Ana Sayfa Blog Sayfa 4318

CHP’de karşı bildiri: Partiyi zaafa uğrattılar

CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, CHP Kayseri Milletvekili Şevki Kulkuloğlu, CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

CHP içindeki herhangi bir kanadın temsilcileri olarak basın toplantısında bulunmadıklarını ifade eden Nur Serter, ”Bizler, Türkiye’nin yaşadığı bu son derece zor ve kırılgan süreçte, partinin birlik ve bütünlüğünün ancak CHP ilke ve politikalarına bağlı kalınarak sağlanacağına inanıyoruz. Bu sorumluluğun gereği olarak da birliğe çağrı yapıyoruz” diye konuştu.

Daha sonra ”Birliğe Çağrı” başlığı altındaki metni okuyan Serter, CHP’nin ilkeleri ve ideolojisi ile bağdaşmayan, CHP’nin öncülük etmediği ve kurumsal kimliğini taşımayan bildirilere imza atmanın, partinin birlik ve bütünlüğüne zarar verdiğini savundu.

Serter, Barış için demokrasi adlı bildiride, Türk milleti ve Türk vatandaşlığı kavramının anayasadan çıkarılmasının öngörüldüğünü; parlamento çalışmalarını Türkçe dışındaki dillere açma girişiminde bulunulduğunu; özel yetkili mahkemelerin verdiği tüm kararlara karşı yeniden yargılama süreçlerinin işletilmesinin önerildiğini, yerel iktidarlardan söz ederek federasyonun da yolunun açılmasının öngörüldüğünü öne sürdü.

Abdullah Öcalan’ın taleplerinin anayasa çalışmasında yer almasını amaçlayan ve buna barış süreci adını veren anlayışın CHP politikalarında yeri olmadığını söyleyen Serter, ”Bu milletvekilleri ve parti yöneticilerinin, partimizin resmi söylemi dışındaki arayışlara destek vermeleri, CHP’de izlenen politikanın etkinliğini ve güvenirliğini zaafa uğratmaktadır. Bu nedenle tüm vatandaşlarımızı ve partimizin yetkili kurullarını söz konusu bildirinin içeriğini yeniden değerlendirmeye ve partimizin ilke ve ideolojisiyle birlik ve bütünlüğünü korumaya davet ediyoruz” diye konuştu.

25 CHP’Lİ İMZA ATTI

Aralarında siyasetçi, akademisyen ve sanatçıların bulunduğu 111 ismin imza attığı “Barış İçin Özgürlükçü Demokrasi” başlıklı metne; milletvekilleri Melda Onur, Binnaz Toprak, Hüseyin Aygün, Sezgin Tanrıkulu, İlhan Cihaner ile parti yönetiminde yer alan Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, Burhan Şenatalar’ın da aralarında olduğu 25 CHP’li de destek vermişti.

Manchester United’da Ferguson’ın yerini Moyes alacak

0

Manchester United futbol takımının teknik direktörü Sir Alex Ferguson’ın 26 yılı aşkın bir sürenin ardından görevi bırakacağını açıklaması ardından kulübün başına Everton takımının hocası David Moyes’in geçeceği açıklandı.

Everton’da 11 yıl görev yaptıktan sonra takımından ayrılacak olan Moyes’e, Ferguson’ın tavsiyesi üzerine teklif gittiği bildiriliyor.

50 yaşındaki teknik direktör, Everton’la yollarını sezon sonunda ayıracak.

Emekliliğe ayrılacağını geçen Çarşamba günü açıklayan Ferguson, “David Moyes üzerinde hepimiz uzlaşma sağladık” dedi.

Ferguson ayrıca, Moyes’i eskiden beri hayranlıkla takip ettiğini ve 1998 yılında kendisine Manchester United’da bir pozisyon teklif ettiğini de söyledi.

David Moyes resmi açıklamaların yapılmasının ardından, “Sir Alex’in beni bu göreve layık görmesinden çok memnunum” dedi.

Moyes, Manchester United’daki görevine 1 Temmuz 2013 tarihinde başlayacak.

Moyes, “Gelmiş geçmiş en iyi teknik direktörün yerini almanın oldukça zor olacağını biliyorum. Fakat Manchester United gibi bir takımı yönetme teklifi, her gün karşınıza çıkan bir teklif değil. Yeni sezonda göreve başlamak için sabırsızlanıyorum.” dedi.

Moyes, Everton Kulübü yönetimi ve taraftarlarına da teşekkür ederek, Everton’ın ligi mümkün olan en iyi noktada bitirmesi için sezon sonuna kadar elinden geleni yapacağını söyledi.

 

[Özel Haber] Buğday: “Monsanto’ya izin vermeyeceğiz”

Buğday Derneği, Monsanto’nun Türkiye’de yapmak istediği marka tesciline karşı kampanya başlattı.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, ABD menşeili çokuluslu GDO (genetiği değiştirilmiş organizma), tarımsal zehir ve tohum tekeli Monsanto’nun Türkiye’de “BIODIRECT” adıyla yapmak istediği marka tesciline karşı çok yönlü bir kampanya başlattı.

 

Buğday, Monsanto'nun halkı yanıltmasına izin vermeyeceklerini, doğal ve geleneksel tarımın korunması ve yayılması için çalışmalarına devam edeceklerini söylüyor. Foto: Şebnem Eras

 

Derneğin başlattığı kampanya hem konu hakkında Change.org’da başlattığı imza kampanyasıyla kamuoyu yaratmayı, hem de Monsanto’nun başvuru yaptığı Türk Patent Enstitüsü’ne “Başvuru yasalara aykırı” mesajını vermeyi hedefliyor.

Kampanyanın yürütücülerinden Buğday Derneği Tohum Takas Ağı Koordinatörü ve Yeşil Gazete editörü Durukan Dudu, “Monsanto’nun dünyanın her yerinde uyguladığı, artık klasikleşmiş “halkı yanıltma” girişimlerinden biriyle daha karşı karşıyayız” diyor ve devam ediyor: “Monsanto, tescil için başvurduğu BIODIRECT markasıyla Türkiye’de kimyasal tarım zehirleri, katkı maddeleri, fungisitler, böcek ve  ot zehirleri üretmeyi planladığını başvurusunda açık olarak yazmış. Halbuki 5262 Sayılı Organik Tarım Kanunu’nun 3. maddesinin v bendi ve  Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 29. maddesinin b alt maddesinin 4. ve 5. fıkraları açık biçimde bio önekinin de organik tanımıyla eşdeğer olduğu, ve bu kavramın sadece organik üretim yapan markalarca kullanılabileceği yazıyor. Kısacası, konvansiyonel tarım zehiri ve kimyasalları üretip markanızın adına BIODIRECT diyemezsiniz.”

Dudu, Türk Patent Enstitüsü’nün temel aldığı 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin özellikle 7. maddesinin f bendinde de, ” Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markalar” ın tescillenemeyeceğinin açık olarak yazdığını belirtiyor.

Monsanto’nun Türk Patent Enstitüsü’ne yaptığı BIODIRECT marka tesciliyle ilgili görüş bildirim sürecinin 12 Mayıs’ta sona ereceğini bildiren Dudu, “Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak biz ‘3. kişi görüşü’ kapsamında itirazımızı yaptık. Özellikle makasında ‘bio’ kavramını kullanan organik üretici firmalardan da Monsanto’nun bu başvurusuna “yayına itiraz” yoluyla itiraz etmelerini rica ediyoruz. Organik tarım kavramının Monsanto gibi firmalar tarafından kirletilmesi, bu konuda etik ve doğayla dost uygulamalarda bulunan şirketlere büyük zararı olur” diyor.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, konuyla ilgili Change.org’da başlattığı imza kampanyasına da, tüm GDO karşıtları, tohum dostları ve yaşam savunucularını, özellikle de doğa için çalışan sivil toplum örgütlerini destek vermeye çağırıyor.

Kampanyaya bu bağlantı tıklanarak ulaşılabilir.

 

(Yeşil Gazete)

Bakanlık önünde GDO’lu pirinç eylemi

Greenpeace üyeleri, GDO’lu ürünlerin yasaklanması talebiyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı pilav tezgâhı açıp, pirinç pilavı dağıtmak istedi. Ancak eylemcilere polis ve güvenlik görevlileri müdahale etti. Pilav tezgâhını alan güvenlik güçleri bakanlık binasının içine götürdü.

Yasadan vazgeçin

Grup üyeleri “Biz kimsenin GDO’lu pilav yemesini istemiyoruz. Bu nedenle şu an yapılan örtbas çabasından bir an önce vazgeçilip, bakanlığın hazırladığı ve gıdalara GDO sokmayı hedefleyen yasa değişikliğinin geri çekilmesini talep ediyoruz” dedi. Grup adına açıklama yapan Greenpeace Akdeniz Tarım Kampanyası Sorumlusu Tarık Nejat Dinç, Mersin ’de yakalanan GDO’lu pirinçlerle ilgili İTÜ ’nün önce ‘GDO’ludur’ raporu verdiğini, ardından da rektörlüğün ‘raporda usulen hata yapıldığını’ açıkladığını belirterek “Rektörlüğün açıklaması yargıya doğrudan müdahaledir, suç teşkil eder, kabul edilemez” diye konuştu.

Savcılık fikir değiştirdi: RedHack terör örgütü değil

Ankara TMK Savcılığı, eylemlerin şiddet içermemesi nedeniyle RedHack’e ilişkin soruşturmada görevsizlik kararı verdi.
Terörle Mücadale Yasası (TMY) ile görevli Ankara Başsavcı Vekilliği, birçok devlet kurumunun internet sitesine yönelik eylemleriyle gündeme gelen RedHack’e yönelik“silahlı terör örgütü”suçlaması konusunda fikir değiştirdi. Daha önce Ankara Emniyeti’nin sitesine yönelik siber saldırı nedeniyle 10 kişiye“silahlı terör örgütü üyeliğiyle” dava açan savcılık, RedHack’in YÖK, Dışişleri Bakanlığı gibi kurumların sitelerine yaptığı saldırılarla ilgili yürüttüğü soruşturmada ise görevsizlik kararı verdi. Dosyayı normal savcılığa gönderen TMY Savcılığı, gerekçesinde RedHack’in “yasadışı örgüt” olduğunu, ancak eylemlerinin “şiddet içermediğini” kaydetti.

1997 yılında kurulan Kızıl Hackerlar olarak bilinen sanal aktivist grubu Redhack, Şubat 2012’de Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün internet sitesine yönelik eylemiyle Türkiye’nin gündemine oturdu. Kurumun sitesinin veri tabanına giren grup, buradaki binlerce sayfalık belge ile ihbar maillerini ele geçirip, internet adresinden yayımladı. Dönemin özel yetkili Ankara Savcılığı, RedHack üyesi olduğu iddiasıyla yaptığı operasyonda 10 kişiyi gözaltına
aldı. Soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede, RedHack’in yapılanması anlatılırken, gruptan “silahlı terör örgütü” olarak bahsedildi. 10 kişiye, silahlı terör örgütü üyesi olmak ve çeşitli bilişim suçlarını işlemekten dava açıldı. TMY ile görevli Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada üniversite öğrencisi Duygu Kerimoğlu’nun bulunduğu 3 öğrenci, 9 ay sonra sonra cezaevinden çıkabildi.

Ancak bu dava, Redhack’in eylemlerini durduramadı. RedHack, kamuoyunun tepkisini çeken işlere imza atan YÖK, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi gibi çok sayıda devlet kurumunun sitesini hackledi. YÖK’ün veri tabanından üniversitelerle ilgili çok sayıda yolsuzluk belgesi ele geçirilerek, internetten yayımlandı. RedHack’in son eylemi ise 1 Mayıs’ta Taksim’e girmek isteyen işçilere sert müdahale emrini veren İstanbul Valiliği’nin sitesi oldu.

“Mağdur” devlet kurumları, saldırılar sonrası Ankara TMY Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık da yeni bir soruşturma başlattı. Biriken onlarca dosya iki savcı arasında paylaştırıldı. TMY Savcıları Mustafa Başer ve Sadık Bayındır,yaptıkları inceleme sonucunda görevsizlik kararı verdi ve dosyayı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu’na
gönderdi. Kararın gerekçesinde, Redhack’in eylemlerinin şiddet içermediği, bu nedenle terörle mücadele savcılığının görev alanını girmediği ifade edildi. Redhack’in bir suç
örgütü olduğu savunulan kararda, buna karşın örgütün silahlı olmaması nedeniyle soruşturmayı Bilişim Suçları Bürosu’nun bakması gerektiği kanaatine varıldı. Artık

RedHack dosyasını, Bilişim Suçları soruşturacak.

“ABD, Suriye’ye karadan girerse destekleriz”

ABD televizyonu NBC’ye konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “ABD, Suriye’ye karadan girerse destekleriz” dedi. Erdoğan, “Suriye kırmızı çizgiyi geçti, kimyasal silah kullandı” dedi.

Suriye hükümetini kendi halkına karşı kimyasal silah kullanmakla suçlayan Başbakan Erdoğan, ABD’den de daha sert bir tavır sergilemesini istedi. ABD askerlerinin Suriye’ye gönderilmesini destekleyip desteklemeyecekleri yönündeki soruya ise Başbakan Erdoğan, “En başından beri… biz ‘evet’ derdik” cevabını verdi.

Rodin’in iki ünlü eseri müzayedede satıldı

Fransız heykeltıraş Auguste Rodin’in ilk eserleri arasında yer alan başyapıtı “Düşünen Adam” ve “Cehennemin Kapısı” gibi heykelleri, New York’taki müzayede satıldı.

Sotheby şirketi, Rodin’in ünlü “Cehennemin Kapısı” eserinin 16 milyon dolara alıcı bulduğunu belirtti.

“Düşünen Adam” eserinin ise 15.3 milyon dolara satılırken, alıcıların isimleri gizli tutuldu.

Müzayedede Rodin’in 1883 tarihli “Ugolino ve Çocuğu” adlı eseri 965 dolardan alıcı bulurken, 1909 tarihli “Öpücük” eseri satılamadı.

Mersin’den nükleere geçit yok açıklaması: “Sinop da bizim, Akkuyu da”

Sinop’ta yapılması planlanan nükleer santral için 3 Mayıs’ta İstanbul’da Japonya ile karşılıklı imzaların atılması nükleer tehdidi yakından taşıyan bir başka şehir, Mersin’de protesto edildi.

Mersinli doğa korumacıların oluşturduğu bir platform olan Ekoloji Forumu tarafından Mersin’in en işlek sokaklarından Kushimoto’da “Sinop, Fukuşima olmayacak”, “Nükleere inat, yaşasın hayat” sloganları altında yapılan basın açıklamasında Japonya ile dostluğun bir nişanesi olarak adı değiştirilen ve Mersinlilerin uğrak yeri olan “Kushimoto Sokağı”nın adının Japonya bu tarihi yanlıştan dönünceye kadar, “Sinop Sokağı” olması gerektiği vurgulandı.

Ekoloji Forumu adına basın açıklamasını okuyan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Mersin eş sözcüsü Osman Yılmaz, “Japonya’daki nükleer karşıtları ile olduğu kadar Sinop’taki nükleer karşıtları ile de dayanışma içinde olmamız gereken bir gündür. Hiroshima, Nagasaki, Chernobyl ve Fukushima gibi faciaların tekrar yaşanmaması için ne Akkuyu’da, ne Sinop’ta ne de dünyanın herhangi bir yerinde nükleer santrallere izin verilmemelidir” dedi.

http://www.youtube.com/watch?v=iJpxcmbsMQ8&feature=youtu.be

Kushimoto Sokağının isminin “Sinop Sokağı” olarak değiştirilmesi için imza da toplanan basın açıklamasının ardından ekoloji forumu üyeleri Kushimoto Sokağında, “Sinop, Fukuşima olmayacak”, “Mersin’de nükleer istemiyoruz”, “Nükleer santral çatlar patlar” sloganları ile yürüdü.

Mersin Ekoloji Forumu tarafından yapılan basın açıklamasının tam metni şu şekilde:

Sinop’ta Bizim, Akkuyu’da. Nükleere geçit yok

16 Eylül 1890’da Kushimoto açıklarında tayfuna yakalanan Ertuğrul Firkateyni kayalara çarparak batmış, toplam 609 mürettebattan sadece 69 denizci kurtulabilmiştir. Ertuğrul Fırkateyni’nin trajik sonu Türk-Japon halklarını yakınlaştırdı. Kazada ölenlerin anısına Kushimoto’da bir Anıt yapılmıştır. Ayrıca Kushimoto kasabası Mersin ve Yakakent ile kardeş şehirdir.

3 Mayıs 2013 tarihinde ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Japonya Başbakanı Şinzo Abe, Türkiye’de ikinci nükleer santralin Sinop’ta yapılması için imza attılar. Sinop Nükleer Santrali’ni Japonya’nın Mitsubishi firması ile Fransız enerji şirketi Areva’nın yer aldığı konsorsiyum yapacak.

Japonya’nın 54 nükleer reaktöründen halen sadece 2’si aktif olarak üretimde görülmektedir. Japonya halkının Hiroshima, Nagasaki ve Fukushima deneyimlerini yaşadıktan sonra kendi topraklarında nükleer santral istemiyorken Sinop’ta nükleer santral yapılmasını doğru bulduğunu da sanmıyoruz. Şirketlerin kar hırsı ile yönlendirilen hükümetler ve siyasi iktidarlar elbet bir gün bunun hesabını halka verecektir.

Ancak bugün Japonya’daki nükleer karşıtları ile olduğu kadar Sinop’taki nükleer karşıtları ile de dayanışma içinde olmamız gereken bir gündür. Hiroshima, Nagasaki, Chernobyl ve Fukushima gibi faciaların tekrar yaşanmaması için ne Akkuyu’da, ne Sinop’ta ne de dünyanın herhangi bir yerinde nükleer santrallere izin verilmemelidir.

Türkiye ve Japonya arasındaki dostluk bağlarına nükleer gölgesi düşsün, kar hırsına kurban gitsin istemeyiz. Fakat bugün Mersin ve Sinop’un nükleer trajedisi ile karşı karşıya olduğu da bir gerçektir. Bu dostluk ve güven ilişkisinin tekrar kazanılmasının yolu da Japonya ve Türkiye halklarının nükleer karşıtı dayanışmasından geçmektedir.

Bu nedenle Japonya Hükümeti ve Mitsubishi firması Sinop Nükleer Güç Santrali projesinden çekilene kadar Mersin İli, Yenişehir İlçesi, Pozcu Semtinde bulunan Kushimoto Sokağının isminin Sinop Sokağı olarak değiştirilmesini istiyoruz.

Nükleere İnat, Yaşasın Hayat.
Sinop’ta Bizim, Akkuyu’da
Nükleer Geçit Yok.

Mersin Ekoloji Forumu

(Yeşil Gazete)

 

Sir futbola veda ediyor

Manchester United menajeri Sir Alex Ferguson’ın görevinden ayrılacağı açıklandı.

Eski bir futbolcu olan Sir Alex Ferguson 6 Kasım 1986’dan bu yana Premier League ekibi Manchester United’ta menajerlik yaptı.

Bu süre boyunca 1498 maçta hocalık yaptığı United ile 894 maç kazandı, 337 maçta berbere kaldı, 267 maç kaybetti.

Kırmızı Şeytanlar ile 13 kez Premier League ve 2 kez Şampiyonlar Ligi kupalarını kazandı.

Buna ek olarak 5 Federasyon Kupası ve sayısız diğer kupa zaferine de imza attı.

Ferguson konuya ilişkin açıklamsında görevden ayrılma konusunda uzun düşündüğünü belirtti.

Ferguson ‘arkamda mümkün olduğunca güçlü bir kurum bırakmak benim için büyük öneme sahipti ve bunu yaptığımı düşünüyorum’ diye konuştu.

Sir Alex kulüpte yönetici ve elçi olarak görev almaya devam edeceğini de kaydetti.

Yerine kim geçecek?

Ferguson’ın yerini kimin alacağı ise hala belirsiz.

Güçlü bir aday Everton’ın İskoç hocası David Moyes.

Olası bir diğer isim Real Madrid teknik direktörü Jose Mourinho.

Geçtiğimiz günlerde ismi anılan bir hoca da Dortmund’un başında bulunan Jürgen Klopp oldu.

Ferguson’ın hocalık tarihçesi

Alex Ferguson teknik adamlığa başlamadan önce İskoçya liginde forvet olarak top koşturdu.

Zamanın standartlarında yıldız olmasa da etkili bir golcü olan Ferguson oynadığı 370 -maçta 170 gol attı.

Forvet olarak teknik kapasitesinden ziyade, fizik gücü ve mücadeleci kişiliğiyle tanınan Ferguson’ın rakip defansa karşı dirseklerini acımasızca kullanması oyunculuk günlerine ilişkin dillerden düşmeyen anıların başında gelir.

İskoç asıllı hoca United’ın başına geçmeden önce, İskoç liginde dört şampiyonluk ve dört İskoçya kupası kazandı.

Aberdeen menajeri olarak da Avrupa Kupa Galipleri Kupası ve UEFA Süper Kupa’sı kazandı.

71 yaşındaki Ferguson 19 Aralık 2010 tarihi itibariyle United’ı en uzun süre çalıştıran menajer olarak tarihe geçti.

Dünyanın en önde gelen liglerinden birinde zirveye oynayan bir takımda bu kadar uzun süre menajerlik yapmasıyla da Ferguson futbol tarihinde eşsiz bir yere sahip.

Manchester United’a kazandırdığı bir çok kupa dışında Ryan Giggs, Paul Scholes, Roy Keane, David Beckham, Cristiano Ronaldo ve Wayne Rooney gibi yıldızların gelişimlerinde büyük rol oynadı.

Ferguson bugün yaptığı açıklamada, arkasında yaş dengesi ve tecrübesi itibariyla uzun yıllar başarılı olacak bir kadro bıraktığını da kaydetti.

 

Navaz Şerif: Pakistan ‘terörle savaştan’ çekilecek

0

Pakistan’ın yeni başbakanı olması beklenen Navaz Şerif, seçimi kazanması halinde ülkesinin ABD’nin öncülüğündeki ‘terörle savaş’taki rolünü sona erdireceğini söyledi.

Şerif BBC’ye yaptığı açıklamada, bu hamlenin Pakistan ve dünyanın geri kalanında barış için gerekliği olduğunu vurguladı.

Pakistan, 11 Eylül saldırılarından bu yana ABD’nin bölgedeki radikal İslamcı güçlere karşı yürüttüğü savaşın önemli bir parçası olmuştu.

Pakistan halkı şiddet olaylarıyla gölgelenen kampanya döneminin ardından bu Pazar günü sandık başına gidecek.

Ülke tarihinde ilk kez seçilmiş bir hükümet, bir sonraki seçilmiş hükümete görevi devredecek.

BBC Muhabiri Orla Guerin, Pakistan Müslüman Birliği lideri Şerif’in sözlerinin, Batılı liderlerde kaygı yaratabileceğini söylüyor.

Şerif, Pakistan’ı ‘terörle savaş’ın dışına çekip çekmeyeceği sorusuna, “Evet bunu yapmalıyız’ cevabını verdi.

Ancak Şerif Taliban ve El Kaide’ye karşı yapılan operasyonları durdurup durdurmayacağı sorusunu yanıtsız bıraktı.

Şiddet sürüyor

1990’larda iki kez başbakanlık yapan Şerif bölgeye kalıcı bir barış getirmek için diğer ülkelerle çalışmak istediğini vurguladı.

Bu arada, seçim öncesi ülkedeki şiddet olayları da sürüyor.

Ülkenin kuzeybatısındaki Bannu bölgesinde bulunan bir polis karakolunun önünde düzenlenen intihar saldırısında en az üç kişi öldü, altısı polis 25 kişi de yaralandı.

Polis, hedefin polis karakolu mu, yoksa hemen yakında Avami Ulusal Partisi’nin yaptığı seçim mitingi mi olduğu konusunda net bir bilgi bulunmadığını açıkladı.

Pakistan’daki Taliban güçleri ‘fazla liberal’ bulduğu Avami Ulusal Partisi ve Pakistan Halk Partisi’nin seçim mitinglerine saldırma tehdidinde bulunmuştu.

Öte yandan doktorlar seçim mitinginde platformdan düşen siyasetçi İmran Khan’ın tamamen iyileşmesini beklediklerini açıkladı.

(BBC)