Ana Sayfa Blog Sayfa 4990

Berlusconi kıl payı kurtuldu

0

Ekonomi politikalarıyla sık sık eleştirilen İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi liderliğindeki merkez sağ hükümet meclisten 51’inci kez güvenoyu aldı. Ancak sol muhalefet yine de erken seçim istiyor.

İtalya’daki 630 sandalyeli mecliste 316 milletvekili Berlusconi hükümeti lehine, 301 milletvekili de hükümet aleyhine oy kullandı. İktidar partilerine üye milletvekilleri oylama sonucunu alkışlarla karşıladı. Muhafazakâr sağ hükümet oyların 315’ini bulamamış olsaydı güven oylaması geçerli sayılmayacaktı.

İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, sonucun belli olmasının ardından yaptığı konuşmada, “Bugün bir tuzağa basmaktan kurtulduk” dedi. Ana muhalefetteki Demokratik Parti lideri Pier Luigi Bersani ise “Bu hükümet er ya da geç bir güven oylamasında bitecek” açıklaması yaptı. Berlusconi’nin istifasını isteyen sol muhalefet erken seçimlere gidilmesini istiyor.

“Alternatifimiz yok” demişti

Berlusconi güvenoyu alamaması halinde istifa etmek zorunda kalacaktı. İtalya Başbakanı, perşembe günü mecliste yaptığı konuşmada “Bu hükümete alternatif yok” demiş ve “Berlusconi karşıtlığı dışında merkez solu bir arada tutan bir şeyin olmadığını” söylemişti.

Berlusconi ayrıca “Erken seçimler bugün yaşadığımız sorunları çözmemizi sağlamaz. Siyasî kriz; gerileme, felaket ve spekülasyon partisinin zaferi olur” diye konuşmuştu.

Hükümetin 2010 yılı devlet harcamalarına ilişkin bilançonun görüşüldüğü İtalyan meclisinde, bilançonun 1’inci maddesinin oylamasında çoğunluğu sağlayamayarak 290’a 290 eşitlik çıkması, İtalya’daki siyasi gündemi, merkez sağ iktidar için istenen güven oylamasına çevirmişti.

(DW)

Sahile vuran çöplerden sanata

Sanatçı Angela Pozzi, ABD’deki Oregon sahillerine vuran çöplerden sıkıldı. O kadar fazla sayıda ve çeşitte çöple karşılaşıyordu ki, bu işe yaratıcı bir çözüm bulmaya karar verdi.

Projesinin adı “Sahile vuranlar“… Tamamen sahile vuran çer çöpten büyük heykeller yaptı.

Bunun için de sahilden bir hayli çöp toplaması gerekti. Yaptığı çok sayıda heykel gezici bir sergi haline getirildi. Bu sayede Pozzi, denize attıklarımıza dikkat çekmeyi hedefliyor.

‘Kara Ölüm’ün DNA Haritası Çıkarıldı

700 yıl önce “Kara Ölüm” adıyla bilinen ve dört yılda 50 milyon kişiyi öldüren salgına yolaçan veba bakterisinin genetik haritasını hazırladı.

Uluslararası uzmanlardan oluşan bir ekip, eski ancak hala ölümcül olan bakterinin DNA zincirini ilk kez tamamladı.

Kanadalı, Alman ve Amerikalı genetik uzmanları, hazırladıkları DNA haritasının modern çağın bulaşıcı hastalıklarını anlamaya ışık tutacağını bildirdi. Uzmanlar DNA haritasının, orijinal bakterinin yapısının ve ölümcüllük düzeyinin zaman içinde ne kadar değiştiğini incelemede yardımcı olacağını belirtti.

DNA haritası, Yersinia pestis adıyla bilinen veba bakterisinin 14’üncü yüzyıldan bu yana çok az değişim geçirdiğini ortaya koyuyor. Ancak bakteri ölümcüllüğünü hala koruyor. Kara Ölüm bakterisinin günümüzdeki türevlerinin her yıl 2 bin kişinin ölümüne yolaçtığı tahmin ediliyor.

Uzmanlar bundan sonra yapacakları araştırmanın Yersinia pestis bakterisinin neden bu kadar ölümcül olduğunu incelemek olacağını söylüyor.

Nature adlı dergide yayınlanan DNA haritalama çalışması, Kanada’nın McMaster Üniversitesi’yle Almanya’nın Tübingen Üniversiteleri tarafından yürütüldü.

14’üncü yüzyıldan kalma bakteri kalıntıları, o dönem Londra’da bir toplu mezara gömülenlerin dişlerinden elde edildi. Kara Ölüm salgını 1347’den 1351’e kadar sürdü ve pireler aracılığıyla Ortaçağ Avrupası’nın tamamına yayıldı.

(Voa)

Tokyo’da yüksek radyasyon

Japonya‘da yine nükleer alarm var. Başkent Tokyo‘da yüksek oranda radyasyon tespit edildi.

Radyasyonun bulunduğu bölge Tokyo’nun yerleşim yerlerinden Setagaya bölgesi. Bölge kordon altına alındı, halk tahliye edildi.

Yetkililere göre, radyasyonun kaynağı Japonya’da 11 Mart’taki felaket sonrası tahrip olan Fukuşima Nükleer Santrali değil, bölgede bulunan bazı materyaller.

Radyasyonun halk sağlığını tehdit edecek düzeyde olmadığı belirtiliyor.

Geçtiğimiz günlerde de Fukuşima Santrali’ne 60 kilometre uzakta yüksek oranda radyasyon tespit edilmişti.

Japon hükümeti daha önce nükleer santralden 20 ile 30 kilometre mesafedeki bölgeyle ilgili uyarısını kaldırmıştı. Santrale 20 kilometre mesafedeki bölge ise tamamen kapalı.

(t24)

Sakız ağaçlarına TEMA’dan taze kan

TEMA Vakfı ve Falım sakızları işbirliğiyle 2008’den beri devam eden “Sakız Ağaçlarına Sevgi Aşılıyoruz” projesi, bu sabah yapılan bir basın toplantısı ve imza töreniyle yeni bir döneme girdi. TEMA Vakfı ve KRAFT Gıda arasında imzalanan protokolle projenin ikinci etabının 2016 yılına kadar devam edeceği açıklandı.

Projenin amaçları Çeşme Yarımadası’nda varolan sakız ağaçlarının rehabilitasyonu ve verimli sakız ağaçlarının gen kaynaklarının klonlama yöntemiyle koruma altına alınması, aynı zamanda sakız tarihine de ışık tutarak bu kadim ancak unutulmuş kültürün canlandırılması olarak gösteriliyor.

Toplantıda ilk sözü alan TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Nihat Gökyiğit, TEMA’nın sakız ağaçlarına ilgisinin 1998’de başladığını, ancak 2008’e kadar maddi sorunlar nedeniyle somut bir proje yaratılamadığını söyledi. Konuşmasına “Yeşil örtünün her türlüsü iyidir” sözleriyle başlayan Gökyiğit, hem doğayı koruyan, hem de yoksullukla mücadele eden “doğayla dost bir üretimin” mümkün olduğunu, sürdürülebilirlik ilkesinin bu noktada çok önemli olduğunun altını çizdi. Konuşmasında iklim değişikliği ve buna bağlı afetlerde artışa, giderek büyüyen su ve gıda sorunlarına da değinen Nihay Gökyiğit, Sakız Ağacı projesi benzeri pilot kırsal kalkınma projelerine duyulan ihtiyacı hatırlattı.

Bunun ardından söz alan Kraft Gıda Türkiye Genel Müdürü Kostas Vlachos, şirketlerinin bu ve benzeri sosyal sorumluluk projelerine her koşulda destek verdiğini belirtti. “Bizim için başarı ve sürdürülebilirlik eşit önemde, ikisi de şirket olarak yarın da var olabilmemiz için elzem” diyen Vlachos’un ardından Falım Türkiye Pazarlama Müdürü Nalan Özgür, sakızın yemeklerden boya yapımına, ilaç yapımından kozmetiğe kadar birçok alanda kullanılan ve özellikle Batı Anadolu’yla özdeşleşmiş bir kültür olduğunu, ancak zamanla unutulduğunu belirtti. Bunun için bir farkındalık yaratma çalışması içinde olduklarını söyleyen Özgür, yaptıkları anketlere göre Türkiye halkının %47’sinin Sakız Ağacı Projesi’nden haberdar olduğunu açıkladı.

Projenin “koruma” ayağını yürüten TEMA Vakfı adına konuşan Genel Müdür Vekili Hikmet Öztürk, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün kendilerine ayırdıkları 149 hektarlık bir alanda çalışmalarına devam ettiklerini belirterek “Bugüne kadar statik koruma yapıyorduk; bundan sonra ise dinamik koruma yöntemine geçiyoruz” dedi. Buna göre çoğu yaşlı olan sakız ağaçlarının en uygun durumda olanlarından elde edilecek 100 adet sürgün, ağaçlarının (Pistacia Lentiscus) verim amaçlı ıslahıyla “chia” varyasyonu elde edilmesi hedefleniyor. Bunun uzun bir süreç olduğunu belirten Öztürk, yapılacak çalışmanın gen korunmasını amaçladığını ve projede kullanılacak 100 farklı sürgünün biyolojik çeşitliliği korumak için uygun bir oran olduğunun altını çizdi.

İki kurumu temsilen Kostas Vlachos ve TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili Deniz Ataç arasında yapılan temsili imza töreninin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan konuşmacılar, dünyada sakız üretiminin yapıldığı tek yerin Yunanistan Sakız Adası olduğunu belirttiler. Kilogramı yaklaşık 300 lira olan sakız, ancak 8 yaşını doldurmuş erkek sakız ağaçlarının reçinelerinden elde edilebiliyor. Verimli ve büyük bir sakız ağacından, yılda 250-300 gr. civarında sakız elde edilebiliyor. Türkiye’nin yıllık 20 tona yaklaşan sakız ihtiyacının tamamı ithalatla karşılanıyor.

Gazetecilerden gelen sorular üzerine projenin orta vadede ekonomik bir fayda sağlanmasının beklenmediği, ancak yapılacak bu rehabilitasyon çalışmalarını takiben 15 yıllık bir sürecin sonunda tarım kooperatifleri yoluyla Çeşmeli çiftçilerin de sakız üretimine başlamasının mümkün olabileceği belirtildi.

Projeyle ilgili detaylı bilgiye http://www.sakizagacim.com/ sitesinden ulaşılabilir. Sitede sakızla ilgili Osmanlı arşiv ve folklorik belge çalışmaları da bulunuyor.

Yeşil Gazete

 

Blackberry yeniden çevrimiçi

Blackberry telefonlarında günlerdir milyonlarca kullanıcıyı mağdur eden teknik arıza tamamen çözüldü.

Blackberry kullanıcıları, üç gün boyunca kısa mesaj servisi ile internet tarayıcı hizmetinden faydalanamamış, ancak telefon özelliğini kullanabilmişlerdi.

Telefonların üreticisi Kanada’nın Research in Motion (RIM) şirketinin Kurucusu ve Başkanı Mike Lazaradis, müşterilerinden özür diledı: “Bu hafta yaşanan hizmet kesintileri için özür diliyorum. Birçoğunuzu hayal kırıklığına uğrattık. Ancak sizi temin ederim ki; bunu düzeltmek için zamana karşı yarıştık.”

Twitter ve Facebook gibi sosyal ağlar, Blackberry kullanıcılarının şikayet mesajları ile doldu.

Akıllı telefonun servislerinde pazartesi günü Avrupa’da başlayan kesintiler, daha sonra Ortadoğu, Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Latin Amerika’ya da yayıldı. Kesintiler nedeniyle Türkiye’deki 400 bin Blackberry kullanıcısı da mağdur oldu.

Uzmanlar ise, Blackberry’deki satışların ve pazar payının, bu sorundan ötürü olumsuz etkilenmeyeceğini düşünüyor.

(en)

Koruma beklerken kocası öldürdü

0

İzmir’de bir kadın yaklaşık iki yıldır ayrı yaşadığı kocası tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Kadının evine yaklaşmama cezası verilen zanlı için koruma talep ettiği öğrenildi.

Bornova ilçesinde ayrı yaşadığı 29 yaşındaki eşi Ferdana Ç.’nin Işıkkent 1738 Sokak’taki evine gelen S.Ç (23), yaşanan tartışmada eşini bıçakladı.

Genç kadın boğazından aldığı darbelerle olay yerinde hayatını kaybetti.

Polis ekipleri, kaçan zanlıyı Mevlana Mahallesi’ndeki evinde yakaladı. S.Ç’nin, psikiyatri tedavisi gördüğü bildirildi.

Ferdane Ç’nin ilk evliliğinden 3, ilköğretim okulunda hizmetli olarak çalışan zanlı S.Ç’den 1 çocuğunun bulunduğu, çiftin boşanma davalarının sürdüğü öğrenildi.

Zanlının eşyasını almak üzere geldiği evde karısıyla çay içtiği, sohbet sırasında barışma teklifinde bulunduğu, önerisini kabul etmeyen kadını çıkan tartışmada bıçakladığı ileri sürüldü.

S.Ç’nin, psikiyatri tedavisi gördüğü bildirildi.

Öldürülen kadının kardeşi Birdane Ç., gazetecilere yaptığı açıklamada, zanlıya mahkemece ”eve yaklaşmama” cezası verildiğini, ablasının eşinden tehdit aldığı için koruma talebinde bulunduğunu anlattı.

İyi gıda diyeti

Ben yaklaşık 3 yıldır özel bir beslenme diyeti uyguluyorum.

Önceleri “taş devri diyeti” olarak başladığım bu diyet zamanla şartlar ve yorumlarımla evrildi. Aslında şu sebeplerden evrilmek zorunda kaldı.

Taş Devri Diyetinin Zorluk ve Dezavantajları

1) Taş devri diyetinde önerilen önerilen miktarda hayvansal ürün tüketmenin hem ekolojik olarak, hem de beslenme mantığı açısından uygun olmadığını fark ettim.

a) Ekolojik olarak hayvansal gıda tüketimi uygun değil çünkü bitkisel beslenerek çok daha az kaynak tüketiliyor. Biliyoruz ki 1 kg tahıl üretmek için 200 litre su gerekliyken, 1 kg et için 20.000 litre suya ihtiyaç var. 50 kg sığır eti yerine 1000 kg kiraz, 6000 kg havuç ve 4000 kg elma üretilebilir.

b) Ayrıca günümüzde hayvanlar endüstriyel çiftliklerde üretildiği için hayvansal gıdalarla beslenmek hayvanlara işkence yapılmasına sebep oluyor. Hayvansal gıda tüketerek siz de ister istemez bu işkence-eziyet çarkının bir parçası oluyorsunuz.

c) Ve yine aynı üretim sistemi dolayısı ile hayvansal gıdalar antibiyotik vb. gibi üreticisine kar ettirecek her tür kimyasalı içerebiliyor ki hayvanlara etkili kimyasallar genel olarak insanlara da etkili.

2) İnsan beslenme mantığı açısından hayvansal gıda tüketimi uygun değil çünkü,

a) Primatların (insanın da dahil olduğu maymunsular sınıfı) doğal yaşamında hayvansal gıdalar çok sınırlı. Doğadaki bazı primatların, özellikle erkek bireyleri, arada et yiyorlar. Bunun dışında primatlar genellikle bitkisel ağırlıklı besleniyor.

b) Hayvansal gıdaları sindirmek zor. Diyetiniz özelleştikçe bunu fark etmek kolaylaşıyor.

c) Bir de günümüz koşullarında özgür yaşamış, doğal beslenmiş hayvanlardan üretilmiş gıdalara ulaşmak neredeyse imkansız ve insanlara iyi gıda gıda olabilecek hayvansal gıdalara ulaşamıyorsunuz…

d) Tam anlamıyla “taş devri diyeti” uygulamanın benim açımdan bir başka zorluğu da çokça seyahat ediyor olmam. İyi bir donanım ile evinizde, hatta iyi bir araştırma ve planlama ile mahallenizde, şehrinizde bu diyeti uygulayabilirsiniz ancak benim kadar çok seyahat edince taş devri diyetinde ısrar etmek, ciddi anlamda aç kalmaya sebep olabiliyor (deneyimle sabittir).

Kısacası uyguladığım “iyi gıda diyeti” için, gıdaların nasıl üretildiğini bilmem ve ev dışında sıklıkla yemek yemek zorunda olmam dolayısı ile “taş devri diyeti” nin bir tarımcı yorumudur diyebiliriz.

İyi Gıda Diyetinin Temel Esasları

Un-Tahıl tüketimi

Öncelikle ekmek ile olan aşkımız çok özelleşti. Evde oldukça ekmeğimi tam buğday unundan kendim yapıyorum. Ek endüstriyel maya kullanmadan, hamur mayası ile… Çok zor değil, hamur bir-iki gün bekleyince kendi mayalanıyor ve bir sonraki ekmek için % 20 kadarını maya olarak buzdolabında saklıyorum. Mayamı ayırdıktan sonra önce hamurun birazı ile pişi, kalanı ile ekmek yapıyorum. Ekmeği sadece kahvaltıda yiyorum. Yetiyor ve keyifli oluyor. Aylar süren taş devri diyetim süresince neredeyse hiç ekmek yememiş olduğum için kahvaltı dışı öğünlerde ekmek aramıyorum artık. Karbonhidrat kaynağı olarak uzak doğuluların yaptığını yapıyor, ekmek yerine pirinç (mümkünse kepekli) ve bulgur yiyorum.

Böyle bir durumda mantı, su böreği, makarna gibi rafine unun olmazsa olmaz yemeklerinden de mahrum kalıyorum diye düşünülebilir ancak dışarıdakinden çok daha güzellerini evde tam buğday unu ile yapmak mümkün.

Şeker Tüketimi

Şekere gelince. Zaten 10 yıldan uzun süredir sıcak içecekleri şekersiz içiyorum. Bu diyet sürecinde de rafine şeker içeren tüm tatlıları bıraktım. Bal, pekmez ve keçiboynuzu (harnup) unu ara sıra başvurduğum şeker kaynakları ve bunlarla da harika tatlılar yapılabiliyor. (Zaten bundan çok değil 100 yıl kadar önce tatlı yapmak için bunlara neredeyse mecburdunuz.) Okuduğum Prof. Dr. Kenan Demirkol makaleleri, mevcut metabolizma bilgilerim ile tam uyuştu ve rafine şekerden uzaklaşmamda önemli etken oldu. (Bir TV programında kendisinin 40 yıldır şeker tüketmediğini öğrendim.) Bu anlamda “beslenmenin demokratikleşmesi” adlı makaleyi okumanızı özellikle öneririm.

Tuz Tüketimi

Peki tuz?

3 beyaz konusuna geldiğimiz ortada iken “peki ya tuz?” diye sorası geliyor insanın. Tuz bence rafine un ve şeker kadar sorunlu değil. Ancak rafine tuzda topaklanmayı önleyici kimyasallar olduğu için iri (kaba) tuz alıyor ve bunu kahve değirmeninde öğütüp öyle kullanıyorum. Tuz (NaCl) beslenme için önemli bir mineral ve vücutta birçok işlevi var. Söz konusu iyi gıda diyetinde (özellikle fırınlarda satılan ekmekte, ambalajlı çerezlerde aşırı tuz olduğu ve bu diyette bunlar tüketilmediği için) tuz tüketimi sorun olmayacaktır. Ne de olsa tuz taş devrinde bile vardı.

Bu kadar gevezelikten sonra bu diyetin temel maddelerini anlatmak için iyi gıdanın ana ilkelerini şöyle sıralayabiliriz.

İyi Gıdanın Ana İlkeleri:

1- İyi gıda, az işlem görür.

2- İyi gıda çiğdir.

3- İyi gıda, tazedir.

4- İyi gıda, tüketicisi tarafından hasat edilip tüketilir hale getirilebilir.

5- İyi gıda çoğunlukla bitkiseldir.

6- İyi gıda, yapay kimyasallar içermez.

7- İyi gıda rafine un, şeker ve tuz içermez.

8- İyi gıda hızlı hazırlanamaz ve tüketilemez.

9- İyi gıda, yetiştirildiği yere yakın yerde tüketilir.

10- İyi gıda, diş çürütmez.

11- İyi gıda, iyi sindirilir.

12- İyi gıda, çabuk bozulur.

13- İyi gıda, paylaşılır.

14- İyi gıda, tok tutar.

15- İyi gıdanın üretimi sırasında doğa zarar görmez.

16- İyi gıda, köy kökenlidir.

17- İyi gıdanın hikayesi vardır.

18- İyi gıdanın ustası vardır.

19- İyi gıda, şişmanlatmaz.

20- İyi gıdanın atıkları, hayvanları ya da toprağı besler.

21- İyi gıda, pazarlanmaz.

22- İyi gıda, fabrikadan çıkmaz.

23- İyi gıda, zengin etmez.

Elbette bu maddelerin tümüne uyan gıda bulmak çok zor. Böyle bir gıdanın doğal bir bölgedeki toplayıcılık ürünü olması gerekir. Bazen böyle bir gıda bulup arkadaşlarımla paylaşarak tüketiyorum. Hakkında günlerce konuşuyoruz. Bence bu maddelerin hepsine uymasa da bir gıda bu maddelere ne kadar uyuyor ise o kadar iyidir. Zor şartlarda kısıtlı gıda seçenekleri arasında seçim yaparken bu maddelerden en fazlasına uyan gıdayı seçmek iyi olacaktır

Neden iyi gıda diyeti?

Ben bu diyeti sadece daha sağlıklı olmak için yapmıyorum. Temel sebebim farklı:

Ben okullu bir ziraatçıyım. Önce zootekni (yoğun hayvan besleme bilgisi de içeren hayvancılık), ardından biyoteknoloji (çoğunlukla bitki genetiği) eğitimi aldım. Benim severek yaptığım tarım işlerinde aslında ana amacınız bir hayvanı ve/veya bitkiyi en iyi olacağı durumda bulundurabilmektir. Onlara en iyi gıda ve en iyi ortamı sağlamak, beraber çalıştığınız canlılara duyduğunuz sorumluluk gereğidir.

İşte bence vücudumuz da böyle bir canlı ve ona bildiğimiz en iyi şekilde davranılmayı hak ediyor.

Sonsöz:

Günümüz dünyasında gıdalar karlılığa odaklanılmış şekilde kocaman çiftliklerde bolca petrol tüketilerek üretiliyor ve fabrikalara giriyor. Fabrikalar gıdaların lezzetli ancak faydasız kısımlarını çeşitli tatlandırıcılarla cazip hale getirip insan tüketimine sunuyor. (Aslında bu gıdaların daha faydalı kısımları hayvan besleme ve sanayinin diğer dallarına gidiyor) Bizler de önümüze konulan, sunulan görece ucuz, lezzetli ve kolay gıdaları düşünmeden tüketiyoruz. Bu sebeple gün geçtikçe, çok çeşitli hastalıkların oranı hızla yükseliyor. Tarım endüstrisi gıda endüstrisini, o da tıp endüstrisini besliyor.

Ben bu çarktan, en azından beslenirken biraz olsun çıkabilmek için bir yöntem uyguluyorum. Adına “iyi gıda diyeti” diyorum. Umarım sizlere de faydalı olur.

Saygı ve sevgilerimle
Hakan Ozan Erzincanlı

Yazı www.tarımsal.com‘dan alıntılanmıştır.

 

Hakan Ozan Erzincanlı

Homofobik kuaföre ziyaret

Taksim Anıt Büfe’nin yanındaki binanın birinci katında bulunan Kuaför Ersin Çamsarı’da geçtiğimiz hafta homofobik bir ayrımcılık yaşandı. Saçlarını kestirmeye giden eşcinsel bir kadın ve sevgilisi kuaförde birbirlerini öptükleri için kendilerine hizmet verilemeyeceği söylendi. Neden olarakta orada böyle şeylerin tasvip edilmediği belirtildi. Bu arada işleme başlanılmış, saçları yıkanılmış ve ıslak bırakılmış bir  durumdaki 2 kadın “dışarıya davet edildiler

Perşembe akşamı (dün) olayın mağdurlarının çağrısı üzerine homofobik kuaföre iadey-i ziyaret gerçekleştirildi. 18:30’da Taksim Meydan’da buluşan 20 kadar aktivist, kuaföre gittiler. Kuaförün içinde alkışlarla, düdük çalarak ve “Homofobik kuaför istemiyoruz” sloganları atarak tepkilerini dile getirdiler. Açıklama yapmak isteyen kuaförün bu talebine izin verilmedi, bir aktvistin fotoğraf alması kuafördeki bir çalışan tarafından engellenmek istendi. 10 dakika süren protestonun ardından katılımcılar olaysız bir şekilde dağıldılar.

(Yeşil Gazete)

“Sevişiyorlarsa istifa edeceğim”

0

İran‘da öğrencilerin büyük çoğunluğunun cinsel ilişkiye girdiğini ve alkol kullandığını ortaya koyan araştırma Emniyet Müdürünü kızdırdı.

İran’da Tahran Üniversitesi’nin yaptığı araştırma öğrencilerin yüzde 80’inin alkol kullandığını ve cinsel ilişkiye girdiğini ortaya koyunca ülkenin emniyet müdürü çileden çıktı.

Radikal’in haberine göre, İran Emniyet Müdürü Ahmedi Moghadam, “Sonuçların gerçek olduğu ispatlanırsa görevimden istifa edeceğim” dedi. Moghadam, “Haber toplumumuzun ahlaki yapısına karşıdır. Bu istatistikleri yayanlar toplumun düşüncelerini karıştırmak istiyor” dedi.

(Ajanslar)