Ana Sayfa Blog Sayfa 5312

Yeşiller: Hrant’ı geri istiyoruz

Yeşiller Partisi tarafından Hrant Dink’in öldürülmesinin 4. yılı nedeniyle bir basın açıklaması yapıldı. Dün yapılan açıklamada herkes Hrant Dink’in öldürülüşünün dördüncü yılında Agos gazetesinin önünde yapılacak olan anma törenine katılmaya çağrıldı. Yeşiller Partisi Eşsözcüsü Yüksel Selek tarafından yapılan basın açıklaması şöyle:

“Hrant’ı geri istiyoruz!

Onu çok özlüyoruz.

Onu en son, dört yıl önce, AGOS’un önünde, vurulup düştüğü yerde görmüştük. O, Hepimiz Hrantız, Hepimiz Ermeniyiz! diyerek yürüdüğümüzde bizimleydi.

4 Yıldır Hrant Yok!

Dört yıldan bu yana,  soluk aldığımız atmosferi derin devletin tetikçileri zehirliyor ve her duruşmada sergilenen küstah şov sinirlerimizi törpülüyor.

Geçen her yıl, her duruşma sanki onu bizden biraz daha uzaklaştırıyor.

İşte, her şey ortada, tetikçiler, cinayet silahı, cinayeti önceden bilen yetkililer, belgeler her şey ortada, diyorlar. Bizi ortada olanla yetinmeye,  ölüm emrini verenleri aramaktan vazgeçirmeye çalışıyorlar.

Öyle görünüyor ki, AKP iktidarı da sonunda bükemediği eli öpüp derin devletle uzlaşmış, vesayet sisteminin üzerine gidişi buraya kadarmış…

Derin odaklarla işbirliği, iktidar olmanın gereğidir, diye düşünüyorlarsa, yanılıyorlar. Yakın tarihimiz, derin devlete, devlete egemen olduğunu sanan siyasal iktidarların acı son örnekleriyle doludur…

4 Yıldır Hrant Yok!

Hrant’ı savunanlara, tetikçileri yargılayanlara sesleniyoruz:

Dört yılda  gelinen bu karanlığı, bırakın onun  güvercin bakışları, sevgi dolu sesi aydınlatsın! Duruşmalarda artık o konuşsun! O şımarık, faşist, ırkçı, besleme tetikçileri gözümüze göstermeyin, konuşturmayın!

Siyasal İktidara sesleniyoruz:

Siz iktidarsınız, gereğini yapın! Hrant Davasında sanık iskemlesine oturmayı kabul etmeyin, üstünüze Hrant’ın kanı sıçramasın!

Yüksel Selek
Yeşiller Partisi Eşsözcüsü”

Prens Charles Hindistan’da Ekoköy Kuruyor

0

Türkiye’de “Milyoner” ismiyle gösterilen ve 2008 yılında en iyi film Oscar ödülünü alan Slumdog Millionaire filmini izlediğinden beri Hindistan’daki yoksullukla mücadeleye katkıda bulunmak istediği belirtilen Birleşik Krallık Wales prensi Charles’ın Hindistan’da bir ekoköy kurulması için çalışmalara başladığı öğrenildi.

Bangalor veya Kolkota bölgesinde inşa edilecek olan ekoköy toplam 15.000 yoksulu barındıracak ve bünyesinde okullar, atölyeler ve küçük ölçekli işyerleri de bulunacak. Toplam 100 dönümlük bir araziyi kapsaması beklenen ekoköyde yağmur suyunu toplayan entegre ağaç ve çatı sistemleri, permakültür ilkeleri ışığında tasarlanan kanalizasyon ve atık kontrol sistemleri gibi birçok öğreyi de barındıracak. Ekoköyün inşasına 2011 sonbaharında başlanması bekleniyor

Prens Charles bugünlerde çalışmalarına başlanan İngiltere’nin Dorset bölgesindeki Poundbury Ekoköyü’nün de tasarımcıları arasındaydı.

Prens Charles’ın ekoköyler konusunda başka projeleri de bulunuyor. İngiliz petrol devi BP’nin eski bir petrol rafinerisinin bulunduğu Neath Port Talbot bölgesinde de yapımının 20 yıl süreceği tahmin edilen, tamamlandığında “Coed Darcy” olarak adlandırılacak ekoköy toplam 4.000 evden oluşacak. Projede bugünlerde zemin çalışmalarına başlandı. Prensin kurucusu olduğu “The Prince’s Foundation” vakfı, BP ve Neath Port Talbot Bölge Meclisi’nin işbirliğiyle yürütülen projede ulaşımda yayalara öncelik verecek bir sistemin geliştirileceği ve yerleşimde yeşil alanlara geniş yer ayrılacağı belirtiliyor.

Ekoköyler konusunda deneyimli isim ve uzmanlar ise bu projeye temkinli yaklaşıyor. 4.000 evlik bir projenin ekoköylerin çekirdeğini oluşturan doğrudan sosyal ilişkiler ve “topluluk” kavramıyla örtüşmesinin çok zor olduğu belirtiliyor. Projede yenilenebilir ve yerel enerji üretimden şimdilik bahsedilmemesi de kafalarda soru işaretleri uyandırıyor. Bölgenin sakinlerinden biri “Burada bir ekoköy olacak diyorlar ama bence bu kocaman bir toplu konut projesinden başka bir şey değil” diyerek kuşkularını ifade ediyor.

(Yeşil Gazete, Ecorazzi.com)

Kardeşim misin Hrant ?

Bugün 19 Ocak 2011, Hrant’ın aramızdan ayrılışının yarın dördüncü yıldönümü. Benim ise Hrant’ın arkadaşı olma şansı olmadı. Onu hiç görmedim. Sadece BirGün’de yazdığı dönemde yazılarını takip ettim.

Bu Pazar, yani 16 Ocak günü Star Tv’de Behzat Ç. dizisinde bir profosörün öldürülme senaryosu üzerinden, katilin kafasındaki beyaz bere ile, Hrant’ın öldürülmesine birebir atıfta bulunuldu. Öncesi, sonrası yapılan atıf harika idi. Nasıl ve hangi yöntemle cinayetin aydınlatılmaya çalışıldığı da.

Olayı önce sıradan bir cinayet gibi algılatıldı, sonrasında başka konular ağırlık kazanıverdi. Ve orada adam da tıpkı Hrant gibi tedirgindi. Dizi en apolitik, referansları bilmeyen insanın bile anlayacağı biçimde kurgulanmıştı. Erdal Beşikçioğlu yine gözümüzde bir numara olurken, bu diziyi neden sevdiğimizi bir kere daha kanıtladı bize.

***

1970’li yıllar. Aksaray günleri benim çocukluk günlerim. Aksaray kozmopolit bir yerdir. Alevisi, Kürdü, Türkü olan bir kent. Benim çocukluğum ise Birleşmiş Milletler gibi. Yörük bir anne. Kürt bir yenge, Ermeni bir bakıcı, Çerkez bir ilkokul bir öğretmeni. Bir gün Kürt düğünündesinizdir, bir gün evde topik pişer, bir gün Yörük yemeği. Çerkez öğretmenin eşini kaybedince ise yasa girerek ömrünü uzun yıllar, yas süreci ile geçirir. Tüm bunlar insan mozaiğini nasıl güçlendirir, nasıl hoşgörülü yapar yıllar sonra anlarsın.Çocukluk yıllarındaki bu süreç sana ciddi zenginlikler kazandırır.

***

Ve o meşhum gün. 19 ocak 2007 Hrant’ın öldüğü gün. Ortak arkadaşlarımızın içindeki büyük üzüntü. İçlerindeki öfke. İster istemez içine girdiğimiz yas ortamı. Annem bu halimi görünce birden döndü ve “Sizin kökenleriniz Ermeni asıllı olabilir” dedi. “Nasıl olur?” dedim. Dedem bürokrat. Üstelik adam kaymakam. Annem, babamın köyü’nün yani Mamasun’un dedimin dedelerinin köyü olduğunu, Mamasun’un ise Ermeni bir rahip olduğunu, neden bizim ailenin lakabının falanca olduğunu düşünmemi istedi. Ve ekledi Küçük Hanım, çok zeki olabilirsin ama bunları atlama. Git o cenazeye katıl. O zaman neden bizim evde Gulu Teyze’nin olduğu anladım. Evet bir bakıcı olabilirdi belki ama kimbilir annem özelikle istemişti. Hep sevdiğim minnacık bir kadındır Gulu Teyze. Sıcacık, samimi ve merhametli. O gün daha çok sevmiştim ben de çokca emeği olan Gulu Teyzemi.

Ben o cenazeye gidemedim. Hiç bilmediğim bir geçmiş karşıma çıkmıştı. Babam ve dedem Türk kimliğini kabul etmişlerdi. Ama o gün anlamıştım, bizim isimler, daha sonraki yıllarda bana pat diye sorulabileceği gibi, özelikle bizden önceki kuşaklarda, Ermeni isimleri idi. O gün anlamıştım neden kendilerinden kız aldıklarını. Aslında ben tüm bunları babamla konuşmak istiyorum. Ama babam yoktu.

Sonrasında Ermenice öğrenmeye başladım. Oysa baştan bilmeliydim. Tanıdıkça Ermeni kültürünü sevdim. Hrant’ı ise daha fazla sevmeye başladım. Sağlıklı düşünen, beyni özgür, yüreği özgür biriydi. Oysa bu ülkede, bu kadar özgür insanın varolması isyanlar çıkarabilirdi. Hrant gibi insanların çok fazla sevilme şansı yoktu. Onlar her iki tarafa da eşit mesafe ile yaklaşıyor ve objektif düşünüyordu. Her iki tarafa da verdikleri ödünler yoktu. Kendisi kalmaya, kendi şarkılarını çalmaya çalışıyordu Hrant; ruhu güvercin tedirginliğinde ama sevginin önünde eğilerek, devrime olan inancını yitirmeden. Onu öldürmek, aslında bu tarz düşünenlere bir tür sus payı demekti. “Bakınız, sizleri de vururuz” deyişiydi bu. Yaptılar, ama korkutabilirdi? Sanmam. Zira bir gider, bin geliriz diyor ya şair Hasan Hüseyin, aynı öyle oldu. Binlerce Hrant yarattılar.

Kardeşşimisin Hrant demiştim ya baştan, evet öylesin. Ermeni olsam da, olmasam da. Yada bunu çok geç öğrensem de, sonuna kadar kardeşimsin. Ve rahat uyu, güvercinlere kimse zarar veremeyecek.

Pakistan’da Deprem

Pakistan’nın güney batısında, Afganistan sınırı yakınında 7.4 şiddetinde deprem meydana geldi.

Depremin büyüklüğüne rağmen; yerleşim merkezlerinden nispeten uzak olması ciddi zararların ortaya çıkmasını engelledi.

Depremin meydana geldiği bölgedeki Dalbandin şehrinin polis şefinin açıklamalarına göre herhangi bir ölüm yok. Sadece bazı binaların duvarları yıkılmış.

2005 yılında Pakistan’ın kuzeyinde Kaşmir Bölgesini vuran depremden ve 2010 yılında yine aynı bölgeyi vuran selden sonra bu son depremle Pakistan son 10 yılda üçüncü defa büyük bir felaketle karşılaşmış durumda.

7.6 şiddetindeki Kaşmir depremi 70.000 kişinin ölümüne yol açmıştı; beş yıl sonraki sel felaketinden de yaklaşık 1.5 milyon insan etkilenmişti.

(Reuters – Yeşil Gazete)

Tabiatı Koruma Kanunu’na karşı Ankara’da buluşuyorlar

Son dönemlerde Türkiye çevre hareketi tarafından yoğun biçimde eleştirilen Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu’na karşı 24 Ocak 2011 tarihinde TBMM önünde bir basın açıklaması gerçekleştirilecek. Çağrı metnini aşağıda bulabilirsiniz:

Anadolu Doğasını Katledecek “Tabiat Kanunu”na Karşı Ankara’da Buluşuyoruz

Biz, aşağıda adı geçen gruplar, 24 Ocak 2011 tarihinde Saat:11:30’da Ankara’da TBMM’nin önünde Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı’nı protesto etmek için biraraya geliyoruz. Basın açıklamasında aşağıdaki grupların çoğunun bileşeni olduğu Türkiye Su Meclisi de dahil olmak üzere hiçbir oluşumun bayrağı veya ismi kullanılmayacaktır. Katılımcılar yalnızca “vermeyeceğiz”  ana mesajı altında birleşecek ve hiçbir oluşumun kimliği ön plana çıkarılmayacaktır.

Basın açıklamasının üstbaşlığı “Anadolu’yu vermeyeceğiz” olacaktır. Vadilerden veya Türkiye’nin diğer bölgelerinden gelenler “vermeyeceğiz” vurgusunu güçlendiren “Göksu’yu vermeyeceğiz”, “Tuz Gölü’nü vermeyeceğiz” gibi pankartlar taşıyacak ve isteyen katılımcılar kendi yerel kıyafetleri ile bu simgesel eyleme katılacaktır. Açıklama sırasında hiçbir siyasi slogan atılmayacaktır.

Toprağımızı, suyumuzu, zengin çeşitliliğe sahip Anadolumuz’u yok edecek bu kanun tasarısına karşı bir arada duruş sergilemek, beraber mücadele etmek için destekçi olarak aşağıdaki listede yer almak isterseniz lütfen bize bildirin. Aramıza katılan yeni destekçiler tüm katılımcılara duyurulacak ve ekteki postere isimleri eklenecek şekilde güncellenecektir.

Katılım için: [email protected]

Sizleri de aramızda görmek dileği ile.

Saygılarımızla,

Aksu Vadisi Platformu

Alakır Nehri Kardeşliği

ARÇEP Artvin Çevre Platformu

Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneği

Atlas Dergisi

Batı Akdeniz Çevre Platformu

Bartın Platformu

Başkent Rize İkizdereliler Kültür ve Dayanışma Derneği

Basuad

Bozkır Çevre Derneği

Buğday Derneği

Büyük Menderes Platformu

Camili Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği

Camili Köyler Birliği

Cide Doğa Derneği

ÇEKÜL Vakfı

Dersim Çevre Girişimi

Doğa Aktiviteleri Grubu

Doğa Derneği

Doğa Emanetçileri Çevre Eğitim Derneği

Doğa Eylem Gücü

Doğa Kültür ve Yaşam Derneği

Doğal ve Kültürel Çevre İçin Yaşam Girişimi

Doğu Karadeniz Çevre Platformu

EDGE Ekstrem Doğa Sporları ve Gezi Ekibi

EgeDoğa

Ersizlerdere Yardımlaşma Dayanışma Ekonomik Kalkınma ve Ekoturizm Derneği

Fırtına Vadisi

Gola Kültür Sanat ve Ekoloji Derneği

Gümüşhane Torul Dereleri

Hayvan Hakları Federasyonu

Hemşin Sosyal Sorumluluk ve Gelişim Derneği

İç Anadolu Çevre Platformu

İkizdere Derneği

İstanbul S.O.S

Kardoğa Federasyonu

Karşı Bisiklet

Konyaaltı Dostlar Derneği

Loç Vadisi Koruma Platformu

Macahel Vakfı

Malatya Kırsal Kalkınma Derneği

Mardin Çevre Ekoloji ve Yaban Yaşamı Destekleme Derneği

Muratpaşa Dostlar Derneği

Ordu Temiz Enerji Platformu

Papart Dereleri Platformu

Rize Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği

Salarha Deresi Çevre Koruma Derneği

Samsun Doğa ve Yaban Hayatı Koruma Derneği

Sarıkeçililer Derneği

Selçuk Üniversitesi Kuş Gözlem Topluluğu

Senoz Vadisi

Serdarlı, Bağbaşı, Pehlivanlı Doğa Yaşam Derneği

Seyfe Gölü Ekoloji Derneği

Sinop Çevre Dostları Derneği

Slow Food Fikir Sahibi Damaklar

Slow Food Yağmur Böreği

Solaklı Vadisi ve Ekolojik Yaşamı Koruma Derneği

Sualtı Araştırmaları Derneği

Sulukule Platformu

Symbiosis Derneği

TEMA Vakfı

Tokat Merkez ve İlçeleri Sosyal Dayanışma Eğitim ve Kültür Derneği

TTKD Aksaray

TTKD Hatay

Tüketici Dernekleri Federasyonu

TÜRÇEK

TURÇEV

Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü

Uşak Sportif Olta Balıkçılığı ve Su Hayatını Koruma Derneği

Van Gölü İnisiyatifi Derneği

Yenişehir Çevre Platformu

Yenişehir Doğal Hayatı ve Hayvanları Koruma Derneği

Yeşil Artvin Derneği

Yuva Derneği

Yuvarlakçay’ı Koruma Platformu

(Yeşil Gazete)

Unutuyor muyuz, alışıyor muyuz?

Kaybettiğiniz bir yakınınızı düşünün, onun artık olmayacağını anladığınız o ilk an’ı!

Şimdi 19 Ocak 2007 gününü düşünün, Hrant’ın aramızdan çalındığı o günü…

Hrant’ın ölümü bu ayrımda gizli bir yas. Hrant’sız bir hayatın birçok kişide karşılığı var o an’dan sonra. Onun ölümü bir yakınımızı kaybetmişiz özlemi yarattı hepimizde. O ölümünden sonra hayatımıza ağlamayı bilen, türkü söylemeyi seven, sarıldı mı kemikleri kıracak kadar sarılan adam olarak giriverdi. Sadece öldürülen bir gazeteci değildi artık. Rakel’in hayat arkadaşı, Arat, Delal, Sera ve Karolin’in babası, Nora ve Nare’nin dedesi Hrant… Hepimizin arkadaşı Hrant…

Ölüm alışması zor bir gerçeklik; yokluğu anlamak çok zor. Yokluğuna dayanamayacağımız nice şey, insan yok oluyor da hayatımızdan yaşamaya devam ediyoruz.

Hrant aramızdan çalınalı 4 yıl oldu. Hrant 4 yıldır yok! Bu sene kendimi onun vurulduğu yerde kaç kişi olabileceğiz acaba diye düşünürken buldum ve çok utandım. Utandım çünkü onun yokluğuna ve bir daha olmayacağı gerçeğine alışmaya başladığımızı fark ettim. Günlük hayatın zorunlulukları çoğumuz için onun ilk öldürüldüğü zamanki gibi ikincil olmayacaklar. Bizler onun yokluğuna alıştırılanlarız. Hrant artık mahkemelerinde ve yıl dönümlerinde “köşe”lerde anılan, haberleştirilen olacak, oluyor…

Geçen ay İngiltere’de, Yunanistan’da, İtalya’da sokaklar yanıyordu. Bugün Tunus, Cezayir, Ürdün ayakta. Avustralya’da, Brezilya’da, Güney Afrika’da meydana gelen seller günlük hayatın rutinleriymiş gibi bize aktarılmakta ya da adsızlaştırılmakta. Her geçen gün yeni bir yasak ekleniyor hanemize daha birine ayılamazken! Ortalığı cehennem yerine çevireceğini düşündüğümüz Wikileaks şeffaflığı bile bir paylaşım rutinine dönüşmüş durumda “zaten biliyorduk” dediğimiz. Daha da fenası belgeleri süzgeçten geçirirken bizlerin de belirlenmiş dünya sınırları içerisinde hareket ediyor oluşumuz. Buraların “yakıcı” gündemlerine değinmeden gazetelerden derleme bunlar var önümüzde. Bilginin ulaşılabilirliği korkunç kabullenişi beraberinde getiriyor. Hayatın hızı değişimin hızının gerisinde kalıyor ya da “değişim” denilen canavar iyi bir birikimci bir gün patlamak için sinsice gizlenen…

Ve Hrant diyorum kendime 19 ocak 2007’den beri. Ya Hrant? Bu hızın içinde bizim şaşkınlığımızdan faydalanmaya çalışan kan emiciler bunlar. Orwell’in 1984’ünde olmaya imreniyor insan, çünkü bütün belgeler, failler göz önündeyken oluyor bütün bu olup bitenler. Hiç yoktan 84’te belgeler tahrif ediliyor da hafıza yenileniyor. Bildiğiniz hiçbir şeyi bilmiyorsunuz. Ya biz? 2004’te planlanan, 2006’da alenileşen, 2007’de uygulanan bir “şey” var karşımızda. Buna “şey” demek geliyor içimden. Hrant’ın öldürülüşünü “cinayet”, “katliam” gibi tanımlarla anlatıp normalleştirmek hiç ama hiç gelmiyor içimden. Hayat hırsızlığı belki de bu! Hrant’tan, yakınlarından, bizlerden çaldılar da onu bilinen her şeyi yokuşa sürmeleri onsuzluğa alışmamızı, onu unutmamızı istemelerinden.

Hrant 4 yıldır yok a dostlar ve bir daha hiç olmayacak. Onlar istiyorlar ki onun yokluğu yok olsun. Buna izin vermemek için, Hrant’sız bir hayatın mümkünsüzlüğünü bir kez daha haykırmak için, Hrant’la dost, arkadaş kalabilmek ve kendimize karşı daha dürüst olabilmek için 19 Ocak Çarşamba günü onun vurulduğu yerde, AGOS’ta buluşalım onun aramızdan çalındığı o saatte, 3’te! Yokluğu yok olmasın diye…

Total’den “total” doğa yıkımı!

Fransa’nın güneydoğusu için “yılın olayı” bu olacak gibi gözüküyor. Gezegen üzerindeki petrolün azalması üzerine yeni enerji arayışları içindeki Total, Fransa’nın Montpellier kenti yakınlarında kaya gazı ve kaya petrolü yatağı bulmayı umuyor.

Sorun şu ki bu enerji kaynaklarını yeryüzüne çıkartmak için kullanılan yöntem doğa için tam bir yıkım. Teknik, yerin 2000 metre altındaki kayalarda hapsolmuş gazın yukarı çıkartılması için büyük bir basınçla kayanın içine pompalanacak bir sıvı sayesinde çatlaklar yaratmak üzerine kurulu. Bu “mini-depremleri” yaratabilmek için üç bileşene ihtiyaç var: Çok büyük miktarda (15 000 – 20 000 m3 arasında) su, kayaya saldırması için 500’den fazla kimyasal ürün ve yaratılan çatlakların kapanmasını önlemek için mikro bilyeler. Amerika Birleşik Devletleri’nde bu tür fosil yakıtın çıkartılmasının faturası korkunç oldu çünkü kimyasal ürünlerle yüklenen su yeraltı suyuna karıştı ve çevredeki şehirlerin içme suyu kaynaklarında ciddi kirlenmeye neden oldu. Buna yaşanan hava kirliliği, manzaranın bozulması ve doğal alanların tahribi de eklendi. Hükümet, kimseye danışmadan ve bilgi vermeden bu yöntemin kullanıldığı aramalar için aralarında Total’in de bulunduğu bazı Fransız ve Amerikan şirketlerine izin satmış durumda.

Nant, Montpellier ve Nîmes arasında kalan üçgenin kaya petrolü açısından zengin olduğu sanılıyor. Europe Ecologie’nin bölge sorumlusu Jean-Louis Roumégas tehlikeye şu sözlerle dikkat çekiyor: “Bir buldular mı, Montpellier için felaket olur.”

Yerel ekolojist örgütlerin oluşturduğu bir platform kaya petrolü üretim yönteminin durdurulması için harekete geçmiş durumda. Fransa Yeşiller Partisi (Europe Ecologie – Les Verts) de platformun bir bileşeni olarak mücadeleye destek veriyor. Partinin internet sayfasından basın açıklamasına (Fransızca) ve imza kampanyasına ulaşabilirsiniz.

http://montpellier.europe-ecologie.net/2011/01/12/petition-contre-lexploitation-des-gaz-de-schiste/

(Direct Montpellier gazetesinden ve EELV internet sayfasından derlenmiştir.)

Yoksula 600 TL destek

CHP’nin ekonomi hedeflerini belirlediği yeni programına göre yoksulluk haritası çıkartılacak, asgari düzeyin altında geliri olan hanelere ayda 600 TL ödenecek.

CHP’nin ekonomi hedeflerini belirlediği yeni programına göre her yıl ortalama 700 bin kişiye sağlanacak yeni istihdamla birlikte işsizlik Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023’te yüzde 6’ya düşürülecek. Gelir vergisi oranları farklılaştırılırken ücretlilerden alınan vergi yükü azaltılacak, mazottaki ÖTV kalkacak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin ekonomi programını bugün yirmiye yakın akademisyenle masaya yatıracak. Toplantıda Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak tarafından hazırlanan “Üreten ve Zenginleşmeyi Halkına Yayan Türkiye Programı” her yönüyle tartışılacak.

Ana ilkesi “Hedefimiz üreten ve halka yayılan zenginleşmeyi öngören bir ekonomik düzendir” olarak belirlenen programın taslağını Cumhuriyet edindi. Önümüzdeki ay kamuoyuna açıklanması planlanan program taslağında yer alan başlıklardan bazıları şunlar:

Cumhuriyetin 100. yıldönümü 2023’e kadar yılda yüzde 7 büyüme artışı. 2023 yılında iki trilyon dolar gayri safi yurtiçi hasıla. 2023’te 25 bin dolar kişi başı gelir. Her yıl ortalama 700 bin kişiye istihdam. 2023’te işsizlik yüzde 6’ya düşürülecek.

İŞTE ÖNCELİKLER
Taslak programda, CHP’nin önerdiği ekonomi modelinin stratejik öncelikleri şöyle sıralandı:

İthalat ve dış tasarruflara bağımlılık yaratan büyüme stratejisi gözden geçirilecek
Dışa açık ancak sermaye hareketlerindeki dalgalanmalara dayanıklı, üretimi ve işgücünü seferber eden, yurtiçi tasarufu arttıran yeni büyüme stratejisine geçilecek.
Kadınların ve gençlerin üretime katılmalarına imkân sağlanacak.
Sanayi ve dinamik hizmetler öncülüğünde büyüme.
Kısa ve orta vadede büyümenin motoru ihracat olacak.,
Piyasaların başarısız olduğu alanlarda kamu müdahale ve denetiminin akılcı ve dengeli kullanılmasından çekinilmeyecek. Özellikle bölgesel gelişmişlik farklılıklarının giderilmesi ve yoksullukla mücadelede kamunun potansiyelinden faydalanılacak.

VERGİ YÜKÜ DÜŞECEK
Ekonomi programının en önemli ayaklarından birini oluşturan ‘maliye ve para politikası’ alanında CHP halka şunları vaat edecek:

Kamunun borç yükü yüzde 40’ın altına çekilecek.
Meclis’ten yetki almadan bütçe ödeneklerinin aşılması engellenecek. Meclis’te kesin hesap komisyonu kurulacak ve başkanı muhalefetten olacak.
Kamu harcamaları büyüme, istihdam ve verimlilik arttırıcı alanlara yönlendirilecek ve borçlanma dışı kaynaklarla harcamaların finansmanı esas olacak.
Vergi kayıp ve kaçakları en alt seviyeye indirilecek.
Kamu ihale sistemi uluslararası standartlara getirilecek.
Adil olmayan dolaylı vergi ağırlıklı yapı değiştirilecek.
Gelir vergisi oranları farklılaştırılacak. Ücretlilerin vergi yükü düşürülecek.

İŞ KURANA ÖZEL KREDİ
CHP ekonomi programının ana unsurlarından biri olan istihdamın korunması ve işsizliğin giderilmesi konusunda da topluma şu sözler veriliyor:

Çalışma hayatının kuralları Uluslararası Çalışma Örgütü normlarına uyumlu hale getirilecek.
KOBİ’lerin finansal kaynaklara ulaşımı kolaylaştırılacak.
Ziraat Bankası ve Halk Bankası özelleştirilmeyecek, çiftçi ve esnafa destekleri sürdürülecek.
Yeni iş kuran girişimciler özel kredi ile desteklenecek. Ar-Ge teşvik edilecek.
Kadın girişimcilere pozitif ayrımcılık uygulanacak.

Her ilde ihtiyaç olan mesleklere yönelik meslek analizleri hazırlanacak. Meslek eğitimi bu analizlere göre şekillendirilecek. İşini kaybedenlere yeni beceriler kazandıracak kısa vadeli eğitim programları hazırlanacak. Teknik meslek lisesi ve yüksek meslek okulundaki gençlerin tam zamanlı, sigortalı sayılması yoluyla mesleki teknik eğitim özendirilecek.

Yoksullukla mücadele için kamu sosyal harcamalarına öncelik verilecek. Vatandaşlık numarası ve adrese dayalı nüfus kayıt sistemiyle her türlü yardıma ilişkin envanter oluşturularak Türkiye’nin yoksulluk haritası çıkartılacak.
Nakit para yardımları kadınlara ödenecek. Asgari seviyenin altında geliri olan her haneye ayda en az 600 lira aile sigortası ödemesi yapılacak.

BANKA KREDİLERİNE BÖLGESEL DENGE
Banka kredilerinin bölgesel temelde adil dağılımı için mekanizmalar devreye sokulacak. Firma birleşmeleri ve stratejik ortaklıkların kurulması teşvik edilecek. Ücret üzerindeki vergi ve sosyal güvenlik primi yükümlülükleri indirilecek, enerji, ulaştırma, haberleşme maliyetleri aşağı çekilecek.

Bölgesel gelişmişlik farklarını azaltan bir teşvik sistemi kurulacak. Yatırım ortamının iyileştirilebilmesi için piyasaya giriş ve çıkış üzerindeki yükler hafifletilecek. Yerli ve uluslararası girişimciler arasında ayrım yapılmayacak. (Cumhuriyet)

Aştiyani kurtuldu

0

İran’da Sakine Muhammedi Aştiyani’nin idam cezasının 10 yıl hapse çevrildiği belirtildi.

Aştiyani, zina ve eşinin ölümüne yardımcı olmak suçlarından recm yani taşlanarak öldürülme cezasına çarptırılmıştı. Uluslararası toplumun yoğun baskısıyla bu ceza geçen yıl idama çevrilmişti.

Son olarak İran Meclisi İnsan Hakları Komisyonu Başkanı, Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff’e bir mektup göndererek Aştiyani’nin idam cezasının 10 yıl hapse çevrildiğini bildirdi.

43 yaşındaki Aştiyani’nin ölen eşinin ailesi kendisini affettiği için cezanın hapse çevrildiği belirtildi.

İran’da son üç haftada 47 kişi idam edildi. Bu her 8 saatte bir kişinin idam edildiği anlamına geliyor.

İdam edilenler arasında PKK’nın İran’daki kolu PJAK’a üye bir kişi de var.

İnsan haklar örgütleri, İran’ın idamlara hız vermesine tepki gösteriyor. (Ntv)

Hrant Dink İstanbul ve Ankara’da anılacak

Gazeteci Hrant Dink öldürülmesinin dördüncü yılında gazetesi Agos’un önünde anılacak. Anma 19 Ocak Çarşamba günü saat 15.00’da düzenleniyor.

Cinayetin ardından sorumluluların bulunması ve cezalandırılması için biraraya gelen Hrant’ın Arkadaşları’ndan yapılan yazılı açıklamada “Dört yıldır adaleti, hukuku vicdanı arıyoruz, bulamıyoruz. Dört yıldır yargıyı hükümeti, meclisi arıyoruz; bulamıyoruz” denildi.

“Bebekten katil yaratan karanlığa ışık tutmayanlar o karanlığı istiyor demektir. O karanlığı hep birlikte ortadan kaldıralım.”

Konferans

Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı’nın bu yılki konuşmacısı Michael Cashman.

Cashman’ın “Düşün ki Yabancı Sensin: Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transcinsiyet Bireylerin Haklarını Savunmak” başlıklı konuşmasına bu sene Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, Sosyoloji ve Tarih bölümleri evsahipliği yapıyor. Cashman’ın İngilizce yapacağı ve simültane olarak Türkçe’ye çevrilecek olan konferans, 14 Ocak Cuma günü saat 15:00’te, Albert Long Hall’da (BTS) gerçekleştirilecek.

Ankara’da etkinlikler

Dink’i anmak üzere 14-19 Ocak arasında Ankara’da da bir dizi etkinlik yapılacak.

14 Ocak, 18.00: Panel: “Adalet Yok… Rahip Santora, Hrant Dink, Zirve Yayınevi… ”

Av.Hakan Bakırcıoğlu, Av.Orhan Kemal Cengiz, Hayko Bağdat, Kemal Gökhan Gürses

Yer: TMMOB Mimarlar Odası Konur Sokak. No: 3 Kızılay / Ankara

15 Ocak, 13.30: “19 Ocak 2007/ Serbest Kürsü”

Temel Demirer, Sibel Özbudun, Tanıl Bora, Mehmet Bekaroğlu, Ayhan Bilgen, Aylin Aslım, Sırrı Süreyya Önder, Emrah Serbes…

Yer: AÜ SBF Cebeci Kampüsü

15 Ocak, 17.00: Sokak Etkinliği: Sergi (Örtemediklerimiz: Hrant)

Mimar M. Mükremin Barut

Yer: Konur Sokak, Kızılay / Ankara

16 Ocak, 14.00: Sokak Etkinliği

Ritm: Kaldırım

Yer: Konur Sokak, Kızılay / Ankara

16 Ocak, 16.00: Film Gösterimi,

19 Ocak’tan 19 Ocak’a , 45′. Yön: Ümit Kıvanç

Kırlangıcın Yuvası, 24′. Yön: Şehbal Şenyurt

Yer: Ankara Tabip Odası Mithat Paşa Cad. 62/18, Ankara

17 Ocak, 13.00: Tililili Dinletisi

Yer: HÜ. Sanat Tarihi Öğrencileri Birliği Beytepe / ANKARA

17 Ocak, 16.00: Sokak Etkinliği : Hrant’a Söyle

Yer: Konur Sokak, Kızılay / Ankara

17 Ocak, 18.30: Toplantı: 1915’ten 2007’ye

Yer: DSİP – Konur Sokak 14 / 13 Kızılay / Ankara

17 Ocak, 15.00: “Hrant Dink Memorial Lecture”

Yer: ODTÜ Kültür Kongre Merkezi, A salonu, Ankara

18 Ocak, 16.00: Sokak Etkinliği: “Hrant İçin Resim Atölyesi”

Yer: Konur Sokak, Kızılay / Ankara

18 Ocak, 16.00: Film Gösterimi:

Hrant Dink Cinayeti, 1,20′ Yön: Osman Okkan-Simone Sitte

Yer: Ankara Tabip Odası Mithat Paşa Cad. 62 / 18, Ankara

Sokak Etkinliği, Fotoğraf Sergisi Performanslar

19 Ocak, 15.00: Performans

“19 Ocak 2007, Saat: 15’de”

Yüksel Cad.

19 Ocak, 18.00: Yürüyüş

“Dört Yıldır Hrant Yok”

Yer: Ziya Gökalp Blv. SSK İşhanı Önü

19 Ocak, 12.00: Basın Açıklaması ve “Kırmızı Masal: Bu Adalet Bu Mülkün Temelidir”

Sahne Dışı Sokak Tiyatrosu – Yürüyüş Bitiminde

Yer: Konur Sokak, Kızılay / Ankara (Bia)