Köşe Yazıları

Rüzgar Gibi Geçti! “Avrupa’daki Türkiye” toplantısından izlenimler…

Sevil, Selda, Sevin ve Erdem’in gün boyu hazırladıkları nefis, çeşit çeşit kanepeler eşliğinde güzel şaraplar yudumlandı, sohbetler edildi. İngilizcemin yetersizliği nedeniyle pek katılamadığım, Almanları da sohbetten ayırıp birkaç çift laf edemediğim gecede kendimi pek de iyi hissetmediğimi itiraf etmeliyim.  Ama su gibi İngilizce konuşan arkadaşlarımızın sayısı az değildi, onlarla gurur duydum.  Konuklarımız da memnun görünüyorlardı.

AB Yeşillerinin “Yeşil Ev” çıkartması, Türkiye Yeşilleri olarak derdimizi anlatmak için tek fırsat oldu, sonraki iki gün büyük toplantılarda küçük parti olarak kaybolacaktık, eğer görkemli standımız ve Ümit Şahin’in etkileyici ve çok alkış alan konuşması olmasaydı… Ön sıralarda arkamız dönük oturduğumuzdan, söz isteyenleri göremediğim için ve ayıp olmasın (kendimizi biraz ev sahibi gibi hissediyordum) diye, hemen söz istemediğim için maalesef konuşma hakkımı kullanamadım. Divan, zaman daralınca söz haklarımızı toplantıya katılan Türkiye milletvekillerinin lehine kullandı.

1 Kasım, sabah oturumu, Yuvarlak Masa Toplantısı pek de yuvarlak değildi. Konuk konuşmacılar ve moderatörler sahnede, biz davetli konuşmacılar ise aşağıda okul sıralarında dizilip oturduk.  Avrupalı Yeşillerin ve davetli konuşmacıların sayıca çokluğu, zamanın kısıtlılığı, dinleyici sıralarındakilere söz verilmemesi toplantıyı biraz gerdi. Bu durum diğer açık oturumlarda da devam etti. Kürsüde oturanlar hazırladıkları bildirileri rahat rahat sundular tabii, ama moderatörler, salondaki konuşmacılara zamanlarının dolduğunu hatırlatıp sürekli müdahale ettiler.

Konuşmacılarsa çoğu zaman moderatöre boş verip sözlerini bitirmeye savaştılar. İki günün sonunda hiçbir konuda derinlemesine konuşulamadı. Zihin açıcı sorular, sonuçlar, ilginç öneriler pek azdı.

AB’den kalabalık bir heyetin geldiği, programında önemli isimlerin yer aldığı, mekanın görkemli, ikramın bol, katılımın, konuşmacıların, davetlilerin kalabalık olduğu, büyük görüntü veren bu toplantıdan çıkarılacak dersler neler oldu?

İki gün süren toplantıda benim için konuşmacıların ne dediklerinden çok  (yeni bir şey yoktu çünkü) dinleyicilerin soruları, katkıları ve salondaki alkışların ifade ettikleri ilginçti. Alkışlar ideolojik koşullanmalarımızın barometresi gibiydi. Türkiye’nin ideolojik ve siyasi bölünmüşlüğünü kısmen de olsa yansıtıyordu. Bazı konuşmacıları bir kısım dinleyici, bazılarını diğerleri alkışlıyordu. Tüm salonun alkışladığı konuşmalar ise hangi sorunların bizi o salonda bir araya getirdiğini gösteriyordu: En başta çevre, doğa, ekolojik yıkıma karşı duyarlılık; temel haklar ve özgürlükler (herkes biraz farklı algılıyor olsa da); AB’ye olan güvenin azalmış olmasına karşın (adeta AB’yi AB’ye şikayet ettik, bununla kalmadık, Hükümeti de bol bol şikayet ettik) hala AB üyeliğine gönüllü olmamız, AB değerlerini, standartlarını hala hedef olarak görmemiz. Ortak bileşen için hiç de az değil. Demek ki, farklılıklarımızla birlikte olabilir, birlikte mücadeleye devam edebiliriz.

Peki, Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu, Türkiye AB ilişkileri konusunda, ne mesajlar verdi? Kürt sorununu, Alevi sorununu çözün, yeni bir Anayasa yapın. İfade özgürlüğü konusunda geriye gidiş var, dikkat edin!

AB, Türkiye ile müzakereleri durduramaz (oylama yapılacak olması nedeniyle), ama Türkiye isterse durdurabilir (eksen kayması mı var, yoksa?). Ekonominiz iyi gidiyor, dış politikanız başarılı, ama Türkiye AB ile ilişkisini keserse Ortadoğu’daki etkisi azalır! Zaten yatırımların çoğu da AB üyesi ülkelerden geliyor. Aslında, AB de Türkiye’ye muhtaç, ama Türkiye’nin üyeliği konusunda AB lokomotif olmaktan çıktı. Bundan böyle, Türkiye lokomotifi daha etkili olacak.

Diğer yandan, 3 Kasım’da Cezayir Lokantasında yapılan Türkiye-Rusya enerji anlaşmalarının arka planı nedir? başlıklı toplantının, gerçek bir yuvarlak masa toplantısı olarak yararlı olduğunu söylemeliyim. Bizden iki önemli uzman, Necdet Pamir ve Arif Künar, Rus uzman Sergej Agibalov ve Ecodefans örgütünden Vladimir Slivjak’ın sunumlarının ardından, Türkiye ve Rusya antinükleer hareketi ile işbirliği niyetlerinin dile getirilmesi; Türkiye’de antinükleer mücadele için güç birliği yapma konusunda bir dizi önerinin konuşulmasıyla verimli bir toplantı oldu.

Sonuç olarak, Türkiye’den rüzgar gibi bir AP Yeşiller Parlamento Grubu geldi geçti. Toplantılardan tatmin olmasak da, kanlı canlı, somut insanlar olarak Avrupalı Yeşillerle birarada olmak bana, dünya yeşil hareketinin bir parçası olduğumuzu hissettirdiği için mutlu oldum.