Ana Sayfa Blog Sayfa 4831

Faili meçhul cinayetleri araştırma önerisine ret!

Diyarbakır’daki JİTEM merkezi yanındaki alanda yapılan kazıda bulunan kemik sayısı 26 oldu, BDP’nin Meclis’e verdiği araştırma komisyonu önergesi, “çek kanunun görüşüleceği” belirtilerek reddedildi.

Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP), “Diyarbakır Sur İlçesi, İç Kale eski cezaevi çevresinde yapılan kazılarda çıkan cesetlerin bütün yönleriyle araştırılması” amacıyla Meclis’e sundukları Meclis Araştırma Önergesi talebi reddedildi.

Diyarbakır’da 90’lı yıllarda Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Merkezi’nin (JİTEM) kullandığı bina ile Diyarbakır Kapalı Cezaevi ve Adliye Sarayı’nın bulunduğu Saraykapı’da 11 Ocak’ta başlayan kazılarda bulunan kafatası sayısı 26 oldu.

23 Ocak’ta verilen ve dün Meclis Genel Kurulu’nda oylanan önerge teklifinden önce söz alan BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, kazıları yakından takip ettiğini, bölgeye de bizzat gidip inceleme yaptığını, cenazelerin arkeolojik kazı sırasında “tesadüfen” bulunduğunu söyledi.

“İlk andan itibaren Hükümet yetkililerin ve devlet görevlilerinin konuyla ilgili açıklama yapması gerekiyordu. Bu kazıların bu konuyla ilgili çalışmalar sonucunda yapılmadığını belirtmiştik. Kafatasları Kültür Bakanlığı’nın restorasyon çalışmaları neticesinde ortaya çıktı.”

“Kamuoyuna yapılan, ‘Biz, işte nerede bir ceset varsa, ihbar varsa bunu inceliyoruz, bu konuda kazılar yapıyoruz, bakın cesetleri çıkarıyoruz’ şeklindeki açıklama gerçeği yansıtmıyor.

Tan, Diyarbakır’daki kazı yapılan bölge için daha önceden de birçok kez suç duyurusu yapıldığını, yazılı ve sözlü önergeler verildiğini hatırlattı.

“O bölge, Diyarbakır’da JİTEM merkezi olarak biliniyor, 90’lı yıllarda, yüzlerce, evlerinden hatta bazen sokak ortasından alınan ve bir daha kendilerinden haber alınamayan insanların götürüldükleri, işkence edildikleri ve bir daha görülemedikleri yer olarak biliniyor. Diyarbakır ve bölge bu konuyla ilgili yıllardır bu feryatlarını, haykırışlarını dillendirmelerine rağmen, maalesef, bu cesetler restorasyon kazısında ortaya çıkıyor.”

“Bu sorular cevaplanmalı: Bulunan kemikleri kime aittir, olay nedir? Kaybolan insanlar nerede? Bu dönemde bölgede olağanüstü hâl bölge valiliği yapan Ünal Erkan, Hayri Kozakçıoğlu; aynı dönemin bakanları Mehmet Ağar ve onlarca savcı, hâkim, vali, bölge milletvekili, bölgeden bakanlık yapanlar, bunlara neden soru sorulmuyor?”

“Çek kanunu görüşülecek”

Oturumda söz alan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da “Orayı çok iyi biliyorum. JİTEM’in merkeziydi. Kaybedilen Fikri Özgen‘i yakından tanıyordum. JİTEM merkezine götürülmüştü ama o dönem savcıyı oraya götüremedim. Onun annesi halen mücadele veriyor, onu arıyor ama biz burada bir komisyon dahi kuramıyoruz” dedi.

“Umarım bir daha bu konuyu konuşmayız ve gerçek anlamda bir komisyon kurar ve Türkiye’deki bütün faili meçhul cinayetleri aydınlatırız” dedi.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile AKP Isparta Milletvekili Recep Özel ise “Genel Kurul’da çek kanununun görüşüleceğini hatırlatarak” öneriye katılmadıklarını, aleyhte oy kullanacaklarını belirttiler. Yapılan oylama sonucu araştırma komisyonu kurulması önerisi reddedildi.

(bianet)

Ukrayna’da aşırı soğuklar can aldı: 43 ölü

0

Ukrayna’da aşırı soğuk nedeniyle ölenlerin sayısı 43’e yükseldi.  Acil Durumlar Bakanlığı, donarak ölen 28 kişinin cesetlerinin sokaklarda bulunduğu, 8 kişinin hastanede, 7 kişinin de evlerinde öldüğünü açıkladı. Açıklamada, ülkede 720 kişinin düşük vücut sıcaklığı ve soğuk ısırması nedeniyle hastaneye kaldırıldığı bildirildi.  Ülkede evsizler için 1730 ısıtmalı çadır kurulduğu belirtildi.

Ruhi Su’nun kurduğu koro, 37. yılında yeni ‘dostlar’ arıyor

1975 Aralık ayında Dostlar Tiyatrosu bünyesinde Ruhi Su öncülüğünde kurulan Dostlar Korosu, 1987 yılında, Sıdıka Su’ nun önerisiyle “Ruhi Su Dostlar Korosu” (RSDK) adını aldı.

Ruhi Su Dostlar Korosu, 2012’ de yurt içinde ve yurt dışında gerçekleştirilecek “Ruhi Su 100 Yaşında” konserleri için yeni koristler arıyor. Bu amaçla yapılacak İstanbul seçmeleri 10-11 Şubat günlerinde TMMOB Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’ nin Beyoğlu İstiklal caddesi İpek Sokak’taki lokalinde yapılacak.

Ruhi Su Dostlar Korosu, kuruluşundan beri, çeşitli meslek gruplarından ve üniversitelerden gelen, asıl mesleği müzik olmayan amatörlerden oluşuyor.

Muammer Aksoy anıldı

Hukuk profesörü ve politikacı Muammer Aksoy 22 yıl önce bugün (31 Ocak) evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Aksoy dün Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı.

Törene katılanlar arasında Aksoy’un eşi Ülkü, çocukları Işık ve Arın Aksoy, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın, Türk Hukuk Kurumu Başkanı Tuncay Alemdaroğlu, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Tansel Çölaşan da vardı.

1917’de Antalya’da doğdu Muammer Aksoy. Kamuoyunda hukukçu ve politikacı kimliğiyle tanındı. Farklı dönemlerde Ankara Üniversitesi’nde öğretim üyeliği, 1977’de milletvekilliği yaptı. 1961 Anayasası hazırlanırken “Anayasa Sözcüsü” oydu.

Türkiye’de bitirdiği hukuk eğitiminin sonra başlayan akademik kariyeri Demokrat Parti döneminde kesintiye uğradı. 1950’de doktorasını Zürih Hukuk Fakültesi’nden aldıktan yedi yıl sonra üniversite özerkliğinin zedelendiğini düşündüğü için üniversiteden ayrıldı.

Akademiye geri dönüşü 27 Mayıs darbesinden sonra gerçekleşti. 1963’te profesör unvanını aldı.

Aksoy, siyasete bir parti çatısı altında 1958’de Cumhuriyet Halk Partisi’nden girdi. Bir dönem CHP Parti Meclisi’nde yer aldı.

1961 Anayasası’nın hazırlanmasına katkılarda bulunan Aksoy, bir başka darbede, 12 Mart 1971’de tutuklandı. Yargılanıp beraat etmesinin ardından tekrar CHP’de siyaset yapmaya başladı. 1977’de artık İstanbul milletvekiliydi.

Muammer Aksoy hayatı boyunca çeşitli kurumlarda çalıştı. 1958’de Türk Hukuk Kurumu Başkanlığı’na seçildi. Bu görevi ömrü boyunca sürdürdü. Türkiye’yi Avrupa Konseyi’nde temsil etti.

Anayasa Komisyonu Başkanlığı yaptı. 1981’de Ankara Barosu Başkanlığı’na seçildi. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucuları arasında olan bu kurumun başkanlığını da yürüttü.

Prof. Muammer Aksoy 31 Ocak 1990 akşamı Ankara Bahçelievler’deki evinin girişinde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Cebeci Asrî Mezarlığı’na defnedildi.

Mayıs 2000’de, Ahmet Taner Kışlalı cinayetini düzenledikleri iddiasıyla gözaltına alınan sanıklardan Necdet Yüksel, Muammer Aksoy’u da kendilerinin öldürdüğünü açıkladı.

Muammer Aksoy Devlet Hukukla Yaşar, Laikliğe Çağrı, Devrimci Öğretmenin Kıyımı, Atatürk ve Sosyal Demokrasi gibi kitaplar da yazdı.

(Ajanslar)

Zonguldak’ta gemi battı: 8 kişi kayıp

Zonguldak’ta olumsuz hava koşulları nedeniyle bir kuru yük gemisi battı. Mürettebattan 3 kişi kurtarılırken, kayıp olan 8 kişiyi arama çalışmalarına devam ediliyor.

Zonguldak’ta Kamboçya bandıralı bir kuru yük gemisi dün akşam saat 19:30 sularında Karadeniz Ereğli önlerinde battı.

Olayda 3 mürettebat kurtarılırken 8 personelin halen kayıp olduğu belirtildi.

Kayıp mürettebatı arama çalışmaları devam ediyor.

Edinilen bilgiye göre Kamboçya bayraklı ‘Vera’ isimli gemi kuru yük gemisi olumsuz hava koşullarından korunmak için Ereğli Limanı’na yanaşmak istedi.

Şiddetli fırtına nedeniyle su alan gemi 3 dakika içinde Karadeniz Ereğli açıklarında battı.

11 kişilik mürettebattan Ukrayna uyruklu 2. kaptan Eduard Pavlenko (42), 3. kaptan Pavlo Seliyanov (24) ve kadın aşçı Larysa Lukach (36) kurtarılarak Ereğli Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı.

Geminin kayıp olan kaptan ve mürettebatının isimleri ise şöyle:

Ukrayna uyruklu kaptan Kulish Igor (49), Oleksandr Zelins’kyi (58), Pavlo Zelin’kyy (26), İgor Khaietskyi (22), Oleksandr Iliasov (41), Mykiiaylo Kaplunenko (40) Borys Borysov (44) ve Gürcistan uyruklu Murman Darsadze (56).

‘KURTULMA UMUTLARI VAR’
Zonguldak Valisi Erol Ayyıldız, yaralı olarak kurtarılan mürettabatı hastanede ziyaret etti. Ziyaretin ardından açıklama yapan Ayyıldız arama çalışmalarının devam ettiğini belirterek, “8 kişinin kurtulma umudu var, bunlar denize alışık insanlar, bu tarz olaylara karşı tecrübeliler. Dolayısıyla onlara ulaşana kadar hayatta olduklarını var sayıyoruz” dedi.

BATMA NEDENİ KÖTÜ HAVA KOŞULLARI
Ulaştırma Bakanlığı konuyla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada Rostov limanından İzmir Nemrut Limanı’na hurda yükü götüren Kamboçya Bayraklı 114 metre boyunda ve 13 metre enindeki 2 bin 584 gross tonluk ”Vera” isimli geminin, Karadeniz Ereğli önlerinde kötü hava koşulları nedeniyle saat 19.30 sularında battığı kaydedildi.

(Ajanslar)

(Ajanslar)

Amerika Küresel Tehdit Raporu’nu yayınladı

0

Ulusal İstihbarat Bürosu, Kongre’ye, iç ve dış politikaları Amerika’yı etkileyebilecek ülkeler ve terör tehditleriyle ilgili rapor sundu.

Ulusal İstihbarat Bürosu, Kongre’ye, iç ve dış politikaları Amerika’yı etkileyebilecek ülkeler ve terör tehditleriyle ilgili rapor sundu.

Büro Başkanı James Clapper tarafından sunulan raporda en çok üzerinde durulan ülkeler İran, Kuzey Kore, Afganistan, Pakistan ve Nijerya.

Tahminler özetle şöyle:

İran: Atom bombası yapıp yapmayacağı belli değil. Hükümet içte ve dışta çok ciddi siyasi ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. Fakat ekonomik sıkıntının rejim değişikliğine sebep olacağı sanılmıyor.

Kuzey Kore:  Bu ülkenin nükleer silahları ve füzeleri bölge ülkeleri için tehdit oluşturmaya devam edecek. Uzakdoğu’da barış ve istikrarı tehdit etse de, Pyong Yang hükümetinin nükleer silahlarını sadece özel koşullar ve olağanüstü durumlarda kullanacağı tahmin ediliyor.

Afganistan: Taleban öncülüğündeki direniş bazı yerlerde kırıldı bazı yerlerde kırılamadı. Taleban hala hem Amerika hem de NATO’nun Afganistan’daki hedeflerine ulaşmasını önleyecek güç ve sabra sahip.

Pakistan: Silahlı Kuvvetler el Kaide militanları ve örgüt için çalışan yabancı eylemcilere karşı başarılı olamadı.

Nijerya: Yoksulluk, bitip tükenmeyen toplumsal olaylar ve Boko Haram adlı batı düşmanı şeriatçı örgütün kanlı eylemleri hem bu ülkeyi hem de Amerikan çıkarlarını tehdit ediyor.

Raporda, Orta Asya ve Kafkas ülkelerindeki huzursuzluklar, zayıf hükümetler ve çözülememiş anlaşmazlıkların her an parlayıp Avrasya’yı ateşe boğabileceği öngörüsü yapılıyor.

Arap Baharı’na da değinilen raporda, geçen yılki gelişmelerin Amerika’nın Ortadoğu’daki olaylara yön verme gücüne zarar verdiği yazılı.  Rapora göre, devam eden toplumsal olaylar teröristlerin bu ülkelerde daha rahat hareket edebilmelerini mümkün kılacak.

Raporda Amerika’nın bilgisayar şebekesine yönelik en ciddi siber tehdidin Çin ve Rusya’dan geldiği belirtiliyor ve bu iki ülkeyle birlikte İran’ın şebekeyi ekonomik ve sanayi casusluğu için kullandığı ileri sürülüyor.

Raporda terörizm konusunda el Kaide’ye Pakistan’da büyük bir darbe vurulduğu ancak, el Kaide’den esinlenerek çeşitli ülkelerde kurulan cihatçı grupların tehdit oluşturmaya devam ettiği öne sürülüyor.

(VOA)

Dev-Yol Davası zamanaşımından düştü

723 sanık ile 1982’de başlayan ve son olarak 21 sanığın yargılanmasına devam edilen Dev-Yol ana davası, 30 yıl sonra zamanaşımından düşerken, davanın avukatlarından Mehdi Bektaş, bekledikleri yönde bir karar çıktığını söyledi.

18 Ekim 1982’de başlayan Dev-Yol ana davası, 30 yıl sonra zamanaşımından düştü. Yargıtay 9. dairesinde bugün görülen davanın karar duruşmasında tutuksuz yargılanan 21 sanık ve avukatları hazır bulundu.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul, dairenin oy birliğiyle aldığı kararı okudu. Ertuğrul, davada zamanaşımı süresini eylem tarihinden itibaren ele aldıklarını belirtti.

Daire Başkanı Ertuğrul, davanın tüm sanıklar yönünden zamanaşımından düşürülmesine oy birliğiyle karar verildiğini açıkladı.

Başkan Ekrem Ertuğrul, Yusuf Yıldırım ve Atalay Dede hakkında inceleme yapılmasına, Yaşar Kanbur hakkında ise Ceza Genel Kurulunun bozma kararı nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiğini açıkladı.

Başkan Ertuğrul, sanıklar Nurettin Aytun, Murat Parlakay, Celal Mut, Hilmi İzmirli, Mehmet Hassoy, Cahit Akçam, Halil Yasin Ketenoğlu, Bünyamin İnan, Turhan Yalçın Bürkev, Erdoğan Genç, Nuri Özdemir, Hıdır Adıyaman, Emin Koçer, Hasan Ertürk, Mehmet Akın Dirik, Melih Bekdemir, Veli Yıldırım ve Hüseyin Aslan’a atılı ”Anayasal düzeni zorla değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya kalkışma” suçunun temas ettiği 765 sayılı TCK’nın 146/1. maddesinde öngörülen cezanın süresi itibarıyla suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan aynı kanunun 102/1. maddesinde belirlenen asli zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu ve aynı maddenin son fıkrasında belirtilen istisna kapsamında kalmadığını kaydetti.

Bu sanıklar yönünden aynı kanunun, 104/2. maddesinde öngörülen eklentili zamanaşımı süresinin ise 30 yıl olduğunu belirten Ertuğrul, sanıkların sorumlu tutuldukları ”Anayasal düzeni zorla değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya kalkışmaya teşebbüs” suçuna vücut veren ve suçun 765 sayılı TCK’nın 146/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesini gerekli kılan eylemlerinin gerçekleştiği tarihlerden itibaren başlayan 30 yıllık dava zamanaşımı süresinin, inceleme tarihi itibarıyla dolduğunun anlaşıldığını bildirdi.

Ertuğrul, bu nedenle, hükmün bozulmasına, CMK’nın 322. maddesine istinaden sanıklar hakkında açılan davaların zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine oybirliğiyle karar verildiğini açıkladı.

Davayı başından bugüne kadar takip eden Avukat Şenal Sarıhan, şunları söyledi:

”Eğer adalet olgusu geç gelmişse, orada adil bir sonuç yoktur. Ama bu davadaki tek sonuç adaletin geç gelmesi veya yargılamanın uzamış olması değildir. Bu davadaki asıl sorun, 12 Mart ve 12 Eylül gibi olağanüstü dönemlerin işkenceli sorguları üzerine dayandırılmış dosyalarda, arkadaşlarımızın, müvekkillerimizin mağdur edilmesidir. Bu mağduriyet 30 yılı aşkın süredir devam ettirildi. Biz bu davada zamanaşımı istemedik. Çünkü zamanaşımı, gerçeğin üzerine sürülmüş bir gölgedir. Biz beraat istedik. Çünkü, hukuka aykırı, adil olmayan yollarla yapılan sorgular sonucunda elde edilen bir dosyada, ancak ve ancak beraat kararı verilmesi gerekirdi. Sonuç böyle olmadı.

Bu davada mücadele eden aileler, müvekkiller, avukatlar esas olarak şunu istiyorlar: Türkiye’de bir daha olağanüstü dönemler yaşanmasın, olağanüstü dönem yargıları yürürlüğe girmesin. Ülke gerçekten adil yargılama hakkına kavuşsun. Burada bulunan herkes, bu mücadelede nefer olmaya kararlıdır.”

30 yıl boyunca süren ve 723 sanıkla başlayıp bugün 21 sanığın kaldığı davanın sona ermesinin sevindirici olduğunu söyleyen Bektaş, son duruşmanın 18 Ocak’ta görüldüğünü ve dosyanın incelenmesi için kararın bugüne bırakıldığını ifade etti.

Dev-Yol davası sanıklarından Cahit Akçam, 14 Aralık’ta görülen duruşmanın ardından yaptığı açıklamada davanın zamanaşımından düşmesine karşı olduğunu söylemişti.

Davanın bu kadar uzamasında kendilerinin bir sorumluluğu olmadığının altını çizen Akçam, davayı açık faşizmin ürünü olarak değerlendirmiş ve zamanaşımından düşmesindense beraat yönünde karar verilerek 12 Eylül hukuksuzluğunun tescil edilmesi gerektiğini söylemişti.

Sanıkların bu taleplerinde sonuna kadar haklı olduklarını söyleyen Avukat Mehdi Bektaş, ancak zamanaşımının usulü bir süreç olduğunu ve bu süreçten sonra işin esasına girilemeyeceğini, dolayısıyla artık “suçludur-suçsuzdur” noktalarının tartışılamayacağını söyledi.

(bianet, Ajanslar, Yeşil Gazete)

Abdi İpekçi katledilişinin 33. yılında anıldı

Evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda öldürülen Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, ölümünün 33. yılında mezarı başında anıldı.

1 Şubat 1979’da evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda öldürülen Abdi İpekçi, Zincirlikuyu Mezarlığındaki mezarı başında anıldı.

Anma törenine Abdi İpekçi’nin eşi Sibel İpekçi, kızı Nukhet İpekçi İzet’in yanı sıra, Gazeteci Mehmet Ali Birand, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Milliyet Gazetesi Yazarı Nail Güreli, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tayfun Devecioğlu, Milliyet Gazetesi Yazarı Sami Kohen, Musa Anter’in oğlu Dicle Anter ve TGC üyeleri de katıldı.

Törende konuşan Nükhet İpekçi İzet, kapatılan dosyaların yeniden açılması gerektiğini söyledi. İzet, “Örgütü bilip hissetmek ama fotoğrafını çekememek, yargı önüne götürememek hepimiz için en büyük acizlik. İsimler bulmamıza ve başkalarının da bize adlar takmasına da hiç korkmamıza gerek yok. Bu utanç adsız, kedersiz de yaşanabilir. Devletin en üst düzeyindekilerin bile sınırlı kaldığı bir ortamda artık her şey olabilir. Karlar içinde bir helikopter, çeşit çeşit kazalar da bunlara dahil edilebilir. Ayhan Çarkın’ın gezdiği yerleri görmek hepimizi umutlandırabilir. Kapatılmış adalet dosyalarının yeniden açılması, koşullanmış, parçalanmış, yıkılmış, boğulmuş, kilitleri gömülüp yok edilmiş canlarımızı bize geri getirmeyecek.” diye konuştu.

Tören, İpekçi’nin mezarına karanfil bırakılmasıyla son buldu.

(Ajanslar)

Bilgisayar Mühendisleri Odası Haziran’da kuruluyor

0

Bir süredir çalışmaları sürdürülen Bilgisayar Mühendisleri Odası kuruluş sürecinde sona yaklaşılıyor.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Bilgisayar Mühendisleri Odası’nı (BMO) kurma komisyonu üyesi Taylan Özgür Yıldırım, Haziran’da TMMOB Genel Kurulu sonrası BMO’nun kurulacağını söyledi. Yıldırım, Türkiye’de bilişim politikalarına müdahale edecek bir yapının da olmadığını belirterek, kamudan, halktan yana bilişim politikalarına müdahale edecek bir yapıya ihtiyaç olduğunu belirtti.

EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Bilgisayar Mühendisleri Odası’nı kurma komisyon da bulunan Taylan Özgür Yıldırım, BMO’nun kuruluş sürecini ve bundan sonra yapılacaklarını değerlendirdi. Yıldırım, şu anda mezun olan 30 bini aşkın bilgisayar mühendisinin bulunduğunu, ancak EMO bünyesinde sadece 2 bin 700 bilgisayar mühendisinin olmasının BMO’nun kurulmasını daha da zorunlu hale getirdiğini belirtti. Yıldırım, 1980’lerden itibaren bilgisayar mühendislerinin EMO’nun çatısı altında örgütlendiğini belirterek, BMO’nun kuruluş çalışmalarının da EMO çatısı altında yapıldığını kaydetti. EMO’da bilişim politikalarını yönlendiren Bilgisayar Mühendisleri Meslek Dalı Anabilim Komisyonu Başkanlığı üzerinden çalışmaların yürütüldüğünü ifade eden Yıldırım, 2010 yılı başından itibaren artık bir meslek dalı komisyonundan odalaşma sürecine doğru evirilmeye başlandıklarını kaydetti.

Her yıl 6 binden fazla bilgisayar mühendisinin mezun olduğunu, ancak bu kitleye yönelik örgütleme çalışmasının EMO’nun yoğun gündemi içerisinde kendisine yeterince yer bulamadığını belirten Yıldırım, bilgisayar mühendislerinin de odalaşma sürecini başlatmak gerektiğini düşündüklerini ve bunun için de gerekli adımları attıklarını ifade etti. 2010 yılından itibaren seçimle işbaşına gelen bir Danışma Kurulu oluşturduklarını ve bir oda gibi alt komisyonları oluşturduklarını ve oluşturulan komisyondaki üyeleri de EMO içerisinde bulunan bilgisayar mühendislerinden oluştuğunu dille getirdi. EMO içerisinde bilgisayar mühendisleri odasının kurulması için çalışmalarını hızlandırdıklarını ifade eden Yıldırım, bilgisayar mühendislerinin istediğinin EMO adı altında değil de Bilgisayar Mühendisleri adıyla örgütlenmek olduğunu ifade etti.

‘İNTERNET KAFE AÇILIR GİBİ BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMLERİ AÇILIYOR’

Bilişim alanında ciddi bir karmaşanın olduğunu ifade eden Yıldırım, bilgisayar mühendislerinin işinin herkes tarafından yapılabileceğine dair yanlış bir kanının bulunduğunu belirterek, her sene 6-7 bin yeni mezununun olduğunu, uzaktan eğitimle bilgisayar mühendisi diploması veren üniversitelerin çoğaldığını kaydetti. Yıldırım, bir tabela ve bir kaç öğretim görevlisi ile bilgisayar mühendisliği fakültelerinin açıldığını belirterek, internet kafe açılır gibi bilgisayar mühendisliği bölümlerinin açıldığını söyledi. Bu bölümlerden mezun olan çok sayıda bilgisayar mühendisinin ucuz iş gücü potansiyelini artırdığını ifade eden Yıldırım, Türkiye’de bilişim politikalarına müdahale edecek bir yapının da olmadığını belirterek, kamudan, halktan yana bilişim politikalarına müdahale edecek bir yapıya ihtiyaç olduğunu işaret etti.

E-DEVLET PROJESİ ELEŞTİRİSİ

E-devlet projesinin ne kadar eşitlikçi ve halkın yararına hizmet vereceğinin “tartışılır” olduğunu söyleyen Yıldırım, bilişim sektöründe çalışan birçok kişinin güvencesizlik, düşük ücret, fazla mesai, esnek mesai gibi şartlarda çalışmak zorunda kaldığını kaydetti. Yıldırım, bilişim sektöründe Bilişim İşverenleri Sendikası varken, bilişim çalışanlarından yana bir yapının olmadığını ifade etti. BMO’nun bu eksikliği de kapatmayı amaçladığını kaydeden Yıldırım, BMO’yu bilişim çalışanlarından yana bir zemin oluşturmak için hayata geçirmeye çalıştıklarını ifade ederek, şunları söyledi: “Emekten ve insandan yana bir yapının oluşturulması için bilgisayar mühendislerinin odasının kurulmasını istiyoruz. Geldiğimiz noktada BMO’nun artık bir ihtiyaç değil bir zorunluluk olduğunu anladık.” Zorunlu ihtiyaçtan “Artık BMO’yu kuruyoruz” diye işe başladıklarını ifade eden Yıldırım, bu çerçevede ilk olarak 15 Ekim’de Ankara’da ve bir ay sonra da İstanbul’da çalıştaylar yaparak, BMO ile ilgili bir kuruluş raporu hazırladıklarını kaydetti. Farklı alanlara neden BMO’ya ihtiyaç olduğuna dair sempozyumlar düzenlediklerini ve bu çerçevede gerek sosyal medya gerek farklı aktivitelerle BMO’yu tanıtmaya çalıştıklarını ve böylece BMO’ya zemin ve altyapı kazandırdıklarını kaydetti.

‘BİLİŞİM SEKTÖRÜNÜ HALKINA HİZMETİNE SOKMAK İSTİYORUZ’

BMO ile birlikte bilişim sektörünü halkın hizmetine sokmak istediklerinin altını çizen Yıldırım, BMO’ya ulaşılması için “bmo.org.tr” adlı internet sitesini kurduklarını ve çalışmaları ile ilgili her konuda bu siteden bilgi alınabileceğini kaydetti. Yıldırım, Şube Genel kurullarına BMO’nun kurulmasının EMO Genel Kurulu’na taşınması için önergeler verdiklerini kaydetti. 21-22-23 Mart tarihlerinde EMO Genel Kurulu’nun olacağını belirten Yıldırım, kendileri için de bu tarihin önemli olduğunu, odalaşma sürecinin ilk etabının da bu kongrede tamamlanacağını söyledi. Yıldırım, kuruluş kararının Genel Kurul’da kabul edileceğini ve Haziran ayında TMMOB Genel Kurulu’ndan sonra BMO’nun kurulmasının tamamlanacağını ifade etti. Yıldırım Haziran ayında BMO’nun kurulma kararının çıkmasından itibaren ise geçici bir kurulun oluşturulacağını, bu kurulun hazırlıklarının tamamlanması ile birlikte bilgisayar mühendislerini BMO’ya davet edeceklerini, son aşamada ise bilgisayar mühendislerinin oyları ile yönetim kurulu ve kurulların oluşacağını aktardı..”

(Ajanslar)

Amerika’ya gidenler: Twitter mesajlarınıza dikkat!

0

Leigh Van Bryan adlı bir bar işletmecisiyle arkadaşının Twitter üzerinden “Amerika’yı imha etmeye gidiyorum” diye mesaj gönderdiği için başına büyük dert açması ve “güvenlik tehdidi yarattığı gerekçesiyle” gerisin geriye gönderilmesi ardından, ABD’ye tatile gitmek isteyenlere uyarıda bulunuldu.

26 yaşındaki Van Bryan, mesajıyla “Amerika’da iyi vakit geçirmeye gittiğini anlatmak istediğini” savunsa da, sınır kapısından geri çevrilmekten kurtulamadı.

Leigh Van Bryan, Los Angeles tatili öncesinde, bir arkadaşına “Gidip Amerika’yı imha etmeden önce bir araya gelip çabucak bir buluşma için bu hafta boşum.” diye tweet atmış, ama mesaj ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın ağına takılmıştı.

Bulvar gazetesi Sun‘a yaşadıklarını anlatan Van Bryan, arkadaşı Emily Bunting ile Los Angeles Uluslararası Havaalanına iner inmez yakalandıklarını ve bakanlık görevlilerinin kendisine terörist muamelesi yaptıklarını söyledi.

Leigh Van Bryan, bir diğer tweet’inde de, Family Guy şovuna gönderme yaparak, “üç hafta içinde Los Angeles’te olacağını, insanları sinir edip Marilyn Monroe’nun mezarını kazacağını” yazmıştı. Van Bryan, Twitter mesajları yüzünden beş saat süreyle sorguya çekildiğini anlattı.

İngiliz turizm acentaları derneği Abta, “Van Bryan ve arkadaşının yaşadığı olay, tatile gitmeye heveslenenlerin kuşku ya da kaygı yaratacak hiçbir şey yapmamaları gerektiğini ortaya koyuyor” dedi; özellikle 11 Eylül saldırılarından bu yana, havaalanlarındaki güvenlik görevlilerinin, “bir tehlike söz konusu olduğunda, pek de mizah duygusuna sahip olmadıklarını” vurguladı.

Abta, “Geçmişte de, tatile giderken çantasında bomba bulunduğu şakasını yapan kişilerin, saatlerce inceden inceye sorguya çekildiğini, bu yüzden uçaklarını kaçırdıklarını gördük.” dedi.

2010 yılı Ocak’ında da, Paul Chambers adkı kişi, Doncaster’da kar yağışından etkilenen Robin Hood havaalanını “kız arkadaşına kavuşabilmesi için zamanında ulaşıma açılmazsa, göğe uçuracağını” belirten bir tweet atmış, bunun üzerine 385 sterlin para cezasına çarptırılmış, ayrıca 2600 sterlin tutan masrafları da ödemeye mahkum edilmişti.