Ana Sayfa Blog Sayfa 4989

Harun Karadeniz’den Abdullah Demirbaş’a gizli ölüm cezaları! – Ergun Babahan

Hep kendimiz gibi düşünenlerin davalarının peşine düştük.

Solcuysak solcunun, ülkücüysek ülkücünün, dindarsak dindarın hakkını savunduk.

İnsan hakkını öğrenmemiz zaman aldı ve hala öğrenemedik.

Açıkçası yıllarca devletin doğrudan hedefi solcular olduğu için insan hakları kavramıyla solculuk bir bakıma eşitlendi.

Oysa aynı mahallenin çocuğuyduk.

Aynı yoksulluğu paylaşıp büyümüştük.

Sonra hayat bizi sınıflandırdı veya kendimiz kendi yolumuzu seçtik.

Ve bu tercihimizden dolayı cezalandırdı devlet bizi.

Kimimiz öldük.

Ya Mahir gibi kuytularda, ya Deniz gibi darağaçlarında ya da Harun gibi gizli idam kararıyla.

Harun Karadeniz parlak bir gençti.

Okumadıysanız tavsiye ederim, “Eğitim Üretim İçindir” kitabı günümüzü bile aşan bir nitelik taşır.

Harun Karadeniz polise taş attığı için tutuklandı.

Bugün de parasız eğitim istediği için tutuklanan ve aylardır cezaevinde yatan öğrenciler var.

Harun Karadeniz cezaevinde ölümcül bir hastalığa tutuldu.

1971 Muhtırası’nın ardından gelen faşizmin en azgın günleriydi.

Doktorların, ‘’Tedavi olmazsa ölür’’ raporlarına rağmen yurtdışına çıkmasına izin verilmedi.

Öleceğini bildiğiniz insanların tedavisine engel olmak aslında ölüm cezası vermektir.

Harun Karadeniz’e bu yapıldı ve ilk önce kolunu kaybeden bu yurtsever genç 1975 yılında hayatını kaybetti.

Sadece o zamanın generallerinin canı öyle çektiği için.

“Boru değil, hayattı” söz konusu olan oysa çok sayın generaller.

Bugün, haklı olarak, Kuddusi Okkır’ın tedavi göremediği için ölümüne kıyamet koparanlar o zaman gizliden gizliye sevindi.

O zaman sessiz kalırsa, şanslı bir hergele olabileceğini biliyordu.

Şanslı hergele olmanın ilk şartı, gücü sahiplerinin istekleri doğrultusunda kullanmaktır.

Şanslı hergele sevindi…

Çünkü ölen bir komünistti.

O zaman belki Petrus şarabı yoktu ama kaçak gelen viskiler, sigaralar vardı.

Onları tatmak için ölümüne göz yumuldu.

Dün Kuddusi Özkır’ın ölümünde yeri göğü inletenler bugün suskun.

Çünkü bugün de ölüm tehdidiyle karşı karşıya olan insan bir Kürt, daha da ötesi bir BDP’li.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinin Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş.

Çok ciddi sağlık sorunları var ama mahkeme “Kaçar” gerekçesiyle yurtdışına çıkışına izin vermiyor.

Ergenekon, Balyoz, Kuddusi Özkır için yeri göğü inleten Doğan Medyası tayfası bu gerçeği görmüyor.

Çünkü darbecinin tedaviye hakkı vardır veya BDP’li Kürt’ün yoktur diye inanıyor.

Şanslı hergele olmak böyle bir şey.

Bir insan, Türkiye’nin yargı sistemi eliyle ölümle karşı karşıya bırakılıyor.

Ölüm cezasının kalktığı ülkemizde insanlar düşünceleri, siyasi faaliyetleri, etnik kökenleri nedeniyle gizli ölüm cezalarına çarptırılmaya devam ediyor.

Özetle uzun ince bir yolda fazla mesafe alamamışız.

Ne diyelim?

‘’Kör olasın demiyorum ama kör olma da gör beni’’ diyelim…

Anlayan anlar…

Ergun Babahan – Star

Rusya’da metro kullanan sokak köpekleri

Moskova‘da sokak köpekleri sabahın erken saatlerinde yaşadıkları varoşlardan yola çıkıyorlar… Metroya binip, kolaylıkla yiyecek buldukları şehir merkezine geliyorlar.

Sokak köpeklerinin geceyi geçirdikleri varoş bölgelerine gitmek için metro kullandıklarını farkeden uzmanlar onları incelemiş.

Bu incelemenin sonunda elde ettikleri bulgular onları daha da şaşırtmış. Dr. Andrei Poiarkov gözlemlerini şöyle anlatıyor: “Farkettik ki, köpekler doğru metro durağında inmek için alıştırma yapıyorlar. Birbirlerine metroda ne kadar kalmaları gerektiğini öğretiyorlar. Bu köpekler için en iyi yiyecek kaynağı şehir merkezinde…

O yüzden de yaşadıkları bölge olan varoşlardan şehir merkezine gitmeyi öğrenmeleri gerekiyordu. Onları incelememiz sonuncunda farkettik ki, sabah erken saatlerde metroya binip şehir merkezine gidiyorlar, akşam mesai bitiminde de tekrar metroya binip varoşlara dönüyorlar. İnsanlardan hiçbir farkları yok.Bazen trende uyuyakalıyorlar ve inmeleri gereken durağı kaçırıyorlar.

İncelememiz sırasında sokak köpeklerinin trafik lambalarına da uygun hareket ettiklerini gördük.”

(mynet)

Alternatif Medya Şenliği tam program

Gazetemizin çağrıcısı ve düzenleyicisi olduğu Alternatif Medya Şenliği için hazırlıklar tamamlandı. Şenliğimiz artık siz katılımcılarını bekliyor.

Şenlik programı, panellerdeki konuşmacılar, stand açacak alternatif medya kanalları ile ilgi son bilgiyi paylaşıyor ve herkesi alternatif medya şenliğimize bekliyoruz

KATILACAK KURUMLAR


1) Alternatif Bilişim Derneği
2) Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
3) Marksist.org
4) Exdergi
5) Nor Radyo
6) Kaos GL
7) Af örgütü
8 Yoyom Tv
9) 2elinsesivar
10) Açık Radyo
11) Şeffaflık Derneği
12) Yeşil Gazete
13) Futuristika
14) Yeni İnsan Yayınevi
15) Yeşilist.org
16) Demokrat Haber
17) Medya Tekzip Merkezi
18) Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe!
19) Sosyal Değişim Derneği
20) İnternetime Dokunma
21) Uluslararası Af Örgütü
22) Turkinternet.com
23) Fikir Sahibi Damaklar
24) Greenpeace

PANELLER VE KONUŞMACILAR


12:00-13:15-Medya Okuryazarlığı (Moderatör: Nadire Mater)

13:30- 14:45 Yeni Medya Düzeni (mi?) (Moderatör: Tolga Çevikel)

Konuşmacılar:

Defne Koryürek (Blog yazarı- Abesle İştigal, Fikir Sahibi Damaklar)

Koray Doğan Urbarlı (Yeşil Gazete)

Sayat Tekir (Nor Radyo)

Ömer Akpınar (Kaos GL)

15:00-16:15 İnternet Sansürü (Moderatör: Avniye Tansuğ)

Konuşmacılar:

Füsun Sarp Nebil (Turkinternet.com)

Ali Osman Özdilek (Bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Merkezi)

Vedat Çakmak (Galatasaray Üniversitesi)

Mahir Ilgaz (Açık Radyo)

16:30-17:45 Medyada Nefret Söylemleri (Moderatör: Yasemin İnceoğlu)

Konuşmacılar:

İldin Dereli  (Alternatif Bilişim Derneği)

Cengiz Alğan (Sosyal Değişim Derneği)

Murat Köylü (Yeşil Gazete)

18:00-19:15 Dijital Aktivizm (Moderatör: Alper Akyüz ve Erkan Saka)

Konuşmacılar:

Ozan Zeybek (ozanoyunbozan.blogspot.comaskerleranlatiyor.blogspot.com)
Özgür Uçkan (Alternatif Bilişim Derneği, Bilgi Üniversitesi)
Levent Şensever (Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe)
Burcu Türkay (Uluslararası Af Örgütü)
Ezgi Köksal (İnternetime Dokunma)

STANT AÇACAK KURUMLAR

 

1) Alternatif Bilişim Derneği

2) Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

3) Marksist.org

4) Exdergi

5) Nor Radyo

6) Kaos GL

7) Af örgütü

8 Yoyom Tv

9) 2elinsesivar

10) Açık Radyo

11) Şeffaflık Derneği

12) Yeşil Gazete

13) Futuristika

14) Yeni İnsan Yayınevi

15) Greenpeace

SOKAK SANATÇILARI

Şafak Yüreklik ve Bülent Develi

KONSER

20:30  Serbest Radikaller

İletişim için:

Basın telefon : (0212) 244 7780- 0541 693 8994

Adres: İstiklal Cad. Daracık Sok. Beyoğlu / İstanbul

Email[email protected][email protected]

Web:  www.yesilgazete.org

alternatifmedyasenligi.wordpress.com

facebook.com/alternatifmedyasenligi

www.twitter.com/yesilgazete

Belçika’da 6 partili koalisyon müzakereleri başladı

0

488 gündür hükümetsiz kalarak bu alanda dünya rekortmeni olan Belçika‘da 6 partili koalisyon müzakereleri başladı. Başbakan adayı olan Valon Sosyalistlerin lideri Elio Di Rupo, 13 Haziran 2010 seçimlerinin ardından ikinci kez üstlendiği hükümeti kurma görevinde önceliği Flaman ve Valon toplumları arasındaki köklü sorunların aşılmasını sağlayacak reform paketine vermişti.

İtalyan asıllı Di Rupo, devlet reformu gibi koalisyon müzakerelerini de sonuçlandırabilirse Belçika’nın ilk eşcinsel ve 1974’ten bu yana ilk Valon Başbakanı olacak. Bu arada koalisyon müzakerelerine katılmayan bağımsızlık yanlısı Yeni Flaman İttifakı, ülke nüfusunun yüzde 60’ının Flamanlardan oluşmasına rağmen 6 partili koalisyonun Valon ağırlıklı yapısını eleştirdi.

Yeni Flaman İttifakı Başkanı Bart De Wever, Yeşiller’in de dışarda bırakılmasıyla Belçika tarihinde ilk kez Flamanların çoğunluğunu temsil etmeyen yeni hükümeti ”gayrı meşru” ilan edeceklerini söyledi. Belçika’da geçen yılki erken genel seçimlerde Bart De Wever liderliğindeki Yeni Flaman İttifakı, nüfusun yüzde 60’ını oluşturan ve gelir seviyesi yüksek olan Flaman bölgesinde, bağımsızlık talebiyle oyların yüzde 28’ini almış, en yakın rakibi Hristiyan Demokratlara 10 puan fark atarak birinci olmuş, 150 üyeli parlamentoda 27 koltuk kazanmıştı. Nüfusun yüzde 40’ının yaşadığı Valon bölgesinde ise Sosyalistler, yüzde 38 oyla en yakın rakipleri Liberallerin 15 puan önünde ilk sırayı alarak federal parlamentoda 26 koltuk sahibi olmuştu. 6 partili koalisyonun 150 üyeli parlamentoda 93 koltuğu bulunuyor. Koalisyon hükümeti, devlet reformu için gereken anayasa değişikliklerinde, toplam 13 milletvekiline sahip Flaman ve Valon Yeşillerin de desteğiyle 3’te 2’lik çoğunluğa ulaşmayı hedefliyor.

(Ajanslar)

Skype artık Microsoft’un

İnternet üzerinden görüntülü ve sesli konuşma servisi Skype‘ın Microsoft‘a satışına ilişkin süreç tamamlandı.

Görüntülü konuşma hizmeti sunan Skype yazılımı artık resmi olarak Microsoft bünyesinde. Microsoft’un 8.5 milyar dolar ödeyerek bu yılın Mayıs ayında başlattığı satın alma işlemi, 14 Ekim 2011 tarihi itibariyle tamamlandı.

Skype’ın CEO’su Tony Bates, bundan böyle Microsoft’un Skype departmanının başkanı olacak. Çalışanlar da aynı şekilde Skype departmanına aktarılacaklar.

Techno-labs’in derlediği habere göre Microsoft’un şu ana kadarki en büyük yatırımı olan Skype, 2005 yılında 2.6 milyar dolara eBay tarafından satın almıştı. eBay 2008 yılının başlarında Skype’ı halka arz ederek yüzde 70’ini satmıştı.

AKP’li Tayyar: BDP’lileri Meclis’in ortasında evire çevire döverler

TV8’de Erkan Tan’ın sunduğu programa konuk olan AKP Gaziantep milletvekili Şamil Tayyar, BDP’lilere yönelik şiddet içeren sözler sarfetti.

Meclis’te siyaset yapan BDP’ye de uyarılarda bulunan Tayyar, ‘BDP gerçekten çok çatışmacı bir uslüpla siyaset yapıyor. Siz bu durumu çatışarak çözemezsiniz. Meclis’teki dilleri beni son derece rahatsız ediyor. Bu şekilde devam edeceklerse parlamento zemininden Kürt meselesinin çözümüne ilişkin bir sonuç çıkacağını zannetmiyorum. Onların kıbleleri farklı. Vahim şeyler olabilir. Böyle giderse Meclis’in ortasında evire çevire dayak yerler. Çatışmacı dil karşılığını bulur. Bu ortam, sorunun çözümüne katkı sunmaz. Bağcıyı döversniniz; ama üzüm yiyemezsiniz. BDP’li vekilller kürsüye çıktıklarında inanılmaz küstahlar. Dilleri çok ağır. Kandil’de olduklarını, dağda olduklarını mı düşünüyorlar bilemiyorum. Bu dil bir çıkar yol değil. Sırrı Sakık’tan, Hasip Kaplan’a kadar herkes ağır dil kullanıyor. Lafın nereye gideceğini bilmiyorlar ya da götürmek istedikleri yer için bilerek ağır dil kullanıyorlar.” eleştirilerinde bulundu.

Test davasında Eko–kırım patronları suçlu bulundu – Damian Carrington

Güncelleme: İki suç hükümü ve bir suçsuz: Bu, 30 Ekim’de Birleşik Krallık’da Yüksek Mahkeme’de görülen sembolik eko–kırım (ecocide) davasının sonucu (detaylar aşağıdadır). Gerçek avukatlar, hakimler ve halk jürisi, kurgusal fosil yakıt şirketlerinin CEO’larını Kanada’da katranlı kumdan yağ çıkarılması sonucu “ekosistem(leri) bölgede ya da diğer bölgelerde yaşanan huzuru ciddi bir şekilde azaltacak ölçüde yok etmek ya da mahvetmek ve büyük ölçüde tahribat” suçundan suçlu buldu. Jüri CEO’lardan birini Meksika Körfezi’ne yağ dökülmesi sonucu verilen zarardan suçlu bulmadı.

Davanın arkasındaki itici güç ve eko–kırımı huzura karşı üç diğer suçun arasına sokmaya çalışan Birleşmiş Milletler’den Polly Higgins “Benim için dava, bir gerçek anıydı. Sonucu olmadan kar peşinde koşmak artık kabul edilebilir değildir. Kurumsal eko–kırım pek çok insanın fark ettiğinden çok daha büyük ve çok daha sık rastlanır global bir suçtur. Wall Street’te kendi kampanya ve seslenişlerinden çok çok daha önemli bir huzur ihlali ve daha önemli bir suç olan kurumsal eko–kırımla ilgili sesini yükselten az sayıda insan tutuklandı. Elbette ki şimdi dünyamızı mahvedenlerin yargılanma zamanı” dedi ve ekledi “Sanık sandalyesinde çok sayıda insan görmeye meraklı değilim. Görmek istediğim sorumlu kararlar veren insanlar. Eko–kırım suçu, hükümetleri işletmeleri fosil yakıtları azaltarak temiz enerji kaynaklarına yeniden yönlendirmeye teşvik etmeye zorlayabilir. Bu yolla günümüzün çevreyi tahrip eden kirli enerji şirketleri yarının temiz enerji şirketlerine dönüşebilir”.

Orijinal Hikaye (29/09/11) acımasız bir liste: Soykırım, insanlık suçları, nefret suçları ve savaş suçları. Bunların tamamı Birleşmiş Milletler tarafından barışa karşı suçlar olarak kabul edilirler ve uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yargılanır.

Fakat doğayı kirleten şirketlerin patronları ve çevre düşmanı devletlerin liderleri de sanık sandalyesindeki bu geniş çaplı cinayetten sorumlu olanlara katılmalı. Eğer barışa karşı beşinci suç – eko–kırım – insanlık canavarları listesine katılırsa bu gerçekleşebilir. Birleşmiş Milletler şimdi teklifi değerlendiriyor ve bir eko–kırım davasının nasıl işleyeceğinin bir denemesi Cuma günü sanık sandalyelerinde fosil yakıt patronlarının olduğu bir dava ile Londra’daki yüksek mahkemede gerçekleştirildi. Bu elbette ki sembolik bir dava, fakat gerçek avukatlar, hakimler ve halktan oluşan bir jüriyle. CEO’lar hukuki takımlar tarafından çalıştırılmış aktörler tarafından oynandı.

Eko–kırım suçu Britanyalı avukat Poly Higgins’in parlak zekasının ürünüdür ve Higgins Birleşmiş Milletler’de sunduğu bildiride bunu şu şekilde açıkladı:

Eko–kırım: insan eliyle ya da başka nedenlerle belirli bir bölgede yaşayan kişilerin huzurunu ciddi şekilde azaltacak ölçüde ekosistemlerin yok edilmesi ya da tahrip edilmesi, verilen büyük zarar.

Cuma günkü dava için düşünülen suçlar; Kanada’da katran kumundan yağ çıkarma, Meksika Körfezi’ne yağ dökülmesi, Nigeraya’da gaz, Hindistan’daki Niyamgiri Dağı’nda boksit madenciliği. Eminim ki gerçek hayattaki paralelleri de kaza değildi.

Birleşik Krallık’ta uygulanabilir eko–kırım uluslararası yasa sembolik dava için de kullanılacak. Fakat yazılı hiçbir şey yok ve jüri hükmünü verirken tek başına. Higgins bunu “sinir bozucu” olarak değerlendiriyor.

Eko–kırım ile soykırım arasındaki bağlantı, bizi kargaşaya götüren şekilde çevreye verilen zarar ve yıkımın Dünyanın kaynaklarını azaltmasıdır diyen Higgins ancak bireylerin hapsedilebileceği şekilde eko–kırımın suç sayılmasıyla karın gezegenin önüne geçme normunun değişebileceğini ekliyor.

Higgins ayrıca Birleşik Krallık’da kampanyaları köleliğin kaldırılmasını sağlayan William Wiberforce’un ilham olduğunu söylüyor. O, siyah insanların gördüğü muameleyi değiştirdi diyen Higgins eko – kırım yasasının da gezegenin gördüğü muameleyi değiştireceğini söyledi: “Etik yükümlülüğün ekonomik yükümlülüğün üstesinden geldiği bir noktaya geldik”. Higgins işaret ettiğine göre; şuan da pek çok ülkede CEO’ların hissedarlarına ilk sorumluluğu finansaldır ve çevresel yıkım yasa dışı değilse karı arttırır, öyle de olacak.

Fakat Higgins şirket ya da kar karşıtı değil; “ben bir şirket avukatı olarak başladım. Şimdi problemi çözümün bir parçası yapmak istiyorum” diyen Higgins’e göre şirketler küresel ısınma, habitat tahribatı, hayvan ve bitkilerin yok edilmesi gibi problemleri çözerek kar sağlamalı. Onun iddiasına göre; köle ticareti yapan şirketler kölelik ortadan kalktıktan sonra işlerini bırakmadı.

Higgins’e Birleşik Krallık’da daha önceki davaları kötü etkileyen, şirketlerin yaptıkları ile çevresel tahribat arasındaki nedenlerin kanıtlanması problemini sordum.

“Soykırım bir niyet suçudur, fakat eko–kırım öyle değildir” dedi. Eko–kırım yasası ekolojik yıkımı önleyecek bir sorumluluk yaratabilir diye açıklama yapan Higgins aynı şekilde “üstün sorumluluk” ya da “sıkı yükümlülüğün” insanların zarar yaratma niyetleri olsa da olmasa da yargılanmalarına imkan verir dedi: “Gerçekten çok sayıda CEO’yu hapiste görmek istemiyorum” fakat öncelikle onların eko–kırım vazgeçmelerini istiyorum.

Higgins’e aynı zamanda eko–kırımı tanımlarken kullandığı “insan aracılığıyla ya da başka nedenlerle” ifadesini de sordum. Eğer doğal bir felaket varsa kim suçlanabilir? “Diğer nedenler” ifadesi zararın azaltılması için felaketlere müdahale konusunda devletlere bir zorunluluk getirilmesinde yatıyor.

Eğer bunlar size bir fantezi gibi geliyorsa Bolivya’nın doğanın haklarını insanların haklarına eşitleyen yasaları geçirdiğini belirtmek gerekir. Dahası, eko–kırım Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’nde yapılacak bir iyileştirmeyle uluslararası bir suç olabilir. Bunun yapılması için 86 devletin desteğine ihtiyacı var. Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni destekleyecek; iklim değişikliğini, okyanuslardaki krizleri ve yeryüzünün cömertliğini ayaklar altına alan çevre problemlerini hisseden 86 ülke var mı? Eğer varsa, şaşırmayacağım.

Wall Street İşgalcileri’ne ‘parkı boşaltın’ çağrısı

0

Wall Street’i İşgal Hareketi‘nin kamp kurduğu New York’taki Zuccotti Parkı‘nın boşaltılması istendi.

Yüzlerce eylemcinin dört haftadır çadırlar kurarak faaliyet merkezi haline getirdikleri parkın sahipleri tarafından alınan karara gerekçe olarak parkın temizlenmesi gerektiği gösterildi.

Wall Street başta olmak üzere Amerikan finans sistemine karşı eylemlere öncülük eden Zuccotti parkındaki protestocular ise parkın boşaltılması kararını harekete darbe vurmak amaçlı bir taktik olarak değerlendirdiler.

New York emniyetinden yapılan açıklamada ise polis birliklerinin parkın boşaltılması sırasında hazır olacağı belirtildi.

Parkın mülkiyetine sahip olan Brookfields şirketinden yapılan açıklamada, parkın bazı bölümlerinin temizlik amacıyla kapatılacağı, temizlik sonrasında ise yeniden açılacağı bildirildi.

Şirket, parkın yeninden açılmasının ardından kamp yapmanın ya da parkta sabahlamanın mümkün olmayacağını belirtti.

Zucotti parkında bulunana eylemcilerin koordinasyon grubunun internet üzerinden yaptığı açıklamada Cuma günü yerel saatle altıda parkında boşaltılmasına engel olunması destekte bulunulması çağrısı yapıldı.

Açıklamada ayıca parkı temizlik bahanesiyle boşaltma kararının New York belediye başkanı Michael Bloomberg’in önceki eylemleri bastırmak için kullandığı bir taktik olduğu söylendi.

Öte yandan eylemciler parkın temiz olmadığı gerekçesiyle kapatılacak olmasına tepki gösterdiler.

Eylemcilerden, AP haber ajansına konuşan işsiz öğretmen Emilio Montilla, parkta eylemcilerin her gün düzenli olarak temizlik yaptıklarını ve şimdiye kadar tanık olduğu en temiz eylemde bulunduğunu söyledi.

Kaddafi yanlıları Trablus’ta saldırdı

Libya‘da Ulusal Geçiş Konseyi güçleri, devrik lider Muammer Kaddafi‘nin doğum yeri Sirte’yi almak için yoğun mücadele verirken, başkent Trablus‘ta çatışma çıktı.

Uluslararası haber ajansı Reuters’ın haberine göre, sayıları 20 ile 50 arasında değişen Kaddafi taraftarları, başkent Trablus’ta yerleşim birimlerine saldırı düzenledi.

Ulusal Geçiş Konseyi güçleriyle, Kaddafi taraftarlarının Ebu Salim mahallesindeki saldırısı devam ediyor. Çatışmalarda ağır makineli tüfeklerin kullanıldığı belirtildi.

Görgü tanıkları, Kaddafi taraftarlarının günün erken saatlerinde Ebu Salim mahallesine gelerek, Kaddafi lehine sloganlar attığını ifade etti.

Ulusal Geçiş Konseyi adına savaşan Abdullah adlı bir kişi, “Kaddaf, cuma namazı sonrası olay çıkarmaları için onlara gece mesaj gönderdi. Onu için birkaç kişi buraya gelerek olay çıkardı” dedi.

(Ajanslar)

“BDP-KCK ilişkisi kuruldu”

PKK‘nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK‘ya yönelik, operasyonda ele geçirilen belgeler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca geçtiğimiz haftalarda KCK’ya yönelik operasyonlar yapılmış ve Barış ve Demokrasi Partili (BDP) yöneticilerin de aralarında bulunduğu 95 kişi tutuklanmıştı. Operasyon kapsamında ele geçirilen belgelerde KCK ile BDP arasında irtibatı tespit eden savcılık harekete geçti. Savcılık BDP ilşe KCK arasındaki irtibatı gösteren belgeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Savcılığın belgeleri gönderme amacının bilgilendirme ve gereğinin takdirinin yapılması için olduğu öğrenildi.

(Ajanslar)