Ana Sayfa Blog Sayfa 5313

Real’den Konyaspor’a

0

Konyaspor, bir dönem Real Madrid formasını giyen İspanyol Alvaro Perez Mejia’ı transfer etti.

Kulübün resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, Fransa 1. Lig takımlarından Arles Avignon’un İspanyol defans oyuncusu Alvaro Perez Mejia ile her konuda anlaşma sağlandığı bildirildi.

Açıklamada, dün akşam Konya’ya gelen 29 yaşındaki oyuncunun, sağlık kontrolünden geçtikten sonra Konyaspor ile resmi sözleşme imzalayacağı belirtildi.

2001-2007 yılları arasında Real Madrid forması giyen Mejia, daha sonra transfer olduğu İspanya ligi takımlarından Murcia’da 3 sezon mücadele etmiş, sezon başında da Arles Avignon’a transfer olmuştu. (Ntv)

Protestocu liselilere 3 gün uzaklaştıma

İstanbul Sarıyer Behçet Kemal Çağlar Lisesi’ndeki kantin boykotuna katılan lise öğrencilerine 3 günlük okuldan uzaklaştırma cezası verildi. Cezanın gerekçesi ‘canlı yayına katılmak’.

Sarıyer Halkevleri tarafından yapılan açıklamada kantin boykotuna katıldıkları belirlenen öğrencilerin bugünden itibaren 3 gün süreyle okuldan uzaklaştırma cezası aldıkları bildirildi.
Açıklamada şöyle denildi: “Basına ve kamuoyuna simitli boykot olarak yansıyan, Sarıyer Behçet Kemal Çağlar Lisesi’ndeki kantin boykotu öğrencilerin kazanımı ile son bulmuştu. Kantin boykotuna katılan öğrenciler okul idaresinin açmış olduğu soruşturma sonucunda bugün itibariyle üç günlük uzaklaştırma cezası aldılar. Uzaklaştırma cezasının gerekçesi basına açıklama yapmak ve canlı yayına katılmak olarak gösterilmekte.”

Açıklamada uzaklaştırma cezası alan öğrencilerin ailelerinin karara tepkilerini yarın bir basın açıklamasıyla duyuracakları belirtildi. (dha)

Hizbullah lideri mezarında anıldı

Polisle girdiği çatışmada öldürülen Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu mezarı başında anıldı.

Tahliyelerle gündeme gelen Hizbullah örgütünün lideri Hüseyin Velioğlu, Batman Seyitler Mahallesi Bozoğulları Mezarlığı’ndaki mezarı başında ilk kez anıldı. Sabah saatlerinde mezarın başına gelip dua eden bir gruptan sonra, bu kez Velioğlu’nun ağabeyi Hayrettin Velioğlu ve yakınlarından oluşan yaklaşık 30 kişi mezarlığa gelerek mezar başında anma törenini gerçekleştirdi.

Kadın ve erkeklerden oluşan grup, dua edip yasin okuyarak, anme törenini gerçekleştirirken, ağabey Hayrettin Velioğlu, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Ağabey Velioğlu, kardeşinin üzerine atılan cinayetleri kabul etmediğini ve iftira olarak değerlendirdiğini belirterek, şunları söyledi:

“Kardeşimin örgüt lideri olduğunu bilmiyorduk. Öldürüldükten sonra öğrendik. Cinayetler iftiradır. Kardeşim okumuş, üniversite bitirmiş biriydi, bir karıncayı bile incitmezdi. Kardeşim bir kuşu bile vurmamış, bir karıncayı bile incitmemiştir. Onunla ilgili söylenenin hepsi yalandır.

Eğer Allah’a inanıyorsanız siz de Hizbullahsınız. Biz onun Hizbullah lideri olduğunu çatışmadan sonra öğrendik. O bizim için şehittir, biz onu şehit olarak kabul ediyoruz. İnternetteki görüntülerini biz de izledik. Ama kardeşim bir karıncayı bile incitmezdi. Hizbullah Allah taraftarıdır, namaz kılıyorsanız, oruç tutuyorsanız siz de Hizbullahsınız. Hizbullah, sizin bizim çocuklarımızdır. Beykoz operasyonuna kadar Hüseyin Velioğlu’nu sıradan bir insan olarak biliyorduk. Örgütün durumu ile ilgili bilgim yok.”

Velioğlu’nun mezarına, gün boyu gruplar halinde gelenler dualar okudu.

Öte yandan Hizbullah’ın internet sitesi Velioğlu’nun 11’nci yıldönümünde Hüseyin Velioğlu’nun ölmeden önceki bir görüntüsünü ilk kez yayınladı. Beykoz’daki villada çekildiği tahmin edilen görüntülerde, Velioğlu’nun masa üzerinde bulunan bir bilgasayarda çalışırken görülürken, masa üzerinde otomatik bir silah ile hemen arkasında kütüphaneye dayalı bir kaleşnikof uzun namlulu bir silahın da olduğu görülüyor.

HİZBULLAH’TAN PKK’YA ÇAĞRI
Hizbullah terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklu bulunan 10 sanığın, tutukluluk sürelerini kısaltan CMK’nın 102’nci maddesinin yürürlüğe girmesiyle tahliye olmalarına tepkiler ile ilgili olarak Hizbullah Basın Bürosu açıklama yaptı. Yasadan en az sayıda istifade edecek olanlar Hizbullahi Müslümanlar olmalarına rağmen Kürt ve Türk Kemalist ulusalcılar tarafından bilinçli bir dezenformasyon kampanyası yürütüldüğü belirtildi.

Ayrıca PKK’nın 90’lı yılların başlarında kullanılan dil, üslup ve yapılan hataların tekerrür ettiğini ve PKK ile bıçak kemiğe dayanmadıkça fiili çatışmadan kaçınacaklarını, ateşkes, çatışmazsızlık ve gerekirse halkımızın çıkarına olacak bazı konularda anlaşma dâhil birçok alternatiflere de açık olduklarını belirtildi. (Ntv)

Galata Köprüsü’ne zincirlediler

İstanbul’da Liseli Öğrenci Birliği üyesi bir grup, zorunlu din dersini protesto etmek amacıyla bugün Yeni Galata Köprüsü’ndeydi.

Pankart açan grup köprüyü araç trafiğine kapattı.

Eyleme müdahale eden polis ekipleri tarafından pankartı taşıyan 3 kişi gözaltına alınırken, eylemcilerden 2’si kadın 4 kişi, kendilerini köprünün korkuluklarına zincirledi.

Getirilen demir makasıyla zincirlerin kesilmesinin ardından gözaltına alınmaya çalışılan eylemciler polise direndi. Eylem, protestocu grubun gözaltına alınmasıyla son buldu. (Ntv)

Erdoğan’dan Ahmet Altan’a dava

Başbakan Erdoğan’ın Taraf gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan’a açtığı davanın dilekçesini Erdoğan’ın avukatları Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sundu.

Dilekçeye konu olan yazı Taraf gazetesinin 15 Ocak 2011 tarihli nüshasında Ahmet Altan tarafından kaleme alınan ”Erdoğan ve Kof Kabadayılık” başlıklı köşe yazısı.

Dilekçede, yazıda Erdoğan’ın şahsiyet haklarına saldırı kastıyla fevkalade ağır hakaretlerde bulunulduğu savunuldu.

Köşe yazısında Ahmet Altan’ın açıkça, Erdoğan’ı dürüst olmamakla, halkın emanetine hıyanet etmekle itham ettiği belirtildi. Dilekçede, ”Bu ifadelerin ne anlama geldiği, halk arasındaki kullanım şekli,  açıklamaya gerek duyulmayacak şekilde ortadadır” denildi.

Ahmet Altan’ın bu ifadeleri ile eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı ileri sürülen dilekçede, şu ifadeler yer aldı:

”Davalı konumu itibariyle, müvekkile karşı kullanmış olduğu ve okurlarca hakaret olarak algılanacak bu ağır ifadeleri sarf etmeden de kaleme aldığı konu hakkında, daha etkin bir yazı yazabilir ve böylece basına hizmet etme amacını gerçekleştirebilirdi. Ne var ki davalının amacı bu değildir. Amacı en ağır biçimde müvekkilimize hakaret etmektir. Yoksa düşüncelerini açıklamak, eleştirmek  değildir.

Davalının bu yazısı ile salt müvekkil değil, basın ve toplum da zarar görmüştür. Bu ifadeler sağduyu sahibi bir kişinin kabul edeceği sözler değildir. Topluma böyle bir dilin aşılanması basının var oluş nedenlerini zayıflatır, hatta işlevini de etkisizleştirir.”

Başbakan Erdoğan’ın açtığı davada Altan ve Taraf gazetesinden, yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 50 bin TL manevi tazminat talep edildi. Ayrıca Başbakan Ahmet Altan hakkında, hakaret iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

Peki Ahmet Altan ne yazmıştı? Önceki gün çıkan yazı şöyleydi:

Erdoğan ve Kof Kabadayılık
“İnsan, küçük kurnazlıklara kapılıp yanlış yollara saptığında sonunda işte böyle otobana ters yönden girmiş Temel’e döner.
Trafiğin en kalabalık saatinde otobana ters tarafından giren Temel radyoda bir anons duymuş.
– Bir deli otobana ters yönden girdi, bütün sürücüler dikkat etsin.
Temel, akın akın üstüne gelen binlerce arabaya bakıp söylenmiş.
– Hangi bir deli, binlerce deli ters yönde gidiyor.
Seçimlerde MHP’yi barajın altına iteceğim diye her gün biraz daha MHP’lileşen, tutuculaşan, yasakçılığa, heykel yıkmaya, dizi durdurmaya heveslenen, Sayıştay Kanunu için askerlerle gizli anlaşmalar yapan, Kürtlerin hakkını inkâr eden Başbakan Erdoğan, kendisini uyaran, yeniden ilerici, atılımcı, hakşinas, demokrat kişiliğine kavuşmasını isteyen herkesin “ters yöne” girdiğine inanıyor.
Ve onlarla polemik yapmak istiyor.

MHP’lileşmeyi aklı başında, tutarlı bir biçimde savunamayacağı, “kardeşim benim kendi iktidar hesaplarım, kişisel geleceğimle ilgili planlarım var” diye açıkça da söyleyemeyeceği için her cümlesinde kendisiyle çelişiyor.
Devletten para tırtıklamak isteyen medyayla kavga etmeye alıştığı için öyle aklına her geleni söyleyerek polemik yapabileceğini sanıyor.
Kendi kişisel hesabı olan adam, kişisel hesabı olmayan adamlarla polemik yapamaz, yapmaya kalktığında da yüzüne gözüne bulaştırır.
Sen lafa, “örf ve âdetlerimizden, manevi değerlerimizden” gireceksin sonra ilk sıkıştığın yerde kavgaya “baba”yı, “aile”yi karıştıracaksın.
Bu mu senin manevi değerlerin?

Bırak bizim örfümüzü, geleneğimizi, manevi değerlerimizi, Mafya’da bile yoktur kavgaya aileyi karıştırmak.
Başbakan gibi kavga etmek istiyorsan başbakana yakışır bir olgunlukla, delikanlı gibi kavga etmek istiyorsan delikanlıya yakışan bir raconla kavga edeceksin.
Kendi ailene saygısızlık edildiğinde televizyonlarda yakınacaksın sonra kendinden menkul “estetik bilirkişiliğini” haklı gösterebilmek için kavga ettiğin adamın “babasını”, “ailesini” işe karıştıracaksın.
Bu mu senin adamlığın, bu mu senin delikanlılığın?

Kavgaya girmek istiyorsan, kavga ettiğin adam kadar dürüst olacaksın, samimi olacaksın.
Sen, “estetik” değerlere çok hürmetkâr olduğun için o heykeli “ucube” ilan edip yıkılmasını istedin, öyle mi?
Nerede “estetik” olmayan bir heykel, nerede estetik olmayan bir yapı görsen karşı çıkarsın, demek ki.

Samimi bir adamsan, dürüst bir adamsan, tutarlı bir adamsan öyle yapman gerekir.
Sen bu ülkenin her meydanına dikilen Atatürk heykelini, her mahallesine yapılan camiyi estetik değerlere uygun mu buluyorsun?
Bu ülkedeki bütün camiler dinin görkemine yakışır camiler mi?

Sen bugüne dek bir tek Atatürk heykelini, bir tek camiyi “estetik” değerleri nedeniyle eleştirip yıkılmasını isteyebildin mi?
Senin cesaretin, senin yüreğin bir Atatürk heykeline “estetik olmadığı” için karşı çıkmaya yeter mi?
Bu ülkedeki bütün heykeller güzel de bir tek o sahipsiz heykeltıraşın yaptığı heykel mi çirkin?
Gücün ona yetiyor, onu yıkıyorsun, hiç utanmadan sahipsiz bir sanatçının üstünden paye toplamaya çalışıyorsun.
Güçsüze babalanmak kolay.
Ama kabadayılık öyle olmuyor, delikanlılık öyle olmuyor.
Yiğit adam, önce güçlüye kafa tutar.

Sen Yunan Başbakanı’yla görüşürken Yunan Adaları üstünde uçak uçurup bütün ilişkileri ve barış ümitlerini perişan eden orduya karşı niye ağzını açamadın?
Çok mu “estetikti” yaptıkları?
Niye Sayıştay Yasası çıkarılırken orduyla gizlice anlaşıp, halkın paralarının nerelere harcandığını halktan sakladın?
Niye halkının emanetine hıyanet ettin?
Çünkü seçim yaklaşıyor, sen MHP’lileşerek MHP’den oy tırtıklamayı, orduyla iyi geçinmeyi, “ezenlerin” yanında saf tutup “ezen biri olmanın” rantını yemeyi istiyorsun bu seçimde.
İnsanlar seni dürüstsün, cesursun, hakşinassın diye sevdiler, AKP’yi Türkiye’yi daha özgür, daha ileri bir ülke yapacak diye desteklediler.
Şimdi sen o AKP’yi MHP’nin sularına sürükleyip, orduyla anlaşıp, generallerin paralarını halkından saklayıp, sana inananları kandırmaya uğraşıyor, bunu saklayabilmek içinde heykelle, diziyle, “Sarıkamış şehitleri” edebiyatıyla göz boyamaya çabalıyorsun.
Bu halkı herkes kandırdı bir de sen kandır.
Bakalım ordunun karşısında sus pus kesilen, heykeltıraşlara karşı coşan kof kabadayılığınla ne kadar kandıracaksın.
Biz senin eski yiğitliğini ve dürüstlüğünü özleyeceğiz.
Ama hiç unutma, gittikçe “ezilenlerden” uzaklaşan bu politikanla, gün gelecek sen de kendini özleyeceksin.”

(Ntv)

‘Facebook’ filmi Altın Küreleri topladı

Sinema ve TV dünyası için ödül sezonunu açan ‘Altın Küre’ gecesine ‘The Social Network’ filmi ile gençlik dizisi Glee damga vurdu.

Los Angeles’taki Beverly Hilton otelinde düzenlenen törende; Facebook sitesinin kuruluş öyküsünü beyaz perdeye taşıyan film, dört dalda ödül kazandı.

Bunlar en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi senaryo ve en iyi müzik.

Liseli gençlerin kurduğu bir müzik grubunu izleyen Glee dizisi ise ‘müzikal ve komedi dalında en iyi dizi’nin yanı sıra yardımcı oyunculuk dallarında toplam üç Altın Küre aldı.

Kime kaç küre?

  • The Social Network – 4
  • Glee – 3
  • Boardwalk Empire – 2
  • The Fighter – 2
  • The Kids are All Right – 2
  • King’s Speech’e hüsran

    Beklendiği şekilde, Colin Firth, konuşma bozukluğu yaşayan İngiltere Kralı Altıncı George’u canlandırdığı The King’s Speech ile en iyi erken oyuncu ödülüne layık bulundu.

    Ancak geceye yedi dalda adaylık ile başlayan film, başka ödül alamadı.

    Firth teşekkür konuşmasında ödülün kendisini “orta yaş krizine girmekten kurtardığını” söyledi.

    En iyi kadın oyuncu ödülü ile Black Swan’daki balerin rolüyle Natalie Portman’ın oldu.

    Alkışlar De Niro ve Douglas’a

    Film ve dizileri müzikal/komedi ve drama olarak iki ayrı kategoride değerlendiren Altın Küre ödül jürisi, en iyi müzikal ya da komedi filmi olarak bir lezbiyen çiftin çocuklarının babasıyla buluşmasını konu alan The Kids are All Right’ı seçti.

    Bu filmle Annette Bening müzikal/komedi dalında en iyi kadın oyuncu ödülünü alırken, bu daldaki en iyi erkek oyuncu ödülünü ”Barney’s Version” filmindeki oyunculuğuyla Paul Giamatti kazandı.

    En iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü, ”The Fighter” yapımındaki performansıyla Christian Bale, en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü de aynı filmdeki rolüyle Melissa Leo elde etti.

    En iyi animasyon ödülü ”Toy Story 3”, en iyi yabancı film ödülü Danimarka yapımı ”In a Better World”ün oldu.

    Televizyon yapımları dallarında Boardwalk Empire, Carlos, Sons of Anarchy, The Big Bang Theory, The Big C, You Don’t Know Jack ve Temple Grandin geceden ödülle ayrılan yapımlar oldu.

    İngiliz komedyen Ricky Gervais’in ikinci kez sunduğu ödül töreninde Robert De Niro’ya ömür boyu başarı ödülü sunuldu.

    Ancak gecede en çok alkışı alanlardan biri, En İyi Film ödülünü sunan Michael Douglas oldu.

    Gırtlak kanseri ile mücadele eden Douglas, izleyenlerle “Ayakta alkışlanmanın daha iyi bir yolu olmalı” diyerek şakalaştı.

    Son bir kaç yıldaki sürpriz tercihlere rağmen Altın Küre ödülleri, genellikle film sektörünün en prestijli ödülü olan Oscarlar için de gösterge kabul ediliyor.

    Bu yılın Oscar adayları 25 Ocak’ta açıklanacak, ödüller 27 Şubat’ta sahiplerini bulacak. (BBC)

    GS yönetiminde protestocu, provokatör komedisi

    Galatasaray Kulübü’nden, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena’nın açılış töreninde yaşananlar sonrası yapılan açıklamaların, medyada yer alma şeklinden dolayı yanlış bir yöne kaydığının tespit edildiği açıklaması geldi.

    Açıklama, kulübün internet sitesinden yapıldı.

    Açıklamada, yönetim kurulunun dün yaptığı olağanüstü toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında Başkan Adnan Polat’ın ifadelerinde, günün yoğunluğundan kaynaklanan sehven yapılan tanımlama bulunduğunun anlaşıldığı kaydedilerek, ‘protestocular’ söyleminin ‘provokatörler’ olması gerektiği kaydedildi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    ”Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena’nın açılış töreni sırasında yaşanan provokasyon sonrası yapılan açıklamaların medyada yer alma şeklinden yanlış bir yöne kaymakta olduğu tespit edilmiştir.

    Dün yapılan Galatasaray Spor Kulübü olağanüstü yönetim kurulu toplantısından sonraki basın toplantısında, başkanımız Adnan Polat’ın açıklamasında, günün yoğunluğundan kaynaklanan sehven yapılmış bir tanımlama bulunduğu anlaşılmıştır.

    Yanlış anlaşılmaya neden olan söylemin protestocular değil provokatörler olması gerekmektedir. Camiamızın ve kamuoyunun bilgisine sunarız.” (Ntv)

    Bebekler ne zamana kadar emzirilmeli?

    İngiliz araştırmacıların açıklamaları, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) bebeklerin emzirilmesine dair tavsiyelerini tartışmaya açtı.

    WHO, bebeklerin ilk altı ay boyunca yalnızca anne sütüyle beslenmesi gerektiğini, böylece çocukların alerji gibi sorunlara karşı korunacağını söylüyor.

    Ancak İngiltere’de yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, katı gıdalar bebeklerin beslenmesine daha erken dahil edilmezse, bebeklerin alerji ve demir eksikliği riski artabilir.

    İngiliz araştırmacılar, dördüncü aydan itibaren bebeklere katı gıda verilebileceğini düşünüyor.

    Sözkonusu araştırma British Medical Journal isimli akademik tıp dergisinde yayınlandı.

    Araştırmanın sonuçlarına itiraz eden ebeler ise, bunun geri adım atmak anlamına geleceğini ve yalnızca bebek gıda endüstrisinin çıkarlarını destekleyeceğini söyledi.

    WHO’nun 10 yıl önce oluşturduğu öneriler ise 7’si gelişmekte olan 16 ülkede yapılan çalışmalara dayanıyor. (BBC)

    İsviçre’deki gizli hesaplar da artık elinde

    0

    İsviçreli bir muhbir Julian Assange’a, aralarında 40 kadar politikacının da bulunduğu iki bin ismin gizli banka bilgilerini verdi.

    İsviçreli muhbir Rudolf Elmer, iki bin ünlü ve zengin birey ile uluslararası şirkete ait sırları Wikileaks internet sitesine verdi. Ancak bu gizli bilgiler açıklanmayacak.

    Elmer, avukatlarıyla beraber Londra’da basının karşısına geçti. Rudolf Elmer, gizli bilgilerin içinde yeraldığı iki CD’yi Wikileaks kurucusu Julian Assange’a teslim etti.

    İsviçreli muhbir iki CD’de yer alan gizli iki bin ismi açıklamayacağını, amacının İsviçre bankacılık sistemiyle mücadele etmek olduğunu söyledi.

    CD’lerde yer alan yaklaşık iki bin isim içinde 40 kadar politikacının da bulunduğu belirtiliyor.

    Julius Baer bankasında çalışan Elmer, Çarşamba günü ülkesi İsviçre’de hakim karşısına çıkacak.

    Elmer, İsviçre bankacılık yasalarını ihlal etmekle suçlanıyor.

    İsviçre bankası Julius Baer’de, 2002 yılına kadar görev yapan Elmer, elindeki belgelerin en az 3 finans kurumundan sızdırıldığını ve 1999-2009 dönemini kapsadığını açıkladı. (Ntv)

    ‘Türkiye CIA uçaklarına izin verdi’

    Norveç gazetesi “Aftenposten”in elinde bulunan WikiLeaks belgelerini bu gazeteyle birlikte değerlendiren Die Welt gazetesi “ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Wilson’un yazdığı ve yabancıların okumasının yasak olduğu” ifade edilen bir raporda, Türk hükümetinin 2002 yılında söz konusu uçuşlara izin verdiğini yazdı.

    2006 yılının Şubat ayında bu iznin kaldırıldığı iddia eden haberde, bu dönemde İncirlik’teki üsse CIA’in 24 uçuş yaptığı kaydedildi.

    Büyükelçi Wilson’un 8 Haziran 2006 tarihinde bugün ABD Hava Kuvvetleri Komutanı olan Norton A. Schwartz’a gönderdiği tahmin edilen raporda, “Türk Silahlı Kuvvetleri bize İncirlik’i, 2002 yılından itibaren ‘Fundamental Justice’ operasyonu çerçevesinde tutuklu nakillerinde yakıt ikmali için kullanmamıza izin veriyordu. Ancak bu izni 2006 yılının Şubat ayında kaldırdı” şeklinde ifade kullanıldığı belirtildi.

    “Raporun, Schwartz’ın 14 Haziran 2006 tarihinde Ankara’ya yapmayı planladığı bir ziyaret için hazırlanmış olduğu” ifade edilen haberde, “rapora göre ayrıca, ABD Genelkurmay Başkanlığının, yeniden böyle bir izin alabilmek için neler yapılması gerektiğini düşündüğünün, ancak bu konunun Schwartz’ın Ankara ziyareti sırasında ele alınmasının uygun görülmediğinin kaydedildiği” bildirildi.

    “Schwartz’ın 15 Haziran 2006 tarihinde yaptığı Ankara ziyareti sırasında, dönemin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan’ın söz konusu uçuşları yalanladığı” belirtilen haberde “raporda, söz konusu uçuşlar sırasında havaalanında terör zanlılarına işkence yapılıp yapılmadığının ise belli olmadığı” kaydedildi. (Ntv)