Ana Sayfa Blog Sayfa 4611

Olimpiyatın ne olduğunu hatırlattığın için, teşekkürler Merve Aydın

2012 Londra Olimpiyatları’nda 800 metre ilk turunda piste çıkan Merve Aydın, sağ üst adalesindeki sakatlığının nüksetmesi üzerine son 400 metreyi sendeleyerek ve tribünleri dolduran binlerce sporseverin alkışları eşliğinde acılar ve gözyaşları içinde tamamladı.

İkinci seride koşan 1990 doğumlu atlet, yarışta bir anda öne fırladı. Son 400’e kadar liderliği bırakmayan Merve, sakatlandığı noktadan itibaren yavaşlamaya başladı ama finişi görmeden yarıştan çekilmedi.

Gözyaşları içinde bitiş çizgisine gelen Merve’ye sağlık görevlileri müdahele ederken, milli atlet pisti tekerlekli sandalye ile terk etti.Merve Aydın, 3:24.35’lik dereceyle yarışı tamamlarken seyirciler tarafından ayakta alkışlandı.

(Yeşil Gazete, Eurosport)

Elele 1500 metrede finale

0

Londra 2012 olimpiyat oyunlarında kadın sporcularımızın başarısı devam ediyor. Nevin Yanıt’ın 100 metre engellide final koşması.Karin Melis Mey’in uzun atlamada finale kalması ancak sakatlığı sebebi ile yarışamaması, takım sporlarında ilk defa olimpiyatlara giden iki takımımızın da kadın sporcularımızın iştirak ettiği basketbol ve voleybol branşlarında olmasından sonra 1500 metre finalinde iki kadın sporcumuz finalde yarışacak.

1500 metre yarı finallerinde mücadele eden Aslı Çakır Alptekin kendi serisini en önde, 19 yaşındaki sporcumuz Gamze Bulut ise kendi serisini ikinci sırada bitirerek finale yükselmeyi başardılar. 15oo metre finali, cuma günü 22:55’te koşulacak.

Aslı Çakır Alptekin kendisinin mücadele ettiği ilk seride grubun en önünde yer aldı. Aslı, ortalardan itibaren öne çıkarak final biletini kaptı. 4:05.12’lik dereceyle yarışın sonuna geldi ve olimpiyat finali öncesi iddiaalı olduğunu gösterdi.

İkinci seride piste çıkan 19 yaşındaki Gamze Bulut ise baştan sonra önde olduğu seride ikinci olarak finale yükselmeyi başardı. Genç sporcu, zorlu rakiplerinin arasından sıyrılarak rahat bir şekilde final biletini alan isim oldu. Gamze finişe 4:01.18’le gelerek kariyerinin en iyi derecesine imza attı.

(Yeşil Gazete)

 

Neden olimpiyat yapalım – Banu K. Yelkovan

Londra 2012 bütün başarısızlığımıza rağmen, aslında tam da bunun sayesinde tam bir aydınlanma fırsatı oldu aslında. Bir taraftan hamasi yayınlarla, “İnanamıyorum hakemler hakkımızı yedi” türünde yorumlarla bize kör muamelesi yapan, her başarısızlığı kadere, kısmete, şanssızlığa bağlayan TRT; diğer yanda seyretmekte olduğumuz yarışın önemini anlatırken, araya orada yarışan Dominik Cumhuriyetli ya da Güney Afrikalı, Amerikalı ya da Kübalı sporcuyla duygusal bir bağ kurmamızı sağlayacak türden hikâyeler sıkıştıran Eurosport spikerleri…
Sadece bir kurum eleştirisi ya da aktarım farkı değil, külliyen bir anlayış farkı bahsettiğim. Bir yanda, diyelim voleybolda, rakibimizin grubu lider tamamlayacağı kesinleştiği için konsantre olmayacağını uman, herkesi kendi gibi bilen, bunu da gayet normal gören, bize anlatarak bir nevi hepimiz için normalleştirmeye çalışan, aslında çok da alışkın olduğumuz bir bakış açısı var. Rakibin motivasyonunun düşük olacağını bekleyen, es keza galibiyeti alsak, bu defa bizimkileri övmelere doyamayan, bu yorumlarla hem kendi sporcularının emeğine hem de rakibin inanılmaz yenilmezlik serisine ayıp ettiğinin farkında olmayan, ekran karşısındaki seyircilere ne yanlış mesajlar verdiğini umursamayan bir anlayış. Kendi kader maçında, sürekli Güney Kore ve Çin’in gruptan birlikte çıkabilmek için al gülüm, ver gülüm yaptığını ima ederek anlatan spikerin, maçı “Hadi oğlum, hadi oğlum..” nidalarıyla, seyrettiği sporcuların kadın olduğunun bile farkında olmadan salt kazanmak için seyreden taraftardan çok da farkı yok. Hepsi biziz.
Asıl kaybeden kim?
O sırada ekranda protezlerinin kendisine avantaj mı, dezavantaj mı olduğunun tartışmaları henüz bitmeden katıldığı 400 metre yarışını sonuncu bitiren Oscar Pistorius var mesela. Fibula kemikleri olmadan yani bacaksız dünyaya gelen Oscar’a küçükken, “Yarışıp sonuncu olmak yarışmamaktan iyidir. Asıl kaybeden yarışta sonuncu olan değil, kenarda oturup koşanları seyredendir” diye öğüt veren bir annesi var. Kardeşine “Carl, ayakkabılarını giy” diye bağırdıktan sonra Oscar’a “Oscar protezlerini tak” diye seslenen türden bir anne. Protez bacaklarıyla su topu, tenis, kriket oynayan, ragbi takımına giren bir çocuk. Diğer yanda üzerindeki baskıdan yüzmeyi unutan yüzücüler. Normalde çok rahat kaldırdığı ağırlıkları kaldıramayan halterciler. Heyecandan diskalifiye olan atletler. Amacı ‘kazanmak’ olarak konduğundan, beklentileri yerine getiremeyeceği endişesiyle dizleri boşalan, geceleri uyuyamayan sporcular… Kim engelli şimdi? Asıl engel ne?

 

Nasıl değil neden
Geçen ocak ayında İstanbul’da düzenlenen SMC Spor Pazarlama Konferansı’nda konuşma yapan Olimpiyat Komitesi iletişim ve pazarlama stratejilerinin mimarı Terrence Burns, “Hangi ülkenin olimpiyatları alacağının cevabını artık ‘nasıl’ sorusu belirlemiyor. Olimpiyat Komitesi ‘nasıl’ yapacağından ziyade ‘neden’ yapmak istediğinle ilgili” diyordu.

 

Biz hâlâ ve inatla ‘nasıl’ daha iyisini yapacağımızı anlatıyoruz. ‘Daha iyiden’ sadece daha yeni, daha güzel, daha modern tesisleri, daha görkemli bir açılış törenini anlıyoruz. İki kıta arasında olacağı vurgulu, lale motifleriyle süslü kampanyalarımızda altı çizilen hep organizasyon yeteneğimiz, tesis hamlemiz, yaptığımız yatırımlar…

 

Biz zaten ekranın yanlış tarafındayken bile, yarışan değil seyrederken bile olimpiyatın kazanmakla hiç ilgisi olmadığını anlamamışken, olimpiyat ruhunun ne demek olduğunu çözememişken ‘nasıl’ olimpiyat yapacağız arkadaşlar? Daha doğru soruyla bir kez daha soralım: ‘Neden’ yapalım ki?

Koş Habiba Koş – Çetin Cem Yılmaz

Önceki akşam, Habiba Ghribi 3000 metre su engelli yarışını ikinci sırada bitirip Tunus adına Olimpiyatlarda madalya kazanan ilk kadın sporcu oldu. Arap Baharı’nın doğum yeri olan Tunus için simgesel önemi büyük bir başarıydı şüphesiz. Yarış biter bitmez teri kurumadan madalyasını “yeni Tunus”a, Tunus kadınlarına ve Tunus halkına ithaf etmesi şüphesiz bu Oyunlar’ın biraz gözden kaçan, ama en şık anlarından birisiydi. Belki basit ama çok anlamlı bir cümleydi, “yalnız ve güzel ülke” vuruculuğunda.

28 yaşındaki Ghribi’nin madalyası kendisinin gelişimine bakınca büyük sürpriz değildi. Özellikle de geçen yıl Dünya Şampiyonası’nda aldığı gümüş madalyadan sonra. “Sadece Tunus değil, tüm Arap dünyası benden bir şeyler bekliyor” demişti Ghribi Londra’a gitmeden önce. Yılın başında yaşadığı ciddi sakatlığı atlatıp kendisini Daegu’da podyuma çıkaran formunu yeniden bulmasında belki de bu motivasyonun da payı vardı. “Güzel bir şeyler yapmak istiyorum ülkem için, ama aynı zamanda Tunuslu kadınlar için de.”

Sözünü de tuttu. Londra’da podyuma çıkan ilk Arap kadın Habiba oldu. Ne var ki, madalyasını armağan ettiği Tunus halkının bir kısmı kendisiyle pek de gurur duymadı. Londra’da “yarı çıplak koşan bir kadını”, “hem de kutsal Ramazan ayı’nda” Tunuslu bir kadına yakıştıramayanlar sosyal medya saldırılarına başladı.

Belki her toplumda olan çirkin azınlığa mensuptu bu tepkiyi dillendirenler, ama sinek gibi, küçük olsalar da mide bulandırıcılardı. Bir internet sitesindeki yorumlarda “Her zaman olduğu gibi aptallık zekadan daha çok ses getiriyor” denmişti, doğru söze ne hacet. Bir başkası ise Ghribi’ye “Bravo Habiba, kervan gitti ama arkandan köpekler havlıyor” diye destek çıkmıştı.[1]

Sadece bu kadarla kalsaydı sorun yoktu. Ama Tunus’ta “üç-beş kendini bilmez”in ötesinde bir durum da söz konusu. Ghribi’nin zaferi tam da Tunus’ta kadının rolünün tartışıldığı günlere denk geldiği için önemliydi. İktidarda bulunan Nahda Hareketi Partisi’nin sunduğu yeni anayasa taslağındaki bir madde, kadına erkeği “tamamlayıcı”[2] bir rol biçiyordu.[3] Taslakta imzası olan kadın bakan Selma Sarsout “Kadınla erkeğin görevleri aynı olursa bu kadının menfaatine olmaz” diyerek savunsa da[4] muhalif kanat tartışmalı 27. Maddenin kadın-erkek eşitliğini ortadan kaldırdığı görüşünde. Sokaklara dökülerek protesto ediyorlar taslağı.[5] Kadının kafasından bastırılarak yerine oturtulmaya çalışıldığı günlerde Habiba Ghribi’nin madalyasını ayağa kalkıp “biz de varız” bağırışı olarak yorumlayanlar var bu yüzden.

Olimpiyatlara bu yüzden tutkunuz. Farklı öyküler dinlediğimiz, farklı hayatlara nüfuz edebildiğimiz için. Dominikli atletin kaybına onunla ağlayabildiğimiz, Tunuslu kadını bir özgürlük figürü olarak görebildiğimiz için. Bir de, aynı sokaklarda büyüdüğümüz kızın final koştuğunu, ama bunun ötesinde performansının benzer bir “çoğunlukçu” algı tarafından hakları, yaşayışı, sosyal konumu sağdan soldan yontulmaya çalışılan bir ülkede kadının var olduğunu dünyaya haykırması anlamına geldiği için.

Atletizm de sadece atletizm değildir bazen…

  1. http://www.kapitalis.com/proximite/53-societe/11186-des-tunisiens-enerves-par-la-victoire-de-habiba-ghribi-aux-olympiades-de-londres.html []
  2. http://www.tunisia-live.net/2012/08/02/womens-rights-clause-in-tunisian-constitution-defines-woman-as-mans-associate/ []
  3. http://www.businessnews.com.tn/details_article.php?t=520&a=32621&temp=3&lang []
  4. http://blog.slateafrique.com/tawa-fi-tunis/ []
  5. http://www.lapresse.tn/04082012/53537/la-difficile-preservation-des-acquis-de-la-femme-et-de-lenfant-suscite-linquietude-des-democrates.html []

Çetin Cem Yılmaz (@cetincem) -yazihaneden.com, 8 Ağustos

 

Der Spiegel: ‘Gülen çok tehlikeli’

Almanya’da yayımlanan haftalık Der Spiegel dergisi Gülen hareketinin Almanya’daki ayağını “Almanya’daki en önemli ve en tehlikeli İslami hareket” olarak niteledi.

Berlin Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen Kültür Olimpiyatı’na da yer verilen haberde, Gülen’in İslam aleminin etkin isimlerinden biri olduğuna işaret edildi. Gülen Cemaati’nin dünyanın 140 ülkesinde okulları bulunduğu da belirtilen haberde, aynı zamanda Samanyolu TV, Ebru TV gibi televizyon kanalları ile Zaman gazetesinin, Alman Türk Haber Ajansı’nın ve İstanbul’daki Fatih Üniversitesi ile Asya Bank’ın da onlara ait olduğu da belirtildi.

Der Spiegel’in dört tam sayfa ayırdığı haberinde cemaati terk edenlere göre Gülen hareketinin Scientology gibi bir grup olduğu iddiası da yer aldı.

Alman kamuoyunun Gülen ve hareketi hakkında bilgi sahibi olmadığına yer verilen haberde, “Aslında Almanya’da Gülen Cemaati kadar Müslümanları etkileyen bir hareket yoktur. Marburglu İslambilimci Ursula Spuler-Stegmann’a göre Gülen hareketi, Almanya’da en önemli ve en tehlikeli harekettir” denildi.

Almanya’nın çeşitli kesimlerinde Cemaat’e yakın kişiler tarafından açılmış çok sayıda okul ile 15 “diyalog cemiyeti” bulunduğu belirtilen haberde, Gülen Cemaati’nin Berlin’deki yüzünün Ercan Karakoyun isimli bir göçmen kökenli olduğuna da dikkat çekildi.

Derginin haberinde Gülen Cemaati’nin şeriat ve cihat için ağırlığını koymadığının altı çizilirken, AKP’nin 2002 yılındaki genel seçimleri kazanmasından sonra Gülen’in etkisinin arttığı da belirtildi. Haberde, “Gözlemcilere göre iki taraf arasında stratejik bir ortaklık var. ABD’li diplomatlara göre AKP’li milletvekillerinin beşte biri -Adalet ve Kültür Bakanı da dahil- Gülen’ciydi” satırlarına da yer verildi.

Cumhuriyet

RTÜK’ün ceza bilançosu: 12 milyon lira!

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı (RTÜK) Prof. Dr. Davut Dursun, yayın kuruluşlarına bir yılda 12 milyon 233 bin lira tutarında idari para cezası verildiğini bildirdi.

RTÜK’ün, 3 Mart 2011’den itibaren geçen bir yıllık dönemde toplam bin 97 yaptırım kararı aldığını dile getiren Dursun, bu kararlardan 809’unun uyarı, 7’sinin program durdurma ve 281’inin idari para cezası olduğunu kaydetti. Dursun, uygulanan idari para cezası tutarının 12 milyon 233 bin lira olduğunu bildirdi.

İdari para cezasının söz konusu yaptırım yöntemlerinden biri olduğuna dikkati çeken Davut Dursun, cezaların yayın kuruluşlarının reklam gelirlerine göre belirlendiğinin altını çizdi. Dursun sözlerine şöyle devam etti:

“Geçen bir yılda yayın kuruluşlarına verilen idari para cezalarının toplam tutarı 12 milyon 233 bin liradır. Bu rakamın 777 bin lirasını ’4207 Sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’ kapsamında verilen cezalar oluşturmaktadır.

Yaptırım kararlarının yüzde 73,5’inin konusu yayın ilkesi ihlalleri değil, reklam ihlalleridir. Reklam ihlallerinde ise ağırlıklı olarak, ilaç olmayan ürünlerin tedavi edici özelliğe sahipmiş gibi tanıtılması (yanıltıcı reklam), gizli reklam yapılması ve reklam yerleştirme sürelerinin ihlali söz konusudur.”

Bazı illere yağmur müjdesi! İşte son durum

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nce yapılan son değerlendirmelere göre, Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzeyi ile Kırıkkale, Yozgat, Sivas, Çankırı ve Ankara’nın kuzeydoğu kesimlerinin kısa süreli ve yerel olmak üzere sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Sinop ve Samsun ile Ordu’nun batı kesimlerinde yerel olarak şiddetli (76-100 kg/m2), öğle saatlerinden sonra Trabzon’un doğu ilçeleri ile Rize ve Hopa çevrelerinde yerel olarak kuvvetli (20-50 kg/m2) olması bekleniyor.

İç Anadolu’nun kuzeyi ile Karadeniz bölgesinde yağışlar sürüyor. Yağışların; Sinop, Samsun, Ordu, Trabzon, Rize ve Hopa çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor. Bu arada, hava sıcaklığında önemli bir değişiklik olmayacak.

Sinop’ta hortum paniği!

Sinop’da bugün öğle saatlerinde denizin üzerinde 3 ayrı noktada hortum meydana geldi. Yaklaşık 5 dakika sonra hortumlar Ada Burnu açıklarından kayboldu.

Ardından başlayan sağanak yağmur köylerde ekili arazileri sular altında bırakırken, kent merkezinde bazı ev ve işyerini su bastı. Yağmur suları kanalizasyonları tıkayınca sokaklar göle döndü.

Sinop Valisi Ahmet Cengiz, hortumun kentin açıklarında deniz üzerinde meydana geldiğini belirterek, “Hortumlar kentin açıklarında meydana geldi. Kent merkezine bir zarar vermedi. Ardından başlayan sağanak yağmur bazı yerlerde su taşkınlarına neden oldu. Maddi zarar var. Arkadaşlarımız çalışmalara başladı” diye konuştu.

Metrekareye 50 kilogram yağmur

Samsun Meteoroloji Bölge Müdürlüğü yetkilileri, Sinop’ta metrekareye 50 kilogram yağmur düştüğünü belirtti. Sinop Belediye Başkanı CHP’li Baki Ergül şu açıklamayı yaptı: “Ev ve işlerini sular bastı. Arkadaşlar hemen müdahale etti. Yağmur halen devam ediyor. Tedbirlerimizi aldık. Kapalı kanalizasyonların açılması için çalışmalarımız sürüyor. Meteorolojiden yağmurun Perşembe gününe kadar etkili olabileceği uyarısı geldi. Biz de tüm ekiplerimizle birlikte çalışıyoruz. Özellikle binaların bodrum katlarında oturan vatandaşlarımızın sağanak yağmur ve ardından gelebilecek sele karşı dikkatli olmalarını istedik.”

Bergama yanıyor!

İzmir’in Bergama ilçesinde orman yangını çıktı. Kapıkaya ile Yerlitahtacı köyleri arasındaki alanda çıkan yangını kontrol altına alabilmek için 2 uçak, 5 helikopter ve çok sayıda ekiple müdahale ediliyor.

Alevlerin yaklaştığı Yerlitahtacı Köyü’nde bazı evler tedbir olarak boşaltıldı.

Kadıköy-Kartal metrosu, 10 gün sonra…

Kadıköy-Kartal Arasında Metro DönemiTopbaş, Kadıköy-Kartal Metrosu’nun 17 Ağustos’ta açılacağını söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Kadıköy-Kartal Metrosu’nun Cumhuriyet tarihinin en büyük metro yatırımı olduğunu vurgulayarak, şu bilgileri verdi:

”Dünyada da hiçbir yerel yönetim bu boyutta bir metro inşaatı yapmadı. Çünkü dünyada metroları hükümetler yapıyor. Bu açıdan Kadıköy-Kartal Metrosu belediye açısından dünyada da bir ilk. Vagonlar, raylı sistem ve istasyonlar dahil 3 milyar lira harcadığımız bu metro, Cumhuriyet tarihinin en büyük metro hattı olacak. İnsanların bireysel araç kullanma ihtiyaçları kalmayacak, insanlar metroyu tercih ederek, istedikleri yerlere rahatça gidebilecekler.”

Marmaray’ın 2013 yılı sonu itibariyle tamamlanacağını kaydeden Topbaş, böylece herhangi bir noktadan metroya binildiğinde Ümraniye’ye, Çekmeköy’e, Kartal’a, havaalanına, Başakşehir’e, Levent’e gidebileceğini söyledi.

Minibüsler kaldırılacak

Ana arterlerdeki minibüslerin kaldırılacağını belirten Topbaş, şöyle konuştu:

”Dolmuş ve minibüslerin daha kaliteli hala gelmesi gerekiyor. Dolmuş ve minibüsleri, otobüse benzer tarzda daha kaliteli hale getirmeliyiz. Minibüslerin vatandaşların tercih edeceği, özürlülerin de binebileceği şekilde kaliteli, konforlu ve klimalı hale gelmesi gerekiyor. Artık karikatürize olmuş minibüs dönemi geride kalacak. Minibüsler, ana akslara aralardan yolcu taşıyacak sistem haline gelecek. Bazı minibüsleri de otobüse dönüştüreceğiz. Çalışmalar yapılıyor. İsteyen minibüs isteyen isteyen otobüs olarak devam edecek. Böyle bir çalışma öneriyoruz.”