Ana Sayfa Blog Sayfa 4933

Trafik kazalarında hayatını kaybedenleri anma günü 20 Kasım’da

Kasım ayının 3. Pazar günü Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından trafik kazalarında hayatını kaybedenleri hatırlamak ve trafik kurallarına riayet etmenin önemini vurgulamak için belirlendi. Anma günü ile ilgili ayrıntılı bilgiye WDR (World Day of Remembrance for Road Traffic Victims) sitesinden ulaşmak mümkün.

Bu yıl Trafik Kazalarında Hayatını Kaybedenler 20 Kasım günü anılacak. İstanbul’daki anma etkinliği saat 13:00’de Şişli Meydanı’nda gerçekleştirilecek. WHO’nun verilerine göre her yıl 1,3 milyon insan trafik kazalarında hayatını kaybederken 50 milyonun üzerinde insan da bu kazalar sonucu sakat kalıyor.

Şişli Meydanındaki etkinliği düzenleyecek olan Suat Ayöz Trafik Mağdurları Derneği‘nin yayınladığı bültende de bu konuya dikkat çekildi.

Unutmayın ve Hatırlayın! BAZILARININ HOŞÇAKA DEMEYE VAKTİ OLMAYABİLİR.

Her yıl Kasım Ayının 3. Pazarı Trafik Mağdurlarını Anma Günü

Dünya Çapında Bir Anmadan, Dünya Çapında Bir Eyleme …

2011-2020 Eylem Planında Yol kayıplarını Azaltmak İçin Attığımız İmzayı

Bir Kez Daha Anımsatıyoruz…

Bazılarının hoşçakal demeye vakti olmayabilir. Trafik çarpışmaları sonucu dünyada genelinde her yıl 1,3 milyon insan, hoşça kal bile diyemeden yollarda hayatını kaybediyor. Ülkemizde de resmi olmayan rakamlara göre 10.000 kişi yol kurbanı oluyor. Hepimizin ailesinde ya da yakınında bir trafik mağduru vardır. Toplum olarak kanıksadığımız, doğal saydığımız ve kader diye nitelendirdiğimiz bir olaydır trafik çarpışmaları.

Dünya Sağlık Örgütünün rakamlarına göre 2020 yılında trafik kazaları dünya genelinde %67 artacak ve  Dünya genelinde ölüm nedenleri içinde 2007 yılında 9. sırada olan Trafik Kazaları, 2030 yılında 5. sıraya yükselecek. Yine Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre dünya genelinde yaralanma sonucu ölümlerde Trafik çarpışmalarının oranı %23. Trafik Çarpışmaları Trafik ölümlerini ve yaralanmaları tüm dünyada büyük bir halk sağlığı sorunudur. Oysa ki bu büyük sorun toplumsal bir katılım ve basit önlemlerle azalabilir.

Her yıl yollarda çok büyük değerlerimizi yitiriyoruz, yaralanmalarını ve sakat kalmalarını izliyoruz. 45 yaş altı ölümlerin birinci nedeni trafik kazaları. Çarpışma sonrası yaşanan sorunlar, uzun ve yıllar süren, yıpratıcı yargı süreci, sonunda verilen cezaların caydırıcı olmaması yaşanılan kayıpların daha da çözümsüz olmasına neden oluyor.

Kurallara uymuyoruz, en basit önlem olan emniyet kemeri, hız ve alkol kullanımına  dikkat etmiyoruz. Direksiyon başına geçince, elimizde cep telefonları ile  bir canavara dönüşüyoruz, Sadece kendimizi düşünüyor ve ”bana bir şey olmaz” felsefesi ile yaşıyoruz. Çarpıp kaçıyoruz, arkamıza bile bakmıyoruz. Ama “çarpıp kaçmak bir kaza değil, bilinçli olarak bir insanın yaşam hakkına kast etmektir.” Her türlü ikaz ve uyarıya rağmen geçtiğimiz hafta bayram tatili içinde 68 kişi hayatını kaybetti, 321 kişi de yaralandı.

Trafik Mağdurlarını Anma Günü , 1993 yılından itibaren Avrupa Trafik Mağdurları Federasyonu FEVR  tarafından her yıl Kasım ayının 3. pazarı düzenlenmeye başlandı.  26 Ekim 2005 tarihinden itibaren Dünya Sağlık Örgütünün desteği ile BM tarafından küresel bazda Trafik Mağdurlarını Anma Gününü tanındı ve dünya genelinde katılım sağlandı. Türkiye’de 2007 yılından itibaren Trafik Mağdurlarını Anma Günü resmi olarak tanındı.

Mayıs 2009 da Brüksel de WHO tarafından gerçekleştirilen toplantıda çıkan sonuç bildirgesine göre 17-20 Kasım 2009 tarihleri arasında Moskova’da bir zirve gerçekleşti. Zirvede çıkan sonuç bildirgesine göre “ Dünya çapında bir anmadan, dünya çapında bir eyleme” geçildi ve global çerçevede 10 yıllık plan hazırlanarak yol kayıplarının önüne geçilmesi için her ülke çalışmalarına başladı. 10 yıllık eylem planı için Üye Devletleri,  uluslararası kuruluşları, sivil toplum örgütlerini, özel kurumları ve toplum liderlerini Yol kayıplarının önlenmesi için göreve çağırıyoruz. Ve de bu yönde atılmış bir adım olarak, hükümetlerin küresel olarak 11 Mayıs 2011 tarihinde açıkladığı 10 Yıllık Eylem Planını uygulamaya başlamalarını talep ediyoruz.

Tüm karar vericileri TRAFİK TERÖRÜNE  karşı birlik olmaya çağırıyoruz.

Ve diyoruz ki,

1. Trafik Kazaları ve yaralanmaları bir ülkenin yol güvenliğini belirler.

Güvenli yollar istiyoruz.

2. Yollar kamu malıdır ve insanlar arasında bir iletişim ağı oluşturur. Güvenli yollar ve sürdürülebilir hareketlilik için Karayolu ağı dikkate alınarak, kamusal alanlarda korunmasız yayaların gereksinimleri göz önüne alınmalıdır. Araçlar için hazırlanmış olan karayolu haklarının araçlardan, yayalara verilmesi gerekir.

Araçlara tanınan ayrıcalığın Yayalara tanınmasını istiyoruz.

3. Yol kayıpları, yaralanmalar ve güvenli ulaşım,  bir insan hakları konusudur. Ve İnsan hakları ihlali olarak ele alınmalıdır.

Bir insan olarak hakkımızı arıyoruz ve yollarda ölmek, yaralanmak ve sakat kalmak istemiyoruz.

4. En önemlisi cezalar caydırıcı olmalı ve denetimler sürekli yapılmalıdır. Mevcut yasada değişiklikler yapılmalı ve  ödül şeklinde cezalar uygulanmamalıdır. Verilen cezalar,  mağdurların mağduriyeti daha da fazla artırmakta, trafik kazası davalarında kapsamlı soruşturmalar yapılmamakta ve bu da güvenilir adaleti engellemektedir. Bunun için de etkin ve caydırıcı bir trafik yasamızın olması gerekmektedir.

Bir vatandaş olarak ödül gibi cezalar istemiyor ve yasada yer alan bilinçli taksirin uygulanmasını istiyoruz.

5. Mağdurlara uluslar arası standartların sağlanması, rehabilitasyon, yargı ve sigorta konularında gerekli desteğin Devlet tarafından verilmesi gerekmektedir.

Tüm karar vericilerin ve siyasilerin Trafik Kazalarına karşı ortak bir çalışma yapmasını, Ve  Devlet desteği ile her birey, kurum ve kuruluşun katılacağı ortak bir kampanya ile kazalara karşı mücadele istiyoruz…

 

(Yeşil Gazete)

İspanya’da anketler, sağcıların kazanacağını gösteriyor

Borç krizi ve işsizliğin büyük sarsıntı yarattığı İspanya’da yarın yapılacak erken genel seçimler için geri sayım başladı. Ana muhalefetteki sağ görüşlü Halk Partisi’nin (PP)lideri Mariano Rajoy’un, İspanya’nın yeni başbakanı olmasına kesin gözüyle baklıyor.

Rajoy’un öncelikli hedefi, ülkede ve piyasalarda istikrarı sağlamak: “Öncelikle İspanya’nın eski imajına kavuştuğunu, tüm dünyaya göstermemiz gerekiyor. İspanya’nın yeni iş imkanları yaratacak gücüyle dünyanın dinlediği ve yapmak zorunda olduklarının söylenmesine gerek duymayan güçlü bir millet olduğunu göstermeliyiz. Bu çok önemli.”

İspanya’da sağcıların tarihi zaferini işaret eden son seçim anketlerine göre, iktidardaki Sosyalist İşçi Partisi (PSOE), ağır bir hezimete uğrayacak.

Sosyalist İşçi Partisi’nin lideri ve eski İçişleri Bakanı Alfredo Perez Rubalcaba’nın başbakan seçilme şansı çok zayıf.

Rubalcaba, Rajoy’un nasıl bir tasarruf politikası izleyeceği konusundaki suskunluğunu eleştirdi: “Krizde olduğumuz zaman, halkımız için işler yolunda gitmediğinde, belirsizlik, endişe olduğunda, birçok kişi işlerini kaybederken ve tekrar bir iş bulup bulamayacaklarını bile bilmediklerinde, aileler çocuklarını daha kötü bir geleceğin beklediğinden endişe ettiklerinde ve daha da kötüsü, çocuklar kendi durumlarının ailelerinden daha kötü olacağını düşündüklerinde, belirsizlik olduğunda, ne yapacağınızı söylemeden başbakan olamazsınız.”

İspanya’daki mevcut siyasi ve ekonomik sisteme karşı çıkan ‘Öfkeliler’ ise, başkent Madrid sokaklarında gösterilerini sürdürüyor.

Ekonomik kriz içindeki ülkede iktidara gelecek olan siyasi parti, 5 milyonu bulan işsizliğe çözüm arayacak.

Beşiktaş’ın ikinci NBA seferi

0

NBA’de lokavt devam ederken, yıldızlara okyanus ötesinden teklifler yağmaya devam ediyor. Deron Williams ve Semih Erden’i kadrosuna katan Beşiktaş Milangaz’ın Kevin Love ve Luol Deng’i de renklerine bağlamayı düşündüğü belirtiliyor.

Yahoo! Sports’a konuşan Kevin Love’un, “Deron ile bu konu üzerinde görüşüyoruz. Önümüzdeki birkaç gün içinde kararımı vereceğim” ifadelerini kullandı.

Yahoo’ya göre Britanyalı basketbolcu Deng’in menajerleri de Beşiktaş ile sözleşme şartları konusunda temas halinde. Ayrıca Chicago Bulls ile de kalan 42 milyon doları korumak adına sigorta konusunda görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor.

Deng’in aylık 150 bin dolardan aşağı bir ücrete okyanus ötesinde oynmayacağı düşünülüyor.

Beşiktaş’ın yine Chicago Bulls’ta forma giyen Carlos Boozer ile de görüştüğü söyleniyor.

Ataman da doğruladı
Beşiktaş Milangaz Başantrenörü Ergin Ataman, bu konuda çalışmalar yaptıklarını belirterek, Chicago Bulls’dan Luol Deng ve Carlos Boozer’un yanı sıra Minnesota Timberwolves’den Kevin Love ile ilgilendiklerini dile getirdi.

Ataman, yaptığı açıklamada, Deng, Love, Boozer’un yanı sıra başka isimlerle de ön görüşmeler yaptıklarını belirterek, ”Bu oyuncular da gelmek istiyorlar. Ön görüşmelerimizi yapıyoruz. Şartları oluşturup yönetim kuruluna sunacağız” dedi.

Şike’de Gümüşdağ’a gözaltı

Şike operasyonunda son dalga! Türkiye Futbol Federasyonu’nun İstinye’deki binasında arama yapıldı. Futbol Federasyonu Başkanvekili Göksel Gümüşdağ ifade vermek üzere Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi.

3 Temmuz’da başlayan şike soruşturmasında yeni gelişmeler yaşanıyor.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, TFF’nin İstinye’deki binasında şike soruşturması kapsamında arama yaptı.

Aramanın tamamlandığı öğrenildi.

Futbol Federasyonu Başkanvekili Göksel Gümüşdağ gözaltına alındı! Sağlık kontrolünden geçen Gümüşdağ, ifade vermek üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi.

Mısır’da onbinler askeri yönetime karşı meydanlarda

0

Onbinlerce Mısırlı başkent Kahire ve İskenderiye‘de sokaklara dökülerek ordunun gücünü korumayı amaçladığını söyledikleri girişimleri protesto etti.

Ordu ve güvenlik güçleri protesto eylemlerine müdahale etmedi.

Protestolara İslamcı grupların destek verdiği belirtiliyor.

Ancak Kahire’deki BBC muhabiri siyasi yelpazenin bir çok kesiminden gösterilere katılım olduğuna dikkat çekerek halkın ordunun reform sürecindeki yavaş tutumuna tepkisini gösterdiğini vurguluyor.

Muhabirimiz ayrıca Mısır’da genel olarak halkın tepkili olduğunu zira Mübarek devrilmiş olsa da çoğunluk açısından koşulların pek de iyileşmediğini belirtiyor.

Mısır’da askeri yönetim, sivil bir hükümet oluşturmaya yönelik vaatlerde bulunmuştu.

Protestolar, Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’i deviren halk ayaklanmasından bu yana ilk kez bu ay yapılacak parlamento seçimleri öncesine rastlıyor.

Mısır, Mübarek’in Şubat ayında devrilmesinden bu yana askeri bir konsey tarafından yönetiliyor.

Protestolarda askeri yetkililerin anayasada değişiklik önerilerinin geri çekilmesi talep ediliyor.

Kabine, ordunun “anayasanın koruyucusu” olarak ilan edilmesini öneriyor.

Bu öneriye karşı çıkanlar ise böyle bir maddenin, Silahlı Kuvvetler’in yeni cumhurbaşkanı göreve geldikten sonra bile son sözü söyleme yetkisini elinde bulundurmasıyla sonuçlanabileceği yorumunu yapıyor.

(BBC)

Halkın HES isyanı: “Buraya gelin bizi de dinleyin”

Trabzon Çaykara‘daki Karaçam Beldesi‘nde yapımı planlanan hidroelektrik santraline karşı direnen yöre halkı, yetkilileri kendilerini dinlemeleri için bölgeye davet etti. Yapılan açıklamada Trabzon Valisi Recep Kızılcık eleştirildi.

Köknar Köyü Muhtarı Abdullah Sevin ve Karaçam Doğa ve Kültür Derneği Başkanı Cemil Bayram yaptıkları yazılı açıklamada, HES karşıtlarının “üç beş eşkıya” olarak nitelendirilmesine tepki göstererek şu görüşlere yer verdi:

“Tüm kamuoyunun bildiği gibi, Karaçam Derebaşı mevkiinde gerçekleşen HES protestoları sonucu yaşanan üzücü olaylardan sonra bazı yerel gazetelerde, Karaçam ve Köknar halkı hakkında gerçeği yansıtmayan birtakım provakatif haberler oluşturulmuş ve yayınlanmıştır. Devletin kolluk kuvvetleriyle, bölgede yaşanan olayları farklı taraflara çekerek ve çarpıtarak, gerçek durum kamuoyundan saklanmaya çalışılmıştır. Bu durum Karaçam ve Köknar halkını derinden üzmektedir. Bölgede HES projelerine karşı mücadele veren halkın, başka bölgelerden gelen farklı topluluklar olarak gösterilmesi ve bu mücadelenin ‘birtakım yasadışı oluşumlar tarafından örgütlendiği’ şeklinde haber yapılması, basın ahlakı ve iyi niyet kurallarına hiçbir şekilde uymamaktadır. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan bu gerçek dışı haberlere, halkımız kesinlikle itibar etmemelidir. Karaçam ve Köknar halkı hiçbir siyasi ve ideolojik gurubun etkisi altında olmamıştır ve olmayacaktır. Yapılan bütün HES karşıtı eylemler, Karaçam ve Köknar halkının kendi inisiyatifi ile gerçekleşmiştir. Halkın, yaşam alanının en önemli temel kaynağı olan sularının doğal mecrası dışına çıkarılarak hapsedilmesine, doğal dengenin bozulmasına ve doğal yapının yağmalanmasına karşı çıkması en tabii hakkıdır.”

“Davet ettiğimiz Vali gelmedi”

Açıklamada, daha önce Karaçam ve Köknar halkını temsilen, Köknar Köyü muhtarı ve Karaçam Doğa Ve Kültür Derneği Başkanı ile Trabzon Valisi arasında bir toplantı yapıldığı da hatırlatılarak şöyle denildi:

“Bu toplantıda sayın valimiz bölgeye davet edilmiş, bölgede yaşanan sorunları, halkın talep ve tercihlerini yerinde görmesi istenmiştir. Ne yazık ki sayın valimiz bu ziyareti yapmamıştır. Bölgede HES karşıtlarının 3- 5 eşkiyadan ibaret olduğunu söyleyen şirket sözcülerinin ve yerel yandaş medyanın bölgeye sayın vali ile birlikte gelip, halkın tamamına yakınının HES projelerinin bölgede uygulanmasına neden karşı çıktığını görmelerini istiyoruz.”

Vali, köylüleri “provokasyonla” suçlamıştı

Trabzon Valisi Recep Kızılcık önceki gün yaptığı açıklamada, Karaçam’da HES karşıtı yöre halkı ile güvenlik güçleri arasındaki olayları değerlendirirken şunları söylemişti:

“Durumdan vazife çıkaran veya provokasyon yapmak isteyen bazı gruplar ortaya çıktı. Kaldı ki bunların bazıları Trabzon’dan da değil. Ankara’dan, İstanbul’dan gelerek vatandaşımızın iyi niyetini maniple etme gayretkeşliği içerisine girdiler. Biz güvenlik güçleri olarak vatandaşlarımızın mağdur olmaması için gerekli tedbirleri aldık. 12 saatlik bir ikna süresi geçti. Daha sonra firma şantiye kurma çalışmalarına başladı. Bu süreçte vatandaşlarımızdan ziyade, durumu maniple ve provoke etmek isteyen grupların maalesef hoş olmayan, güvenlik güçlerine karşı taş atmaları söz konusu oldu. Bu durum adli bir konudur, savcılığın talimatı ile gereken yapılmış ve süreç devam etmektedir.”

İki olayda 22 kişi yaralandı, 12 kişi gözaltına alındı

Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Karaçam Beldesi sınırları içinde yapımı planlanan Derebaşı Hidroelektrik Santrali’ne karşı çıkan köylülerle jandarma arasında son iki ay içinde iki olay yaşandı. 22 Eylül’deki ilk olayda 2’si asker 6 kişi, 4 Kasım’daki ikinci olayda da yine 2’si asker 16 kişi yaralandı. Her iki olayda gözaltına alınan toplam 12 kişi ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Samanyolu Galaksisi artık genç değil!

Dünya‘nın da içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi ile komşusu Andromeda Galaksisi‘nin gençlik evresinden yaşlılık evresine geçmeye başladığı bildirildi.

Avustralya’nın Melbourne kentindeki Swinburne Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı, Samanyolu ve Andromeda galaksilerinin içinde bulunduğu evreyi saptamak için renklerini belirledi.  Samanyolu ve Andromeda Galaksileri’nde genç ve aktif galaksilere özgü mavi rengi görmeyi bekleyen bilimadamları, sürpriz bir biçimde gençlikten yaşlılığa geçiş evresini gösteren yeşil renkle karşılaştılar.

Yeşil renk, genç, dinamik, enerjik, yıldız oluşturan mavi galaksilerden yaşlı, yorgun, kırmızı galaksilere geçen galaksileri tanımlıyor.

Astronomlar, galaksilerin rengini belirlemek için yıldızların kütlesi, yıldız oluşumu oranı ve galaksi içindeki yıldızların parlaklığı ve rengine bakıyor.

Genç yıldızların parlaklığı galaksinin parlamasına neden olduğu için genç galaksiler mavi renkle betimleniyor.

Galaksiler, genişleyen evren içinde sürekli hareket ediyor ve birbirlerine çarpıyor. İki galaksi birbirine çarptığında ortaya çıkan gaz, merkezde oluşan kara deliğe akıyor ve yıldız oluşumu yavaşlıyor. Böylece galaksiler, maviden kırmızıya dönüyorlar.
Samanyolu ve Andromeda galaksileri ise herhangi bir çarpışma olmadan yaşlılık evresine geçiyor.

Bu evrede galaksilerin hızı da yavaşladığı için gelecekte çarpıştıklarında yeni bir enerji merkezi yaratmaları beklenmiyor.
İki komşu galaksinin, gelecek 5 milyon yıl içinde çarpışarak birleşmesi bekleniyor. Araştırma, “Astrophysical Journal” dergisinde de yayımlandı.

Türk-Fransız kitap ödülü Bayart’a

Fransız gazeteci yazar Kenize Mourad başkanlığında toplanan Türk ve Fransız edebiyatçı ve akademisyenlerden oluşan jüri, bu yılki Türk-Fransız kitap ödülünü “İslam Cumhuriyeti: Ankara, Tahran ve Dakar” adlı denemesiyle Jean-François Bayart‘a verdi.

Ödülün, Bayart’a verilmesi dolayısıyla, Türkiye’nin UNESCO’daki temsilcisi Büyükelçi Gürcan Türkoğlu’nun rezidansında bir tören düzenlendi.

Fransa’nın ulusal bilimsel araştırma kuruluşu ‘CNRS”‘de araştırma direktörü olarak çalışan Bayart, törende yaptığı konuşmada, bu yılki ödülü almaktan büyük memnunluklu duyduğunu söyledi.

Fransız araştırmacı yazar, ödül alan kitabını davetliler için imzaladı.

Türk-Fransız dostluk derneği tarafından verilen ödül, dönüşümlü olarak Türkiye ile ilgili roman ve deneme yazan kişilere veriliyor.

Van’da bir çocuk daha soğuktan öldü

Van’da yaşanan 7,2 ve 5,6’lık depremlerin ardından insani olmayan yaşam koşullarına terk edilen yurttaşlar, depremden kurtardıkları çocuklarını bu kez soğuktan kaybediyor. Başbakan Erdoğan “Ağustos’u bekleyin” derken, Van’da ikinci çocuk da soğuk nedeniyle yakalandığı hastalıktan dolayı hayatını kaybetti. Bölgede inceleme yapan doktorlar ise, ishal, enfeksiyon ve zatürree gibi hastalıkların arttığına dikkat çekerek, birçok çocuk ölümünün yaşanabileceği uyarısında bulundu. Van’da hastalıklar harici çadırların fiziki koşullarının getirdiği ölümler de yaşanıyor. Sık sık yaşanan çadır yangınlarının bir diğerinde bu sabah 2 çocuk yaşamını yitirdi, 2 çocuk da ağır yaralandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ağustos’u bekleyin” açıklamalarının ardından Van’da buz gibi çadırlarda kalan çocukların büyük bir bölümü hastalığın pençesine düştü. Hijyenik olmayan ve ısınma sorunlarının yaşandığı çadırlarda, çocuklar solunum yolu enfeksiyonu, ishal ve zatüre hastalıklarına yakalanıyor. Önceki hafta Erciş’in Çelebibağı Beldesi’nde 7 yaşındaki bedensel engelli Deniz Olgun’un donarak hayatını kaybetmesinin ardından bu kez de Van Merkez Halilağa Mahallesi’nde çadırda ishale yakalanan 12 yaşındaki Öznur Ürgün adlı kız çocuğu yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren Öznur için çadırda taziye kurulurken, Öznur’un 1 yaşındaki ikiz kardeşleri de hastalıkla boğuşuyor. Öznur’un babası Cemil Ürgün, çadıra yerleştikten sonraki günlerde kızının hastalandığını ve sürekli ağladığını söyledi. Önceki akşam kızı Öznur’un aniden fenalaştığını belirten baba Ürgün, “Kızım gece yarısı hastalandı ve doktora götürdük. Doktorlar kızımın ishal olduğunu ve aşırı sıvı kaybına uğradığını söylediler. O gece kızıma serum verdiler, ancak sabaha doğru bir kez daha fenalaşınca yoğun bakıma kaldırdılar, ancak kızım yoğun bakımdan çıkamadı” dedi.

ÖLÜM NEDENİ KÖTÜ BESLENME VE SOĞUK

Doktorların kendilerine Öznur’un çadırda kaldığı süre içerisinde iyi beslenemediğini, hijyen koşullarının olmadığını ve üşüttüğünü söylediklerini belirten baba Ürgün, diğer ikiz çocuklarının ise hastalıkla mücadele ettiğini söyledi. Anne Pakize Ürgün ise, çadırda kaldıktan sonra kızının bu hastalığa yakalandığını belirterek, “Kızımla birlikte çadırda kalıyordum ve arada bir dışarıya çıkıyordu. Bu koşullarda hastalandı ve vefat etti” dedi. Öznur’un amcası Reşit Ürgün ise, devlet yetkililerinin yaptığı “sorun yok” açıklamalarına tepki göstererek, “Depremin olduğu ilk günden itibaren Başbakan ve Vali ‘sorun yok’ diyorlar. Çocuklarımız soğuktan ölmesin diye defalarca çadır almak için gittik, ama polis bize gaz bombası atarak, coplayarak oradan uzaklaştırdı. Kaç gün sabaha kadar bekledik ama çadır alamadık” dedi. ‘BU KIŞI NASIL GEÇİRECEĞİZ’

“Van’da nasıl sorun yok” diye sorun amca Ürgün, “Çadırlarımız yok, kaldığımız çadırların yakınlarında da tuvalet yok. Böyle bir ortamda sorun yok mu? Ve en sonunda çocuğumuz soğuktan öldü” diye konuştu. Aynı alanda küçük bir çadır kuran Namaz ailesinin çocukları Nuhsamet’de çadırda yakalandığı enfeksiyon hastalığı ile boğuşuyor. Kötü koşullarda kalan aile, ısınmak için çöplerden topladıkları yanmış kömür parçalarını eleyerek ya da yıkayarak tekrar yakıyor. Nuhsamet’in annesi Ayten Namaz, doktorların çocuğunun çadırda mikrop kaptığını kendisine söylediğini belirterek, “Doktorlar bana çocuğunun iyileşmesi için daha uygun bir yere geçmesini söyledi. Ama bizim imkanımız yok. Eşim çalışmıyor. Bize bir ev ortamı sağlanmasını istiyoruz” dedi. Anne Namaz, çocuğunun yeşil kartı olmadığı için sürekli hastaneye götüremediklerini belirterek, yetkililerden yardım istedi. Nursamet’in dedesi Mubin Namaz ise yatacak yerlerinin bile olmadığını belirterek, “Ciğerim yanıyor, torunlarım hastalıktan ölecekler. Biz bu kışı bu halde nasıl geçireceğiz? Biz ekmek istemiyoruz, para istemiyoruz sadece torunlarımın yaşamasını ve artık çocukların ölmesini istemiyoruz” diye konuştu.

DOKTORLAR: BİRÇOK ÇOCUK ÖLÜMÜ YAŞANABİLİR

Doktorların çadırlarda kalan çocuklara yönelik en çok dikkat edilmesi gereken hastalıkların başına koyduğu enfeksiyon, zatürree ve ishal vakaları giderek artıyor. Deprem bölgesinde gezici sağlık çalışmalarını yapan hekimlerin verdiği bilgilere göre, çadırda yaşayan çocukların büyük bir bölümünde ishal, enfeksiyon ve zatürree hastalığının ortaya çıktığını belirledi. Önlemlerin alınması konusunda uyarılarda bulunan hekimler, dondurucu soğukların gelmesi ile birlikte birçok çocuk ölümünün yaşanabileceğine dikkat çekti.

(Ajanslar)

Batmanlı oyuncu tipten kaybetti!

0

FenerbahçeSarıyer U-18 maçında hakem Sarıyer’in Batmanlı futbolcusuna görmeden küfür ettiği gerekçesiyle kırmızı kart gösterdi. Fenerbahçeli teknik adamlar kendi oyuncularının hakaret ettigini kabul ederken hakem Sarıyerli oyuncuyu tipinden dolayı attığını söyledi.

amatorfutbol.blogspot.com yazarı Burak Kurtuluş yaşananları şöyle yazdı: 13 Kasım 2011 Pazar günü, Fenerbahçe Dereağzı Tesislerinde, Fenerbahçe ile Sarıyer takımları arasında saat 13.30’da Coca-Cola U18 Ligi Marmara grubu müsabakası oynandı. Maçta bir pozisyonda iki futbolcunun yerde kalması sonrasında, futbolculara sırtı dönük olan Hakem Onur Çakır, oyunu durdurarak Sarıyer Kulübü oyuncusu Ali Ekber Maslak’ı oyundan ihraç etti. Sebebi ise Sarıyer’li genç futbolcu Ali Ekber Maslak’ın tipinin kayık olması…

Türkiye Futbol Federasyonu’nun genç oyuncu gelişimiyle ilgili en önemli programı olan Coca-Cola Akademi Ligleri’nde 2011-2012 sezonu 3 hafta önce başladı. İlk kez 2008-2009 sezonunda iki yaş kategorisinde oynanan ve her yıl yeni bir kategorinin eklendiği ligler bu yıl U14, U15, U16, U17 ve U18 olmak üzere beş yaş grubunda düzenleniyor. Genç Milli Takımların en önemli kaynağı konumundaki Coca-Cola Akademi Ligleri’nde Akademi Ligleri Çalıştırıcı Sertifikasına sahip Antrenörler görev alabiliyor. Organizasyonda genç oyuncu gelişimini destekleyen özel kurallar uygulanıyor.

Coca-Cola Akademi Ligleri’nde 2008-2009 sezonunda U14 kategorisinde Beşiktaş, U15 kategorisinde ise Ankara Gençlerbirliği şampiyonluğu elde etmişti. Ertesi sezon U14 yaş grubunda Fenerbahçe mutlu sona ulaşırken, U15’te Ankaraspor, U16’da ise Beşiktaş şampiyon olmuştu. Geçen sezonu ise U14 yaş grubunda Trabzonspor, U15 yaş grubunda Fenerbahçe, U16 yaş grubunda Bursaspor, U17 yaş grubunda ise Beşiktaş Ligi zirvede tamamlamıştı.

Coca-Cola U18 Ligi Marmara grubunda Fenerbahçe Kulübü şu anda 3 maçta aldığı 9 puanla aynı puana sahip Pendikspor’un önünde bir maç eksiğine rağmen lider durumda.

Hakem küfrü duyuyor ancak…

Olay şöyle gelişti: Müsabanın 82. dakikasında bir pozisyonda Sarıyer hücum ederken, Sarıyer’in 5 forma numaralı 1994 Batman doğumlu oyuncusu Ali Ekber Maslak ve rakibi olan Fenerbahçeli oyuncu yerde kalıyorlar. Oyun devam ediyor ve Hakem Onur Çakır’ında arkasında kalan bu iki oyuncudan Fenerbahçeli olanı yerdeki rakibine küfür ediyor. Küfrü duyan ancak kimin ettiğini kestiremeyen Hakem oyunu durduruyor ve Sarıyer’li Ali Ekber Maslak’ı oyundan ihraç ediyor. İhraç edilen futbolcunun tüm ısrarlarına rağmen sonuç değişmiyor ve Sarıyer sahada bir kişi eksik kalıyor ve maçı da 2-1 kaybediyor.

Fenerbahçe Teknik Direktörü itiraf ediyor

Maç sonunda Sarıyer Kulübü Teknik Direktörü Köksal Uzun ihraç edilen futbolcusunu da yanına alarak Hakem soyunma odasına gidiyor. İddialara göre Hakem soyunma odasına Fenerbahçe Kulübü Teknik Direktörü Semih Özü ve Fenerbahçe’nin efsane olmuş futbolcularından Ersoy Sandalcı da var. Ersoy Hocanın adı geçen maçta Gözlemci ya da Temsilci olduğu belirtiliyor. Hakem soyunma odasında Köksal Uzun futbolcusunun hiçbir zaman küfürlü konuşmadığını ve böyle bir davranışı yapmış olamayacağını üstüne basa, basa söylüyor ve ekliyor, “Bu çocuk defans oyuncusu olarak görev yapmasına rağmen sarı kart dahi görmedi, küfür etmez, ben çocuğuma güveniyorum” diyor. Araya giren Fenerbahçe Kulübü Teknik Direktörü Semih Özü, Hakem’e, “Hocam küfür eden bizim sporcu” diyor ve iddialara göre Hakem, Köksal Uzun’a dönerek spor literatürüne geçecek o sözü söylüyor, “Senin futbolcunun tipi kayık, küfrü de kesin o etmiştir”. Sonuçta Ali Ekber Maslak 2 maç ceza aldı ve Sarıyer’in Galatasaray’a 3-0 mağlup olduğu maçta oynamadı. Ayrıca Sarıyer’in 20 Kasım 2011 Pazar günü Körfez Esentepe Sentetik Sahada Körfez Futbol Okulu ile oynayacağı maçta da görev alamayacak.