Köşe YazılarıYazarlar

Ekoloji hareketleri romantizm değildir, bilesin! Güneşin Aydemir

Gezi Parkı, Tabiatı Koruma Kanunu, gdoların meşrulaştırılması, altın madeni çıkarma çalışmaları, hesler, İstanbul’un yeşil alanlarına müdahale, köylerin şehirleştirilmesi, tarım arazilerinin imara açılması, tarımsal üretimin önündeki engeller, kentsel dönüşüm projeleri…

Ve sıralayabileceğimiz pek çok majör ve minör gelişmeME. Ülkemizin coğrafyası, doğal kaynakları hüküm sürenlerin eliyle yok ediliyor, parçalanıyor. Bu yok oluşa dur diyenler susturuluyor. Hukuk yolu engelleniyor. Medya yanlı haberlerle büyük kitleleri resmin sadece bir tarafını gösterek yanıltıyor.

Yaşama karşı işlenen suçlar gün geçtikçe artıyor, bunu yapanların hesabı kabarıyor.

Yaşamı bırakın korumayı, çoğaltmayı amaç edinen bizler için zor bir durum. Ama biz zorluğu seviyoruz, iyi olan tarafı bu! Vazgeçmeyeceğimizin göstergesi.

Devrimin sosyal kaygılarla, emeğin adil paylaşımından doğacağını zannediyorduk değil mi? Dikkatimizi o tarafa yöneltmiştik. Meğerse doğanın katline göz yummayanların birleşmesinden doğacakmış. Sürpriiiiz!

Yıllarca bastırılmaya çalışılan Nevruz törenlerinin bir doğa bayramı olduğunu hatırlamanın tam zamanı!

Doğayı korumak, doğanın hakları olduğunu söylemek ve bu hakları savunmak romantizim değildir! Bu son derece ciddi bir meseledir. Yaşadığımız yüzyılın en ciddi meselesidir.

Taksim Gezisi ekolojik meselenin politik bir mesele haline geldiğinin anıtı olacak! Buraya her ne yapılırsa yapılsın tarihte böyle anılacak, işte değiştirilemeyecek gerçek!

Sayın yetkililer,

30 Mayıs gecesini bir avuç ağaçseverin eylemi olarak düşünmeyiniz. Öyle değildir. 30 Mayıs gecesi, ekolojik çöküşü kolaylaştıran insan düzenini hedef alan “politik” bir direniş eylemidir. Mekanı Gezi Parkı ile sınırlı değildir.

Öte taraftan eylemi destekleyen insanların sayısını orada bulunanlarla sınırlı olduğunu da düşünmeyiniz. Orada o an bulunamayan çok sayıda –sayıları belli değil, gittikçe artıyor- insan destekliyor bu direnişi.

Neden mi?

Gezi Parkı’ndaki ağaçların maden çıkarmak için kazılmaya hazırlanan dağlardaki, baraj için durdurulan nehirlerin vadilerindeki ağaçlarla bağı var da ondan.

Gezi Parkı’nı tehdit ve tedirgin eden zihniyet, atalık tohumlarımızı, küçük üreticilerimizi, bahçelerimizi, gıdamızı da tehdit ediyor da ondan.

Gezi Parkı’nda toplanan insanların sesleri Karadeniz’den, Doğu Anadolu’dan, Ege’den, Akdeniz’den, İç Anadolu’dan duyuluyor da ondan. Siz görmeseniz de milyonlarca can dün gece Gezi Parkı’nda idi. Ve onları sabaha karşı dağıtamadınız, gözlerini yakamadınız. Hala oradalar!

Belli ki, bu toprağın insanları bu talan düzenini istemiyor. Zihniyet değişsin istiyor. Bunu son derece barışçıl bir yolla yapıyor. Doğanın diliyle yapıyor.

Peki siz ne yapıyorsunuz?

Sizden gelen muamele hoyratça ve kötücüldür. İktidarda olanların bu sevgi dolu sesi duyacak kulakları kapalıdır, görünen tabloyu görecek gözü kördür. Mağdur ile mazlumu görmeyenin yolu yol değildir!

Sizlerin, tez zamanda, temel duyularınızın açılmasını, dumura uğramış uzuvlarınızı da kazanmanızı diliyoruz. Zira bu yolda, ekolojik bir barış için şarkı söylemeye devam edeceğiz. Ve olanı duyurmak ve göstermek için gerilimi artıran biz olmayacağız.

Savaş sizin, barış hepimizindir. Kaybedilen bir savaşın galibi de yoktur. Oysa, herkesin zaferi kutladığı bir cephede ekolojik bütün hepimizi kucaklar.

APIRSAN DA KÖPÜRSEN DE, GELECEK DÜZEN DOĞANIN DÜZENİ OLACAK! BUNA ŞÜPHE YOK…

Güneşin Aydemir