Ana Sayfa Blog Sayfa 5322

Kongre üyesine düzenlenen suikastın zanlısı mahkemeye çıkarıldı

0

Temsilciler Meclisi üyesi Gabrielle Giffords’a suikast girişiminde bulunan 22 yaşındaki zanlı dün Phoenix kentinde mahkemeye çıkarıldı.

Sıkı güvenlik önlemleri altında ve kelepçelerle duruşma salonuna götürülen Jared Loughner altı kişiyi öldürmek ve milletvekilinin de aralarında bulunduğu 14 kişiyi yaralamaktan suçlanıyor.

Beyaz Saray yetkilileri, Başkan Barack Obama’nın yarın silahlı saldırının düzenlendiği Arizona eyaletine giderek oradaki anma törenlerine katılacağını bildirdi.

Doktorlar Cumartesi günkü saldırıdan ağır yaralı kurtulan Gabrielle Giffords’un iyileşmesi konusunda iyimser olduklarını söylese de milletvekilinin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu belirtti.

40 yaşındaki Demokrat Partili Arizona milletvekili, başına gelen kurşunla ağır yaralanmıştı.

Bu arada dün başkent Washington’da da Arizona’daki silahlı saldırıda ölenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. (voanews)

İspanya Başbakanı ETA’nın ateşkes kararını reddetti

İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, ayrılıkçı Bask örgütü ETA’nın ilan ettiği ateşkesi reddetti ve örgütün tek seçiminin dağılmak olduğunu söyledi.

Televizyonda açıklama yapan Zapatero, ETA’nın ateşkes açıklamasının yararsız olduğunu, örgütün çok daha barışçıl ve inandırıcı adımlar atması gerektiğini belirtti. ETA’yla görüşme yapılmayacağını kaydeden Başbakan Zapatero, şiddet olaylarının da kuşkusuz, zamanla biteceğini belirtti.

Dün kalıcı ateşkes ilan eden ETA, ateşkesin uluslararası toplumda tanınmasını istiyor.

Bask bölgesinin İspanya’dan bağımsızlığı için yaklaşık 40 yıldır silahlı mücadele veren örgüt, açıklamasında ateşkesin ‘örgütün kalıcı barış ve silahlı çatışmaların sona erdirilmesine olan bağlılığını’ gösterdiğini belirtti. Açıklamada ETA’nın silahlarını teslim edeceği ifadesi yer almadı. (voanews)

Kadın Müzesi geliyor

0

1973’ten bu yana, Almanya’da kültürlerarası karşılaştırmalı kadın araştırmaları konusunda çalışan ve 2003’te Bavyera eyaletinin ilk Kadın Müzesi’ni kuran sosyolog Meral Akkent, dünyada ve Türkiye’de kadın müzelerinin görünürlüğü ve tarihi Cumhuriyet’ten Sibel Çorbacıoğlu’ya anlattı:

Kadın Müzesi’ne neden gerek duyuluyor?

Istanbul Kadin Müzesi Küratörü Meral Akkent
Istanbul Kadin Müzesi Küratörü Meral Akkent

“Kadınlar vardır” demek için kadın müzelerine mutlaka gerek var. Kadın tarihini araştırmak, keşfetmek, anlamak ve anlatmak için kadın müzeleri çok önemli mekânlar. Var olan müzelerdeki erkek egemen bakış açısını tartışmaya açmak, müzeleri bu ayrımcı tutumları konusunda uyarmak ve müze ziyaretçilerini de erkek egemen bakış açısının ne olduğu yönünde aydınlatmak kadın müzelerinin çok önemli işlevlerinden biri.

Kadın müzeleri ile geleneksel müzeler arasındaki farklar neler?

Sanat müzelerinde sanat, erkek sanatçılar tarafından temsil edilir. Londra’daki National Gallery’de 2 bin 300 tablonun yalnızca 4’ü kadın sanatçıların imzasını taşıyor. Koleksiyonunda 35 bin tablosu olan Louvre’da birçok nü kadın resmi olmasına karşın, bir tek kadın ressamın bile yapıtı yok. Dünya müzelerinde sergilenen sanat yapıtlarının yalnızca yüzde 4’ü kadın sanatçılara ait. Demek ki en büyük fark, geleneksel müzelerde cinsiyet adaletinin olmaması. Kadın müzeleri, geleneksel müzelerdeki koleksiyon politikasına ve müzelerin sergilemelerinde görülen yorumlara karşı bir tepki olarak ortaya çıkan alternatif, yani “düzeltici” kurumlardır.

İzmir’de açılacak Kadın Tarihi Müzesi’ni, Türkiye’nin ilk Kadın Müzesi olarak nitelemek mümkün mü?

Türkiye’de kendisine Kadın Müzesi adını vermeyen, kendisini kadın müzesi olarak tanımlamayan ama kadın belleği oluşturma işlevi olan bazı müzeler var. Örneğin, İstanbul’da 1954’te Selimiye Kışlası’nda açılan “Florence Nightingale Müzesi”, 2008’de Ödemiş Belediyesi’nin, halk türküleri sanatçısı Bedia Akartürk’ün önerisiyle açtığı “Bedia Akartürk Müzesi” ve İstanbul’da Mayıs 2010’da İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın binasında Leyla Gencer’in vasiyetiyle açılan “Leyla Gencer Anı Evi”. Bu müzeler, İzmir’de açılması planlanan müzenin ilk Kadın Müzesi olma unvanını elinden almıyor. Türkiye’de çeşitli profillerde kadın müzelerinin ortaya çıkması kaçınılmaz bir gelişme olacaktır.

Türkiye’de Kadın Müzesi kurmak adına atılmış adımlar var mı? Neden sonuç alınamıyor?

Dünyadaki kadın müzelerinin çoğunluğu oldukça uzun bir hazırlık döneminden sonra ortaya çıkmış kurumlar. Kadın müzeleri muhalif kültür kurumları olarak, var olan müzelere alternatif olmak ve onları değişime zorlamak istiyor. Muhalif bir kültür kurumunun ise maddi ve manevi destek bulmak, toplumda kendine yer edinmek için uzun bir zamana gereksinimi var. ODTÜ Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yıldız Ecevit’in kadın emeği konusunu tartışacak, feminist aktivist Nakiye Boran’ın kadın sanatçılara suyoluyla sınırlar aştıracak, İstanbul Kadın ve Kültür Vakfı’nın İstanbul kadın tarihini keşfettirecek müze hayalleri var. Hayaller somut projelerin ortaya çıkması için çok önemli. Tek tek kişilerin ya da küçük grupların bu projeleri zaman içinde mutlaka gerçekleşecek.

(Uçan Süpürge)

Sel yüzünden 2 milyon nüfuslu Brisbane boşatılıyor

Avustralya’daki sel felaketi nedeniyle ülkenin 3. büyük şehri Brisbane boşaltılıyor.

Haftalardır devam eden yağışlar nedeniyle Avustralya’nın 1,8 milyon kilometrekarelik Queensland eyaleti sellerle boğuşurken, dün gelen ikinci sel dalgası, Queensland’ın başkenti Brisbane’in sular altında kalmasına neden oldu. Görgü tanıklarının tsunamiye benzettiği sel dalgaları nedeniyle 9 kişi yaşamını yitirirken, kaybolan kişi sayısı 72 kişiye ulaştı. Selin maddi faturası 5 milyar doları bulurken, felaketin Avustralya ekonomisine büyük zarar verdiği belirtiliyor. Sel suları ülkenin 3. büyük şehri Brisbane’e doğru ilerlemeye başladığı için, kentte tahliyeler başladı.

Yetkililer, yağışların bir süre daha devam edeceğini ve felaketin boyutlarının daha da büyüyebileceği uyarısını yapıyor.

2 milyon nüfuslu Brisbane Avustyalya’nın kuzey batı eyaleti Queensland’ın en büyük kenti. Queensland Avsutralya’nın kömür madenleriyle meşhur eyaletlerinden biri. Ülkenin en önemli iş merkezlerinden olan ve çok sayıda uluslararası şirketin bulunduğu Brisbane limanından ülke dışına ihraç edilen malların en önemlilerinden biri de kömür.

Avustralya son 40 yıldır aşırı kuraklıklarla ve orman yangınlarıyla mücadele ederken bu yıl tarihin en büyük sel felaketiyle karşılaştı. Uzmanlar 22 milyon nüfuslu Avustralya’nın küresel ısınma nedeniyle terk edilmek zorunda kalınan ilk kıta olabileceğini iddia ediyorlar. Önceki yıllarda ülkenin batısındaki Perth kenti de kuraklık nedeniyle göçlere sahne olmuştu.

(Yeşil Gazete)

* NTVMSNBC ve ajans haberlerinden yararlanılmıştır.

Seferihisar’da tohum takas şenliği yapılacak

Seferihisar Belediyesi, 5 Şubat Cumartesi günü gerçekleştireceği Yarımada Takas Şenliği ile, tüm Yarımada ve İzmir’deki üreticileri bir araya getirerek ellerinde olmayan (korunmuş) tohumların takas edilmesini ve birbirleri ile iletişim halinde kalmaları için bir kayıt sistemi oluşturabilmek amacı ile gerçekleştirilecek.

Tohumculuk yasası gereği tohumlarını ve öz tohumlardan elde edilen ürünlerin satışının yasaklanması ile üretici zor zamanlar geçirmekte. Ancak Yasa Takasa karşı herhangi bir olumsuz yargı  ve hatta takas ile ilgili hiç bir yargı içermemekte. Bu da üreticilerin ellerinde tohumların sürdürülebilirliğini sağlamak üzere üreticiye bir şans olarak geri dönmekte. Bu bağlamda Seferihisar Kapalı Pazaryerinde kurulacak stantlarda halkımızı bu konuda bilinçlendirmek, tohum takası sağlamak, iletişimi güçlendirmek amacıyla düzenlenecek şenlikte konusunda uzman birçok konuşmacı da yer alacak.

Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Prof.Dr. Kenan Demirkol, Prof.Dr. Tayfun Özkaya ve üreticiler tarafından verilecek olan konferans ve söyleşiler ile Şenlik bilimsel veriler ile desteklenecektir.

5 Şubat Cumartesi günü Saat 09.00’da başlayacak etkinliğe katılmak isteyen üreticilerin, Seferihisar Belediyesi Strateji Geliştirme Müdürlüğü çalışanı Aslı Odabaş ile temasa geçmeleri gerekmektedir. Bilgi için telefon 0 232 743 39 60/171

Cari açık 11 ayda yüzde 277 arttı

2009’un 11 aylık döneminde 11 milyar 38 milyon dolar olan cari açık, 2010’un aynı döneminde 41 milyar 630 milyon dolara ulaştı. Merkez Bankasının açıkladığı Ödemeler Dengesi Bilançosu’na göre, cari açık 2010 Kasım ayında ise 5 milyar 933 milyon dolar oldu.

Merkez Bankası, Türkiye’nin 2010 Kasım ve Ocak-Kasım dönemine ilişkin Ödemeler Dengesi bilançosunu açıkladı.

Buna göre, 2009 Kasım ayında 1 milyar 825 milyon dolar olan cari işlemler açığı, 2010 Kasım ayında 5 milyar 933 milyon dolara çıktı.

2009’un Ocak-Kasım döneminde 11 milyar 38 milyon dolar açık veren cari işlemler hesabı, 2010’un aynı döneminde 41 milyar 630 milyon dolara yükseldi, açıktaki artış yüzde 277,1’i buldu.

2009’un Ocak-Kasım döneminde 21 milyar 424 milyon dolar olan dış ticaret dengesi açığı, 2010’un aynı döneminde yüzde 128,6 artarak, 48 milyar 984 milyon dolara çıktı. Dış ticaretteki bu artış, cari açığın yükselişinde belirleyici oldu.

Bu dönemde, 2009’un aynı dönemine göre ihracat (FOB) gelirleri yüzde 12,4 artarak 106 milyar 74 milyon dolara, bavul ticareti gelirleri de yüzde 6,7 artarak 4 milyar 671 milyon dolara yükseldi. Altın dahil ithalat (CIF) harcamaları yüzde 30,9 artarak 164 milyar 921 milyon dolara ulaştı.

Parasal olmayan altın kaleminde, 2009’un Ocak-Kasım döneminde 2 milyar 553 milyon dolar net giriş sağlanmışken, 2010’un aynı döneminde 434 milyon dolar çıkış gerçekleşti.

NET TURİZM GELİRİ AZALDI
Türkiye’nin 2009’un Ocak-Kasım dönemindeki net turizm gelirleri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,5 azalarak 15 milyar 203 milyon dolar oldu.

Hizmetler başlığının diğer önemli bir kalemi olan taşımacılık kaleminde, geçen yılın Ocak-Kasım döneminde 1 milyar 122 milyon dolar net giriş kaydedilirken, bu yılın aynı döneminde sadece 150 milyon dolar giriş sağlandı.

Yurtiçinde yerleşik inşaat şirketlerinin yurtdışında gerçekleştirdikleri inşaat hizmetlerinden kaynaklanan net döviz girişi de aynı dönemde 903 milyon dolardan 669 milyon dolara geriledi.

Yurtdışında yerleşik kişilerle gerçekleştirilen sigorta ve reasürans işlemlerine ilişkin verilerden oluşan sigorta hizmetleri kalemindeki net çıkış da 434 milyon dolar oldu.

Böylece, 2009’un Ocak-Kasım döneminde toplam 15 milyar 961 milyon dolar olan Hizmetler Dengesinin fazlası, bu yılın aynı döneminde yüzde 17,9 azalarak, 13 milyar 91 milyon dolara geriledi.

FAİZ GİDERİ AZALMAYA DEVAM EDİYOR
Ücret ödemeleri ve yatırım geliri kalemlerinden oluşan gelir dengesi kaleminde, 2009’un Ocak-Kasım döneminde 7 milyar 432 milyon dolar olan net çıkış, 2010’un aynı döneminde yüzde 6,6 azalarak 6 milyar 940 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Yatırım geliri kaleminin altında yer alan doğrudan yatırımlar kaleminde 2 milyar 483 milyon dolar, portföy yatırımlarında 534 milyon dolar net çıkış oldu, faizlerde ise 968 milyon dolar gelir kaydedildi.

Ocak-Kasım döneminde uzun ve kısa vadeli kredilere ilişkin faiz giderleri, bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 27,3 azalarak 4 milyar 774 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2009’un Ocak-Kasım döneminde 1 milyar 857 milyon dolar olan cari transferler kalemindeki net giriş, geçen yılın 11 ayında 1 milyar 203 milyon dolara düştü.

Alt kalemler itibariyle bu dönemde, Genel Hükümet kaleminde 442 milyon dolar, diğer sektörler kalemi altında yer alan işçi gelirlerinde 766 milyon dolar giriş kaydedildi.

SERMAYE GİRİŞİNDE BÜYÜK ARTIŞ
Bir önceki yılın Ocak-Kasım döneminde 7 milyar 260 milyon dolar olan net sermaye girişi, özellikle portföy yatırımlarındaki ve “ticari ve nakit krediler ile mevduatlardan oluşan diğer yatırımlar” kalemindeki yüksek düzeyli artışın etkisiyle yüzde 424,7 artarak, 2010’nun aynı döneminde 38 milyar 100 milyon dolara yükseldi.

2009 Ocak-Kasım döneminde 6 milyar 550 milyon dolar olan doğrudan yatırımlar, 2010’nun aynı dönemde 4 milyar 889 milyon dolara geriledi.

Bu dönemde portföy yatırımlarındaki yüzde 1.840 düzeyindeki artış dikkati çekti. 2009’un Ocak-Kasım döneminde 851 milyon dolar net sermaye girişi olan portföy yatırımları, 2010’nun 11 aylık döneminde 16 milyar 514 milyon dolara ulaştı.

Ticari ve nakit krediler ile mevduatlardan oluşan “diğer yatırımlar” kaleminde önceki yılın Ocak-Kasım döneminde 1 milyar 302 milyon dolar net çıkış gerçekleşmişken, bu yılın aynı döneminde 28 milyar 48 milyon dolar net giriş oldu.

Net hata noksan kaleminde, 2009’un Ocak-Kasım döneminde 3 milyar 778 milyon dolar olan döviz fazlası, bu yıl 3 milyar 530 milyon dolar oldu.

Net hata ve noksan kaleminde Kasım ayında gerçekleşen artış dikkati çekti. Kasım ayında hesap, 2 milyar 132 milyon dolar olarak belirlendi. Ekim ayında bu rakam, -701 milyon dolar düzeyindeydi. (AA)

Futbolda 2010’un iyileri belirlendi

Arjantinli Lionel Messi, ikinci kez “Dünyada Yılın Futbolcusu” seçildi. 23 yaşındaki “süper bücür” İsviçre’nin Zürih kentinde düzenlenen FIFA galasında, Barcelona’dan takım arkadaşları Xavi ve Iniesta’dan daha fazla oy olarak 2009’daki unvanını korumayı başardı. Daha önceki yıllarda da iki kez ikinci olan Messi, genç yaşına rağmen şimdiden Barcelona’nın efsaneleri arasında gösteriliyor. Takımı adına 150’den fazla gol atan, İspanya ligi ve kupasının yanı sıra Şampilonlar Ligi ve Kulüpler Dünya Kupası’nı kazanan Arjantinli yıldız, 2010 Dünya Kupası’nda ise fazla varlık gösterememişti. Ancak buna rağmen Dünya Futbol Federasyonları Birliği FIFA ve “France Football” adlı Fransız spor dergisinin 150 medya temsilcisi, aktif sporcu, teknik direktör ve yönetici arasında ortaklaşa düzenlediği ankette en fazla oyu almayı başardı.

Messi: Beklemiyordum

Ödül töreninde kısa bir konuşma yapan Lionel Messi, “Doğrusunu söylemek gerekirse bu kez birinci seçileceğimi beklemiyordum. Takım arkadaşlarım Xavi ve Iniesta ile birarada olabilmek bile çok güzeldi. Tabii birinci seçilmiş olmam muhteşem bir şey. Bu başarıyı dostlarımla, ailemle, Barcelonalılar ve Arjantinlilerle birlikte kutlamak istiyorum” dedi. Messi’ye ödülünü Barcelona’nın teknik direktörü Josep Guardiola verdi.

Yine yeni yeniden Marta

Kadınlarda ise Brezilyalı Marta, beşinci kez “Dünyada Yılın Futbolcusu” seçildi. 24 yaşındaki Brezilyalı yıldız, Alman futbolcular Birgit Prinz ve Fatmire Bayramay’ı geride bıraktı. “Bu gerçekten inanılmaz. Ödüle aday gösterilmek bile harika bir olay. Eminim şu anda benim yerimde olmak isteyen çok sayıda futbolcu vardır. 2010 benim açımdan çok başarılı geçti. Milli takımla birlikte Dünya Şampiyonası vizesi almayı başardık. 2011’de ülkeme dünya şampiyonluğunu kazandırmak için elimden gelen herşeyi yapacağım” diyen Marta’ya ödülü eski Amerikalı kadın futbolcu Julie Foudy ve FIFA Başkanı Sepp Blatter tarafından verildi.

Hocaların hocası Mourinho

Erkeklerde en iyi teknik direktör ödülüne, geçen sezon Inter’le olağanüstü başarılara imza atan Portekizli Jose Mourinho lâyık görüldü. Inter’e İtalya ligi ve kupasının yanı sıra Şampiyonlar Ligi’ni de kazandırdıktan sonra bu sezon başında Real Madrid’in başına geçen 48 yaşındaki başarılı futbol adamı, iki İspanyol rakibi Vicente del Bosque (İspanya Milli Takımı) ve Barcelona’dan Josep Guardiola’yı geride bıraktı. Mourinho’ya ödülünü veren Alman Kadın Milli Takımı Teknik Direktörü Silvia Neid ise “2010 Yılının En İyi Kadın Teknik Direktörü” olarak seçildi. Neid’a ödülünü, bir dönem Beşiktaş’ı da çalıştıran Vicente del Bosque verdi.

Fairplay Ödülü Haiti’ye

2010 Fairplay Ödülü’nü ise Haiti U17 Kadın Milli Takımı kazandı. Ödüle gerekçe olarak, ülkede geçen yıl ocak ayında meydana gelen şiddetli depreme rağmen U17 takımının, Dünya Şampiyonası grup eleme karşılaşması maçlarını oynaması gösterildi.

… ve yılın 11’i

Zürih’deki FIFA gala gecesinde 2010 yılının en iyi 11’i de açıklandı. Kendi mevkilerinde en fazla oyu olan futbolculardan oluşan “Rüya takımı” şöyle:

Iker Casillas (İspanya) – Maicon (Brezilya), Gerard Piqué (İspanya), Lucio (Brezilya), Carles Puyol (İspanya) – Xavi (İspanya), Andrés Iniesta (İspanya), Wesley Sneijder (Hollanda) – Lionel Messi (Arjantin), Cristiano Ronaldo (Portekiz), David Villa (İspanya)

© Deutsche Welle Türkçe

Yılın golü Hamit Altıntop’tan

0

2007 yılından bu yana Almanya Birinci Futbol Ligi (Bundesliga) takımlarından Bayern Münih forması giyen yıldız futbolcu Hamit Altıntop, “Dünyada Yılın Golü” ödülünü alarak büyük bir başarıya imza attı.

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği’nin internet sitesi FIFA.com’un kullanıcıları, Türk Milli Takımı’nın Euro 2012 elemelerinde Kazakistan ile oynadığı maçta, Hamit’in ceza sahası dışından rakip fileleri havalandırdığı voleyi, yılın en güzel golü seçti.

Hamit, attıkları gollerle FIFA kurulu tarafından ödüle aday gösterilen yıldız futbolcular Matthew Burrows, Linus Hallenius, Lionel Messi, Samir Nasri, Neymar, Arjen Robben, Siphiwe Tshabalala, Giovanni van Bronckhorst ve Kumi Yokoyama’yı geride bırakarak büyük bir başarı elde etti. Dünyanın en güzel golünü seçmek için yapılan oylamaya 1 milyondan fazla futbolsever katıldı.

Hamit Altıntop, Zürih’te düzenlenen törende ödülünü sürpriz bir isimden, yılın golünü yiyen Kazakistan kalecisi Andrei Sidelnikov’dan aldı.

Golü izmelek için: tıklayınız

“Gollerimin devamı gelecek”

29 yaşındaki yıldız futbolcu, ödül töreninin ardından FIFA internet sitesine verdiği demeçte, Kazakistan’a, kariyerinin en muhteşem golünü attığını, ödülü almaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Çocukluk yıllarından bu yana Ronald Koeman ve Ingo Anderbrugge’nin şutlarını kendisine örnek aldığını anlatan Hamit, “Uzak mesafeden şutlar konusunda yeteneğe sahip olduğum için çok mutluyum. Katar’daki Bayern Münih kampı sırasında yine benzer bir gol attım. İnşallah bu gollerimin devamı gelecek” dedi.

2004 yılından bu yana Türk Milli Takım formasını giyen Hamit Altıntop, Bundesliga’da 171 maçta 14 gol kaydetti. Hamit, 73 maça çıktığı Bayern Münih formasıyla 17 kez rakip fileleri havalandırdı.

FIFA’nın ünlü Macar futbolcu Ferenc Puskás anısına verdiği ödülü, geçtiğimiz yıl Cristiano Ronaldo kazanmıştı.


© Deutsche Welle Türkçe

Julian Assange bugün mahkemeye çıkıyor

0

Duruşma sırasında hakim, Assange’ın İsveç’e iade edilmesine dair resmi duruşmanın tarihine karar verecek.

Cinsel taciz suçlamaları dolayısıyla İsveç’te Assange hakkında tutuklama kararı çıkartılmıştı.

Assange masum olduğunu savunuyor ve hakkındaki suçlamaların siyasi olduğunu söylüyor.

Bugün yapılacak duruşma ise, basının yoğun ilgisi nedeniyle, daha büyük bir mahkeme salonuna taşındı. (BBC)

‘Kıvırcık Ali’ yaşamını yitirdi

Türk halk müziği sanatçısı Ali Özütemiz, bu sabah saat 05.30 sıralarında Çatalca ilçesinde trafik kazası geçirdi.

Edinilen bilgiye göre; Özütemiz, Beşiktaş’taki bir stüdyoda gece geç saatlere kadar kaset çalışması yaptıktan sonra Büyükçekmece Güzelce’de bulunan evine döndü. Özütemiz, saat 05.30 sıralarında evinden çıkarak Ankara’da katılacağı bir televizyon programına yetişebilmek için Atatürk Havalimanı’na doğru hareket etti. Ancak Özütemiz, 34 EJ 6117 plakalı cipiyle Tepecik bağlantı yolunda kaza yaptı. Çamur nedeniyle kayganlaşan yolda kontrolü kaybeden Özütemiz aracıyla takla attı. Araçta sıkışan sanatçıyı itfaiye ekipleri bulunduğu yerden çıkarttı. Fakat sağlık ekiplerinin tüm müdahalelerine rağmen Özütemiz kurtarılamadı.

Kazanın yerinin yakınındaki otoparkın sahibi Cafer Gaffaroğlu, “Bir patlama sesi duyarak hemen sesin olduğu yere koştum.Takla atan araçtaki kişiye yöneldim ama kendinde değildi. Sağlık ve itfaiye ekiplerine hemen haber verdim. Sağlık ekipleri kalp masajı yaptı ancak kendisini kurtaramadı” şeklinde konuştu.

Kazayı haber alan Özütemiz’in yakınları ve akrabaları Büyükçekmece Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne akın etti. Ünlü sanatçının hayatını kaybettiğini öğrenenler gözyaşlarına boğuldu. Ünlü sanatçının kazasından geriye ise hurdaya dönen cipi ve aracından fırlayan geçmiş döneme ait bir konser afişi kaldı. Özütemiz’in kaza yaptığı yolun çamurla kaplandığı ve bu nedenle oldukça kaygan olduğu gözlendi.

“Kıvırcık Ali” olarak bilinen Ali Özütemiz, 42 yaşındaydı.

‘REPERTUVARINI SEÇMİŞTİK’
İBER müzik şirketinin sahibi İbrahim Yılmaz, Kıvırcık Ali için albüm çalışması yaptıklarını belirterek, ”Repertuvarını seçmiştik” dedi.

Albüm çalışmalarını sürdüren sanatçının evinden Ankara’ya gitmek için ayrıldığını aktaran Yılmaz, ”TRT’ye gidiyordu. Albüm çalışmasını yapıyorduk. ‘Perişan Halim” adlı bir parçasını onaylamıştık, en son orada görüştük. Repertuvarını seçmiştik. Çok üzgünüz” diye konuştu.

Sanatçı Tolga Sağ ise kazanın çok tehlikeli bir yolda yaşandığını, tehlikenin hala devam ettiğini belirterek, ”Ali çok büyük bir sanatçıydı. Türk Halk Müziğini insanlara sevdirmeyi başardı. Çok çalıştı ve başardı. Ben en son yılbaşında telefonla görüştüm. Mekanı cennet olsun. İyi insandı” dedi.

Ferhat Tunç da Özütemiz’in, alçak gönüllü ve kendi alanında çok başarılı biri olduğunu söyledi.

Herkesin yardımına koşan sanatçının, gençlere destek olduğunu dile getiren Tunç, ”Sözün bittiği yerdeyiz. Çok acı bir olay. Böyle bir ölümü hak etmiyor. Çok üzgünüm” ifadesini kullandı.

Kazanın duyulmasının ardından, Ceylan ve Pınar Sağ’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda sanatçı hastaneye geldi.

Ali Özütemiz için yarın saat 13.00’te Avcılar Er Mahmut Dede Cemevi’nde tören yapılacak. Özütemiz’in cenazesi, törenin ardından defnedilecek.

Sanatçının resmi web sitesinde yer alan biyografisinden:
Gazino ve düğün salonlarında çalışmaya başladıktan sonra saçlarının uzun ve kıvırcık olmasından dolayı Kıvırcık Ali olarak anılmaya başlar ve 1988 de Şadıman Hanımla evlenir. Oğlu Eren ve kızı Ecemgül hayatına kocaman bir mutluluk getirirler. Bugün Eren 15, Ecemgül, 10 yasında. Hayat iste! Bugün bu evlilik sürüyor olmasa da Kıvırcık Ali’nin çocuklarına düşkünlüğü biliniyor. Ayrıca yokluğunu aratmayan Şadıman Hanımla da saygın bir ilişkisi var… 1990-91 yıllarında vatani görevini yapar. Askerden sonra artık kendi duygularını müzikal anlamda dile getirmeye başlayan sanatçı, besteleri kendisine ait olan ve zor koşullarda çalışıp kazandığı birikimi ile 1994-1998 yılları arasında 3 albüm yapar ama maddi imkansızlıklardan dolayı bu albümler piyasaya sürülemez.

1995’de İbrahim AKKAYA ve Mustafa YILMAZ ile birlikte Grup Turnalar’ı kurarlar. 1996’da ilk albümleri olan “Türkülerden Türkülere Yol Eyledik“ adlı albümle profesyonelliğe adım atar. 1998’de ikinci albümleri olan “Türküler Kimliğimiz” i çıkartırlar. Bu albümde müziği Kıvırcık Ali’ye ait olan “Turnalar” adlı eser de yer alır. 1983’ten bu yana maddi manevi desteğini esirgemeyen, hala prodüktörü olan, kirvesi ve can yoldaşım dediği İbrahim YILMAZ’ın desteğiyle 1999 yılında ilk solo albümü olan “Gül Tükendi Ben Tükendim” piyasaya çıkar. Kıvırcık Ali müzik ile iç içe büyüdü, emek verdi. Albümlerine gelince, her defasında ayrı bir tat ve renk alınıyor, dinledikçe dinlenesi gelen türküler ile dilini çözüyor gecelerin.

Müzik hayatına ilk adımını attığında yol göstericileri ve manevi destekçileri; Musa EROĞLU, Güler DUMAN, Edip AKBAYRAM olur. Kıvırcık Ali ise onların rehberlikleri doğrultunda kendini her daim geliştirerek, Türkiye’yi en ücra köşesine kadar dolaşıp konserler verdi. Almanya’ya o kadar çok gidip geldi ki, bir gün vizesinde problem çıkıp Almanya’ya giremeyince oradaki Türkler Alman Konsolosluğu’nu telefon yağmuruna tutar ve vizesindeki sorun giderilir. Müzik piyasası geleneksel kalıplarıyla başarısına akıl sır erdirememişse de aslında O’nun sırrı basit: Yüreğinin hüznünü, sevincini, burukluğunu, coşkusunu türküleri aracılığıyla dünyaya haykırmak.

O her kesime hitap ediyor; Solcusu, sağcısı, rockçısı, popçusu her kesimden dinleyeni var. İlk zamanlar ismi biliniyor ama kendisi bilinmiyordu. Şimdi ise tüm kitlelere hitabından dolayı herkes tarafından tanınıyor. Geniş bir dinleyici kitlesine sahip. Albümlerinde en az on eserin müziği kendisine ait. Bestelerini Edip AKBAYRAM ve Sibel CAN’ başta olmak üzere bir çok sanatçı seslendirmiştir. Kısa zaman içerisinde yurt dışındaki gurbetçilerimize konserler vererek, özellikle ozanlık geleneğini, Anadolu türkülerini içinde barındıran besteleri ve kendi tarzını ortaya koyan yorumuyla, ünü Avustralya ve Kanada’ya kadar ulaştı.

Kıvırcık Ali’nin serüveni “GÜL TÜKENDİ BEN TÜKENDİM”, “ISIRGAN OTU”, “ÜÇÜNCÜ GURBET” adlı albümleri ile başladı ve bu serüven, daha nice türkü üreteceğe benzer. Bilindiği üzere, özellikle Halk Sanatçısı, kendisine ve topluma yabancılaşmayan, öznel hayat tecrübesini sanatının gücüyle halkıyla bütünleştirebilen ve bu süreçte halkının duygularına da tercüman olabilmeyi başaran kişidir. Bu bağlamda Kıvırcık Ali, öznel dramlarını Türkülerimizin o inanılmaz deryası içinden gelen bir çoşkuyla “GERİYE DÖNÜN SENELER” isimli son albümüyle adeta bu mevsimde gönlümüze düşen, dördüncü bir cemre misali sürdürmektedir.

Zaten parlak yıldızlar, kendi mütavazi gölgelerinde, kendileri gibi olmaya çalışırlarken doğarlar. Nice duygu ve nağme tezatlarıyla gelen ve nice bir o kadar hayat kokan albümlere, Kıvırcık Ali….. (Ajanslar)