Ana Sayfa Blog Sayfa 5061

Hrant Dink Ödülü 15 Eylül’de sahiplerini buluyor

0

Ödüller, her yıl Hrant Dink’in doğum yıldönümü olan 15 Eylül günü, Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından veriliyor. Bu senenin jüri üyeleri Adalet Ağaoğlu, Judith Butler, Hasan Cemal, Daniel John-Bendit, Rakel Dink, Irene Khan, Boris Navasardian, Baltasar Garzon Real ve Türkiye Vicdani Ret Hareketi. Tören saat 20’de İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda.

Ödül her yıl ayrımcılıktan, ırkçılıktan, şiddetten arınmış, daha özgür ve adil bir dünya için çalışan, bu idealler uğruna bireysel risk alan, ezber bozan, barışın dilini kullanan, bunları yaparken, insanlara mücadeleye devam etme yolunda ilham ve umut veren kişi, kurum veya gruplara veriliyor.

Hrant Dink Vakfı ödülle, bu yönde çaba gösterenlere, seslerinin duyulduğunu, yaptıklarının görüldüğünü ve yalnız olmadıklarını hatırlatmayı, onlara manen destek olmayı, tüm insanları idealleri uğruna mücadeleye teşvik etmeyi amaçlıyor. Ödüllere, her sene yurtiçinden ve yurtdışından birer kişiye veriliyor.

Bu yıl üçüncüsü verilecek ödüller 2009 yılında Alper Görmüş ve Almira Haas’a, 2010 yılında da Baltasar Garzon ve Türkiye Vicdani Ret Hareketi’ne layık görülmüştü. 2011 için aday önerileri, 15 Ekim 2010 ile 15 Nisan 2011 tarihleri arasında kabul edilmişti.

(Yeşil Gazete, http://www.hrantdinkodulu.org)

GDO’ya hayır demek için son gün!

Biyogüvenlik Kurulu, genetiği değiştirilmiş üç çeşit mısırın Türkiye’ye ithalatına izin vermek üzere. Ancak bunu durdurmak için hala bir ümit var: Kanun gereği kamuoyunun görüşünün alınması  gerekiyor. İnternet üzerinden yapılabilen görüş bildirimi için son gün ise 14 Eylül Çarşamba.

Biyogüvenlik Kurulu bünyesinde kurulan “Risk Değerlendirme”  ve “Sosyo-Ekonomik Değerlendirme” Komiteleri’nin yayınladıkları önraporlarda GDO’lu ürünlerin zarar ve riskleri teker teker sıralandıktan sonra hayvan yemi için ithalatının önemi ve gerekliliği iddia ediliyor

Özellikle pamuk fiyatlarındaki yükselişin üreticiyi pamuk ekimine yöneltmesi, bu nedenle de mısır üretimindeki düşüş beraberinde yüksek mısır fiyatlarını getirdi. Bu durum da her türlü pazar ve girdi maliyeti dalgalanmasına karşı son derece kırılgan olan konvansiyonel et üretici firmalarının telaşlanmasına neden oldu. Bu sektörün yarattığı talep ve lobinin üzerine komitelerin “GDO’yu zararlı ve riskli sıralayıp, ardından da GDO’lu mısır ithalatına izin verilmesini isteyen bir rapor” gibi garip bir duruma imza attıkları tahmin ediliyor.

Komitelerin raporuna tüketici ve kamuoyu olarak görüş bildirmek ise kanun gereği mümkün. Biyogüvenlik Kurulu son kararını verirken kamuoyu görüşünü de “dikkate almak” zorunda.

“GDO’ya Hayır Platformu”  ise yayınladıkları basın açıklamasıyla Türkiye’de GDO’ya karşı olan her bireyi internet üzerinden görüş bildirmeye davet etti. Bunun için yapılması gereken http://www.tbbdm.gov.tr/Home/GeneComments/GeneCommentEntry.aspx sayfasında isim, soyisim, e-mail adresi yazdıktan ve “GEN” kısmını “Bt11, DAS 1507, DAS 59122” şeklinde doldurduktan sonra “Açıklama” kısmına konuyla ilgili görüşlerinizi yazmak. Aynı işlemin “Komite” kısmında her iki komite için ayrı ayrı yapılmasının çifte etki yaratacağı bildiriliyor.

Pembe Hayat: Trans bireyler yaşamın çeperlerine itiliyor

Pembe Hayat Derneği’nin üçüncü bülteni yayımlandı. Bu sayıda, trans bireyleri hedef alan sistematik insan hakkı ihlalleri, linç ve cinayete varabilen nefret suçları çeşitli örnekler ile yer alıyor.

Geçtiğimiz aylarda yaşananlar arasında, Antalya’da iki trans kadına güpegündüz yönelen linç girişimi var. Ayrıca Ankara’da yine bir trans kadının 7 kişi tarafından linç edilmesi girişimi ile İstanbul Fındıkzade’de bir trans kadının katledilmesi diğer saldırılar arasında.

Pembe Hayat, pek çok transın her gün ölüm ile burun buruna geldiğini ve Türkiye’nin geçen yıl 47 Avrupa Konseyi ülkesi arasında 8 trans kadın cinayeti ile ilk sırada olduğunu anımsatıyor.

Pembe Hayat, Hükümet’e sesleniyor:

Bu ülkenin yurttaşları olarak ne zaman eşit muamele göreceğiz? Ne zaman evlerimizde rahatça oturacak; sokaklarda saldırı, linç girişimi, taciz ve tecavüz korkusu olmadan dolaşabileceğiz? Ne zaman bize yönelen nefreti bertaraf etmek için gerekli adımlar atılacak? Hükümet’in trans bireyleri ayrımcılık ve her türlü şiddet eyleminden koruma konusunda imzaladığı Avrupa Konseyi Tavsiye Kararları ve Kadına Yönelik Şiddetin Engellenmesi Sözleşmesi ile uluslararası camiaya verdiği taahhütler ne zaman hayata geçirilecek?

Pembe Hayat kimdir?

2006’da kurulan ve çalışmalarını Ankara merkezli sürdüren Pembe Hayat Derneği, Türkiye’de yaşayan trans bireylerin başta nefret suçları, ayrımcılık, polis şiddeti olmak üzere maruz kaldıkları hak ihlallerine karşı mağdurlara doğrudan destek sunan ve bu sorunların bertaraf edilmesi için sistematik savunuculuk çalışmaları gerçekleştiren bir sivil toplum örgütü. Örgütün çeşitli etkinlikleri arasında; hukuki destek ve danışmanlık hizmetleri ile hak ihlallerine yönelik izleme-raporlama-belgeleme ve savunuculuk çalışmaları yer alıyor. Ayrıca her yıl Kasım ayında Ankara’da, Türkiye ve yurtdışından kişilerin katılımıyla nefret suçlarına maruz kalmış trans bireylerin sorunları, talepleri ve strateji önerileri konusunda “Uluslararası Nefret Suçları Mağduru Trans Bireyleri Anma” başlıklı konferansı düzenliyor.

Dernek ile ilgili daha ayrıntılı bilgiye http://www.pembehayat.org/ adresinden erişilebilir.

(Yeşil Gazete)

 

“Başkaldırıyoruz” davası görüldü

“AKP’ye, YÖK’e, polise başkaldırıyoruz” eyleminden yargılanan 8’i tutuklu 117 kişinin davası bugün görüldü.

5 Ocak 2011 tarihinde gerçekleşen “AKP’ye, YÖK’e, polise başkaldırıyoruz” eylemine katılmak ile yargılanan 8’i Hopa olaylarından tutuklu 117 kişinin davası dün görüldü.

Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava kimlik tespitinin ardından iddianamenin oluşturulmasıyla başladı. Tüm şüpheliler izinsiz toplantıların dağıtılması sırasında güvenlik güçlerine karşı direnmekten, kamuya hizmet veren kamuya tahsis edilmiş eşyaya zarar vermekten 1 ila 9 yılla yargılanıyorlar.

“BENİ ÜZERSENİZ SİZİ ÜZERİM”

Duruşmaya katılan sanıkların birçoğu savunmalarında  yalnızca basın açıklmasına katıldıklarını ancak kendilerine yöneltilen polise mukavemet etmek ve kamu malına zarar vermek suçlarını işlemediklerini beyan ettiler. Sanıkların kendi aralarında konuşmlarına tepki gösteren mahkeme başkanı …….“beni bunaltmayın, beni üzerseniz sizi de üzerim, sizin hakkınız hukukunuz için buradayım” dedi.

EĞİTİM SEN VE ODTÜ MEZUNLARI DERNEĞİ DE SANIK

Aynı davadan yargılanan Eğitim Sen 5. Nolu Şube Yöneticisi Barış Çelik, Orkun Salih Durmaz ve Zeynel Akın  savunmalarında işyerlerinin ODTÜ kampüsü içersinde olduğunu belirtirken  basın açıklmasını izlemek ve öğrencilerin meşru hakkı olan protesto hakkına destek vermek için orada bulunduklarını söylediler.

ODTÜ Mezunları Derneği Başkanı Himmet Şahin de öğrencilere destek vermek için basın açıklmasını izlediğini ancak kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini belirtti.

BEN OLAY YERİNDE BİLE DEĞİLDİM

Aynı suçlamalarla yargılanan ODTÜ öğrencisi Mustafa Bozkurt olay günü orada olmadığını ancak yaklaşık 3 hafta önce gerçekleşen eylemde polisin kendisini görüntüleyip bu olaya dahil ettiğini dile getirdi.

Davaya tutuklu sanıkların dinlenmesi için ara verildi.

Öğle arasında basın açıklması yapan hem yargılanan hem de arkadaşlarına destek olmak için gelen öğrenciler “Başkaldırıyoruz” pankartı açıp, “Eşit, parasız, anadilde eğitim”, “YÖK’e, AKP’ye, sermayeye, paralı eğitime başkaldırıyoruz” sloganları attılar.

Öğrenciler adına basın açıklmasını okuyan Merve Yetkin AKP’nin davayı kullanarak öğrencileri üniversitelerde adım atamaz hale getirdiğini belirtirken, “polis terörüyle yıldıramadığı öğrenci gençliği düzmece iddianamelerle vermek istediği hapis cezalarıyla sindirmek istemektedir” dedi.

Basın açıklmasının ardından konuşan Eğitim Sen 5 Nolu Şube Sekreteri Zeynel Akın öğrencilerin polis ifadesi alınmadan sanık olduklarını ifade etti.

Tutuklu sanıkların dinlenmesiyle devam eden dava 14 Aralık tarihine ertelendi.

(jiyan.org)

“Kırmızıgül serbest bırakılsın”

Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma Platformu (TÖDP), Galatasaray Üniversitesi (GSU) Endütri Mühendisliği 3.sınıf öğrencisi Cihan Kırmızıgül‘ün serbest bırakılması için basın açıklaması düzenledi; Kırmızıgül’ün beşinci duruşması yarın (14 Eylül) görülecek.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde,sanatçı İlkay Akkaya, Öğretim Üyeleri Derneği Temsilcisi Prof. Dr. Esen Aslandoğan, Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi ve Radikal gazetesi yazarı Dr. Özgür Mumcu, İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Halkın Sesi Partili (HAS) Mehmet Bekaroğlu, İHD İstanbul Şube Başkanı Abdülbaki Boğa, Toplum Gönüllüleri Vakfı Başkanı İbrahim Betil ve  gazeteci Murat Çelikkan‘ın katılımıyla gerçekleşti.

Basın açıklamasın okuyan Özgür Mumcu Kırmızıgül aleyhinde dava dosyasında bulunan tek delilin Kırmızıgül’ün boynundaki puşi ve telefonundaki Kürtçe bayram mesajı olduğunu, bu delillere dayanarak Kırmızıgül’ün 20 aydır özgürlüğünden ve eğitim hakkından mahrum  bırakıldığını belirtti.

Mumcu, ”’Cihan Kırmızıgül’ün 20 aydır neden tutuklu olduğunu bizzat duruşma salonunda duymak için” ve ”uzun tutukluluk süreleri, Kırmızıgül ve onun gibi nice öğrencinin hayatını karartmasın diye” herkesi yarın saat 11.00’de Beşiktaş Adliyesi’ne davet etti.

İlkay Akkaya, puşinin  ve  Kürtçe  bayram mesajının  mahkemelerce delil olarak kullanılmasının toplumsal bir histeriye yol açtığını, puşi takan insanlara karşı tehlike yarattığını vurguladı.

Sırrı Süreyya Önder, ”bu tür mesnetsiz yargılamaların arkasında kamuoyunun bilemeyeceği çok vahim bir şey varmış gibi bir hava estirildiğini” belirtip, bu davalar karşısında oluşan muhalefin yargının işine karışmakla itham edildiğini belirtti.

Prof. Dr. Esen Aslandoğan, ”her alanda hak ihlallerinin ve özgürlüklere yönelik kısıtlamaların arttığı bu dönemde, bu salonun bize yetmemesi gerekirdi” diyerek, muhalefetin güçsüzlüğüne dikkat çekti ve bilhassa da Galatasaray Üniversitesi hocalarını Kırmızıgül’ün durumuna duyarlılık göstermeye davet etti.

Mehmet Bekaroğlu da, Kırmızıgül’ün durumunda olduğu gibi TMK’nın çok geniş bir şekilde yorumlandığına ve bu kapsamda görülen davaları kamuoyu olarak dikkatle takip etmemiz gerektiğini belirtti. Bekaroğlu, Hopa olaylarından sonra açılacak davalarda da benzer sorunlar yaşanabileceğine dikkat çekti.

Son olarak, söz alan Kırmızıgül’ün avukatı Suat Eren, dava dosyasında parmak izi ve telefon dinlemesi bulunmamasına, ev ve üst aramasında suç unsuruna rastlanmamasına ve gizli tanığın ifadesini geri çekmiş olmasına rağmen, Kırmızıgül’ün tutuklu olarak yargılanmasının keyfiliğine vurgu yaptı.

Cihan’ın durumunun münferit bir durum olmayıp bu şekildeki tutuklu yargılamaların çok yaygın olduğunu belirten Eren, Cihan’ın davasına sahip çıkılmasının konuya ilişkin kamuoyu yaratılması bakımından çok önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.

* Bu haberi Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma Derneği üyeleri hazırladı.

(Bianet)

AKP’den bir harç zammı oyunu daha

Bu yıl harçlara zam yapılmayacağının açıklanmasının ardından yaşananlar durumun pek böyle olmadığını gösteriyor. Krediye bağlı harç zammının ortaya çıkmasının ardından şimdi de üniversite yönetimlerine verilen harçları artırma limitinin arttığı ortaya çıktı

Kayıt döneminin başlamasıyla birlikte, harçlara yapılan gizli zamlar belli olmaya başladı. Önce alttan alınan ders ve krediye bağlı harç zammının ortaya çıkmasının ardından şimdi de üniversitelere verilen harçları artırma yetkisinin yüzde 20’den yüzde 30’a yükseltildiği açığa çıktı.

Eskişehir Anadolu Üniversitesi yaptığı açıklamayla yüzde 30 hakkını kullanacağını söyledi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi dışında birçok üniversite de bu yetkiyi açıklama yapmaksızın uyguluyor. Bu da harçlara yapılan yaklaşık yüzde 10’luk yeni bir zam anlamına geliyor.

İlgili maddeler şöyle:

2010-2011 yılına ait madde
MADDE 14- (1) Ekli (I) sayılı cetveldeki miktarları üniversitelerin özellikleri, öğrenim dallarının nitelikleri ve süreleri göz önünde tutularak fakülte, yüksekokul, enstitü ve bölümler itibarıyla % 20 oranına kadar arttırarak uygulamaya üniversite yönetim kurulları yetkilidir.

2011-2012 yılına ait madde

MADDE 22- (1) Ekli (I) sayılı cetveldeki miktarları, üniversitelerin özellikleri, öğrenim dallarının nitelikleri ve süreleri göz önünde tutularak fakülte, yüksekokul, enstitü ve bölümler itibarıyla yüzde 30 oranına kadar artırmaya üniversite yönetim kurulları yetkilidir.

Ders başına para sistemi

2009 yılında yüzde 500’e varan harç zamlarını geri çekmek zorunda kalan AKP ve YÖK, zamları başka kılıflarla tekrar öğrencilerin karşısına getiriyor. Yaz döneminde geçen torba yasada üniversitelilerde artık “ders başına para” sistemi uygulanıyor.

26 Ağustos 2011 tarihinde Bakanlar Kurulu’nda alınmış karara göre alttan ders alan üniversiteliler normalin beş katına varan ek harç ödeyecek. AKP bunu 2009 yılında da denemiş fakat üniversitelilerin mücadelesi harç zamlarını geri çektirmişti.

İlgili madde:

“a. 2547 Sayılı Kanun’un 44. maddesinin (c) fıkrasındaki süreler içinde aynı yükseköğretim kurumundaki öğrenimi sırasında bir derse üçüncü defa kayıt yaptırılması halinde, ilgili dönem için öngörülen katkı payı ya da öğrenim ücretinin yanı sıra kredi başına ödenecek katkı payı veya öğrenim ücreti; dersin alınacağı dönem için belirlenen kredi başına katkı payı veya öğrenim ücretinin yüzde elli fazlası, dördüncü defa kayıt yaptırılması halinde yüzde yüz, beşinci veya daha fazla defa kayıt yaptırılması halinde ise yüzde üçyüz fazlası ile hesaplanır.

b. 2547 Sayılı Kanun’un 44. maddesinin (c) fıkrasındaki süreler içinde öğrenimin tamamlanamaması halinde, her bir ilave ders için kredi başına ödenecek öğrenci katkı payı veya öğrenim ücreti; dersin alınacağı dönem için 2547 Sayılı Kanun’un 44. maddesinin (c) fıkrasına göre belirlenecek olan kredi başına katkı payı veya öğrenim ücretinin yüzde yüzü, ikinci defa kayıt yaptırılması halinde yüzde ikiyüzü, üçüncü defa kayıt yaptırılması halinde yüzde üçyüzü, dördüncü ve daha fazla defa kayıt yaptırılması halinde ise yüzde dörtyüzü olarak hesaplanır.

c. 2547 Sayılı Kanun’un 44. maddesinin (c) fıkrasında belirlenen süreler içerisinde yandal veya çift anadal öğreniminin tamamlanamaması nedeniyle ilave ders alınması halinde, her bir ders için kredi başına ödenecek öğrenci katkı payı veya öğrenim ücreti; dersin alınacağı dönem için 2547 Sayılı Kanun’un 44. maddesinin (c) fıkrasına göre hesaplanan kredi başına katkı payı veya öğrenim ücretinin yüzde yüzü, ikinci defa kayıt yaptırılması halinde yüzde ikiyüzü, üç ve daha fazla defa kayıt yaptırılması halinde ise yüzde üçyüzü olarak hesaplanır.

d. Lisansüstü öğrenimin, 2547 Sayılı Kanun’un 44. maddesinin (c) fıkrasındaki süreler içinde tamamlanamaması halinde, tez aşamasında ödenecek öğrenci katkı payı veya öğrenim ücreti, lisansüstü öğrenim için belirlenen dönemlik katkı payı veya öğrenim ücretine bu maddenin (b) fıkrasındaki oranlar uygulanarak hesaplanır. ”

(Yeşil Gazete, sendika.org)

Devlet-PKK görüşmesinin içeriği sızdı

Sızan görüşmelerde MİT Müsteşarı Hakan Fidan, PKK‘dan eylemsizlik kararının seçimlere kadar sürmesini istiyor. İktidarları tüccara benzeten Fidan ” iktidarlar tüccarlar gibi kar zarar hesabı yaparlarsa burada dolar yerine oy sayısını koyarlar ortaya hangi hareketten ne kadar fazla oy gelir ona bakarlar bunun hesabını yaparlar” diyor.

Devlet ile PKK arasındaki görüşmelerin ses kaydı yayınladı. Ses kaydını Vimeo üzerinden paylaşan Dicle Haber Ajansı (DİHA) haberine göre PKK ile devlet arasında görüşmeler de yer alan kişiler MİT Müsteşarı Hakan Fidan, MİT Müsteşar yardımcısı Afet Güneş, KCK’lı Mustafa Karasu, PKK’lı Sabri Ok, Kongra-gel Başkan Yardımcısı Zübeyir Aydar ve koordinatör ülke temsilcileri arasında geçiyor. Koordinatör ülke temsilcisinin ingilizce konuştuğu görülürken kimliği bilinmiyor. Görüşmelerin hangi tarihte olduğu ise bilinmiyor ancak yakın bir tarihte olduğu anlaşılıyor.

Ses kaydının sızma hikayesi ilginç. Saat 09.37’de sıralarında DİHA “Görüşmelerin İç Yüzü Erdoğan’ı Yakacak” başlığıyla ses kaydını servis etti. Kayıt internet ortamında hızla yayıldı. Ancak ajans sabah saatlerinde hacklendiklerini sözkonusu kaydın şifreleri kırılarak sitelerine konulduğunu belirterek okurlarından özür diledi. İnternet sitesi iki saatten fazla kilitlenen DİHA, daha sonra haberi yayından kaldırdı ve yaptığı açıklamada haberle ilgilerinin olmadığını belirtti.

PKK, MİT pazarlıklarını deşifre eden ses kaydında hayli ilginç diyaloglar var. Terör örgütü PKK taleplerini 15 sayfa ile MİT’e bildirince istihbarat teşkilatı tepki gösteriyor ve ’15 sayfa talep yazmayın.Kısa yazmayı bir türlü öğretemedik size’ sözleriyle tepki gösteriyor.

PKK üyesi Sabri Ok: Devlet de arayıp hangi ilde hangi dağda birileri var ben de imha ederim demesin çünkü biz çözüm sürecindeyiz.

MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş: Peki ne kadar süre bekletmeyi düşünüyorsunuz dağlarda

Sabri Ok: Biz istiyoruz ki en kısa sürede bu sorun çözülsün böyle altı yılda yedi yılda değil

Afet Güneş: Yani bu neresinden bakarsak bakalım çünkü çözümün parametreleri içinde işte basit bir takım taleplerden anayasa değişikliğinden öcalanın serbest bırakılmasına kadar çok geniiş bir skala var. Talepleri şöyle bir göz önüne getirdiğimiz zaman çok geniş bir skala var. Bunların üç ayda beş ayda sekiz ayda bir senede tamamlanabilmesi söz konusu değil.

Sabri Ok: Bugün için size kısa bir şey hazırlasak nasıl olabilir.

Afet Güneş: Yani götürmeye çalışırız ama dediğim gibi altı buçuğa kadar yetiştirebilirseniz. Ama ne olur on beş sayfa yazmayın gözünüzü seveyim niçin söylüyorum.

Sabri Ok: Yok biz kısa yazacağız.

Afet Güneş: Hakikaten kısa yazmayı hiç bilmiyorsunuz

Sabri Ok: Doğru

MİT MÜSTEŞARI: İKTİDARLAR TÜCCAR GİBİDİR

Hakan Fidan: Ben size burada siyasi iktidarın psikolojisini fikrini ve parametrelerini elimden geldiğince şeffaf bir şekilde bir taraftan yansıtmaya çalışıyorum. Ben modalite önerisi olarak şunu dedim şimdi bir defa eylemsizliği çok samimi olarak bunu çok samimi olarak söylüyorum Başbakan’ın da fikri budur bir zaman kazanma parametresi olarak ortaya koymuyoruz. Biz eylemsizliği var olan konuşmaların bir sağlayıcısı olarak görüyoruz yani var olandan daha sistematik daha yoğun bir müzakere ve görüşme sürecinin devam ettirilmesinden tarafız. Açıkçası burada zaman kazanalım şöyle olsun böyle olsun işte seçimlere giderken de şu olsun. Seçimler bir faktör olarak var şimdi eğer iktidarlar tüccarlar gibi kar zarar hesabı yaparlarsa burada dolar yerine oy sayısını koyarlar ortaya hangi hareketten ne kadar fazla oy gelir ona bakarlar bunun hesabını yaparlar.

Dicle Haber Ajansı ise yaptığı “Diha’dan abonolerine zorunlu açıklama” başlığıyla yaptığı duyuruyla okurlarından özür diledi: “Sabah saat 09.37’de servis edilen “Görüşmelerin İç Yüzü Erdoğan’ı Yakacak” başlıklı haber, sitemize yapılan sanal saldırı sonucu şifreler kırılarak eklenmiştir. Gerçeklerden asla taviz verilmez sloganı ile tüm zorluklara rağmen çalışmasını sürdüren ajansızım, abonelerine gerçek obktif haberler servis etmeyi vazgeçilmez bir ilke olarak benimsemiştir. Sözkonusu haber ise araştırılıp ortaya çıkarılan veya bir haber kaynağının göndermiş olduğu bir haber değildir. Dolayısıyla gerçekliği teyit edilmediği gibi, ajansımızla da bir ilgisi yoktur. Haber farkedilir edilmez hemen müdahale edilmiş ve siteden kaldırılmıştır. Teknik çalışmalar nedeniyme 2.5 saat yayım yapamadık. Bu nedenle abonelerimizden özür diliyoruz.”

(Radikal)

Hitit Güneşi hala yukarıda

0

Danıştay, Ankara‘nın sürekli değiştirilen amblemine yönelik kararını verdi. Ankara’nın “minareli” ambleminin iptal edilmesinin ardından “kedi”ye de geçit vermeyen Danıştay, eski amblem olan “Hitit Güneşi”ne dönülmesi gerektiğine karar verdi.

Yılan hikayesine dönen Ankara’nın sembolü konusunda en başa dönüldü.

“Minareli” Ankara amblemini iptal etmesinin ardından Ankara Büyükşehir Belediye meclisi kararıyla yeni amblem gülen “Ankara kedisi” olarak belirlenmişti.

Ancak Danıştay, 2007 yılında “minareli” amblemin iptal edilmesinin ardından önceki duruma, yani “Hitit Güneşi” amblemine dönülmesi gerektiğine hükmetti.

ABD Açık Novak Djokovic’in

0

Sezonun 4. ve son Grand Slam turnuvası Novak Djokovic‘in oldu. ABD Açık Tenis Turnuvası finalinde Rafael Nadal‘ı 3-1 ile geçen Sırp raket bu sezonun 3., kariyerinin de 4. grand slamını kazandı.

Sırp tenisçi Novak Djokovic, ABD Açık Tenis Turnuvası’nın final maçında İspanyol Rafael Nadal’ı 3-1 yendi.

Elde ettiği zaferin yanı sıra oynadığı oyun ile tüm tenisseverlere keyif veren ve bir tenisçide olması gereken tüm meziyetlere sahip olduğunu bir kez daha kanıtlayan Djokovic, ABD Açık’ı da kariyerine eklediği sezonda 3. Grand Slam şampiyonluğunu elde etti.

Djokovic, 4 saat 10 dakika süren maçın setlerini 6-2, 6-4, 6-7 ve 6-1 aldı. Oyunun kontrolünü elinden bırakmayan ve taktiğini oyuna istediği yansıtan, file önünü sıkça kullanan ve kısa toplarıyla seyirciyi coşturan Djokovic, müthiş başladığı sezona, Wimbledon ve Avustralya Açık şampiyonluklarına ABD Açık’ı da ekleyerek devam etti.

Ukrayna ile vizesiz dönem

Ukrayna ile vize kaldırılması anlaşmasının Aralık’ta imzalanması planlanıyor. Ukrayna Büyükelçisi Sergiy Korsunsky, ülkesinin evsahipliğini yapacağı, 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası maçları için “Türk milli futbol takımı finale çıkarsa, bu bizim için milyon turist demektir” dedi.

Türkiye ile Ukrayna arasında karşılıklı olarak vize kaldırılmasına ilişkin anlaşmanın, Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukovych’in Aralık için planlanan Ankara ziyareti sırasında imzalanması öngörülüyor. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Sergiy Korsunsky de, ülkesinin ev sahipliğini yapacağı, 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası maçları dolayısıyla çok sayıda Türk turistin Ukrayna’yı ziyaret etmesi beklentisini dile getirdi. Büyükelçi Korsunsky, Ukrayna ve Türkiye’nin “çok önemli ortaklar olduğu konusunda bir şüphenin bulunmadığını”, Türkiye’nin Ukrayna için büyük önem taşıdığını vurguladı.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Yanukovych’in Türkiye ziyareti sırasında her iki taraftan 10’ar Bakanın katılımıyla Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey’in ilk toplantısının yapılacağını anlatan Büyükelçi, ziyaret sırasında vize zorunluluğunun karşılıklı olarak kaldırılmasına ilişkin anlaşmanın da imzalanmasının beklendiğini söyledi.