It was increadible resistance day. Istanbul was resisting in every corner. Here some updates whats happened at last night!
Around Taksim Square: All the ways around Taksim was full of protestors. Around Harbiye, thousands of people tried to down the police barricade all night.
You can smell tear gas all around the Istiklal Street and Sıraselviler Street.
Now all the political groups / football fun clubs are organizing a meetin at 11:00 for reorganizing.
Unfortunatelly the turkish mainmedia is still silent! So we could not confirm the numbers of dead and injured people from police brutality!
We have heard that tear gase stocks are ending. There are extra tear gase stocks coming from neighbouring cities!
Around Barbaros (Beşiktaş): Around thousands of people have resisted. There are unconfirmed news that still resistance is on going and police is water cannoning.
During 2 pm; all districts in Istanbul started to shout with their kitchen supplies. Sarıyer, Ataşehir, Cihangir; Kurtuluş; Kadıköy… People with no political affiliation has started to support resistance. We will getting bigger and bigger.
It was also spectecular day. Nearly 20.000 people first gathered in Kadıköy. There was no police around; because all of them were sent to clash with us in Taksim.
The peaceful protestors; suddenly without any plan; started to walk; They have passed Boğaziçi (Bosphorus) Bridge on foot and supported people in Barbaros Boulvard (Beşiktaş).
We are now resting; but resistance is still alive! Police is getting much much tired in every second; we are now reorganizing for today!
We believe that nobody will not forget the 31th of the May. All the people from all party affiliations are now uprising!
We are uprising in solidarity! Maybe in the history for the first time; all people from Turkey is uprising!
There were many protests around all the other cities! So police force is divided!
Support us! Support our cause! Because we need international support! Call turkish embasies; organize protests!
Follow us from #direngeziparki and #occupygezi hastags!
These is our 5th of November!
“Remember, remember, the fifth of november, gunpowder treason and plot. i see no reason why the gunpowder treason should ever be forgot. guy fawkes, guy fawkes, ’twas his intent to blow up the king and the parliament. three score barrels of powder below, poor old england to overthrow: by god’s providence he was catch’d with a dark lantern and burning match. holloa boys, holloa boys, make the bells ring. holloa boys, holloa boys, god save the king! hip hip hoorah! a penny loaf to feed the pope. a farthing o’ cheese to choke him. a pint of beer to rinse it down. a faggot of sticks to burn him. burn him in a tub of tar. burn him like a blazing star. burn his body from his head. then we’ll say ol’ pope is dead. hip hip hoorah! hip hip hoorah!”
[06:40] Noam Chomsky de “Gezi Parkı Nöbeti”ne katıldı #yasasin31Mayis #viva31thMay
“I would like to join Amnesty International and otherswho defend basic human rights in condemning the brutalmeasures of the state authorities in response to thepeaceful protests in Taksim in Central Istanbul.The reports of the past few days are reminiscent ofsome of the most shameful moments of Turkish history,which, it seemed, had been relegated to the past duringthe progress of the past years that has been welcomedand praised by all of us who wish the best for Turkeyand its people.”
“Devlet otoritelerinin Istanbul’un merkezi Taksim’de bariscil gosterilere karsi acimasiz tedbirlere basvurmasini kinayan, temel insan haklarini koruyan Af Orgutu ve diger protestolara katiliyorum. Son gunlerde gelen haberler Turk tarihinin, son yillardaki Turkiye ve insanlarina karsi en iyiyi dileyen bizlerce de selamlanan ilerlemelerle gecmiste kaldigi zannedilen utanilmaz anlarindan geriye kalanlardir.”
[06:27] Uyuduk ve yeni bir güne yeni bir ülke’ye uyandık
Kaçırdığımız şeyler de olmuştur mutlaka uykuda olduğumuz sırada
İşte tarafımıza ulaşan görüntüler:
Saat 06:27, Boğaziçi Köprüsü
(Dip Not: Gezi Nöbeti başladığı andan sabah bu saate kadar gelişmeleri her aktardığımda, “Keşke olsa ama bizim gücümüz yetmez ki diyen annem şimdi bu fotoğrafı gördü göreli gözlerini alamıyor ve iki dakkada bir yanıma gelip, “Şu fotoğrafı bir daha göstersene oğlum” diyor”)
Haçiko Derneği: Taksim’de bulunan yaralı ya da baygın sokak hayvanlarının ulaşım ve tedavi masraflarını karşılıyorlar. 0546 626 4601 – 0533 548 2560 – 0532 749 6360
Yaralanma, temel ihtiyaç:
Greenpeace Akdeniz
Ofisleri sabaha kadar açık. İstiklal, Kallavi sokak, soldan ilk kapı, en üst kat.
0212 292 7620
[02:50] Tayyip Beg, Tayyip Beg
Duy sesimizi
İşte bu
Kadıköy’ün ayak sesleri!
Bir halkla kimse başa çıkamaz
Sonunda anlayacağın ya
Artık ne zaman !
[02:40] Barış Manço gibi söyleyelim mi, “Barış Manço, Moda, 81300, İstanbul”
“Moda’da toplanan bir grup ellerinde çanak çömleklerle zaten var olan altiyoldaki kalabaliğa katildilar. Bahariye’den surekli insan yağiyor buraya. Çoluk çocuk da var. Insanlar mutlu epey”
[02:30] Artık her yer Taksim! Her yer Gezi Parkı! İnanmazsanız bu gece vakti İzmir’e bi göz atın
[23:50] Tunalı’da yapılan karnavala da polis müdahalesi gecikmedi. Tunalı’da bulunan arkadaşımız son gelişmeleri aktarıyor
“Tekrar gazla geldiler bu sefer tomalarla geldiler. Geri basmıyoruz. Tunus caddesindeki tomalarin yolunu sıradan arabalar kesti. Kimse gitmiyor. Sihhiyede plastik mermi kullanıyorlar”
[23:20] İstanbul’da ve Gezi Parkı Nöbetine destek veren diğer kentlerde saatlerdir polis dehşeti yaşanıyor ama Türkiye Medyası hala kış uykusundan uyanabilmiş değil.
Ne var ki Türkiye dışındaki dünya Gezi Parkı Eylemcilerinin polis saldırılarına direnişini aktarıyor saatlerdir.
[23:05] Bodrum’dan da haber geldi
“Bugün Bodrum Belediye Meydanı’nda saat 19.00’da yaklaşık 200 birbirine benzemez kişi “direne direne kazanacağız”, “hükumet istifa” sloganlarıyla bir araya geldi. saat 20.00’de ise Gümüşlük Akademisi, İskele Meydanında buluşmak üzere çağrı yaptı ama oraya gidemedik.
Selamlar, herkese kolay gelsin”
[22:50] İstanbul polis kuşatması altında ama Ankara’da şamata çoktan başladı. Buna #occupytunali adı bile takmış ordakiler.
“Tunalı kapalı :) destek veren sürücüler de korna çalıyor. Kavşak tamamen kapandı. Gelen geri gidiyor. Trafik tamamen durdu. “Taksim Tayyip’e mezar olacak sloganı var şimdi. Araçlar Tunalı’ya girmeye çalışıyor almıyoruz :)
Rum bada rum bada rum”
[22:30] Nişantaşı’nda da direniş devam ediyor. Belediye otobüsünün anahtarı alındı ve polise karşı barikat olarak kullanılmaya başlandı #direngeziparki
[22:10] Bir Norveç Sitesinden Taksim Meydanı Canlı Yayını. Meydandan, “Tayyip İstifa” ve “Direne Direne Kazanacağız” sloganları sesleri yükseliyor
Al Jaazera TV is reporting live from Taksim Square and saying Turkish media are not reporting the incidents b/c of oppressive government.
Türkçesi ile, “El Cezire TV Taksim Meydanından yaptığı canlı yayın sırasında Türkiye Medyasının hükümeti baskı altına alacak olayları yansıtmadığını söylüyor”
[21:20] Polisin Jammerı, Hükümetin internet kapatma yetkisi varsa halkın da dayanışması var. İşte Taksim ve çevresinde internet şifrelerini açıklayan işyerleri
[21:10] Bu haber de Akdeniz’in incisi Mersin’den
“Mersinliler saksafon ve gitar eşliğinde Gezi Parkı için oturma eylemi başlattı”
[21:05] Aradık ve teyid ettik. Günümüz İstanbul’unda iki kişi birlikte parka gittiğinizde aramanız elzem olan numaraların listesi.
Ayrıca tutuklandığınız taktirde 444 52 71 den baroya ulasıp avukat desteği alabiliyorsunuz
[21:00] Askerler halka maske dağıtıyor.
[20:55] Biz demiştik Gezi Parkı Nöbetinin forumu sırasındaki fotoğrafları paylaşırken, “Paris’in 68 Baharı varsa, İstanbul’un da 2013 Gezi Parkı Baharı” var diye.
ABD’nin New York kentinde yarın, Hollanda’nın Amsterdam ve Belçika’nın Brüksel kentlerinde ise bugün Taksim Gezi Parkı’nda yapılan eyleme destek olmak amacıyla protesto gösterisi düzenleneceği bildirildi.
[20:45] Harbiye’deki kalabalık 20 bini aştı. İstiklal Caddesi aynı şekilde.
Dolmabahçe’de, Mecidiyeköy’de, Şişli’de caddeler dolu ve herkes Taksim’e doğru yürüyor.
Beşiktaş Çarşı Grubundan binlerce kişi de Osmanbey’den Taksim’e doğru ilerliyor.
Ağzına sağlık Erdoğan. Sözlerin dert görmesin. Uyuyan bir halkı uyandırdığın için. #direngeziparki
[20:30] Gezi Parkı direnişi tüm ülke sathına yayıldı. Ankara dedik ama İzmir’de de binlerce kişi, “Taksim bizim, İstanbul bizim” sloganları ile yürüdü İstanbul üç gündür alışılageldiği gibi gaz bombaları altında iken. #direngeziparkı
[20:20] Ankara Kuğulu Parktaki Gezi Nöbetine destek eylemine 10bin kişi katıldı. Sloganlar, Taksim’le aynı idi, “Direne Direne Kazanacağız”, “Kurtuluş yok tek başına, Ya hep beraber, Ya hiçbirimiz”, “Taksim bizim, İstanbul bizim”
[20:15] Pnar Öğün (@PINAR_OGUN) ustreamdeki hesabı üzerinden İstiklal Caddesi’nden canlı yayına başladı
[20:1o] Reuters Haber Ajansı İstiklal Caddesi’nden canlı yayına başladı
[20:05) Başına biber gazı kapsülü isabet etiği için ağır şekilde yaralanan ODTÜ Felsefe Bölümü mezunu Fas asıllı Lobna Allami, Taksim İlkyardım Hastanesi’nde ameliyata alındı. Durumunun hala kritik olduğu bilgisi var.
[20:00] Şu anda dört ayrı koldan direnişçiler Taksim Gezi Parkı’na doğru ilerliyor. Sıraselviler, Gümüşsuyu, İstiklal Caddesi ve Osmanbey yönünden gelen gruplar polis müdahalesine rağmen geri çekilmiyor. Polisin de yavaş yavaş geri çekildiği bilgisi var. Taksim’de bulunanlara telefon ile ulaşmak şu an için mümkün değil. Ankara Kuğulu Park’taki destek eylemi sırasında da polis müdahelesi yaşandı. Kuğlu Park’a giden arkadaşlarımıza da şu anda ulaşamıyoruz. Son bilgi, Beşiktaş Çarşı grubunun Gezi Parkı’na girmeyi başardığı yönünde. #direngeziparki
[19:30] Taksim’e yürüyen binlerce Gezi Parkı Nöbetçisine polis saldırdı. Halk geri dönmek istemiyor. Her yerde polisin sert müdahalesi var. Her yerde polisin sert müdahalesi var. Taksimden sürekli siren sesleri duyuluyor. “Direne direne kazanacağız” sloganları Taksim’i çepeçevre kaplamış durumda.
Metro, osmanbey’e kadar çalışıp geri dönüyor. Tüm toplu taşıma araçlarının da son durağı Osmanbey. Metrodaki güvenlik görevlisinin, “Taksim’e araç yok” açıklamasına ise halkın cevabı net, “Araç yoksa biz de ayaklarımızla gideriz”
[19:14] Şu anda binlerce insan Taksim Gezi Parkı’na akıyor. Devrim bir zamanlar ihtimaldi ama şimdi İstiklal Caddesinde ete kemiğe bürünüyor. Polis ise iki koldan hem Galatasaray hem de Taksim Meydan tarafından gülümseyerek yürüyen binlerce vatandaşına gaz bombası atıyor.
[19:oo] Gezi’nin gerçek sahipleri İstiklal Caddesi’nden parklarına doğru hep birlikte yürüyor.
[18:30] İdare mahkemesi, Topçu Kışlası projesinin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi
[18:05] Melda Onur ile bugün Gezi Parkı ve çevresinde yaşananlar hakkında konuştuk. İşte CHP İstanbul milletvekili Onur’un aktardıkları.
Melda Onur dün akşam Gezi Parkı'na nöbetine katılarak parkta sabahlayanların arasında yer aldı
“Bugün herkes için çok zor geçti, daha da zor bir gece bizleri bekliyor. Bugün overdoz biber gazı yedik diyebilirim. Özellikle de o biber gazlarının kapsülleri insanı çok kötü yaralıyor. Bu şekilde yaralanan çok sayıda yaralı var. Hem biber gazı attılar hem de biber gazlı tazyikli su sıktılar gün boyunca insanların üzerine. Bugün kesinlikle emin oldum ki, polis artık tamamen başbakanın polisi olmuş durumda. Sadece eylemcileri değil sokaktaki herkesi hedef aldılar bugün. Sokaktaki vatandaşa hamile midir, engelli midir, görme engelli midir demeden saldırdılar”
Sayın Onur’a hastaneye kaldırılan Sezgin Tanrıkulu‘nun durumunu da sorduk
“Sezgin Tanrıkulu’nun ağzına sıktılar biber gazını. Sabah operasyon sırasında zaten tartaklamışlardı. Biz CHP Milletvekilleri olarak daha sonra Gezi Parkı’na yeniden girmek üzere yürüyüşe geçtiğimiz sırada ben arka sırada idim, Gürsel Tekin ve Sezgin Tanrıklulu ise en önde idiler. Demir bariyerleri kaldırma amacımız vardı tüm eylemcilerin gezi parkına dönmesini sağlamak için. Sezgin Tanrıkulu ile polis arasında o esnada bir tartışma çıktı. Ön sırada bulunan Gürsel Tekin’in aktardığına göre biber gazını tam ağzının içine sıkmışlar”
Onur’a Sırrı Süreyya Önder ve Ahmet Şık‘ın son durumlarını da sorduk
Ahmet ŞıkSırrı Süreyya Önder
“Ahmet Şık bu akşam hastanede müşahade altında kalacak. Sırrı Süreyya Önder’in de sanırım sırtına bir madde gelmiş. Şu anda dinleniyor hastanede. İkisini de gördüm ben”
“Peki bundan sonra ne olacak?” sorumuzu ise Melda Onur şu şekilde yanıtladı
“Bu akşam saat 19:00’da Gezi Parkında olacağız, Aynı saatte genel başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da Gezi Parkı’nda olacak. Biz Gezi Parkı Nöbetine devam etme kararlılığındayız ama sonuçta insanız, polis ne kadarına müsaade eder, ne kadar dayanabiliriz hep birlikte göreceğiz”
Melda Onur’un twitter adresi üzerinden de Gezi Parkı’na yapılan polis saldırısı ve sonrasında yaşananları takip etmek mümkün.
Odakule’de yaklaşık 1000 kişi beklemede. Polis, Galatasaray’ın nin orada bekliyor… #direngeziparkı
[17:00] Hiç bir şey yapamıyorsanız evdeyseniz, işteyseniz veya İstanbul dışındaysanız Valiliği, Istanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığını arayın şikayetinizi dile getirin. Telefonlarını kitleyene kadar.
Valilik +90 212 455 59 00 (20 Hat) dahili 5565 veya 5564
İstanbul Başsavcılığı:+90 212 3757575Soruşturmalar bölümünden memur suçlarını veya direkt Başsavcılığı isteyin.
Istanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Kemalpaşa Mahallesi Şehzadebaşı Cad. No:25. 34134 Fatih / İST
Telefon : +90 (212) 455 1300
[15:30] Reuters Taksim’den canlı yayına başladı,İstanbul Büyükşehir Belediyesi tüm Mobeseleri kapattı. Taksim metrosuna atılan biber gazı nedeniyle içerde bulunan yolcular zor dakikalar geçiriyor. #DirenGeziParkı
[15:25] Gezi Nöbeti, artık İstanbul sınırlarını aştı. Bu akşam ülkenin dört bir yanında Gezi’ye destek eylemleri var.
Yer ve Saat Bilgileri şöyle
Ankara: 19.00 KuğuluPark
İzmir: 19.00 Alsancak İskelesi
Adana: 17.30 Atatürk Parkı
Eskişehir: 19.00 Kentpark
[15:15] Kerem Cem Karakaş’ın polis saldırısı sırasında kalp krizi sonucu vefat ettiği bilgisi geldi. Vefat ve ölüm nedeni teyit edildi, şu anda polis saldırısı sırasında olup olmadığının teyidini yapmaya çalışıyoruz.
[15.00] Taksim’de direnen halka destek vermek için toplanan taraftar gruplarının Taksim’e ulaşmasını engellemek için çabalar sürüyor. Beşiktaş’tan, Taksim’e çıkan yolun kapatıldığı haberi geliyor.
[14.30] CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Taksim Gezi Parkı’nda polisin sıktığı gaz yüzünden fenalaştı. Tanrıkulu, Taksim İlkyardım Hastanesi’ne kaldırıldı.
[14.00] Metroya da gaz atıldı.
[13.45] Taksim’de halkla birlikte direnen milletvekili Sırrı Süreyya Önder omzundan vurularak hastaneye kaldırıldı.
[13.25] Polis Taksim’de barışçıl eylem yapan insanlara yine saldırdı. Taksim savaş alanına döndü.
[13.00] Binler meydanda oturma eylemi yapıyor. Polis yine gaz ve suyla saldırıyor.
[11.40] Polis, yaralılara yardım eden Divan Oteli’nin kapısına dayandı.
[11.10] Taksim’deki kimyasal terör devam ediyor. Dolu belediye otobüslerine bile gaz atılıyor.
[10.50] Ahmet Şık’ın Taksim İlkyardım Hastanesi’nde ve iyi durumda olduğu öğrenildi.
Taksim’deki kimyasal polis terörü devam ediyor. Yaralılara Divan Oteli yardım ediyor.
[10.45] Gazeteci Ahmet Şık görevini yaparken, gaz bombası fişeğiyle kafasından vuruldu. Ambulansla hastaneye kaldırılıyor.
[10.30] Basın açıklamasından sonra barikatların bir bölümünü yıkıp parka giren halka polis yine saldırdı. Bekleyiş sürüyor.
[10.10] Dün sabaha karşı 05.00’te Taksim Gezi Parkı’ndakilere saldıran polis, bugün saat 10.00’da gerçekleşen basın açıklamasından sonra yine saldırdı.
Almanya Birlik 90/Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir devam eden Gezi Parkı direnişi hakkında bir açıklama yaptı. Polisin orantısız güç kullanımını kınayan Cem Özdemir şunları söyledi:
“Polisin barışçıl protestoculara karşı gösterdiği orantısız tepkiyi şiddetle kınıyorum. Protestoculara uygulanan orantısız güç kullanımının derhal sona erdirilmesini ve olayların bir Meclis Araştırması Komisyonu tarafından araştırılmasını talep ediyorum.
Bu olayların Kanal Istanbul dan Hes’lere, Hasankeyf’e ve Nükleer santrallerine kadar ve en sonunda Istanbul Taksim’deki Gezi Parkı’nda hükümetin çevre ve doğa politikası konsundaki duyarsızlığını anlamakta güçlük çekiyorum. Ne yazık ki AKP ve Erdoğan hükümetinde ağaçların, çayların, nehirlerin, hayvanların ve Türkiye’yi Türkiye yapan bütün güzelliklerin lobisi yok. Görünen o ki o lobiyi ancak duyarlı vatandaşlar oluşturabilir. Onları canı gönülden kutluyorum. Bizler evrensel çevreciler olarak onların her zaman yanında olacağız. Çünkü yeşiller ve çevreciler hep ileriki kuşakları da düşünmek zorundadır.”
I am tired. But I have to write.. I have to write even though my eyes are still itchy.
Today, we, peaceful protestors have been attacked by Turkish police.
Today thousands gathered againist to goverment.
This was first time in my life that i have seen that much diverse people in Taksim. From all political parties, including some of the voters of AKP, football club fans; young people, old people; everbody were protesting.
My eyes are still itchy; but I have to write!
We do not know how many people gathered!
We are on CNN international but none of the national mainstream media is giving news about the protestors.
Police brutally hit us many times. Police brutally hit us with tear gases and water cannons.
But people are still struggling; they are still resisting!
Support us! We ara in need for any support to gain our democracy!
We will continue tomorrow, day after tomorrow and during whole week and during whole month till we will succeed!
I am very tired but I have to write!
Nobody attacked from our side but Police is now vandalizing all the shops in Istiklal Street (near taksim square).
So they will tell you tomorrow that we did all these vandalism!
Do not believe them! Do support us;
We are in Taksim for our life! This is right to live cause!
I have to write!
Because we are now on 5th day of the resistance! But every second we are enlarging!
All these police terror will not be able to stop us!
Today is the 4th day of resistance of the people protesting demolition of Gezi Park the construction of Shopping Mall in Taksim İstanbul.
Police, without any warning, used tear gas and pressurized water against protestors at 05.00 am and 10:00 am. It is very hard to describe the police’s attacked: it was the culmination of violence and barbarism with an unproportional use of force. More than 20.000 is still protesting against the cruelity of the police and the demolition of of Gezi Parkı.
Literally, almost all of Taksim Area, where Gezi Park is, is tear-gassed and pepper gas-sprayed; especially the side streets around Taksim Square are under clouds of gas.
Since the 27th of May, Istanbulites from all social and political backgrounds and ages and from all over the city had been continuing a peaceful resistance in Gezi Park, the city’s largest public park, soon to be demolished due to a so-called renewal project. This Project foresees the erection of a big mall (designed as the replica of the once Ottoman Artillery Barracks) in the place of those trees.
In solidarity with the protestors, hundreds arrived in the evening and the occupation movement grew bigger. Against this inhumanity and extreme violence, the reaction was the occupation of the park, this time by thousands.
Last night there was also a big intervation: police came early in the morning of May 30th at 5 am. The riot police set fire to the tents and tear gas and pepper sprays were used incessantly, causing serious injuries.
Police; has forced out all the protestors from the Gezi Park and protestors are gathering around the park. There will be gathering on 13:00 pm and 19:00 pm for protecing our city and again claiming about power to the people.
On the fourth day of demonstrations to prevent the demolition of Gezi Parkı on Istanbul’s Taksim Square, police attacked using tear gas in the early hours. 20.000 people spent a third night in the Park, protesting against the project of a shopping mall which will destroy the park, one of few remaining green spaces in Taksim area. At 05:00 am in the morning police attacked without any warning.
This morning proved to be the culmination of violence and barbarism that no words can describe, with an unproportional use of force. The exit of the park was blocked, the group was thus locked in the park and was taken under the crossfire of tear gas and pepper bombs, choked to death. Protesters had to escape to nearby streets to shelter from the tear gas. A wall that protesters attempted to climb over collapsed, leaving a number of people badly injured. People gathered together after 06:00 am but the police using tear gas and pepper bombs dispersed the demonstrators in different districts around Taksim. All parts of Taksim is tear gassed&pepper gas sprayed, the streets are under clouds of gas.
Gezi Parkı, Tabiatı Koruma Kanunu, gdoların meşrulaştırılması, altın madeni çıkarma çalışmaları, hesler, İstanbul’un yeşil alanlarına müdahale, köylerin şehirleştirilmesi, tarım arazilerinin imara açılması, tarımsal üretimin önündeki engeller, kentsel dönüşüm projeleri…
Ve sıralayabileceğimiz pek çok majör ve minör gelişmeME. Ülkemizin coğrafyası, doğal kaynakları hüküm sürenlerin eliyle yok ediliyor, parçalanıyor. Bu yok oluşa dur diyenler susturuluyor. Hukuk yolu engelleniyor. Medya yanlı haberlerle büyük kitleleri resmin sadece bir tarafını gösterek yanıltıyor.
Yaşama karşı işlenen suçlar gün geçtikçe artıyor, bunu yapanların hesabı kabarıyor.
Yaşamı bırakın korumayı, çoğaltmayı amaç edinen bizler için zor bir durum. Ama biz zorluğu seviyoruz, iyi olan tarafı bu! Vazgeçmeyeceğimizin göstergesi.
Devrimin sosyal kaygılarla, emeğin adil paylaşımından doğacağını zannediyorduk değil mi? Dikkatimizi o tarafa yöneltmiştik. Meğerse doğanın katline göz yummayanların birleşmesinden doğacakmış. Sürpriiiiz!
Yıllarca bastırılmaya çalışılan Nevruz törenlerinin bir doğa bayramı olduğunu hatırlamanın tam zamanı!
Doğayı korumak, doğanın hakları olduğunu söylemek ve bu hakları savunmak romantizim değildir! Bu son derece ciddi bir meseledir. Yaşadığımız yüzyılın en ciddi meselesidir.
Taksim Gezisi ekolojik meselenin politik bir mesele haline geldiğinin anıtı olacak! Buraya her ne yapılırsa yapılsın tarihte böyle anılacak, işte değiştirilemeyecek gerçek!
Sayın yetkililer,
30 Mayıs gecesini bir avuç ağaçseverin eylemi olarak düşünmeyiniz. Öyle değildir. 30 Mayıs gecesi, ekolojik çöküşü kolaylaştıran insan düzenini hedef alan “politik” bir direniş eylemidir. Mekanı Gezi Parkı ile sınırlı değildir.
Öte taraftan eylemi destekleyen insanların sayısını orada bulunanlarla sınırlı olduğunu da düşünmeyiniz. Orada o an bulunamayan çok sayıda –sayıları belli değil, gittikçe artıyor- insan destekliyor bu direnişi.
Neden mi?
Gezi Parkı’ndaki ağaçların maden çıkarmak için kazılmaya hazırlanan dağlardaki, baraj için durdurulan nehirlerin vadilerindeki ağaçlarla bağı var da ondan.
Gezi Parkı’nı tehdit ve tedirgin eden zihniyet, atalık tohumlarımızı, küçük üreticilerimizi, bahçelerimizi, gıdamızı da tehdit ediyor da ondan.
Gezi Parkı’nda toplanan insanların sesleri Karadeniz’den, Doğu Anadolu’dan, Ege’den, Akdeniz’den, İç Anadolu’dan duyuluyor da ondan. Siz görmeseniz de milyonlarca can dün gece Gezi Parkı’nda idi. Ve onları sabaha karşı dağıtamadınız, gözlerini yakamadınız. Hala oradalar!
Belli ki, bu toprağın insanları bu talan düzenini istemiyor. Zihniyet değişsin istiyor. Bunu son derece barışçıl bir yolla yapıyor. Doğanın diliyle yapıyor.
Peki siz ne yapıyorsunuz?
Sizden gelen muamele hoyratça ve kötücüldür. İktidarda olanların bu sevgi dolu sesi duyacak kulakları kapalıdır, görünen tabloyu görecek gözü kördür. Mağdur ile mazlumu görmeyenin yolu yol değildir!
Sizlerin, tez zamanda, temel duyularınızın açılmasını, dumura uğramış uzuvlarınızı da kazanmanızı diliyoruz. Zira bu yolda, ekolojik bir barış için şarkı söylemeye devam edeceğiz. Ve olanı duyurmak ve göstermek için gerilimi artıran biz olmayacağız.
Savaş sizin, barış hepimizindir. Kaybedilen bir savaşın galibi de yoktur. Oysa, herkesin zaferi kutladığı bir cephede ekolojik bütün hepimizi kucaklar.
APIRSAN DA KÖPÜRSEN DE, GELECEK DÜZEN DOĞANIN DÜZENİ OLACAK! BUNA ŞÜPHE YOK…
İktidar İstanbul’un ortasında suç işlemeye devam ediyor. Yine bir şafak operasyonu düzenleyen güvenlik güçleri barışçı bir eylemi sürdüren insanlara karşı hiçbir demokratik ülkede görülmeyecek ölçüde güç kullanmıştır. Olay orantısız güç kullanımı şeklinde nitelenemeyecek denli vahimdir çünkü karşılarında demokratik haklarını kullanan savunmasız insanlar vardır. Sonuç vahimdir, henüz doğrulanmayan ve umarız gerçek olmayan bir kişinin ölümün yanında bilinen çok sayıda yaralı vardır.
Ortada açıkça suç vardır. Ancak aynı anda birden çok suç bütün İstanbulluların gözleri önünde işlenmektedir.
Taksim Meydanının yayalaştırılması ve Gezi’ye tarihin ihyası kandırmacasıyla yapılması planlanan alışveriş merkezi projesi ile kente karşı suç işlenmiştir. Gerekli izin süreçleri tamamlanmadan başlatılan proje en önemlisi İstanbulluların rızası alınmadan yapılmaya başlanmıştır. Aleyhine toplanan 100 000’den fazla imzaya, işlevsiz bırakılan koruma kurullarının raporlarına, sürmekte olan onca davaya rağmen zorbalık yöntemleriyle sürdürülen proje Başbakanın İstanbul halkıyla inatlaşma projesi halini almıştır.
İstanbulluların nefes alabildikleri nadir yeşil alanlardan birisinde sürdürülen proje tabiata karşı suçtur. Kesilen her ağaç doğanın haklarının açıkça ihlalidir.Yok edilen her ağaçla birlikte ağaçların, dalları yuva edinen kuşların, kelebeklerin hakları da gasp edilmektedir. Doğa bir bütündür; doğanın hakları söz konusu olduğunda kesilen her ağaç için yeni ağaçlar dikileceği sözünün ciddiye alınır bir tarafı yoktur.
Kente ve tabiata karşı aylardır işlenen suça bugünden itibaren insanlık suçu eklenmiştir. İnsanların en masum protesto haklarını barışçı yollarla ve en şenlikli biçimde yaşarlarken uygulanan polis şiddeti insanlığa karşı suç halini almıştır. Emniyet güçleri halkın demokratik haklarını güvence altına almak yerine gayrimeşru bir projeyi yürütürken kente ve doğaya karşı suç işleyen müteahhit şirketin çıkarlarını korumaktadır.
Doğrudan hedef gözeterek yapılan gazlı saldırılar protestocuları dağıtmak için değil cezalandırmak amacıyla yapılmaktadır. Amaç protestocuları dağıtmak değil, insanları yıldırmak ve demokratik haklarını kullanmalarını engellemektir.
Örneğini ancak diktatörlük rejimlerinde gördüğümüz geceyarısı operasyonları bir korku ve baskı ortamı yaratmaya yöneliktir. İfade ve gösteri özgürlüğü çağımız demokrasilerinin asgari standartlarının başında gelir. Bu hakkın devlet şiddetiyle kullanılamaz hale getirilmesi insanlığa karşı bir suç olarak görülmelidir.
Günlerdir yoğun protestolar sürerken kentin seçilmiş belediye başkanı birinci derece sorumlusu olduğu bir konuda ağzını açmamaktadır. Kentin ve kentlileri haklarını savunması gereken İstanbul Belediye Başkanı söz hakkını Başbakan’a ve güvenlik güçlerine bırakmıştır.
Biz İstanbullular İstanbul kentini ilgilendiren kararları vermesi için Belediye Başkanına görev ve yetki verdik.
Ortada açık bir yetki gaspı veya en masum deyişle yetki devri vardır. İstanbul Belediye Başkanı eğer sorumluluklarını yerine getiremiyorsa derhal istifa etmelidir.