Ana Sayfa Blog Sayfa 5176

Büyük Anadolu Yürüyüşü Gölbaşı’da durduruldu

Bugün Ankara’da sona erecek olan Büyük Anadolu Yürüyüşünün kervanları polis tarafından durduruldu.

Büyük Anadolu Yürüyüşçüleri haftalardır Türkiye'nin dört bir yanından, başta HES'lerce olmak üzere, topraklarına yapılan tahribatı durdurmak için Ankara'ya yürüyorlar

 

Gölbaşı girişinde buluşmakta olan kervanların yürümelerine izin verilmedi. Gölbaşı girişinde , Gölbaşı-Konya yolunun dördüncü kilometresinde Star-Pet petrol istasyonunda toplanıyor olan kervanlar saat 12’de basın açıklaması yapacaklar ve bunun ardından Ankara’ya yürüyecekler.

Kurtuluş Parkı’nda saat 11’de yapılması beklenen karşılama da bu durumda ertelendi. Büyük Anadolu Yürüyüşü destekçileri Gölbaşı’ya gidiyorlar.

 

(Yeşil Gazete)

 

BAY: Berkay’ın durumu iyi

Geçtiğimiz gün Ankara yakınlarında bir kamyon çarpması sonucu hastaneye kaldırılan Büyük Anadolu Yürüyüşü Güney Ege kervanı’ndan Berkay Kuyzu’nun sağlığı iyiye gidiyor. 

Hacettepe Hastanesi’nde yatan Berkay’ın ailesi yanında, başka ziyaretçiler ise kabul edilmiyor. Kafatası, kaburgaları ve kalçasında kırıklar olan Berkay’ın bilinci açık, hayati bir tehlikesi yok ve yakın zamanda yoğun bakımdan çıkması, tedavisinin devam etmesi bekleniyor.

(Yeşil Gazete)

#İspanyadevrimi

İspanyol gençler, “daha iyi yaşam koşulları ve insani bir yaşam” talebiyle isyan bayrağını çekti. Başkent Madrid’teki Puerta del Sol meydanına kamp kuran gençler, “İstediklerimizi alana kadar buradayız” diyor.

İspanya’nın başkenti Madrid’teki Puerta del Sol (Güneş Kapısı) meydanında kamp kuran yüzlerce genç, “sistem değişikliği” talep ediyor ve polis müdahalesine rağmen geri adım atmıyorlar.

Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek‘i devirmek ve hakları için başkent Kahire’deki Tahrir meydanına yerleşem Mısırlılar gibi, İspanyol gençler de Puerta del Sol’da kamp kurdu. Yaşam şartları Tahrir’deki protestoculardan daha iyi olan İspanya’daki gençler, 15 Mayıs’tan beri sokaklardaydı. Kamp uygulamasına ise önceki gün (18 Mayıs) geçildi.

Meydanda 24 saat nöbet tutan gençlere polis müdahale etti. Yerdeki eylemciler zorla kaldırmak isteyen polis, başarılı olamadı.

Protestocular, “İki partili sistemi, bankaların çıkarlarını ve yolsuzluğu destekleyen” mevcut siyasi sistem değişene ve “İnsani bir yaşamı ekonomik çıkarların önüne çıkaracak” yeni bir yönetim kuruluncaya dek eylemlerini sürdürecek.

Kendilerine Real Democracia (Gerçek Demokrasi) Hareketi veya 15 Mayıs’ta 50 kentte yapılan ve 20 bin kişinin katıldığı gösterilere atıfla M-15 olarak adlandıran eylemciler, sosyal paylaşım siteleri Twitter ve Facebook’ta örgütlendi.

“Biz köle değiliz”

Dün (19 Mayıs) ayrıca, Barcelona, Valencia, Zaragoza, Palma de Mallorca, Granada ve Sevilla’da da yürüyüşler düzenlendi. Berlin ve Londra’daki İspanyol Büyükelçiliği’nde toplanan yüzlerce İspanyol, ekonomik krizin faturasının yoksul halka çıkarılmasını protesto etti. İspanyollar, Almanya’nın Hamburg, Leipzig ve Düsseldorf kentleriyle Paris, Roma ve Dublin’de de gösteri düzenlemeye hazırlanıyor.

BBC’ye konuşan 30 yaşındaki Juan Lopez, “Sonunda İspanyollar da sokağa çıktı. Altı ay önce işimi kaybettim. Gençler gelecekleri için endişeli. Yüzde 43’lik işsizlik oranını kabullenemiyoruz. Bu sorunu çözmek toplumun birinci önceliği olmalı” dedi.

Meydandaki pankartlarda, “Biz köle değiliz”, “Alkol yok. Önceliğimiz: Devrim” yazıyor. meydandakilerin ihtiyaçları kolektif bir şekilde karşılanıyor, oturma eylemine ara verenler evlerine gidip yiyecek, içecek, battaniye gibi malzemeler getiriyor. Ülkede Pazar günü yerel seçimler yapılacak. (Bia)

Seçim 2011: Seçim günü yasakları

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) seçim günü yasaklarına ilişkin kararı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Milletvekili genel seçiminin yapılacağı 12 Haziran 2011 pazar günü şahıslar ve kurumlarca uyulması gereken seçim günü yasaklarına dair YSK kararı bugün resmi gazetede yayımlandı. Buna göre:

Seçim günü saat 06.00’dan 24.00’e kadar alkollü içki satılması yasak olacak, oy verme süresince bütün umumi eğlence yerleri kapalı kalacak, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçkimse silah taşıyamayacak ve oy verme günü saat 18.00’e kadar radyolar ve her türlü yayın organları tarafından seçim ve seçim sonuçlarıyla ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak.
.
Karara göre, seçim günü yasakları şöyle:

Sabah saat 06.00’dan gece saat 24.00’e kadar, her ne suretle olursa olsun alkollü içki satılamayacak, içkili yerlerde umumi mahallerde alkollü içki verilemeyecek, içilmesi yasak olacak.

Oy verme süresince bütün umumi eğlence yerleri kapalı kalacak, eğlence yeri niteliğini taşıyan lokantalarda yalnız yemek verilebilecek.

Sabah saat 06.00’dan gece saat 24.00’e kadar, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, 5237 sayılı TCK’nın 6. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin (1), (2), (3) ve (5) numaralı alt bentlerinde gösterilen silahları köy, kasaba ve şehirlerde taşıyamayacak.

Oy verme günü saat 18.00’e kadar radyolar ve her türlü yayın organları tarafından seçim ve seçim sonuçları ile ilgili haber, tahmin ve yorum yapılması yasak olacak. Saat 18.00 ile 21.00 arasında radyolarda ve her türlü yayın organlarında ancak YSK tarafından seçimle ilgili olarak verilecek haber ve tebliğler yayınlanabilecek.

Saat 21.00’den sonra bütün yayınlar serbest olacak, ancak YSK tarafından gerek görülmesi halinde saat 21.00’den önce de yayınların serbest bırakılmasına karar verilebilecek. (Ajanslar)

F.Bahçe’nin tribün lideri cezaevinde

0

Galatasaraylı bir taraftarın bıçakla öldürülmesiyle ilgili 20 yıl hapis cezası alan ve ”şartlı tahliye”den yararlanarak cezaevinden çıkan Fenerbahçe tribün liderlerinden Sebahattin Karabul, başka bir suç yüzünden cezasını tamamlamak için cezaevine girdi.

İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, Fenerbahçe tribün liderlerinden 43 yaşındaki Sebahattin Karabul’u Sivasspor maçına gitmek için hazırlanırken Esenler’deki evinde gözaltına aldı.

Polisin verdiği bilgiye göre Karabul, 1996 yılında tartışma sonucu Galatasaray taraftarı Celal Kurtuluş’u bıçaklayarak ölümüne neden olduğu gerekçesiyle yargılandığı mahkemece 20 yıl 3 ay 16 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Karabul, bu cezanın 21 ayını cezaevinde yattıktan sonra ”Şartlı Salıverme Yasası”ndan faydalanarak tahliye oldu.

Buna rağmen 2003 yılında ruhsatsız silahla yakalanan Karabul, ”ruhsatsız silah bulundurmak” suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay tarafından bu cezası onanan Karabul, 20 yıl 3 ay 16 günlük hapis cezasına ilişkin ”şartlı tahliye” şartlarını da yakmış oldu.

Sebahattin Karabul, polisteki işlemlerin ardından yasal işlemleri yapılmak üzere Bakırköy Adliyesine sevk edildi.

Karabul, buradaki işlemlerinin ardından da kalan cezasının infazı sağlanmak üzere cezaevine konuldu.

Hükümet depremin şiddetini de beğenmedi!

Başbakan Yardımcısı Çiçek, 5.9 olarak açıklanan Simav’daki depremin büyüklüğüyle ilgili olarak, “Eksik bilgiler zaman zaman olabilir ama bize göre deprem 5.7 büyüklüğündedir” dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek Kütahya Simav’da meydana gelen depreme ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çiçek, depremin büyüklüğünün 5.7 ve 5.9 şeklinde farklı açıklandığının belirtilmesi üzerine, depremin büyüklüğünün 5,7 olduğunu ifade etti.

Sabah saatlerinde basın yayın organlarında ölü sayısının 4 olduğu yönünde bilgilerin yer aldığına işaret eden Çiçek, ”Çok şükür 4 değil, 2’dir. Onun için bu türlü eksik bilgiler zaman zaman olabilir ama bize göre deprem 5.7 büyüklüğündedir” diye konuştu.

Kandilli Rasathanesi Müdürü Mustafa Erdik yaptığı açıklamada depremin büyüklüğünü 5.9 olarak açıklamıştı.

Depremin ardından Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun bölgeye gittiğini anlatan Çiçek, şunları söyledi:

”Hasar tespitlerinin süratle yapılması gerekiyordu. Bölgeye ilk etapta 50 teknik personel verilmiştir. Onlar ön tespitleri yapıyorlar. Hafif, orta hasarlı veya ağır hasarlı binaların tespitlerini kısa süre içerisinde yapmış olacağız. Ayrıca bu çalışmaları koordine etmek üzere üç kişilik, AFAD’dan teknik arkadaşlarımız oraya gönderildi. Ortaya çıkan tabloya göre, yeni yerleşim merkezi veya mevcut merkezlerde yerleşim, hasar gören binaların onarılması veya yeniden yapılması dahil tamamını bu arkadaşlarımızın ön tespiti sonucunda değerlendireceğiz. Bunun gereğini aynen diğer, daha evvel yaşadığımız üzücü olaylarda olduğu gibi süratle yapacağız. Yani şu an itibarıyla yetkililer orada. Valimiz, çevre illerden gelen teknik personelimiz orada. Konuyu sayın Başbakanımız ile birlikte yakinen takip ediyoruz.” (Ajanslar)

Biri bu adamı durdursun!

İlköğretim öğrencisine okul tuvaletinde gebelik testi yaptırdığı iddia edilen okul müdürünün adı bu kez de darp davasına karıştı…

15 yaşındaki E.K.’ya okul tuvaletinde gebelik testi yaptırdığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Güzelce Cevdet Zebure İlköğretim Okulu Müdürü Yılmaz Kurt’un bir öğrenciyi darp ettiği ortaya çıktı.

25 Ocak’ta meydana gelen olay, iddialara göre şöyle gelişti:

Okul Müdürü Yılmaz Kurt, 7. sınıf öğrencisi 13 yaşındaki G.Y.’nin ense tıraşını uzun buldu, arkadaşlarının yanından alarak odasına çıkardı. Y.’nin kulağını çeken Kurt, öğrencinin elini havaya kaldırması üzerine başını bacaklarının arasına sıkıştırarak, 5 yumruk attı. Ağlayarak eve gelen G.Y. olayı ailesine anlattı. Aile hemen darp raporu aldı.

Büyükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün vermiş olduğu raporda Müdür Kurt’un darp ettiği G.Y.’nin başının sol bölgesinde ödem oluştuğu tespiti yapıldı. Aile raporla birlikte savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Mahkeme Kurt’u suçlu buldu ve ‘kasten yaralama’ suçundan ’75 gün 1500 TL adli para cezası’ verdi. Ceza, Kurt’un başka bir suçtan sabıkası olmadığı için 5 yıl ertelendi.

KAFAMI BACAKLARININ ARASINA SIKIŞTIRIP VURDU
Akşam’ın haberine göre; öğrenci G.Y. şöyle ifade verdi:

“Tatilden yeni döndüğümüz için ense saçlarım az uzundu. İçeri girerken müdür yardımcısı durdurdu. Daha sonra Müdür Yılmaz Kurt, saçımdan tutarak odasına çıkardı. Kulağımı tuttu. Ben de korktuğumdan elimi kafamın üzerine koymak için kaldırdım. Müdür Bey daha sonra kafamı iki bacağının arasına alarak vurmaya başladı. Olayın hemen ardından kafamda şişlikler oldu. Daha sonra ailemle hastaneye gittik. Davacıyım.”

MÜDÜR İDDİALARI KABUL ETMEDİ
Büyükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ifade veren Müdür Yılmaz Kurt, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi:

“Mağdur okulun öğrencisidir. Saçlarının uzun olması sebebiyle olay öncesinde birkaç kez uyardım. Olay günü de saçlarını kestirmiş ancak ense kısmı ceketinin üzerine taşacak şekilde uzun bırakılmıştı. O gün kot pantolon ve bisiklet yaka kazakla okula gelmişti. Okula girerken Müdür Yardımcısı Mehmet Bey durdurdu. Merak ederek yanlarına gittim. Bunun üzerine hafifçe ense saçlarından tutarak neden uzun bıraktığını sordum. O da eliyle elime vurarak ağlamaya başladı. Daha sonra odama çıktık. Benim dersim vardı. Daha sonra benden özür diledi ve odadan ayrldı. Kendisine vurmadım.” (Ntv)

Avantaj Thunder’da

0

Batı Konferansı finali ikinci maçında Oklahoma City Thunder, deplasmanda Dallas Mavericks’i 106-100 yenerek seride durumu 1-1’e getirdi ve evine avantajlı skorla döndü. Thunder’ı yedekten gelip 23 sayı, 7 ribaunt, 4 asist yapan James Harden ve savunmada müthiş katkı veren Nick Collison taşıdı.

Dallas’da ilk maçta 24’te 24 serbest atış ile 48 sayı atarak tarihe geçen Dirk Nowitzki ilk üç periyotta sadece 13 sayı bulabildi. Toparlanan ve son çeyrekte 16 sayı bulan Alman yıldız, galibiyete engel olamadı.

Thunder’da ise yedekler maça damgasını vurdu. 7’de 4 üçlük isabetiyle 23 sayı bulan James Harden’ın yanısıra, son çeyrekte oyun kurucu koltuğuna oturan ve başarılı performans gösteren Eric Maynor 13 sayı attı. Oklahoma City Thunder’da koç Scott Brooks dördüncü periyotun tamamında yıldız oyun kurucu Russell Westbrook’u kenarda tutarak ilginç bir tercih yaptı.

Seride üçüncü maç Cumartesi günü oynanacak.

IMF başkanları nasıl seçiliyor?

IMF’nin yeni başkanının kim olacağı tartışmaları, Dominique Strauss Kahn tutulduğu cezaevi hücresinden istifasını vermeden önce başlamıştı.

IMF’nin başkanı yönetim kurulu tarafından seçilecek.

Yönetim kurulu ise 187 ülkeyi temsil eden 24 üyeden oluşuyor.

Büyük ekonomiler, bir üyeyle temsil ediliyor.

Bunların arasında, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Japonya ve İngiltere var.

Diğer ülkeler ise, gruplar halinde temsil ediliyor.

Yönetim kurulu, yeni başkanı uzlaşarak seçmeye çalışacak. Ancak eğer konuşma safhasında anlaşamazlarsa, oylamaya gidecekler.

Oylar ise, ülkelerin IMF üyeliğine bağlı olarak farklı ağırlıklara sahip. Bu ağırlık, aşağı yukarı ülkenin dünya ekonomisinde tuttuğu yere denk geliyor.

Ancak oyların ağırlığı, zamanın gerisinde kalmış durumda.

Çin ve büyümekte olan diğer ekonomiler yeterince temsil edilmiyor, batı Avrupa ise aşırı temsiliyete sahip.

Birkaç örnek vermek gerekirse, alım gücü üzerinden hesaplandığında Çin küresel ekonominin yüzde 13,6’sını oluşturuyor, ancak oylardan aldığı pay yalnızca yüzde 3,82.

Aynı alım gücü hesabına göre, İngiltere ve Fransa, küresel ekonominin yüzde 2,9’unu oluşturuyor, oy oranları da bununla eşit.

Avrupa Birliği ülkeleri toplam oyların yaklaşık üçte birine sahip, dolayısıyla eğer bir aday üzerinde uzlaşırlarsa, bu önemli bir başlangıç olacak.

Ancak söz konusu AB olduğunda, birlik varsayımını yapmak kolay değil.

AB, geçmişte aynı adayı desteklemek konusunda başarısız olmuştu.

1980’lerde AB hemfikir olamayınca, gelişmekte olan ülkeler iki aday arasında seçim yapılmasında belirleyici olmuştu.

Ancak o zaman her iki aday da Avrupalıydı, dolayısıyla gelişmekte olan ekonomilerin bugün sahip olduğu etkiden biraz daha farklıydı durum.

Eğer Avrupa birlik olabilir ve ABD’yi de IMF’nin Avrupalı bir lidere ihtiyacı olduğuna ikna ederse, bu oyların neredeyse yüzde 50’si anlamına gelecek.

IMF’nin şu andaki en büyük sorununun euro bölgesi olması ABD’yi ikna edebilir.

Ancak, tam da bu nedenle liderin Avrupalı olmaması gerektiğini söyleyenler de çıkacaktır.

G20 grubuna mensup ülkelerin liderleri şimdiye kadar bir çok kez uluslararası finans kurumlarının başkanlarının açık, şeffaf ve adayların becerisine dayalı süreçlerle seçilmesi gerektiğini ifade etti.

İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan beri devam eden, IMF başkanının Avrupalı olduğu, Dünya Bankası’nın başkanını ise Amerikalıların seçtiği mevcut durum sona eriyor olabilir.

Açıklık ve kişisel yetkinlik, Avrupalı bir başkan olmayacağını göstermiyor tabi, ancak bir sonraki IMF başkanının Avrupalı olacağı varsayımını da sarsıyor.

Andrew Walker

BBC Ekonomi muhabiri