Ana Sayfa Blog Sayfa 4928

CIA’nın istediği yasa Meclis’te

CIA Başkanı Petraeus’un, ‘’Yasalaşacağı konusunda umutluyum’’ dediği ‘’Terörizmin finansmanı’’ konusundaki yasa tasarısı bugün TBMM’de görüşülecek.

Gazeteport’un haberine göre  ABD’nin ve merkezi istihbarat teşkilatı CIA’nın büyük önem verdiği ‘’Terörizmin finansmanının önlenmesi’’ ile ilgili yasa tasarısı bugün TBMM İçişleri Komisyonunda ele alınacak.

Temmuz ayında Türkiye’yi ziyaret eden ve 7 Eylül günü CIA Başkanlığı koltuğuna oturan Afganistan’daki NATO güçlerinin eski komutanı Orgeneral Petraeus, bu tasarının bir an önce görüşülüp kanunlaşacağı konusunda umutlu olduğunu açıklamıştı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ricciardone de TBMM Başkanı Cemil Çiçek’i ziyaretinde, ‘’Terörizmin finansmanına karşı çok önemli olan bu düzenlemenin TBMM’de kanunlaşacağını umuyorum’’ demişti.

Malvarlığı dondurulacak

TBMM İçişleri Komisyonunda bugün ele alınacak olan tasarı, terörizmi finanse edenlerin malvarlıklarının dondurulmasını öngörüyor. Bu amaçla MASAK bir Değerlendirme Komisyonu kuracak. Komisyon, gerçek veya tüzel kişiliklerin malvarlığının dondurulmasına, yabancı ülkelerdeki malvarlığının dondurulması konusunda talepte bulunulmasına karar verebilecek.

Tasarıyla, terör örgütleri veya teröristlere fon sağlayıp, para toplayan kişi, 5-10 yıl arasında hapse mahkum edilecek. Suçun kamu görevlisince işlenmesi halinde ceza 15 yıla kadar çıkacak. Bir yabancı devlet de Türk vatandaşı veya yabancının malvarlığının dondurulmasına ilişkin Türkiye’den talepte bulunabilecek. Türkiye de aynı talebi başka bir devlete yapabilecek.

Malvarlığının dondurulmasıyla ilgili komisyonda, Başbakanlık Güvenlik İşleri Genel Müdürü, MİT Müsteşar Yardımcısı, İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü, Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Genel Müdürü ve Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürü yer alacak. Mal varlığının dondurulması kararını MASAK yerine getirecek.

“Rabarba, vermeseler de istemektir”

Şimdi ben işe girdim. İşe girdim dediysem, yeri-yurdu-düzeni-mayışı belli bi’ işe girdim, anlamında. “Hayata işte şimdi başlayacaksın çocuk” diyorlardı hep. “Hee tam da öyle oldu” desem büyük yalan olur,  ama yeni alışkanlıklar edindim hakikaten. Haftanın beş günü sabah bilmemne akşam bilmemne saatlerinde aynı yolları tepince insan, yeni rutinler de yaratıyor kendi kendine.

Hergün en az ikişer saat kitap okuyorum yolda, misal.

***

Bi’ de radyo dinlemenin o nostaljik ve tatlı keyfiyle tanıştım yeniden. Her sabah trende Radyo Eksen’le girişiyorum kitap-müzik ikilisine. Kapağı metrobüse attığımda da Açık Radyo‘da Ömer Madra-Mahir Ilgaz’lı Açık Gazete veya Rock FM’de Mesut Süre ve konuğuyla Rabarba’ya transfer oluyorum. Rabarba sularına girdiğimde gülmelere doyamıyorum, yandan yandan dikizleniyorum “Deli mi ne?” minvalinde.

Buradan Mahir’e sesleniyorum yalnız. Açık Radyo’nun yayın sesi fazla kısık, duyamıyorum.

***

Radyo demişken, yine Açık Radyo’da her salı 15:30-16:00 arası yayınlanan Balık Gözü ‘nü tavsiye ederim. Yeni medya ve medyada nefret söylemini konu alan bir program. 8 Kasım programında da -aralarında benim de olduğum- Alternatif Medya Şenliği düzenleyicileri ve Yeşil Gazete’yle yaptığı röportajı yayınlamıştı Seçil Türkkan.

Selen’in blogu var bi’ de, agroekoloji ve organik tarımla ilgilenenler için. Sımsıcak. Yeni başlayanına da, “ben bu işin kitabını yazdım”cısına da yararlı.

***

Böyle şeyleri gördükçe umutlanıyorum ben be! Bi’ de geçen gün gittiğim kırsal kalkınma konferansında bi’ bakanlığın güzide bi’ müsteşar yardımcısının ağzından, hem de bakanı da toplantıda hazır ve nazırken, “GSMH’yi yükseltme anlayışı geçmişte kaldı artık” cümlesini duyuyorum ya bizzat, “bu memleketten ümit kesilmez” diyerek bi’ keyif sigarası yakasım geliyor.

Sonra gerçi, Şerzan Kurt için “Eyleme gitmeseydi vurulmazdı” gibi bi’ savunma veren İçişleri Bakanlığı’nı okuyorum, yakmadığım sigarayı söndüresim geliyor ekşimiş bir suratla.

***

Metrobüs fena değil. Evet kalabalık, ve evet insanlar yerlerde sürünme tehlikesiyle kucak kucağa hamle ediyorlar kapılara, ama iyimser olmak lazım. Misal iki el de kitapta olunca, ayaklar ve ayak uçları ve topuklarla yaptığın denge dansı insanı snowboard, ya da ne bileyim, dalga sörfü şampiyonasına hazır etmeye yeter tek başına.

“Dalga sörfü şu hayatta yapmak isteyip de henüz yapamadığım tek şey” diyorum bazı bazı, ortalıkta, çok ukala geliyor sanki kulağa. Kendimden utansam mı, “Ne var yani, azmettik gerçekleştirdik hayallerimizi, tırnaklarımızla kazıya kazıya” diye arkasında mı dursam dimdik, bilemiyorum.

***

Akşamları iş çıkışında da Radyo 24 var dinlediğim. 3-4 gazeteci-radyocu gündemi değerlendiriyor. Yarı geyik – yarı ciddi. Telefonla bağlanıyor insanlar, güzel muhabbet oluyor. Ben de bağlansam diyorum ara sıra, ama telefon numaralarını bilmiyorum. Bi’ de metrobüste ses olur arka fonda, “Bu ne kardeşim, kapat kapat” diyip hattan alırlar diye korkuyorum.

Gazeteport haber sitesinin “Türkiye’nin en az baskı gören gazetesi” diye bi’ sloganı var. Şimdi işlerine karışmak gibi olmasın lakin ben Türkiye’nin en az baskı gören gazetesi olsam utanır, söyleyemem ortalıkta. Gazeteport gururla ve mağrur bir sesle tekrarlıyor bunu, şaşırıyorum.

***

Dersim’di, katliamdı, değildi, başbakan özür diledi, samimi değildi ama, Kılıçdaroğlu ne yapacak, Sivas katliamı sanıkları ortalıkta ama!, falan derken… Seviniyorum ben ufaktan. Nedeni ve sonucu ve başlatanı ve nihayetinde fayda sağlayanı kim ve ne olursa olsun, tartışılması yasak mevzular konuşuluyor yavaş yavaş. Biz ki hiç alışık değiliz, devletumuzun özür dilediğini duyuyoruz öyle ya da böyle. Tartışma-konuşma sırası 1915 “olaylarından” tut Süryanilere kadar bilimum muhabbete gelir, umuyorum. Her şeyi geçtim, ufuk açar-vizyon katar-misyon tazeler.Türkiye demokratikleşiyor mu yoksa?

Derken 500 öğrenci hala kopyala-yapıştır formatında iddianamelerle o-bu-şu örgüt üyeliğinden tutuklu. “KCK operasyonları” dalga ve dalga ve dalga. Millet seneler oldu, iddianame bekliyor mapuslarda. Toprağına-suyuna elinde zeytin dalı üstünde incir yaprağıyla sahip çıkanlar karşılarında mahkeme duvarı, robokop biber gazı ve su-ama-tazyikli buluyorlar.

***

Gerze’de bu haftasonu, cumartesi, miting var termiğe karşı. Otobüs falan da kalkıyor, hani niyetin varsa…

***

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Avrupa Birliği için “sefil bir birlik” mi demiş geçen gün, bana mı öyle geldi?

***

Bedelliyi bu arada, tam zamanında çıkardılar. Hem kafadan en az bi’ kaç yüz bin insanın sempatisini aldılar, hem de ekonominin en kırılgan zamanında havadan nakit soktular hazineye. Kafadan ve havadan. İşi biliyolar ağbi. Adil bir vicdani ret düzenlemesini de umut (ki fakirin ekmeği oluyor kendisi) ile bekliyoruz helecanla. Hadi 3-5 anarşist komünizanı memnun etmek ya da temel bi’ insan hakkını teslim etmek o kadar önemli değil de, Sadullah Ergin’in yüzünü kara ve sözünü boş çıkarmayın en azından, bence.

Olmasa da boşver, istemeye devam. Vermeyenin iki yüzü.

 

Sekiz takım daha lisansına kavuştu

0

Uluslararası Bisiklet Birliği 2 Kasım’da sekiz takımın WorldTour lisansını onaylamasının ardından sekiz lisansı daha takımlara dağıttı.

15 – 18 Kasım arasında yapılan incelemelerin ardından Uluslararası Bisiklet Birliği’ne bağlı, Lisans Komisyonu Katusha ve Lotto-Belisol’a 2015’e, Omega Pharma – Quick Step 2014’e kadar geçerli lisanslar verilirken, Alberto Contador’un clenbuterol davası ile zor günler geçiren Saxo Bank’a ise bir sezonluk lisans verildi. Euskaltel – Euskadi ve Ag2R takımları ise sahip oldukları WorldTour lisanslarını korumayı başardı. Français des Jeux ise kıta takımı statüsünden WorldTour seviyesine yükselme hakkı elde etti.

WorldTour lisansı için başvuran Team Europcar’ın başvrusunun reddedildiği belirtilirken RadioShack-Nissan ve Avustralya bisiklet projesi GreenEdge’in başvurularının ilerleyen tarihlerde değerlendireleceği, ek belgelerin komiteye sunulmasının beklendiği vurgulandı.

18 takımdan oluşan WorldTour’da 16 lisans sahibini bulurken, son iki lisansın sahibinin 10 Aralık’ta açıklanacağı bildirildi.

(eurosport)

Mehmet Baransu’nun haberi yalanlandı

Futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Fenerbahçe Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Şekip Mosturoğlu‘nun intihara teşebbüs ettiği haberlerinin gerçeği yansıtmadığı açıklandı.

Mosturoğlu’nun avukatı Naim Karakaya, yaptığı yazılı açıklamada, bu yönde medyada yer alan haberle ilgili olarak ”Haber içeriği tamamen gerçek dışıdır. Müvekkilim böyle bir olaya asla teşebbüs etmemiştir” ifadelerini kullandı.

Soruşturmanın başından bu yana Mosturoğlu hakkında sistematik bir şekilde  karalayıcı haberler yer aldığı savunulan açıklamada, ”Bundan önce de itirafçı olduğu, Aziz Yıldırım tarafından koğuşta istenmediği haberleri yer almıştı, bu haber de bu manipülasyon halkasının bir devamı olarak gözükmektedir. Anılan haberlerin müvekkile karşı yürütülen sistematik bir karalama kampanyasının yeni bir aşaması olduğunu açıktır. Yasal tüm yollara başvurulacaktır” denildi.

Dünyada şeker hastalarının sayısı artıyor

Uluslararası Diyabet Federasyonu acil önlem alınmadığı takdirde şu anda dünyada 366 milyon olan şeker hastası sayısının 2030 yılına kadar 552 milyona ulaşacağı öngörüsünde bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü, Hindistan gibi, şeker hastalalarının sayısının en hızlı artış gösterdiği ülkelere odaklanıyor.

Yeni Delhi’de çok sayıda kamu binası Dünya Diyabet Günü nedeniyle mavi ışıklarla bezendi. 50 milyon kişinin şeker hastası olduğu Hindistan, dünyada bu hastalığın en çok görüldüğü ülkelerin başında geliyor. Önümüzdeki 20 yılda bu sayının 61 milyona tırmanması bekleniyor. Fortis Diyabet Merkezi Başkanı Anup Mişra, “Hindistan halkına ve aynı zamanda tüm dünyaya şeker hastalığına dikkat etmeleri gerektiği mesajını veriyoruz,” diyor.

Uluslararası Diyabet Federasyonu 2030 yılına kadar dünyada her 10 kişiden birinde şeker hastalığı görülebileceği uyarısında bulunuyor. Diyabetin nedeni kötü beslenme, şişmanlık ve yeterli egzersiz yapmama. Şeker hastalığı yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor, kalp hastalığı, inme ve bunama riskini de arttırıyor.

Amerika’da bir grup uzman kısa süre önce farelerde tip 2 diyabeti tedavi ettiklerini açıkladı. St. Louis kentindeki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan araştırmada uzmanlar fareleri NMN adlı doğal olarak oluşan kimyasal maddeyle tedavi etti.

Profesör Şiniçiro İmai farelerde alınan sonucun umut verdiğini, NMN’in etki ettiği farelerin metabolik işlevlerinin insanlarınkiyle aynı olduğunu söylüyor: “Fareleri, kalori miktarının yüzde 40’ının yağlardan sağlandığı yüksek yağ oranlı bir diyetle besledik. Fareler bu diyeti çok sevdi ve sonunda tip 2 şeker hastalığına yakalandılar. NMN’nin etkilerini bu model üzerinde inceledik. Gerçekten işe yarıyor.”

Araştırma, yaşlanmanın ve yüksek yağ oranlı beslenme tarzının vücudumuzdaki NMN üretimini azalttığını, bunun diyabete yol açtığını gösteriyor. Uzmanlar, insanlar üzerindeki deneylerde kullanılabilecek NMN bileşiğini üretmesi için bir Japon şirketiyle işbirliği yapıyor. Ve birkaç yıl sonra insanlar üzerinde deneylere başlamayı planlıyor.

Bütün umut, bir gün hastaların bileşiği günlük vitaminleri gibi alarak tip 2 şeker hastalığını tedavi etmek, hatta önlemek.

Greenpeace’ten Efes’e kömür ifşaatı

Bu sabahın erken saatlerinde, Greenpeace aktivistleri ve  Yeşil Gerze Platformu üyeleri birlikte Anadolu Grubu merkez binasında kömürlü termik santrale karşı bir şiddetsiz eylem gerçekleştirdiler.

Anadolu Grubu’nun Sinop, Gerze’de kurmak istediği kömürlü termik santrali protesto etmek için Grubun İçerenköy’deki merkez binasında gerçekleştirilen eylemde binanın üzerine çıkan iki eylemci, ‘Kömür bu kapağın altındadır’ pankartı açtı. Binanın önünde toplanan 20 kadar eylemci de, bina önüne kömür dökerek Gerze’de kömür istemediklerini, kömürü iade ettiklerini ifade ettiler.
Gerze’de üç aydır sürmekte olan direnişten dört kişi de bina önünde ‘Gerze kömür istemiyor’ pankartları açarak Grup Başkanı Tuncay Özilhan’a iletilmek üzere taleplerini içeren bir mektubu görevlilere iletmek ve bir yetkili ile görüşmek istediler. Güvenlik görevlilerinin eylemin sona ermesi konusunda sert uyarılarının ardından dışarıya çıkan ve idari işler sorumlusu olduğunu belirten yetkili, Gerzelilerin şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’a yazdığı mektubu teslim aldı ve konuyu Özilhan’a ileteceğini belirtti. Eylemcilerin polis tarafından kimlik kontrollerinin yapılmasının ardından eylem sona erdi.

Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Pınar Aksoğan’ın dökülen kömür ve planlanan santral hakkındaki sözleri ise şöyle: “Efes Pilsen’in sahibi Anadolu Grubu’nun başındaki Tuncay Özilhan’ın Gerze’de kurmayı planladığı santralde yılda 2,5 milyon ton kömür yanacak. Özilhan, gemiler dolusu kömürü halkın tepkisine rağmen Gerze’ye dökecek. Bu santral kurulursa yanacak bu kömür ve atıkları Gerze’nin toprağı, havası ve suyunu geri dönüşü olmayacak biçimde kirletecek. Halbuki bu döktüğümüz kömürü temizlemek sadece birkaç saat alacaktır. Özilhan’ı elini vicdanına koyarak Gerze’deki kirli yatırımından vazgeçmeye çağırıyoruz. Özilhan, eğer enerji yatırımı yapmak istiyorsa, tercihini yenilenebilir enerjilerden yana kullanmalı. Anadolu Grubu’nun, Greenpeace’in Enerji Devrimi senaryosunda öngördüğü biçimde enerji yatırımlarını ülkemizin ve dünyanın hayrına yapmasını diliyoruz.”

İklim görüşmeleri yolunda kömür

Eylem, ayni zamanda önümüzdeki hafta Güney Afrika’nın Durban kentinde başlayacak ikim görüşmeleri ışığında Türkiye’nin yanlış enerji politikalarına dikkat çekmiş oldu. Kömür fosil yakıt kaynakları  arasında en verimsiz ve kükürt, cıva gibi maddeler içeren atıklarıyla en kirlisi. Fosil yakıtlar kaynnaklı emisyonlar arasında da kömür en büyük paya sahip. Avrupa’da sera gazı emisyonları en hızlı artan olan Türkiye’de Anadolu Efes’in Gerze’ye kurmak istediği dev 1200 MW’lık termik santral dahil ellinin üzerinde termik santral lisansı verilmiş durumda. Bunların küçük bir kısmının inşası bile ülkeyi öngörülebilir gelecek için sürdürülemez ve iklim katili bir enerji politikasına kilitleyecek, Anadolu’da vahim şekilde tesiri olacak iklim değişikliğinin sorumluluğu bu yatırımlarda ısrar edenlerin omuzlarında olacak.

Endüstri, temiz kömür teknolojileri diye reklamını yaparken, bir yandan termik santrallerin etrafında kanser oranlarının sanılandan da yüksek olduğu ortaya çıkıyor, diğer yandan sözde yeni teknoloji santraller yapılan ülkelerde cıva ve kükürt oranlarında bir düşüş gözlemlenmiyor. Kömür hâlâ en verimsiz fosil yakıt olarak iklimimizin sağlığı için kabuledilemez oranda sera gazı salıyor.

Gerzelilerin termik santral direnişi haklı olduğu kadar da kuvvetli:

Anadolu Grubu’nun kurmak istediği termik santrale karşı Gerze halkı yaklaşık üç yıldır mücadele veriyor. Son üç aydır bu mücadele, santral alanında kurulan çadırlarda aktif bir direniş olarak devam ediyor.

Anadolu Efes ise Yargıtay’ın ÇED sürecini bile durdurmak için açıkladoğı kararına rağmen enerji bakanlığının lisanslarını hukuksuz şekilde uzatması ve hükümetin bu gayrımeşru çalışmaya kolluk kuvveti sağlamasıyla keşiflerine devam ediyor. 5 Eylül’de polisin gaz bombası ve coplarla yaptığı müdahalede 25 köylü yaralandı. Köylüler, Tuncay Özilhan termik santral planlarından vazgeçene kadar direnişe devam edecekler.

Cumartesi Gerze’de büyük miting:

26 Kasım Cumartesi günü, saat 11.00’de Gerze’de kömürlü termik santrale karşı geniş katılımlı bir miting gerçekleşecek.
Greenpeace’in santrale karşı yürüttüğü online kampanyaya ise şu ana kadar 34 bin kişi katıldı.

2011’de 16 kadın gözaltında cinsel tacize uğradı

0

Bu sene 16 kadın gözaltında taciz veya tecavüze uğradığı için Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu‘na başvurdu. Kadınları gözaltında taciz/tecavüz edenlerden 14’ü polis, biri asker, biri ise öğretmen.

Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu, gözaltında cinsel işkence raporunu Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Ve Dayanışma Günü öncesinde yayımladı. Avukatlar Eren Keskin ve Leman Yurtsever’in hazırladığı rapor, sayılarla kadına yönelik devlet şiddetinin çetelesini tutuyor.

Rapora göre, büroya bu yıl 15’i gözaltında taciz, biri tecavüz mağduru 16 kadın başvurdu. Gözaltında taciz-tecavüz suçlarını işleyenlerden 14’ü polis, biri asker, biri ise öğretmen.

Başvuruculardan biri 18 yaşın altında. Beşi Kürt, 11’i Türk olan başvurucu kadınların dördü siyasi ve savaş kaynaklı nedenlerden, 12’si ise adli suçlardan gözaltına alınmış. Kadınların yedisi korktuğu için hukuki işlem yapılmasını istemezken, yedisi iç hukuk yolları kapandıktan sonra davadan vazgeçmiş. İki dava ise Ceza Mahkemelerinde görülmeye devam ediyor.

14 yılda 345 başvuru

1997-2011 yılları arasında Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu’na 345 başvuru yapıldı. Bu başvuruların 30’u yurtdışında yaşayan kadınlardan, 41’i Türkiye’de cezaevinde bulunan kadınlardan geldi.

345 başvurudan 80’ini tecavüz, 265’ini cinsel taciz vakaları oluşturuyor. Ayrıca iki başvurucu kadın tecavüze uğradıktan sonra intihar etti, bir kadın işkence sonucu öldürüldü, 14 yaşındaki bir kız çocuğu tecavüze uğradıktan sonra akrabaları tarafından “namus temizleme” gerekçesiyle öldürüldü, bir kadın işkencenin uzun vadeli etkisi sonucu Aralık 1999 tarihinde öldü. Bir kadın işyerinde tecavüze maruz kaldı. Ailesi hakkında ölüm kararı çıkardı.

1997’den beri büroya başvuranların 43’ü 18 yaş altı kız çocuklarından oluşuyor. Suçu işleyen faillerden 253’ü polis, 91’i jandarma/asker, 17’si özel tim, 43’ü infaz memuru, dördü itirafçı, biri gazeteci, biri öğretmen, 24’ü adli tutuklu, biri belediye başkanıi biri adliye görevlisi bekçi.

Başvurucu kadınlardan 250’si Kürt, 87’i Türk, biri Alman, dördü Roman, biri Bulgar, biri Romen ve biri Avusturyalı.(ÇT)

17 yıllık raporun geri kalanı şöyle:

Kadınların Gözaltına Alınma Nedenleri:

Siyasi nedenlerden ya da savaş kaynaklı

Toplam sayı:267

Savaş kaynaklı : 20

Kendisi siyasi : 215 (Bunlardan 1 tanesi adli-siyasi, 6 tanesi siyasi-savaş kaynaklı, 7 tanesi siyasi ve ailenin erkek üyeleri hakkında bilgi almak için, 7 tanesi siyasi ve ailenin siyasi üyelerinden dolayı cezalandırmak için)

Ailenin erkek üyelerini konuşturmak ya da (genellikle) ailenin erkek üyeleri hakkında bilgi almak için): 16

Ailenin siyasi üyelerinden dolayı cezalandırmak için :16

Adli nedenlerden:

Toplam sayı: 78

Adli nedenlerden dolayı tecavüze uğrayan: 9

Adli nedenlerden dolayı cinsel tacize uğrayan : 69

Davaların Hukuki Durumu:

Toplam dava dosyası: 144

AİHM’de sonuçlanan davalar :26

AİHM’de görülen davalar: 17

(1 dava intihardan sonra da devam ediyor)

Ceza Mahkemeleri’nde devam eden davalar :39

Yargıtay’da bulunan davalar: 9

(1 dava daha önce AİHM’ de Türkiye aleyhine sonuçlandı. Dosya tekrar Yargıtay’da)

Savcılıkta bulunan davalar:46 (2 davada takipsizlik kararına itiraz olumlu sonuçlandı, yeniden savcılıkta)

Takipsizlik kararından sonra itiraz edilen, henüz kararı verilmemiş davalar: 7

Projede kapanan, arşive kaldırılan dosyalar:

Toplam sayı:201

Korktuğu için hukuki işlem istemeyen :101 (Buna rağmen 1 olayda Fail/Asker görevden alındı)

Dava devam ederken vazgeçen: 14 (1 olayda mağdur dava açıldıktan sonra gördüğü ağır baskı sonucu vazgeçti. 1 dosyada, açılan dava beraat ile sonuçlandı; mağdur davanın Yargıtay kararıyla yeniden görülmesi söz konusuyken vazgeçti)

İç hukuk yolları tükendikten sonra vazgeçenler: 15

Başvurudan sonra mağdura tekrar ulaşılamayan: 7

Mağdurun kendi avukatları tarafından takip edilen davalar: 42

(3 dava AİHM’de; mağdurlardan 1 tanesi kaçırıldıktan sonra cinsel işkenceye maruz bırakıldı, dosya İçişleri Bakanlığı’nca fail bulanamadığı gerekçesiyle 2.5 ay sonra işlemden kaldırıldı)

Mağdurun kendi avukatlarının hatası sonucu hukuk yoluna başvuramayanlar: 2

Mağdur davasıyla kendi ilgileniyor: 3

Delil yetersiz olduğu için hukuk yoluna başvuramayanlar: 5 (Bir dosya Almanya’dan)

Projeye başvurmadan önce iç hukuk yolları tükenen: 2

Türkiye’de mahkeme kararı ile sonuçlanan davalar: 8

(1 dava iç hukukta faillerin mahkûmiyeti ile bitti. 10 ay cezanın teciline karar verildi. Diğer dava ise faillerin cezalandırılmasıyla bitti)

Mağdurun faille zorla evlendirilmesi sonucu davanın düşmesi :1

(Fail/Komiser) uyuşturucu mafyası tarafından öldürüldü: 1

Ölüm Vakaları:

Toplam sayı: 7

14 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz gerekçesiyle ceza takibi yakınları tarafından istenmedi: 1

Mağdurun ölümü nedeniyle düşen davalar: 3 (1 kadın cezaevindeyken ölüm orucunda yaşamını yitirdi. 1 kadın iç hukuk yolları sürerken yaşamını yitirdi. 1 kadın namus nedeniyle aile meclisi tarafından öldürüldü)

İhmal sonucu ölüme sebebiyet vermekle sonuçlanan dava: 2 (Dava 1 yıl hapis cezasıyla sonuçlandı. 1 dava failin görevden alınmasıyla sonuçlandı)

Dava mağdur intihar ettikten sonra da AİHM’ de devam ediyor: 1

Suç duyurusu nedeniyle ağır baskıya maruz kalanlar:

Toplam sayı:134

Baskı sonucu Türkiye içerisinde yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalanlar:40

Korkutma, tehdit, tekrar gözaltına alma ve/veya işkence :51

Mağdura karşı dava açılması:41

Başvurudan sonra cezaevindeyken hakkında disiplin soruşturması açılan: 2.

(Bianet)

‘TİB sansürü abarttı’

UNICEF, mahkeme kararı olmaksızın internetin engellendiğini belirtti.

UNICEF, “Çevirimiçi Genç Türkiye” adlı raporunda, internete getirilen filtreleme uygulamasının ardından Türk toplumundaki tepkinin kaygıyla izlendiği vurgulanırken “TİB mahkeme kararı olmaksızın binlerce idari engelleme kararı vermiştir. TİB’in yetkisi anayasaya aykırıdır. Türk gençliğinin haklarını kısıtlıyor” eleştrisi yapıldı.

UNICEF’in Çevirimiçi Genç Türkiye adlı raporunda, internet yasaklarıyla ilgili uygulamalar eleştirildi. Hükümetin internet erişimini en üst düzeye çıkarma girişimlerini sürdürmesi gerektiğine dikkat çekilen raporda, çocukların yüzde 59’unun klip izlemek, yüzde 49’unun oyun oynamak, yüzde 48’inin sosyal ağları kullanmak, yüzde 40’ının müzik ve film indirmek için interneti kullandığı belirtildi.

Raporda, 2009 yılı sonuna dek 3 bin 700 web sitesine erişimin engellendiği ve TİB’in gerekçelerle ilgili herhangi bir ayrıntı açıklamadığı vurgulandı. Yine aynı raporda, “Bazı zorunlu sınırlamalar getirilebilir, ne var ki söz konusu yasanın uygulama alanı bu sınırları aşmış görünmektedir” denildi.

(Cumhuriyet)

Halfeti “Sakin Şehir” olma yolunda

Dünyada hızla yayılan Citta slow (Sakin Şehir) ağına katılmak isteyen Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi, birliğin Türkiye’deki Başkenti Seferihisar‘a başvurdu.

Halfeti’ye gidip başvuruyu inceleyen Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Halfeti’yi muhteşem bulduğunu belirtti ve Halfeti’nin dosyasını İtalya’ya götüreceklerini söyledi. Merkezi İtalya’da bulunan 25 ülkeden 154 şehrin dâhil olduğu “Yaşamın kolay olduğu kentlerin uluslararası ağı” Citta slow’a (Sakin Şehir) Türkiye’den de her geçen gün ilgi artıyor.

Türkiye’nin İzmir’in Seferihisar ilçesinin kabulüyle tanıştığı Citta slow ağına Seferihisar’ın ardından Çanakkale Gökçeada, Sakarya Taraklı, Muğla Akyaka ve Aydın Yenipazar ilçeleri katılmıştı. Birliğe katılmak için Seferihisar’a yapılan son başvuru Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinden geldi.

Halfeti Belediye Başkanı Mahmut Özdemir’in daveti üzerine Doğa Derneği Başkanı Güven Eken ve Citta slow Türkiye Koordinatörü Bülent Köstem’le birlikte Halfeti’ye giden Tunç Soyer, Halfeti’yi incelediklerini ve Sakin Şehir için çok uygun bir olduğunu belirtti.

3. Balyoz iddianamesi kabul edildi

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, ”Balyoz Planı” soruşturması kapsamında hazırlanan 3. iddianameyi kabul etti.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, ”Balyoz Planı” soruşturması kapsamında 64’ü tutuklu 143 şüpheli hakkında hazırlanan 3. iddianameyi kabul etti.

Davanın sanıkları arasında Koramiral Deniz Cora, Korgeneraller Korcan Pulatsü, Ziya Güler, Rıdvan Ulugüler ve Abdullah Can Erenoğlu gibi isimler var.

İddianame, Eskişehir’de emekli albay Hakan Büyük’ün evinde ve Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramalarda ele geçirildiği belirtilen belge ve bilgilere dayandırılıyor.

Sanıkların ”Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek” suçundan cezalandırılması talep ediliyor.

Davanın, 184’ü tutuklu 224 sanığın yargılandığı ilk Balyoz davasıyla birleştirilmesi talebi de var.

(Ajanslar)