Ana Sayfa Blog Sayfa 4996

Kot taşlamada 47’nci kurban

0
Silikozis‘ diye bilinen kot taşlama hastalığı, geçen yıl Sağlık Bakanlığı tarafından kot taşlama yasaklanmış olmasına rağmen, can almaya devam ediyor. En son 27 yaşındaki Ali Rıza Eldemir 47. kurban olarak kayıtlara geçti.

Eldemir’in doğup büyüdüğü Muş’un Bostankent Köyü’nde, ikisi akrabası olmak üzere 10 genç daha ‘sırasını’ bekliyor.

Ali Rıza Eldemir, 2000 yılında iş bulma umuduyla geldiği İstanbul’da, ölümcül sonuçlarını bilemeyeceği kot taşlama atölyesine girdi. Esenyurt ve Gaziosmanpaşa Küçükköy’deki farklı atölyelerde 2005 yılına kadar kot kumladı. Akrabası Ömer Sevinç ve Mehmet Eser ile sekiz kadar köylüsü Eldemir’i izledi. Biraz fazla yevmiye için sigortasız şekilde ve ve sağlıksız bir ortamda çalışmaya razı olmuşlardı. Kaçak atölyeler 2005 yılında kapanınca köyüne döndü ve dört yıl önce evlendi.

Köyde 12 hasta daha var
Yeni bir hayata başlayacağını umarken, 2009 yılında silikozise yakalandığını öğrendi. Sırasıyla Muş, Diyarbakır ve Elazığ’da tedavi gördü. Son bir yıldır köyünde oksijen tüpüne bağlı şekilde yaşıyordu. En son 67 gün önce İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne yatırıldı. Ne var ki artık çok geçti. Eldemir önceki gün hayata veda etti. Eldemir, bugün Bostankent Köyü’nde toprağa veriliyor.

Ali Rıza Eldemir silikozise kurban verilen 47’nci, Bostankent Köyü’nün ise ilk kaybı. Tedavisi esnasında yeğeni Ali Rıza’ya hastanede refaket eden, dün de cenazesini Muş’a götüren amcası Baki Eldemir, köylerinde 10-12 kadar silikozis hastasının bulunduğu ifade ediyor. Yeğeniyle birlikte kot taşlama işi yapan akrabaları Ömer Sevinç ve Mehmet Boz’un da ağır hasta olduğunu anlatan Baki Eldemir, şu bilgileri veriyor: “Bunlar aynı köylü. Beraber çalışmışlar. Ali Rıza evliydi. Çocuğu yoktu. İki senedir hastaydı. Rahatsızlanmıştı. Memlekette yaşıyordu. Tüple yaşıyordu bir senedir. Maaş da bağlanmadı. Sigortası olmadığı için kimse sahip  çıkmadı.”

(Radikal)

Sokağın güzelleri… Kediler! – Haşmet Babaoğlu

İnsan yürüyüş yolunun üzerinde dolup taşmış çöp konteynırlarınınbulunmasından hoşlanabilir mi?
“Ne münasebet!” diyeceksiniz hemen! Haklısınız!
Ama ya beyaz, siyah ve bal rengi tüylerle kaplı prenses edalı bir kedi o çöplerin üzerine kurulmuş etrafa bakıyorsa…
Ya cılız ve asabi bir tekir diğer konteynırın kenarında cambazlık yapıyorsa…
Bu tablo zihninizdeki bütün bulutları dağıtmaz ve sizi tatlı tatlı gülümsetmez mi? ???

***

Geçenlerde bir dostum laf arasında “Açık söyle, İstanbul’un neyini seviyorsun?” diye soruverdi.
Aklından ne geçti, bilmiyorum.
“Bu şehri korkunç trafiği ve kargaşasıyla sevmek artık imkânsızlaştı” diye düşünüyordu sanırım ve benim de benzer bir cevap vermemi bekliyordu.
Kim bilir, belki de sevdiğim Beyoğlu’ndan, Kadıköy’den, Sultanahmet civarından ve Boğaz’ın Anadolu yakasından konu açmaya hazırlanıyordu.

Gariptir, hiç duraksamadan soruyu şöyle cevaplayıverdim: “En çok sokak kedilerini seviyorum İstanbul’un!”
***
Çocukluğumdan beri kedilerle yakın oldum. Evimde kedi beslediğim zamanlarım da oldu.
Ama itiraf ediyorum ki, “kedi” denilince aklıma ilk olarak sokak kedileri gelmiştir.
Onlar benim gözümde gündelik hayat perişanlıklarımızın orta yerine serpiştirilmiş ilahi güzelliklerdir!
İddia ediyorum, bir duvarın üzerinde bize bakan o nefes kesici güzellikteki geometriyio gözleri, o miyavlamaları fark etmeden geçmek ne büyük eksikliktir!
Sokak hayvanları diye bir şey keşke olmasaydı! Keşke o hayvancıklar bu yüzden insanlardan binbir eziyet görüyor olmasalardı!
Ama bugünkü durumda gerçek şu ki, kedisiz sokaklar benim için çok ıssızdırlar.
***
İstanbul’un sokak kedileri bir âlemdir.
Bir zamanlar Ortaköy meydanının kedilerinin gönlümdeki yeri ayrıydı. Hırttılar azıcık ve fena halde efkârlıydılar. Şimdi de öyleler mi bilmem!
Ya Kadıköy kedileri… Sert rock müzik severler! Çöpte balık avlar, ciğerciye serenat yaparlar.
Bazı Beyoğlu kafelerinde ise kimseye aldırmadan sandalyesini seçip uyuyan sokak kedileri vardır. Rüyalarından aksırarak uyanmalarına ve sonra hiç keyiflerini bozmadan yalanmaya başlamalarına bayılırım.
***
20. yüzyılın tanınmış mistiklerinden Gürciyev “varoluşun gizlerini anlamak için ara sıra durup hayvanları seyretmeliyiz” dermiş.
Aynı düşüncedeyim! Yakınımızda tutamıyorsak bile onlara durup bakmayı bilmeliyiz.
Hem kedi deyip geçmemeli!
Ne demiş atalarımız, iki kedi bir aslana pes ettirir.
Haşmet Babaoğlu – SABAH

 

Maynmar’da binlerce mahkuma af

0

Myanmar Devlet Başkanı Thein Sein 6.359 mahkumu affetti. Myanmar devlet radyo-televizyonu , Sein’in af kararı kapsamında mahkumların yarından itibaren serbest bırakılmasının planlandığını duyurdu. Serbest bırakılacak mahkumların suç nitelikleri hakkında, siyasi ya da adi suçlu olup olmadıkları yönündeyse bilgi verilmedi.

Myanmar’da hükümet tarafından atanan Ulusal İnsan Hakları Komisyonu, Devlet Başkanı Sein’den siyasi mahkumları serbest bırakmasını istemişti.

Komisyon Başkanı Win Mra resmi yayın organı üç gazetede mektup yayınlamış ve Sein’e “yüceliğinizi gösterin mahkumları affedin” şeklinde açık talepte bulunmuştu.

Myanmar’da ordunun desteklediği seçilmiş hükümet, Mart ayında iktidara geldiğinden beri cunta döneminin sertlik yanlısı politikalarının liberalleştirileceği vaadinde bulunmuştu.

14 bin mahkumu kapsayan ilk büyük af mayıs ayında gelirken bir diğer büyük jest de muhalif lider Aung San Suu Kyi’ye yapılmış ve Suu Kyi’nin 7 yıllık ev hapsi kasım ayında sona erdirilmişti.

(en)

Alternatif Medya Buluşuyor

Yeşil Gazete olarak 16 Ekim’de Alternatif Medyayı tartışmak için bir şenlik düzenliyoruz.

 

Dünyada etkinliğini giderek arttıran alternatif medya konusunu hem masaya yatırmak hem de ülke içerisindeki alternatif medya ağlarını bu şenlik kapsamında bir araya getirmek gayesi ile 16 Ekim’de Alternatif Medya Şenliği düzenliyoruz. Alternatif Medya Şenliğine herkesi beklediğimizi bir kez daha belirtmek isteriz.

 

Söyleşilerin ve şenlik etkinliklerinin herkese açık olacağı organizasyon hakkında daha fazla bilgiye, alternatifmedyasenligi.wordpress.com adresinden ulaşılabilir.  Şenlik mekânında stant açmak, düzenlenecek panellere tartışmacı olarak katılmak ya da şenlikte gönüllü olarak görev almak isteyenler, etkinliğin web adresindeki katılım formunu doldurarak şenlik koordinatörlerine gönderebilirler.

 

Alternatif Medya Şenliği 16 Ekim Pazar günü 11:00 – 24:00 saatleri arasında İstiklal Caddesi Daracık Sokakta bulunan otopark alanında düzenleniyor. Mekân aynı zamanda Yeşil Ev’in yanında bulunan otopark alanı olarak da biliniyor.

 

Peki, şenlik programında neler var?

 

12:00-13:15- Medya Okuryazarlığı (Moderatör: Nadire Mater)

13:30-14:45- Yeni Medya Düzeni (mi?) (Moderatör: Tolga Çevikel)

15:00-16:15- İnternet Sansürü (Moderatör: Avniye Tansuğ)

16:30-17:45- Medyada Nefret Söylemi (Moderatör: Yasemin İnceoğlu)

18:00-19:15- Dijital Aktivizm (Moderatör: Alper Akyüz ve Erkan Saka)

 

Yeşil Ev’in içerisinde gerçekleştirilecek paneller sırasında şenlik mekânında stant açan alternatif medya portalları hem birbirleri ile irtibata geçme hem de şenliği ziyaret edenlere kendilerini tanıtma imkânını bulacaklar.

 

Sokak sanatçıları Şafak Yüreklik ve Bülent Develi ise gün içinde yapacakları performanslar ile alternatif medya şenliğine alternatif bir bakış açısı kazandıracaklar.

 

Alternatif Medya Şenliği şenlik alanında 20:30 itibarı ile sahne alacak olan Serbest Radikaller grubunun konserinin ardından sona erecek.

 

İletişim için:

Basın telefon : (0212) 244 7780- 0541 693 8994

Adres: İstiklal Cad. Daracık Sok. Beyoğlu / İstanbul

Email[email protected][email protected]

Web:  www.yesilgazete.org

alternatifmedyasenligi.wordpress.com

facebook.com/alternatifmedyasenligi

www.twitter.com/yesilgazete

Fransa’da grev ve 200 gösteri

0

Fransa‘da hükümetin ”kemer sıkma” politikasını protesto eden işçiler grev yaptı.

Ülkenin beş büyük işçi konfederasyonu dün ortak açıklamalarında, greve destek vereceklerini duyurmuştu. Ülke genelinde ilk gelen haberler, greve katılımın beklenenden daha az olduğunu gösteriyor. Fransız radyosu, grevin, özellikle ulaştırma sektöründe vatandaşların günlük yaşantısını çok fazla olumsuz etkilemediğini duyurdu.

Ulusal Demiryolu İdaresi, tarifeli tren seferlerinden üçte iki oranında gerçekleştiğini açıkladı. Eğitim alanında, greve katılan öğretmenlerin sayısının da beklenenden daha az olduğu bildirildi.

Grev dışında başta başkent Paris olmak üzere ülke genelinde kent ve kasabalarda 200’e yakın gösteri yürüyüşü düzenlendi.

Batı Afrika’da kolera salgını

0

BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Batı Afrika’nın bugüne kadarki en kötü kolera salgınında 2500’e yakın kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

UNICEF’in açıklamasında, bu yıl ayrıca Mali’den Kongo’ya kadar 10 ülkede 85 binden fazla kolera vakasının tespit edildiği belirtildi.

Açıklamada, “bölgenin tarihinin en büyük salgınıyla karşı karşıya olduğu, koleradan ölüm oranının 4,7’ye kadar çıktığı” kaydedildi.

UNICEF sözcüsü Marixie Mercado, yağış oranının gelecek haftalarda ortalamanın üstünde olacağının tahmin edildiğini, bu nedenle salgının yayılmaya devam edebileceğini söyledi.

Herhangi bir hastalıktan ölüm oranı yüzde 1’i geçerse yüksek olarak kabul ediliyor.

Bedensel Engellilere yönelik RYLA semineri

01 – 04 Aralik 2011 tarihlerinde Iksir Resort Town Hotel Kastamonu’da Bedensel Engellilere yönelik RYLA semineri düzenlenecek. RYLA, Rotary tarafından düzenlenen ve tam açılımı Rotary Youth Leadership Awards (Rotary Yarının Liderlerini Arıyor Ödülleri) olan bir organizasyon. Geleceğin liderlerini eğitmek için planlanan organizasyonda bu sefer bedensel engellilere yönelik bir eğitim düşünülmüş.

RYLA semineri ile ilgili açıklamalar ve katılım koşulları ise şöyle

1.Egitimin Amaci

  • Yaslari 18 – 30 arasinda degisen ve  % 40 ile % 90 arasinda engel orani bulunan bedensel ve ortopedik engelli bireylere kisisel gelisimi destekleyen liderlik vasiflarini kazandirmayi ve iyi yurtt aslik bilincini asilamayi amaclayan egitimler vermek,
  • Seminere katilmis bireylere etkili bir egitim deneyimi kazandirmak
  • Bedensel engelli bireylere liderlik icin cesaret vermek
  • Seminer boyunca yapilacak munazaralar, karsilikli sohbetler ve sosyal etkinliklere dostluklarin gelistirilmesini saglamak
  • Engelli sorunlarina odakli bir sekilde savunuculuk kavrami ve savunuculuk surecinin temel ogelerine dair bilgi edinmesini saglamak
  • Etkin bir savunuculuk stratejisi hazirlamak ve yurutebilmek icin gerekli becerilerin gelistirilmesini saglamak


2. Egitimden Beklenen Sonuc
Katilimcilarin liderlik vasiflarinin gelistirilmesi ve kendi bolgelerindek i engelli haklari sorunlarina dair bir savunuculuk plani olusturabilmesidir.

3. Egitimin Icerigi

  • Liderlik gelistirme
  • Sivil Toplum ve Vatandaslik
  • Sosyal Hayata Katilim
  • Sivil Toplum Orgutlerinde Demokrasi
  • Esitlik ve Hak tabanli Yaklasimlar
  • Savunuculuk ve Ayrimcilik konularinda atolye ve grup calismalari
  • Uygulamali Egitimler


4. Kimler Basvurabilir?
Seminer, Turkiye genelinde engel orani  %40 ile % 90 arasinda olan Bedensel ve Ortopedik Engelli Bireylere yonelik gerceklesecektir.

5.  Basvuru Sartlari
1. Seminer, Turkiye genelinde engel orani % 40 ile % 90 arasinda olan Bedensel ve Ortopedik Engelli Bireylere yonelik gerceklesecektir.
2. Seminerin yas araligi, 18 – 30 yas arasidir. Seminere katilacak olan bireyler,  1 Ocak 1981 ile 31 Aralik 1993 arasinda olmalidir.
3. Seminere katilacak katilimcilarin en az lise mezunu olmasi, yeniliklere acik ve ekip calismasina yatkin kisiler olmasi gerekmektedir.
4. Basvurunun son tarihi 20 KASIM 2011dir. Katilimcilarin zamandan kazanmak icin once faks gondermesi yararli olacaktir.
5. Seminer, Kastamonu Daday ilcesinde bulunan Iksir Resort Town Otelinde gerceklesecektir. Kastamonu Otogarindan otele servis duzenlenecektir.
6. Rotary 2430. Bolge tarafindan duzenlenen Bedensel Engellilere Yonelik RYLA Seminerinin Ana Sponsoru, Avrupa Birligi finansmanli ‘Sivil Toplum Kuruluslari icin Teknik Destek Projesi’ (TACSO) dir.
7. Konaklama sekli Tam Pansiyon (S abah, Oglen ve Aksam Yemegi), Set Menu – A la – Carte servis seklinde olacaktir.
8. Otele giris 01 Aralik 2011 tarihinde, otel cikisi ise 04 Aralik 2011 tarihinde olacaktir.
9. Organizasyon Komitesi, gelen basvurulara gore katilimcilari belirleyecektir

6. Basvuru Sureci

Katilimcilar, basvuru formlarini asagidaki adreslere e – posta, faks veya kargo ile gonderebilir.

Seminere katılmak isteyenler Rotary’den Mustafa Afacan ile irtibata geçebilirler. Telefon: Telefon  :0 366 212 51 58 (Is)  Gsm  :0 542 695 59 79
Faks :0 366 212 46 22 E Posta : [email protected]

 

 

İsrail ve Hamas tutsak takasında anlaştı

İsrail Hamas‘ın beş yıldır rehin tuttuğu Gilad Şalit karşılığında binden fazla Filistinli tutukluyu tahliye etmeyi kabul etti.

Şalit, 2006 yılında Hamas’ın düzenlediği bir baskında kaçırılmıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu, Şalit’in bir kaç gün içinde evine döneceğini söyledi.

Anlaşmaya göre İsrail tarafı da Şalit karşılığında binden fazla Filistinli tutukluyu serbest bırakacak.

Tahliye edilecek isimler arasında el Fetih’in önde gelen isimlerinden Mervan Barguti’nin olabileceğine ilişkin söylentiler var.

Fransız Haber Ajansı Filistinli kaynaklara atfen, Barguti’yle birlikte Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin önde gelen isimlerinden Ahmet Sedat’ın da adının serbest bırakılacaklar listesinde olduğunu duyurdu.

Ancak bu iddialar resmen doğrulanmış değil.

(Ajanslar)

Belçika’da hükümet kuruluyor

0

Belçika’da hükümet düğümünün çözülmesi için önemli adım atıldı.

16 aydan bu yana hükümet kurulamayan ülkedeki 8 siyasi parti bir araya gelerek, devlet yönetiminde yapılacak bazı değişiklikler üzerinde uzlaşma sağladı.

Uzun süren pazarlık döneminin ardından resmi açıklama partiler arası uzlaşma sürecini yürüten Valon Sosyalistlerin (PS) Başkanı Elio “Bir anlaşmaya vardık. Kurumsal yapıda değişikliklerin yapılması için evrensel bir anlaşma. Ülkemizi gelişmesi ve istikrar sağlaması için varılmış bir anlaşma. Flemenklerin isteklerini yansıtan bir anlaşma. Valon bölgesinin ve Brüksel’in güçlü istikrar isteklerini karşılayan bir anlaşma.” şeklinde konuştu

Geçen ay taslağı hazırlanan yeni anlaşmaya göre Flaman Bölgesi ve Valon Bölgesi’ne kendi vergilerini toplamaları için daha fazla hak tanınırken, seçim bölgeleri de tekrar tanzim edildi.

(en)

Barışı ve eşitliği arayan kadınlar – Gülsin Harman

2009 yılında Amargi’de yönetmenin de katıldığı bir gösterimde ‘Pray the Devil Back to Hell’ belgeselini seyretmiştim. 1989-2003 yılları arasında Liberya’da 250 binden fazla insanın ölümüne sebep olan iç savaş boyunca çatışmanın tarafları süregiden şiddetin alanını sivillerin bedenleriyle

Leymah Gbowee

genişletiyordu. Kadın nüfusun yarısından fazlasının sistematik tecavüze uğradığı ülkede barışın gerçekleşmesi için çabalayan, örgütlenen, seslerini duymak istemeyenlere haykıran kadınların samimi ve çarpıcı öyküsüydü ‘Pray the Devil Back to Hell’. Uzun bir zaman sonra bu güzel belgeseli hatırlamamı Nobel Barış Ödülü Komitesi’ne borçluyum. Filmde nihai barış anlaşması imzalanana kadar tarafların (tabii ki de hepsi erkek!) odaya kilitlemesini ve kapının önünde kadınlarla nöbet tutmasını büyük bir keyifle seyrettiğim Liberyalı barış aktivisti Leymah Gbowee, Afrika’nın seçilmiş ilk kadın devlet başkan olan gene Liberyalı Ellen Johnson Sirleaf ve Yemen’in 33 yıllık diktatörü ‘Ali Abdullah Salih’in sırtındaki diken’ olarak anılan insan haklar savunucusu ve gazeteci Tevekkül Karman Nobel Barış Ödülü’nün bu seneki sahipleri. Güzel haber.

Ellen Johnson Sirleaf

Nobel Barış Ödülü’nün 110 yıllık tarihinde sadece 12 kadına verildiği göz
önüne alındığında Gbowee, Sirleaf ve Karman’ın 241 aday arasından seçilmesi daha da anlam kazanıyor. 2010’da Çinli muhalif Liu Xiaobo; 2009’da çiçeği burnunda ABD Başkan Barack Obama tercihleriyle yoğun tartışmalar yaratan ödül komitesi 3 kadının ortak özelliğini ve ödülü kazanma nedenlerini ‘barış inşa etme çalışmalarına kadınların tam katılım hakkı için şiddeti dışlayan mücadele’ olarak duyurdu. ‘Demokrasi ve barış için kadınların arz ettiği muazzam potansiyelin tanınması’ yolunda çok önemli bir adım olan ödüller 10 Aralık tarihinde Norveç’in başkenti Oslo’da törenle sahiplerine sunulacak. Bu üç kadının hayat hikayeleri gerçekten de barışçıl yollarla hak mücadelesi, eşitlik ve adalet için mücadele değerleri etrafında şekilleniyor.

Tawakkul Karman

Tunus’ta başlayarak Kuzey Afrika ve Ortadoğu coğrafyasına yayılan ‘Arap Baharı’nı komitenin görmezden gelmeyerek bir selam sarkıtması zaten bekleniyordu. Yemen’li aktivist Tevekkül Karman, Bat medyası tarafından neredeyse ‘devrimin sahipleri’ olarak parlatılan genç blogger ya da twitter kullanıcılarından değil. Ali Abdullah Salih’in 33 yıllık diktatörlüğünde ‘terörle savaş’ kisvesi altında ABD’den aldığı destekle daha da zorbalaşan ‘Yemen Kışı’nın ortasında basın özgürlüğü, kadın hakları ve siyasi tutukluların serbest bırakılması eylemleri düzenlemiş biri Karman. 2005’te kurduğu ‘Zincirsiz Kadın Gazeteciler’ hareketiyle 3 çocuk annesi Karman, rejimi daha da rahatsız etti. Tunus’ta esmeye başlayan rüzgarın Yemen’e varmasıyla birlikte ilk sokağa çıkanlardandı, tutuklandığı öğrenildiğinde ülkenin dört bir yanında adına destek yürüyüşleri yapıldı . ‘Eylemler ve toplantılar sırasında insanlarla iletişim kurmasını zorlaştırdığını’ söyleyerek çarşaf giymeyi bıraktı, alamet-i farikası haline gelen pembe eşarbıyla Yemen sokaklarında yüzlerce kadın ve erkeğin katıldığı gösteri yürüyüşlerine liderlik yaptı . Karman’ n Nobel ödülünü almasını kutlayan onlarca kadına Taiz kentinde hükümet yanlıları tarafından taşlarla saldırılmış olsa da Salih’in koltuğunu bırakması artık an meselesi.
Leymah Gbowee’nin mücadelesi ise Liberya’da iç savaşın bitirilmesiyle sınırlı kalmadı, ülkenin ilk kadın devlet başkanı seçilmesi için çalışmakla devam etti. ‘Women in the World Foundation’ın düzenlediği bir toplantıya katılan Gbowee “Barış anlaşması imzalandıktan sonra (Barış Hareketi’ndeki kadınlar) kendimize sorduk,’şimdi evlerimize geri dönüp tekrar yemek yapıp bebek mi doğuracağız?’ Tabii ki de hayır!” diyordu. Başkanlık seçimleri için seçmen kayıtlarının kapanmasına 5 gün kala sadece 250 kadının çabasıyla 7000’den fazla kişi kaydettiren Gbowee farklı etnik ve dini aidiyetlerden yüzlerce kadını çatışma sonrası parçalanmış bir toplumda barış ve demokrasi arzusu içinde harekete geçirebilmişti.

Fakat 14 yıllık iç savaşın yıkıcı izlerini silip toplumu tekrar inşa etme görevinin esas ağırlığını hisseden Ellen Johnson Sirleaf oldu. Nüfusunun yüzde 80’inin günlük gelirinin 1.25 Amerikan dolardan düşük olduğu Liberya’da Sirleaf’in 5 yıllık performansının tatmin edici bulunup bulunmadığı 11 Ekim’de gerçekleşecek seçimlerle belli olacak. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Dünya Bankası geçmişli Sirleaf’in muhalifleri onu ‘Washington ve uluslararası toplumun gözünü boyamaya Liberya halkını memnun etmekten daha çok önem vermekle’ suçluyor. Sirleaf’ın ABD ordusunun Afrika kanadı olan AFRICOM’un üslerine ev sahipliği yapmaya vakti zamanında istekli olduğunu unutmayanlar, ödülün de seçimler öncesi Sirleaf’ın adaylığına ‘açık bir destek’ olarak yorumluyor. Öte yandan Sirleaf, ülkede halen çok yaygın biçimde karşılaşılan tecavüz ve cinsel saldırı suçlarına karşı özel mahkemeler kurulmasında ve savaşan güçlerin terhis edilmesinde önemli bir siyasi irade gösterdi.

Pray the Devil Back To Hell’i seyrettikten sonra yönetmen Gini Reticker acılı bir iç savaş yaşamış olan ve yaraların bir türlü kabuk bağlayamadığı Bosna’da da filmi gösterdiklerini söylemişti. Mostar’da bir açık hava sinemasındaki gösterim boyunca tamamen kadınların oluşturduğu kalabalıktan arada kahkahalar yükselmiş ama çoğunlukla iç çekişler ve hıçkırıklar gelmiş. Kimbilir belki bazı Bosna’lı kadınların aklından ‘biz ne yapabilirdik?’ sorusu geçmiştir…

Nobel barış komitesinin tercihi kadın haklarına dikkat çekmekten ziyade barış için mücadele veren kadınların takdir edilmesi olarak okunmalı. Eşitliği talep eden, kendilerine biçilen kısıtlayıcı rollerin dışına çıkan ve özgür olabilecekleri bir barışı ne pahasına olursa olsun arayan kadınların ödülü oldu bu sene.

Barış Nobel’i kutlu olsun.

 

 

 

Gülsin Harman