Ana Sayfa Blog Sayfa 4918

Bağımsızların en iyileri

Bağımsız filmlerinin ödüllendirildiği Gotham Awards sahiplerini buldu. En İyi Film ödülünü ‘The Tree of Life‘ ile ‘Beginners‘ paylaştı.

The Gotham Awards, önceki gün düzenlenen törenle sahiplerini buldu. En İyi Film Ödülü’nü geçen hafta Türkiye’de de vizyona giren Terrence Malick’in Hayat Ağacı/ The Tree of Life ve Milke Mills’in Beginners filmi paylaştı.

Alexander Payne’in, George Clooney’nin rol aldığı ve Oscar’da iddialı olduğu yönünde yorumlar yapılan filmi The Descendants, üç kategoride aday olduğu ödüllerden eli boş döndü. The Descendants ’ın yerine, Mike Mills’in yönettiği Beginners, New York’ta düzenlenen ve sunuculuğunu Edie Falco ve Oliver Platt’ın üstlendiği törende, En İyi Toplu Performans Ödülü’ne değer görüldü.

En İyi Belgesel Ödülü ise 2008 yılında Cumhuriyetçilerin toplantısına bombalı saldırı düzenlemekle suçlanan Teksaslı iki çocukluk arkadaşının hayatlarının anlatıldığı Better This World adlı belgeselin oldu.

Gecenin kazananları şöyle:

EN İYİ FİLM
The Tree of Life
Beginners

EN İYİ BELGESEL
Better This World

EN İYİ OYUNCU EKİBİ PERFORMANSI
Beginners

EN İYİ YENİ YÖNETMEN
Dee Rees (Pariah)

EN İYİ YENİ OYUNCU
Felicity Jones (Like Crazy)

KARİYER BAŞARI ÖDÜLLERİ
David Cronenberg, Charlize Theron, Gary Oldman

(NTV)

Kablosuz ağ sperm kalitesini düşürüyor iddiası

Laboratuvar deneyinde, kablosuz ağ bağlantılı ortamda 4 saat tutulan spermlerin zarar gördüğü belirlendi. Bunun kontrollü bir deney olduğuna belirten bilimciler, internete kablosuz ağ üzerinden bağlanmanın erkek üreme sistemini etkileyip etkilemediğini araştırıyor.

Laboratuvarlarda yürütülen yan araştırmalar, spermlerin kablosuz ağ bağlantısının bulunduğu ortamda sadece dört saatliğine tutulmaları halinde bile zarar gördüklerini ortaya koydu.

Buna göre spermlerin hareket kabiliyeti daralıyor ve genetik kodunda da değişiklik gözleniyor.

Ancak uzmanlar bunun kontrollü bir deney olduğuna, gerçek hayatta aynı sonucun alınacağı anlamına gelmediğine; ancak bu alanda daha fazla çalışma yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

“Üreme ve Kısırlık” dergisinde sonuçları yayımlanan ön araştırmada, 29 sağlıklı donörden alınan sperm örnekleri incelendi.

Buna göre her bir donörden alınan sperm örnekleri, iki ayrı deney kabına yerleştirildi. Bu kaplardan biri, dört saatliğine kablosuz ağa bağlı bir dizüstü bilgisayarın yanında tutuldu. Diğeri ise, dizüstü bilgisayarın bulunmadığı ancak benzer bir ortama yerleştirildi.

(BBC)

Gürcistan’da seçim sonuçları iptal edildi

0

Gürcistan’ın ayrılıkçı bölgesi Güney Osetya’da yapılan ikinci tur seçim sonuçları Yüksek Mahkeme tarafından iptal edildi.

Gerekçe olarak, adaylardan Alla Djioyeva’nın, seçim kurallarını ihlal etmesini gösteren mahkeme, bir dahaki seçimlere katılmasını da yasakladı.

Sandık başı anketlerine göre, eski Milli Eğitim Bakanı olan Djioyeva yarışı önde götürüyordu.

Destekçileri sokaklarda gösteri yaparken, Djioyeva karara itiraz edeceklerini bildirdi:

“Bu insanlar seçme haklarını kullanmak için sonuna kadar mücadele etmeli. Onlar kimi seçmek istediklerini gösterdiler, şimdi zaman onların bu kararını koruma altına alma zamanı. Yani bu gerekirse sivil itaatsizliğe kadar gider.”

Djioyeva’yı kuralları ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye şikayet eden rakibi Anatoli Bibilov ise seçimleri kendisinin önde tamamladığını iddia ediyor. Yüksek Mahkeme’nin kararının ardından Moskova destekli Bibilov’un taraftarları büyük sevinç gösterileri düzenledi. Yeni ikinci tur seçimlerin mart ayında yapılacağı bildirildi.

Gürcistan ise Güney Osetya’da yapılan seçimleri tanımadıklarını, bunun sorumlusunun Moskova olduğunu açıkladı.

2008’deki Rusya ve Gürcistan savaşının ardından Moskova, ayrılıkçı bölgeler Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanımıştı.

(en)

Beşiktaş İsrail’de tur arayacak

0

Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi E Grubu beşinci maçında yarın deplasmanda İsrail temsilcisi Maccabi Tel Aviv ile karşılaşacak. Siyah-beyazlılar bu maçtan galip gelirse Dinamo Kiev – Stoke City müsabakanın sonucuna göre tur atlayabilir.

Tel Aviv’deki Bloomfield Stadı’nda saat 22.05’te başlayacak karşılaşmayı, Belçika Futbol Federasyonu’ndan Serge Gumienny yönetecek.

Karşılaşmada, Gumienny’in yardımcılıklarını Mark Simons ve Frank Bleyen yapacak. İlave yardımcı hakemlik görevini Luc Wouters ve Alexandre Boucaut’ın yapacağı karşılaşmanın dördüncü hakemi ise Sebastien Delferiere.

Siyah-beyazlılar, Maccabi Tel Aviv ile İstanbul’da yaptıkları ilk maçı 5-1 kazanmıştı. Fiyapı İnönü Stadı’ndaki karşılaşmada Beşiktaş’ın gollerini Almeida (2), Aurelio, Egemen ve Edu kaydetmişti.

Bir maç kala turu geçebilir
Beşiktaş’ın, Maccabi Tel Aviv karşısında kazanması, en yakın rakibi Dinamo Kiev’in ise lider Stoke City ile deplasmanda yaptığı maçı kaybetmesi durumunda siyah-beyazlılar, bitime 1 maç kala 2. tura çıkmayı garantileyecek.

Yaptığı 4 maç sonunda 6 puanı bulunan Beşiktaş, İsrail deplasmanında kazanması durumunda puanını 9’a çıkaracak. 5 puanı bulunan Dinamo Kiev’in İngiltere deplasmanında kaybetmesi halinde, aradaki fark 4’e çıkacak ve ”Kara Kartallar” 2. sırada yer almayı garantileyip, 2. tura adını yazdıracak.

Beşiktaş’ın kaybetmesi veya berabere kalması durumunda ise gruptan çıkıp çıkmayacağı son maçların ardından belli olacak.

Grubun son haftasında Beşiktaş İstanbul’da Stoke City’yi, Dinamo Kiev ise evinde Maccabi Tel Aviv’i konuk edecek.

Sivok ceza sınırında
Beşiktaş’ın Çek futbolcusu Tomas Sivok, sarı kart cezası sınırında bulunuyor.

UEFA Avrupa Ligi’nde toplam 2 sarı kartı bulunan Sivok, Maccabi Tel Aviv maçında da sarı kart görmesi durumunda, son hafta Stoke City ile yapılacak karşılaşmada forma giyemeyecek.

Bu arada, Maccabi Tel Aviv’de de Yoav Ziv, cezası nedeniyle yarınki karşılaşmada oynayamayacak.

İngiltere’de tarihi kamu çalışanları grevi

İngiltere’de kamu çalışanlarının bağlı olduğu sendikalar emeklilik haklarını savunmak amacıyla geniş katılımlı greve çıkıyorlar.

Greve ülke genelinde yaklaşık iki milyon çalışanın katılması beklenirken, bu katılım 1920lerden bu yana ülkede düzenlenen büyük grevlerden birinin yaşanacağı anlamına geliyor.

Kamu çalışanları grevi kapsamında ülkedeki okullar, hastaneler, limanlar ve devlet kurumlarındaki hizmetler ciddi kesintiye uğrayacak.

Greve giden öğretmenler sebebiyle İngiltere’deki okulların yüzde doksanının kapalı olması bekleniyor.

Öte yandan İngiltere genelinde binden fazla gösteri ve yürüyüş çağrısı yapıldı.

Hükümet kanadından yapılan açıklamada “grevle hiçbir şey elde edilmeyecektir” denilirken sendikalar üyelerinin emeklilik haklarını savunmak amacında olduklarını söylüyorlar.

Muhalefetteki İşçi Partisi ise grevi desteklemese de kamu çalışanlarının taleplerini anlayışla karşıladığını bildirdi.

“Hükümetten çalışanlara bir darbe daha”

Bu arada maliye bakanı George Osborne tarafından dün açıklanan kamu çalışanlarını etkileyecek yeni düzenlemeler greve giden sendikalar tarafından sert bir şekilde eleştirildi.

Çalışanların maaşlarının iki sene boyunca yüzde 1’den fazla artmayacak olması ve emeklilik yaşının 66’dan 67’ye çıkarılacak olması, sendikalar tarafından “hükümetin yeni bir darbesi” olarak değerlendirildi.

Grev kararı alan sendikalar hükümetin gündeme getirdiği emeklilik reformuyla kamu çalışanlarından daha fazla katkıda bulup daha uzun süre çalışmalarının talep edildiğini ancak karşılığında daha az emeklilik maaşı alacaklarını söylüyor.

Hükümet ise kamu çalışanlarının emeklilik koşullarının özel sektör çalışanlarına göre avantajlı olan durumunun emeklilik reform sonrasında da süreceğini savunuyor.

İki taraf arasındaki müzakereler ise sürüyor.

(BBC)

 

Çin yoksulluğu yeniden tanımladı

0

Yoksulluk kriterlerini yeniden tanımlayan Çin hükümeti, kırsal kesimde günde bir doların altında geliri olan herkesin yoksul olarak değerlendirileceğini açıkladı.

Daha önce insanlar 55 cent’in altında gelirleri varsa yoksul olarak görülüyorlardı.

Yoksulluk kategorisinin tavanının yükseltilmesi milyonlarca kişinin devletin ”yoksulluk yardımlarından” yararlanmasının da önünü açacak.

Geçen yıl ülkede kırsal kesimdeki yoksul sayısı 27 milyon kişi olarak açıklanmıştı.

Eşiğin yükseltilmesiyle bu sayının da dört katına çıkması bekleniyor.

Çin Devlet Başkanı Hu Jintao, yoksullukla mücadeleyi liderliğinin en önemli köşetaşlarından biri ilan etmişti.

Çin lideri, ”uyumlu bir toplum yaratmak” için ülkenin yoksulluğun hüküm sürdüğü batı kesimlerinde kapsamlı kalkınma projelerini yaşama geçirmişti.

Salı günü devlet medyası Hu Jintao’nun 2020 yılına kadar Çin’de hiçkimsenin beslenme ve giyinme konusunda kaygılanan kimsenin kalmayacağını söylediğini yazdı.

Zengin ile yoksul arasındaki gelir uçurumuna ilişkin artış trendininin de tersine çevrileceğini kaydeden Çin lideri, ”Yoksulların zorunlu eğitimden, temel sağlık hizmetleri ve barınmadan yararlanma hakları da garanti altına alınacak” dedi.

Hu’nun planlarının büyük bölümü takvime bağlanmış durumda. Bu da gözlemcilerce Hu’nun kalıcı bir siyasi miras bırakma arayışının bir parçası olarak görülüyor.

Hu’nun iki yıl içinde görevinden ayrılması da bekleniyor.

Çin, uzun süredir yoksulluk sınırını çok düşük seviyede tuttuğu için eleştiriliyordu. Ancak son karar Pekin’i Dünya Bankası’nın belirlediği günde 1.25 dolar seviyesine de yaklaştırmış oluyor.

Yoksul olarak sınıflandırılanlar hükümetin mali desteğinin yanısıra, istihdam eğitimi, düşük faizli borç ve kamu projelerinde istihdam olanaklarından yararlanabilecekler.

(BBC)

Bir halk sağlığı mücadelesi – Banu Güven

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı. Bizleri Türkiye’nin imalat sanayi üretiminin önemli bölümünü sırtlayan bu ildeki çevre ve sağlık skandalına uyandıran bilim adamı. Yıllardır gözlerimizin önünde olup bitenleri, bilimsel bir yaklaşımla inceledi ve ulaştığı çok önemli sonucu hepimizle paylaştı. Kanserden ölüm oranları Dilovası başta olmak üzere Kocaeli’de, Türkiye ve dünya ortalamasının çok üzerindeydi. Ortalama yüzde 13 iken, bu oran 2005 yılında Dilovası’nda hala yüzde 32‘ydi. Konu meclise kadar geldi ve sanayi bölgesindeki tesislere atıklarla ilgili sorumluluklarının hatırlatılması dışında, kapasite artırımının da durdurulmasını da içeren bir dizi önlem kabul edildi.

Ama ‘kalkınma’ fetişi sınır tanımıyordu. Mesela bu süre içinde bölgedeki en büyük tesislerden Nuh Çimento’nun kapasite artırım ısrarı engel tanımadı İnşaat sektörünün böylesine büyüdüğü bir memlekette şaşırtan bir durum değil tabii. İkisi kapı komşusu olan 3 demir çelik fabrikasının bulunduğu kente, POSCO tarafından dördüncü bir demir çelik fabrikası inşa edilecek. Hem de yerleşim yerlerinini dibine. Temel, Bakan Çağlayan’ın katılımıyla atıldı bile. Bu süreç içinde tesisi kuracak Güney Koreliler’in kentten bazı gazetecileri ülkelerine davet ettiği ve son derece başarılı bir PR kampanyası yürüttüğü ortaya çıkıyor. Tabii firmanın daha önce Hindistan’da edindiği bir tecrübe var. Halk oradaki tesise karşı çıkmış ve yapımına engel olmuş. Güney Koreliler aynı durumu Türkiye’de de yaşamak istemiyorlar.

Hakaret

Bütün bunlar olurken, Prof. Dr. Hamzaoğlu da ekibiyle yeni bir çalışma yürütüyordu. Yeni doğum yapan annelerin ilk sütü ve bebeklerin dışkısı üzerinde yapılan araştırmalarda, civadan kurşuna bazıları vücutta hiç bulunmaması gereken 8 ağır metale yüksek oranlarda rastlanıyor. Onur Hamzaoğlu’nun 2012‘de bitecek çalışmanın ilk bulgularını kamuoyuyla paylaşması bölgedeki sanayi lobisinde büyük rahatsızlık yaratıyor. Başta Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu olmak üzere, lobinin önde gelenleri ve sözcüleri Hamzaoğlu’na yönelik bir karalama kampanyası başlatıyor. Belediye Başkanı’nın şu sözleri kayda geçiyor: ‘Birileri çıkıp anne sütünde ve bebeklerin dışkılarında ağır metallere rastlandı diyor, ancak hiçbir dayanağı yok, hiçbir belgesi yok… Sadece adı profesör… Şarlatanlık yapıyor, şov yapıyor, bilim adamı şarlatanlık, şov yapmaz, ideolojik davranmaz.’

Belediye Başkanı bir de halk sağlığı bilimini halk için yapan bir bilim adamı hakkında halkı paniğe ve korkuya sevkettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunuyor. Bu Onur Hamzaoğlu hakkında kendi üniversitesinde bir ceza soruşturması açılması anlamına geliyor. Üniversite Etik Kurulu’nun disiplin soruşturmasında, ‘Bitmeyen araştırmanın sonuçlarını açıkladığı’ iddiasıyla Hamzaoğlu’na uyarı cezası vermesi, Türkiye’de akademik özgürlüğün sınırlarını bir kez daha belletiyor bize. Ceza soruşturmasından çıkabilecek olumsuz bir karar da Hamzaoğlu’nun mahkemede yargılanması demek olabilir. Hamzaoğlu’nun akademik çevrede yalnızlaşması isteniyor.

Hamzaoğlu ise, onurunu ve halk sağlığını korumakta kararlı. Bürokrasinin kuşatmasını bilimsel çevrelerden gelen destek deliyor. Mesela Türk Tabipleri Birliği’nin Dilovası Raporu ya da memleketin önde gelen felsefecileri Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, Prof. Dr. Betül Çotuksöken ve Prof. Dr. Harun Tepe’nin konuyu etik açıdan değerlendiren görüşleri, Prof. Dr. Rıfat Okçabal’ın yazısı…

Hakareti haklı çıkarmaya çalışmak

Bütün bu görüşler, Hamzaoğlu’nun Büyükşehir Belediye Başkanı Karaosmanoğlu’na açtığı hakaret davasının geçen perşembe günü yapılan üçüncü duruşmasında sunuldu. Bu davanın seyrine ilişkin bir kaç not vermekte fayda var. İlk duruşma Karaosmanoğlu gelmediği ve ifade vermediği için ertelenmişti. İkinci duruşmada, Karaosmanoğlu’nun avukatı Üniversite Etik Kurulu’nun Hamzaoğlu aleyhinde karar verdiğini ve uyarı cezası geleceğini, nasıl olduysa Hamzaoğlu’ndan önce öğrenmişti. İşin ilginç tarafı, Hamzaoğlu Etik Kurul’a savunmasını duruşmadan iki gün önce vermişti. Etik Kurul ertesi gün toplanarak kararını duruşmaya yetiştirdi ve sonucu Hamzaoğlu’ndan önce Belediye Başkanı’yla paylaştı. Belediye Başkanı Karaosmanoğlu da, bilim adamına hakaret etmekte haklı olduğunu bu karar üzerinde ıspata kalkıştı. Mahkeme de bu yaklaşımı benimseyip üniversiteden Etik Kurul kararını istedi. Son duruşmada önünde gerekçeli kararı bulamayan mahkeme, yine aynı talepte bulundu. Bu arada, Onur Hamzaoğlu’nun disiplin cezasına itiraz ettiğini de belirtelim.

Mahkeme Belediye Başkanı Karaosmanoğlu’na ‘isnadın ispatı’ hakkını tanımak istiyor. Yani hakaret olan sözlerin (şarlatan, adı profesör, vs.) somut ve de haksız bir fiil üzerine söylenip söylenmediğini sınamak adına, üniversiteden Etik Kurul kararı istiyor. Ama bakılacak yer başka aslında. Belediye Başkanı bu sözlerini Onur Hamzaoğlu’nun elinde bilimsel veri olmadığı iddiasına dayandırıyor. Mahkemenin bakacağı yer de tam burası olmalı işte. Hamzaoğlu’nun sonuçlarını açıkladığı anne sütü ve bebek dışkısı analizleri TÜBİTAK Bursa Test ve Analiz Laboratuvarı’nda, hava toz ve ağır metal ölçümleri ise, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Çevre Enstitüsü tarafından yapılmış. Dolayısıyla Belediye Başkanı’nın ‘şarlatan’ sözüne gerekçe olarak gösterdiği ‘ortada hiçbir delil ve dayanak olmadığı’ iddiası, bilimsel yöntemlerle yapılan bu araştırmaların sonuçlarına bakıldığı anda çöpe gidiyor. Ama nedense buraya bakılmıyor, meselenin etrafından dolaşılıyor.

Kanserle Savaş Dairesi kendisiyle savaşıyor

İşin trajikomik bir diğer tarafı da, Çevre Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlıkları’na 6 Haziran 2011’de ‘sanayi kapasite artışı olmamalı’ yazısı gönderen Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanlığı’nın, aynı uyarıda bulunan bilim adamı Hamzaoğlu’nun aforoz edilmesini istemesi. İlişikte gördüğünüz yazıyı yazan Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi’nin, Hamzaoğlu’nu ‘halka yanlış bilgi verip, panik ve korkuya neden olduğu’ iddiasıyla YÖK’e şikayet edip, hakkında disiplin soruşturması açılmasına neden olması sizce de derin bir çelişki içermiyor mu?

Akademik özgürlük ne demek?

Hamzaoğlu’nun avukatlarının son duruşmada mahkemeye sunduğu görüşte yer alan Akademik Özgürlük ve Yüksek Öğretim Kurumları’nın Özerkliği Bildirgesi’nin ilk maddesinde şu tanım var:

‘Akademik özgürlük, bilginin araştırma, inceleme, tartışma, belgeleme, üretme, yaratma, öğretme, anlatma ve yazma yoluyla edinilmesinde, gelişmesinde ve iletilmesindeki özgürlükler anlamına gelir’.

ve 6. madde:

‘Akademik çevrenin araştırma işlevi ile ilgili tüm üyeleri bilimsel araştırmanın evrensel ilke ve yöntemlerine tabi olarak, herhangi bir müdaheleye maruz kalmaksızın araştırma çalışmalarını sürdürme hakkına sahiptir. Bu kişiler aynı zamanda araştırmalarının sonuçlarını başkalarına özgürce iletme ve sansürsüz yayınlama hakkına da sahiptir.’

Daha fazlasını söylemeye gerek yok. Bu tanımlar, bilimsel veriler birilerinini akçeli ya da siyasi çıkarının önüne geçtiğinde, burada işlemiyor. ‘Ben halk sağlığı uzmanıyım, halkın sağlığı için çalışırım, hükümet önlem almazsa da halk için yaptığım araştırmanın bulgularını halkla paylaşırım’ diyen bir bilim insanına yönelik itibarsızlaştırma kampanyası bakalım nasıl son bulacak? Kazanan halk mı olacak, yoksa halkın sağlığını umursamadan paranın ve iktidarın peşinden gidenler mi?

www.banuguven.com

Kömür ocağında göçük: 2 ölü

Zonguldak‘ın Ereğli ilçesinde, kömür ocağında meydan gelen göçükte 2 işçi yaşamını yitirdi.

Gökçeler beldesinde özel bir firmanın işlettiği maden ocağının eksi 300 kodunda, tavan kısmından kömür ve toprak kayması sonucu meydana gelen göçükte kalan Gökhan Sezer (33) ve Erhan Turhan (27) hayatını kaybetti. Göçük altında kalan işçilerin cenazeleri arkadaşları tarafından çıkartılarak Ereğli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Bedelli askerlik yaş değişerek geçti

AKP tarafından verilen önergenin kabul edilmesiyle tasarı değişti. Bedelli askerlikten 31 Aralık 2011 tarihi itibarıyla (bu tarih dahil) 30 yaşından gün alanlar yararlanacak. Ayrıca çürük raporu alanlar da yasadan yararlanabilecek…

TBMM Genel Kurulu’nda, Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın dördüncü maddesinde yer alan Geçici Madde 46 üzerinde AKP, CHP, MHP ve BDP tarafından 4 ayrı önerge verildi. Muhalefet partileri tarafından verilen önergeler reddedilirken AKP’nin önergesi kabul edildi. AKP’nin verdiği önergeyle, tasarının dördüncü maddesi değişti.

AKP’nin verdiği önergeyle, 31 Aralık 2011 tarihi itibarıyla (bu tarih dahil) 30 yaşından gün almış yükümlüler, istekleri halinde, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde askerlik şubelerine başvurmaları ve 30 bin Türk Lirasını ödemeleri şartıyla temel askerlik hizmetine tabi tutulmaksızın askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce temel askerlik eğitimini süresi içinde yapmadıkları gerekçesiyle dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarılanlardan, belirtilen yararlanma şartlarını taşıdıklarını ve bu kanunla değiştirilmeden önceki miktarları süresi içinde ödediklerini konsolosluklara müracaatla belgelendirenler, muvazzaf askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak. Bu kişiler hakkında da askerlik hizmetini yerine getirmedikleri için idari ve adli soruşturma ile kovuşturma yapılmayacak, başlatılmış olanlar sona erdirilecek.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce temel askerlik eğitimini tamamlamalarının ardından askerliğe elverişsiz hale gelen, vefat eden, Türk vatandaşlığından çıkmalarına izin verilen veya Türk vatandaşlığını kaybedenler ile ödeme ve temel askerlik eğitimi yükümlülüklerini süresi içinde tamamladıkları için kesin terhise hak kazananlara geri ödeme yapılmayacak.

Kanun yürürlüğe girmeden önce dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak üzere başvuranlar da bu düzenlemeden yararlanacak ve temel askerlik hükümlerine tabi tutulmayacak.

(Demokrat Haber)

Mustafa Balbay 1000 gündür cezaevinde

Ergenekon Davası‘ndan tutuklu bulunan CHP Milletvekili ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay, bugün cezaevindeki bininci gününü doldurdu. Balbay, 276 gündür de hücrede tek başına.

CHP İzmir milletvekili ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay’ın, 6 Mart 2009’da tutuklanmasından bu yana bin gün geçti.

1 Temmuz 2008’de Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan Balbay’ın evinde arama yapıldı. Yapılan aramanın ardından Balbay’ın bilgisayarına el konuldu ve sivil polislerin eşliğinde evden çıkarıldı. 5 Temmuz 2008’de mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Balbay, mahkeme çıkışı yaptığı açıklamada “Şu anda nasıl hissediyorsunuz kendinizi? derseniz, mutluyum, ama terör yaralısıyım. Ben, Uğur Mumcu’nun yerinde yazıyorum. Ahmet Taner Kışlalı oda komşumdu. Gazeteciliği onlardan öğrendim. Hukukun üstünlüğünü onlardan öğrendim ve ‘nereden gelirse gelsin terörün her türlüsüne hayır’ sözünü Uğur Mumcu’dan öğrendim. Ama ben bir terör örgütüne üye olmak zannıyla gözaltına alındım. Onlar terörden öldü, ama terör beni yaraladı. Bu sadece kendi içimdeki yara, ama şu anda yaşadıklarıma karşı bir serzenişim yok. Ruh halim, terör yaralısı hissediyorum kendimi” dedi.

Mustafa Balbay, 5 Mart 2009 Perşembe günü sabahı, Ergenekon soruşturması kapsamında 2. kez gözaltına alındı. 6 Mart 2009 günü çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

24 Mart 2009 günü avukatı aracılığıyla bir açıklama yapan Balbay, kendisine ait olduğu ileri sürülen günlüklerle ilgili olarak, “Medyada tartışılan şekilde bir günlüğüm yoktur. Birbirinden farklı notlar montaj yapılarak birileri tarafından işlenmiş, yorumlar eklenmiş ve tahrif edilmiştir” dedi.

Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Balbay, Ergenekon davasında hükümeti ve meclisi ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlamasıyla yargılanıyor.

Balbay, 28 Şubat 2011 gecesi, gazeteci Tuncay Özkan ile kaldığı Silivri 4 No’lu Cezaevi’ndeki koğuşundan alınarak Silivri 1 No’lu cezaevine tek kişilik bir hücreye konuldu.

Mustafa Balbay’ın 12 Haziran’da CHP’den İzmir milletvekili seçilmesinin ardından avukatlarının tahliye talebi İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.

(Ntv)