Ana Sayfa Blog Sayfa 4997

‘Öfkeliler’ cumartesi sokağa çıkıyor

Kendilerine ‘Öfkeliler‘ diye adlandıran halk hareketi, bu cumartesi 45 ülkede ve 350 noktada siyasetçiler ile finans patronlarına karşı gösteri yapacak.

İspanya’da 60 kentte gösteri yapacaklarını duyuran, “15 Mayıs hareketi” olarak adlandırılan İspanya’daki “öfkeliler”, internetten yayınladıkları, Türkçe dahil 18 farklı dildeki videoda gelecek Cumartesi günü tüm dünyayı protesto etmek için sokağa çağırdı. “Rahatsızlık için özür dileriz, bu bir devrim” başlığı altındaki videoda, Alaska’dan Hong Kong’a en az 45 ülkede “Küresel değişim için birleşin” sloganıyla gösteri yapılacağı duyuruldu.

“Bu krizin faturasını biz ödemeyeceğiz. Bu siyasetçiler bizi temsil etmiyor” sloganını sıkça kullanan sistem karşıtları, gelecek Cumartesi günü yapılacak gösteride amacın, siyasetçilere ve finans patronlarına “Egemen güçler, büyük çoğunluğun iradesini, insan ve çevreyi hiçe sayarak, hepimizin ödemek zorunda kalacağı bedellerle küçük bir azınlığın çıkarları için çalışıyorlar. Bu dayanılmaz duruma son vermek gerek” mesajını vermek olduğunu belirtti.

Yapılan açıklamlarda, “zaman, birlik olma ve sesinizin dinlenme zamanı” denilirken, katılımcılara, küresel değişimin gerçekleşmesine kadar barışçıl gösterilerine devam etmeleri çağrısında bulunuldu.

Cavendish resmen Team Sky’da

0

Team Sky, son olarak Kopenhag’da düzenlenen Dünya Yol Bisikleti Şampiyonası‘nda zafere ulaşan İngiliz Mark Cavendish‘i transfer ettiklerini açıkladı.

Kariyerinin en iyi sezonunu geçiren Mark Cavendish 2012’den itibaren Team Sky için yarışacak. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Team Sky yetkilisi Dave Brailsford, Mark’ın takıma katılmasından dolayı mutlu olduğunu söyledi. Cavendish’in doğuştan kazanmaya alışık bir sporcu olduğunu söyleyen Brailsford,”Mark kendi neslinin en iyi sprinteri ve böyle devam ederse daha da kusursuz olacak. Bizim de desteğimizle bu yeteneğin çok daha üst seviyelere çıkacağını düşünüyorum. Yeni dünya şampiyonunu takıma kattığımız için hepimiz çok mutluyuz” dedi.

Team Sky bisikletçisi Bradley Wiggins ise takımdaki herkesin bu transferden dolayı mutlu olduğunu söyledi.Cavendish’in tutkusunun ve enerjisinin herkesi olumlu etkileyeceğini belirtken Wiggins, Team Sky’ı harika bir sezonun beklediğini ifade etti.

Füze savunma sistemi Meclis’e geliyor

CHP, Malatya Kürecik’te kurulacak radar sistemiyle ilgili gelişmelerin ele alınması için Meclis’te genel görüşme açılmasını istedi.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve arkadaşlarının imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulan genel görüşme önergesinin gerekçesinde, önce bir ABD projesi olarak tasarlanan füze kalkanı projesinin, yıllar geçtikten sonra bir NATO projesi olarak realize edilmeye çalışıldığı savunuldu.

Füze kalkanı konusundaki sürecin basından izlenmesinin, konunun hem kamuoyu hem de TBMM’nin bilgisinden kaçırıldığı, Türkiye’nin bir oldu bitti ile karşı karşıya bırakılmak istendiğini ortaya koyduğu ileri sürüldü. Gerekçede, “Türkiye’yi olası bir çatışmanın tarafı ve cephesi haline taşıyabilecek kadar önemli bir konunun, TBMM’den saklanmasının demokrasiyle bağdaşmadığı açık bir gerçektir” denildi.

Gerekçede, ABD ile Türkiye makamları arasında imzalanan mutabakat belgesinin, yasal dayanaktan yoksun olduğu, Anayasa’nın 92. maddesine açık aykırılık taşıdığı öne sürüldü. Anayasanın 92. maddesine göre, yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin verme yetkisinin TBMM’ye ait olduğu işaret edildi.

Mutabakatın, Türkiye’nin güvenlik ihtiyacına cevap vermediği, Türkiye’nin çıkarlarıyla bağdaşmadığı savunulan gerekçede, şunlar kaydedildi: “Türk halkı olası bir füze saldırısında kendisinin zarar görüp görmeyeceğini bilmemektedir. Kaldı ki bu konuda teknik bir güvence verilemeyeceği de açıktır. Anlaşmanın Türkiye’nin çıkarlarına hizmet noktasında neler kazandırdığı konusu da kamuoyunca bilinmemektedir. Bu konu hakkında Türk halkına hiçbir açıklamanın yapılmaması, siyasi iktidarın kendi iktidarını korumak için, dış politikada ödün verdiği izlenimini ortaya koymaktadır.

Füze kalkanının Malatya Kürecik’te kurulmasının dünyada kutuplaşmalara yol açacağı gelişmelerle ortaya konulmaktadır. Bu da güvenlik tehdidini ikiye katlayacaktır. Bölgede daha önce kurulu bulunan radar tesislerinin ve kurulması planlanan füze kalkanının insan sağlığına zararları da bilimsel çalışmalar ile ispatlanmıştır. Konunun yasal dayanağını, Türk halkının olası tehlikelerden nasıl korunacağını, bu sistemin konuşlandırılmasının Türkiye’nin hangi çıkarına hizmet edeceği konularını ele almak üzere Genel Görüşme açılması doğru olacaktır.”

Değil beş on, 925 milyon kişi aç

Birleşmiş Milletler’e bağlı üç örgüt tarafından yayımlanan Dünya Açlık Raporu, vahim bir tabloyu gözler önüne seriyor…

Birleşmiş Milletler’e bağlı Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (Ifad) ve Dünya Gıda Programı (WFP) dün İtalya’nın başkenti Roma’da Dünya Açlık Raporu’nu yayımladı. Raporda dünyada açlık çeken insanların sayısının 2008 yılından bu yana 75 milyon arttığı kaydedildi. Bu artışın temel nedenlerinden biri, gıda fiyatlarının dalgalanma göstermesi.

Mısır ve buğday, adeta hisse senedi

Temel gıda maddeleri, diğer ticarî mallar gibi borsada işlem görüyor. Mısır ve buğday gibi ürünler, tıpkı bir hisse senedi gibi alınıyor, satılıyor. Bu da gıda fiyatlarında muazzam dalgalanmalara neden oluyor.

Gıda ve Tarım Örgütü üyelerinden Josef Schmidhuber bu durumu şöyle anlatıyor: “Gıda maddeleri daha pahalı. Orta vadede bu durumun değişeceğine dair bir beklentimiz yok.”

Afrika ve Asya’yı vuruyor

Almanya’da ortalama tek bir hane, gelirinin yüzde 11 ila yüzde 17’sini gıda maddelerine harcıyor. Ancak Afrika ve Asya’nın birçok ülkesinde bir hane için bu oran yüzde 70, 80 hatta 90’ı bulabiliyor. Dolayısıyla besin maddelerindeki dalgalanma bu aileleri çok daha dolaysız bir biçimde etkiliyor; ailelerde trajik sonuçlar yaratıyor.

Schmidhuber, yaşanan trajediyi şu sözlerle anlatıyor: “Yüksek fiyat dalgalanmaları yüksek fiyatlara neden oluyor. Bu dalgalanmaların toplumun en yoksul kesimi üzerinde yıkıcı sonuçları oluyor. Hatta sonunda tüm mal varlıklarını kaybedebiliyorlar. Bir daha içinden çıkamadıkları bir yoksulluk içine giriyorlar.”


Birleşmiş Milletler dünya nüfusunda yüzde 16 olan açlık oranını 2015 yılına kadar yüzde 8’e indirmeyi amaçlıyor. Sayılarla ifade etmek gerekirse, bugün dünyada açlıktan muzdarip 1 milyar insan var. 2015 yılında bu sayının 600 milyona düşürülmesi temel amaç.

Gıda ve Tarım Örgütü üyelerinden Josef Schmidhuber bunun gerçekleşebileceği konusunda bir hayli karamsar: “Varmak istediğimiz hedeften oldukça uzağız ve bu hedeften daha da uzaklaşacağız gibi görünüyor. Halihazırda yüzde 13’teyiz. Yüzde 8’e varmak için kat etmemiz gereken uzun bir yol var. Son gelişmelere bakıldığında bu hedefe varmak için ufukta somut hiçbir belirti görünmüyor.”

Çiftçiye tohum ve yem sağlanmalı

Gıda ve Tarım Örgütü, fiyat dalgalanmalarını engellemek için güvenlik ağları oluşturulmasını talep ediyor. Çiftçilere tohum ve yem, tüketicilere ise hızlı ve kısa vadeli gıda yardımları sağlanmasını savunuyor. Örgüt, ayrıca birçok ülkede yaşanan israfa dikkat çekiyor. Bu durum sadece endüstri ülkelerinde yaşanmıyor. Fakir ülkelerde de gıda maddelerini saklamak için yeterli imkânlar bulunmadığı için bunlar heba oluyor.

Gıda krizinin en yoğun olarak yaşandığı bölgelerin başında ise Afrika Boynuzu’ndaki ülkeler geliyor. İç Savaşın yaşandığı Somali’de 750 bin insan açlıktan ölme tehdidi altında. Somali’yi, komşuları Cibuti, Etiyopya ve Kenya takip ediyor.

(DW)

“Önce Türk-İş sonra Türkiye değişecek”

Türk-İş yönetimine karşı mücadeleci sendikacılık anlayışı etrafından bir araya gelen 10 sendikanın oluşturduğu Sendikal Güç Birliği Platformu, 3. toplantısını İzmir’de gerçekleştirdi. Tepekule Kongre ve Sergi Merkezinde yapılan ve bine yakın işçi ve sendika yöneticisinin katıldığı toplantı, coşkulu geçerken, Türk-İş’in yönetimini değiştirmekten başlayarak, diğer mücadeleci sendikalarla birlikte uzun soluklu bir mücadele hattı örülmesi gerektiği toplantıda öne çıktı. Kürt sorunu ve anayasa yapımı gibi konularda sendikaların görüşlerini belirtmesi ve müdahale etmesi gerektiğinin altının çizildiği toplantıda kıdem tazminatı hakkının gasbedilmesine karşı iş bırakılması gerektiği ifade edildi. 8-11 Aralık tarihleri arasında yapılacak Türk-İş Genel Kuruluna kalabalık bir şekilde katılınması ve işçilerin takipçisi olması gerektiği vurgulandı. İşçiler ve işçi temsilcileri, örgütlenme konusunda 10 sendikanın ortak çalışmalar yürütmesi ve sanayi havzalarına örgütlenme bürosu açması gerektiğini dile getirdiler. Toplantıya 10 sendika içinde olmamasına rağmen Haber-İş, Selüloz-İş, Demiryol-İş, Genel-İş gibi sendikaların üyeleri de katıldı.

KONGRE BİRLİKTELİĞİ DEĞİL

Toplantının açılış konuşmasını yapan Belediye-İş Genel Başkanı Nihat Yurdakul, söz konusu birlikteliğin 8-11 Aralıkta yapılacak Türk-İş kongresi ile bitecek bir hareket olmadığını belirtti. Yurdakul, “Türk-İş emeğe saldıranlara biat etmektedir ve bu 10 sendika buna karşıdır. Bizler mücadele ve emeğin haklarını korumak ve ilerletmek için yüzünü sınıfa dönmeye ve işçilerle mücadele etmeye inanıyoruz ve Türk-İş’ten bunu bekliyoruz” dedi. Açılış konuşmasının ardından salondakiler söz alarak görüşlerini belirttiler ve genel başkanlara sorularını yönelttiler. Genel Başkanlar da ara ara söz alarak sorulara cevap verdiler.

DEMOKRASİYİ HAKİM KILMAK İÇİN

Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel yaptığı konuşmada, ülkemizde gerçek demokrasiyi hakim kılmak için mücadele edecek sendikal önderliğe ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. “Büyük bir işçi yığınının AKP’ye oy verdiği, sendikaların yandaşlık yaptığı, yapmayanın büyük baskılar altında kaldığı bir dönemdeyiz. AKP’nin Belediye-İş’e, sendikamıza, Hava-İş’e, Orman-İş’e yaptıkları ortada. Bunları üyelerimize anlatmak gibi bir derdimiz de var. Sendikasına sahip çıkan işçilerin başına gelenleri biliyoruz. Üretimden gelen gücümüz olmasına karşılık bunu kullanamıyoruz. Bunun gibi pek çok soruna karşı birlik ve mücadele hattı geliştirmeliyiz” dedi.

TOPLUMSAL BARIŞI SAVUNUYORUZ

Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın da, dayanışma duygusunun unutturulmaya çalışıldığını ifade ederek, “Yeterince birbirimize sahip çıkamıyoruz. Sınıf dayanışmasının gerçekleştirilmesine seviniyorum. Konfederasyon ayrımı gözetmeksizin bütün işçi ve emekçilerin çıkarları için mücadele etmek hedefimizdir. Kendisini emekle ilişkilendiren bütün siyasi parti ve oluşumlarla da dayanışma içinde olacağız. Öncelikle bu hareketin doğru anlaşılması için Türk-İş’le sınırlı tuttuk. Ülkemizin demokratikleşmesini, toplumsal barışı, Kürt sorunun demokratik barışçıl yöntemlerle çözümünü savunuyoruz. Sendika içi demokrasiyi savunuyoruz. Bizim işimiz kişilerle değil anlayışlarını değiştirmek için yola çıktık. Önümüzde Türk-İş Genel Kurulu var. Öncelikli hedefimiz Türk-İş Genel Kuruludur. Alternatif listemizi oluşturacağız. Türk-İş’in en büyük korkusu yüzümüzü tabana dönmemizdir” diye konuştu.

MÜCADELE KÜRSÜDE KALMASIN

Savranoğlu’da işten atılan ve aylardır direnen Aydın Gençalsan, sendikalaşan işçinin bütün baskılara karşı yılmadığını ve İstanbul’a gittiğini belirterek, “Genel başkanların dediği gibi, mücadele kürsüde kalmasın. Zaten biz bu mücadelenin içindeyiz. Bizim mücadelemizde de yanımızda olmalarını istiyoruz” dedi.

Deri-İş İzmir Şube Başkanı Makum Alagöz sınıf dayanışmasını pratikte örmek gerektiğine dikkat çekerek, “Nerede sorun varsa bizim sorunumuz olmalı. Belediye işçileri sürgüne gidiyorsa onların yanında olmamız lazım. Savranoğlu sürgüne gidiyorsa onun da yanında olunması lazım” diye konuştu.

Haber-İş Üyesi Soner Yıldız, “Demokratik ve özgürlükçü bir sendikal yapı içinde sendikamı da görmek istiyorum. Bugüne kadar kimin ayağına bastılarsa o bağırdı. Burada ismi olmayan sendikalar da burada konuşulanlara hayır demeyeceklerdir” dedi.

Toplantıda Platform adına son konuşmayı Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin yaptı. “Hepimizin ortak paydası kendimizi istediğimiz gibi ifade edemememiz. Sürekli ezilen ve şikayet eden de biziz kendi kurtuluşumuz için mücadele etmeyen de biziz. Dayanışma içinde özverili ve kararlı olacağız” diyen Ayçin, sistemin sınırları içerisinde kalarak ve sistemden yararlanıp, bir şeyler umarak sendikacılık yapılmayacağını kaydetti.

Ayçin, sendikaların sisteme kafa tutan örgütler olduğunu vurguladı. Yeni yapılacak olan anayasanın sadece biçimsel olarak devleti şekillendirmesine, hak ve özgürlükleri genişletmemesi durumunda “hayır” denilmesi gerektiğini belirten Ayçin, “Burada barış, kardeşlik ve Kürt sorununda demokratik çözüm talepleri iletilince seviniyorum. Bizler kardeşleşmeyi gerçekleştirmeli, demokrasi ve barışı savunmalıyız” dedi. Türk-İş kongresinde işçinin Ankara’ya gelmeye mecbur olduğunu vurgulayan Ayçin, “Delegelerinizin ne yaptığını denetlemeye mecbursunuz. Türk-İş’in değişmesi, Türkiye’yi değiştirecektir. Özeleştiri yapmamız gerekirse, yıllarca Türkiye’deki gerçeklere sırtımızı döndük ve bu yüzden küçüldük. Bizi iktidar ve yasalar küçültmedi, kendi tutumumuz küçülttü. Dik duran, şahsi çıkar gözetmeyen, dürüst bütün konfederasyonlardan sendika genel merkezlere ve şubelere mektup yazarak, çağrılar yaptık. Anayasa tartışmalarında da sessiz kalmayacağız. Bilim adamları ile ilişkiye geçtik, görüş bildireceğiz” diye konuştu.

Basın-İş Genel Başkanı Yakup Akkaya: İşçilere yüzünü dönmeyenlerin, sendikacılık yapma adına iktidara sırtını dayayanların başarı şansı yoktur. Örgütlenme önünde büyük engeller var. İşverenler, iş kolu barajına, işyeri çoğunluğuna, iş kolu tespitine gibi sudan bahanelerle örgütlenmeyi engelleyebiliyorlar. Üyelerimiz çabalarımıza rağmen AKP’yi destekledi. Üye arkadaşlar ‘Başkan seni severiz ama siyasi tercihimiz ayrı, sendika ayrı’ diyebiliyor. Sendikal hareket işçiye yüzünü dönerken ülkedeki her sorunu tartışıp müdahil olabilmeli. İşçilere zarar veren siyasi anlayışa karşı mücadele etmemiz lazım.

TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk: Sadece eleştirmekle değiştirme olanağı olmadığını gördük. Çalışma yaşamı esnekleştirilirken, kıdem tazminatının kaldırılması savunulurken Türk-İş sessiz kalıyor. İstihdam büroları, kiralık işçilik gibi sorunlar geliyor. Biz bu suçun, bu iş birliğinin suç ortağı olmayacağız. Mücadele ederek kazandık değil, teşekkür ederiz verdiniz anlayışı, sadaka kültürü geliştiriliyor. Bu mücadele, demokrasi mücadelesi, barış sorunu, doğayı ve çevreyi savunma mücadelesi ile de birleşmeli.

TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi: Bu çalışmaların basında yer alması gerektiğini söyledi arkadaşlar. Şunu en başta bilmeniz gerekir. 10 sendikanın güç birliği ve mücadele haberlerini hiçbir ana akım gazetede okuyamayacak, televizyonda göremeyeceksiniz. Çünkü buna izin verilmeyecek. Sermayeden bağımsız birkaç gazete ve TV’nin dışında gazetecilik de kalmadı. Bizler Türk-İş Genel Kurulunda kıdem tazminatının kaldırılması genel grev sebebidir kararı alınması gerektiğini düşünüyoruz.

Deri-İş Genel Başkanı Musa Servi: İzmir’den İstanbul’a gelen kardeşlerimizden selam getirdim herkese. Özel sektöre karşı tek başına bir sendikanın başarılı olma koşulları daha zorlaştı. Birlikte dayanışma içinde hareket etmek lazım. Mevcut sendikal anlayış, işçiye sırtını dönerek, iktidarla anlaşarak kalıcı olacağını düşünüyor. Mevcut Türk-İş AKP hükümetinin yıpranmasını engellemek istiyor. TEKEL mücadelesi bize bir şey öğretti, birleşip kararlı olursak, aldığımız kararları hayata geçirirsek kazanırız. Artık öyle zor bir durumdayız ki, AKP hükümeti işçinin işe iade davası açmasını bile engelliyor. Sadece parası olan dava açabilir diyor. Aldığımız kararları hayata geçirirsek başarı sağlarız.

SENDİKACILARIN VE İŞÇİLERİN GÖRÜŞLERİ

Mahir Ali Karabuğa (Belediye-İş): Türk-İş içerisindeki bu faşizan, teslimiyetçi yapının yıkılmasını istiyoruz. Sendikacıların yanlarındayız. İşçi emekçi adına her türlü destek var.

Cemal Topçu (Petrol-İş Aliağa Şubesi): Güç birliği sadece Türk-İş içinde olmamalı. Diğer sendikaları da aramıza almamız, konfederasyon farkı gözetmememiz lazım.

Veysel Gündüz (Aliağa Petrol-İş Denetim Kurulu Üyesi): Sendikal bürokrasi, partiler ve sendikalar yasası değişmeden güçlü bir hareket yaratılacağını düşünmüyorum. Ortak örgütlenme büroları kurulmalıdır. Eleştirileri önce kendimize yapmamız lazım. Sadece Türk-İş Genel Kurulu için değil, geleceğe yönelik planlarınız nedir? Sendikal bürokrasiyi ortadan kaldırıp ortak örgütlenme bürosu kurabilecek miyiz? Biz siyasetin ortasında olmalıyız.

Ecevit Seyhan (Gaziemir Belediyesi): Birlik önemli. Haklarımız için gereken neyse yapılmalı. Umudumuz ve düşüncemiz tek emeklilik. Emeklilikten sonra çocuklarımıza bir şey bırakabilmek için kıdem tazminatı bizim için çok önemli. Onu da elimizden almaya çalışıyorlar. Bu konuda ne gerekiyorsa yapacağız.

Bülent Şen (Ambar İşçisi): Geç kalındığını düşünüyoruz. İleriye dönük işçi sınıfının dağılmamasını Türk-İş’in başındakilerin gitmesini istiyoruz. Hükümet ortağı gibi davranıyorlar. Kıdem tazminatı bizim canımızı sıkan olay. İşçilerin en büyük sorunu birleşememesi. Bunun ileriye dönük güzel bir şey olacağını düşünüyorum. Ben işyeri temsilcisiyim. Bilgilendirme toplantıları yapıyoruz.

Murat Dönmez (ETAPAK İşyeri Temsilcisi): Türk-İş, AKP’nin tarafında işçileri umursamadan hareket ediyor. İşçilerin taleplerine göre yeniden yapılandırılırsa başarılı olunur. Kendilerine kaynak yaratmak için işçinin kıdem tazminatına göz diktiler. Taşeronlaştırma var, bunların aşılması gerekiyor. Hükümete karşı dik durup direniş göstermek istiyoruz. İşçileri bilgilendiriyoruz katılmalarını istiyoruz.

Metin Şanlı (İZSU): Türk-İş’in şu anki yönetimine karşı güzel bir hareket olarak değerlendiriyoruz. Kumlu Kıdem Tazminatı ile ilgili “Gülüp geçin” diyor, var mı böyle bir şey? 10 sendika değil aslında, daha sendikalarımız var ama korkuyorlar AKP’den. İşçiye yüzünü dönmesi lazım sendikaların. Türk-İş’in genel kurulunda değişim yaparsak Türkiye değişecektir. Torba’ya ses çıkarmadılar, Kıdem’e çıkarmıyorlar, bu Türk-İş’i istemiyoruz. Mücadeleci Türk-İş istiyoruz.

Yusuf Durmuş (Balçova Belediyesi): Sendikalar ülke yönetiminde belirleyici olmalı. Ülkede bir savaş yaşanıyor. Sendikalar bu sorunlara değinmeli. Savaşa engel olmak için elinden geleni yapmalı. Özellikle Anayasa çalışmasında ve ülkedeki çatışmalar konusunda tepki verilmeli.

Pınar Nacar (Belediye-İş 6 No’lu Şube): Daha özgürlükçü, işçilerin hakkını koruyan bir Türk-İş istiyoruz. Torba yasa işçiden birçok şey götürüyor. Bunlar için bir şey yapılmadı. Genel başkan dediğimiz kişi kapalı kapılar ardında işçiyi satmamalı. Satıyorsa o koltuğa eyvallah demeli.

(Evrensel)

Türkiye Play-Off oynayacak

Türkiye, 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri A Grubu’ndaki son maçımızda Azerbaycan’ı 1-0 yendi. Almanya’nın da Belçika’yı 3-1 ile geçmesiyle Türkiye baraj maçlarına katılma hakkı kazandı.

Türkiye 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri A Grubu’ndaki son maçında Azerbaycan ile karşı karşıya geldi. Mücadeleyi Burak Yılmaz’ın golüyle 1-0 kazanan ulusal takım, Belçika’nın da Almanya’ya 3-1 yenilmesinin ardından Play-Off mücadelerine katılma hakkı kazandı.

‘Kadın vekile pantolon’ geri çekildi

Kadın milletvekillerinin Genel Kurul’da pantolon giymesine imkan sağlayan İçtüzük değişikliği Anayasa Komisyonu’na geri çekildi. Bu karar Meclis’te tartışma yaratırken, BDP’den de ‘başörütüsü ve kravat’ önergesi geldi.

TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, kadın milletvekillerinin Genel Kurulda pantolon giymesine imkan sağlayan İçtüzük değişikliği teklifinin Anayasa Komisyonuna geri çekildiğini açıkladı.

Sağlam, gündemin birinci sırasında yer alan değişiklikle ilgili bu açıklaması üzerine Genel Kurul’da tartışma çıktı.

CHP, MHP ve BDP Grup Başkanvekilleri ve CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, teklifin Genel Kurul gündemine girdiğini ve komisyona geri çekilemeyeceğini belirterek, itirazda bulundu.

Başkanvekili Sağlam, İçtüzüğün ilgili hükümlerini okuyarak, komisyonun bir tasarı veya teklifi geri çekme hakkı bulunduğunu hatırlattı.

İtirazların sürmesi üzerine Sağlam, usul tartışması açtı. Usul tartışmasının sonunda Sağlam, Başkanlığın tutumunda bir değişiklik olmadığını açıklayarak, birleşimi yarın saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.

Öte yandan BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, kuliste gazetecelerle sohbet ederken, ”erkek milletvekillerinin kravat takmaması, buna karşılık kadın milletvekillerinin başörtüsü takabilmesi” yönünde, İçtüzük değişikliği teklifi için önerge verdiğini söyledi.

(Ajanslar)

İbrahim Şahin faili meçhulden de tutuklu

Ergenekon Davası kapsamında cezaevinde olan eski özel harekatçı İbrahim Şahin, 1990’lı yıllarda işlenen beş faili meçhul cinayet nedeniyle de tutuklandı.

Ergenekon Davası kapsamında Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski özel harekatçı İbrahim Şahin, Ankara Adliyesi’nde dün (10 Ekim) özel yetkili savcı Hakan Yüksel’e ifade verdi.

İfadenin ardından tutuklanması isteğiyle mahkemeye çıkarılan İbrahim Şahin, 1990’lı yıllarda işlenen beş faili meçhul cinayet nedeniyle de tutuklandı.

Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre, beş faili meçhul cinayete ilişkin yürütülen soruşturmada tutuklanan eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın, savcıya verdiği ek ifadede cinayetlere ilişkin ipuçları vermiş, cinayetlerin İbrahim Şahin’in bilgisi dahilinde gerçekleştiğini belirtmişti.

Cari açık ikiye katlandı

Türkiye’de cari açık, yılın ilk sekiz ayında geçen yılın aynı dönemine göre iki kat artarak 54.26 milyar dolara ulaşırken, ağustos ayında ise beklentiler doğrultusunda 3.96 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Reuters anketinde cari açığın 3.9 milyar dolar civarında gerçekleşmesi bekleniyordu.

Merkez Bankası, cari açıktaki artışta dış ticaret açığındaki artışın önemli rol oynadığını vurguladı.

Türkiye’de beklentiler geçen yıl gayrısafi yurtiçi hasılanın yüzde 6.7’si olarak kaydedilen cari açığın bu yıl yüzde 9-10’una ulaşması yönünde.

Cari açığın yüksek seyretmesinin ekonomiyi dış şoklara karşı savunmasız kılmasından kaygı duyuluyor.

Ancak Merkez Bankası’nın 20 Eylül’deki para kurulu toplantısına ilişkin tutanakları, önümüzdeki dönemde cari açığa ilişkin iyileşmeler beklendiğinin de altını çiziyor.

Reuters, cari açığı azaltmada kilit önlemin iç ve dış talep arasında daha iyi bir denge kurulması olduğuna dikkat çekerken, TL’de dolar karşısında yaşanan yüzde 20’lik değer kaybının ihracat için teşvik edici, ithalat için de bastırıcı bir rol oynamasının beklendiğini kaydediyor.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan geçen hafta cari açık konusunda iyimser bir beklenti içinde olduklarını belirterek, “Cari açık, yüksek enerji fiyatları ve Türkiye’nin yüksek büyüme hızına bağlı olarak yüksek ithalatla birlikte arttı. Ama cari açık konusunda en yüksek seviyeler artık geride kaldı. Bundan sonra trend aşağıya doğru olacak. Biz, önümüzdeki senelerde daha düşük cari açık rakamları bekliyoruz” demişti.

(BBC)

Atalay: Köstebek değilim

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Deniz Feneri soruşturmasında köstebek olduğunu iddia ettiği Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, “Hiçbir davayla ilgili yönlendirmem olmadı” dedi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Deniz Feneri soruşturmasıyla ilgili iddialarına yanıt verdi.

Eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay, soruşturmada “köstebek” olduğu yönündeki iddiaları yalanladı.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını “hukuk ihlali” olarak değerlendiren Atalay, “Hiçbir davayla ilgili yönlendirmem olmamıştır” diye konuştu.

(Ajanslar)