Ana Sayfa Blog Sayfa 5001

Nobel Ekonomi ikiye bölündü

Nobel Ekonomi Ödülü‘nü ABD’li ekonomistler Thomas Sargent ve Christopher Sims paylaştı.

İsveç Bilimler Akademisi, Thomas Sargent ve Christopher Sims’i, “makroekonomide sebep ve sonuç üzerindeki deneysel araştırmalarından” ötürü ödüle layık gördü.

Nobel ödülü kazananlar, 1896 yılında ölen Alfred Nobel’in ölüm yıldönümü olan 10 Aralık’ta, İsveç Kralı tarafından 10 milyon İsveç kronu (1,4 milyon dolar), altın madalya ve diploma ile ödüllendirilecek.

İsveç Merkez Bankası (Riksbank), Nobel Ödülü’nün kurucusu Alfred Nobel adına Nobel Ekonomi Ödülü’nün verilmesini 1968 yılında kararlaştırdı.

Nobel Ekonomi Ödülü’nü ilk olarak 1969 yılında Norveçli ekonomist Ragnar Frisch ve Hollandalı Jan Tinbergen aldı.

İsveç Bilimler Akademisi, bu yıl Nobel Ekonomi Ödülü’nü ABD’li ekonomistler Thomas Sargent ve Christopher Sims arasında paylaştırdı. Akademi, Thomas Sargent ve Christopher Sims’i, “makroekonomide sebep ve sonuç üzerindeki deneysel araştırmalarından” ötürü ödüle layık gördü.

Geçen yıl Nobel Ekonomi Ödülü’nü, ABD’li Peter Diamond, Dale Mortensen ile İngiliz ve Güney Kıbrıs vatandaşı Christopher Pissarides almıştı.

Akademi, Diamond, Mortensen ve Pissarides’i “araştırma uyuşmazlığıyla piyasa analizleri yönteminden” ötürü bu ödüle layık görmüş, “Ödülü kazananların teorisinin işsizlik, iş açığı ve ücretlerin ekonomi politikası ve düzenleme tarafından etkilenme yollarının anlaşılmasına yardımcı olduğunu” açıklamıştı.

Önceki yıl Nobel Ekonomi Ödülü’nü ABD’li Elinor Ostrom ve Oliver Williamson paylaşmıştı.

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Ostrom, bu ödülü kazanan ilk kadın olmuştu.

Los Angeles’da 7 Ağustos 1933 tarihinde dünyaya gelen Ostrom, California Üniversitesi’nden 1965 yılında Siyaset Bilimi doktorası aldı.

İsveç Bilimler Akademisi Ostrom’u, “ekonomi yönetimi analizlerinden” ötürü ödüle layık görerek, Ostrom’un çalışmasının, “ortak mülkiyeti, mülkiyeti kullanan gruplar tarafından nasıl başarılı biçimde idare edilebileceğini gösterdiğini” belirtmiş, Williamson’ın da, “şirketlerin nerede, çatışma çözümlerinde temel olarak hizmet verdiğine ilişkin teori geliştirdiğini” kaydetmişti.

Nobel Ekonomi Ödülü ile ilgili bazı gerçekler

İlk kez 1969 yılında verilen Nobel Ekonomi Ödülü, 2010 yılına kadar 42 kez verilirken, 67 kişi bu ödüle layık görüldü. Geçen yıla kadar Nobel Ekonomi Ödülü’nde 22 ödül tek bir kişiye giderken, 15 ödül ikişer kişi, 5 ödül ise üçer kişi tarafından paylaşıldı.

Nobel Ekonomi Ödülü’nü 1972 yılında 51 yaşındayken kazanan Kenneth J. Arrow, şimdiye kadar bu ödülü kazanan en genç kişi olarak kayıtlara geçti. Aynı ödülü 2007 yılında 90 yaşındayken alan Leonid Hurwicz ise bu ödüle layık görülen en yaşlı kişi oldu. Hurwicz, aynı zamanda Nobel ödüllerinin dağıtıldığı bütün alanlarda bu ödüle hak kazanan en yaşlı kişi unvanına da sahip bulunuyor.

Jan Tinbergen 1969 yılında Nobel Ekonomi Ödülü’nü alırken, kardeşi Nikolaas Tinbergen 1973 yılında Nobel Tıp Ödülü’nü aldı.

Gunnar Myrdal 1974 yılında Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görülürken, eşi Alva Myrdal 1982 yılında Nobel Barış Ödülü’nü kazandı.

2011 yılından ödülün ilk olarak verildiği 1969 yılına doğru Nobel Ekonomi Ödülü’nün kazananların listesi şöyle:

2011- Thomas Sargent ve Christopher Sims
2010- Peter Diamond, Dale Mortensen ve Christopher Pissarides
2009- Elinor Ostrom ve Oliver Williamson
2008 – Paul Krugman
2007 – Leonid Hurwicz, Eric S. Maskin, Roger B. Myerson
2006 – Edmund S. Phelps
2005 – Robert J. Aumann, Thomas C. Schelling
2004 – Finn E. Kydland, Edward C. Prescott
2003 – Robert F. Engle III,Clive W.J. Granger
2002 – Daniel Kahneman, Vernon L. Smith
2001 – George A. Akerlof, A. Michael Spence, Joseph E. Stiglitz
2000 – James J. Heckman, Daniel L. McFadden
1999 – Robert A. Mundell
1998 – Amartya Sen
1997 – Robert C. Merton, Myron S. Scholes
1996 – James A. Mirrlees, William Vickrey
1995 – Robert E. Lucas Jr.
1994 – John C. Harsanyi, John F. Nash Jr., Reinhard Selten
1993 – Robert W. Fogel, Douglass C. North
1992 – Gary S. Becker
1991 – Ronald H. Coase
1990 – Harry M. Markowitz, Merton H. Miller, William F. Sharpe
1989 – Trygve Haavelmo
1988 – Maurice Allais
1987 – Robert M. Solow
1986 – James M. Buchanan Jr.
1985 – Franco Modigliani
1984 – Richard Stone
1983 – Gerard Debreu
1982 – George J. Stigler
1981 – James Tobin
1980 – Lawrence R. Klein
1979 – Theodore W. Schultz, Sir Arthur Lewis
1978 – Herbert A. Simon
1977 – Bertil Ohlin, James E. Meade
1976 – Milton Friedman
1975 – Leonid Vitaliyevich Kantorovich, Tjalling C. Koopmans
1974 – Gunnar Myrdal, Friedrich August von Hayek
1973 – Wassily Leontief
1972 – John R. Hicks, Kenneth J. Arrow
1971 – Simon Kuznets
1970 – Paul A. Samuelson
1969 – Ragnar Frisch, Jan Tinbergen

Fransa’da sosyalist aday ikinci turda seçilecek

0

Fransa‘da sosyalistlerin cumhurbaşkanı adayı için düzenlenen önseçim adaylardan hiçbiri gereken yüzde 50 oyu alamadığı için ikinci tura kaldı.

Oyların yüzde 39’unu alan François Hollande ile yüzde 31’ini alan Martine Aubry haftasonu düzenlenecek ikinci turda yarışacak.

Muhalefetteki sosyalistlerin gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Nicolas Sarkozy‘nin karşısına çıkaracakları adayı belirlemek için düzenledikleri ön seçime 2 milyondan fazla seçmen katıldı.

Önseçimlerde Amerika Birleşik Devletleri’nde aday belirleme sürecinde olduğu gibi parti üyeliği şartı olmaksızın, sadece partiye sempati duyduklarını beyan ederek bir euro ödeyen herkes oy kullanabildi.

Kamuoyu yoklamaları adaylardan hangisi seçilirse seçilsin sosyalistlerin Sarkozy’yi yenilgiye uğratacaklarına işaret ediyor.

Sarkozy’nin nisan ayındaki seçimlerde yeniden aday olması bekleniyor.

François Hollande, eski IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn‘ın New York’ta bir otelin kadın çalışanına tecavüze yeltendiği iddiasıyla tutuklanmasının ardından adaylıktan çekilmesiyle favori adaylar listesinin ilk sırasına yükselmişti.

Ön seçimde üçüncülüğü elde eden partinin sol kanadından Arnaoud Montebourg’un destekçilerinin tercihleri ikinci turda kilit önemde olacak.

Montebourg oyların yüzde 18’ini aldı. Yandaşlarının partinin sol kanadının desteklediği diğer aday Aubry’ye yönelmeleri olasılığı yüksek görülüyor. Ancak Montebourg kimi destekleyeceğini henüz açıklamadı.

Geçen seçimde Sarkozy’ye karşı girdiği yarışı kaybeden Segolene Royal ise ön seçimde dördüncülükle yetinmek zorunda kaldı.

Yarışın ilk turunun galibi Hollande kamu kesintilerine karşı ve kamu borcunun ekonomik büyümeyle azaltılacağını savunuyor.

BM: Gıda fiyatları artabilir

Birleşmiş Milletler dünya gıda fiyatlarındaki dalgalanışın süreceği, hatta artışın mümkün olduğu uyarısında bulundu.

Örgüte göre hızlı büyüyen ekonomilerde talep tırmandığı, dünyada nüfus arttığı, biyoyakıt üretiminin artması yüzünden tarıma baskı sürdüğü ve iklim olaylarındaki şoklar arttığı için bu eğilim de devam edecek.

BM’nin gıda konusuyla ilgilenen üç kolunun ortaklaşa hazırladığı yıllık raporda, bu durumdan özellikle Afrika’daki küçük, ithalata bağımlı ülkelerin etkileneceği belirtiliyor.

Rapora göre fiyat artışları BM’nin Milenyum Kalkınma Hedefleri arasında yer alan “açların sayısını 2015 yılına kadar yarı yarıya azaltma” sözünün tutulmasını zorlaştırıyor.

Dünya nüfusunun 2050’ye dek 6,9 milyardan 9 milyara çıkacağı tahminleri de gıda güvenliği konusunu gündemin ilk sıralarına taşıyor.

Haziran ayında dünyanın en büyük ekonomilerini bir araya getiren, Türkiye’nin de dahil olduğu G20 grubu küresel gıda stoklarını izlemek üzere şeffaf bir sistem kurulması, acil durumlar için stok yapılması ve kuraklık tarzı felaketler olduğunda hızlı tepki verebilmek için bir mekanizma geliştirilmesi konusunda anlaşmıştı.

BM gıda örgütlerinin raporunda da hükümetlere çağrılar yer alıyor.

Örneğin 2006-2008 yıllarında gıda isyanlarına yol açan fiyat dalgalanmalarının önlenmesi için tarım tahminlerinin ve gıda stoku düzeylerinin paylaşılması isteniyor.

Ayrıca yoksul ülkelerin krizleri kendi başına aşabilmeleri için tarım sektörlerine daha fazla yatırım yapılması talep ediliyor.

Bu bağlamda 2006-2008 dönemindeki fiyat dalgalanmaları yüzünden Afrika’da yetersiz beslenenlerin oranının %8 arttığına dikkat çekiliyor.

(BBC)

Karaot, tohum takasıyla şenlenecek

15 Ekim Cumartesi günü, İzmir’in Torbalı ilçesinin Karaot Köyü’nde Tohum Takas Şenliği düzenleniyor. Bölgede ilki geçen yıl Torbalı’da yapılan tohum takas şenlikleri, yıl içinde Seferihisar ve Bayramiç’te devam etmişti.

Bu sene tartışmaya açılacaklar arasında, üreticinin tüketiciyle doğrudan buluşmakta yaşadığı sorunlar önemli yer tutacak.

Tohum takası, üreticiyle üreticinin, üreticiyle tüketicinin buluşmasına ve yerel tohum çeşitlerinin korunarak, kullanımının yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Üreticilerin birbiriyle buluşması; yerel tohumlar ve yetiştirilme biçimlerinin, üreticilerin karşı karşıya olduğu zorlukların, zararlılarla mücadele biçimlerinin paylaşılmasını olanak yaratıyor.

Şenlik, Ekolojik Üreticiler Derneği ile Karaot Tohum Derneği’nin işbirliğinde gerçekleştirilecek.

Ayrıntılı bilgi için: Feray Karapınar 0536 693 31 80

(Yeşil Gazete)

Ermenice atölyeleri başlıyor

Talar Şilelyan eğitmenliğinde yürütülecek ve  3 ay sürecek atölyelerin ilk kurunda, ‘Ermeniceye Giriş’ yapılacak. Genel olarak Ermenice harf ve sözcük bilgisi, temel okuma, yazma ve konuşma gibi konuların eğitimi verilecek. Atölyeler iki farklı çalışma grubu halinde, Cumartesi günleri 17.00-19.00(15 Ekim başlangıç) ve Çarşamba günleri(19 Ekim başlangıç) 19.00-21.00 arasında olacak.

Atölye çalışmaları Ermeni Kültürü ve Dayanışma Derneği’nde gerçekleşecek. İletişim için [email protected] adresine mail atabilirsiniz.

Ermeni Kültür ve Dayanışma Derneği, Ermeni kültürünü yaşatma ve tanıtma, UNESCO raporuna göre yok olmakta olan dillerden biri olan Batı Ermenicesi’ni yaşatma ve yayma, Ermeni toplumunun kültürel üretkenlik düzeyini yükseltme ve toplumda dayanışma temelinde bir sosyal ağ oluşturma ve Ermeni kültürünü Türkiye’deki diğer kültürlerle buluşturma amacıyla 2010 yılında İstanbul’da kurulmuştur.

(Yeşil Gazete)

Seyyar Sahne’den “Tehlikeli Oyunlar” ve “Çocukluğun Soğuk Geceleri”

Tehlikeli Oyunlar

Son 2 yıldır Erdem Şenocak’ın muhteşem bir tek kişilik peformansla sahnelediği “Tehlikeli Oyunlar” ile adından sıkça söz ettiren tiyatro topluluğu Seyyar Sahne, Ekim ayı içinde Oğuz Atay’ın unutulmaz eseri “Tehlikeli Oyunlar”ın yanı sıra  Tezer Özlü’nün “Çocukluğun Soğuk Geceleri“ni de tiyatroya uyarlayarak tiyatroseverlere bir kez daha eşsiz bir deneyim yaşatmaya hazırlanıyor

Ekim ayı içerisinde sahnelenecek oyunların gösterim tarihleri ise şöyle

Tehlikeli Oyunlar, 14, 15, 28 ve 29 Ekim’de İTÜ Maçka Kampüsü İşletme Fakültesi Tiyatro Salonu’nda sahnelecek

Çocukluğun Soğuk Geceleri ise 20 Ekim’de  Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü Fener Salonu’nda, 21 ve 22 Ekim tarihlerinde ise İTÜ Maçka Kampüsü İşletme Fakültesi Tiyatro Salonu’nda tiyatroseverlerin karşısına çıkacak.

Seyyar Sahne’ye kendi web sitelerinden ulaşmak mümkün

Gitar Cafe kapılarını yeniden açıyor

Kadıköy’ün canlı etnik müzik dinlenebilen mekanlarından Gitar Cafe uzun bir süreden sonra kapılarını yeniden açıyor. Geçtiğimiz günlerde Açık Radyo’nun Açık Dergi programına konuk olan Gitar Cafe ekibinden Onok Bozkurt, Nil Başdurak ve Nazlı Alatlı Gitar Cafe’nin kısa bir süre de olsa el değiştirme ve sonradan tekrar kendi küllerinden doğma hikayesini dinleyiciler ile paylaştı.

Gitar Cafe’ye kendi web sitelerinden ulaşabilmek ve etkinlikler hakkında daha detaylı bilgi almak  mümkün. Tüm konserlerin başlama saati 21:00. Gitar Cafe’nin açık adresi ise Sakızgülü Sk. Taranto Apt. 7/1, Kadıköy.

Ekim ayı içerisinde mekandaki en dikkat çekici etkinlik, “Yunanistandan Sesler”. Ancak Gitar Cafe’de ay boyunca yalnızca “yunanistandan sesler” dışında da pek çok etkinliğe katılmak mümkün. Gelin Gitar Cafe’de Ekim ayında gerçekleşecek etkinliklerin bir kısmına bir göz atalım.

11 EKİM


Serra Yılmaz, Wolter Wierbos, Islak Köpek

Türkiye’nin öncü özgür doğaçlama topluluğu Islak Köpek iki önemli konuğuyla tekrar Gitar Cafe’de! Bu gecede Islak Köpek, bir süredir
birlikte çalıştıkları oyuncu Serra Yılmaz ve yaklaşık 35 yıldır uluslararası özgür müzik ortamının önemli müzisyenlerinden biri olan Hollandalı tromboncu Wolter Wierbos (ICP Orchestra, Berlin Contemporary Jazz Orchestra, Cecil Taylor) ile beraber çalacak.

12 – 13 EKİM

Ross Daly

Bu tarihlerde  Gitarcafe, Ross Daly, Kelly Thoma ve Giorgos Manolakis‘in beraberliğinde gerçekleşecek çok özel iki konseri dinleyecilerle buluşturuyor.Dünyadaki birçok farklı müzik türünü araştıran İrlanda asıllı İngiliz müzisyen Ross Daly’nin müzikle serüveni ailesiyle farklı ülkelerde yaşadığı çocukluk yıllarında başlar. Dolayısıyla farklı enstrumanlarla haşır neşir olmuş. Bu zengin müzikal altyapı, Ross Daly’nin bugün kendi müziğinde kullandığı ses çeşitliliğine yansımıştır.  Bu konserde, kendisi Girit liri,tarhu, rabab ve saz, kendisi gibi müzisyen eşi Kelly Thoma ise Girit liri çalacak ve Girit’li müzisyen Giorgos Manolakis de güzel sesiyle eşlik edecek. Konserde, dinleyiciler, sadece Girit müziğinden beslenen geleneksel parçaları değil, Ross Daly’nin yeni bestelerini de dinleyebilecekler.

14 EKİM


Evgenios Voulgaris , Yannis Messalas ve Sergios Voulgaris’in bir araya gelmesiyle oluşan topluluk Tanburi Cemil Bey, Tatyos Nikolakis, Serif Muhittin Targan, Kemani Alexan gibi bestecilerin klasik Türk müziği eserlerinden oluşan bir repetuarın yanı sıra Evgenios Voulgaris’in yeni kompozisyonlarından da seslendirecekler.

26 EKİM


Bu tarihte Gitar Cafe sahne sırası Laterna‘nın olacak.  Laterna; aralarına çizilmiş yapay sınırlara inat aynı ezgilerle coşan ve aynı denizin tuzundan beslenen İzmir, İstanbul ve Pire’nin şarkılarını sergiliyor.  Grup Burhan Hasdemir, Çağatay Çoker, Onur Aygüneş, Seda Köksal, Selim Koytak  ve Sedat Gülcü’den oluşuyor.

28 EKİM


28 Ekim’de Gitar Cafe’nin konuğu Melisma olacak. Yunan ve Balkan müziklerini bir potada eriten etnik müzik grubu Melisma;  Daphne Mavridou, Maria Lithiropoulou, Akis Efthymiou, Kostas Margaritis, Kostas Papas ve Christos Papas’dan oluşuyor

 

Köylüler baraj inşaatını bastı

5 Eylül gününden bu yana açık olan direniş çadırında bir araya gelen köylüler, Pembeli Barajı‘na yürüdü. Pembelik Barajı’nın yapımına karşı çıkan köylüler, şantiye panoları ve konteynırlarını ateşe verdi.

Nazimiye İlçesi’ne bağlı Aşağı Doluca Köyü’nde Limak Şirketi tarafından yapılmak istenen Pembelik Barajı’na tepki gösteren köylüler, şantiyenin panolarıyla konteynırlarını ateşe verdi.

5 Eylül gününden bu yana açık olan direniş çadırında bir araya gelen köylüler, Pembeli Barajı’na yürüdü. 3 kilometre yolun sonunda baraj şantiyesine ulaşan kitle, barajın yapılmasına izin vermeyeceklerini belirtti. Barajları istemediklerini ve karşı çıktıklarını söyleyen köylüler, ayrıca baraj inşaatında çalışan işçilerin derhal şantiyeyi terk etmelerini istedi.

GÖREVLİLER HAVAYA ATEŞ AÇTI

Yapılan kısa konuşmaların ardından kitle ile şantiye görevlileri arasında kısa süreli arbede yaşandı. Köylüler, güvenlik görevlilerin tutumuna tepki göstererek, şantiye yetkililerinin kulübesini taşladı. Şantiye görevlilerinin havaya ateş atması üzerine gerginlik büyüdü. Bu kez köylüler, şantiye panolarıyla prefabrik ev ve konteynırları ateşe verdi.

Köylüler daha sonra Aşağı Doluca Köyü’ne yürüdü.

(Ajanslar)

Daldan sofraya meyvenin başına neler geliyor neler – Güngör Uras

Yaz bitti. Ama yıl boyu meyve yiyeceğiz. Baştanarenciye, elma, armut, muz gibi meyveler kış boyu marketlerde eksik olmayacak. Hatta ve hatta kış boyu
kiraz, erik, üzüm bile marketlerde satılacak.
Hepsi de pırıl pırıl. Kütür kütür. Sulu sulu. Dalından kopmuş gibi.
Halbuki köyde yaşayanlar, bahçesi olanlar bilir ki, meyveyi daldan kopardığınızda en fazla bir hafta dayanır. Buzdolabında saklansa bile pörsür, çürür.
N’oldu da meyvelerimiz
böyle dayanır oldu? Canlı, kanlı kalır oldu?
Efendim, günümüzde meyve tarladan toplanarak doğrudan markete, pazara getirilmiyor. Tarladan toplandıktan sonra meyveler belli işlemlerden geçiyor.
Tarım Market dergisinin Temmuz-Ağustos 2011 sayısında Ersin Dalga’nın,
büyük bir meyve işleme ve paketleme tesisinin üretim sorumlusu olan Mustafa Döktaş ile söyleşisini okudum.
Bu söyleşiye dayalı olarak meyvenin tarladan market rafına çıkıncaya kadarki macerası hikâye ediliyor. Ben bu macerayı kısaca özetleyeyim.
Kimyasalsız olmuyor
* Meyve işleme ve paketleme tesisleri genelde işleyecekleri meyvede ilaç kalıntısı olup olmadığını hasattan önce kontrol ediyorlar.
* Ürünler işleme ve paketleme tesisine getirildiğinde, indirme rampasında ön yıkamaya tabi tutuluyor. Bu ön yıkamada belli koruyucu kimyasallar kullanılıyor. Böylece meyvenin bahçe ve toprak kaynaklı mikroplardan arındırılması sağlanıyor.
* Meyveler özelliklerine göre bir süre dinlendirildikten sonra ön seçme masasında çürük, dal, yaprak gibi arazlardan ayıklanıyor.
* Sonra özel deterjan ile ön yıkamadan geçiyor. Kirden, çamurdan temizleniyor.
* Meyve yıkamadan sonra duşlanıyor.
* Duşlamadan sıcak kimyasal uygulama hattına giriyor. Raf ömrünü uzatmak için üzeri kimyasal ile kaplanıyor. Soğuk hava deposunda uzun süre bekleyecek, raflarda 1.5 ay kadar kalabilecek
hale getiriliyor.
* Bundan sonra meyve ön kurutmaya tabi tutuluyor.
* Nihayet üzeri “karnobalı” denilen bir mum tabakası ile kaplanıyor.
* Mumlamadan sonra
tekrar kurutma tüneline giren meyve, paketlenerek, soğuk hava deposuna veya pazara
sevk ediliyor.
Bazı meyveler pazara erken sevk edilebilmek arayışında tam olgunlaşmadan, yeşil iken toplanıyor. Örneğin limon, erken mandalina, muz gibi. Bu ürünler “etilen” ile sarartılıyor, olgunlaştırılıyor.

Meyveler de mumlanıyor
Mustafa Döndaş’ı arayıp buldum. Yıkamada, korumada ve sarartmada kullanılan kimyasalların insan sağlığına zararlı olup olmadığını sordum. Bu kimyasalların sağlığa zararı olmadığını, çoğunun doğal olduğunu anlattı.
Meyvelerde erken bozulmanın nedeninin, kabuklarındaki hücreler vasıtasıyla solumaları olduğunu, solurken enerji kaybettiklerini, olgunlaşmanın devam ettiğini, mumlama ile bu solumayı kestiklerini, soluyamayan meyvelerin çürümediğini, taze kaldığını, depo ve raf ömürlerinin uzadığını anlattı. Kabuğunda meyvede solumayı önleyen mum bulunan meyveleri yemenin insan sağlığına zarar vermediğini söyledi.
Soğuk hava depolarında kontrollü atmosfer uygulaması ile (Oksijen ve karbondioksit verilerek meyvenin solunumunun yavaşlatılması ile) ve de Smart Fresh isimli kimyasalın kullanılması ile meyvelerin
9-12 ay süre ile daldan yeni kopmuş gibi saklanması
mümkün olabiliyor dedi.
Sayın okuyucularım meyve yerken neyi yediklerini bilsinler diyerek bunları yazıyorum.

Güngör Uras – Milliyet

Fransa’da Sosyalistler adaylarını belirliyor

0

Fransa’da gelecek yıl düzenlenecek cumhurbaşkanlığı seçimlerine 7 ay kala, Sosyalist Parti (PS) adayını seçiyor. Fransız halkı, Nicolas Sarkozy’nin karşısına çıkacak rakibi belirlemek için sandık başında.

2007 Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmayı kıl payı kaçıran Francois Hollande, ön seçimin favorisi olarak gösteriliyor. Bir sürpriz olmazsa ikinci tura Hollande ile parti başkanı Martine Aubry’nin kalması bekleniyor.

2007 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sarkozy’e karşı yarışan, Hollande’ın eski eşi Segolène Royal da 6 adaydan birisi.

Sosyalist Parti’de gerçekleştirilen ön seçimlerde bu sene bir ilke imza atıldı. Adayların seçimi bu sene ilk defa Fransız halkı tarafından yapılıyor.

İki aşamalı olarak yapılan seçimlerin ikinci turu ise 16 Ekim’de. İlk turda adayların sayısı ikiye düşecek. İkinci turun sonunda ise, Nicolas Sarkozy’nin rakibi belli olacak. İkinci turdan çıkacak ismin ise, François Hollande olacağı tahmin ediliyor.

Oy kullanabilmek için 1 Euro’luk katılım payını ödemek ve solcu değerlere katıldığını belirten bir imza atmak yeterli.

Resmi olarak parti içinden seçilen 6 aday, bu süreçte birçok defa karşı karşıya gelerek kozlarını paylaşacak.

(euronews)