Ana Sayfa Blog Sayfa 5159

[Yenilendi] Madrid’den son haberler: Blokaj ve kuşatma

Madrid’de 1 ay önce başlayan isyan hakkındaki son durumu almak için oradaki eylemlerde yer alan Memed Cemil Şimşek’le iletişime geçtik. Memed Hollanda’da öğrenci olmasına karşın isyanla birlikte soluğu İspanya’da almış. 15 gün çadırda kalmış. Şu an bir işgal evinde kalıyor. Gidişinin ikinci gününden itibaren iletişim ve görsel-işitsel komitelerde aktif rol almaya başlamış. Madrid’deki devrim heyecanını şöyle anlatıyor:

Memed Cemil Şimşek:

“Madrid’de devlet karşıtı işgal genişliyor.

1 ay süren Puerta del Sol işgali pazar günü geniş katılımla gerçekleşen halk meclisinden sonra enformasyon çadırını genişletip meydanın ortasına ve çalışma gruplarını çevre semtlerdeki işgalevlerine çekme kararı aldı. N-1 yöntemiyle alınan konsensusta -1 olanlar (yani konsensusa katılmayanlar) kendi kararları doğrultusunda enformasyon noktasının etrafında işgali sürdürüyorlar. Pazar günkü halk meclisi başlamadan önce bütün çalışma gruplarının çadırları söküldü ve gücümüzün göstergesi olarak mekan tertemiz bırakıldı, stickerlar bile kazınarak çıkartıldı. Halk meclisinde bütün çalışma grupları son durum üzerine rapor verdi. Suriye ve Tunus’tan gelen yoldaşlar selamlama konuşması yaptı.

Devrim olarak kabul edilen 1 aylık işgalden çekilenler buradaki anılarını hatırlarken mutluluk gözyaşları döktüler, ‘kaybolmuyoruz, genişliyoruz’ sloganlari attılar. Aynı gece parlementoya bir yürüyüş düzenlendi. Polis yolları kapatınca, yürüyüş Atocha Tren İstasyonu’na yöneldi. Kitlenin çekildiği günün gecesinde saat 02:00’de Puerta Del Sol’a yeniden girdi, işgali sürdüren yoldaşlarla kucaklaşıldı, darbukalar, gitarlar ve flütler çalındı. Çalışma grupları gün be gün meclislerini sürdürüyorlar. Bugün görsel-işitsel çalışma grubuna bağışlanan sanat atölyesinden Zaragoza ve Barcelona’daki halk meclislerine canlı yayında bağlandık. Sabah (15 Haziran) erken saatlerde haciz edilecek bir evin etrafında kitlesel blokaj eylemi yapılacak ve polislerin yolu kapatılmaya çalışılacak.

Puerta Del Sol devlet karşıtlarının kontrolünde ve anarşist işgalci güçler Madrid’in geneline doğru genişliyor. 19 Haziran’daki büyük yürüyüşün sonunda parlemento 6 koldan kuşatılacak.

15 Haziran’daki blokaj eylemi ve 19 Haziran’daki parlamento kuşatması http://madrid.tomalaplaza.net/tv/ adresinden canlı yayında dünyayla paylaşılacak. Bu sayfada canlı yayın olmadığı zaman görsel-işitsel çalışma grubumuzun önceki günlerde çekip montajladığı videoları görebilirsiniz.”

M.C.Ş.

*****

Saat 17:00’de Memed’den aldığımız habere göre blokaj başarılı olmuş. Sabah 07:00’de evin önünde toplanan kalabalıklar, polisin yaklaşmasını ve evin haczedilmesini engellemiş. Savcılık kararıyla, yapılması istenen haciz işlemi kaldırılmış.

 

Ramazan Kaya – Yeşil Gazete

Boğaziçi’nde Ekolojik Ekonomi Konferansı başladı

Avrupa Ekolojik Ekonomi Derneği’nin 9. Konferansı bu yıl rekor katılımla Boğaziçi Üniversitesi’nde başladı. Cuma gününe kadar dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen araştırmacı, akademisyen ve sivil toplum örgütü temsilcileri çalışmalarını paylaşacaklar.
Konferans öncesi yükseklisans ve doktora öğrencileri için düzenlenen atölye çalışmalarıyla ayrıca göz dolduran konferansın açılış teması Degrowth, yani küçülme idi.

Degrowth: Müslüman mahallesinde salyangoz?

AKP gibi gelmiş geçmiş hükümetler içinde büyürken çevreye en ağır tahribatı yapan bir partinin son seçimde %50 oy aldığı bir ülkede neden büyüme yerine küçülmenin çözüm olduğunu anlatmak oldukça zor. Ancak başka çaremiz yok. Zengin ülkeler küçülmedikçe, bizim gibi ülkeler büyüme çılgınlığından vazgeçmedikçe bu dünyada yaşam gittikçe daha zorlaşacak.

Degrowth neler vaadediyor?

Bir kere, çalışma saatlerinin azaltılmasını öngörüyor. Araştırmalar gösteriyor ki, mevcut sistem altında gelirimiz arttığı halde insanlar daha az yerine daha çok çalışıyor, daha doğrusu çalışmak zorunda bırakılıyor. 1920’lere kadar çalışma saatlerinin azaltılmasını savunan sendikal hareketin yaptığı en büyük yanlışlık sistemin daha çok ücret tuzağına düşmesi oldu. Tüketim toplumunun oluşmasında bu kararının etkisi büyüktür. Saati geri almak zor olsa da başka çaremiz yok. Bir yanda çok kazanıp tatil yapmaya fırsat bulamayanlar, öte yanda iş bulamadığı için en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayanlar bugün Madrid’de, Atina’da, İstanbul’da aynı sokaklarda dolaşmakta. Bu tuzaktan kurtulmanın bir yolu da vatandaşlık geliri, iş garantisi. Kamu hizmetlerinde özellikle emek-yoğun yöntemlerin seçilmesi ve paylaşım. Kısacası Degrowth bugün yaşamakta olduğumuz üçlü krize biraz ütopik olsa da üzerinde düşünülmesi gereken çözüm önerileri getirmekte.

Konferans Çarşamba günü sürdülebilirlik, enerji, yaşam kalitesi, hayvan hakları gibi konularda düzenlenecek panellerle devam edecek. Akademik bir konferans olsa da paylaşacak çok şeyimiz olduğu kesin. Düzenleme komitesi herkesi bu toplantıları izlemeye davet ediyor. Konferans programı ve konferansta sunulacak çalışmaların sunumları http://www.esee2011.org/program/print.sessions.v2.php adresinde bulunabilir.

Görüşmek, tartışmak ve değiştirmek üzere.

Kaz Dağları’nda Yeşiller Kampı (25-28 Haziran)

Yeşiller Partisi, Kaz Dağları’nda bir yaz kampı düzenliyor. 25 Haziran ile 28 Haziran arasında gerçekleşecek kampın duyurusu şu şekilde:

Ötedenberi kamp yapmayı severiz. Bozcaada, Sinop, Akkuyu ilk akla gelenler. Aramıza yeni katılanlar, katılmayı düşünenler, yeşil düşünceye sıcak bakanlar, çevreciler, nükleer karşıtları ya da sadece tanışmak isteyenler, hepsi bugüne kadar bizimle kamp yapmaya koşarak geldiler. Tanıştık, eğlendik, paylaştık ve dayanışma duyguları içinde geri döndük. Yeşiller’in şenlikli politika sevdasını kamplara yansıttık.

Kamp yaptığımız yerleri hiç bir zaman gelişigüzel seçmedik. Bu yıl mekan tuttuğumuz Kaz Dağları, bir yandan altın-gümüş madenciliğine karşı her zamanki gibi direniyor, öte yandan zeytinlikleri ve zeytinyağı ile ünlü yörede, uçakla ilaçlama tartışmaları yapılıyor. Keklikleri ile meşhur bu dağlarda, keklik artık nadiren görülüyor. Ama   tekrar keklik sesleri duyulsun diye mücadele de  bir  yandan sürüyor. Gitmişken, bütün bu mücadeleye tanık olmak, el vermek ve daha çok duyurmak da öncelikli bir amacımız.

İçerik

Kampta günlük akışı şöyle düşündük; Gündoğarken yoga.
Kahvaltı sonrası pratik atölyeler. Öğlen yemeğinden sonra siesta. Bu arada orman içine yürüyüş
yapabilir, şelale göletlerinde yüzebilir ya da sohbetlere katılabilirsiniz. Akşamüstü beş çayıyla
beraber teorik paylaşımlar zamanı. Akşam yemekten sonra ise müzik ve dans.

Buluşmanın akışı şöyle gerçekleşecektir:

25 Haziran cumartesi sabah kamp alanında buluşma.

25-28 Genel program, bilgi ve tecrübe paylaşımı, yoga, sohbetler, gölette yüzme, atölyeler, film
gösterimleri, sunumlar, müzik, dans, performanslar ve sanatsal etkinlikler.

28 Haziran salı öğle üzere yola çıkarak, dönüş.

Özel nedenlerle dört günlük kampa katılamayanlar sadece hafta sonu programına da katılabilirler.

Yöntem
Buluşma esnasında tüm ihtiyaçlarımızın – yemek, bulaşık, ortamın düzeni, temizliği, atıkların
yönetimi – sorumluluğu, organizasyon ekibinin koordinasyonunda tüm katılımcılar tarafından
ortak olarak paylaşılacak. Her üç öğün de kamp alanında hazırlanıp, yenilecektir. Katılımcılar
küçük gruplar halinde ya da tek başlarına yemeklerini hazırlayabilirler. Üç öğün yemeğini de hazır
almak isteyenlerin bunu önceden bildirmesi gerekmektedir. Bu durumda tesisten yararlanabilirler.
Alışveriş için her gün kahvaltıdan sonra bir görevli en yakın yerleşim yerine gidip, her kampçının
ihtiyacını temin edecektir. Bütün atölyeler alternatiflidir. İlgi alanınıza göre katılabilirsiniz.

Program

25 Cumartesi

Sabah

Akşamüstü

Açılış ve oryantasyon çalışması

a) Eğitim ve öğretimin yeşillendirilmesi

b) Küresel iklim değişikliği ve enerji

c) 12 haziran seçimlerinin değerlendirilmesi

26 Pazar

Sabah

Akşamüstü

a) Tarhana yapımı

b) Zeytinyağlı sabun atölyesi

c) Bira yapımı atölyesi

a) Yeşil Ekonomi

b) Yurttaşlık ve ekoloji

27 Pazartesi

Sabah

Akşamüstü

a) Zeytinyağı yapımı ve yakındaki fabrikaya ziyaret

b) Ekoloji ve permakültür anlayışı

a) Aktivizm

b) Sosyal politikalar

28 Salı

Sabah

Akşamüstü

a) Ormanda ot toplama ve yön bulma / Doğa gözlem gezisi

b) Evsel atıklardan kompost gübre yapımı

a) Avrupa Yeşilleri yapısı, kurumları ve politik duruşları

b) Genel değerlendirme

Yeni fikirlere açık olduğumuzu ve kamp tarihinden önce bize ulaşmanız halinde programa
alabileceğimizi hatırlatmak isteriz.

Nerede

Darıdere Tesisleri (0266 396 00 40 ) www.kazdagi.com.tr

Narlı köyü üstü 13.km. Darıdere Mevkii Altınoluk/Edremit BALIKESİR

Bölgeye İzmir-Çanakkale Karayolu’nun 32. km.’sinden sapılarak Altınoluk’a bağlı Narlı Köy yolu
ile beraber, 16.5 km. sonra ulaşılmaktadır.

Kamp alanına otobüsle gelenleri Altınoluk’tan almak mümkün. Yeter ki bize önceden haber
verin. Ayrıca İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Tekirdağ’dan otobüs ya da midibüs kaldırmayı
planlıyoruz. Avrupa’dan gelecek Yeşilleri Balıkesir Havaalanı’ndan alacağımız için, bu seçenek her
katılımcı için geçerlidir. Lütfen kayıt esnasında nasıl geleceğiniz bilgisini paylaşın.

Yanınızda getirin!
● öğrenmeye ve paylaşmaya açık bir kalp ve zihin
● coşkunuz, heyecanınız, umudunuz, hayalleriniz
● paylaşmak istediğiniz kitaplar, filmler, ilhamlar, müzik, müzik enstrümanlarınız
● kamp yapacaklar, tabi ki kamp malzemeleri (çadır, uyku tulumu vs)
● yemekler için malzemeler (tabak, bardak, çatal-bıçak vs)
● fotoğraf makinası

● doğada dönüşen sabun, şampuan, havlu
● yüzmek isteyenler, deniz malzemeleri
● el feneri

Lütfen atık olabilecek plastik materyaller, ambalajlar vs getirmeyin!

ziyaretler

– Adatepe Köyü

– Zeytinyağı fabrikası

– Zeus sunağı

– Çamtepe ziyareti

katılım & kayıt
Buluşma mekanının kapasitesi çok geniş olduğu için, katılımda sınırlarımız çok geniş. Ama
atölyelerimizi verimli planlayabilmek için mail ya da telefon yoluyla lütfen kayıt yaptırın.

Buluşma katılım ücretleri:
Kampa katılım için hiç bir ücret alınmamaktadır.

* Çadırda konaklama, kişi başına günlük 7 TL, tesis almaktadır

* Çadırı tesisten temin etmek isteyenler için, günlük 17,50 TL

* Otelde konaklama günlük 65 TL (üç kişilik oda) ve 75 TL (iki kişilik oda), kahvaltı dahil. Otel
odaları sınırlı olduğu için, başvuru sırasına göre ve mutlaka ödeme alınarak kayıt yapılacaktır.

Bilgi ve kayıt için:
İstanbul; Aytaç Timur ve Yazgülü Yeşil

İstiklal cad. Balo sok. No:21/1 Beyoğlu
Tel/Faks: (212) 244 7780 Cep: 541 659 24 14
E-posta: [email protected]

Ankara; Koray Urbarlı [email protected]

Bursa; Berna İnanç (533 260 82 41) ve Baki Akkuş (535 651 59 91)

Tekirdağ; Mustafa Yılmaz (533 482 70 75)

İzmir; Efe Gökdoğan (539 390 02 99)

Muğla; Bilge Contepe

Almanya’ya Ekolojik Cami

Fotoğraf: Heribert Proepper

Almanya – Norderstedt’teki müslüman cemaati minarelerinde rüzgar tribünleri olan camii inşa etmeye başladılar. 2,5 milyon euroluk proje sonunda Hamburg yakınlarındaki Norderstedt şehrinde inşa edilecek camii ilk defa müezzinin ibadete çağrısının rüzgar enerjisi ile diğer müminlere ulaşmasını sağlayacak.

Projenin fikri Hamburglu mimar Selçuk Ünyılmaz’a ait. “Dini mimari ile ekolojik düşünceyi birleştirmek istedim ve böylece tasarımımda geleneksel ile modernin bir ortaklığı doğdu” diyen Ünyılmaz, “ve böylece minarelere çağdaş bir görünüm kazandırdım” şeklinde konuştu.

Rüzgar türbinleri camiinin 22 metrelik 2 minaresinin yanına konumlandırılacak. Şimdiye kadar cemaatin önde gelen 200 kişisinden onay alamayan proje geçen ay onaylandı. 1300 metrekarelik proje içerisinde camiinin yanısıra alışveriş merkezi, seyahat acentası, berber gibi unsurlar da bulunuyor.

Bölge cemaatinin önderi Uğur Sütçü, Hamburger Abendblatt gazetesine verdiği demeçte “Biz her din ve milletten insanların birarada olabileceği bir yer planladık. Dini hizmetlerin yanında proje içerisinde sosyal, kültürel, sportif etkinlikler de gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

Bu tür projelere şüphe ile yaklaşanlar olsa da Mimar Ünyılmaz aynı tarz uygulamaları hayata geçireceği başka yerler de aradığını ancak henüz bulamadığını ifade etti.

Bu Alman Camii türünün ilk örneği değil. Londrada da 2012 olimpiyat oyunları ile ilgili çalışmalar kapsamında çevre dostu ve rüzgar türbinli minareleri olan bir camii inşaatı başlamış durumda.

Selçuk Ünyılmaz’ın bu çabası için tesadüfi de denemez. Bilindiği gibi Almanya 2022 yılına kadar nükleer enerjiden tamamı ile vazgeçme kararı aldı ve bu bağlamda tüm sektörler için yenilenebilir enerjilerin kulllanılmasına ilişkin çalışmalar sürmekte.

Nordersted’teki islami topluluk enerji duyarlı bir sisteme geçmeye karar vermiş görünse de henüz bunu gerçekleştirebilecek fonları sağlayabilmiş değiller. Gene de Uğur Sütçü’yü bu durum endişelendirmemiş görünüyor, “Biz gereken mali imkanı her halükarda bulabiliriz” diyor

Bir kıyı kasabası olan Nordersted enerji verimliliğine duyarlı bir yapılaşma yolunda çok önemlşi adımlar atıyor. Güneş yerine Rüzgar enerjisine yönelmiş olmalarını Mimar Ünyılmaz, “Biz kuzey kesiminde yer alan bir bölgeyiz ve geceleri de güneş enerjisinden faydalanma imkanı yok bu nedenle rüzgar enerjisine yöneldik ” şeklinde açıklıyor

– Guardian –

Haruki Murakami: “Japonya nükleere Hiroşima’dan sonra hayır demeliydi.”

Haruki Murakami

Dünyaca ünlü Japon romancı Haruki Murakami Uluslararası Katalonya Ödülü ödül törenindeki konuşmasında Japonya’daki nükleer felakete değinerek ülkesinin nükleer politikalarını eleştirdi.

Fukushima’daki felaketin Japan Times gazetesinin yazdığı gibi “Japon insanının yaşadığı ikinci büyük nükleer facia” olduğuna dikkat çeken yazar, “Fakat bu seferki başkasının üzerimize attığı bir bomba değil, kendi elimizle yol açtığımız bir hataydı” dedi.

Murakami ‘hibakuşa’ olarak adlandırılan atom bombası kurbanlarının, yani 1945’de Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının ardından hayatta kalan kişilerin yaşadığı acılara değinerek “Japonya, hibakuşalar sayesinde nükleerin dünya ve insanlık üzerinde ne kadar derin yara izleri bıraktığını öğrendiğinde ona ‘hayır’ demiş olmalıydı” dedi.

Fakat bunun yerine nükleer enerjinin tehlikelerini sorgulayanların marjinalleştirildiği ve önceliklerini ‘verimlilik’ ve ‘uygunluk’ olarak belirleyen hükümet ve şirketler tarafından ‘gerçekçi olmamak’ ve ‘hayalcilik’le suçlandıklarını dile getiren Murakami, “Verimlilik ve uygunluk isimli kötülük meleklerine uymak yerine ileriye doğru cesur adımlar atan hayalciler” olunması gerektiğini söyledi.

Ülkesinin tarih boyunca yaşadığı pek çok olaydaki gibi aklını ve ruhunu yeniden düzene sokup ayağa kalkacağına güveninin tam olduğunu belirten yazar, kendisine verilen yaklaşık 180.000 liralık para ödülünü 11 Mart’ta yaşanan deprem ve tsunami felaketleri ile nükleer krizin mağdurlarına bağışlayacak

Kültürel, bilimsel ve insani değerlerin gelişimine katkıda bulunan bireyleri onurlandırmak amacıyla Katalonya hükümeti tarafından verilen Uluslarası Katalonya Ödülü’ne bu sene dünyaca ünlü Japon edebiyatçı Haruki Murakami layık görüldü.

Haruki Murakami kimdir?

Japonya’nın en büyük yazarlarından biri olarak kabul edilen Haruki Murakami 12 Ocak 1949 yılında Japonya’nın Kyoto kentinde dünyaya geldi. Yazar ilk kitabı olan “Kaze no uta o kike” Gunzou Edebiyat Ödülü’nü (1979), “Hitsuci o meguru Booken (Yaban Koyununun İzinde)” (1982) isimli romanıyla Yeni Yazarlar Noma Edebiyat Ödülünü, “Sekai no ovari to haado boirudo (Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu)” (1985) ile Tanizaki Ödülü’nü kazandı. Yazarı dünyaya tanıtan ve kendinden söz ettiren kitabı tam 16 dile çevrilmiş olan “İmkânsızın Şarkısı (Norvei no Mori)” (1987) oldu. Murakami 1995’te yayımlanan “Zemberekkuşu’nun Güncesi” kitabı ile de ertesi yıl Yomiuri Edebiyat Ödülünü de kazandı.

Murakamiş’nin Türkçe’de yayımlanan kitapları şunlar: İmkansızın Şarkısı, Sahilde Kafka, Zemberekkuşu’nun Güncesi, Yaban Koyununun İzinde, Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu ve Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında.

Sabitfikir, The Guardian, Wikipedia ve Ideefixe’den derlenmiştir.

Yeşil Gazete

İleri demokrasi Çorum’da

12 Haziran Genel Seçimleri üzerinden iki gün, 1 Mayıs üzerinden ise 44 gün geçmişken Çorum’da Özgürlük ve Dayanışma Partisi üyeleri ‘Yaşasın 1 Mayıs‘ pankartı ile 1 Mayıs yürüyüşüne katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alındı.

Partiden, Önder İşleyen imzasıyla yapılan açıklama şu şekilde:

“Yeni ‘balkon balonları‘ ile ‘ileri demokrasi‘ yaygarası kopartılırken Çorum‘da arkadaşlarımız evlerinden toplanarak gözaltına alınıyor. Şimdiye kadar Çorum İl Başkanımız Ulaş Koçak‘ın da aralarında bulunduğu 5 parti üyemiz gözaltına alınmıştır. Polis ev baskınlarını sürdürmektedir.

Arkadaşlarımızın gözaltına alınma gerekçesi ise ‘Yaşasın 1 Mayıs‘ pankartı ile 1 Mayıs yürüyüşüne katılmış olmalarıdır. Görülüyor ki ‘balkon balonu` çabuk patladı, AKP yeni dönemde de ‘icraatlarına‘ hız kesmeden sürdürüyor. Tayyip Erdoğan`ın ‘yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır` derken neyi kastettiği şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Gözaltılar derhal serbest bırakılmalı, bu hukuksuzluğa artık son verilmelidir!

Önder İŞLEYEN”

(Yeşil Gazete)

%100 ekolojik pazar 5 yaşında

Türkiye’nin ilk %100 ekolojik pazarı olan Şişli Ekoloji Pazarı 5 yaşında basıyor.

Buğday Derneği ve Şişli Belediyesi’nin girişimiyle başlatılan ve 5 yıldır her Cumartesi günü Feriköy’de kurulan pazarda bu hafta sonu kutlama var.

Buğday Derneği’nin yaptığı kutlama çağrısına göre 18 haziran Cumartesi 11:00-13:00 saatlerinde gerçekleşecek olan şenlikte ünlü saksafoncu Yahya Dai, Ebru Ayarcı yönetiminde Algo-Ritmo perküsyon grubu, Tugay Başar’la beden perküsyonu, Karadeniz Horon Ekibi yer alacak.

Buğday dostlarının getireceği lezzetli yiyeceklerle kurulacak şenlik masası, çekiliş ve diğer etkinlikler de şenlikte yer alacak.

Şişli Ekoloji Pazarı Bomonti caddesi Lala Şahin sokakta bulunan Feriköy Semt Pazarı’nda her Cumartesi günü kuruluyor.

(Yeşil Gazete)

Seçim 2011: Seçilemeyen bağımsızlarda durum ne?

Herhangi bir partiye dahil olmayarak seçime bağımsız giren 230 adaydan sadece 36’sı milletvekili olmayı başardı. Vekil olmayı bekleyen gazeteci Tuncay Özkan, sanatçı Ferhat Tunç ve eski AK Parti’li Abdüllatif Şener ise seçimin süprizlerindendi.

12 Haziran 2011 Genel Seçimleri, 36 bağımsız aday için başarı ile sonuçlanırken, diğer bağımsızlar için aynı şekilde sonuçlanmadı.

“Ergenekon” sanığı gazeteci Tuncay Özkan, sanatçı Ferhat Tunç, eski Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener ve işadamı Mehmet Ensarioğlu sandıkta hüsran yaşadı.

Seçilemeyen ve kamuoyunda bilinen adayların aldıkları oylar şu şekilde:

Vekil olamayan adayların aldığı oylar şöyle:

  • Tuncay Özkan (İstanbul 1. Bölge): 32 bin 27
  • Çetin Doğan (İstanbul 2. Bölge): 9 bin 378
  • Hulki Cevizoğlu (Ankara 1. Bölge): 2 bin 962
  • Yaşar Müjdeci (İzmir 1. Bölge): 17 bin 513
  • Erdal Avcı (İzmir 2. Bölge): 36 bin 642
  • Doğu Perinçek (İzmir 2. Bölge): 12 bin 842
  • Veli Büyükşahin (Adıyaman): 19 bin 811
  • İhsan Nergiz (Antalya): 23 bin 251
  • Mehmet Deniz Büyük (Bursa): 24 bin
  • Mehmet Selim Ensarioğlu (Diyarbakır): 22 bin 386
  • Sebahattin Yılmaz (Erzurum): 33 bin 308
  • Emrullah Birgül (Kocaeli): 19 bin 756
  • Abdüllatif Şener (Sivas): 17 bin 92
  • Ferhat Tunç (Tunceli): 10 bin 347

Seçimden sonra – Hegemonya ile mücadele

Büyük bir hegemonya ile karşı karşıyayız. Bu kelime önemli. Lütfen akıldan çıkartmayalım. Bu hegemonyanın araçlarının bir bölümü zaten çok uzun zamandır bu konumda. Bir bölümü de daha yeni yeni bu duruma araç oluyor. Sonuç olarak üçüncü dönemini kazanmış bir iktidarın hegemonyasını araçlarla dayatması çok da anormal değil.

Seçim sonuçları, teknolojinin de yardımıyla daha o gün belli oldu ve ilan edildi. Bu da üzerinde hemen o gece net yorumlar yapma şansını herkese verdi. Peki yapılan yorumlar, bu durumun hakkını verecek kadar net mi? Hayır! Ya da şu şekilde söyleyelim: Bu sonuçlara bakarak, bu yorumlar yapılabiliyorsa hegemonyanın etkisi çok büyük boyutta demektir ve bununla da artık mücadele etmek, mücadelenin dozunu yükseltmek gerekmektedir. Çünkü bu kadar yanlış bilgi ve yorum karşısında doğru durmaya çalışmak yorucu ve zordur. Doğru ya aranmıyor ya da kimilerinin zihninden çoktan çekip gitmiş demektir.

Önümüzde 2002 seçimleri, 2007 seçimleri, 2011 seçimleri var. 2011 seçiminin sonuçları gerçekten değerlendirilmeye muhtaç. Ve yine seçim sonuçlarını tek bir yazıda değerlendirmek imkansız gibi. Önce bir genel değerlendirme ve değerlendirmeleri değerlendirme yapmak en doğrusu olacak.

Sonuçlar şöyle: AKP, %49.9 oy oranı ile 326 vekil çıkardı. CHP, %25.91 ile 135 vekil çıkardı. MHP, %12.98 ile 53 vekil çıkardı. EDÖ Bloğu ise %6.58 ile 36 vekil çıkardı.

Şimdi bu sonuçlara bakınca ve bundan önceki seçim sonuçlarını ve seçimin öncesini de akılda tutunca seçimin ilk sonucu şu oluyor: TBMM’ye giren 4 parti de kazandı. Az ya da çok ama bu dört yapı da kazandı. Ve yine bu dört yapı içerisinden üçü (BDP adını alacak olan Blok hariç) de kaybetti. Sağlıklı bir değerlendirmede bu üç parti de seçim sonuçlarında istemedikleri sonuçları göreceklerdir. AKP, oy oranını arttırdı ve tek başına iktidar oldu. Fakat vekil sayısı düştü. Kendilerine uzak hedef olarak koydukları 367′nin çok uzağında, yakın hedef olarak koydukları 330′un ise altında kaldılar. CHP, en çok oyunu arttıran parti oldu. Vekil sayısı da arttı. Bunun yanında, iktidar partisi ile arası oyunun artması oranında kapanmadı. Oylarını %50 oranında arttırmayı beklerken, bu oran %35 civarında kaldı. MHP, barajı geçti. Fakat etkisiz bir konumda kaldı, oyu düştü.

Peki bize yansıtılan hava böyle mi? Değil. AKP ezgi geçti, diğerleri ise dağıldı diye sunuluyor. Televizyona çıkan herkes, yazılar yazan herkes böyle söylüyor. Muhalefetin kurultaylar toplayacağı, seçimler olacağı, bu sonuçların kaldırılamayacağı söyleniyor. Hegemonya işte burada devreye giriyor ve bunu yapıyor. Yapılan yorumlarda AKP’nin sadece kazancı ortaya çıkartılıyor. Diğerleri ise kaybetmiş gibi sunuluyor. Bunun bir adım sonrası ise CHP’nin yönetimi ile ilgili magazinel haberler çıkartıp, ortalık karıştırmak. Hegemonyanın araçları tarafından bu tip haberler çıkartıldı bile. Neden? Çünkü CHP büyük bir mağlubiyet almış! Öyle mi? Rakamlar öyle söylemiyor. %49′un büyüledikleri öyle söylüyor. Türkiye sol partilere sürekli oy vermiş ama bu seçimde vermemiş gibi davranmak bir çözümleme yaparken kullanılmaması gereken yanlış bir argümandır. Bu yanlış argümanlar şehir şehir değerlendirken de kullanılıyor ve kamuoyu yanıltılıyor.Bir bozgun havası ve bir fetih havası yaratılmak isteniyor. Böyle bir durum yok. Bu bir hegemonya siyasetidir ve durdurulmalıdır.

Seçimin en büyük başarısı, AKP’nin MHP dışında sağı silmesi ve kendisi içerisinde toplamasıdır. Bu durum AKP’yi %49′a taşıdı. Eski rakamlarla bu duruma bir bakalım.

Türkiye 550 vekilli sistemle 1995 yılında tanıştı. Vekil sayılarına ve oy oranlarına bakalım.

1995 seçiminde TBMM’ye 425 sağ vekil (%60.21), 125 sol vekil (%25.35) seçilmiş.

1999 yılında bu rakamlar 414 sağ (%58.62), 136 sol (22.19) olarak değişmiş.

2002 yılına gelindiğinde 373 sağ vekil (%34.43) ve 177 sol vekil (%19.41) olmuş.

2007 yılında ise, 415 sağ vekile (%60.85) karşılık 135 sol vekil (27.40) meclise girmiş.

Görüldüğü gibi, durum bu. 2002 yılının baraj süprizi dahil Türkiye’de dağılım bu. Bu seçim ise sağ partiler, %62.93 ile meclise 379 vekil soktular. Sol partiler ise, %32.52 ile 171 velil soktular. Bu durum bize şunu da gösteriyor ki, nasıl AKP MHP dışındaki tüm sağı kendi etrafında topladıysa, meclise girmeye hak kazanan 4 parti de %95.45′lik bir temsil oranı ile tüm oyları kendi etrafında topladılar. Bunlar yorumsuz rakamlar.

Yorumlar ve değerlendirmeler ise serinin diğer yazılarına kaldı. Seçime doğru serisinin konuları ve şehirler üzerine değerlendirmeler yapmak gerek.

Yeşil Gazete ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

Şebeke suyundan siyanür zehirlenmesi

Kütahya’da siyanür karıştığı iddia edilen şebeke suyundan içen 4 kişi hastaneye kaldırıldı. Eti Gümüş A.Ş.‘den ‘sabotaj’ ve ‘suikast’ açıklamaları geldi.

Tesislere 3 kilometre uzaklıktaki Dulkadir köyünde aynı aileden dört kişi şebeke suyu içmelerinden bir süre sonra rahatsızlandı.

Yakınları tarafından Kütahya Evliya Çelebi Devlet Hastanesi‘ne kaldırılan ve zehirlenme tanısıyla gözlem altına alınan 4 kişinin sağlık durumlarının iyi olduğu, zehirlenmelerin siyanüre bağlı olup olmadığının laboratuvar analizlerinden sonra belli olacağı bildirildi.

Dulkadir köyünün şebeke suyundan içtikleri öne sürülen 1 inek, 2 koyun, 7 ördek ve 8 civciv de telef olurken, Eti Gümüş A.Ş. Genel Müdürü Ergun Kılıç’tan olayla ilgili açıklama geldi.

“Sabotaj var”

Kılıç, ”Dün öğleden sonra birileri tarafından, fabrikanın özelleştirilmesinden bu yana gerektiğinde Dulkadir köyüne su vermek üzere kullanılan ve iki aydır tamamen kapalı olan hattın vanasını açılmış. Ortada bir sabotaj var … Durup dururken havuzdaki siyanürlü suyu, vanayı açıp köye verir miyiz? Ne olduğunu araştırıyoruz. Bu akla hayale gelmeyecek bir durum ve bir suikast” diye konuştu.

Muhtarın iddiası

Öte yandan Dulkadir köyü muhtarı Selim İlhan, İl Sağlık Müdürlüğü labaratuvarında yapılan analizlere göre köyün içme suyu şebekesindeki siyanür oranının baraj suyundaki siyanür oranı ile aynı olduğunu ileri sürdü.

İlhan, “Köyümüzün içme suyu ile tesiste kullanılan içme suyu aynı kaynaktan çıkıyor. Köyümüzde 55 kişi yaşıyor. Şu anda şebeke suyumuzu önlem amacıyla kapattık. Tavşanlı Belediyesince köyümüze tankerle içme suyu gönderildi” diye konuştu.

Öte yandan Kütahya Vali Yardımcısı Cengiz Horozoğlu ve Tavşanlı Kaymakamı Numan Hatipoğlu, Dulkadir köyü ve çevresinde incelemelerde bulundu.

Yeşil Gazete – NTV haber