Ana Sayfa Blog Sayfa 4328

Çanlar gezegen için çalıyor, Dünya CO2 seviyesi 400 ppm sınırında

Fosil yakıt kullanımına bağlı olarak artış gösteren atmosferdeki CO2 yoğunluğu yeni bir rekor kırarak psikolojik baraj olarak kabul edilen 400 ppm seviyesine dayandı.

Gezegenin yaşanabilir olması için 350 ppm sınırının aşılmaması gerekiyor ama Dünya 400 ppm sınırına gelmiş durumda

Hawaii’de bulunan Mauna Loa gözlemevi 1958’den bu yana atmosferdeki CO2 seviyelerini ölçerek iklim değişikliğinin temel sebeplerinden olan sera gazlarının miktarı hakkında önemli bir veri kaynağı olma işlevini sürdürüyor. Gözlemevinden yapılan 25 Nisan tarihli son ölçüm CO2 yoğunluğunun 399.72 seviyesine geldiğini gösteriyor. Bu psikolojik sınır olan 400 barajının çok kısa bir süre sonra aşılacağı anlamına geliyor.

Görsel 350org Ankara'dan alınmıştır

Kuzey Kutbuna yakın bir diğer gözlem evinde yapılan ölçümler 400 seviyesinin üzerine çıkıldığını gösterse de konu ile ilgili en güvenilir kaynak 50 seneden fazla süredir ölçüm yapan Mauna Loa gözlem evi.

Mauna Loa gözlemevinde 1958 yılından bu yana periyodik olarak CO2 seviyesi ölçümü yapılıyor

Gözlemevindeki işleyişi yöneten Scripps Okyanus Bilimi Enstitüsü’nden Ralph Keeling “Doğru olmamasını dilerdim ama dünya 400 ppm barajını hiç tereddüte yer bırakmadan delip geçecek. Bu hızla devam edersek birkaç on yıl içerisinde 450 ppm’ye de ulaşacağız” şeklinde konuştu

Keeling, “Mauna Loa’daki seviyeler her sene bir testere biçimli grafik oluşturacak şekilde artış ve azalışlar gösterir, ancak her sene bir öncekinden yükseğe çıkar. Testerenin keskin ucu genelde Mayıs ayına denk gelir. Eğer CO2 seviyeleri 400 barajını bu Mayıs’ta aşmazsa bile, önümüzdeki sene kesinlikle aşacak.” diyerek durumun vehametinin de altını çizdi.

CO2 seviyeleri 200 seneden beri sürekli artış içerisinde. Endüstri devriminden önce 280 ppm olan yoğunluk Mauna Loa 1958’de gözlemlerine başladığında 316 ppm idi. Artışın en önemli sebebi ise artan fosil yakıt tüketimiyken 400 ppm seviyesinin hükûmetler için son bir uyarı olarak algılanması gerektiği iklim değişikliği araştırmacılarının ortak görüşü.

Haber: Bora Kabatepe

(Yeşil Gazete, Guardian)

 

İklim Değişikliği ve Göçler 2 – Belkıs Gökbulut

İklim değişikliği biliminin kendisi zaten kompleks bir olgu iken, onun farklı kaynaklara sahip farklı toplumlara etkileri ve bu toplumların dış etkenlere adaptasyon süreçlerinden bahsetmek bizi daha komplike bir yola sürüklüyor. Mesela, 2005’te Amerika’nın körfez kıyılarını vuran Katrina Kasırgası 1 milyon insanın hızlı bir şekilde yer değiştirmesine neden oldu. Değişen yağış biçimi ve hidrolojik döngülerin daha yoğun bir hale gelmesinin  kasırgalar, seller, fırtınalar gibi aşırı hava olaylarının şiddeti ve sıklığının artmasına neden olacağı düşünülmekte.

2005’te Amerika’nın körfez kıyılarını vuran Katrina Kasırgası 1 milyon insanın hızlı bir şekilde yer değiştirmesine neden oldu

Oxford Üniversitesi’nden Profesör Norman Myers uzun vadede küresel ısınma bu şekilde devam edecek olurda 2050 yılında yaklaşık 250 milyon insanın bulundukları bölgeleri terk etmek zorunda kalacaklarını açıkladı. Profesor Myer’ın tahmini Lord Stern’ün İklim Değişikliğinin Dünya Ekonomisi üzerine etkileri konusunda hazırladığı rapora kadar uluslararası alanda kabul gördü. Dünya’da 250 milyon göç olması her 45 kişiden 1’inin mülteci (sığınmacı) olacağı anlamına geliyor. Ancak; bu sınır aşılabilir de, mevcut tahminler sadece şu anda bilinen verilere dayanarak yapılıyor ve bu tahminlere kesin gözüyle bakılmaması gerektiği ifade edilmekte. En geniş aralıkta, en iyimser ve en kötümser senaryolar göz önünde bulundurularak yapılan tahminlerde ise 2050 yılına kadar 25 milyon ila 1 milyar arası mülteci olması bekleniyor.

İklim değişikliğinin sebep olacağı büyük felaketlerden önce  gereken tedbirlerin arttırılması bu durumdan en az zararla çıkılmasını sağlayacaktır. Örneğin, 1991’de Bangladeş’in güney batısını Gorky isimli tropikal siklon vurmuştu. Hızı saatte 260 km olan ve 6m yüksekliğindeki dalgalarla birlikte yayılan bu siklon ülkede en az 138.000 kişinin ölmesine ve 10 milyon insanın evsiz kalmasına neden olmuştu. Bunun yanı sıra, 1992’de hızı saatte 280 km olan, 5.2 metrelik dalgalara sebep olan Andrew Kasırgası Florida ve Louisiana’yı vurduğunda, alınan tedbirler ve ABD’nin zararı telafi etmek için ödediği 43 milyar dolar ile daha güçlü bir fırtınadan daha az can kaybı ve zararla çıkılmış oldu. Gelecekte de iklim değişikliğinden dolayı bu felaketler daha çok yaşanacağından kısa sürede çok sayıda insanın tahliyesi, yiyecek ve su kıtlığı yaşanacak bölgeler için tedbirler alınması ve tehlike altındaki bölgelerin korunması için mücadele edilmesi gerekecektir.

Tüm bunların yanı sıra, iklim değişikliğinin etkileri ile birlikte pek çok yer yaşanmaz hale gelirken, bazı bölgeler için bu durumun avantaj oluşturacağı tahmin edilmektedir. Örneğin, 2005’te yapılmış bir çalışma Kuzey Atlantik’in daha ılık olması ve Sahra’nın daha sıcak olmasının Sahel’de daha çok yağmur oluşmasını tetikleyeceğini öne sürmüştür, sebepleri ise şunlardır: Daha yüksek sıcaklıklar mevsimlerin sürelerini uzatacak ve Avrupa, Avustralya, Yeni Zelanda gibi orta-yüksek enlemli bölgelerde soğuk havaların azalmasına neden olarak, yeni tarımsal ürünlerin gelişebilmesine olanak sağlayacak. Kuraklıktan sıkıntı çeken bazı bölgeler için yağmur sıklığı ve yoğunluğunun artması buralarda daha az sorun yaşanmasına neden olacak. Ancak tüm bu senaryolar sadece 2-3ºC’lik bir sıcaklık artışına göre kurgulanmıştır. 4-5 ºC’lik bir artışta dünyanın bütün bölgelerinin ciddi şekilde zarar göreceği öngörülmektedir.

Toplumların gelecekte yaşayacakları zararların boyutları  sera gazı emisyonunun artmasına ve azaltılmasına bağlı olarak değişecektir. Yani felaketlerin en aza indirgenmesi için gerekli önlemlerin şimdiden alınması gerekmektedir. Göçlerle birlikte kentsel altyapı ve göç edilen ülkede insanlara verilmesi gereken hizmetlerin artması, ekonomik gelişmenin baltalanması, yaşanacak çatışmaların,  sağlık risklerinin artması, göç eden insanların sosyal ve eğitimsel olarak daha kötü şartlara sahip olması dünyada ciddi aksaklıklara neden olacaktır. Bu durumdan ise en fazla az gelişmiş (aynı zamanda en az karbondioksit salımı oluşturmuş) ülkelerin etkilenmesi beklenmektedir. Dünya nüfusunun artışı göz önünde bulundurularak, etkin nüfus dağılımının sağlanması için gerekli hükûmet politikalarının uygulanması ve insanların öncelikle yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı, artan küresel sıcaklıktan en az zarar görecek bölgelere yerleştirilmesi gerekmektedir. Sorunların en aza indirgenmesi için göçlerle ilgili uluslar arası adaptasyon stratejileri belirlenmelidir.

 

Belkıs Gökbulut

Boğaziçi Üniversitesi
İklim Değişikliği Çalışma Grubu

Mersin’de nükleer karşıtları Çernobil’in yıldönümünde “Nükleere geçit yok” mesajı verdi

Mersin’de nükleer karşıtı aktivistler Gülnar İlçesi’ne bağlı Büyükeceli Beldesi’ne yapılması planlanan Akkuyu Nükleer Santrali’ne 27 Nisan Cumartesi günü Ulu Cami önünde toplanarak tepki gösterdi. 26 Nisan 1986 tarihinde meydana gelen Çernobil nükleer kazasının yıldönümüne denk gelen protesto yürüyüşüne katılım yoğundu.

Aktivistler, ‘Akkuyu Çernobil olmayacak’ ve ‘Nükleer Santral istemiyoruz’ pankartı açtı, “Nükleere inat, yaşasın hayat’, ‘Mersin uyuma Akkuyu’ya sahip çık’, ‘Nükleerle savaş insanla barış’ sloganları atarak Akkuyu Nükleer Santrali Bilgilendirme Bürosu’na kadar yürüdü.

Mersin Nükleer Karşıtı Platform adına söz alan Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Seyfettin Atar, Çernobil kazasının üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen etkinlerinin halen sürdüğünü belirterek, Yaşam hakkımızı elimizden almak, doğayı ve yaşamı talan etmek isteyenlere gerekli yanıtı vermek için buradayız. Barışı ve yaşam hakkımızı savunmak, çocuklarımızın geleceğini sonuna kadar koruyacağız. Hükümetin nükleer santralleri tercihi siyasidir ve bu dayatma kabul edilemez. Bizler baştan Akkuyu’da olmak üzere ülkemizin hiçbir yerinde yeni Çernobiller kurulmasına izin vermeyeceğiz. Bu vesileyle, hükümeti bir kez daha bu maceradan vazgeçmeye çağırıyoruz” dedi.

Nükleer karşıtı aktivistler ne Akkuyu, ne Sinop, ne de İğneada’da nükleer santral yapılmasına izin vermeyeceklerinin söyledikten sonra sloganlar atarak dağıldı.

Fotoğraflar: Yılmaz Kilim

(Bugün, Yeşil Gazete)

Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali başlıyor

16.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin Kuğulu Park’ta yapılan açıklamasına STÖ’ler ve iş dünyası da destek verdi. Festival “…rağmen: dayanışma, direniş, devinim” temasıyla 9 Mayıs’ta başlıyor.

Ankara’da baharın müjdecisi 16.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için geri sayım başladı.

Festivalin basın toplantısı bugün Kuğulu Park’ta yapıldı. İlk kez halka açık bir yerde, açık havada Ankaralılarla birlikte düzenlenen basın toplantısına sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası da destek verdi.

Festival ekibi toplu halde sahneye çıktı ve festival hakkında bilgi verip başkentli sinemaseverleri mayısta film izlemeye, kültür sanata sahip çıkmaya çağırdı.

Uçan Süpürge Kadın İletişim Ve Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Halime Güner, “dayanışma dediğimiz şey, belirli hedeflere ulaşmak için bilinçle oluşturmaya çalıştığımız bir amaçtır ve öyle olduğu için de politiktir, kendiliğinden var olmaz” dedi:

“15 yıl, dile kolay! Bu festivali yapabilmek için aldığımız banka kredilerinin taksitleri halen ödeniyor. Sponsorluk için görüştüğümüz inşaat firmalarının ‘inşaatın kadınla ne alakası var’ sözleri halen kulaklarımızda çınlıyor. Çeşit çeşit önyargı… Oysa en büyük yoksulluk, başkalarından mahrum kalmaktır. Ülke yararına, ülkedeki kadınların yararına bir şey yapmaya çabalarken yalnız bırakılmaktır. Bu bir film festivali.Şimdiki kadar dört starı (Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray, Fatma Girik, Filiz Akın) buluşturmuş tek festival. Her yıl ‘Onur Ödülü’, ‘Bilge Olgaç Başarı Ödülü’, ‘Genç Cadı Ödülü’ ile adından söz ettiren, FIPRESCI Jürisinin her yıl ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali…”

Uçan Süpürge’nin ofisinin de bulunduğu Kavaklıdere semtinin yurttaş organizasyonu olan Kavaklıderem Derneği’nden İsa Çapanoğlu yaptığı konuşmada, Uçan Süpürge’den kurulduğu günden bu güne çok yol kat ettiğini, geliştiğini ve bunlar içinde Çocuk Gelinler projesinin fark yarattığını söyledi. Konuşmasının ardından Çocuk Gelinler afişiyle poz verdi.

Ankara Genç İş Adamları Derneği’nin Kadın Komitesi’nin başkanı İrem Şerefoğlu ise konuşmasında Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’nin etkinliklerine bundan sonra da destek vermek istediklerini söyledi.

Festivalin bu seneki açılış töreninin organizasyonunu gönüllü olarak üstlenen gazeteci Elif Özmenek Çarmıklı da festivalin kendisiyle birlikte başkentlileri de heyecanlandırdığını söyledi ve 9 Mayıs akşamı açılış ve ödül törenine tüm Ankaralıları davet etti.

Festivalin bu seneki teması olan “…rağmen: dayanışma, direniş, devinim” üzerine herkesin kendi rağmenini dile getirebileceği filmler, söyleşiler, sergiler ve sürpriz etkinliklerle dopdolu bir hafta sizi bekliyor.

 

“Bir Grup Ateist”ten Adnan Oktar’a dava

Ateistler, Fazıl Say’a Twitter’da yazdığı ve paylaştıkları nedeniyle verilen hapis cezasının ardından açıklamada bulundu. “Bir Grup Ateist” imzasıyla kaleme alınan bildiride, Say’ı Adnan Oktar çevresinin dava ettiği belirtilerek, onların kendi mecralarında diğer düşünce ve inanç mensuplarına yönelik hakaretleri hatırlatıldı ve Oktar’a kendi yöntemiyle cevap verilerek dava açıldığı hatırlatıldı.

(Cnnturk.com) — “Adnan Oktar Durdurulmalı!” başlıklı bir bildiri kaleme alan “Bir Grup Ateist” adlı grup, son olarak Fazıl Say’aTwitter’da yazıp, paylaştıkları nedeniyle verilen hapis cezasını hatırlatarak, “Biz bu konuda fikrimizi dile getirme imkanı bulamadık” diyerek, görüşlerini açıkladı. “adnanhocasucisliyor.blogspot.com” adlı bir de internet sitesi açan “Bir Grup Ateist”, ifade özgürlüğüne vurgu yaptıkları  bildirilerinde Adnan Oktar hakkında dava açtıklarını açıkladı.

Yazdığı ve paylaştığı tweet’ler nedeniyle Fazıl Say’ı dava eden Ali Emre Bukağılı’nın Adnan Oktar grubunun hukuk kolu olarak çalıştığı ileri sürülen bildiride, Bukağılı’nın daha önce de evrimi savunan görüşleriyle bilinen İngiliz biyolog Richard Dawkins’in “Tanrı Yanılgısı”, Nedim Gürsel’in “Allah’ın Kızları” romanı, Burak Özdemir’in “Peygamber Çocuklar ve Tanrı’nın Doğum Günü” adlı kitabı ile Metis Yayınları’nın “İllallah Ajandası”nı da dava ettiği hatırlatıldı.

Adnan Oktar ve çevresinin ateizmi sansürlemekle suçlandığı bildiride, “Bir Grup Ateist” ve “Bir Grup Evrimci”nin de Adnan Oktar’ı dava ettikleri belirtildi. Bildiride, şu ifadeler yer aldı:

“Adnan Oktar ve ekibi, kendilerine ait kitap ve web sayfalarında evrimcilere, materyalistlere, dinsizlere, ateistlere ve Yahudilere ağıza alınmayacak hakaretler etmektedir. Eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içinde kalan pek çok yazarı ve web sayfasını dava eden Adnan Oktar ve ekibi, fikirlerini beğenmedikleri ve katılmadıkları toplum içindeki pek çok kesimin dünya görüşünü, felsefi düşüncesi ve dini inancını kendi dava ettikleri ifadelerden kat kat ağır ifadeler kullanarak aşağılamakta, ve sözkonusu toplum kesimlerine sürekli hakaret etmektedir. Bu nedenle biz de Adnan Oktar’a kendi yöntemiyle cevap vermek istedik ve kendisi hakkında suç duyurusunda bulunduk. Adaletin nasıl bir karar vereceğini göreceğiz.”

“Bir Grup Ateist”in bildirisi, “Tekrar altını çizmek isteriz, ne Fazıl Say yalnızdır ne de herhangi bir ateist!” denilerek ve Say’ın yargılanıp ceza aldığı tweet’ler paylaşılarak sonlandırıldı.

(cnnturk)

Irak’ta 10 kanalın lisansı iptal edildi

0

Irak hükümeti, yerli ve yabancı basın kuruluşlarına ait 10 televizyon kanalının faaliyetlerini durdurma kararı aldı.

Irak İletişim ve Haberleşme Heyeti’nden yapılan yazılı açıklamada, 23-24 Nisan’da Kerkük’ün Havice kasabasında meydana gelen olayların ardından, “basın ahlakından ve gerçeklikten uzak, mezhepsel şiddeti teşvik edici yayın yaptığı” gerekçesiyle, 10 kanalın faaliyetlerine son verildiği belirtildi.

Lisansları iptal edilen kanallar arasında El-Cezire, Bağdat, Şarkiye, Şarkiye News, Babiliye, Selahaddin, El-Envar 2, Et-Tağyir, Felluce ve El-Garbiye kanalları bulunuyor.

Yayınları durdurulan kanalların daha önce kendilerine yapılan uyarıları dikkate almadıkları belirtildi. Açıklamada, “Söz konusu basın kuruluşlarının yayınlarında, mesleki ilkelere bağlılığın olmadığı ve bu yayınların milli birliği tehdit ettiği gözlendi. Heyet, İçişleri Bakanlığı işbirliği ile heyetin onayı olmadan çalışmaya devam edecek kanalların takibini yapacak” denildi.

Havice’deki çatışmalarda 53 kişi hayatını kaybetmiş, 100 kişi de yaralanmıştı.

(DW)

İzlanda sağa kaydı

0

İzlandalılar, 2008 yılında ülkeyi ekonomik çöküşün eşiğine getirmekten sorumlu tuttukları merkez sağ partileri tekrar iktidara taşıdı.

İzlanda’da 63 sandalyeli parlamento için yapılan seçimlerde Bağımsızlık Partisi oyların yüzde 26,7’sini, İlerici Parti de yüzde 24,4’ünü aldı.

Bu dağılıma göre 63 sandalyeli parlamentoda toplam 38 sandalyeye sahip olan iki partinin, koalisyon görüşmelerine başlamaları bekleniyor.

İzlanda’da iktidardaki Sosyal Demokratlar ise oyların yüzde 13’ünü aldı.

Bağımsızlık Partisi’nin lideri Bjarni Benediktsson, partisinin yeniden göreve çağrıldığını belirterek, “yeni yatırımlar yapmanın, iş imkânlarının yaratılmasının ve büyümenin başlatılmasının zamanı olduğunu” söyledi.

Geçen seçimlere göre oy oranını neredeyse ikiye katlayan İlerici Parti’nin lideri Sigmundur David Gunnlaugsson da sonuçtan çok memnun olduğunu ifade etti.

(DW)

Karşıyaka son topta yıkıldı

0

Eurochallenge finalinde Pınar Karşıyaka, bir ara 17 sayı öne geçtiği maçta Rusya temsilcisi Krasnye Krylia’ya 77-76 mağlup oldu.

İzmir’de düzenlenen Eurochallenge Final Four’unda EWE Baskets’i saf dışı bırakarak şampiyonluk maçına çıkmaya hak kazanan Pınar Karşıyaka, Rusya ekibi Krasnye Krylia’yla karşılaştı.

Karşılaşmaya Andre Smith’in hücumdaki etkili oyunuyla giriş yapan Krasnye Krylia’ya karşılık temsilcimiz Karşıyaka, Bobby Dixon ve Alade Aminu’yla sayı üretti. Periyot ortasındaki moladan sonra üstünlüğü eline alan Karşıyaka, ilk çeyreği 20-17 önde kapattı.

İkinci çeyrekte Can Maxim Mutaf’ın da skora katılımıyla rakibine üstünlüğünü iyice hissettiren Ufuk Sarıca’nın ekibi, toplam 26 sayı bulduğu çeyrekte farkı 14 sayıya çıkartarak soyunma odasına 46-32 önde gitti.

Karşıyaka, üçüncü periyodun başında da üstünlüğünü korumayı başarırken farkı ilk beş dakika süresince çift hanelerde tuttu. Ancak Chester Simmons’la oyuna yeniden ortak olan Krasnye Kyrlia, çeyreğin bitiminde DeJuan Collins’in üçlüğüyle farkı bir sayıya kadar indirdi: 55-54.

Son periyot büyük bir çekişmeye sahne olurken Pınar Karşıyaka, ilk bölümde Bobby Dixon’ın oyunuyla küçük farklarla önde kalmayı başardı. ABD’li oyun kurucunun attığı kritik basketlerle rakibine üstünlük sağlayan Karşıyaka, son bir dakikaya girilirken Rus temsilcisinin skoru 76-76’ya getirmesine izin verdi. 12 saniye kala Wilson’ın serbest atışlarıyla 77-76 geriye düşen temsilcimiz, son hücumdan da yararlanamayınca mağlup oldu ve Eurochallenge’ı ikinci sırada tamamladı.

FIBA EuroChallenge Final-Four’unun MVP’si Krasnye Krylia Samara takımından Chester Simmons oldu.

 

San Antonio Spurs, Los Angeles Lakers’ı süpürdü

0

Kobe Braynt’ın yaşadığı sakatlıklı büyük bir şok geçiren ancak buna rağmen play-off’a kalmayı başaran Los Angeles Lakers serinin çok maçında San Antonio Spurs’ü konuk etti.

Serinin önceki üç maçında olduğu gibi rakibine karşı etkileyici bir performas sergileyen Spurs Batı Konferansı yarı finalinde Denver-Golden Statet serisinin galibi ile karşılaşacak.

San Antonio Spurs’te beş oyuncu mücadeleyi çif hanelerde tamamlarken takımın en skorer ismi ise 23 sayı ile Tony Parker oldu. Tim Duncan ise mücadeleyi 1 sayı ile bitirdi.

Ev sahibi Lakers’ta ise Pau Gasol’un 16, Andrew Goudelock’un ise 14 sayısı galibiyet için yeterli olmadı.

DİSK ‘işten çıkarma’ toplantısını basıp iptal ettirdi

0

DİSK, Çalışma Bakanlığı’nın desteğiyle Maslak Sheraton Otel’de düzenlenecek olan “İşten Çıkartma Stratejileri” panelini otel önünde protesto etti. Yapılan protestonun ve açıklamanın ardından panel iptal edildi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Çalışma Bakanlığı’nın katkılarıyla sermaye gruplarının ve patronların Maslak Sheraton Otel’de düzenleyecekleri “İşten Çıkarma Stratejileri” adlı paneli, otel önünde protesto etti. DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu’nun konuşma yaptığı protesto sonucu, panel iptal edildi.

PANELİN ADI DEĞİŞTİ, İÇERİĞİ DEĞİL
Panel öncesinde Maslak Sheraton Otel önünde toplanan DİSK üyeleri, “Kahrolsun işçi düşmanları”, “Milyonlar aç milyonlar işsiz, işte kapitalist sisteminiz”, “Çalışma Bakanı işçi düşmanı” sloganlarıyla otelin giriş kapısına yürüdü.

Burada bir açıklama yapan DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, düzenlenecek olan panelin, işçi sınıfının ve emekçi kitlelerin haklarına yönelik saldırıların planı olduğunu belirtti. Panelde, Çalışma Bakanlığı’nın patronlarla ortak hareket ederek, patronlara daha az maliyetle işten çıkarma tekniklerinin anlatılacağını ifade eden Çerkezoğlu, bugüne kadar toplantıya yönelik tepkilerin artması sonucu panelin başlığının değiştirilerek, “İş İlişkilerinin Sonlanması-Fesih” isminin konulduğunu kaydetti.

Her ne kadar panelin isminin değiştirilse de planlanan düşüncenin değişmediğinin altını çizen Çerkezoğlu, AKP destekli yapılan bu tarz toplantı ve panelleri her zaman protesto ettiklerini, bundan sonra da protesto edeceklerini söyledi.

1 MAYIS’TA TAKSİM ÇAĞRISI

AKP Hükümeti’nin, işverenlerin isteği doğrultusunda, esnek çalışmayı ve taşeron sistemi yaygınlaştırmaya devam ettiğini belirten Çerkezoğlu, Meclis’e getirilmesi planlanan taşeron yasasının bunun en somut örneği olduğunu ifade etti. Çerkezoğlu, AKP’nin, işçi ve emekçilerin, bu saldırılar karşısında örgütlü tepkilerini göstermesini engellediğini dile getirerek, Taksim’in 1 Mayıs’a yasaklanmasını buna örnek gösterdi. Çerkezoğlu, tüm yasaklara ve engellemelere karşı 1 Mayıs’ta Taksim’de olacaklarını vurgulayarak, “AKP, Taksim Meydanı’nı işçilerden, emekçilerden korktuğu için yasaklıyor. Yasaklara rağmen orada olacağız” dedi. Çerkezoğlu konuşmasının sonunda tüm işçi ve emekçileri 1 Mayıs’ta Taksim’e çağırdı.

Açıklamanın ardından protesto eylemi sloganlarla bitirildi.