2012 yılını ‘suya zam’ yılı ilan eden İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne karşı Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi tarafından açılan dava görülmeye devam ediyor.
2012 yılının Ocak Ayı’nda %10, Mayıs ayında % 25,6 zam yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi, yeni yılın ilk gününe İzmirlilerin en temel insan hakkı olan suya erişimine yaptığı %5’lik bir zamla merhaba dedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yıl içerisinde birçok İzmirli’yi isyan noktasına getiren zamlara karşı Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcülerinden Av.Ali Arif Cangı ve diğer parti üyelerinin açtığı dava ise Salı günü devam edecek.
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin yaptığı yazılı açıklamasında, yapılan zamların ve yüksek faturaların enflasyon ve yatırım masrafları ile açıklanabilir tarafı olmadığı belirtildi. Belediyenin gösterdiği bu yaklaşım ile sağlaması gereken kamu hizmetini ticarileştirmiş olduğuna dikkat çekilen açıklamada, en temel insan haklarından olan suya erişim hakkının ve sağlıklı yaşama hakkının, özellikle yoksul aileler için hiçe sayıldığının altı çizildi.
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi tarafından açılan dava ve oluşan kamuoyu tepkisi yüzünden Haziran ayında yaptığı zamların bir kısmını geri çekmek zorunda kalan İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2013’ün ilk gününe ise tekrar suya yaparak girmişti.
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin basın açıklaması tam metni şöyle:
İzmir’de Haksız Su Zammına Karşı Mücadelemiz Devam Ediyor
1 Ocak 2012 tarihinde, temel ihtiyaç olan suya %10 zam yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi, 18 Mayıs 2012 tarihinde %25,6 oranında yeni bir zam daha yapmıştır.
Bu son zam ile 4 kişilik bir ailenin su faturası yaklaşık 138 TL üzerinde tutmaktadır. Bu zamların ve yüksek faturaların enflasyon ve yatırım masrafları ile açıklanabilir tarafı yoktur. Belediye gösterdiği bu yaklaşım ile sağlaması gereken kamu hizmetini ticarileştirmiş ve en temel insan haklarından olan suya erişim hakkını ve sağlıklı yaşama hakkını, özellikle yoksul aileler için hiçe saymıştır.
Bu haksız tutum karşısında Eşsözcümüz Av. Arif Ali Cangı ve parti üyemiz olan arkadaşlarımız İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne zamların durdurulması ve iptali için dava açmışlardır.
Dava sonucunu beklemeyen İSZU, 1 Ocak 2012 tarihindeki zamlı faturalar ile aldığı ödemeleri halka geri ödemediği gibi, 18 Mayıs 2012 tarihinde açıkladığı yeni zammı Haziran ayı itibari ile uygulamaya başlamıştır ancak açtığımız davalar ve kamuoyunda oluşan tepki üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi 13.06.2012 tarihinde aldığı kararla zammın bir kısmını geri almak zorunda kalmıştır.
Toplamdaki zam kararı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Yönetimi, suya erişim hakkını umursamadığını, mahkeme kararlarını takmadığını, hukuk devleti ve hukuğun üstünlüğü gibi kavramları benimsemediğini, sosyal devlet ve sosyal belediyecilik anlayışından ne kadar uzak olduğunu bir kez daha göstermiştir.
30 Mayıs 2012’de açılan dava halen devam etmektedir ve 15 Ocak 2013 Salı günü saat 09.30’da İzmir 1. İdare Mahkemesi’nde duruşması görülecektir. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi olarak yaşam hakkının önkoşulu olan suya erişim hakkını etkileyen idari kararların ve uygulamaların takipçisi olduğumuzu, haksız ve insafsız bu zammı tüm sonuçlarıyla iptal ettireceğimizi, yargılama sırasında zamlı tarife nedeniyle tahsil edilen fazla su paralarını, şimdiye kadar olduğu gibi bu kez de İzmir’ lilere iade ettireceğimizi, kamu hizmetlerini ticarileştiren uygulamaların her zaman karşısında olacağımızı halkımıza ve kamuoyuna duyurmak isteriz.
Dünyanın en büyük dini buluşması olan Kumbh Mela Festivali, Hindistan’ın Allahabad kentinde başladı. Hindu inanışına göre 12 yılda bir yapılan festivalde milyonlarca kişi, Ganj ve Yamuna nehirlerinin birleştiği yerde günahlarından arınmak için yıkanıyor. İnanışa göre bu yıkanışla yaşam döngülerinden özgürleşiyor, ölüp, yeniden doğuyorlar. En son 2001’deki Kumbh Mela buluşmasında 40 milyon Hintli bir araya gelmişti.
55 gün sürecek festival sırasında milyonlarca Hindu, günahlarından arınmak için, kutsal kabul ettikleri Ganj Nehri’nin buz gibi sularına dalacak.
Yetkililer, astrolojik işaretlere göre festivalin en önemli günü kabul edilen bugün, sabah saatlerinde 3 milyon kişinin nehre girdiğini söyledi. Kutlamalar devam ediyor.
YENİDEN DOĞUŞ
Gün sonuna kadar 11 milyon kişinin günahlarından arınmak için Ganj’a dalması bekleniyor. Hindular, İbrik Festivali olarak da bilinen kutlamalar sırasında Ganj Nehri’nde yıkanmanın günahlarından arınmalarına ve ölüm ile yeniden doğuş döngüsünden özgürleşmelerine yardımcı olacağına inanıyor.
4 YERDE KUTLANIYOR
Festival sırasında yurt içinden ve dışından 50 milyondan fazla Hintli’nin Ganj’da yıkanması bekleniyor. Festival, “Hindu tanrısı Vişnu’nun kanatlı küheylanı Garuda’nın bir ibrik kutsal ölümsüzlük suyu için şeytan-cinlerle yapılan savaş sırasında dinlendiği” 4 yer olan Allahabad, Haridvar, Ujjain, and Nashik’de kutlanıyor.
2001’DE 40 MİLYON KİŞİ VARDI
Kumbh Mela, 6 yılda bir Haridvar ve Allahabad’da kutlanıyor. Garuda’nın uçuşu 12 kutsal gün yani 12 yıl sürdüğü için İbrik Festivali her 12 yılda bir dört kentte birden düzenleniyor.
Kumbh Mela, dünyanın en büyük dini festivali olarak kabul ediliyor. 2001’de 40 milyon kişi aynı gün Ganj’a Nehri’ne girmek için Allahabad kentinde bir araya gelerek dünya rekoru kırmıştı.
Geçen hafta yaşanan dondurucu soğuklar ve kar yağışı nedeniyle, Türkiye’nin günlük doğalgaz tüketimi Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine çıktı.
Konuyla ilgili AA muhabiri Leyla Ataman’a açıklamalarda bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, geçen hafta boyunca Türkiye’yi etkisi altına alan soğuk havalar ve kar yağışının, doğalgaz tüketiminde ciddi bir artışa neden olduğunu ve bir gün içerisindeki kullanımında en yüksek tüketim seviyesine ulaşıldığını söyledi.
Geçen yılın Ocak ayında günlük ortalama tüketimin 170 milyon metreküp, Şubat ayında ise 164 milyon metreküp seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatan Yıldız, ”10 Ocak 2013 tarihinde ise günlük doğalgaz tüketimi 187 milyon metreküp seviyesine çıktı. Bu, bugüne kadar görülen en yüksek tüketim rakamıdır” dedi.
Artan doğalgaz tüketimine rağmen şu ana kadar vatandaşların herhangi bir sıkıntı yaşamadığını da vurgulayan Yıldız, ”Bununla birlikte biz her alanda olduğu gibi doğalgaz tüketiminde de tasarruf kültürünü önemsiyoruz.
Enerjide tasarruf kültürünün toplumumuzun tamamına yayılmasını istiyoruz. Doğalgaz tüketimi de bu kapsamdadır” diye konuştu.
Tüketimin 5’te 1’i İstanbul ve civarında
Doğalgaz tüketiminin yaklaşık 5’te 1’i İstanbul ve civarında gerçekleşiyor. Marmara Bölgesi’nin yoğun tüketime sahip olduğunu kaydeden yetkililer, sanayinin de ağırlıkla Batıda olması nedeniyle sisteme yukarıdan LNG girdiğini ifade ediyor.
Rusya’dan Batı Hattı ve Mavi Akım, İran ve Azerbaycan’dan boru hatları yoluyla doğalgaz alındığını belirten yetkililer, ”Doğalgazda çok düşük olan bir giriş yok. Doğalgaz aldığımız ülkelerin tamamından ortalama seviyede gaz geliyor. Terminallerden de tankerlerle LNG girişi oluyor. Kaynak bazında bakıldığı zaman şu anda bir sıkıntı gözükmüyor” diye konuştular.
Bu arada, pazar çeşitlendirme çalışmaları çerçevesinde Türkiye’nin Cezayir ve Nijerya’dan LNG alımları devam ediyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdiği Cezayir temaslarında bu ülkeden alınan LNG kontratının süresi 10 yıl daha uzatılmıştı.
Bakan Yıldız’ın Katar’daki yetkililerle yaptığı görüşmede de bu ülkeden LNG alımı ve Türkiye’de bir LNG terminali kurulması konusu gündeme gelmişti.
Geçen hafta Yemen Petrol ve Madencilik Bakanı’nın Türkiye ziyareti sırasında da Yemen’den LNG alımı görüşülmüştü.
BM Güvenlik Konseyi, Fransa’nın operasyon düzenlediği Mali’deki gelişmeleri ele almak üzere bugün olağanüstü toplanıyor. Fransa’nın girişimine AB ülkeleri ve ABD destek veriyor.
Fransa’nın BM Güvenlik Konseyi’ndeki büyükelçisi, 15 Konsey üyesinin Mali’deki gelişmelerle ilgili bilgilendirileceğini açıkladı.
Mali’deki radikal dinci güçlere karşı cuma günü operasyon düzenlemeye başlayan Fransız ordusu, Mali hükümetine bağlı birliklere destek vermek üzere ülkeye savaş uçaklarıyla 400 asker göndermişti.
Yeni uçaklar yolda
Mali ordusuyla birlikte İslamcı isyancılara karşı operasyon düzenleyen Fransa’nın Savunma Bakanı Jean-Yves Le Drian, hava operasyonlarının devam edeceğini belirterek Mali’ye yeni savaş uçakları gönderileceğini duyurdu.
Operasyonun gerekliliğini savunan Fransız Bakan, “Eğer hiç kimse müdahale etmeseydi, başkent Bamako iki ya da üç gün içinde düşebilirdi” dedi. “Rafale” tipi savaş uçaklarının yola çıktığını belirten Le Drian, Fransız birliklerinin hava operasyonlarına aralıksız devam ettiğini de sözlerine ekledi.
Operasyona destek
Batı Afrika Devletleri Ekonomik Birliği’nin de Mali’ye 3 bin 300 asker göndermeye hazırlanıyor. Fildişi Sahili ile birlikte Burkina Faso, Nijer ve Senegal’in Mali’ye asker gönderecek ülkeler arasında olduğu belirtiliyor.
Batı ülkeleri de Fransa’nın başlattığı operasyona destek veriyor. ABD ve İngiltere, Fransa’ya askerî destek sözü verirken, Avrupa Birliği’nin de Mali askerlerinin hazırlıklarına yardımcı olmak üzere 200 kadar askerî danışman göndermeyi planladığı kaydedildi.
Militanlar ilerliyor
Fransa’nın askeri müdahalede bulunduğu Mali’de İslamcı militanlar, hükümet kontrolündeki bir kenti daha ele geçirdi.
Fransa Savunma Bakanı Jean-Yves Le Drian, başkent Bamako’nun 400 km. kuzeyindeki Diabaly kentinin Pazartesi günü düşürüldüğünü açıkladı.
Fransa Hava Kuvvetleri, doğudaki Gao kenti civarını da bombardımana tuttu.
Mali’nin kuzeyindeki militanlar ise, “Afrika ve Fransa topraklarında intikam alacaklarını” duyurdu.
Kuzey Afrika’da faaliyet gösteren ve El Kaide’nin bir kolu olan Batı Afrika Tevhid ve Cihad Hareketi’nin (Mujao) liderlerinden Ebu Dardar, “Fransa, İslam’a saldırıya geçti. Biz de Fransa’nın kalbinde saldırı düzenleyeceğiz.” dedi.
Telefonla Fransız Haber Ajansı AFP’ye açıklamalarda bulunan Dardar, nereyi hedef alacakları sorulduğunda, “Her yer. Bamako, Afrika, Avrupa” diye yanıtladı.
Altın Küre’de ödüller sahiplerini buldu. Ben Affleck,Argo ile En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerinin sahibi oldu. Eleştirmen ödüllerinin de galibi olan Ben Affleck; “ödülün ne olduğu çok da önemli değil ama isminizin Steven Spielberg, Ang Lee, Kathryn Bigelow ve Quentin Tarantino ile anılması muhteşem bir şey” dedi.
Spielberg’in 7 dalda aday gösterilen “Lincoln” filmi, gecede büyük düşkırıklığı yaşadı. 12 dalda Oscar’a da aday gösterilen film, sadece Daniel Day-Lewis‘e “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü getirdi. Jessica Chastain Zero Dark Thirty’deki oyunculuğuyla En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.
En iyi senaryo ödülü, “Django Unchained” ile Quantin Tarantino‘nun oldu.
Avusturyalı yönetmen Michael Haneke‘nin yaşlı çiftin öyküsünü anlattığı “Amour” filmi, geceden “En İyi Yabancı Film” ödülüyle ayrıldı.
İşte tüm ödüller:
SİNEMA
En İyi Film (Drama): Argo
En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Daniel Day-Lewis (Lincoln)
En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Jessica Chastain (Zero Dark Thirty)
———————————————
En İyi Film (Komedi-Müzikal): Les Miserables
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal): Jennifer Lawrence (Silver Linings Playbook)
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi-Müzikal): Hugh Jackman (Les Miserables)
———————————————
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz (Django Unchained)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Anne Hathaway (Les Miserables)
En İyi Yönetmen: Ben Affleck (Argo)
En İyi Senaryo: Quentin Tarantino (Django Unchained)
En İyi Yabancı Film: Amour (Michael Haneke)
En İyi Animasyon: Brave
En İyi Müzik: Mychael Danna (Life of Pi)
En İyi Şarkı: Adele – Skyfall (Skyfall)
———————————————
TV
En İyi Dizi (Drama): Homeland
En İyi Erkek Oyuncu – Dizi (Drama): Damian Lewis (Homeland)
En İyi Kadın Oyuncu – Dizi (Drama): Claire Danes (Homeland)
———————————————
En İyi Dizi (Komedi-Müzikal): Girls
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi-Müzikal): Don Cheadle (House of Lies)
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal): Lena Dunham (Girls)
———————————————
En İyi Mini Dizi: Game Change
En İyi Kadın Oyuncu: Julianne Moore (Game Change)
En İyi Erkek Oyuncu: Kevin Costner (Hatfield & McCoys)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:Maggie Smith (Downton Abbey)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:Ed Harris (Game Change)
Pekin başta olmak üzere, Çin’in Hıbey, Hınan, Şandong ve Guangşi eyaletlerinde hava kirliliği endişe verici boyutlara ulaştı.
İnsan sağlığını tehdit eden havalardan ötürü yetkililer, vatandaşlara mecbur olmadıkça sokağa çıkmayın çağrısı yapıyor.
Pekin’de 12 Ocak’ta metrekareye düşen sağlığa zararlı partikül oranı 900 olarak kayıtlara geçti. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre bu oran, kabul edilebilir seviyenin tam 45 katı.
Greenpeace’den de bu verileri doğrulayan bir açıklama geldi. Greenpeace tarafından yapılan açıklamaya göre, Pekin’deki hava kirliliğinin şimdiye kadar kaydedilmiş en üst düzeye ulaştığı duyuruldu.
Hava kirliliği nedeniyle, kentte yoğun bir dumanın görülürken; başkentin bazı semtlerinde görüş mesafesi 500 metreye kadar düştü.
Hastaneye gidenlerin sayısında artış görüldü
Özellikle alerjisi olanlar ve astım hastalarının hava kirliğinden olumsuz etkilendiği belirtilirken, Pekin, Cinan, Şıciacuang ve Nanning gibi kirliliğin yoğun olduğu büyük kentlerde solunum yolları rahatsızlığı şikayetiyle hastaneye gidenlerin sayısında sekiz kat artış görüldüğü açıklandı.
Asit, alkali, amin ve fenol gibi zararlı maddelerin yoğun olduğu kirli havada, farenjit ve soluk borusu iltihabı gibi alerjik vakaların arttığı bildirildi.
Dünyanın en fazla karbon salımı yapan ülkesi
Çin, 8.9 milyon metrik tonla dünyanın en çok karbon emisyonuna neden olan ülkesi. Aynı zamanda, hem iklim değişikliğine, hem de hava kirliliğine neden olan, dünyanın en kirli fosil yakıtı olan kömürün de, %28’i Çin’de tüketiliyor.
Uzmanlar, hızlı sanayileşme, ormanlık alanların korunmaması ve şehirlerdeki araç sayılarının da, yaşanan hava kirliğinin ortaya çıkmasındaki başlıca etkenler olduğunu söylüyor.
Ülkede sokağa çıkmaya engel olan ve insan sağlığını etkileyen sisin, bu hafta içerisinde etkisini yitirmesi bekleniyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Sürrealizm akımının en büyük isimlerinden ressam Salvador Dali’nin eserlerini İzmirli sanatseverlerle buluşturuyor. Dali’nin toplam 46 adet özgün eserinin yer aldığı bu özel sergi, 17 Ocak’ta Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde açılacak. İzmirliler, tarihin en önemli sanatçıları arasında yer alan Dali’nin eserlerinden oluşan bu sergiyi “ücretsiz” gezebilecek.
20. yüzyılın en önemli sanatçılarından biri olarak kabul edilen Salvador Dali’nin ölümsüz eserleri İzmir’de sergilenecek. Kentin kültür-sanat yaşamına büyük bir zenginlik katacak olan bu önemli etkinliğin buluşma noktası ise İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM) olacak. “Salvador Dali İzmir’de” başlığıyla gerçekleştirilecek sergi 17 Ocak’ta açılacak ve 2 Mart’a kadar ücretsiz olarak gezilebilecek. Sergide Dali’nin 13’ü Zodyak serisinden olmak üzere toplam 46 adet özgün eseri yer alacak.
1904-1989 yılları arasında yaşayan ve sanatçı kişiliğini “Ben sürrealizmin ta kendisiyim” sözleriyle tanımlayan Salvador Dali’nin eserlerinin yer alacağı serginin, İzmir’de yılın en önemli sanat olaylarından biri olacağı belirtiliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir kültür-sanat hizmeti olarak düzenlediği serginin ücretsiz olarak gezilebilecek olması nedeniyle büyük bir ilgi bekleniyor.
Her yönüyle renkli bir kişilik 11 Mayıs 1904’te, İspanya’nın Figueres kentinde doğdu. 1914’te annesinin desteğiyle özel bir resim kursuna başladı. 1926’da Paris’te, büyük saygı duyduğu Pablo Picasso ile tanıştı.
1928’de sanat eleştirmenleri Lluis Montanya ve Sebastia Gasch ile beraber, sanatta modernizmi ve fütürizmi savunan Sanat Karşıtı Katalan Manifesto’yu yazdı. 1929’de Luis Bunuel ile deneysel sinemanın ilk örneği kabul edilen “Bir Endülüs Köpeği” adlı filmi çekti.
1932’de ABD’de gerçekleştirilen ilk gerçeküstücüler sergisinde yapıtları yer aldı. 1938’de Londra’da Sigmund Freud ile tanıştı. 1940’ta Dali ve eşi Gala, Avrupa’yı etkisi altına alan II. Dünya Savaşı’ndan kaçarak ABD’ye yerleşti. 1942’de “Salvador Dali’nin Gizli Hayatı” isimli otobiyografisini yayımladı. 1945-46 yıllarında, Walt Disney ile beraber Destino; Alfred Hitchcock’la beraber Spellbound filmlerinin yapımında çalıştı. 1947’de sürrealist bir Picasso portresi yaptı. 1960-1974 arasında, Figueres’teki “Dali Tiyatrosu ve Müzesi”nin inşaatı ve dekorasyonuyla ilgilendi. 10 Haziran 1982’de eşi, menajeri, modeli ve ilham perisi Gala, hayatını kaybetti. Dali, karısının öldüğü ve gömüldüğü Pubol Kalesi’ne yerleşti ve münzevi bir hayat sürmeye başladı. 1983’te Pubol Kalesi’nde yaptığı Serçenin Kuyruğu adlı tablo, Dali’nin son eseri oldu. 1984 Ağustos’unda, kalede çıkan yangında yaralandı. Figueres’e dönerek Salvador Dali Tiyatro ve Müzesi’nde yaşamaya başladı. 23 Ocak 1989’da kalp yetmezliğinden öldü. Vasiyeti üzerine Figueres’te kendi adını taşıyan müzenin mahzenine gömüldü.
İspanyol sürrealist ressam Salvador Dali’nin eserlerinde kübizm ve dadaizmin etkileri görüldü. Sanatçı, sanatıyla olduğu kadar farklı giyimi, davranışları ve sözleriyle de dikkat çekti. Gerçeküstücülük akımıyla neredeyse özdeşleşen Salvador Dali’nin anılarından ve düşlerinden esinlenerek yaptığı resimlerinde eriyip akan saatler, gövdesinde çekmeceler taşıyan insanlar ya da boşlukta uçan eşyalar yer alıyor.
Dünyaca ünlü sanatçı Damien Hirst, Türkiye’deki ilk sergi açılışında 10 Ocak 2013 Perşembe akşamı “Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri” tarafından protesto edildi. “Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri” protestolarını internetten yayımladıkları bir videoyla paylaştılar. Video için tıklayınız. Video’daki görüntülerden de anlaşılabileceği gibi aktivistler sergi katılımcılarına şu soruları soruyorlar:
Damien Hirst’ün içlerinde zebra, köpekbalığı, koyun gibi hayvanların ölü bedenlerini özel bir sıvı içerisinde sergilediğini biliyor musunuz?
Peki İngiltere’deki en son sergisinde 9000 kelebeği öldürmüş olması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sizce sanat günümüzde öldürmeyi meşrulaştırabilecek bir duruma geldi mi? Hayvan öldürülerek sanat yapılabilir mi?
Videoda da görüldüğü gibi sergide Hirst’ün sanat anlayışını eleştiren hayvan hakları savunucuları, Bedri Baykam, Mustafa Sarıgül ve serginin sahipliğini yapan Raffi Portakal ile görüşüyor.
Aralarında sosyete ve ünlü isimlerin de olduğu sergi ziyaretçilerine Damien Hirst’ün hayvanları öldürmesi konusunda ne düşünüyorsunuz sorusuna verilen yanıtlar arasında; “sanat adına yapıldıysa diyecek bir şey yok” “kendi düşüncesi tabi, insanlara elektrik veriliyor neticede sanatçı belki onun eleştirisini getirmiştir” ya da “bu konu hakkında konuşmak istemiyorum” cevapları alınırken, sokakta çiçek satıp müzik yaparak sanatını icra eden insanlardan gelen tepkiler de hayvan öldürerek değil resim yapararak sanatını yapması gerekiyor” deniyor.
Video’da, Mustafa Sarıgül’ün “çok üzüldüm, bilseydim katılmazdım” dediği görülüyor.
Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri yaptıkları açıklamada: “Doğanın ham madde deposu gibi kullanıldığı modern zamanlarda, Damien Hirst’ün bir cam vitrine öldürüp koyduğu köpekbalığının fiyatını 25 milyon dolar olarak biçmesi trajikomik. Bugün ırkçılık her yerde teşhir edilirken hayvanlara yapılanlar sanat adı altında manipüle edilebiliyor. Sanatın bir din gibi sorgulanamaz olduğu ve sanatçıların yaptıkları her işte estetik aramaya çalışması bugün bile alay konusuyken, gün gelecek bu yapılanların hepsi zırvalık olarak nitelendirilecek. Ama katlettikleri canlıların yaşadıkları acıyı ve ızdırabı kimse telafi edemez. Bugün 9000 kelebeğin elektrik verilerek öldürülmesi ve de hayvanların öldürülüp sanat adına cam vitrinlerde sergilenmesi, tıpkı eğlence adına yunusların aqua parklara hapsedilmesine benziyor. Sanat uygarlığın sürdürülemez zevkleri uğruna insan olmayan canlıların hayatlarının hiçe sayılması durumuna gelmiştir. Bu nokta da sanat adına işlenen cinayetler insanlığın tarihine kara bir leke olarak geçecektir ” dedi.
Galeride yer alan “Bir sanatçı insanlar satın almıyorlar diye sanat yapmayı bırakmaz” cümlesini “Bir sanatçı hayvanlar sesini çıkaramıyor diye onları öldürmez”e çeviren hayvan özgürlükçüleri, hayvanların sömürü zincirinde en alt sırada olduğunu hatırlatarak açılıştan ayrıldı.
Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri Damien Hirst’ün çalışmalarında kullandığı hayvan cesetleriyle tanındığını, Hirst’ün “bir hayvan simetrikse ne yaparsınız? Ortasından kesersiniz ve aynı anda içini ve dışını görebilirsiniz. Güzeldir. Tek sorun ölmüş olmasıdır” gibi söylemleri olduğunu, ayrıca gittiği her ülkede protesto edildiğini bildiriyor.
Yeşil Gazete’de dün bir sanat haberini manşetten yayınladık. İngiliz Sanatçı Damien Hirst‘ün 30 eserinin İstanbul’da sergileneceğine ilişkin haberimiz hayvan hakları aktivistlerinden sert eleştiriler aldı. Hirst’ün eserlerinde hayvanlara eziyet ettiği ve hayvanların yaşam hakkını hiçe saydığı, aynı haberin yorum bölümünde ve gelen okuyucu e-maillerinde aktarıldı.
Hayvan Hakları Aktivistlerinin haberi yayından kaldırmamıza yönelik taleplerini gazetecilik ilkeleri gereği yerine getiremeyeceğimizin bilinmesini isteriz.
Yeşil Gazete Yayın Ekibi olarak Damien Hirst ve çalışmalarının, hayvanların yaşan hakkını hiçe sayan bu boyutundan haberdar değildik. Bu nedenle, yaptığımız haber ve içeriği bu çok önemli boyuttan yoksundu. Okuyucularımızın habere yönelik haklı tepkilerinin sebebi de buydu. Bu bilgi eksikliği nedeni ile tüm Yeşil Gazete okurlarından özür dileriz.
Yeşil Gazete her daim dile getirdiğimiz gibi aktif katılımla, okur ve yazarın birebir çalışması ile meydana geliyor. Biz de bu anlayıştan hareketle haberimizi haklı olarak eleştiren okurlarımızdan bizdeki bu bilgi eksikliğini gidermelerini rica ettik.
Sağolsunlar bizi kırmadılar.
Yeşil Gazete okurlarından Berk Efe Altınal‘ın ilgili konudaki dikkat çekici yazısını sizlerle paylaşıyoruz
Yeşil Gazete Yayın Ekibi
***
Geçen yaz İngiltere’nin en saygın sanat kurumlarından biri olan Tate Modern’de Damien Hirst’ün retrospektif sergisi yer alıyordu. Yaz boyunca Tate Modern’i gezenler, Hirst’ün kariyeri boyunca ürettiği ve her biri çok yüksek fiyatlara alıcı bulan bu işleri bir arada görme fırsatı buldular. Fakat bu sergide Damien Hirst’ün yeni birkaç eseri daha yer alıyordu ve bu eserler, zaten Hirst’ü sıklıkla eleştiren hayvan hakları savunucularının tepkisini çekti.
Hirst’ün ünlü yapan eseri, “The Physical Impossibility of Death in the Mind of Someone Living” (Yaşayan Birisinin Zihninde Ölümün Fiziksel İmkansızlığı) isimli, özel bir sıvıya doldurulmuş bir cam kafesin içerisine yerleştirmiş olduğu köpek balığı idi. Bu çalışmasını 8 milyon dolara satmasının ardından, bu cam kafesleri bir seri haline getirdi ve zebra, koyun, inek gibi pek çok sayıda hayvanı kullanarak tekrarladı. Bu hayvanlar dikkatlice incelendiğinde, üzerlerinde hiç bir çürüme izi bulunmadığı görülüyor ve bu sebeple cam kafesteki sıvıya yerleştirmeden hemen önce öldürülmüş oldukları tahmin ediliyor.
Bu konuda gelen eleştirilere aldırmayan Hirst şu cümleleri kurmuş: “Bir hayvan simetrikse ne yaparsınız? Ortasından kesersiniz ve aynı anda içini ve dışını görebilirsiniz. Güzeldir. Tek sorun ölmüş olmasıdır.” Hayvan hakları savunucularından gelen tepkilere rağmen cam kafesteki ölü köpek balığı güncel sanatın önemli sembollerinden biri sayılıyor. Bu da sanat için hayvan öldürmeyi bir sorun değil bir başarı ve yaratıcılık olarak gören bir düşünce biçiminden kaynaklanıyor. Durum böyle olunca Hirst ve onu takip eden başka kişiler, işlerinde hayvanları öldürmeye devam ettiler.
Hirst’ün bir başka çalışması, İsa’nın çarmıha gerilme sahnesini bir koyun ile yeniden ürettiği eseriydi. Bu “şaheser” hem hayvan hakları örgütlerinden hem de Hristiyanlardan büyük tepki aldı. Sergilenmesi sırasında Hristiyan gruplar galerileri ve müzeleri protesto ettiler. Hirst, bu protestoları keyifle izliyordu, çünkü dikkat çektikçe yaptığı işlerin fiyatı artıyordu.
Tepki çekmesine sebep olan başka bir çalışması 2006 yılında binlerce kelebeğin kanadını kullanarak yapmış olduğu “Kelebek Kanatları” isimli tablo idi. Bu kadar çok kelebeği nereden bulduğunu ve bu kelebeklerin nasıl şartlarda öldüklerini bilmiyoruz. Dahası bu çalışmasının, Lori Precious’un çalışmalarının birebir aynısı olmasıyla intihal iddiaları gündeme geldi. Bütün bunlara rağmen bu iş de 2 milyon dolara alıcı buldu.
Belki de bu yüzden, bu yaz gerçekleşen Tate Modern’deki sergisi için daha da “çarpıcı” bir iş hazırladı. Ne de olsa, ölü hayvanları kullanmaya devam etmek artık sıradan olmaya başlamıştı. Bu sebeple Hirst, bu kez hayvanların ölümünü bize izletmeye karar verdi. Bunun için bir cam kafes tasarladı ve içini çok sayıda sinekle doldurdu. Bu cam kafesin bir yerine ufak bir delik açtı, bu delik başka bir cam kafese açılıyordu ve ikinci kafeste ölmüş bir dananın çürümekte olan başı yer alıyordu. Bir kafesten diğerine geçen sinekler önce kendilerine sunulan bu ziyafetin tadını çıkarıyorlar sonra da kafesin duvarlarında yer alan elektrikli tellere değerek can veriyorlardı.
Başka bir odada da kelebekler yer alıyordu. Yaklaşık iki ay süren sergide 9000 kelebeğin öldüğü açıklandı. Ne kadar sineğin öldüğü ise bilinmiyor, herhalde sayılamayacak kadar çok olmalı.
Damien Hirst İstanbul’da
Nihayetinde güncel sanatın bir moda halini aldığı İstanbul’da da Hirst’ün bir sergisi açıldı. İstanbul’daki sergide böyle şaşalı eserleri yok, daha çok ip baskısı tarzında “eserlerinin” bulunduğu, sanattan çok marka değerinin ön planda olduğu bir sergi. Hayvan hakları savunucuları her yerde olduğu gibi Hirst’ü gittiği her yerde olduğu gibi İstanbul’da da protesto etti. Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri, sergi açılışındaydı ve açılışa gelen ziyaretçilerle çeşitli röportajlar gerçekleştirdiler.
Serginin açılışına katılmış olan ve kamuoyunda hayvansever kimliği ile tanınan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, kendisine Damien Hirst’ün daha önce gerçekleştirdiği işler anlatılınca “Gerçekten mi? Çok üzüldüm. Bundan haberim olsa gelmezdim” dedi.
Sergiyi protesto eden Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Savunucuları yaptıkları açıklamada “Doğanın ham madde deposu gibi kullanıldığı modern zamanlarda, Damien Hirst’ün bir cam vitrine öldürüp koyduğu köpek balığının fiyatını 25 milyon dolar olarak biçmesi trajikomik. Bugün ırkçılık her yerde teşhir edilirken hayvanlara yapılanlar sanat adı altında manipüle edilebiliyor. Sanatın bir din gibi sorgulanamaz olduğu ve sanatçıların yaptıkları her işte estetik aramaya çalışması bugün bile alay konusuyken, gün gelecek bu yapılanların hepsi zırvalık olarak nitelendirilecek. Ama katlettikleri canlıların yaşadıkları acıyı ve ızdırabı kimse telafi edemez. Bugün 9000 kelebeğin elektrik verilerek öldürülmesi ya da hayvanların öldürülüp sanat adına sergilenmesi tıpkı eğlence adına yunusların 35-40 yıllık ömürlerini 3-5 yıl içinde yunus parklarında acı ve stres içinde yaşamaya bırakılmasına benziyor. Sanat uygarlığın sürdürülemez zevkleri uğruna bir takım insanların insan olmayan canlıların hayatlarını hiçe sayması durumuna gelmiştir. Bu nokta da sanat adına işlenen cinayetler insanlığın tarihine kara leke olarak geçecektir ” ifadesini kullandılar.
Güncel Sanatın Durumu
Damien Hirst çok ünlü bir “sanatçı”. Yaptığı işler çok büyük paralara alıcı buluyor. Kendisinin, İngiltere’nin en çok kazanan yaşayan sanatçısı olduğu haberi yakın zamanda medyada yer aldı. Kariyeri boyunca hep sansasyonlarla büyüdü. Sergileri açıldığında sosyetenin ve medyanın akınına uğruyor. Yaptığı işler güncel sanatın sembolü olarak görülüyor.
Bence Damien Hirst bu haliyle günümüzde güncel sanatın ve sanatçının geldiği durumun tam bir karikatüründen başka bir şey değil. Bir zamanlar ana akım sanata tepki koyan ve sanatın formunu radikal biçimde değiştirme iddiası taşıyan güncel sanat, artık sponsorların, büyük holdinglerin, sanat simsarlarının ve Hirst gibi sansasyonlarla gündeme gelen pop starların hakimiyetine girerek kendisi bir ana akım oluşturdu.
Bu pazarda bir sanatçı ne kadar aykırı bir iş yaparsa yaptığı iş o kadar para ediyor. Söz konusu para olduğundaysa, hayvanların öldürülmesi, hayvanlara işkence edilmesi çok da önemsenmiyor. Bu anlamda, sanat sektörünün; et, süt, deri veya kürk sektöründen pek farkı yok.
Kitap okurlarının en büyük dilemmalarından biridir; sevdiği köşe yazarlarını, kültür haberlerini, siyaset, dünya, spor güncelini takip etmek için gazete okumak ya da aynı zamanı yüzyıl önceki savaşı, iki asır sonraki aşkı, günümüzde geçen cinayeti anlatan bir kitapla değerlendirmek. Değişen gündeme uzak kalmak pahasına pek çok kitapsever tercihini iki satır fazla okuyabilmek adına değişmez olandan yana kullanır ve gazete alımlarını kitap ekine endekslemeye başlar. Böyle olunca da gazete değil, kitap eki takip eden okurlar ortaya çıkar. Farklı siyasi jargonlara sahip gazetelerin bayilerden alınması bir sorun teşkil etmezse de, mahalle bakkalından alışveriş en azından, “Ağbi/Abla sen ne ayaksın?” şeklinde bir soruya muhatap eder.
İşte bu sorunun muhatapları için bir kitap eki listesi hazırlamaya çalıştım. Gazetelerin kitap ekini verecekleri günü ilan etmemeleri, ilan ettikleri günde vermemeleri, en ileri teknolojiyi kullandıkları ve aynı zamanda medya sektörünün parçası oldukları halde internet siteleri hatta e-posta adresleri bulunmayanların olması ve benzeri durumlar sebebiyle yazının eksik, hatalı kalan yanları olmuştur. Göze çarpan yanlışları yorum kısmında bildirirseniz, en azından kitap eklerinin derli toplu bir arada bulunduğu bir listeyi beraberce oluşturabiliriz. Ajandanız elinizdeyse işaretlemeye başlayabilirsiniz.
AGOS KİTAP (KİRK)
Yayınlanma Zamanı : Her ayın 2. cuma günü yayınlanıyor.
Kimler Yazıyor : Seyyit Nezir, Deniz Antepoğlu, M. Salih Kurt…
Tarzı : Edebi, siyasi, tarihi kitaplarının tanıtımına yer veriyor.
Notlar : Kitap ekini çıkartan ekipte çok hoş bir durum olarak kadınlar ağırlıkta. Kitap yazılarının sadece olumlama olmaması, kitapların olumsuz yönlerinin de belirtilmesi önemli bir detay olarak göze çarpıyor.
BİRGÜN KİTAP
Yayınlanma Zamanı : On beş günde bir cumartesileri yayınlanıyor.
Tarzı : Klasikleşmiş köşelerinin yanın sıra, edebi, siyasi, tarihi, kuramsal, aydınlanma, şiir ve çocuk kitaplarının tanıtımına yer veriyor. Sayfalarını büyük yayınevleri kadar, nitelikli ama küçük yayınevlerinin kitapları arasında dengeli bir biçimde paylaştırmaya çalışıyor.
Notlar : Yirmi yıla yaklaşan geçmişi ve 1200’e yaklaşan sayısıyla kitap eklerinin anası/atası diyebileceğimiz Cumhuriyet Kitap değişmeyen köşeleri ve yazarlarıyla bir klasik, sürekli kendini yenileyen köşeleri ve yazarlarıyla moderndir. O kadar önemli yazarları var ki, kimi yazsam diğerlerine haksızlık edeceğim için sadece sürekli köşeleri olan yazarlarının adını anmadan geçemeyeceğim: Enis Batur, Celal Üster, M. Sadıkaslankara, Cevat Çapan, Mavisel Yener… Ayrıca Semih Poroy’un Feklavye karikatür bantları da her hafta beklenmekte ve keyifle takip edilmektedir.
DÜNYA KİTAP
Yayınlanma Zamanı : Her ayın birinci cuma günü yayınlanıyor.
Kimler Yazıyor : Nermin Sayın, Feyzan E. Top, Refik Durbaş…
Tarzı : Kitap eklerinden ziyade edebiyat dergilerine yakın duran tarzıyla ve kaliteli tasarımı, baskısı dikkat çekiyor. Kitap tanıtımlarının yanı sıra, röportaj, deneme, şiir, fotoğraf, makaleler yer alıyor.
Notlar : 22 yıllık geçmişiyle Cumhuriyet Kitapla birlikte en mahallenin en kıdemlilerinden. Özel röportajları ve bunlarla birlikte yer alan fotoğraflar, kitapçılardan önce – kitaplardan tadımlık bölümler edebiyat gurmelerine keyif veriyor. Ayrıca her yıl Dünya Kitap Ödülleri adı altında kitapları ve yayınevlerini taltif ediyor.
EVRENSEL KİTAP
Yayınlanma Zamanı : (Her ayın son cuma günü yayınlanıyor.)
Kitap Eki Editörü :
İnternet Adresi :
E-posta Adresi :
Kimler Yazıyor : Sennur Sezer, Ahmet Tulgar, Mustafa Kara…
Tarzı : Siyasi ve edebi kitap tanıtımlarının yanı sıra denemelere de yer veriyor.
Notlar : Evrensel Pazar ekinin içinde kitap tanıtımları şeklinde yer alıyor. Fuar dönemi bağımsız bir ek olarak çıkıyor.
HABERTÜRK KİTAP
Yayınlanma Zamanı : Her yıl İstanbul Kitap Fuarı döneminde yayınlanıyor.
Kitap Eki Editörü : Gülenay Börekçi
İnternet Adresi :
E-posta Adresi :
Kimler Yazıyor : Gülenay Börekçi, Ümran Avcı…
Tarzı : Ağrılıklı olarak Gülenay Börekçi’nin keyifli yazar röportajlarından oluşuyor.
Notlar : Kitabın hikâyesini yazarının ağzından duymak/okumak isteyenlere tavsiye olunur.
Kimler Yazıyor : Tuğba Eriş, Pelin Özer, Melek Özlem Sezer…
Tarzı : Sadece okul öncesi, çocuk ve gençlik kitaplarının tanıtımlarına yer veren, bu konudaki tek gazete / dergi.
Notlar : Aslında gazete eki olmasa da ücretsiz olarak kitapevlerinde dağıtılan ve internet sitesinden takip edilebilen çocuk ve gençlik kitaplarının tek adresi olan bu dergiyi takip ve takdir etmemek mümkün değil.
MİLLİYET KİTAP
Yayınlanma Zamanı : Her hafta 2./3. perşembe günü yayınlanıyor.
Kimler Yazıyor : Yetka Kopan, Murat Belge, Sevin Okyay…
Tarzı : Fazla detaya girmeden kitapları kısa ama vurucu biçimde tanıtma tarzı ve bu sayede sayfalarında daha fazla kitaba yer vermesi gözden kaçmıyor. Ağırlıklı olarak edebiyatın her türünden kitapları tanıtan bir dergi.
Notlar : Röportajları ve önemli yazarların yazdığı tanıtımlar merakla takip ediliyor.
RADİKAL KİTAP
Yayınlanma Zamanı : Her hafta cuma günleri yayınlanıyor.
Kimler Yazıyor : Semih Gümüş, A. Ömer Türkeş, Selim İleri…
Tarzı : Kitapları çıktığı hafta bulabileceğiniz, romandan denemeye, çizgi romandan felsefeye çeşitli konularda kitap tanıtımı, deneme ve söyleşilere yer veren, testleri, çok satanlar listeleri ve ilginç bulmacasıyla 10 yılı aşkın süredir hayatımızda olan bir fenomen.
Notlar : Kitap eklerinin en popüleri ve yenilikçisi, o okunmadan kitap alınmaz. Görkem Yeltan de her hafta Radikal Kitap’ta ülkemizden ve dünyadan çocuk kitapları tanıtıyor. Asuman Kafaoğlu-Büke’nin eleştiri yazılarını ise kaçırmamak gerekir.
SABAH KİTAP
Yayınlanma Zamanı : Her ayın 2./3. cuma günü yayınlanıyor.
Kitap Eki Editörü : Yeşim Kasap
İnternet Adresi :
E-posta Adresi :
Kimler Yazıyor : Kaya Genç, Elif Tanrıyar, Cüneyt Kavalalı…
Tarzı : Popüler kitapların yanı sıra edebi, siyasi, sanat ve polisiye kitapların tanıtımına da yer veriyor.
Notlar : İyi yazarlarıyla keyifli okumalar vaat ediyor.
Tarzı : Bir kitap ekinden fazlası olarak, aylık bir dergi olarak değerlendirilecek kadar nitelikli tarzıyla kitapseverleri memnun ediyor. Her türden kitap tanıtım ve eleştirisi sayfalarında yer alıyor. (Hatta henüz ülkemizde yayınlamamış kitapların eleştirileri dahi yer bulabiliyor.) Ayrıca kitaplarla ilgili önemli edebiyat dosyaları hazırlıyor, ülkemizden ve dünyadan edebiyat haberlerine yer veriyor. Kitapların baskı, kapak ve iç sayfa tasarımlarına karne veriyor. Sayfalarında yazar anketleri ve söyleşileri de yer alıyor. Hayati Roman ve Fikrisabit müstear adlı yazarların yazıları da merakla takip ediliyor.
Notlar : Aslında gazete eki olmasa da ve 3-TL. fiyatla satılsa da, idefix üzerinden yapılan kitap alışverişlerinin yanı sıra kitapevlerinden de ücretsiz olarak edinilebilmektedir. Ülkenin en önemli yazar ve eleştirmenlerinin bir arada bulunduğu bu dergi, baskı kalitesi ve dizaynıyla da dikkat çekiyor.
STAR KİTAP
Yayınlanma Zamanı : Her ayın 2. perşembe günü yayınlanıyor.
Kimler Yazıyor : Merve Koçak Kurt, Erdinç Akkoyunlu, Yusuf Çopur…
Tarzı : Merkezdeki yayınevlerinin kitaplarının yanı sıra periferideki yayınevlerinin edebi, siyasi ve dini kitaplarının tanıtımına da yer veriyor.
Notlar : Önceki editörü gibi hâlihazırdaki editörünün kadın olmasıyla fark yaratıyor, kadın elinin duyarlılığı ve estetiği göze çarpıyor. Aslı Gür’ün hazırladığı oldukça doyurucu çocuk kitapları köşesi de var.
TARAF KİTAP
Yayınlanma Zamanı : Her ayın 2. cuma günü yayınlanıyor.
Kimler Yazıyor : Behçet Çelik, Hülya Soyşekerci, Murat Şevki Çoban…
Tarzı : Edebiyat, tarih, felsefe, siyaset, eleştiri kitaplarının tanıtımlarına yer veriyor. Gerek katkı sunan yazarları gerekse de işlediği konular itibariyle nitelikli kitap eklerinin önde gelenlerinden.
Notlar : Genel okura değil özellikle kitap okurlarına hitap ediyor, çocuk kitapları sayfası Fadime Uslu tarafından hazırlanıyor. Sayfalarında Kürtçe kitap tanıtımlarına yer veren tek kitap eki.
VATAN KİTAP
Yayınlanma Zamanı : Her ayın 15’inde yayınlanıyor.
Tarzı : Has edebiyat ürünleri kadar popüler edebiyat ürünlerine de sayfalarında yer veriyor, ayrıca tarihi kitap tanıtımları ve Buket Aşçı imzalı röportajları da dikkati çekiyor.
Notlar : Gerek internet sitesiyle, gerekse de hayli kalın ve içi dolu dergisiyle kitap ekleri içinde bu işe en fazla kafa yoranların başında geliyor. Ayrıca bağımsız Çocuk Kitap Eki farklılık yaratıyor. Okurlarını aynı zamanda yazarı olmaya teşvik eden ve yazılarına yer veren çalışkan bir kitap eki.
YENİ ŞAFAK KİTAP
Yayınlanma Zamanı : Her ayın 1. çarşamba günü yayınlanıyor.
Kimler Yazıyor : Esra Yalazan, Ömer Ayhan, Temel Karataş…
Tarzı : Kendine özgü çizgisiyle ülkemizin önemli kitap eklerinden biri Kitap Zamanı. Edebiyat, tarih, düşünce kitaplarının yanı sıra dini ve tasavvuf kitaplarının tanıtımına da sayfalarında yer veriyor.
Notlar : Kaliteli baskısı ve doyurucu kitap incelemeleri ve çok farklı disiplinlerden kitapları bir arada sunan tarzıyla farklılık yaratıyor.
Hadi, ne duruyorsunuz? Kalemi kağıdı elinize alın, kitap eklerindeki kitap eleştiri ve tanıtımları doğrultusunda kendi listenizi oluşturmaya başlayın.