Ana Sayfa Blog Sayfa 4701

2011 ‘de MKE 20 bin tabanca sattı

Makine Kimya Endüstrisi Kurumu, 2010 yılında 17 bin 329 olan tabanca satışının 2011’de %13 artışla 19 bin 575’e yükseldiğini belirledi.

Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) verilerine göre; geçen yıl 3 bini ithal olmak üzere 19 bin 575 tabanca ve 40 milyon mermi satıldı.

Türkiye’de her yıl ortalama 17 bin ile 20 bin adet arasında tabanca satılıyor. MKEK istatistikleri; 2005 yılında 18 bin 577, 2006 yılında 18 bin 575, 2007 yılında 19 bin 994, 2008 yılında 19 bin 623 bin, 2009 yılında 19 bin 302, 2010 yılında 17 bin 329 adet tabanca satıldığını gösteriyor.

Ankara’daki tabanca, tüfek, fişek, av barutu satışından ve poligon faaliyetlerinden yaklaşık 75 milyon lira, İstanbul’daki tabanca ve fişek satışlarından da 12 milyon 674 bin lira olmak üzere toplam 87 milyon 674 bin liralık hasılat elde eden MKEK’nin 2010 yılı hasılatı ise 83,2 milyon lira oldu.

Sadullah Ergin’den puşi davası yorumu

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, üniversite öğrencisi Cihan Kırmızıgül’ün 11 yıl hapse mahkum edildiği “puşi” davası konusunda yaptığı açıklamada yargı organlarının gereğini yaptığını ifade etti.

İstanbul’da Tanık Hukuk Topluluğu tarafından düzenlenen “4×4’lük Liderlik Programı”na katılan Ergin, kendisine “puşi” davası ile ilgili sorulan soru üzerine bu konuda yapılan yorumların “dosya içeriğine dair bilgi sahibi olunmadan” yapıldığını söyledi.

Mahkemede bir kararın ortaya çıktığını ve temyiz yolunun da açık olduğunu kaydeden Ergin, puşili eylemler hakkında şu yorumda bulundu: “İstanbul A mahallesinde bir topluluk toplanıyor. Başlıyorlar gösteri yapmaya. Bu sırada yüzünü, gözünü kapatıyorlar, ‘poşu’ denilen örtüyle. Ellerinde molotof kokteylleri, sağa, sola, iş yerlerine atılıyor. Camlar kırılıyor, yangınlar çıkıyor, yeri geliyor arabalar yanıyor, insanların iş yeri ve evleri zarar görüyor. Bazen gencecik çocuklarımız, lise talebelerimiz hayatlarını kaybediyor, bazen yakılan mağazalarda masum vatandaşlarımız, kadınlarımız, çocuklarımız yanarak, boğularak ölebiliyorlar. Bu eylemleri yapanlara, bu faaliyeti icra edenlere kamu gücü, kolluk gücü seyircimi kalacaktı, yargı organları bu tür faaliyetleri karşılığını almasına vesile olmayacak mıydı, gereğini yapmayacak mıydı?”

(Ajanslar)

HDK sonuç bildirgesi yayınlandı

Halkların Demokratik Kongresi 1. Genel Kurulu, sonuç bildirgesinin açıklanması ile son buldu. İki günlük kongrenin ardından hazırlanan sonuç bildirgesinde, “HDK 1. Genel Kurulu, hareketimizin bu süreçten, 8 Mart, Newroz, ve 1 Mayıs etkinlik ve mücadelelerinden güçlenerek çıktığını saptamıştır” denildi.

Halkların Demokratik Kongresi 1. Genel Kurulu Sonuç Bildirgesi şöyle:

“Türkiye’nin bütün bölgelerinden, 64 ilden birey, kurum, örgüt ve partilerden bileşenleri ve birlikte mücadele yürüttüğü emek, barış ve demokrasi güçlerinin de katılımıyla, Dünyanın dört bir yanında ezilen ve sömürülen halkların, sömürüsüz, baskısız ve eşitlikçi bir düzen arayışını sürdürdüğü koşullarda toplanan HDK 1. Genel Kurulu, hareketimizin bu süreçten, 8 Mart, Newroz, ve 1 Mayıs etkinlik ve mücadelelerinden güçlenerek çıktığını saptamıştır.

Kuruluş sürecinin kendine has soru ve sorunlarını aşarak, politik ve örgütlenme alanında önemli mesafeler katederek canlı, dinamik bir sürecin devamında gerçekleşen Genel Kurul, canlı, eğitici, eleştirel, özeleştirel ve öğretici bir tartışma ortamında yapılmış; Genel Kurul, kuruluştan bu yana geçen yaklaşık 7 ayda sürdürülen çalışmaları değerlendirmiş; eksik ve zaafları tespit etmiş, yeni siyasal ve örgütsel kararlar almış, tartışmalardan güç ve moralle çıkmıştır.

HDK 1. Genel Kurulu, sürdürülen tartışmalar sonunda, HDK’nin uluslararası ilişkileri, Ortadoğu politikaları, Filistin halkı ve tutsaklarıyla dayanışma, Kürt sorununda eşit haklara dayalı demokratik çözüm ve barış meselesi, AKP Hükümeti’nin siyasal, ekonomik ve sosyal alanlardaki baskı ve saldırılarına karşı mücadele, yerel seçim, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler, parti kuruluşu, ekolojik yıkıma karşı mücadele, artan nefret suçlarına ve cinayetlerine, kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetlerine, ulusal istihdam stratejisine, işçi cinayetlerine, eğitim, kültür ve sanatın gericileştirilmesi, sağlığın piyasalaştırılması yönündeki saldırılara karşı ve “yeni anayasa” çalışmalarına ilişkin tartışmalar yürüterek kararlar aldı.

Türkiye’de, Ortadoğu’da ve dünyadaki gelişmeleri değerlendiren Halkların Demokratik Kongresi (HDK), bir parti kurarak, Yerel Seçimlere, Cumhurbaşkanlığı Seçimine ve Genel Seçime etkin politik müdahale kararı almıştır. Türkiye’de demokrasinin kazanılması, Kürt sorununda barışçı ve eşit haklara dayalı demokratik bir çözüme yönelik müzakerelerin başlatılması gerekliliğinin önemini vurgulayan HDK 1. Genel Kurulu, emekçi halklara yönelik ekonomik ve sosyal saldırıların durdurulması, bölgesel hakimiyet peşinde koşan Türkiye sermayesinin Suriye’ye askeri müdahale planlarının boşa çıkarılması doğrultusundaki mücadelenin de yükseltilmesi konusunda tam bir mutabakat içindedir.

HDK 1. Genel Kurulu, cemaatler ve sermaye sahiplerinin bir koalisyonu olan AKP Hükümeti’nin, sosyal hakların budanmasından, özgürlüklerin ayaklar altına alınmasından; polis şiddetinden, cezaevlerindeki zulümden doğrudan doğruya sorumlu olduğunu saptayarak mızrağın sivri ucunu AKP iktidarına yöneltmenin bugünkü siyasetinin hakim yaklaşımını oluşturduğunu, tüm sömürü ve baskının, mevcut statükonun savunucusu ve sürdürücüsü güçlere karşı mücadeleyi bir kez daha vurguladı. Toplumsal muhalefet güçlerinin de, AKP’nin iç çelişkileriyle oyalanmadan, ancak bu iktidara karşı açık ve dolaysız siyasal ve toplumsal mücadele yürüterek güçlenebileceğine dikkat çekti.

HDK 1. Genel Kurulu, AKP iktidarının ekonomik, sosyal ve siyasal saldırılarına karşı, toplumda tepki ve mücadeleler gelişmekle birlikte, henüz hükümeti ve sermayeyi tehdit edecek ve geri adım attıracak bir hareketin, güçlü ve birleşik bir emek, barış ve demokrasi cephesi düzeyinde ortaya çıkmadığını; demokrasi ve özgürlükler alanındaki talepleri suiistimal etmekte “ustalık dönemi”ne erişen AKP Hükümetinin, hak arayışlarına karşı yer yer darbe koşullarını hatırlatan uygulamalara girişmesine karşın, onun gerçek yüzünü açığa çıkaracak ve bir çekim merkezi olacak şekilde bir siyasal ve toplumsal oluşum sağlanabilmiş olmadığını tespit etti.

Bunu yapabilecek kapsayıcı temel gücün HDK olduğunu belirleyerek bu durumun tarihsel ve güncel sorumluluklarına dikkat çeken HDK 1. Genel Kurulu, bu tespitlerden hareketle, yaptığı çalışmalar ve örgütlenmesiyle, emek, demokrasi, ekoloji, kadın, LGBT bireyler, gençlik, özgürlükler gibi alanlarda bir seçenek, bir mücadele odağı, direnme gücü ve birleşme merkezi haline geldiğini gösterme, yerelleşme, il, ilçe, mahalle meclislerine dayanan bir hareket yaratma becerisini gerçekleştirme kararlılığını özenle ve coşkuyla vurguladı.

Türkiye’nin, emperyalist güçlerin uluslararası politikalarına, neo liberal uygulamalara ve bunlara eklemlenmiş hükümet planlarına mahkum olmadığını vurgulayan HDK 1. Genel Kurulu, ülkemiz halklarının barışı, eşitliği ve özgürlüğü hak ettiğini ve barışın, eşitliğin ve özgürlüğün kazanılması için, işçi sınıfının ve emekçilerin, ezilen ve sömürülen halkların birleşik mücadelesini örgütleyip yükseltmenin tek çıkar yol olduğuna dikkat çekti. Bu amaçla, AKP Hükümeti’nin saldırılarının püskürtülmesi, TMY ve Özel Yetkili mahkemelerle özgürlük ve barış mücadelelerine karşı sürdürülen saldırılara karşı ve bir halk seçeneğinin yaratılması için HDK’nin kapsayıcılığını genişletmesi, mücadelenin yükseltilmesi gerektiğine işaret etti.

HDK, bu anlayışıyla toplumsal muhalefetin sesi ve kürsüsü, ezilen ve sömürülenlerin umudu ve geleceği olacağının bilincindedir ve bunun gereklerini yerine getirecektir.”

Genel Kurul’da tüzükte de değişiklikler yapıldı. Buna göre, delegelik sistemi değiştirildi, il ve ilçe meclislerinin yürütmelerinin yalnızca delegelerden değil, delege olan ya da olmayan meclis üyelerinden oluşturulmasına karar verildi. Kongre kurullarında toplanma ve karar yeter sayısı değiştirildi.

Sonuç bildirgesinin okunmasının ardından Genel Kurul, “Yaşasın Halkların Demokratik Kongresi” sloganı ile sona erdi. (ETHA)

AKP Kulp İlçe Başkanı kaçırıldı

Diyarbakır’ın Kulp İlçesi ile Muş karayolunun Şenyayla Mevkii’nde bugün saat 15.00 sıralarında bir grup PKK’li yol kesti. Karayolundan geçen araçları durdurup kimlik kontrolü yapan PKK’liler, örgüt propagandası da yaptı. İddiaya göre, bu sırada özel otomobiliyle bölgeden geçen AKP Kulp İlçe Başkanı Veysel Çelik’in de aracını durduran PKK’lilar, Başkan Çelik’in yanındaki iki kişiyi serbest bırakıldı. PKK’lilar daha sonra Başkan Çelik’i yanlarına alarak bölgeden kaçtı.

Güvenlik güçleri, Çelik için operasyon başlattı.

Olympiakos peri masalını gerçek yaptı

0

THY Euroleague finalinde CSKA Moskova’yı 62-61’lik skorla mağlup eden Olympiakos şampiyon oldu.

2011-2011 THY Euroleague Final-Four’unun finalinde tüm sezonun en büyük favorisi CSKA Moskova ile büyük bir kesimi şaşırtarak finale çıkan Olympiakos karşılaştı.

Oldukça yavaş, skorsuz ve bol top kaybıyla başlayan karşılaşmanın ilk üç buçuk dakikasında sadece iki basket olurken, CSKA Krstic-Dorsey eşleşmesinde yakaladığı avantajı kullanmaya, Olympiakos ise rakibinin ilk çeyreğin büyük bir bölümünde uyguladığı alan savunmasına karşılık en uygun pozisyonu bulmaya yönelik oynamaya çalışıyordu.

İlk periyodun bitimine 04.57 kala gelen televizyon molasına Olympiakos’un 5-2’lik üstünlüğüyle girilirken, çeyreğin geri kalanında da seyirciler pek fazla sayı görme şansı yakalayamadı. 10 dakikalık dilimde tam 13 top kaybı izlediğimiz çeyreği iki takım da asistsiz kapatırken CSKA’nın 10-7’lik üstünlüğü vardı.

İkinci çeyreğin başlarında, daha önce tempo için bir numarada kullandığı Alexey Shved’i kenara çekip oyunu kontrol altına almayı hedefleyen Jonas Kazlauskas, beklediği katkıyı Sırp yıldızı Milos Teodosic’ten buldu. Periyodun ortasında önce karşılaşmayı 19-11’e getiren üçlüğü atan Teodosic, ardından Olympiakos potasına iki üçlük daha göndererek skoru 25-13’e çekti ve Rus ekibi böylece maçtaki en büyük farkı yakaladı. Ek olarak Olympiakos, Teodosic’in üçlüklerine kadar geçen bu 6.30 dakikalık dilimde hiç sayı üretemedi.

Ivkovic, bu üst üste basketlerden sonra Teodosic’in savunmasını Mantzaris’ten alıp Spanoulis’e verirken, devre sonunda Spanoulis’in sayıları Pire ekibinin oyunu yeniden ortaya getirmesi için yeterli olmadı. Boyalı alanda büyük bir üstünlük kuran CSKA, sadece üç oyuncusu skor üretebilen Olympiakos karşısında devreyi 34-20 önde kapattı.

Üçüncü çeyrekte de CSKA’nın dominasyonu devam etti. Saha içi isabeti bulmakta hayli zorlanan Olympiakos, Spanoulis ve Antic’in serbest atışlarıyla maçta var olmaya çalıştı. Ancak harika bir maç çıkaran Milos Teodosic’in yanına hücumda Nenad Krstic ile savunmada Andrei Kirilenko’yu ekleyen CSKA, farkı 10-15 sayı barajında tuttu ve periyot Rus ekibinin 53-40 üstünlüğüyle bitti.

Maçın final periyodunda ise bambaşka bir basketbol izledik. Karşılaşmada hâkimiyetin CSKA’dan Olympiakos’a geçmesinin yanında tempo da artarken, skor tabelasına Keselj ve Sloukas gibi isimleri katan Pire ekibi, rakibine ilk üç dakikada sayı attırmayarak maçı 53-48’e getirdi. Bu dakikadan sonra Sinan Erdem’deki Olympiakos taraftarı da hareketlenirken, maçtaki keyif katsayısı da arttı. Özellikle sezonun ikinci kısmında muazzam bir oyun ortaya koyarak, Olympiakos’a hayati katkılar veren Giorgios Printezis CSKA savunmasını epey zorlarken, maçın bitimine 4 dakika kala skor 55-52’ye kadar geldi.

Son bölümde iki takımın toplamdaki top kaybı sayısı 40’ı bulurken Olympiakos, Krstic’in serbest atışları ve Kirilenko’nun orta mesafelerine karşılık 1990 doğumlu Papanikolaou’nun skorer oyunuyla CSKA’nın ensesinde kalmaya devam etti. Son bir dakikaya Rus ekibinin 60-58’lik üstünlüğüyle girilirken, Milos Teodosic kritik bir y erde faulü almayı başardı ve çizgiye gitti. Faul çizgisinden bir basketle dönen Sırp oyuncu, durumu 61-58 yaparken akabinde gelişen Olympiakos hücumunu CSKA faul yaparak durdurdu ve Papanikolaou’yu çizgiye gönderdi.

2/2 atan Papanikolaou, 10.1 saniye kala skoru 60-60’a getirdi ve Kazlauskas’ın molasından sonra CSKA hücumuna geçildi. 10 saniye kala Siskauskas iki serbest atıştan faydalanamadı. Son hücumda Spanoulis’in Printezis’i topla buluşturdu. 1 saniye kala Prtintezis müthiş bir basketle Olympiakos’a şampiyonluğu getirdi.

Atletico ‘Denizaltı’yı batırdı

0

İspanya La Liga’da son hafta mücadelesinde Villareal sahasında ağırladığı Atletico Madrid’e son dakikada yediği golle 1-0 mağlup oldu. Bu sonuçla Villareal La Liga’ya veda eden üçüncü takım oldu.

İspanya La Liga’da temsilcimiz Arda Turan’ın formasını giydiği Atletico Madrid ligin son haftasında Villarreal deplasmanına konuk oldu. Atletico Madrid için Şampiyonlar Ligi vizesi kapmak, Villarreal içinse az olan küme düşme korkusunu gerçeğe dönüştürmemek anlamsı taşıyan maç trajik bir sona sahne oldu.

Milli futbolcumuz Arda Turan’ın maç kadrosunda yer almadığı karşılaşmaya her iki takımda kontrollü başladı. La Liga’da kötü günler bir sezon geçiren ev sahibi ekip, taraftarının da desteğini arkasına alarak Madrid kalesinde pozisyonlar üretse de fırsatları değerlendiremedi.

Hafta içinde UEFA Avrupa Ligi Kupası’nı müzesine götüren Atletico Madrid ise ilk 45 dakikada daha kontrollü bir oyun anlayışı sergilerken yakaladığı fırsatları gole çeviremedi.

İlk yarıda gol olmayınca iki takım da soyunma odasına 0-0’lık eşitlikle gitti.

İlk yarıda olduğu gibi ikinci yarı da karşılıklı ataklarla geçilirken bir türlü beklenen gol gelmedi. Ancak Villarreal açısından diğer statlardan gelen haberler iyidi, çünkü Rayo Vallecano da sahasında 0-0’lık eşitliği bozamıyordu. Bu sonuçlarla Villarreal kümede kalacak, Rayo ise küme düşecekti.

Ancak futbolun 90 dakika olduğu gerçeği çok da acı bir şekilde gösterdi kendini Sarı Denizaltılar’a…

Önce Atletico Madrid’de sahneye Radamel Falcao çıktı ve 88. dakikada konuk ekibi öne geçirdi:1-0

Aslında bu sonuçla Villarreal yine kümede kalıyordu. Eğer ki Rayo Vallecano kazanmasaydı. Ancak Vallecano, Tamudo’nun 90. dakikada attığı golle Granada’yı 1-0 yenince Sarı Denizaltılar tek kelimeyle denizin dibini boyladı!

Atletico Madrid bu sonuçla puanını 56’e çıkarırken sezonu da 5. sırada tamamladı. Ancak Atletico Şampiyonlar Ligi vizesini alamayıp, geçtiğimiz hafta şampiyon olduğu Avrupa Ligi’ne bilet aldı.

Ev sahibi Villareal ise Atletico karşısında aldığı yenilgiyle sezonu 18. sırada bitirdi ve La Liga’ya veda etti.

RedHack kadına şiddete karşı Anneler Günü’nde hackledi!

Kızıl Hackerler, RedHack Anneler Günü’nde de boş durmadı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın resmi web sayfasını hackeleyen grup kadına şiddete dikkat çekti. Aileden Sorumlu Baskan Fatma Şahin’i de eleştirdikleri mesajda şunlar yazıyordu:

“Türkiye’de kadınların yüzde 35.6’sı bazen, yüzde16.3’ü sık sık aile içi tecavüze uğruyor , her 100 kadından 97’si, en az bir kez şiddet görüyor, kadınların yüzde 20’si, silah ve bıçak gibi aletlerle şiddete uğruyor, üniversite mezunu kadınların yüzde 23’ü fiziksel şiddete, yüzde 71’i de ekonomik ve cinsel şiddete maruz kalıyor. Her 100 kadından 97’si, en az bir kez şiddet görüyor, kadınların yüzde 20’si, silah ve bıçak gibi aletlerle şiddete uğruyor, üniversite mezunu kadınların yüzde 23’ü fiziksel şiddete, yüzde 71’i de ekonomik ve cinsel şiddete maruz kalıyor” denilen özel sayfada,  aile ve sosyal politikalar bakanlığı eleştirildi.

” Bizim aile bakanımız bunlara kafa yoracağına “dizilere” kafa yoruyor. Tavsiyemiz “dizi seyredeceğine” ülkeyi yönetsin” denildi.

Danıştay Başkanı, Akkuyu’ya ilk kazmayı vurdu

Danıştay’ın 144. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla TBMM’de kokteyl verildi. Kokteyle, Yıldız’ın yanı sıra TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Yargıtay Başkanı Ali Alkan ve çok sayıda yüksek yargı mensubu ile davetli katıldı.

Etkinlikte gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yıldız, nükleer santrallere ilişkin soru üzerine, çalışmaların devam ettiğini belirterek, ”Bu konuda yasamanın, yürütmenin ve yargının yeknesak bir halde olduğunu görüyoruz. Bu bizim için sevindirici bir durum. Bu Türkiye ’nin meselesi, hepimizin meselesi. Sanayileşmeyle, elektrikteki çeşitlendirmeyle alakalı önemli bir başlık. O yüzden yasama, yürütme ve yargının tüm mensuplarına teşekkür ediyoruz. ”Danıştay bunun da yürütmesini durdurabilir mi?” sorusuna Yıldız, ”Yargıyla alakalı fikir yürütmek gibi bir durumumuz olamaz. Biz yalnızca izleriz” karşılığını verdi.

‘ONU DURDUR BUNU DURDUR, YOK ARTIK!’
Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu ise aynı soruyu, ”Ne varsa durduruyoruz. Yok, durdurma yok artık. İlerleme var. Ben espri yapıyorum siz ciddiye alıp yazıyorsunuz. Devletin, milletin lehine ne varsa yapılacak. Bunun lamı cimi yok. Öyle bir şey mi var? Onu durdur, bunu durdur. Durdurduk ne oldu? Bir şey görelim, beğenmezsek…” diye esprili sözlerle yanıtladı.

Konuya yönelik eleştirileri nasıl değerlendirdiği sorulan Bakan Yıldız, ”Gayet normal karşılıyorum. Bu ülkemizin renkliliği, çeşitliliğidir. Eleştirenler olacak, tavsiye edenler olacak. Hepsine açığız. Biz bu nükleer santrali zaten Greenpeace ile birlikte yapacağız. Hep beraber yapacağız. Herkesin her konuda aynı şekilde düşünmesi söz konusu olmayabilir. Bunu normal karşılamak lazım. Ben normal karşılıyorum” dedi. ”Siz görüşecek misiniz?” sorusuna ise Yıldız, ”Her zaman görüşüyoruz zaten” karşılığını verdi.

Bir gazetecinin, ”Onlar protesto ederken çimento dökülüp bacadan duman çıkacak mı?” sorusu üzerine Bakan Yıldız, ”Olabilir. Bunun protestosunu yapan olacak. Olumsuz fikrini söyleyen olacak. Bir yandan işi yapan olacak. Devam edecek. Türkiye böyle büyüyor zaten. Bunları normal karşılıyorum” dedi.

Solaklı’da HES’çilere geçit yok…

Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Karaçam beldesinde yapımı planlanan Derebaşı HES projesine karşı mücadele sürüyor.

Projenin yapımını üstlenen taşeron firmanın yetkililerinin bölgeye geleceğini öğrenen köylüler Köknar köyünde yolu kapatarak konvoyu beklemeye başladı. Firmanın sahibi İsmail Hakkı Saral ve beraberindekilerin iş makinalarıyla köyden geçişi engellendi. Bunun üzerine başlayan tartışmalar sürerken köylülerle firma yetkilileri arasında gergin anlar yaşandı. Tartışmaların sonunda köylülerin kararlı tutumu nedeniyle firma yetkilileri geri çekilmek zorunda kaldı.

Olay hakkında konuşan köylüler; “biz bu projeleri burda istemiyoruz. Komşu köylerimizden Uzundere’de HES yaptılar ve bir felaket yaşandı hepimiz gördük bunu. Karaçam’da ağaç kesti diye yaşlı kadınlara binlerce lira ceza veriyorlar, HES yapmak için yüzlerce ağaç kesiyorlar onlara laf yok. Bu HES projeleriyle suyumuza el koymak, bizleri buradan sürmek istiyorlar. Karaçam ve Köknar halkı olarak direnmeye devam edeceğiz” dedi.

(muhalefet.org)

HDK parti kurma kararı aldı

HDK 1. Genel Kurulu’nun ilk günü, karar önergelerinin görüşülüp karara bağlanmasının ardından sona erdi. HDK, kongre bünyesinde yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlere müdahale edecek bir parti kurulması kararı alındı.

HDK, parti ile ilgili olarak şu kararı aldı: “Halkların Demokratik Kongresi, bir mücadele ortaklığı ve AKP karşısında ana muhalefet olma iddiasını gerçek kılmalı, bu iddiayı inşa etmek için somut adımlar atmalıdır. HDK, Türkiye’deki düzene yönelik bütün itirazları gerçek bir muhalefet zemininde birleştirmek, toplumsal muhalefetin sesi ve kürsüsü olmak, bunu bir iktidar alternatifi olarak güçlendirmek, özgür, demokratik ve eşitlikçi bir Türkiye’nin mümkün olduğunu gösterebilmek durumundadır.

HDK, işçi ve emekçi hareketinin, Kürt özgürlük hareketinin, baskı altındaki azınlıkların, kadın kurtuluş hareketinin, insan hakları savunucularının, özgürlükçü bir laikliği savunan inanç sahiplerinin, doğa ve çevre hakları için mücadele eden ekoloji hareketinin, Alevi toplumunun muhalefetinin, küçük üretici köylülerin ve tarım emekçilerinin, kent yoksulları hareketlerinin, engellilerin yerel seçimlerde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, ardından da genel seçimlerde birlikte davranmasının zeminini olgunlaştırmalıdır.

HDK, bu amaçla yerel seçimler öncesinde, Kongre niteliğini ortadan kaldırmayacak, aksine daha da güçlendirecek bir çalışma sürdürürken, Kongre bünyesinde yerel seçimlere, Cumhurbaşkanlığı seçimine ve genel seçimlere müdahale edecek bir partinin kurulması, Kongre dışında kalan güçleri de mücadele ortaklığına ve seçim ittifakına çekilmesi adımlarını atmalıdır. Partinin kurulması süreci bir takvime bağlanmalıdır.

HDK’nin kuracağı parti, kongre içinde bir yapı olacak. Kongre’nin bütün ilkelerini ve politik yaklaşımlarını benimseyecek. Yerel seçimlere, genel seçimlere, Cumhurbaşkanlığı seçimine katılma sürecinde etkin olacak. Kongre bileşenlerinin seçimlere birlikte ve ortak adaylarla girebilmelerinin ve faaliyet sürdürebilmelerinin; ayrıca Kongre dışında yer alan siyasal partiler ve oluşumlar dahil her türden örgütlenmenin de bir seçim ittifakına katılabilmesinin bir aracı olacak.