ManşetKöşe YazılarıYazarlar

Pandemi sonrası eşitsizlikler daha da derinleşecek

Oxfam, 1942’de İngiltere’de kurulmuş ve o günden bu yana dünyanın birçok ülkesinde yardım kuruluşlarıyla işbirliği yaparak yoksulluk ve eşitsizliklerle mücadele eden küresel bir organizasyon. Bu kuruluş geçtiğimiz hafta içinde yayınladığı bir rapor ile bir şey yapılmadığı takdirde Covid-19 pandemisinden sonra dünyadaki eşitsizliklerin daha da derinleşeceğini ortaya koydu.

Worldometers sitesine göre 31 Ocak tarihi itibarıyla tüm dünyada 103.220.015 Covid-19’a yakalandı ve 2.231.238 kişi bu hastalık sonucu yaşamlarını yitirdi. Oxfam’a göre bu süreçte dünyanın her tarafında pandemi yoksullara zenginlerden daha çok zarar verdi, vermeye de devam ediyor. Örgüte göre son 40 yıldır dünyanın alt yarısının kazandığından yaklaşık iki kat fazla kazanan ve dünya nüfusunun sadece  %1’ni oluşturan çok zenginler bu krizden daha da zenginleşerek çıkacak. Buna karşılık dünya nüfusunun yarısı ise günlük ortalama 5.5 ABD doları ile geçinmeye çalışacak. Oxfam raporunda pandeminin başlangıcından bu yana yaşananlarla ilgili bazı örnekler de veriyor:

  • Dünyanın en zengin 10 kişisi salgının başlangıcından bu yana servetlerine yarım trilyon dolar eklemiş.
  • Yoksul ülkelerde yaşayan her 10 kişiden dokuzu 2021 yılı içinde herhangi bir COVID-19 aşısına ulaşamayacak.
  • Yoksul ülkelerde yaşayan çocuklar ortalama dört aydan bu yana okullarına gidemiyor. Bu süre zengin ülkelerde yaşayan çocuklar için ise sadece altı hafta…
  • Eşitsizlik yaşamlara da mal oluyor. ABD’de yaklaşık 22.000 siyah ve hispanik kökenli insan, beyazlarla aynı COVID-19 ölüm oranlarına sahip olabilseydi; hala yaşamda olacaklardı.
  • Salgının en çok etkilediği düşük ücretli güvencesiz mesleklerde kadınlar erkeklerle aynı oranda temsil edilse, 112 milyon kadının gelirlerini veya işlerini kaybetme riski yüksek olmayacaktı.

Oxfam’a göre en zenginler için artık durgunluk sona erdi. Salgının ilk aylarında borsaların çöküşü ile servetlerinde dramatik düşüşler yaşayan milyarderler kısa süre içinde kendilerini topladı. Örgüte göre sadece dokuz ay içinde dünya üzerindeki en zengin 1000 insan Covid-19’dan kaynaklı kayıplarını telafi etti.  Buna karşılık yaşlı gezegenimizin en yoksul kesiminin salgının yıkıcı ekonomik etkilerinden kurtulması için 10 yıldan daha uzun bir süre gerekebilir.

270 milyon kişi açlık yaşıyor

Oxfam’ın dikkat çekici raporuna göre Covid-19 krizinin yükünü bütün dünyada yoksullar, kadınlar, siyahlar ve hispanik gruplar taşıyor. Kaliteli sağlık hizmetlerinden ve sosyal korumadan bu gruplar dışlanıyor. Üstelik bu gruplar günden güne boğaz tokluğuna SARS-CoV-2 virüsünün bulaşma riskinin daha fazla olduğu, daha tehlikeli işlerde çalıştırılıyor.

Oxfam, raporunda Birleşmiş Milletlerin (BM) son raporunu da vurgulama yapıyor. BM göre pandeminin iş ve geçim kaynakları üzerindeki olumsuz etkisi 2020 yılı içinde açlık sorununda da patlamaya yol açtı. Örgüte göre 2020 yılı içinde 2019’a göre açlık yaşayan insan sayısı %82 artarak 270 milyona ulaştı. Bu rakam 2020 sonundan itibaren açlık ve onunla bağlantılı hastalıklardan her gün 6 ile 12 bin insanın yaşamını yitirmesi anlamına geliyor.

Oxfam raporunun sonunda ise çözüm önerilerini dile getiriyor. Örgüte göre ‘insanlık tarihinin en önemli kavşak noktasındayız ve virüsün bizi yakaladığı haksız, eşitliksiz, sürdürülemez dünyaya geri dönemeyiz.’ Oxfam dünyanın dört bir tarafındaki hükümetler için ‘küçük bir umut ve fırsat penceresi’ yarattığını düşündüğü önerilerini beş başlık altında özetliyor:

  • Eşitsizliği azaltmak… Örgüt eşitsizliğin radikal bir şekilde azaltılmasını vurgulayarak; hükümetleri ‘sadece beyaz erkekler için değil, siyah kadınlar içinde çalışmaya’ davet ediyor. Oxfam bugün eşitsizliği azaltmak için harekete geçilirse Dünya Bankasının 2030 yılına kadar 860 milyon insanın yoksulluk sınırı altında yaşamaktan kurtulacağını hesapladığını belirtiyor.
  • Kamu hizmetlerinin ücretsiz hale getirilmesi;
  • Herkes için onurlu iş ve adil ücret
  • En zenginlerin adil vergilendirilmesi
  • Küresel iklim değişikliği ile mücadele edilmesi

Rapor ilgi çekici ve tüm çıplaklığıyla gerçeğe dayalı tespitlere ve yorumlara dayanıyor. Örgüt pandemi sonrası çıkış için küçük umut olduğunu vurgulayarak beş madde halinde hepimizin katıldığı önerilerini sıralıyor. Ancak önerilere bakıldığı zaman bu önerilerin yaşama geçirilmesi için ‘küçük bir umut ve fırsat penceresi’ olmasının temel nedeninin kapitalist sistemin bizzat kendisi olduğu tüm açıklığıyla ortaya çıkıyor. Dünyanın en tepesindeki %1’lik kesimin dünyanın geri kalanını sömürmesini kapitalist sistem sağlamadı mı? Bu kesim sadece dokuz ayda pandeminin etkilerinden kurtulup; servetlerini büyütmeye bu sistemin içinde devam etmiyorlar mı?

Çözüm için mutlaka adım atmalıyız, artık virüsün bizi yakaladığı şartlara geri dönemeyiz, dönmemeliyiz. O zaman bir an önce sistemi sorgulayarak yeni bir sistem arayışıyla çözüme yürümeliyiz.

Kategori: Manşet