Ana Sayfa Blog Sayfa 4803

HES cezalısı Leyla’ya 9 yıl hapis istemi

Erzurum’da HES protestosuna katıldığı için ‘eylemlere katılanlarla görüşmeme’ cezası alan 17 yaşındaki Leyla hakkında bu kez 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

DHA‘dan Nursima Özonur ve Kerim Burucu‘nun haberi şöyle:

Tortum İlçe Jandarma Komutanlığı’nda er olarak vatani görevini yapan 22 yaşındaki Abdullah Teke, Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği dilekçede, 5 Ağustos 2011 günü Leyla Yalçınkaya’nın attığı taşla yaralandığını, er Adil Aldemir ise aynı gün kendisine ’şerefsizler’ diye bağırarak hakaret ettiğini ileri sürdü.

Er Abdullah Teke, 12 Eylül 2011 günü Leyla Yalçınkaya’nın jandarma aracının yanından geçerken kendisine ‘ağır küfürler’ ettiğini iddia etti. Leyla Yalçınkaya ise hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.

Savcılık iki ayrı dava açtı
Ancak Tortum Cumhuriyet Başsavcılığı, Leyla Yalçınkaya hakkında Çocuk Mahkemesi sıfatıyla Tortum Sulh Ceza Mahkemesi’nde ’hakaret’, yine Çocuk mahkemesi sıfatıyla Tortum Asliye Ceza Mahkemesi’nde ’hakaret’, ’görevi yaptırmamak için direnme, kasten yaralama’ suçlarından dava açtı.

21 Şubat günü Tortum Adliyesi’nde başlayacak ilk duruşmayı, CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur başkanlığındaki bir heyetin de izleyeceği belirtildi.

“Kargalar bile inanmaz”
Leyla Yalçınkaya’nın savunması üstlenen avukat Ercüment Şenol, Bağbaşı’nda vatandaşların HES yüzünden güvenlik kuvvetleriyle karşı karşıya geldiğini anımsattı. Cumhuriyet savcılarının birtakım davalar açtığını anlatan Ercüment Şenol, çocuk mahkemesinde yargılanan bir kızın jandarma Abdullah Teke’yi dövdüğü, yaraladığı ve hakaret ettiğine ’kargaların bile inanmayacağını’ söyledi. Avukat Ercüment Şenol şöyle konuştu:

“Bay Teke iftira etmiştir. Aslı astarı yok. Adalete inanıyoruz. Leyla duruşmada beraat edecektir. Bay Teke’nin attığı iftiradan yüzü kızaracaktır. Devletin silahlı görevlisine bir kız çocuğu nasıl engel olur? Leyla HES mağdurudur. Güvenlik kuvvetlerinin aşırı güç kullanımına maruz kalmıştır. Geleceği karartılmak istenen insan konumundadır. İkinci kez, inşallah mahkemede mağdur olmayacaktır.”

Ödük Vadisi’nde neler oldu?
Tortum İlçesi’ne bağlı Bağbaşı, Serdarlı ve Pahlivanlı beldeleriyle Dikmen, Uzunkavak köylerinden geçen Ödük Çayı üzerine kurulması planlanan üç ayrı HES’e karşı çıkan köylü kadınlar, uzun süre iş makinalarının çalışmasına izin vermedi.

Ödük Vadisi’nde ’Canımızı verir, suyumuzu vermeyiz’ diyerek sık sık eylem yapan köylülerle güvenlik görevlileri arasında arbede yaşandı. Güvenlik görevlilerinin sert müdahaleleri karşısında bazı kadınlar ve çocuklar baygınlık geçirdi.

Vadide 3 milyon organik meyve ağacı bulunduğunu ve yörede organik tarım yapıldığını belirten yöre halkı, HES’lerle ayrıca bölgedeki çeşitli uygarlıklara ait izlerin silineceğini, zorunlu göç olacağını savundu. HES’lerle birlikte kırmızı benekli doğal alabalıkların sonunun geleceğini öne süren köylüler, yaptıkları eylemlerle HES’e direniş gösterdi.

Eylemlere katılan kadın ve erkeklerin bazılarına 250’şer lira para cezası vermesinin yanı sıra, o dönem 17 yaşında olan Leyla Yalçınkaya’ya da mahkeme tarafından, ’HES’in çalışma alanlarında bulunmama ve eylemlere katılanlara görüşmeme’ cezası verildi.

Geçtiğimiz günlerde HES eylemine katılan köylü kadınlarla Ankara’ya giden Leyla Yalçınkaya, CHP grup toplantısına katılıp destek istedi. Ödük Vadisi’ndeki HES çalışmaları da 2 yıllık bir aradan sonra geçen yılın son aylarında yeniden başladı.

Yeşiller & EDP: İnsanların umrunda olan bir iş yapmak

Geçtiğimiz günlerde Yeşiller partisi ve EDP ortak çalışma kararı aldı. Pek çok konuda ortak politikalara sahip olan iki parti Türkiye solunda sıklıkla rastlanan ciddi bir özveri ile ortak çalışmalara başladı. EDP ve Yeşiller’in yaptığı işlerde Türkiye solu için istisnai olan şey ise kavga gürültü çıkartmadan demokratik bir tartışma ortamında çalışmaların yürütülmesi oldu ve oluyor.

Ortak çalışma kararı beni sevindirdi. Ben de çalışmalara elimden geldiğince katılmaktayım. EDP İzmir ile birlikte Aliağa’da inşa edilmesi planlanan 7 termik santrali durdurmak için “1 milyon İzmirli Termik Santrale Karşı” kampanyasını başlattık. Kampanya yeni bileşenleriyle güçlenerek devam ediyor.

Birlikteliğimizi pekiştirmek için 32 ilde Ekoloji ve Demokrasi forumları düzenliyoruz. Şu ana kadar ilgi ve tepkiler gayet olumlu. Birlikte attığımız her adımda EDP’yi kendi partim gibi görmeye yaklaşıyorum. Ben bu olumlu duygular içindeyken EDP’li veya Yeşillerden olmayan insanların tepkileri nasıldır diye merak ettim. Sordum google dedeye “Yeşiller ve EDP” neyler deyu. Çıkan pek çok haber yazısının arasında iki tane ekşisözlük bağlantısı da vardı.

Haberleri hızlıca okuduktan sonra açtım sözlüğü.   “edp ve yeşiller partisi birleşiyor” başlığı altındaki 2 nolu yorum beni derin düşüncelere sürükledi: “and not a single fuck was given that day“. Türkçesiyle: “s**imden aşağı Kasımpaşa” ya da “çok da umurumuzdaydı”.

Bu yorumun beni çarpan yanı sadece dakikalar önce haberdar olduğum, iki TKP arasındaki arbedeyle ilgili hislerimi birebir yansıtıyor oluşuydu. Hangi TKP’nin ne yaptığı şahsen çok da umurumda değil. Kafalardaki şiddeti seven sol algısını pekiştirdikleri için yoğun bir kızgınlık hissediyorum. Fakat iki parti de bu akşam bir daha dönmemek üzere siyasetten çekilse hayatımda en ufak bir değişiklik olmayacak. Benim gibi muhalif siyasetle ilgilenen bir insanın bile umurunda olmayan bu arbede sosyal medyada sadece makara konusu olabildi.

Bir hafta Söke’de, bir hafta da Uşak’ta iki foruma katıldım. İkisinde de birbirinden değerli insanlarla tanışma fırsatı buldum. Yoğun olarak Yeşiller’i tanımaya yönelik sorular soruldu. Elimden geldiğince yanıtladım.

Bu iki forumun ve İzmirde gerçekleşen toplantıların ortak yönü gençlerin düşük katılımıydı. Uşak’ta gençler güneşli fakat soğuk pazar gününü tüm tarih boyunca yaptıkları gibi sokakta ve kafelerde muhabbet edip, eğlenerek geçiriyorlardı. Biz ise günümüz gençliğine tamamen anlamsız gelen 30 yıllık husumetler ve şeflik hesapları kokan bir salonda çay üstüne çay içip Yeşilleri ve EDP’yi tanıtmaya çalışıyorduk.

Tüm bunları düşünürken taa İzmir’deki evimden Uşak’lı gençlerin bize “Kasımpaşaaaa!” diye bağırdığını duyar gibi oldum ve irkildim. Tamamı yüksek öğrenim görmüş fakat sol politika ile özel olarak ilgilenmeyen arkadaşlarımdan oluşan (14-15 kişilik) bir gruba HDK‘nın ne olduğunu sordum. Kimse bilmiyordu. Sonra uzun uzun düşündüm.

 

Kendi adıma vardığım bazı sonuçları sizlerle paylaşmak istiyorum:

Gençlerin umurunda (ve facebook albümlerinde) olamazsak varolamayız

Yeni bir parti vb. kurulacak olursa temel strateji insanların canını çektirtmek olmalıdır. İnsanlara kendiliklerinden “ben de orada olmalıyım, ortam süpermiş!” dedirtmeliyiz. Gençler için Y+EDP’de olmak cool bir durum olmalı. Yaz kampları, festivaller vb. düzenlemek, yapılan etkinliklerin sonunda eğlenmek ve en zoru da etkinliklerin kendisini eğlenceli hale getirmek işe yarayabilir.

 

Niceliksel değil niteliksel büyüme

Soru: Yeşiller ve EDP işbirliği ortaya atıldığından beri tüm ortak toplantılarda ısrarla “2+2 nasıl 4’ten fazla eder?” diye sordum. Ya da “İki ayrı parti olarak yola çıkıp sonunda nasıl on parti gücüne ulaşırız?”

Cevabım: Daha önce ilgilenmediğimiz, hakkında politika üretmediğimiz konularda çalışarak. Yeni ve cür’et-kar fikirler ortaya atarak. Somut hedefi olan kampanyalar düzenleyerek. Kısacası geniş spektrumlu antibiyotik gibi olmak gerek.

Soru: Beraber yol alırken, başkalarına da “gel bize katıl bize” diyeceksek; kime, nasıl çağrılarda bulunmalıyız?

Cevabım: Eğer bir çağrıda bulunacaksak yeni ilgilendiğimiz konular hakkında programatik metnimizi bizimle birlikte yazmaları için konunun muhataplarını ve uzmanlarını çağırmalıyız. Çağrımız kesinlikle “gelin üye olun” şeklinde değil, “biz şu ve bu konularda politika üretmek istiyoruz gelin bizimle görüşlerinizi paylaşın” şeklinde olmalı. Sonrasında katılan katılır.

Soru: Kimlere çağrı yapılmamalı?

Cevabım: Yanında antika didişmelerini de getirecek eski solculara.  Kimsenin okumadığı dergilerin etrafındaki insanların ya da onuncu partisini kurmuş ve dağıtmış çelik çekirdeklerin bize faydadan çok zarar vereceğini adım gibi biliyorum. Üstelik EDP’nin politikaları benim “sol politika” ihtiyacımı gayet kaliteli bir şekilde karşılıyor.

 

Medyada yer almak (hiç kimsenin olmadığı bir ormanda devrilen ağaç olmamak)

Biz ne yaparsak yapalım, ne kadar süper olursak olalım, medyada var olmadığımız sürece etkimiz sınırlı kalacaktır. Bilinirlik çok önemli.

Direk populizm: Medyada yer alma ihtimali yüksek eylemlere, etkinliklere ağırlık vermemiz gerekir. Gerisi hikaye.

 

 

‘Kerberuslar Atina’ya geliyor’

0

Yunanistan için hayati önemi olan AB’nin ikinci yardım paketi için yarın kritik gün. Hükümetin yeni tedbirlerine eleştirlerin geldiği basın, Atina’daki denetimcileri ‘Kerberus’ köpeklerine benzetildi.

Yunanistan başbakanı Lukas Papadimos, dün gerçekleştirilen ve geç saatlere kadar süren olağanüstü bakanlar kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, yeni yardımın onaylanması için emekli maaşlarının azaltılmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Yeni yardım paketinin onaylanması için, hükümetin, Troyka ile belirli kriterler temelinde ilke anlaşmasına vardığını belirten Papadimos, bu anlaşma çerçevesinde Pazartesi günü yapılacak Eurogroup toplantısına kadar bazı önemli kararların alınması gerektiğini söyledi.

Harcamaların denetlenmesine yönelik Komisyon tarafından Yunanistan’a kayyum tayin edileceğine ilişkin iddialara değinen Papadimos, böyle bir şeyin sözkonusu olmadığını ancak, Avrupa Komisyonu’nun daha önce denetim için Atina’ya gönderdiği “Task Force”n (Görev Gücü) güçlendirileceğini söyledi.

Öte yandan, Yunan medyasında çıkan haberlerde, Atina hükümetinin, yeni yardım paketinin onaylanması için, Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve IMF temsilcileriyle (Troyka) Yunanistan ekonomisinde süratli ve zorunlu değişiklikler yapacak yeni tedbirler içeren bir program konusunda anlaşmaya vardığı bildirildi.

Hükümetin, sözkonusu anlaşma çerçevesinde 10 gün içerisinde ülkenin iş yaşamına köklü değişiklikler getirecek 79 yasa ve kararname çıkarmayı kabul ettiği öne sürülen haberlerde, yeni tedbirlerin yanısıra, AB Komisyonu’nun Atina’daki 80 kişilik denetim ekibinin en az üç yıl için 120 kişiye çıkarılması ve yetkilerinin arttırılmasının da karara bağlandığı iddia edildi.

Haberlerde, hükümetin onaylanmak üzere parlamentoya getirmeye hazırlandığı yeni yasa ve kararnamelerin, kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolu memur statüsünün (süreklilik) kaldırılması, işçi ve memur maaşlarıyla emekli maaşlarında, savunma harcamalarında ve kamu yatırımlarında yüzde 50’ye varan oranlarda kesintiler yapılması, toplu iş sözleşmelerinin iptal edilmesi, gelir vergilerinin arttırılması, sosyal yardım kurumları birleştirilerek, zayıf gelirlilere yapılan yardımların iptal edilmesi ve sosyal sigortalıların hastane ve ilaç alımındaki harcamalara olan katkı payının arttırılması gibi konuları içerdiği belirtildi.

Öte yandan, Yunan haber ajansı AMNA’ya açıklama yapan üst düzey bir hükümet yetkilisi, bakanlar kurulunda, Brüksel’den olumlu yönde karar çıkması durumunda Yunanistan’a verilecek yeni yardımın ödeme şeklinin de ele alındığını belirtti. Bu konuda henüz kesin bir karara varılmamasına rağmen, yeni yardımın, bakanlıklardaki denetim timlerinin vereceği bilgiler doğrultusunda, Troyka’nın hazırlayacağı rapora bağlı olarak aylık taksitler halinde ödenmesinin ağırlık kazandığını belirten yetkili, taksitlerin yeterli olmaması durumunda da, ihtiyaç olan meblağın bütçe harcamalarından yapılacak kısıtlamalarla karşılanacağını söyledi.

‘Kerberuslar Atina’ya geliyor

Diğer yandan, hükümetin Troyka ile vardığı anlaşma çerçevesinde almayı kararlaştırdığı öne sürülen yeni tedbirler Yunan basınında sert yorumlara neden oldu. Hfatalık To Vima gazetesi, Avrupa Komisyonu’nun yeni yardım karşılığında kabul ettirdiğini öne sürdüğü yeni koşulları “Troyka’dan Yunanistan’a takılan bir kelepçe” olarak değerlendirdi. Ethnos gazetesi de, yeni yardım anlaşmasının “kan ve gözyaşları” arasında kabul edildiğini belirttiği haberinde, Komisyon’un Atina’daki denetim timlerini mitolojide, ölülerin bulunduğu yer altında bekçilik yapan üç başlı “Kerberus” köpeklerine benzetti.

(Ajanslar)

Kitap takas eden 7 öğrenciye soruşturma

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi, kitap takas standı açan 7 öğrenci hakkında soruşturma başlattı.

Bilginin bir meta olmadığını ve mülkiyetinin de olamayacağını savunan Öğrenci Kolektifleri üyesi öğrenciler İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde kitap takas standı açtı. Ancak bu duruma ‘göz yummayan’ Rektörlük, standı açan 7 üniversite öğrencisine soruşturma açtı.

Soruşturmanın ardından öğrenciler, kitaplarını parayla satmak yerine paylaşmayı tercih ettiklerini belirterek, her türlü baskıya karşı, “Bilgiyi satmıyoruz, kitaplarımızı paylaşıyoruz” sloganıyla kitap takas standı açmaya devam edeceklerini söylediler.

Soruşturma kapsamında öğrencilere sorulan sorular ise, kaçakçı şebekesine sorulacak türden sorular! Rektörlüğün garip soruları şöyle:

-26.12.2011 tarihinde iktisadi ve idari bilimler fakültesi bina içerisinde açılan ‘kitap değiştirme’ standını açan öğrencilerden biri miydiniz?

-Siz stant açma veya başka bir faaliyette bulunabilmek için rektörlük makamından izin alınması gerektiğini, aksi takdirde yapılacak işlemin suç olduğunu biliyor muydunuz? Veya izin almaya gerek duymadınız mı?

-Güvenlik görevlileri sizleri uyardığında standı kapatıp izin alma yoluna gitme yerine güvenlik görevlileri ile tartışmayı neden yeğlediniz?

Tecavüz mağduru Ayşa Kızın duruşmasına çağrı!

Ayşa kız yaşadığı mahallenin göz bebeğiydi, bakılıyor, besleniyor ve en önemlisi çok seviliyordu. İnsanlarla ve başka hayvanlarla iyi anlaşan bu sevecen kızımızı bir gece kötü niyetli bir kişi arabaya bindirip kaçırdı! Ona her daim bakan ve ailesi olan hayvansever kişi aracı durduramadı ama plakayı aldı, polise ihbarda bulundu. Sosyal medya sayesinde olay hızla duyuldu, hayvanseverler, polis ve mahalleli Ayşa’yı kaçıran aracı aramaya başladılar. Gecenin sabaha kavuştuğu sıralarda bir evin önünde araç bulundu ve şahısa suç üstü yapıldı! Maalesef yapılan muayene sonucu Ayşa kızımızın tecavüze uğradığı kesinleşti. Şahıs hakkında yasal işlemler başlatıldı. İlk duruşma bu yılın Şubat ayında. Sizlerden ricamız Ayşa kızı ve onu sahiplenen ailesini bu duruşmada yalnız bırakmamanız! İstanbul’da yaşayan hayvanseverlerin, hayvan hakkı savunucularının ve vicdan sahibi her insanın duruşmaya katılacağına, katılamayanların ise manen desteklerini esirgemeyeceğine inanıyoruz!

YER: İSTANBUL KADIKÖY 6.ASLİYE CEZA MAHKEMESİ

TARİH: 21 Şubat 2012 Salı

SAAT:  09:30 – 12:30

Letonlar Rusça’ya “hayır” dedi

Letonya’da yapılan referandumda Rusça’nın ikinci resmi dil olması reddedildi. Seçmenlerin yüzde 76’sı Rusça’nın ikinci resmi dil olmasına ‘‘hayır’‘ derken, bunu isteyenlerin oranı yüzde 24’de kaldı.

Böylece 2,1 milyonluk nüfusun üçte birini Rusça konuşanların oluşturduğu Baltık ülkesinde, uzun süredir tartışma konusu olan dil meselesine son nokta koyuldu.

Hopa olayları 400 avukat tarafından AİHM’e taşınıyor

31 Mayıs’ta Hopa mitinginde polis şiddeti, emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun öldürülmesi, uzun tutukluluk ve yargılama süreci 400 avukat tarafından AİHM’e taşınıyor.

31 Mayıs 2011’deki Hopa mitingi öncesi ve sonrası çıkan olaylar, emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun polisin şiddetli saldırısı ve gaz bombaları sonucu ölümü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşınıyor.

AİHM’e götürülecek davayla ilgili 400 avukat ortak bir rapor hazırladı. Raporda, Lokumcu’nun ölümü Hopa’da 17, Ankara’da tutuklanan 22 kişinin yargılanma süreçleri yer alıyor.

Raporda, güvenlik güçlerinin uygulamaları, uzun tutukluluk ve özel yetkili mahkemelerde yargılamanın hukuk ilkelerine aykırı olduğunu belirtilerek, Türkiye’deki yargı sisteminin de AİHS’ne aykırı olduğuna vurgu yapılıyor.

Davayı AİHM’e götürecek avukatlardan Meriç Eyüboğlu, “400 avukat ortak rapor hazırlıyoruz. Kullanılan şiddet, biber gazı, uzun tutukluluk ve özel yetkili mahkeme diye 3 madde var. İç hukuktaki tıkanmaları aşmak için bu raporu AİHM’e yolluyoruz” dedi

İran’la nükleer müzakereler İstanbul’da

İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi, Tahran ile 5 artı 1 ülkeleri arasında yapılacak nükleer görüşmelerin İstanbul’da gerçekleşeceğini söyledi.

Bir basın toplantısında konuşan Salihi, Birleşmiş Milletler 5 daimi üyesi artı Almanya’dan oluşan 5+1 ülkeleri ile görüşmelerin mekânının İstanbul’da olması konusunda mutabakata vardıklarını açıkladı.

Salihi, “Görüşmelerin İstanbul’da yapılmasından yanaydık, karşı taraf da bu konuya olumlu baktı, görüşmeler İstanbul’da gerçekleşecek” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi, Türk mevkitaşı Ahmet Davutoğlu’nun da bu konuda ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu bildirdiğini dile getirdi.

(NTV)

 

Cumhurbaşkanı’na taşlı saldırı

0

Haiti Cumhurbaşkanı Michel Martelly’e başkent Part Au Prince’in merkezinde düzenlenen bir karnaval töreninde yürüdüğü sırada taşlı saldırıda bulunulduğu bildirildi.

Ulusal Saray’dan yapılan açıklamada, Champ de Mars plazası yakınında meydana gelen olayda, Martelly’nin yara almadığı belirtildi.

Associated Press haber ajansına konuşan görgü tanıkları, bazı kişilerin Haiti Üniversitesi’nin arka tarafından Martelly ile kendisine eşlik eden araç konvoyuna taşlar attıklarını, polisin de havaya ateş açarak buna karşılık verdiğini söyledi.

Görgü tanıklarından biri Martelly’nin omuzuna bir taş isabet ettiğinin belirtti. Omuzuna taş isabet eden Martelly’nin kendisini kucaklayan 2 güvenlik görevlisi sayesinde düşmekten son anda kurtulduğunu kaydeden Stanley Lazard adlı görgü tanığı, Cumhurbaşkanı’nın daha sonra koruma görevlilerince bir arabaya bindirildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı bürosu ve diğer görgü tanıklarıysa Martelly’nin olay sırasında yaralanmadığını ve yakındaki Ulusal Saray’a götürüldüğünü bildirdi.

Martelly’nin olaydan bir saat sonra Ulusal Saray’dan ayrıldığı ve Cumhurbaşkanlığı konutuna gelmeden önce büyük bir polis koruması altında bir süre yürüyüş yaptığı görüldü.

Saldırının ardından, Haiti Üniversitesi’nin duvarlarını yıkarak okula giren Martelly taraftarlarıyla öğrenciler arasında çatışmalar yaşandı. Üniversite öğrencileri, Martelly taraftarlarının üniversitesi bahçesinde park etmiş durumdaki araçların camlarını kırdıklarını belirtti.

Aynı zamanda ABD vatandaşı olduğu ileri sürülen Martelly’nin, çifte tabiyeti bulunan kişilerin cumhurbaşkanı olmasını yasaklayan Haiti anayasasını ihlal ettiği iddiaları Haiti’deki bazı senatörlerce dile getiriliyor.

Haiti’de bir süreden beri, Martelly’den seyahat belgelerini göstererek hukuki durumunun cumhurbaşkanı seçilmeye uygun olduğunu kanıtlaması talebiyle gösteriler düzenleniyor. Martelly ise evraklarını göstermek gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek bu istekleri geri çeviriyor. (Ajanslar)

Kültür Başkenti Ajansı’nın 75 trilyonluk AKM tadilat parası nereye gitti?

Kültür Sanat Sendikası, 2010 İstanbul Kültür Başkenti Ajansı’nın 75 trilyonluk AKM tadilat parasının nereye gittiğini açıklayamadığını duyurdu.

Hülya Karabağlı’nın T24’te yayınlanan haberi;

Kültür Sanat Sendikası, AKM’nin dört yıl sonra Sabancı Holding tarafından aslına uygun restore edilmesindeki başarının kültür ve sanat örgütlerinin kararlı mücadelesi ve ısrarlı takibinden kaynaklandığını söyledi. “AKM gibi değerleri tadilat gerekçesiyle yıkma girişimlerini unutmadık” diyen Sendika,  “2010 İstanbul Kültür Başkenti Ajansı 75 trilyonluk AKM tadilat parasının nereye gittiğini açıklayamadı ve AKM’yi teğet geçti” açıklamasını yaptı.
Sendika Merkez Yönetim Kurulu, AKM ile olumlu gelişmelerin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın başarısı gibi gösterilmesine itiraz etti ve son dört yıllık süreci anlatan bir açıklama yaptı:

Kültür ve sanatı ‘elit’ görüp küçümseyen zihniyet

Kültür ve Sanata verilen değer, bir ülkenin gelişmişlik düzeyi açısından önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Kültür ve Sanatı “elit” bir uğraş olarak görüp küçümseyen çağdışı zihniyet,  toplumun ve ülkemizin tarihsel, kültürel, sanatsal değerlerini gerçek dışı bilgilerle yozlaştırıp, manipüle ederek, toplumun derin bir karanlığın içine çekilmesine neden olmaktadır. Bu zihniyetin bir yansıması olanların,

Tadilat gerekçesiyle yıkma girişimleri

Devlet Operası ve Tiyatrolarının ve daha bir çok kurumun yaşadığı sorunlara çözüm bulmaktan kaçınanların, sadece Kültür Sanat örgütleri açısından değil, tüm toplum tarafından önemsenen AKM gibi değerleri tadilat gerekçesiyle yıkma girişimlerini unutmuş değiliz.

AKM’nin 75 trilyonluk tadilat parası nerede

2008 Mayısı AKM perdelerini kapadı. Yıkılacak-yenilenecek tartışmaları ve çeşitli projeler dolaştı kamuoyunda… 2010 İstanbul Kültür Başkenti Ajansı 75 trilyonluk AKM tadilat parasının nereye gittiğini açıklayamadı ve AKM’yi teğet geçti!
AKM’nin korunup korunmayacağı iktidar, Bakanlık ve Ajans hatta bir kısım medya tarafından ısrarla tartışmaya açılıp aslına uygun yapılmasını isteyen sendikamız başta olmak üzere demokratik kitle örgütleri AKM’nin yapılamamasından dolayı sorumlu tutulmaya çalışıldı.
Hatta daha ileri gidilerek mahkeme hedef gösterildi ve AKM panolarına “Mahkemenin aldığı karar nedeniyle AKM yapılamamaktadır.” afişleri bile asıldı.

AKP hükümetinin kültür ve sanata saldırıları

Geçtiğimiz dört yıl içinde, AKP hükümetinin kültüre ve sanata yönelik saldırıların hem hedefi hem de önemli bir simgesi haline gelmiş olan AKM’nin tadilat gerekçesiyle yıkılmayacak olması, basına yansıtıldığı gibi Kültür ve Turizm Bakanlığının başarısı değil, sendikamız, Mimarlar odası ve çok sayıda diğer kültür ve sanat örgütünün kararlı mücadelesi ve ısrarlı takibinin sonucudur.

Hangi  proje bilinmiyor

AKM’nin geleceği için belleğimize, sanatımıza, hakkımıza sahip çıkmak için alandaki demokratik kitle örgütleriyle onlarca eylem gerçekleştirdik. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa uygun onarım yapılmasını istedik. Uzun bir mücadele ve takip neticesinde, sonunda AKM’nin yaklaşık onarım maliyetinin yarısına yakını Sabancı Holding’ten alınarak yapılacağı Bakanlık tarafından basına yansıtıldı; ancak Koruma Kurulundan geçen projenin Tabanlıoğlu Mimarlıkla uzlaşmaya varılan proje olup olmadığı hala bilinmemektedir. Sabancı Holding’in AKM’nin aslına uygun yapılması koşulu getirmesini ise memnun edici bir söylem olarak kabul etmekteyiz.