Ana Sayfa Blog Sayfa 4991

Bu örgütün silahı kitap

Ankara’daki Hopa iddianamesinde 28 kişi silahlı terör örgütü üyeliğiyle suçlanırken buna ‘evlerde ele geçirilen dokümanlar, kitaplar, dijital belgeler ile yayınların niteliği’ kanıt olarak gösterildi. İddianamede vekil Ertuğrul Kürkçü de terörist ilan edildi.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Alican Uludağ’ın haberine göre;

AKP Ankara İl Başkanlığı önünde 31 Mayıs günü yapılan Hopa protestosuna ilişkin hazırlanan iddianamede tartışma yaratacak suçlamalar yer aldı. İddianamede sanık olarak yer alan 28 kişi, “silahlı” Türkiye Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi (THKP/C) terör örgütü üyeliğiyle suçlanırken bunların delili olarak “silah” değil evlerde ele geçirilen “dokümanlar, kitaplar, dijital belgeler ile yayınlar” gösterildi.

Özel yetkili Ankara Savcılığı tarafından hazırlanan ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede, 22’si tutuklu 28 kişi hakkında 30 yıla kadar hapis istendi.

Sanıkların evlerinde ele geçirilen eşyaların dökümlerine yer verilen iddianamede, 50 farklı isimde 90 kitap, 87 dergi, 7 afiş, çok sayıda bildiri, doküman ile Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, Hüseyin Aslan ve Yusuf Aslan’ın resimleri ile bunların içerikleri tek tek sıralandı.

Ayrıca bazı sanıklara ait siyah-beyaz puşi ve kapüşonlu montlara el konulduğu belirtildi. Dergilerin çoğunluğunu 1996’da yasaklanan “Devrimci Gençlik” ile “Halkın Devrimci Yolu” ve “Feminist Politika” oluşturdu. Halkevleri 20. Dönem Çalışma Raporu dahi iddianameye girerken kimisi 70’li yıllardan bu yana yasak olan 90 kitaptan bazıları şöyle:

Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı, Ne yapmalı, Gençlik Üzerine (Lenin), Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri (Marx ve Engels), İdam Gecesi Anıları (Halit Çelenk) Kesintisiz Devrim (Mahir Çayan), Kanı Kanla Yıkamak İnsan Hakları ve Türkiye (Muzaffer İlhan Erdost), Fransa’da İçsavaş (Marx), Felsefenin Temel İlkeleri (Georges Politzer), Biz Ona Devrim Diyorduk, Geçmişi Aşabilmek, 12 Eylül ve Türkiye Gerçeği Devrimci Yol Savunması (Oğuzhan Müftüoğlu).

İddianamede, örgütsel direnişin her döneminde silahlı mücadelenin yapılması gerektiğini benimseyen THKP/C’nin Mahir Çayan liderliğinde, Münir Ramazan Aktolga, Ertuğrul Kürkçü, Yusuf Küpeli, İlhami Aras ve Ulaş Bardakçı tarafından 1971 yılında kurulduğu anlatılarak Çayan ve arkadaşlarının öldürüldüğü Kızıldere operasyonu için “Rehin tutulan yabancı uyruklu üç radar teknisyeni teröristlerce öldürülmüş, Ertuğrul Kürkçü isimli terörist ise sağ yakalanmıştır” ifadesi kullanıldı.

Şüphelilerin örgütle bir ilgilerinin olmadıklarını söylediği kaydedilen iddianamede, buna karşın “bu savunmaya itibar edilmeyerek” şu kanaate varıldı:

“Şüphelilerin ikametgâhlarında ele geçirilen dokümanlar, kitaplar, dijital belgeler ile yayınların niteliği (…) şüphelilerin terör örgütlerinin ideolojileri doğrultusunda terörün tanımında yer alan şiddet eylemleri içerisinde yer aldıkları, eylemlerinin süreklilik ve çeşitlilik arz ettiği.. örgütün bilgi ve istemi içinde örgüt adına suç işleyerek örgüt üyesi oldukları kanaatine varılmıştır.”

Savcının, iddianamesinin sonuna “İddianamenin bir örneğinin yükseköğretim öğrencisi ve kamu görevlisi olan şüphelilerin öğrenim gördükleri fakülte dekanlıklarına ve çalıştıkları kurum amirliklerine yollanmıştır” notunu düşmesi dikkat çekti. Daha önce bu tür eylemlere katılan birçok öğrenci eğitim gördükleri üniversitelerden atılmıştı.

Wall Street’in baharı İstanbul’a vurur mu?

Wall Street’i İşgal Et eylemlerinin etkileri sürüyor. Dünya’nın değişik kentlerinde “İşgal” eylemleri yapılıyor. İstanbul’un sloganı ise “Ayaklan İstanbul”.

Occupy Wall Street (Wall Street’i İşgal Et) eylemleri tüm dünyaya yayılıyor. İstanbul’daki eylemciler 15 Ekim’de başlayacak  protestolarını 31 Ekim’e kadar sürdürmeyi planlıyor.

New York’ta Occupy Wall Street (Wall Street’i İşgal Et) adıyla 17 Eylül’de başlayan protestolar tüm dünyaya yayılıyor. Eylemler şu anda New York’un yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Washington D.C., Chicago, Boston, Los Angeles, Indianapolis ve Miami gibi şehirlerinde devam ediyor.

15 Ekim’de, Occupy Together (Birlikte İşgal Et) çatısı altında; aralarında Londra, Sydney, Paris, Amsterdam, Viyana, Brüksel, Helsinki, Moskova, Bağdat, Kabil, Tokyo, Pekin ve İstanbul’un da yer aldığı dünyanın dört bir yanından 1,441 farklı şehirde çeşitli protesto eylemleri düzenlenmesi planlanıyor.

Facebook, twitter ve çeşitli internet siteleri aracılığı ile dünya çapında örgütlenen protestocuların, Occupy Together isimli facebook sayfasının haberi yaptığımız tarihte (14 Ekim) 108 bin 390 üyesi bulunuyordu.

İstanbul’daki eylemcilerse, Ayaklan İstanbul / Occupy İstanbul isimli bir Facebook grubu ve yine Facebook’ta oluşturulmuş #Ayaklan İstanbul isimli bir etkinlik ile örgütleniyor. Bu etkinliğe haberi yaptığımız tarihte (14 Ekim) 532 kişi katılacağını belirtiyordu.

Yarın (15 Ekim) 13:00’da Taksim Meydanı’nda başlatılacak protestoların, 31 Ekim’e kadar sürdürülmesi planlanıyor. Facebook’taki etkinlik sayfasında protestoların “lidersiz, barışçıl ve katılımcı bir direniş hareketi” olarak düzenleneceği belirtiliyor.

Wall Street’le başladı

Mevcut küresel ekonomik sistem dolayısıyla nüfusun yüzde 1’lik bir kısmının, nüfusun geri kalan yüzde 99’unu sömürmesini protesto etmek amacıyla düzenlenen gösteriler, bu yıl şubat ayında Ortadoğu’da gerçekleştirilen Arap Baharı eylemlerinden esinlenerek başlatıldı.

ABD’de başlayan eylemler, bu hafta İrlanda’ya da yayıldı. The Guardian’ın dün (12 Ekim) yayımladığı bir habere göre, Occupy Dame Street (Dame Sokağı’nı İşgal Et) protestocuları geçtiğimiz cumartesi (8 Ekim) İrlanda Merkez Bankası önünde kamp kurmaya başladı. Protestoyu organize edenler kampta alkol içilmesini veya uyuşturucu kullanılmasını kesinlikle yasakladı ve bu konuyla ilgili güvenlik güçleri ile de sıkı bir çalışma yürütüyor.

Güvenlik güçleri ile sürekli iletişim halinde olan protestocular; barışçıl bir eylem gerçekleştirmek istediklerini açıkladılar.

İrlanda’daki barışçıl havanın aksine ABD’de geçekleştirilen eylemlerde gözaltılar devam ediyor. The Huffington Post’ta yayınlanan bir habere göre, geçtiğimiz Salı (11 Ekim) Chicago’da düzenlenen protestolarda 27 kişi gözaltına alındı. Liberty Park’taki eylemciler ise artık bulundukları mekanı iyiden benimsemiş olacaklar ki; The Huffington Post, eylemcilerin parkta kapsamlı bir temizlik yaptığını duyurdu.

MSNBC’nin bir haberine göre ise yine aynı gün Boston’da gerçekleştirilen eylemlerde ise polis 100’den fazla kişiyi gözaltına aldı.

Obama’nın savunması

Gözaltına alınanların sayısının 700’lere ulaştığının iddia edildiği geçtiğimiz hafta, ABD Başkanı Barak Obama, ülkenin dört bir yanı ekonomik sistemin eleştirildiği ve insanların sokakları işgal ettiği protestolar konusunda bir açıklama yaptı. 6 Ekim’deki konuşmada protestoların, ABD halkının ekonomik krize duyduğu öfkeyi yansıttığına değindi ve kendisinden önce uygulanan tutucu ekonomik politikaları hedef yaptı. Demokrat Parti döneminde ABD’de yapılan reformları geri dönüştürmeye çalışan Cumhuriyetçi Parti üyelerini de suçlayan Obama; ülkedeki bütün politikacıların ortak bir paydada buluşamazsa halkın öfkesinin dinmeyeceğini de belirtti.

* İstanbul’daki etkinlik hakkında daha fazla bilgiye Occupy Together’ın İstanbul sayfasından da ulaşılabilir.

(Bianet)

7 yeni film vizyonda

Bu hafta 2’si yerli 7 yeni film vizyona girdi.

Bendeyar:

Dram ve aksiyon sahneleriyle izleyicinin karşısına çıkacak olan “Bendeyar” filminin yönetmenliğini Joel Leang yaptı.

Senaryosu Haşim Akten’e ait olan filmin müzikleri ise Erkan Mutlu imzası taşıyor.

Ümit Olcay, Şemsa Deniz Tolunay ve Haşim Akten’in oynadığı filmde, “Nefsine yenilmeyen bir irade, baba şefkati ile dolu onurlu bir kahraman. Bilgi ve tecrübesini genç nesillere aktaran savaşçı bir bilge. Zulmün emrinde olmanın çelişkisini yaşayan güçlü bir ajan. Masum ama bilinçli, kendini yalnız bırakan, kaderini azme dönüştüren baba özlemi ile tutuşan bir genç kız. Gençlerin hal ve davranışları ile özenecekleri örnek gençler. Aksiyon çağın savaşçıları ve yarınlar için umut” anlatılıyor.

Oğul:

Atilla Cengiz’in yönetmenliğini, Canan Evcimen’in yapımcılığını yaptığı, uluslararası festivallerde büyük beğeni toplayan “Oğul” filmi, dram sahneleriyle sinemaseverlerle buluşacak.

Filmde, ülkenin politik durumunun farkında bile olmadan doğudaki sevgilisinin peşine düşen Karadenizli bir çocuğun babası ile doğudaki küçücük bir dağ köyünde yalnız yaşayan ve tüm çabalarına rağmen oğlunun dağa çıkmasına engel olamayan umutsuz bir babanın öyküsünü içeriyor.

Şey:

Matthijs Van Heijningen Jr’un yönettiği ve Mary Elizabeth Winstead, Joel Edgerton, Ulrich Thomsen ile Eric Christian Olsen’ın oynadığı bilimkurgu tarzındaki “Şey” adlı filmin konusu şöyle:

“Kate, Antartika’da buzulların içine gömülmüş bir uzay gemisi bulan Norveçli bilim adamlarına katılır. Çok uzun zaman önce çarpışmanın etkisiyle ölen bir yaratık bulur. Ancak buldukları ‘Şey’, uyanmak üzeredir. Kate, takımın hayatını kurtarmak için pilotu Carter’la işbirliği yapar. Ancak ‘Şey’, dokunduğu her şeyi taklit edebilmekte ve insanları birbirine düşürmektedir.”

Hayat Sana Güzel:

David Dobkin’in yönettiği ve Ryan Reynolds, Olivia Wilde, Jason Bateman ile Leslie Mann’ın oynadığı “Hayat sana güzel” filmi, komedi sahneleriyle sinemaseverlerin karşısına çıkacak.

Filmde, birlikte büyüyen Mitch ve Dave, çok yakın iki arkadaştır ama yıllar içinde yavaş yavaş birbirlerinden kopmuşlardır. Dave evli, 3 çocuk babası ve çok çalışan bir avukatken, Mitch hiç evlenmemiş, doğru düzgün çalışmayan bir erkek çocuktur. Dışarıda içerek geçirdikleri bir gecenin ardından Mitch ve Dave birbirlerinin bedenlerinde uyanınca iki arkadaşın dünyaları alt üst olur.

Bir Gün:

Lone Scherfig’in yönettiği ve Anne Hathaway, Jim Sturgess, Romola Garai, Patricia Clarkson’ın oynadığı “Bir gün” filmi, dram sahneleriyle sinemaseverlerle buluşacak.

Filmin konusu şöyle: “Emma, işçi sınıfından bir aileden gelen prensipli bir kızdır. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeyi düşler. Dexter ise çapkın bir zengin çocuğudur. Onun düşü, dünyayı kendi oyun parkına çevirmektir. Üniversiteden mezun oldukları gün tanışan zıt kutuplardaki bu iki insan, birlikte geçirdikleri bir günden sonra hayat boyu sürecek bir arkadaşlığa adım atar.”

Şeytanın İkizi:

Lee Tamahori’nin yönettiği ve Dominic Cooper, Ludivine Saignier, Raad Rawi’nin oynadığı “Şeytanın ikizi”, dram, suç ve aksiyon sahneleriyle sinemaseverlerin karşısına çıkacak.

Filmde, 1987 Bağdat’ının kanunsuz, taşkın ve şiddet dolu dünyasında tehlike dolu bir macera sunuyor. Film, cepheden Saddam Hüseyin’in sarayına çağrılan Iraklı Teğmen Latif Yahya’ya, Saddam Hüseyin’in ehlikeyif, sadist, seks, şiddet ve eğlence düşkünü “Kara Prens” unvanıyla adı kötüye çıkan oğlu Uday Hüseyin’in dublörü olmasının emredilmesiyle kendini kraliyet ailesinin üst kademelerinde bulmasını ve tek bir yanlış hamlesinin bile hayatına mal olabileceğini anlatıyor.

Üç Silahşörler:

Paul W.S Anderson’un yönettiği, Orlando Bloom ve Milla Jojovich‘in oynadığı macera ve aksiyon sahneleriyle sinemaseverlerle buluşacak olan “Üç silahşörler” filminin konusu da şöyle:

“Asabi bir genç olan D’Artagnan ve 3 haydut silahşör, kötülüklere karşı koymak için güçlerini birleştirir. Şeytani planları olan Richlieu’yu durdurmak için Buckingham ve hain Milady ile karşı karşıya kalacaklardır.”

Kolombiyalı öğrenciler de sokağa indi

0

Kolombiyalı öğrenciler, hükümetin gündeme getirdiği eğitim reformuna karşı başkent Bogota ve birçok şehirde gösteriler düzenlediler.

Bogota’da binlerce eylemcinin katıldığı, sakin başlayan gösterilerde bir süre sonra polisle çatışmalar yaşandı.

Güvenlik kuvvetleri, bazı grupların kendisine taş atması üzerine göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla karşılık verdi.

Cali şehrinde ise 19 yaşında bir öğrenci hayatını kaybetti.

Yaklaşık otuz bin kişinin katıldığı Bogota’daki yürüyüşte hükümetin eğitim reformuyla kar amaçlı eğitimi meşrulaştırmasını eleştiren sloganlar atıldı, pankartlar taşındı.

Gözlemciler, Kolombiyalı öğrencilerin taleplerinin Şili’de süregelen öğrenci hareketi tarafından dile getirilen kaygı ve istekleri yansıttığını belirtiyor.

Şili’deki öğrenci hareketi kaliteli ve parasız eğitim hakkı için beş aydır ülke çapında eylemler düzenliyorlar.

Kolombiya devlet başkanı Jaun Manuel Santos, eğitim reformunun amacının bu alana daha fazla kaynak ayırmak olduğunu söylüyor.

Öğrenciler ise reformla devlet üniversitelerinin kısmen özelleştirileceğini dile getiriyorlar.

Devlet Başkanı Santos, geçtiğimiz ay öğrencileri FARC örgütü tarafından kışkırtılabilecekleri konusunda uyarmıştı.

Ancak öğrenci örgütleri bu yönde bir durum olduğunu kabul etmiyorlar.

Üniversite Öğrencileri Federasyonu adına konuşan Gisell Medina, ülkenin dört bir yanından öğrencilerin oluşturduğu halk örgütü olduklarının altını çizdi.

‘Disko’da dayak ve işkence öldürdü

Kuzey Kıbrıs’ta askerlik yaparken “Disko” olarak tabir edilen disiplin koğuşuna konulan ve 25 Temmuz günü gardiyan olarak askerlik yapan erler Fırat Keser ve Ayhan Aslan tarafından ciddi şekilde dövülen ve güneş altında sandalyeye kelepçelenerek tutulan Uğur Kantar dün akşam (12 Ekim) hayatını kaybetti.

Kantar, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) yoğun bakım ünitesinde 26 Temmuz’dan bu yana tedavi altındaydı.
2,5 ay yoğun bakımdan çıkamadı

Kantar ailesinin avukatı Teoman Özkan, süreci bianet’e şu sözlerle anlattı:

* Uğur Kantar, 25 Temmuz’da gördüğü yoğun işkence sonrasında 26 Temmuz’da GATA’da yoğun bakıma alındı ve düne kadar buradan çıkamadı.

* Son zamanlarda artık hiç tepki veremiyordu. Son iki gün ateşi de çok yükselmişti ve dün hayatını kaybetti.

* Şu anda Keçiören’de Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nda otopsisi yapılıyor. Otopsi sonucuna göre yargılamanın şekli belli olacak.

* Kuzey Kıbrıs’taki askeri savcılık iddianameyi 6 Ekim’de hazırlamış ve Askeri Mahkeme’ye sunmuştu. Sanık durumunda olan kişiler hala “asker” olarak gözüktüğü için Askeri Mahkeme’de dava açıldı.

* İşkence sonucu ölüm olduğu ve Askeri Ceza Kanunu’nda işkence tanımlanmadığı için mahkemenin görevsizlik kararı vereceğini düşünüyorum.

* Ayrıca iddianame “kasten adam yaralama” suçlamasıyla hazırlanmıştı. Uğur hayatını kaybettiği için ek iddianame hazırlanacağını ve sanıkların “kasten adam öldürme” suçlamasıyla yargılanacaklarını düşünüyorum.
“Dayaktan sonra güneşin altında kelepçeli oturtuldu”

Söz konusu garnizonda askeri disiplin koğuşunda gardiyanların askerlere çok kötü muamelede bulunduğunu ve aşırı sıcağa rağmen düzenli su verilmediğini söyleyen Avukat Özkan, söz konusu olayların Uğur Kantar’a verilen yedi günlük cezanın bitmesine iki saat kala yaşandığını söyledi.

“Uğur’a öncesinde de kötü davranıyorlar ve çok susuz bırakıyorlar ama en azından ayakta durabiliyor” diyen avukat Uğur’un disiplin koğuşundaki son iki saatini şöyle özetliyor:

* İki saatlik süre içinde gardiyanlardan iki tanesi Kantar’ı banyoya çekerek ciddi şekilde dövüyorlar. En sonunda yere kapaklanan Kantar’ın numara yaptığını ileri sürerek dışarıya güneşin altına çıkarıyorlar ve temmuz ayında Kıbrıs gibi bir yerde, o halde olan, susuz bir insanı sandalyeye kelepçeleyerek yarım saat orada bırakıyorlar.

* Yarım saat sonunda kelepçeleri çözüp güneşten çekiyorlar. Bu sırada iki saatlik süre doluyor ve bir asteğmen Uğur’u almaya geliyor.

* Uğur’un baygın olduğunu görünce önce revire, sonra Lefkoşa Nalbantoğlu Hastanesi’ne, oradan da Girne Askeri Hastanesi’ne götürüyorlar. Ancak buralarda kimse ne yapacağını bilemiyor.

* Bunun üstüne ambulans uçakla Ankara’ya GATA’ya götürüyorlar. Bu arada susuz kaldığı için böbrekleri ve beyin hücreleri tamamen iflas ediyor.
“Sıralı amirlerin tümü hakkında suç duyurusu”

Olayın yaşanmasının hemen akabinde askeri savcının 40 kişiyi sorguladığını söyleyen Teoman Özkan, Uğur’u döven erler Fırat Keser ve Ayhan Aslan’ın tutuklanarak askeri cezaevine gönderildiklerini söyledi.

6 Ekim’de bu kişiler hakkında hazırlanan iddianamede, ölüm olayı gerçekleştiği için değişiklik yapılması ve bu kişilerin “kasten adam öldürmek” suçundan yargılanması gerektiğini söyleyen Avukat Özkan, Keser ve Aslan’ın askerliklerinin bitiminden sonra sivil cezaevine nakledileceklerini söyledi ve ekledi:

“Sadece bu iki askerin değil öncelikle cezaevi müdürü ve disiplin koğuşunun bağlı olduğu birlik komutanından başlayarak sıralı olarak tüm rütbeliler hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Sonuç olarak Uğur askerdi ve devlete emanet edilmiş bir insandı. Burada sıralı amirlerin tamamının bu ölümden sorumlu olduğu düşüncesindeyim.”

(Bianet)

Batur Fransızcada

Türk edebiyatının usta isimlerinden Enis Batur’un iki kitabı Fransızcada. Actes Sud Yayınevi tarafından yayımlanan ve ‘Encyclopédie privée’ adını taşıyan ilk kitap, yazarın kişisel ansiklopedilerinin seçkisinden oluşuyor. Çevirisini Ferda Fidan’ın yaptığı kitap, Batur’un ‘Kediler Krallara Bakabilir’, ‘Gönderen Enis Batur’, ‘Gövdem’, ‘40 Parem’, ‘Kurşunkalem Portreler’, ‘Yap Boz ve Su’ ve ‘Tüyün Üzerinde Bekler’ kitaplarında yer alan, birbirleri içinde bütünlük sağlayacak metinleri bir araya getiriyor. Batur’un Fransızcada yayımlanan bir diğer kitabı ise ‘Le Facteur d’Üsküdar’. Bu kitap da yazarın 40’a yakın metninden oluşuyor. Bu metinler içinde tarih, felsefe ve otobiyografik öğeler barındırıyor.

Slovakya’dan gecikmeli “evet”

0

Slovakya parlamentosu, Euro Mali İstikrar Fonu’nun genişletilmesine onay verdi. Böylelikle, günlerdir süren tartışmalara nokta koyulurken, fonun toplam hacminin 440 milyar euroya çıkarılması garantilenmiş oldu.

Euro Bölgesi yetkililerini günlerdir karar kara düşündüren Slovakya, bugünkü oylama ile Euro Mali İstikrar Fonu’nun genişletilmesine onay verdi. Oylamaya katılan 147 milletvekilinden 114’ünün “evet” oyuna karşılık, 30 milletvekili “hayır” oyu kullandı. 3 milletvekili ise çekimser kaldı. Fonun genişletilmesinin kabul edilmesinde muhalefetteki Sosyal Demokratların destek vermesi etkili oldu. Muhalefet, destek için hükümetin istifasını şart koşmuştu.

Şu anda 250 milyar euro tutarında olan Avrupa Mali İstikrar Fonu’nun, 440 milyar euroya yükseltilebilmesi için 17 Euro ülkesinin de onay vermesi gerekiyordu. 16 ülkenin kabul ettiği öneri, salı günü yapılan oylamada koalisyon ortağı sağ liberal Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin oylamayı boykot etmesi sonucu Slovakya’dan onay alamamış ve Euro Bölgesi’nde endişelere neden olmuştu. Slovakya hükümetine yönelik bir güvenoyu yoklaması olarak da algılanan oylama sonucunda, hükümet dağılma noktasına gelmiş ve ülkede 10 Mart’ta erken seçime gidilmesi kararlaştırılmıştı. Slovakya’nın fondaki payı 7 milyar 700 milyon tutarında.

Slovakya’nın da onay vermesi ile birlikte 440 milyar euroya yükselen fon ile borçlu Euro Bölgesi ülkelerine daha güçlü destek verilmesi öngörülüyor. Hem Euro Bölgesi ülkelerinden hem de yatırımcılardan tahvil satın alınması, bankaları zor durumda olan ülkelere kredilerle yardımcı olunması planlanıyor.

(DW)

Parlak fikir: ‘Nükleere karşı çıkanlar elektrik kullanmasın’

Belçika’da bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, nükleer santrallere karşı çıkanların elektrik kullanmaması gerektiğini söyledi.

Brüksel’de Türkiye Avrupa Birliği Binasında basın toplantısı düzenleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “Bugün Brüksel’de düzenlenen toplantıya katıldık. Toplantı güzel geçti. Bilgiler verdik. Son derece verimli geçti. Türkiye özellikle Avrupa Birliği üyelerinin bir çözüm ortağı olmuştur. Türkiye fiili olarak AB Müzakereler sonunda birliğine girsin, yada girmesin bu anlaşmalar yapıldı. Enerji başlığının açılması konusunda, bu kadar büyük projelerin yapılması sonunda AB’nin enerji başlığının açılmamasının siyasi sebepler olsa da bizim doğrularımız değişmeyecektir. Duygusal bir iş yapmıyoruz. Enerji başlığı açılması konusunda yalvaracak halimiz yok. Burada kaybeden Türkiye olmayacaktır” dedi.

Soru cevap şeklinde devam eden basın toplantısında Nükleer santraller hakkında sorulara cevap veren Bakan Yıldız “Bugün AB üyesi ülkelerin 143 Nükleer santralı var. Bunlar kapanmadıkça bizde nükleer santraller konusunda fikir değiştirmeyiz. Dünya bütündür ve aynı hareket eder. Bütün nükleer santraller kapanmadan bizde nükleer santraller kurarız. Kırk yaşını geçmiş 26 santral var. Onların yarın kapatılması lazım bence. Şuan da yapımı devam eden 63 santral var. Eski santrallerin kapatılması farklı. Tam teçhizatlı, son teknoloji ile yapacağımız santraller yadırganmamalıdır. Türkiye’nin büyümesi ve kalkınması ile ilgili olan bizleriz, başkaları değil. Biz enerji kaynaklarımızı yapıp, dışa bağımlılığımızı azaltmalıyız.

Belçika’da burada bulunduğunuz ülke’de kullandığınız elektriğin yüzde 72’si nükleerden elde ediliyorsa, bunu nimet, külfet paylaşımına istinaden o karşı olanların kullanmaması lazımdır diye düşünüyorum. İlerlemesini gelişmesini tamamlamış olan ülkeler 40 yıldır bu nükleer santralleri kullanıyorlar. Artık 30-40 santralı kullanan Ülkeler bu santrallerden vazgeçmiş değiller. Eski santrallerin kapatılması görüşünün nükleer santrallerden vazgeçmek olarak tercüme edilen bir ortamda daha açık ve şeffaf söylemlere davet ediyorum” diye konuştu.

(Ajanslar)

Çocuk kurban etme Uganda’da hortladı

Uganda’da çocukların kabile büyücüleri tarafından katledilmesi geleneği yeniden hortladı.

Uganda’da, somut verilere göre 4 yıl içinde 38, yardım kuruluşlarına göre ise 900 Ugandalı çocuk, kabile büyücüleri tarafından öldürüldü.

Neden ise, ülkenin yeni zengin sınıfının işlerinde şans getirmesi için kabile büyücülerine gitmesi.

BBC’nin yaptığı araştıma da, bu gibi olayların polis tarafından soruşturulmadığını ve çocukların korunması için yeteri kadar önlem alınmadığını ortaya koydu.

BBC muhabiri Chris Rogers, Uganda’nın başkenti Kampala büyücülerin elinden kurtulan bir çocukla ve katledilmiş çocukların aileleriyle konuştu.

ALLAN KURTULDU


“Ona mucize çocuk diyorlar. Kabile büyücülerinin katletmek istediği çocuklardan yalnızca biri. Başı ve boynu satırla kesilmiş ve hadım edilmiş.

9 yaşında ve adı Allan. Saldırıdan sonra evinden 1 km kadar uzakta bulunan Allan, 1 ay komada kaldı ve hayata tutundu. Anca yaşamı boyunca psikolojik yardım alması gerekecek.”

“Bir kadın 6 yaşındaki torunu Steven’ın kafasız cesedini buldu. Büyücü itiraf etti ancak polis olayı soruşturmak istemiyor. Sessiz kalması için para teklif edilmiş ancak o kabul etmemiş.”


BBC ekibi, iş adamları kılığında kabile büyücüleriyle görüştü ve inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalarına nasıl şans getirilebilecekleri soruldu. İlk görüşmede bir keçi kurban eden büyücü, ekibi birkaç gün sonra çocuk kurban etmek için yeni bir güşmeye davet etti ve şunları söyledi: “İk yolu var. Ya şantiyeye canlı canlı gömeriz ya da çocuğu keser ve kanını bir şişeye koyarız. Erkek ise başı kesilir ve hadım edilir. Elleri ve ayakları da şantiyeye gömülür.”

9 yaşındaki Allan’a, ekibin görüştüğü kişi gösterildiğinde kendisine kaçıran kişilerden biri olduğunu doğruladı.

YENİ ZENGİN SINIFLA BİRLİKTE…
Uganda’da çocuk kurban etmek bir kabile geleneğiydi ancak 3 yıl öncesine kadar çok sık görülmüyordu. Ülke ekonomisi büyümeye başlayınca gelenek de hortladı. Ülkenin yeni zengin sınıfının daha zengin olma hayaliyle çocuk kurban etmek için kabile büyücülerine büyük paralar ödedikleri sanılıyor. Tabi ki yoksul çocuklar kurban ediliyor ve başkent Kampala’nın köyleri korkunç hikayelerle dolu.

Ülkenin, çocukların kurban edilmesiyle mücadele etmek için oluşturulan bir polis birimi var ancak yolsuzluk söylentileri çok yaygın ve soruşturmalar yavaş ilerliyor. Örneğin Allan’ı kaçıraranlar yakalanmış ancak daha sonra serbest bırakılmışlar. Uganda hükümetinden olaylarla ilgili bir açıklama gelmezken, polis yolsuzluk ididalarını rededdiyor.

Resmi rakamlara göre 2006’dan bu yana 38 çocuk kabile büyücüleri tarafından katledildi ancak bu sadece sonuçlanmış davaların ortaya koyduğu manzara. Yardım örgütleri, halen soruşturulmayı bekleyen 900’ü aşkın olay olduğunu söylüyor.

(BBC)

Krize ÖTV zammı yaması

Motorlu araçlar, içki, sigara ve cep telefonunda yüzde 130’a varan ÖTV zammı yapıldı.

Zam kararı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.Buna göre, aralarında motorlu araçlar, alkollü içkiler ve tütün mamullerinin de olduğu bazı mallarda uygulanan ÖTV ile ilgili kararın yürürlüğe konulması, Maliye Bakanlığının yazısı üzerine, Bakanlar Kurulu’nca kararlaştırıldı.

Motor hacmi 1600 cm3’ü geçmeyenlerin vergisi artırılmazken, motor silindir hacmi 1600-2000 cm3 arasında olan araçlarda vergi oranı yüzde 60’tan yüzde 80’e, motor silindir hacmi 2000 cm3’ün üzerinde olan araçlarda, yüzde 84’ten yüzde 130’a yükseltildi.

Değişikliğe gidilen mallar arasında tütün ürünleri de yer aldı. Buna göre, tütün içeren purolar, uçları açık purolar ve sigarilloların vergi oranları yüzde 30’dan yüzde 69’a, asgari maktu vergi tutarları ise 0,1325 liradan 0,1450 liraya çıkarıldı. Tütün içeren sigaraların ve tütün yerine geçen maddelerden yapılmış sigaraların da vergi oranı yüzde 63’ten yüzde 69’a, asgari maktu vergi tutarı da 0,1325 liradan 0,1450 liraya yükseltildi.

Alıcısı olan Telsiz Telefonların ÖTV oranları yüzde 20’den 25’e çıkarılırken, her bir telefon için asgari vergi tutarları da 100 liraya yükseltildi. Bu rakam daha önce 40 lira idi.

Motor silindir hacmi 1600-2000 cc arasında olan araçlarda vergi oranı yüzde 60’tan yüzde 80’e, motor silindir hacmi 2000 cc’nin üzerinde olan araçlarda ise yüzde 84’ten yüzde 130’a yükseltildi. İstihap haddi 850 kilogramı geçmeyip, motor silindir hacmi 2000 cc’nin altında olan, istihap haddi 850 kilogramı geçip, motor silindir hacmi 2800 cc’nin altında olan, sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olanlardan motor silindir hacmi 3200 cc’yi geçmeyen araçlar için ÖTV vergi oranları da yüzde 10’dan yüzde 15’e çıktı.

-Tütün ürünleri- Düzenlemeye göre, tütün içeren purolar, uçları açık purolar ve sigarilloların vergi oranları yüzde 30’dan yüzde 69’a, asgari maktu vergi tutarları ise 0,1325’ten 0,1450’ye çıkarıldı. Tütün içeren sigaraların, tütün yerine geçen maddelerden yapılmış sigaraların, herhangi bir oranda tütün yerine geçen maddeleri içersin, içermesin içilen tütün ile enfiye ve çiğnemeye mahsus tütünün de vergi oranı yüzde 63’ten yüzde 69’a, asgari maktu vergi tutarı da 0,1325’ten 0,1450’ye yükseltildi. Net muhtevası 500 gramı geçmeyen ambalajlarda olan ile net muhtevası 500 gramı geçen ambalajlarda bulunan tütün ürünlerinin ÖTV oranları da yüzde 63’ten yüzde 69’a çıkarken, asgari maktu vergi tutarı ise 0,0342 liradan, 0,0375 liraya yükseltildi.

-Alkollü içecekler- Düzenlemeyle, bazı alkollü içeceklerde de ÖTV oranları yeniden düzenlendi. Malttan üretilen biralarda vergi oranı aynı kalırken, asgari maktu vergi tutarı 0,44 liradan, 0,53 liraya çıkarıldı. Taze üzüm şarabının (kuvvetlendirilmiş şaraplar dahil); üzüm şırası (20.09 pozisyonunda yer alanlar hariç) asgari maktu vergi tutarları 2,44 liradan, 2,94 liraya, Vermut ve diğer taze üzüm şaraplarının (bitkiler veya kokulu maddelerle aromalandırılmış) 22,1 liradan 27,18 liraya, Köpüklü şarapların 16,12 liradan 19,82 liraya, Alkol derecesi hacim itibariyle yüzde 18 veya daha az olanların 17,55 liradan 21,58 liraya, Fermente edilmiş diğer içeceklerin 2,44 liradan 2,94 liraya, Alkol derecesi yüzde 22’den fazla olanlar, etil alkol ve damıtım yoluyla elde edilenler ve alkol derecesi yüzde 80’den az olan etil alkol damıtım yoluyla elde edilen alkollü içkilerin 85,8 liradan 105,8 liraya, Üzüm şarabı veya üzüm cibresinin damıtılması yoluyla elde edilen alkollü içeceklerin 71,5 liradan 87,95 liraya, Cin ve Genava ile Votkanın 57,2 liradan 70,35 liraya, Alkol derecesi hacim itibariyle yüzde 45,4’ten fazla olanların 85,8 liradan 105,8 liraya, Likörlerin 78,65 liradan 96,74 liraya, Rakının 51,48 liradan 63,48 liraya, Diğerlerinin de 85,8 liradan 105,8 liraya yükseltildi.

-Telsiz telefonlar- Değişikliğe gidilen mallar arasında alıcısı bulunan verici portatif (cellular) telsiz telefon cihazları da yer aldı. Buna göre, bu cihazların ÖTV oranları yüzde 20’den yüzde 25’e çıkarılırken, bu oranlara göre hesaplanan verginin bu malların her bir adedi için 100 liradan az olması halinde, orana göre hesaplanan vergi yerine her bir adet için 100 lira vergi alınacak. Bu rakam daha önce 40 lira idi. Öte yandan, düzenlemeyle, kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalatta uygulanan KKDF kesintisi oranı da yüzde 3’ten yüzde 6’ya çıkarıldı. Bazı ürünlerdeki eski ve yeni ÖTV oranlarıyla asgari maktu vergi tutarları şöyle: Ürün adı Eski ÖTV oranı Yeni ÖTV oranı Eski Asgari Maktu Vergi tutarı Yeni Asgari Maktu Vergi tutarı -Motor silindir hacmi 1600-2000 santimetreküp arasında olan araçlar Yüzde 60 Yüzde 80 -Motor silindir hacmi 2000 santimetreküpü geçenler Yüzde 84 Yüzde 130 -Cin ve Geneva 57,20 lira 70,35 lira -Votka 57,20 lira 70,35 lira -Rakı 51,48 lira 63,48 lira -Tütün içeren sigaralar Yüzde 63 Yüzde 69 0,1325 lira 0,1450 lira.

(Ajanslar)