Ana Sayfa Blog Sayfa 4802

HES tartışmasında kan aktı

Elazığ’ın Kovancılar ilçesine bağlı Yarımca Beldesi’nde bulunan Etikrom Fabrikası’na kurulmak istenen Hidroelektrik Santrali (HES) tartışma ve kavgayla başladı.

Kovancılar’ın Yarımca Beldesi’ndeki özel bir holdinge ait Etikrom Fabrikası’nda HES kurulacağının açıklanmasının ardından bugün beldeye giden fabrika yetkilileri ile Çevre ve Şehircilik Müdür Yardımcısı Veysel Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu bazı görevliler, köy kahvesinde kendilerini bekleyen köylülere HES hakkında bilgi vermek istedi.

Belde sakinleri, HES yapımına karşı olduklarını belirterek, santralin tamamlanmasından sonra çevre ve insan sağlığının bozulacağını savunarak, görevlilerle tartışmaya başladı.

Görevliler ile köylüler arasındaki tartışma, daha sonra yumruklu, taşlı kavgaya dönüştü.

Çevre ve Şehircilik İl Müdür Yardımcısı Veysel Yıldırım, kafasına isabet eden bir taşla kanlar içerisinde kalırken, bir fabrika elemanı da baygınlık geçirdi.

BELEDİYE BAŞKANI OLAYLARI ÖNLEMEYE ÇALIŞTI
Yarımca Belediye Başkanı AK Partili Mehmet Ali Sertdemir ve bazı vatandaşlar kavgayı engellemeye çalışırken, olay yerine gelen jandarma ekipleri, olayların büyümesini önledi.

Taşlı saldırı olayında yaralananlar ambulansla Elazığ’a götürülürken, Etikrom Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldırım’ın özel aracıyla olay yerine gelmesi, köylülerin tekrar ayaklanmasına yol açtı.

Jandarmanın uyarısı üzerine Yıldırım, aracına binerek beldeden ayrıldı. Jandarma ekiplerinin beldeden uzaklaştırmaya çalıştıkları fabrika görevlileri de köylülerin taşlı saldırısına uğradı.

MİNİ REFERANDUM
Fabrika elemanlarının olay yerinden uzaklaştırılmasından sonra Kovancılar Kaymakamı Selçuk Aslan ve takviye jandarma birlikleri de beldeye gelerek, sıkı güvenlik önlemi aldı.

Kaymakam Aslan geldikten sonra belde sakinlerine HES ile ilgili bilgiler verildi. Ancak belde sakinleri hidro elektrik santraline karşı olduklarını belirterek, yapımına izin vermeyeceklerini söyledi.

Bunun üzerine Kaymakamı Selçuk Aslan, olay mahallinde santralin kurulup kurulmaması konusunda mini bir referandum yaptı. Bilgilendirme toplantısına katılan kalabalık, santralin kurulmaması yönünde el kaldırdı.

Yarımca Belde Belediye Başkanı Mehmet Ali Sertdemir de belde halkı olarak termik santral yapımına karşı olacaklarını belirtti.

İzmir Belediyesi’nden organik üreticilere destek

İzmir Büyükşehir Belediyesi, büyük destek verdiği organik tarım üreticilerini Amerikalı ve Rus alıcılarla buluşturarak, ürünlerin pazarlanması konusunda da son derece önemli bir adım attı.

Seferihisar’a bağlı Orhanlı Köyü’nde Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde organik tarıma geçen üreticiler, yabancı alıcılarla bir araya geldi. Büyükşehir’in organik tarım alanındaki çalışmalarını duyan ve hayata geçirecekleri “organik gıda temin” internet portalı için alım yapmaya hazırlanan Rus işadamı Bogdan Gogulan, Büyükşehir’in aracılığıyla köylülerle bir araya geldi. Eşi Türk olduğuu için İzmir’de yaşayan Gogulan, Amerikalı ortağı Joe Elliot ile birlikte İzmir’in organik tarım potansiyelini alıcılara pazarlayacaklarını söyledi.

Buluşma sağlandı
Rus işadamı, Büyükşehir Belediyesi’nin organik tarım çalışması yaptığı bölgelerdeki üreticilerden ürün alarak bunları pazarlamayı çok istediklerini söyledi. Bogudan, kendilerini üreticilerle bir araya getiren Büyükşehir Belediyesi yetkililerine de teşekkür etti.
Orhanlı’da organik tarım üreticiliği yapan köylüler, ellerindeki ürünü çoğunlukla Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde, Karşıyaka Belediyesi, İzmir Tarım İl Müdürlüğü ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) işbirliğinde açılan Bostanlı’daki “Ekolojik Pazar”da sattıklarını söyledi.

Tahtalı’ya teşvik
Üreticiler, alım anlaşması imzalanması halinde dikim mevsiminde yabancı alıcılar için ekstradan dikim yapabileceklerini ifade ettiler. Tarım, Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı yetkilileri organik tarımı özendirme çalışmalarının süreceğini belirttiler.

Üretici 460’a çıktı
Organik tarım kapsamında Efemçukuru, Şaşal, Yeniköy, Bulgurca, Doğançay, Değirmendere, Çatalca, Şaşal, Gödence ve Kavacık köylerinde organik tarıma geçiş çalışmaları yapıldı. Tahtalı Havzası’nda 131 çiftçi organik tarıma geçti. Buca köylerindeki üreticiler ve Yarımada bölgesi ile birlikte bu sayı 460’a yükseldi.

Almanya’da Wulff’un yerine Gauck geliyor

Almanya’da iktidar partileri ile muhalefetteki Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller cumhurbaşkanlığı için Joachim Gauck’un ortak aday olarak gösterilmesi üzerinde uzlaşmaya vardı.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, dün parti liderleri ile ortaklaşa düzenlenen basın toplantısında, müşterek adaylarının Joachim Gauck olduğunu duyurdu. Merkel, farklı öneriler üzerinde hassasiyetle durulduğunu, ancak istişareler sonrasında Gauck’ta karar kılındığını belirtti. Merkel, Gauck ile kendisinin özellikle Doğu Almanya geçmişinin birleştirdiğini vurgulayarak, bazı görüş ayrılıklarına rağmen ortak yanları olduğuna inandığını belirtti. Merkel, “demokrasiye bağlı olan Gauck’un uluslararası alanda da önemli sinyaller verebileceğine inandığını” kaydetti.

Merkel, daha önce yaptığı açıklamada “muhalefet partileriyle birlikte ortak bir aday belirlemek istediklerini” söylemiş olduğunu hatırlatarak, bu nedenle varılan uzlaşmadan dolayı mutluluk duyduğunu belirtti. Joachim Gauck, Sosyal Demokrat Parti ile Yeşiller tarafından 2010 yılında da istifa eden Cumhurbaşkanı Christian Wulff’a karşı aday gösterilmişti.

Muhalefet memnun

Sosyal Demokrat Parti ile Yeşiller uzlaşıya varılmış olmasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Sosyal Demokrat Genel Başkanı Sigmar Gabriel, iki yıl önceki cumhurbaşkanlığı seçimine atıfta bulunarak, “Bu geçen zaman içerisinde herkesin Gauck’un seçilmemesinden pişmanlık duyduğundan eminim” dedi. Gabriel, Merkel’in muhalefet partileri ile ‘adil ve açık’ müzakereler yürütmüş olmasından memnun olduklarını dile getirdi. Yeşiller Meclis Grup Eşbaşkanı Renate Künast da Joachim Gauck’un yeniden cumhurbaşkanlığı makamına ‘anlam ve onur’ kazandıracağını söyledi.

Koalisyon ortağı Hür Demokrat Parti (FDP) Genel Başkanı Philipp Rösler de uzlaşma sağlanmış olmasının iyi bir başlangıç olduğunu belirtti. Ancak Hür Demokrat Parti’nin aslında Gauck’tan yana olmadığı, parti yetkililerini Başbakan Merkel’in ikna ettiği öne sürülüyor.

Sol Parti tepkili

Müzakerelere dahil edilmeyen muhalefetteki Sol Parti, Gauck’un ortak aday olarak nitelendirilmesinin imkânsız olduğunu belirtti. Genel Başkan Klaus Ernst, “5 milyonu üzerinde seçmeni olan bir parti dışlanıyorsa, burada bir uzlaşı adayından bahsetmek söz konusu olamaz” dedi.

Gauck kimdir?

1940 yılında Rostock kentinde dünyaya gelen Joachim Gauck, 1965 yılında ilahiyat öğrenimi tamamladı ve Protestan kilisesinde papaz olarak göreve başladı. İki Almanya’nın birleşmesi için önemli çabalar sarf eden Gauck, Eski Doğu Almanya (DDR) hükümetine karşı kurulan “Neuen Forum” hareketinin sözcülüğünü yaptı ve hükümete karşı protestolar düzenlenmesine ön ayak oldu. 1990 yılında DDR Meclisine seçilen Gauck, 1991-2000 yılları arasında eski Doğu Almanya istihbarat örgütü (STASİ) arşivinin başkanlığını yürüttü. Gauck o günden bu yana “Unutmaya Karşı-Demokrasi adına” derneğinin başkanlığını yürütüyordu. Joachim Gauck 2010 yılında cumhurbaşkanlığına aday gösterilmiş, Almanya Cumhurbaşkanlığı’na koalisyon partilerinin adayı Christian Wulff seçilmişti. Almanya’da cumhurbaşkanlığı seçiminin 18 Mart’ta yapılması bekleniyor. (Deutsche Welle Türkçe)

TÜGİDER’in foyası, “soya”da çıkıyor

Tüm Gıda İthalatçıları Derneği (TÜGİDER)’in Biyogüvenlik Kurulu’na yaptığı başvuruyla GDO’lu 3 soya türünün gıda amaçlı ithalatının iznini istemesinin ardından Fikir Sahibi Damaklar/Slow Food Türkiye’nin başlattığı “Siz, GDO’lu soyanın gıda amaçlı ithalatını onaylıyor musunuz?” kampanyasında yeni gelişmeler var.

Fikir Sahibi Damaklar’dan (FSD) bugün yapılan açıklamaya göre TÜGİDER üyesi şirket yetkililerine yönelik olan kampanyanın ilk sonucu olarak bir üye şirket 11 Şubat 2012 tarihinde TÜGİDER’den istifa etti. Açıklamada “…her derneğin, her kurumun, her oluşumun içerisinde en az bir kişinin vicdanının sesini duyabileceğine inanan, insanın zaaflarıyla limitli ancak vicdanıyla yükselen bir varlık olmasından ilham alan bir hareketiz.” diyerek kurumların yönetici ve sahiplerinin vicdanına seslendiklerinin altını çizen FSD, 15 Şubat 2012 günü ise yine TÜGİDER üyesi şirketler tarafından, bu defa “farklı” bir soru nedeniyle arandıklarını belirtti.

Arayan şirket yetkililerinin iddiasına göre “TÜGİDER yönetiminden üye şirketlere gönderilen bilgi notunda Avrupa Slow Food (Yavaş Gıda) hareketinin gıdada binde 9 oranına kadar GDO bulaşanına itiraz etmediği” söylendi. Şirket yetkilileri de bu bilginin doğruluğunu kontrol etmek için Slow Food hareketiyle iletişime geçmişlerdi. FSD tüm ısrarlarına rağmen, TÜGİDER’in dağıttığı bilgi notuna ulaşamadı.

“Slow Food gerek Türkiye’de, gerek Avrupa’da ve gerekse de tüm dünyada GDO’ya 1 değil, 10 nedenden ötürü açık ve net olarak karşıdır.”  diyerek GDO karştı duruşlarının evrensel ve koşulsuz yapısını açıkça ortaya koyan FSD, Türkiye’ye GDO girişi sürecinde yaptıklarını da sırayla anlattı. Buna göre FSD, ilk GDO yönetmeliğinin yayınlandığı 2009 yılından bu yana “GDO’ların yönetilmesini değil yasaklanmasını istiyoruz”, “Yemiyorsak sebebi var” ve “Etiket Hafiyeleri” kampanyaları ile duruşunu kamuoyu ile paylaştı.

Türkiye’nin bir tarım politikası eksiği olduğunu belirterek bunu çözmek için verilmesi fevkalade zorlu sınavlar olduğunu belirten FSD, GDO’lu yem konusunda da durumun, bu sınavı vermek adına yatırım yapmak ya da dışarıya bağımlı, GDO’lu yem seçmek arasında olduğunun altını çizdi. Hükümetin tercihini an itibariyle “malesef” ikincisinden yana kullandığını eleştiren FSD, Türkiye’nin marka değeri gıdasının “paketli sanayii mamulü gıda” değil,atalık tohumları, yerel lezzetleri ve kültürel mirası üretimleri” olduğunu belirtiyor.

Açıklamasını “Yasa gereği, Türkiye’de, binde 1 oranında dahi GDO bulaşıklığına rastlanmış ürün, GDO’ludur diye damgalanmak durumundadır. Yani bir ürün ya GDO’ludur, ya da değildir. Ara sınırlar, muğlaklıklar söz konusu değildir ve bu tüketici için fevkalade önemli bir garantidir” bitiren Fikir Sahibi Damaklar, açıklamanın sonunda çeşitli il ve bölgelerdeki iletişim bilgilerini paylaştı. Bu bilgiler ve açıklamanın tamamına bu adresten ulaşabilirsiniz.

TÜGİDER’in web sitesine an itibariyle girilemiyor. Bundan bir süre önce de TÜGİDER üyesi şirketlerin listesi siteden kaldırılmıştı.

Edirne Kent Konseyi Selimiye’ye sahip çıkıyor

Edirne Kent Konseyi, Edirne’nin kültür mirasına sahip çıkmak için bir açıklama yayınlayıp, tüm Edirnelileri 9 Nisan günü Selimiye Camii’ne çağırdı.

Açıklama şu şekilde:

SELİMİYE CAMİİ VE KÜLLİYESİNE, MİRASIMIZA, KENTİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ !

Binlerce yıldır geçmişi olan, Traklara, Romalılara, Bizanslılara kucak açan, içinden uygarlıkların aktığı bir coğrafyada yer alan Edirne, uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmıştır.

Edirne her dönemden kalan birçok tarihi eseri barındırmaktadır. Mimar Sinan’ın ustalık dönemine ait insan aklının şaheseri SELİMİYE, Edirne’deki tüm eserleri gölgesinde saklayan bir taç durumundadır.

Selimiye Cami ve Külliyesi, 27 Haziran 2011’de UNESCO tarafından hakkı olan Dünya Kültür Mirası Listesi’ne kabul edildi. Ülkemiz ve Edirne için büyük önem taşıyan bu gelişmeden sonra Edirne’ye dair sözü olanları, Mimar Sinan Günü’nde ilk kez Sinan’ın eserine davet ediyoruz.

Edirne’yi gerçekten sevenler, sorumluluk duyanlar, bu coğrafyanın bütün değerlerini gelecek kuşaklara aktarmayı kendine görev bilenler, kısaca sözü olanları her yıl aynı tarihte Mimar Sinan’ın eserinin önünde yüzleşmeye çağırıyoruz.

Biz; tüm sivil örgütlenmeleri kucaklayan Edirne Kent Konseyi olarak kente karşı duyduğumuz sorumluluk gereği, 9 Nisan 2012 Pazartesi günü Saat 12.00’de başlayacak etkinliğe, İNSAN ZİNCİRİNE; Sinan’ın tüm yaratıcı çocuklarını bekliyoruz. Selimiye’yi ‘insanlıkla çevirip’ Ustanın Şaheserine, dolayısıyla Edirne’ye sahip çıktığımızı tüm dünyaya duyurmak istiyoruz.

ÇAĞRIMIZ; DEMOKRASİYE İNANAN TÜM SEÇİLMİŞ VE ATANMIŞLARADIR,

ÇAĞRIMIZ; BU KENTE DAİR SÖZÜ OLAN TÜM KENTLİLEREDİR,

ÇAĞRIMIZ; İNSANLIĞA DAİRDİR.

Dil zenginliği tükeniyor

UNESCO’nun dünya dil atlasına göre Türkiye’de konuşulan 15 dil yok olma tehlikesi ile karşı karşıya, 3 dil ise çoktan yok olmuş.

Her iki haftada bir dünyada bir dil yok oluyor. UNESCO, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’nde bu soruna dikkat çekmek istiyor. BM Eğitim, Kültür ve Bilim Örgütü UNESCO’nun dil atlasına göre hâlihazırda dünya genelinde konuşulan yaklaşık 6 bin dilin yarısı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

UNESCOnun Almanya Komisyonu’nun Genel Sekreteri Roland Bernecker, kaybolan her dille birlikte bir kültürün yok olduğunu belirtti ve dil çeşitliliğini korumak için dünya genelinde daha büyük çaba gösterilmesi çağrısında bulundu. UNESCO tarafında belirlenen “Uluslararası Anadil Günü” 2000 yılından bu yana kutlanılıyor.

Her iki haftada bir dünyada bir dil yok oluyor.

Türkiye’de 15 dil tehlikede

UNESCO’nun dil atlasında 2 bin 474 dil, adı, konuşulduğu bölge ve yok olma tehlikesine göre listelenmiş. Bu listede özellikle 1950’li yıllardan bu yana olmak üzere çoktan yok olmuş 230 dili bulmak mümkün.

Atlasta Türkiye’de konuşulan 15 dilin yok olmanın eşiğinde, 3 dilin ise çoktan kayıp olduğu belirtiliyor. Buna göre ölen diller şöyle: Kapadokya Yunancası olarak da bilinen Ürgüpçe, Türkiye’nin bir zamanlar doğusunda ve Suriye’nin kuzeydoğusunda konuşulmuş olan Mlahso dili ile Kafkas dillerinden Ibıhça. Dil atlasında, esas olarak Siirt’in Pervani ilçesinde konuşulan Hertevin dili ise hâlihazırda en fazla yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan dil olarak gösterildi. Atlasta yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan diğer diller şöyle:

Ciddi tehlikede (severely endangered)

Gagavuzca (Edirne)

Ladino ya da diğer adıyla Yahudi İspanyolcası (İstanbul Balat, Hasköy)

Turoyo (Mardin Midyat)

Kesinlikle tehlikede (definitely endangered)

Abazaca

Homşetsi (Hemşince)

Lazca

Pontus lehçesi (Rumca)

Romanca (Sinti)

Abhazca

Çerkezce

BDP’li vekiller açlık grevine başladı

BDP’li vekiller tutuklu Şırnak Milletvekilleri Selma Irmak ve Faysal Sarıyıldız’a destek amacıyla açlık grevine başladı.

Diyarbakır Cezaevi’nde süresiz açlık grevi başlatan Şırnak Milletvekili Selma Irmak ve diğer siyasi tutuklulara destek vermek için BDP ve Blok milletvekilleri Barış ve Demokrasi Partisi Genel Merkezi’nde 2 günlük açlık grevine başladı.

Geçtiğimiz günlerde BDP’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamada, “AKP Hükümeti’nin aralıksız sürdürdüğü siyasi soykırım operasyonlarını, İmralı Cezaevi’nde giderek ağırlaştırdığı tecrit uygulamalarını ve Kürt sorununda çatışmaları tırmandıran operasyonlarını protesto amacıyla” Şırnak Milletvekili Selma Irmak ve diğer siyasi tutukluların kaldıkları Diyarbakır Cezaevi’nde süresiz açlık grevi başlattığı bildirilmişti.

Açıklamanın devamında şöyle denilmişti: “Selma Irmak ve diğer siyasi tutukluların direnişini, eylemini selamlıyoruz. Bu direnişin, bu çabaların diyalog, müzakere, çözüm ve demokratikleşme sürecinin başlamasına katkı sunacağına inanıyoruz”

TFF Başkanlığı için kaç kişi başvurdu?

0

27 Şubat’ta yapılacak olağanüstü genel kurulda TFF Başkanı olmak isteyenlerin sayısının 13 olduğu öğrenildi.

Yıldırım Demirören, 16.00 gibi TFF’nin İstinye’deki binasına gidip dilekçesini verecek.

Ancak şu ana kadar başvuru yapanların sayısının 13 olduğu belirtilirken bu isimler şimdilik gizli tutuluyor…

13 aday arasında şu ana kadar resmi açıklama ile başvuru yapanlar ise İbrahim Hacıosmanoğlu, Zafer Murat Mermer, Erdal Alkış ve Salih Açıkgöz oldu…

TFF BAŞKAN ADAYLIK BAŞVURUSU BUGÜN SONA ERİYOR

Türkiye Futbol Federasyonu’nun 27 Şubat Pazartesi günü Ankara’da yapacağı Olağanüstü Seçimli Genel Kurul için TFF Statüsü’nün 38. maddesi gereği, başkan adaylığı müracaat süresi bugün saat 17.30’da sona erecek.

TFF’den yapılan açıklamaya göre, aday olmak isteyenlerin bu saate kadar, statüde belirtilen belgeleri eksiksiz olarak teslim etmeleri gerekiyor.

(Ajanslar)

Nuray Mert’in yazısı yayımlanmadı

Geçtiğimiz hafta Milliyet gazetesi tarafından “süresiz izne çıkartıldığı” iddia edilen Nuray Mert’in bugünkü yazısının da gazete yönetimi tarafından yayımlanmadığı söyleniyor.

Medyaradar‘ın haberine göre, ücretsiz izne çıkartıldığı söylenen Nuray Mert’in bugün yayımlanması gereken yazısına, Milliyet yazı işleri tarafından gazetede yer verilmedi.

Nuray Mert son açıklamasında gazetesine yazısını Pazar günü yayınlanması için yollayacağını söylemiş ve eğer yayınlanmasza gazete yönetiminin bir açıklama yapması gerekiyor demişti.

Mert, son yazısında “yıllık izninin bir bölümünü” kullanacağını duyurmuştu. Ancak iddiaya göre, Milliyet gazetesi Nuray Mert’i kovmuş görünmemek için “izne” çıkarmıştı.

Madonna konseri bilet fiyatları belli oldu

İstanbul konserinin biletleri en düşük 100 TL en yüksek ise 600 TL olarak belirlendi. Biletler 24 Şubat’ta satışa çıkacak.

Turnenin Amsterdam, Berlin, New York City ve Los Angeles dahil birçok konserinin biletleri satışa çıktığı gün tükendi! Madonna’nın dünya turnesi kapsamında Live Nation Global Touring prodüksiyonu ve BKM-GNL organizasyonu ile 7 Haziran Perşembe akşamı İstanbul Türk Telekom Arena’da Doritos sponsorluğunda gerçekleşecek konserin biletleri 24 Şubat Cuma günü saat 10:00’dan itibaren Biletix satış noktalarından satın alınabilecek.

Madonna’nın 2012 Dünya Turu 29 Mayıs’ta başlayacak ve ilk Avrupa konseri İstanbul’da gerçekleşecek. Turne daha sonra 26 Avrupa ülkesini gezecek, arenalarda, stadyumlarda, dev konser mekanlarında ayrıca Güney Amerika’da ve Madonna’nın 20 yıldır performans sergilemediği Avusturalya’da toplam 58 konserden oluşacak.

İstanbul konserinin biletleri 100 TL’den başlayan fiyatlarla satışa çıkıyor. Konserin bilet fiyatları 100, 150, 200, 250, 350 TL ve sahne önü 600 TL olarak belirlendi.