan biri de çim alanlar. Kapitalizmin çim üreten çok uluslu şirketleri, değişik özellikleri olan çim tohumlarını üreterek tüm dünyaya yaydılar. Amaçları elbette çok para kazanmak. Bu çim alanlar sadece görsellik için tesis ediliyor. Şehirlerin makyajında en önemli malzeme bunlar.

Özellikle büyük kentlerde birçok yer çimle kaplı. Golf sahaları dekarlarca çim alandan oluşuyor.18’lik golf sahalarının toplam uzunluğu normal olarak 5400 metreyle 7000 metre arasında değişiyor. Çim, bütün sitelerde, malikanelerin büyük bahçelerinde, villalarda, ve müstakil evlerin ve apartmanların bahçelerinde çok ekilen bir bitki. Bir parça toprağı olan herkes çim ekiyor. Genelde kuyu sularıyla sulama yapılıyor. Bazı konutlar ise çimleri sulamak için şebeke suyunu kullanıyor. Kentlerde de yerel yönetimler çimleri şebeke suyuyla suluyorlar. Benim yaşadığım Narlıdere’deki sitede 11apartman var. Bahçeleri 3-6 dekar arasında değişiyor ve tamamı çim ekili.

Peki çim nasıl yetişiyor? Ekilecek örtü için birkaç değişik özellikteki çim tohumu karıştırılıyor. ( çim tohumlarının hepsi ithal) Alan ilk önce çok etkili bir tarım zehriyle yabancı otlara karşı  ilaçlanıyor. Daha sonra yine yabani otlara ve çeşitli zararlılara ve hastalıklara karşı aralıklarla zehir atılıyor. Yazın her gün düzenli olarak sulanıyor. Diğer mevsimlerde de yağmur yağmadığı zaman yine sulanıyor. Çim suyu bir sünger gibi çekiyor.

Bütün turistik şehirler (Çeşme, Bodrum, Urla ve  Marmaris müstakil konut yoğunluğu çok fazla olan şehirler. Sadece Bodrum’da 2014 yılında 170 bin konut vardı. Şimdi özellikle pandemiden sonra nüfusun 500 bini geçtiği söyleniyor. Yine Urla’da çılgın bir yapılaşma var. Urla Tarım ilçe Müdürlüğü’nde dört  yıl çalıştım. O bölgeyi çok iyi bilirim. Dağ taş site doldu Hepsi müstakil ve bahçeleri çim alan kaplı ve kuyu suyu kullanıyorlar. İzmir, suyu en kıt bölgelerden birisi. Ama yer atı suları kontrolsüz, hoyratça kullanılıyor.

Ekim ayında bir hafta kaldığım Bodrum’da da konutların çoğu bahçeli ve hepsinde de çim ekili.  Site yönetimleri tarım zehri satan ilaç bayileriyle anlaşıyormuş. Bitki temini, ilaçlama vb. her şeyi onlar yapıyormuş. Bodrum’da bazı sitelerin kuyusu varmış.  Şebeke suyu çok yetersizmiş.. Kuyusu olmayan müstakil evler de şebeke suyuyla çim alanları suluyor. İlçede çok büyük bir susuzluk çekildiği anlatılıyor. 15 gün önce Bodrum’da sular uzun süre kesilmiş ve çok fazla elektrik kullanımı sonucu direkler patlamış.

İstanbul, İzmir Ankara, Adana, yani  memleketin her yerinde çim modası var. Doğu Anadolu bölgesinde yaptığım çalışmalarda Bitlis, Ağrı, Van, Elazığ güzergahından otobüsle geçiyordum  2018 yılında. Şehirlerde  çim alanlar çok fazlaydı. Çok uluslu çim üreten şirketlerin dünyanın en ücra yerine bile ulaştığının göstergesi. Elbette bunda onların memurluğunu yapan tarım bakanlıklarının çok büyük bir etkisi var.

Ne yapmalı?

Tarım Bakanlığı istatistiklerine göre 2019 yılında 7089 ton çim tohumu ithal edilmiş. Her gün tüm Türkiye’de çim alanları sulamak için tonlarca su çekiliyor kuyulardan. Yer altı suları bu durumda bir gün tükenecek. Oysa olası bir kuraklıkta kuyular cankurtaran olacak.  Şimdiden bunu düşünerek bu tatlı su kaynağımızı hoyratça gereksiz yere kullanmamak gerekiyor.

Bütün meslektaşlarımın bildiği gibi çim yerine örtücü bitkiler önerilebilir. Halk arasındaki isimleri  Kudus otu ( Alyssum), Mayasıl otu (Ajuga), Kum otu (Arenaria), Boynuz otu ( Cerastium) olarak bilinen ve üzerine basılabilen, biçilebilen çok yıllık yer örtücü bitkiler var, bu bitkiler sayesinde doğal bir görsellik sağlanabilir.

En doğrusu ise hiç su istemeyen orman ağaçları, turunç ağaçları, az su isteyen zeytin ağaçları vb. peyzajda tercih edilmeli. Ev, apartman ve okul bahçelerinde su istemeyen yerel kavun ve bamya tohumları vb. gibi sebzeler yetiştirilebilir. Hem böylece doğal tarım yöntemiyle zehir kalıntısı olmayan ürünler elde edilir, hem de yerel tohumlar çoğaltılarak gelecek kuşaklara aktarılmış olur.

Susuz bir yaşam mümkün değildir ve  bütün canlıların suyu kullanma hakkı vardır. Bazı insanların tatlı su kaynaklarını hoyratça kullanarak tüketmeye hakkı yoktur. Kimse “Param var, elektriği ben ödüyorum, bahçemde kuyum var, istediğimi yaparım” diyemez, zira yer altı ve yerüstü kaynakları ülkemizde yaşayan herkesindir.

Çim tohumu satan şirketler  ise yer örtücü bitki fideleri-tohumlarına yönelebilir, kimse de ekmeğinden olmaz. Bazı firmalar ın az su isteyen çim tohumları sattığını duyuyoruz ama bunun azı çoğu yok, denetlemesi ise neredeyse mümkün değil. Köklü bir çözüm için çim ekimini tamamen yasaklamak gerekir. Böylece rant uğruna ekolojik döngüyü bozan çok uluslu çim şirketlerine de dur demiş oluruz.

Yerel yönetimler bu konuda çalışmalar yaparak kendi bölgelerinde çim tohumu ekimini engelleyebilir, kent ve konutların peyzaj yönetmeliğini değiştirebilirler. Çim ithalatının ise tamamen durdurulması gerekir.

Kurumları beklemek istemiyorsanız, siz bir şey yapın ve çim ekmeyin. Bütün süs bitkileri satan yerlerde yer örtücü bitkiler de bulunuyor. Renk renk çiçek açıyorlar, yani görsel olarak çok daha güzeller. “Çim alanlarda masa kurup yemek yiyoruz, vazgeçemeyiz” diyorsanız orada biraz durun. Siz çim alanda keyif yapacaksınız diye gelecek kuşakları susuz bırakamazsınız. Bin yıllardır sular tükenmeden bu günlere kadar gelmiş, biz de gelecek kuşaklara aktarmak zorundayız. Bu hepimizin sorumluluğudur.

Kategori: Hafta Sonu