Ana Sayfa Blog Sayfa 5164

Aydınlardan hükümete: Ölümleri durdurun

Aralarında yazar, müzisyen, sinemacı, akademisyen ve gazetecilerin de bulunduğu üç yüze yakın aydın yaptıkları yazılı açıklama ile Hükümete “ölümleri durdurun” çağrısında bulundu.

Aydınlar, 12 Haziran genel seçimleri öncesinde hükümete ve Başbakan Recep Erdoğan’a çağrıda bulundu. Aralarında yazar, müzisyen, sinemacı, akademisyen ve gazetecilerin de bulunduğu üç yüze yakın aydının ismini taşıyan yazılı açıklamada, seçime günler kala, demokratik bir yaşamdan yana olan herkesi giderek daha fazla endişelendiren bir baskı ortamıyla karşı karşıya olunduğu belirtildi. Seçim ortamının terörize edildiği kaydedilen açıklamada şöyle denildi:

“ENGELLER YETMİYORMUŞ GİBİ”“Yüzde on seçim barajı, düşünce, ifade özgürlüğü önündeki olağanüstü engeller yetmiyormuş gibi, Güneydoğu’da operasyonlar ve tutuklamalar, birçok seçim bölgesinde ırkçı-milliyetçi saldırılar, kimi medya organlarının kışkırtıcı yayınları ve muhalif gösterilerde karşılaşılan yoğun polis şiddetiyle seçim ortamı terörize ediliyor. Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun bağımsız adaylarına, seçim bürolarına, seçim konvoylarına yönelik saldırılara, linç girişimlerine, birkaç gün önce Hopa’da hükümet karşıtı gösteriye katılan bir emekli öğretmenin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan polis müdahalesi de eklendi. Bismil’deki iki yurttaşımızla birlikte yalnızca protesto gösterilerinde verilen can sayısı üç… Başbakanın Hopa’daki olayları, ‘Hopa’ya eşkıyalar inmiş. Bir tanesi de, kimliğini bilmiyorum, üzerinde durmaya da gerek duymuyorum kalp krizi sonucu ölmüş’ sözleriyle değerlendirmesi hükümetin başta yaşam hakkı olmak üzere hak ihlalleri konusundaki tutumunu ortaya koyuyor. Yaratılan baskı ve şiddet ortamı seçim ve anayasa sürecine, ülkede barış ve toplumsal mutabakatın sağlanması yolundaki çabalara zarar veriyor. Demokratik mücadeleye zemin olması gereken seçim süreci, hiç kimsenin dışında kalamadığı bir şiddet ortamına dönüşüyor. Hükümeti, seçime giren adayların ve oy verecek seçmenlerin düşünce ve kanaatlerini özgürce, korkusuzca oluşturmalarına ve ifade etmelerine olanak sağlayacak önlemleri acilen almaya çağırıyoruz. Bismil ve Hopa’daki cinayetlerin sorumlularının yargılanmasını istiyoruz. Başbakanı yaşam hakkına saygılı olmaya davet ediyoruz. “

İMZALAYANLAR

Başbakan Erdoğan’a çağrıda bulunulan ortak açıklamada şu isimler yer aldı:  “A. Hicri İzgören, Adnan Gerger, Adnan Özyalçıner, Ahmet Alış, Ahmet Asena, Ahmet Çakmak, Ahmet Dindar, Ahmet Erkan, Ahmet İnsel, Ahmet Say, Ahmet Telli, Ahmet Tulgar, Ahmet Ümit, Ali Erol, Ali Kerem Saysel, Ali Uçansu, Arjen Arî, Asuman Susam, Asuman Türkün, Atilla Özsever, Ayça Damgacı, Aydın Çubukçu, Aydın Engin, Ayhan Serdar, Ayla Yıldırım, Ayla Zırh Gürsoy, Aynur Uluç, Ayşe Ayben Altunç, Ayşe Batumlu, Ayşe Berktay, Ayşe Erzan, Ayşe Günaysu, Ayşe Hür, Ayşe Özdemir, Ayşegül Devecioğlu, Ayşen Candaş, Behçet Çelik, Beril Eyüboğlu, Besim Sertok, Besime Şen, Beyza Üstün, Bircan Yorulmaz, Buket Güreli, Burhan Sönmez, Bülent Aydın, Bülent Uluer, Bülent Yarbaşı, Büşra Ersanlı, Cafer Solgun, Celalettin Can, Cemal Yıldırım, Cemil Cahit Yavuz, Cengiz Bektaş, Ceyda Can, Coşkun Üsterci, Çiğdem Mater, Defne Asal, Dilek Gökçin, Duygu Çavdar, Duygu Gür, Duygu Gürkan, Ece Temelkuran, Emin Karaca, Emine Uşaklıgil, Emrah Cengiz, Emre Zeytinoğlu, Erdoğan Aydın, Erdoğan Kahyaoğlu, Erdoğan Özmen, Ergin Cinmen, Erkan Can, Erol Katırcıoğlu, Erol Köroğlu, Ersin Salman, Esra Aşan, Esra Mungan, Eşber Yağmurdereli, Eylem Can, Fadıl Öztürk, Fahri Aral, Fahriye Dinçer, Fatih Polat, Fehim Caculi, Ferhat Kentel, Ferhat Sarı, Feridun Koç, Feryal Öney, Feyyaz Yaman, Feyza Çanaklı, Fırat Erdoğan, Filiz Karakuş, Filiz Kerestecioğlu, Filiz Öztürk, Füsun Çeliker, Füsun Ertuğ, Gençay Gürsoy, Gökhan Daştan, Göksun Yazıcı, Gönül İlhan, Güçlü Ateşoğlu, Gülbin Yeşil, Gülen Babalık, Gülseren Yoleri, Gülsüm Cengiz, Gürhan Ertür, Güzin Alpaslan, Hakan Gürel, Hakan Gürsoytrak, Hakan Tahmaz, Hasan Öztoprak, Hülya Gülbahar, Hüseyin Güngör, Hüseyin Kalkan, Hüseyin Karabey, İlker Yasin Keskin, İnci Hekimoğlu, İnönü Bayramoğlu, İpek Çalışlar, İpek Çalışlar, İrfan Aktan, İsmail Erdoğan, Jaklin Çelik, Jülide Kural, Kadir Çıtak, Kayuş Çalıkman Gavrilof, Kazım Özdoğan, Kemal Can, Kemal İnal, Kerem Kabadayı, Koray Çalışkan, Koray Doğan Urbarlı, Lal Laleş, Latife Tekin, Leman Yurtsever, Levent Dölek, Levent Soy, Ludmilla Büyüm, Mahir Günşiray, Mahmut Balpetek, Mahmut Boynudelik, Mahmut Sürmeli, Mansur Balcı, Maya Arıkanlı Özdemir, Mebuse Tekay, Medeni Hacıimamoğlu, Mehmet Çetin, Mehmet Yüksel, Melek Göregenli, Melek Özman, Melek Ulagay Taylan, Memet Güreli, Meryem Koray, Mete Hüsünbeyi, Metin Boran, Mihran Tomasyan, Mithat Sancar, Mualla Güner, Mukaddes Erdoğdu Çelik, Murat Akagündüz, Murat Birdal, Murat Çelikkan, Murat Dok, Murat Koyuncu, Murat Papşu, Murathan Mungan, Mustafa Kemal Coşkun, Müge İplikçi, Müge Karalom, Müge Sökmen, Nadire Mater, Nazar Büyüm, Necmiye Alpay, Nesimi Aday, Nesrin Sungur, Neşe Erdilek, Neşe Yaşin, Nevzat Süer Sezgin, Nevzat Yıldırım, Nezih Kazankaya, Nihal Koldaş, Nilgün Toker, Nilüfer Uğur Dalay, Nimet Tanrıkulu, Nuray Sancar, Nurettin Çalışkan, Nurşen Gürboğa, Nurten Tuç, Orhan Alkaya, Osman Kavala, Osman Köker, Oya Baydar, Oya Uslu, Ömer Türkeş, Önder Çakar, Özcan Yaman, Özcan Yurdalan, Özge Çelikaslan, Özgür Eren, Özlem Dalkıran, Peral Beyaz, Pınar Bedirhanoğlu, Ragıp Duran, Ragıp İncesağır, Ragıp Zarakolu, Rauf Kösemen, Rıza Ekinci, Roni Margulies, Saruhan Oluç, Selda Öztürk, Selin Aydınoğlu, Semih Poroy, Semih Sökmen, Sennur Sezer, Serap Kurt, Serdar Değirmencioğlu, Seren Yüce, Serhat Kural, Settar Tanrıöğen, Seval Gülen, Sevda Alankuş, Sevgi Tuncel, Sevil Demirci, Sevil Demirci, Sezai Sarıoğlu, Sibel Irzık, Simge Yazıcı, Sina Akyol, Sinan Alçın, Siren İdemen, Suzan Samancı, Süha Ünsal, Şahika Yüksel, Şamil Altan, Şebnem Korur Fincancı, Şennur Helvacılar Özdoğan, Şeyhmus Diken, Tamer Levent, Taner Güven, Taner Koçak, Taner Timur, Tanıl Bora, Tayfun Mater, Tevfik Doğan Toker, Tuna Kuyucu, Tuğçe Canbolat, Tuncay Birkan, Tülin Özen, Uğraş Salman, Uluç Esen, Umur Çoşkun, Ülkü Songül, Ümit Şahin, Üstün Akmen, Vecdi Erbay, Vedat Yıldırım, Yahya M. Madra, Yakup Kadri Karabacak, Yaşar Seyman, Yelda Yücel, Yusuf Kurçenli, Yücel Göktürk, Yücel Sayman, Zafer Kıraç” (ajanslar)

8 Hopalı tutuklandı

31 Mayıs’ta Hopa’da yaşanan polis saldırısı ve ardından gelişen olaylarla ilgili olarak gözaltına alınan 31 kişi mahkemeye çıkarılıyor.
Gece saatlerinde tutuklama istemiyle mahkemeye çıkarılan 22 kişiden 8’i tutuklandı. Tutuklanan Hopalılara ilişkin suçlama: “Kamu malına zarar vermek ve polise mukavemet.”
Tutuklananların isimleri şöyle: Ali Aksu, İbrahim Aksu, Yunus Aksu, Şinasi Gümüşkaya, Şafak Ustabaş, Önder Öner, İdris Akbıyık, Görgü Denizpençe. İbrahim Aksu’nun kaburgasının kırık olduğu öğrenildi.
Serbest bırakılanlar arasında Kemalpaşa Merkez Mahallesi Muhtarı Şenol Çelik de bulunuyor.

Serbest bırakılan diğer Hopalılardan adları öğrenilebilenler şöyle: Yavuz Yenigün, İsrafil Vayiç, Hakan Tantoğlu, Emrah Civelek, Murat Cihan, Metin Yılmaz, Erdoğan Ustabaş, Tanju Aksu, Emine Altınkaya, Hüseyin Ustabaş.

Gözaltındaki diğer 9 kişiden 5’i de 6 Haziran Pazartesi günü sabah saatlerinde serbest bırakıldı. Diğer 4 kişinin tutuklama istemiyle mahkemeye çıkarılacağı öğrenildi.

‘MAHKEME TERÖR SUÇUNU BOZDU’
Mahkemenin ‘terör örgütü üyeliği’ suçlamasını kabul etmediğini aktaran avukat Sema Pekdaş,  konuyla ilgili şunları kaydetti:

“Mahkeme sanıklara itham edilen terör suçunu bozdu. Çıkan olaylarda gözaltına alınan 31 kişiden ilk olarak 4 günlük gözaltı süresi dolan 16’sı savcılık tarafından sorgulandı.

Bunlardan 10’u serbest bırkakıldı, 6’sı ise terör örgütü üyesi olmaktan mahmeye sevk edildi. Sabaha kadar süren duruşma sonunda mahkeme heyeti şüpheliler hakkında terör örgütü üyesi suçlamasını kabul etmeyerek 6 kişiyi kamu malına zarar vermek, izinsiz gösteri yapmak ve görevli memura mukavemet suçundan tutukladı.

Sendika.Org’a konuşan Avukat Kazım Erkut Güzel ise, Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’nın mahkemeye yönelttiği “Terör örgütü” üyeliği suçlamalarının mahkeme tarafından kabul edilmediğini belirtti. Mahkeme tutuklama talebini değerlendirerek karar verdi, ancak Güzel’e göre savcılık şu anda yetkisiz durumda. Güzel şöyle konuştu: “Terör örgütü üyeliği nedeniyle kendini yetkili gören Özel Yetkili Savcılık, mahkeme tarafından bu suçlamanın kabul edilmemesi nedeniyle kendini yetkisiz görmeli ve dosyayı Hopa’ya göndermelidir. Bunu yapmayan savcılık, özel yetkisini cezalandırma haline getirmiştir.”

Bu arada İnsan Hakları Derneği (İHD), İnsan Hakları Vakfı (İHV), Türk Tabipler Birliği (TTB) ve hukukçulardan oluşan bir ekip bugün (6 Haziran) Hopa’ya ulaşacak. Erzurum’da ve Hopa’da bulunan mağdurlarla görüşen ekip, görüşmelerin ardından olayla ilgili hazırlanan raporu açıklayacak.

HALK ‘OHAL’E DİRENİYOR
Polis saldırısı sonucu ÖDP üyesi Metin Lokumcu’nun hayatını kaybettiği Artvin Hopa’da hayat normale dönemiyor. Sokakları adeta polis ablukası altında bulunan ve polis sevkiyatının gün be gün artırıldığı ilçede, yaklaşık 200 kişi polisin aranıyor listesinde ismi olduğu için firari durumda. Lokumcu’nun katledilmesini protesto ederken polis saldırısına uğrayan ve gözaltına alınan 31 kişi ise, kendilerini TMK kapsamında yargılamak isteyen Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Savcılığı’nın talebiyle Erzurum’a sevk edildi.

‘OHAL’ KALKMADAN KALKMAYACAKLAR!

Hopa’da cumartesi günü saat 10.00’da Belediye parkında toplanan Hopalılar, mahkeme sonuçlanıncaya kadar Park’ta bekleme kararı aldıklarını ifade ederek oturma eylemi başlattı.
Son olarak Samsun Çevik Kuvvet ekiplerinin de Hopa’ya sevk edilmesi üzerine şu an Hopa’nın her köşebaşı polislerce tutulmuş durumda.
Belediye parkında toplanan 200 kişiye yakın topluluğa bir konuşma yapan ÖDP PM üyesi Başaran Aksu, Özel Yetkili savcılığın Hopa’yla ilgili özel bir örgüt ortaya çıkarma çalışması olduğunu ama gözaltına alınanların farklı görüşlerde kişiler olduğunu hepimizin bildiğini ifade ederek “AKP zihniyeti ileri demokrasi ile Hopa’da faşizm rüzgârı estirmeye devam ediyor” dedi.

ÖDP: ERDOĞAN NEDEN HOPA’DA MİTİNG YAPTI?
Eylem yerinde konuşma yapan ÖDP Hopa İlçe Başkanı Nefise Yenigül ise AKP geleneğinin son 30 yıldır Hopa’da bu düzeyde bir mitingi yapılmadığına dikkat çekerek, “Başbakan diğer bütün mitinglerini il merkezlerinde düzenlerken demokrat, sol, sosyalist bir geleneğe sahip ilçemizde neden miting düzenlemeyi tercih etti? Güvenlik güçlerinin demokratik bir protestoya karşı bu pervasızlığı neden? Çayına ve suyuna sahip çıkmak isteyen Hopa halkına bu tahammülsüzlük neden?” diye sordu.

İlçenin son durumunu kamuoyuna “Olaylarla ilgili-ilgisiz onlarca kişilik liste oluşturan polis sıkıyönetimi aratmayan uygulamalar yapıyor. Gündüzleri şehrin sokaklarına yığınak yapan polis hava kararınca baskınlar yapıyor. Gözaltına alınan insanlar alınma esnasından karakola kadar işkence görüyor. Gözaltına alınan insanlarda darp izleri var. Gözaltındaki bir Hopalının işkence sonucu kaburga kemiği kırıldı, Trabzon’a hastaneye kaldırıldı” sözleriyle duyururken, ilçelerini AKP’nin istediği gibi gericilere, faşistlere bırakmayacaklarını vurguladı.
Daha sonra VOVA Müzik grubu solisti Hikmet Akçiçek bir ağıt seslendirdi. Grup park’ta beklemeye devam ediyor. Polis gruba yaklaşmazken, çevrede geniş bir alanda kordon oluşturdu

“METİN HOCA’YA SÖZÜMÜZ VAR!”
“Metin Hocaya sözümüz var! Çare yok! Hopa’daki abluka dağılacak” sloganıyla başlatılan eylem birliğindeki talepler şunlar:
*Gözaltılar sonlandırılsın, gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın.
*İl dışından getirilen güvenlik güçleri ilçemizi terk etsin, sıkıyönetim uygulamaları sonlandırılsın.
*Metin Lokumcu öğretmenimizin ölümünden sorumlu güvenlik güçleri ve emir verenlerle ilgili derhal soruşturma başlatılarak yargılansın.
*Halka uygulanan polis şiddetiyle ilgili soruşturma açılsın, tüm sorumlular yargılansın.
Başbakan Hopa Halkı ve Metin Lokumcu’nun ailesinden özür dilesin!

(birgün-sendika.org)

‘Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır’

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın : ‘Duble yolları, Dersim’de olduğu gibi kolay harekat yapılsın diye inşa ediyormuşuz. Bu mertlik değil namertliktir” diyerek eleştirdiği gazeteci Nuray Mert, Erdoğan’ın kendisiyle ilgili söylemiş olduğu ‘namert’ sözüne köşesinde yanıt verdi.
Mert, “Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır” Hadis-i Şerif’ini kullandığı yanıtında, eleştirilerinin yalnızca mevcut iktidarı kapsamadığını devlet politikalarını eleştirdiğini kaydetti. Mert, “Burada eleştiri konusu ettiğim, sadece mevcut iktidarın değil, mevcut devlet politikalarının ısrar ettiği güvenlikçi mantıktır” dedi.

Mert sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Benim bildiğim, mertlik sözünün arkasında durmaktır. Bu konuda şimdiye kadar hiçbir tereddütüm olmadı. Daha önce de belirttiğim gibi, sözümün arkasında durmak benim için cesaret değil, sıradan bir haysiyet meselesidir. Mevcut iktidara naçizane tavsiyem, haysiyetsiz destekçilere itibar etmek yerine, haysiyetli muhaliflerine katlanmanın her zaman, tüm taraflar için en doğrusu olduğu hususunu bir kez daha düşünmeleridir.”

TÜRKER’DEN DESTEK

Radikal gazetesi köşe yazarlarından Yıldırım Türker de Nuray Mert’e destek veren bir yazı yazdı. Türker, “Suç duyurusunda bulunuyorum” ifadesini kullandığı yazısında, Başbakan’ın BDP ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik söylemlerini anımsattı. Başbakan’ın Nuray Mert’le ilgili ifadelerini de “Memleketin açılımlar mühendisi-başdemokratı, nefretten iyice gözü dönmüş olmalı ki geçen gün Nuray Mert’i ‘Namert’ bir PKK muhibbi ilan ederek kitlesini kışkırtmaya gönül indirdi” şeklinde yorumladı.

Türker, “Nuray Mert’in saçının bir teline zarar gelecek olursa; işte buradan suç duyurusunda bulunuyorum, ellerimiz Erdoğan’ın yakasında olacaktır” diye yazdı. (Birgün)

Prolog’un galibi Boom

0

Criterium du Dauphiné’nin Prolog etabını Rabobank takımının Hollandalı bisikletçisi Lars Boom 6 dakika 18 saniyelik dereceyle kazandı.

Saint-Jean-de-Mauriennee’de zamana karşı koşulan 5.5 kilometrelik etabın ikincisi Astana’dan Kazak Alexandre Vinokourov olurken, üçüncü sırayı Team Sky’ın İngiliz sporcusu Bradley Wiggins aldı.

Criterium’un favorileri arasında gösterilen Cadel Evans prolog etbaını yedinci sırada bitirirken, geçen yılın galibi Janez Brajkovic 17., Samuel Sanchez ise 24. oldu. Ivan Basso ise liderin 34 saniye gerisinde kaldı ve 102. sırayı elde etti.

Beşiktaş, Ersan Gülüm için ne ödedi?

0

Beşiktaş, Ersan Gülüm’ü transfer ettiğini borsaya bildirdi. Beşiktaş, Adanaspor’a 2 milyon Euro ve oynayacağı 2 sezon başına 1 milyon Euro’ya kadar ek ödeme yapacak.

Beşiktaş, Adanaspor’dan Ersan Gülüm’ü transfer ettiğini borsaya bildirdi. Ama asıl merak edilen konu Ersan Gülüm karşılığında Adanaspor ile Beşiktaş’ın nasıl bir anlaşma sağlayacağıydı.

Beşiktaş, fesih bedeli olarak Adanaspor’a 2 milyon Euro ayrıca oyuncunun 2011-12 ve 2012-2013 sezonlarında Süper Lig, Türkiye Kupası ve UEFA Kupası karşılaşmalarında yer almasına bağlı olarak Adanaspor’a sezon başına 1 milyon Euro’ya kadar ek ödeme yapılabileceğini borsaya bildirdi.

Seçim 2011: İstanbul 3. Bölge’de Blok adayı çekildi

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun İstanbul 3. Bölge bağımsız milletvekili adayı Mustafa Avcı, yine aynı bölgeden aday Levent Tüzel lehine seçimlerden çekildiğini açıkladı.

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu İstanbul 3. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Mustafa Avcı, 12 Haziran’da yapılacak seçimlere bir hafta kala adaylıktan aynı seçim bölgesinde Blok’un diğer adayı Levent Tüzel lehine çekildiğini açıkladı.

Seçimlerden çekilme kararını BDP Bağcılar İlçe binasında düzenlediği basın toplantısı ile kamuoyuna duyuran Avcı, çekilme gerekçesini ise şu sözlerle ifade etti:

“Kendi iç çalışmalarımızda sürecin darlığından kaynaklı ittifakın stratejik önemi ve konumunu özellikle yurtsever kamuoyuna ve halka anlatmakta zorlandık. Bu bizim eksikliğimiz. Geldiğimiz noktada blok ve ittifak mantığını kamuoyuna yeterince anlatamadığımızdan kaynaklı çeşitli riskler, her defasında bizim tarafımızdan denetim altına alınmaya çalışıldı. Özellikle İstanbul 3. Bölge için söylüyorum. Bu riskleri yönetmeye çalıştık. Seçime bir hafta kala yine belki bizim özeleştirimiz olarak algılanabilir. Bu riskleri kontrol edemedik. Önümüzdeki süreci ve blok zihniyetini zedeleyebilecek noktaya geldi. Bu açıdan hareketle örgütsel olarak bir kararlaşma yaşadık. Dolayısıyla ben 3. bölge adaylığımdan yoldaşım Abdullah Levent Tüzel adına geri çekilme kararımı şuan sizlere iletmek üzere bu basın toplantısı düzenledim. Bundan sonra şimdiye kadar aday olarak nasıl bir sorumluluk üstlendiysem bundan sonra da yoldaşım Abdullah Levent Tüzel için bu sorumluluğu yerine getireceğim.”

Mersin’de nükleer karşıtlarının oyları Ertuğrul Kürkçü’ye

Hafta sonunu Ertuğrul Kürkçü’nün seçim mitingine katılmak üzere Mersin’de geçirdik. Yeşiller Partisi adına Mahmut Boynudelik’le birlikte gittiğimiz Mersin’de, Yeşiller’in Bloğa desteğini ilettik. Yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı gerçekten coşkulu bir mitingdi. Böyle bir coşkuyu gördükten sonra insanın aklına gelen ilk şey şu klişe oluyor: “Bu iş bitmiş.” Ama öyle…

Mersin izlenimlerimin özeti şu: Olağanüstü bir durum olmazsa Ertuğrul Kürkçü haftaya bugün Mersin’in belki de ilk dört dörtlük nükleer karşıtı milletvekili olacak. (Nükleere karşı olan diğer Mersin milletvekillerine niye “haksızlık yaptığımı” biraz sonra anlatacağım.)

Biz Mersin’e destek ziyaretimizi Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’nu destekleyen Yeşiller Partisi’ni temsilen yaptık. Ama Mersin’den Ertuğrul Kürkçü gibi bir ismin milletvekili seçilecek olmasını ben ayrıca önemsiyorum. Akkuyu meselesi 35 yıllık tarihinde ilk kez yeni bir aşamaya girdi. Önceki dönemlerde nükleer karşıtı mücadele sayesinde defalarca engellenen Akkuyu Nükleer Santrali  projesi hiç bu kadar ilerlememişti.

Akkuyu’da artık yeni bir aşamadayız ve Meclis’te bütün nükleer karşıtlarını temsil eden, üstelik Mersin’den seçilmiş bir milletvekilinin önemi çok büyük. Elbette bu milletvekilinin meseleyi parmağının ucuyla değil, her zaman gündeminin en ön sırasında tutması ve arkasında ciddi bir destek kuvveti olması gerekiyor. Ertuğrul Kürkçü’nün bu temsiliyeti hakkıyla sağlayabileceğine kuşkum yok.

Zaman zaman neden Bloğu desteklediğimiz soruluyor. Üzerinde uzun uzun konuşulabilecek bir konu bu. Ayrıntılı bir açıklama da yapmıştık. Ama çok kısa söylemek gerekirse nedeni basit:  Türkiye’nin barışa ihtiyacı var. Bloğun savundugu değerler ve daha fazla fazla milletvekilinin meclise girmesi Kürt sorununun çözümüyle barışa giden yoldaki en önemli adımlardan biri olacak. Blok milletvekillerinin mecliste savunacağı politikalar da anadilde eğitim hakkından yerinden yönetime kadar, Türkiye’ye gerçek barışı getirecek politikalar.

Ama işte bunların ötesinde, Mersin’in Meclis’te gerçek bir nükleer karşıtı milletvekiliyle temsil edilmeye ihtiyacı var. Çünkü AKP hükümeti akıl almaz bir nükleerci kara sevdaya tutulmuş durumda. Fukuşima nükleer felaketinden sonra dünyanın pek çok ülkesinde nükleer santrallar kapatılmaya ve projeler iptal edilmeye başlanmışken, hükümet Mersin’in yanıbaşına bir Çernobil yerleştirmeye kararlı görünüyor.

Üstelik son yapılan kamuoyu anketlerine gore bütün Türkiye’de insanların %64’ü, Mersin’de ise %70’inden fazlası nükleer santrala karşı. Buna rağmen hem iktidar partisinin, hem de CHP’nin ve MHP’nin hala nükleer santrali seçim vaadi haline getirebilmesi aynı zamanda bir demokrasi sorunu.

Zaten en önemli mesele de bu. Nükleerci olan tek parti AKP değil. Meclis’in üç büyük partisinin hepsi nükleerci. Akkuyu’da nükleer santrali referanduma götüreceğini söyleyen CHP ne yazık ki kendisine oy getirecek olduğunun farkında olmasına rağmen nükleer santrallere açıkça karşı çıkamıyor, nükleer teknoloji gereklidir diyerek kapıları nükleer enerjiye açıyor, referandum diyerek topu taca atıyor. CHP’ye herkesin sorması gerekiyor: Tamam, referanduma götüreceksiniz de, siz ne diyeceksiniz? Evet mi, hayır mı?

CHP’nin seçim beyannamesinde “Akkuyu nükleer santrali yapılmamalıdır” bile diyememesinin nedenleri aslında Mersin’de CHP’yi desteklemeyi düşünen nükleer karşıtlarının araştırması gereken ciddi bir soru olmalı.

CHP’nin Mersin birinci sıra ve dördüncü sıra adaylarının nükleer enerjiye karşı olduklarını biliyorum. Birinci sıra adayı Aytuğ Atıcı nükleer karşıtı çalışmaları ortada olan Mersin Tabip Odası’nın başkanıydı. Dördüncü sıra adayı Ali Rıza Öztürk de geçen dönem Meclis’te nükleer karşıtı harekete en fazla destek olan isimdi. Ama bu dönem de partileri içinde büyük ölçüde yalnız kalabilirler. Partiniz nükleere karşı çıkmazken siz konuyu ne kadar gündemin ön sırasına koyabilirsiniz. Daha da önemlisi CHP iktidar olursa nükleer santral yapmayı (bu yapılacak olanı değil, ama “daha iyisini”) vadetmişken Mersinli nükleer karşıtları CHP’yi nasıl destekleyecek?

Mersinlilerin Ertuğrul Kürkçü’yü Mersin milletvekili olarak meclise göndermeleri işte bu yüzden de çok önemli. Çünkü Ertuğrul Kürkçü bütün nükleer karşıtlarının milletvekili olacak. BDP dışında meclise girecek bütün partilerin nükleerci olduğunu düşünürsek Ertuğrul Kürkçü’ye büyük görev düşeceğini şimdiden söyleyebiliriz.

Bu nedenle bütün yeşilleri, çevrecileri ve nükleer karşıtlarını Mersin’de Ertuğrul Kürkçü’ye oy vermeye davet ediyorum.

Darbecibaşı ifade veriyor

Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Hüseyin Görüşen, “12 Eylül darbesi” ile ilgili soruşturma kapsamında dönemin genelkurmay başkanı Kenan Evren’in ifadesini almak üzere Ankara Merkez Orduevindeki general lojmanlarına geldi.

Soruşturma kapsamında, Evren’in sağlık sorunları nedeniyle ifadesinin evinde alınmasına karar verilmişti. Evren’in avukatı Ömer Nihat Özgün, sabah saatlerinde Merkez Orduevindeki general lojmanlarına geldi. Terör ve organize suçlara ilişkin soruşturmalara bakmakla görevli Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Görüşen de Evren’in ifadesini almak üzere askeri lojmana geldi.

(Yeşil Gazete)

Taksim’de antinükleer direniş 4. gününe girdi

Taksim meydanında Cuma günü başlatılan antinükleer direniş 4. gününe girdi.

Taksim meydanına nükleer karşıtı işaretlerle dolu varilleri ve çadırlarıyla kamp kuran nükleer karşıtı eylemciler hafta sonu Taksim meydanından geçen yüz binlerce kişiye ulaştılar. Dağıttıkları “Nükpirin64” tabletleri ve binlerce broşürü tüketem eylemciler bugün yeni broşürlerinin gelmesini bekliyorlar.

Eylem alanına dün yüzlerce bisikletli ziyarette bulundu.Dünyanın dört bir yanından gelip, Dünya Çevre Günü dolayısıyla İstanbul’da buluşan bisikletçiler, Taksim Meydanı’ndaki Nükleersiz Türkiye Kampı’na destek verdi.

Dünya Çevre Günü’nde Boğaz Köprüsü’nü bisikletleriyle geçmek üzere Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce bisikletçi kamptaki eylemcilerle bir araya geldi ve bisikletleriyle kampın etrafında bir çember oluşturdu. Bisikletçiler adına konuşan Murat Suyabatmaz, Nükleersiz Türkiye Kampı eylemcileriyle gönül birliği içinde olduklarını açıkladı.

Öğleden sonra da eylemciler tarafından radyasyon işareti oluşturularak insan pankartı yapıldı. Yaklaşık 200 kişi tarafından oluşturulan insan pankartının yanında “Türkiye Nükleer İstemiyor” mesajı da yer aldı. “Güneş rüzgar bize yeter” ve “Gel sen de haykır, nükleere hayır” sloganlarının da atıldığı etkinlikte renkli anlar yaşandı. Etkinliğe katılanlar, o sırada İstanbul mitinginde olan Başbakan Erdoğan’dan nükleer karşıtı direnişe ve nükleer istemeyen çoğunluğa bir cevap vermesini talep etti.

Eylem akşam saatlerinde de halaylarla bir şenlik havasına büründü.

Eylemcilerin talepleri

Taksim’de gece gündüz kalan eylemcilerin talepleri şöyle:

12 Haziran’da oy vereceğiniz partinin nükleerci olduğunu biliyor muydunuz?

Şu andaki meclisteki 4 partinin 3’ü (AKP-CHP-MHP) seçim bildirgelerinde nükleer santral vadediyor.

Taksim Meydan’ından geçen her 3 kişiden 2’si nükleere karşı

Türkiye’de %64 nükleer santral istemiyor.

Başbakandan cevap bekliyoruz!

Fukuşima’da yaşanan felakete rağmen nükleer santral kurmakta ısrar eden başbakandan cevap bekliyoruz:

Almanya tüm nükleer santrallerini kapatırken siz neden tehlikeli, pahalı, sorunlu olduğu apaçık olan nükleer santral kurma ısrarına sahipsiniz?

Halk nükleere “hayır” diyor!

Görmüyor musunuz?

Eylem alanının elektrik ihtiyacı Greenpeace tarafından getirilen güneş panellerinden sağlanıyor.

(Yeşil Gazete)

 

Sivil anayasa, sivil toplum örgütlerinin katılımı ile oluşmalı

Seksen sivil toplum örgütü temsilcisi Ankara'da buluştu

Sivil Toplumun Yönetime Katılımı ve Yeni Anayasa Danışma Kurulu Toplantısı Ankara’da yapıldı. Toplantıya, Türkiye’nin her bölgesinden ve farklı çalışma alanlarından 80 sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcisi katıldı.

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM), Türkiye’nin pek çok yerinde düzenlenen “Yeni Anayasa ve Sivil Toplum” konulu buluşmalara koordinasyon ve lojistik sağlıyor. Buluşmaları organize etme kararı, STGM’nin STK’ları “provoke etme” düşüncesinden çıkmış. Çünkü, toplumun çeşitli kesimleri gibi, sivil toplumun da anayasa yapma sürecinde etkisiz ve örgütsüz kalmasından endişe etmişler. Ayrıca, karar alıcılardan da henüz katılıma yönelik ne bir çağrı, ne de sivil toplumdan güçlü ve ortaklaşmış bir talep olduğunu düşünmüşler.

Danışma Kurulu toplantısında da, STGM’nin önceki etkinliklerde de özenle vurguladığı gibi, “yeni anayasanın içeriği değil, hazırlanma sürecine katılım” tartışıldı. Gerçi, ülkenin yoğun ve kimi zaman zorlu politik iklimi, zaman zaman tartışmaların içerik konusuna da odaklanmasına neden oldu.

Özellikle hak temelli kurum temsilcilerinde zaman zaman belirginleşen bir umutsuzluk olduğu da görüldü. “STK’lar ve yurttaşlar, bırakın anayasayı yapma sürecine, doğrudan kendileriyle ilgili kanunlar yapılırken bile yasama süreçlerine katılamıyorlar.” dendi. Bununla birlikte, anaakım politik partilerin ve medyanın ilgisizli ile pekişen bir umutsuzluk da var. “Ancak, birlikte olarak bir katılım iradesi oluşturabiliriz” diyen STGM Başkanı Levent Korkut ise, sürece aynı zamanda umutla da bakanlardan.

Danışma Kurulu toplantısında, daha önceki bölge toplantılarından da tartışmaya açılan “Ortak Çağrı Metni” çalışıldı. Metnin genelinde ortaklaşan STK’lar daha çok terminoloji ve yaklaşım farklılığı üzerinden beliren görüş farklılıklarını paylaştılar.

“Hazırlık aşaması ve süreç boyunca içerik konuşulmayacak; katılım mekanizmaları ve metodoloji üzerine bir ortaklaşma bu” denmişti. Ancak, metinde diğer temalar ile birlikte geçmesi önerilen “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” sözcükleri, bazı İslam vurgulu örgütler ile salonun geri kalanı arasında zaman zaman çözümsüzlük yaratan tartışmalara neden oldu.

Sırada Festival var

24-27 Haziran’da Ankara’da STGM’nin organize edeceği Sivil Sesler Festivali gerçekleştirilecek. 27 Haziran’da parti genel merkezleri ziyaret edilecek. Ayrıca, mecliste grubu bulunan partilere talepler yüz yüze iletilecek. Cumhurbaşkanına ve meclis başkanına da gidilmesi düşünülüyor. Ayrıca, on beş saniyelik televizyon reklamları hazırlanacak. Sivil toplum örgütlerinin anayasa yapımına katılım talepleri, sürecin kendisiyle birlikte yoğunlaşacak gibi görünüyor.

Murat Köylü, Yeşil Gazete