Ana Sayfa Blog Sayfa 4288

Alternatif medyaya bobiler’den destek

Gezi direnişinin ana akım medyadaki görünürlüğü hepimizin malumu oldu. Bu duruma bir eleştiri ve destek de Bobiler.org’dan geldi. Bobiler.org sosyal medyada şöyle bir açıklama yaptı.

Bobiler Bagimsiz Medya Organlarina Tanitim Destegi Veriyor
Bobiler olarak, ana akim medyanin Geziparki’ndaki olaylari sansurlemesi ve carpitmasindan sikayet etmek yerine, neler yapabiliriz diye dusunduk ve bagimsiz haber sitelerinin ucretsiz olarak reklamini yapmaya, daha fazla kisiye ulasmalarina elimizden geldigince destek olmaya karar verdik.

Bu ne demek?
– Gazetecilerin kurdugu bagimsiz haber kuruluslarini, sag-sol ayrimi yapmadan ve herhangi bir ucret almadan her ay ulastigimiz 1.5 milyon kisiye tanitacagiz.
– “Bana calistigim kanaldan ayril diyorsun ama ayrilirsam ne yapacagim?” diyen haberciler eger yeni olusumlar kurarsa onlara da tanitim destegi verecegiz.
– Gazeteciler, yeni bir mecra kurmak icin Kickstarter gibi funding toplama mecralarini kullanirsa, bu cabalarina elimizden geldigince destek olacagiz.

Eger bagimsiz bir medya organi sahibiyseniz detaylari suradan ogrenebilir ve bize [email protected] adresinden ulasabilirsiniz.

Eger sizin de web siteniz veya bir grubunuz varsa, ya da sosyal medyada cok takipciniz varsa, sizleri de bagimsiz haber kuruluslarina destek olmaya cagiriyoruz. En azindan bir haber paylasirken bunun bagimsiz bir yayin organindan olmasina ozen gosterebilirsiniz.

Madem ana akim medya Geziparki yerine penguenleri gosteriyor, onlara da penguenler destek olsun.

http://www.bobiler.org/bagimsizlara_destek.asp

Duman Gezi direnişine ‘Eyvallah’ dedi

Türkiye’nin en sevilen Rock gruplarından olan Duman, Taksim Gezi Parkı’nda yaşananlar sessiz kalmadı ve özel bir Gezi Parkı şarkısı yaptı… Yapılan şarkı sosyal medyada büyük ilgi gördü.

Gezi Parkı direnişi kendi kültürünü de yaratıyor… Ünlü rock grubu Duman, Taksim’deki eylemler ve polis şiddetini konu alan şarkısıyla Gezi Parkı hareketinde yerini aldı. Duman, ‘Eyvallah #dayangeziparki’ adını taşıyan şarkısını ilk olarak internette yayınladı.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=1aPf-N-eJSQ#!

Duman’dan Gezi Parkı Direnişine destek şarkısı.

Biberine gazına
Cobuna sopasına
Tekmelerin hasına
Eyvalllah eyvallah

Saldırın bana utanmadan sıkılmadan
Gözlerim yanar ama ezilmedim azalmadım
Özgürüm dedim hala
Haklıyım dedim hala sana
İnsanım dedim hala
Vazgeçermiyim söyle bana.

Biberine gazına
Cobuna sopasına
Tekmelerin hasına
Eyvallah eyvallah

Şamarı yüzümüze
Garezi dilimize
Şerefe hepinize
Eyvallah eyvallah

Kaldırın eli çekinmeden ve korkmadan
Meydanlar bizim unutmayın bu vatan bizim
Özgürüz dedik hala
Haklıyız dedik hala sana
İnsanız dedik hala
Vazgeçermiyiz söyle bana

Biberine gazına
Cobuna sopasına
Tekmeerin hasına
Eyvallah eyvallah

Şamarı yüzümüze
Garezi dilimize
Şerefe hepinize
Eyvallah eyvallah

Yeşil Gazete

Başbakan cephesinde yeni bir şey yok

Gezi Parkı Direnişi barışçıl niteliğini; tüm tahriklere, polisin tüm gözü dönmüş saldırılarına, provakatör olduğu çok belli kişilerin yağma teşebbüslerine rağmen koruyor.

Başbakan ise halktan ne kadar kopuk olduğunu gösteren, direnişi sürdürmenin ve bu davayı kazanmanın ne kadar mühim olduğuna bizi kesinlikle inandıran demeçlerine devam ediyor.

İşte ntvmsnbc ve hürriyet’e (2 güdümlü (embedded) medya müsveddesine) yansıyan demeci

* ntvmsnbc manşeti : ‘CHP ve çapulculardan izin alacak değilim’ http://bit.ly/16AQqd3

* hürriyet manşeti: Erdoğan: “Taksim’e cami de yapacağız” http://bit.ly/15sUdEw

biz ise bu akıl yoksunu kişiyi muhatap almıyor ve tekrarlıyoruz

#direnedirenekazanacagiz

(Yeşil Gazete)

[Canlı Yayın] Gezi Parkı Direnişi 6. gününde

Gezi Parkı Direnişi 6. gününde. Biz de okurlarımıza direnişi en sağlıklı nasıl aktarabiliriz telaşı içindeyiz.

Olay mahallinden bilgileri, kesin doğru olduğuna emin olduğunuz bilgileri ve görselleri [email protected] adresine gönderebilirsiniz.

#direnedirenekazanacagiz #direngeziparki #occupygezi #geziparkinobeti

(20:10)

Ankara / Kızılay

Serdar, bilgi vermeye devam ediyor


tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

“Son on dakikadır hedef alıp ateş ediyorlar bulvara çıkamıyoruz. Su kocaları getirdik bomba kapmaca oynuyoruz. Tekrar başladı yürüyüş. Kalabalık dağılıp dağılıp toparlanıyor. Eylemcilerin bir kısmı alman kültüre sigindilar.

(20:00)

Taksim / Akm

Olay Mahallinde Yeşil Gazete’den Melek var

tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(19:50)

Ankara / Kızılay

Olay Mahallinden, Yeşil Gazete ekibinden Ali Serdar Gültekin’in ilettiği son bilgiler

tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(19:30)

Gezi Parkı (Bu Sabah)

Gezi Parkı Bekçileri parklarını temizliyor

tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(19:00)

Somewhere over the Rainbow

Karşınızda “Anonymous Teyze”

tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(18:45)

İstiklal Caddesi

Yeşil Gazete ekibinden Melek olay mahallinden hem bildiriyor hem de fotoğraf çekiyor

tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(18:20)

Gezi Parkı

Arkadaşımız Elif, facebook hesabından paylaşmış.

tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(18:10)

Ankara/Tunalı/Kızılay

Ankara’dan Yeşil Gazete ekibinden Ali Serdar Gültekin bildiriyor

“Meşrutiyet caddesi kalabalık yine cadde boyu.

Bu kız kalkaniyla gelmiş.

tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(17:30)

Adana / İstasyon

Celal’den numarasını aldığımız Gamze’yi aradık. Sesi gazdan etkilendiğini belli ediyordu. Kesik kesik ve güçlükle konuştu.

İşte konuştuklarımız:

Okumak ve paylaşmak için tklynz

(16:22)

Ankara / Kızılay

Az önce arkadaşımızın alandan ilettiği, “TKP alandan ayrılıyor” haberinin şimdi görseli de elimize ulaştı.

okumak ve paylaşmak için tklynz

(16:14)

Ankara / Kızılay

Gelişmeleri aktarıyoruz

Arkadaşımız son durumu iletirken sürekli bir ritm, çınlama sesi …

okumak ve paylaşmak için tklynz

(16:00)

Gezi Parkı (16:00)

Yeşiller ve Sol Gelecek’ten Gezi Parkına çağrı var

aynen iletiyoruz

okumak ve paylaşmak için tklynz

(15:57)

Ankara / Kızılay

Ankara’dan bilgi geldi. Hemen paylaşıyoruz

“Kızılay dolu. Güvenpark’ın olduğu yerden polis gaz atıyor.

tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(15:00)

Başbakan Cephesi’nde yeni bir şey yok

RTE’den son haberler

tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(14:45)

Beşiktaş, son durum (07:30 – 09:30 arası)

Olay mahallinden bildiren Yeşil Gazete ekibinden Büşra

tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(14:25)

Adana da çok hareketli.

Adana’daki arkadaşımız Celal son bilgileri iletti

tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(14:10)

Ankara’da dün gece, son bilgiler

Ankara’dan bize sürekli bilgiler geçen arkadaşımız Serdar, son gelişmeleri de paylaştı

tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(13:40)

Gezi Parkı tiril tiril. Nöbetçiler herkesi parka çay içmeye bekliyor

Gezi Parkı Nöbeti 6. gününde. Dün polis saldırıları, provakatör olduğu su götürmez kişilerin vandalizm örneği hareketlerinden sonra bu sabah Gezi Parkı, asıl sahipleri tarafından pırıl pırıl temizlendi. ”

haberin tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(13:25)

Halil Azak‘ın yazısı, “Bir fidan uğruna, İdeolojik değil Ekolojik olarak

“İstiklaldeyim. Havada aşk kokusu var, ama bilindik bir aşk değil bu.”

Yazının tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(12:55)

Yörük Kurtaran‘ın yazısı: Dünün özeti

1. Kadıköy’de miting yapıp sonra Taksim’e geleceğini söyleyen CHP’nin geri adım atmasında sosyal medya etkisi yoktur diyemez sanırım kimse. Bence gayet iyi yüklendik.

yazının tamamını okumak ve paylaşmak için tklynz

(12:40)

Rana’nın (@Buzkadin) tweeeti: Temizlik için sefer olduk

okumak ve paylaşmak için tklynz

(12:30)

Avrupa Parlamentosu AB-Türkiye Delegasyonu Eş-Başkanı Hélene Flautre’un Gezi Parkı mesajı


okumak ve paylaşmak için tklynz


Derleyen: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)

Gezi Parkı tiril tiril. Nöbetçiler herkesi parka çay içmeye bekliyor

Gezi Parkı Nöbeti 6. gününde. Dün polis saldırıları, provakatör olduğu su götürmez kişilerin vandalizm örneği hareketlerinden sonra bu sabah Gezi Parkı, asıl sahipleri tarafından pırıl pırıl temizlendi. Sizi de parka, spor yapmaya, çay içmeye, iki çift lafın belini kırmayai sözün özü “hayatın tadını çıkarmaya” çağırıyorlar.

Olay mahallinden dakika bize bilgi geçen Durukan Dudu‘dan son bilgileri alalım

İstiklal Caddesi (2 Haziran Pazar – 12:48) (Direniş’in 6. Günü) #direngeziparki #occupygezi

Arkadaşlarımız olay mahallinden bildiriyor

“İnsanlar küçük gruplar halinde toplantı yapıyor.İnsanlar gelsin, kalabalık lazım diyor. İş Gezi Parkı’ndan çıktı muhabbetleri var.

Yaşlı teyzeler, caddedeki barikatları kaldırmayın, polisi sokmayalım diyor.

Polis barikatları ile şu anda yemek dağıtılıyor ve ilkyardım kulubeleri oluşturuluyor.

Vatandaşlar arabalarla yiyecek getiriyor.

Bunun adı 2013, Taksim Komünüdür.

Otonom, özyönetimci, anarşist ütopya şu anda Taksim’de ete kemiğe bürünmüş durumda

****

(Başka bir arkadaşımızdan aldığımız bilgi)

Gece hangi gruba ait olduğu bilinmeyen insanların ortalığı dağıtmasının ardından Gezi Parkı ve Taksim tamamen temizlendi.

Ben de şimdi evden çıktım, temizlik için yardım etmeye gidiyorum.”

Durukan, Gezi Parkı ihtiyaç listesini de paylaştı

Gezi Parkı İhtiyaç Listesi (2 Haziran Pazar – 13:08) (Direniş 6. Gününde) #direngeziparki #occupygezi

2 gündür anında bilgileri bizimle paylaşan Yeşil Gazete’den Durukan Dudu bildiriyor

“Gezi Parkı’nda mevcut ihtiyaçlar:

– Bepanten, Gazlı Bez, Silverdin, Ventolin puf, Eldiven, Su, Peçete, Süt, Meyve Suyu, Sandviç

– Yer: Parkın arka tarafındaki otonom barikat merkezi ve kulübeler”

Haber: Alper Tolga Akkuş – Durukan Dudu

Fotoğraf: Gizem Hasırcıoğlu

(Yeşil Gazete)

Bir fidan uğruna, İdeolojik değil Ekolojik olarak – Halil Azak

İstiklaldeyim. Havada aşk kokusu var, ama bilindik bir aşk değil bu.

Yağmur yıkıyor sokakları , eylemciler de sokakları temizliyor bir yandan. Saat bilmem kaçta miting varmış, bize ne mitingten.

Siyasi partilerden azade bir birlik oluştu burda. Yaşananlar inanılmaz, yeni tanıştığınız adını bile hatırlamadığınız insanların size evini açması burda olan.

Televizyonlarda 3-5 ağaç diye küçümsenen bir şekilde başladı bunlar.Mevzu o kadar da basit değildi oysaki. O 3-5 ağaç önce Kazdağları oldu, sonra Alakır oldu , Antalya’da kesilen 1000 yıllık Sedir ağaçları oldu, Artvin oldu , Gerze oldu , Bergama oldu , Peri vadisi oldu, bütün vadiler oldu , nehirler oldu, fidan oldu, tohum oldu, toprak oldu.

Yaşamak için sağlıklı toprak , su ve havadan başka birşeye ihtiyacımız olmadığını özümsemiş insanların aşkıyla başladı, beni Çanakkale’den buralara sürükleyen de tam da bu naif duyguydu.İnsanların 3-5 ağacın hakkını savunabilme iradesi ve cesaretiydi.

Peki sonra ne oldu ? Kapitalist düzenlerde her zaman olduğu gibi aramıza ajanlar karıştı, devletin hesaplı provakatörleri karıştı , gündüz helikopterler keşif uçuşları yapıp gece ona göre strateji belirleyip karanlıkta rastgele gaz bombaları attılar ,üzerimizde satranç oyunu oynadılar. Neye uğradığımızı şaşırdık, tam da o an önde olmak , ortada olmak , arkada olmanın bir farkı olmadığını gördüm, hepimiz birdik tek bir organizma gibi dalgalanıyorduk.

Peki biz bu oyunda neydik ? Bir oyunun değersiz taşları mı? Piyon muyduk sadece, piyon muyuz ? Eğer eylemin özüne sahip çıkarsak değil.Güçlü müydük ? Güçlü müyüz ? Evet güçlüydük ama bu güç fiziksel varlığımızdan ibaret değildi asla. Bir ruhumuz olduğunu da hatırladık.

Gökler dile gelmiş konuşurken şimdi , Gezi Parkında , Reyhanlıda , Roboskide, geçmişte tüm Türkiyede , hatta dünyada iktidar odakları tarafından zulme uğramış, zarar görmüş ve ölmüş tüm varlıkların anısına ve ruhları adına gelin  bugün parklarımıza fidanlar , tohumlar ekelim, can suyu hazır bile. Göklerin mesajı ulaştı mı size ?

Atılan gazlar öyle birşey ki ilk günkü bilgisizliğimle yüzümü yıkadım iki saat sonra, oysa limon da sürmüştüm gözlerime,daha da beter yandı gözlerim.Anladım ki bizi suya düşman etmeye çalışmışlar. Su bize düşman olabilir miydi peki ?Bunu başarabilirler miydi ? Ne mümkün..

Miting olacakmış deniyor, bilemiyorum. Miting ne yahu miting de ne ola ki ? Bu mevzu bir partinin aynı tahakkümü üzerimizde kurması için izin verilecek kadar değersiz mi? Mevzu ideolojik değil ekolojik. Bunu vücudundaki suya , yediğin gıdalara ve hatta bakteri ve mikroorganizmalara sor.

Nasıl ki en ufak bir varlık emaresi bile binlerce başka varlık barındırıyorsa bünyesinde,biz de günlerdir tüm Türkiyede öyle bir organizmaydık. Herkesin yapacağı birşeyler vardı; kimisi ön saflarda göğüs gererken kimisi benim gibi ortalarda , kimisi geride , kimileri evinin balkonundan tencere tava çalarak, kimileri kornaya basarak , kimileri yaralılara yardım ederek, kimileri yiyecek ve su taşıyarak, erzak taşıyarak dahil oldu bu sürece. Kimileri de diyor ki yabancılardan destek istemeyin. Aa benim canım dünya da ayrı bir organizma , gerçekten desteğini gördüklerimiz be bizi mutlu eden devletlerin resmi açıklamaları değildi ki.Dedik yaa mevzu ideolojik değil ekolojik, tüm dünyada eko yani yuvamız evimiz saldırı altında değil mi ?

İktidar medyasının baştan sona şahit olduğu uyuyan ve uyutulan milyonlarca insan, sosyal medya sayesinde oldu bu. Hayaller kurduk ve bunları paylaştık , yüzken bin oldu, binken onbin oldu, yüzbin oldu , milyonlar oldu aynı hayale ortak olanlar. Taksimde kaç kişi vardı saymaya kalkmayın , taksimde milyonlardık biz.Aynı hayalleri besleyince neler yapabileceğimizi gördük.

Yağmur daha da hızlı yağıyor şimdi. Dinlesene bi yağmuru, içinden slogan atmak geliyor mu sahiden ? Sessizliği bir dinlesene, yağmur nasıl da konuşuyor bizimle.

*** Şimdi bir hayal daha kuruyorum, ölenlerin anısına dikeceğimiz fidan ve tohumlarla birlikte kimseden ses çıkmasa , sadece dinlesek, sonra bir ağıt türküsü yaksak bizi bu çığlıkları atmaya iten tüm kadim ruhlara, gözyaşlarımız yağmura karışsa. Şimdi kalbimizi dinleme zamanı, sessizliği dinlemek nasıl olurdu , çıt çıkmadan konuşmadan durabilir miydik ? Becerebilir miyiz? Gerçekten tek yürek olabilir miyiz? Olalım mı hadi? Yürekten dokunmayı yaşayalım mı? Yanımızdakilere sarılalım mı ? Provakatör olsun, ajan olsun onların da kalpleri çözülür belki.Yine akış karar verecek buna, sesim , hayalim yine ulaşır mı size , ortak çıkan binlerce insan olur mu? Görücez hep birlikte.

Bugün slogan atmak yerine tüm sıfatlarımızı, etiketlerimizi, flama , bayrak ve işaretlerimizi bir kenara bırakıp sadece insan olma ve varlık olma bünyesinde birlik olmayı deneyimleyebilecek miyiz?Yağmuru dinleyin o size asla yalan söylemez. Bir tohumla başladı herşey , suyla , toprakla başladı.

***76 yaşındaki ninenin haykırışı yeterli benim için, toprağa basabilme sevdasıyla çıktım ben bu yola.Sahi siz en son ne zaman toprağa bastınız?*** Hadi bir hayal daha kuralım bugün , ayakkabılarımızı çıkarıp parklarımızda , son kalan parklarımızda türkiyenin her yerinde toprağa basalım, bizi sarmasına izin verelim.Eylemin sadece 3-5 ağaçtan ibaret olmadığını, toprak olduğunu , su olduğunu , nefes alabilme olduğunu ve herşey olduğunu gösterelim herkese.

http://www.youtube.com/watch?v=xZTYDbv4tbY

 

 

Halil Azak

 

Günün özeti; 2 Haziran 2013 – Yörük Kurtaran

1. Kadıköy’de miting yapıp sonra Taksim’e geleceğini söyleyen CHP’nin geri adım atmasında sosyal medya etkisi yoktur diyemez sanırım kimse. Bence gayet iyi yüklendik.

2. İstanbul Belediyesi İstanbul’luların Taksim’e gelmemesi için herşeyi yaptı. Tüneli kapattı, metroyu iptal etti, vb. Sağolsunlar vız geldi ama unutmayacağız.

3. Hayat yine re-Tweet’lerden hızlıydı. Öyle ki polis saldırıyor denilen yere 5 dakika sonra gidince etraf başka türlü olabiliyor. Sonra biri 30 dakika önceki Tweet’i re yapınca şaşırıyor insan tabi.

4. Taksim’e yakın heryerde interneti yine jammerlarla bloke ettiler. Herhalde polis kendince böyle garip önlemler almaya çalışıyor. Fayda etmiyor tabi. Yaşasın wi-fi’larını açan İstanbul evleri ve cafeleri. Meydanda zorlandık ama.

5. Polis vahşetine güzel güzel devam etti. Gaz bombalarını doğrudan insanların üzerine doğrultarak sıkıyorlar. Hem Cihangir hem Taksim’de iki tane sağlam müdahele yedik. Her ikisinde de bize uzaklığı 3 metreyi geçmeyecek mesafede iki kadın kafasına gaz bombalarını yiyerek yere yığıldı.

6. Bir de bombaları insanları dağıtmak için atmıyorlar. Tamamen panik çıkartmak için koşanların koştuğu yönde önlerine de gönderiyorlar. O an hakikaten insanı paniğe sürüklüyor. Hem kafayı korumaya çalışırken hem duman içinde yön arıyorsunuz. İnanılmaz bir çaresizlik yaratıyor o an.

7. Ve o çaresizlik bir öfkeye dönüşüyor. Sanırım polisler çaresizlik anını anlamışlar ama sonrasını çalışmamışlar çünkü o öfke inada dönüşüyor. Dönüp tekrar yüzünü meydana çevirip orayı zorluyorsun.

8. Eğer gaz yoksa, polise yakın yerler dışında arka taraflarda bayram var o sırada. Esnafın dükkanları açık. Satış yapıp iyi de para kazanmışlardır. Polis göstericileri geriye sürünce de kapıları açıyorlar göstericiler için.

9. Tüm gün hem İstiklal hem Cihangir hem de Taksim’deydik. Şunu çok net söyleyebilirim. Polisin olmadığı yerde bir tane şiddet olayı görmedim. Ne zaman polis var, işte şiddet o zaman başlıyor.

10. Ortada bir de çok net bir güç eşitsizliği var. Bir tarafta tomasıyla, gazıyla, kaskıyla, kalkanıyla polisler, öbür tarafta slogan atanlar… En önde yaşı daha genç olup fiziği/nefesi de uygun olanlar, bir de tecrübeliyse, hemen barikat kurmaya çalışıyor. Barikat dediysem etrafta ne varsa işte. Büyük saksı, çöp bidonu filan.

11. Hani polisin sabrı bitiyor ya, bugün bence Beşiktaş’ta insanların sabrı tükendi. Tayyip’in konutuna yönelik tüm tepkilerin ve sonucunda olanların nedeni bu. Unutmayın, ilk saldıran polisler oldu. İnsanları uykularından kaldırdılar. Çadırlarını ateşe verdiler

12. Beşiktaş’ta tüm gün görmediğim renkte (portakal rengi/sarımsı) bir suyu tomalar insanların üstüne sıktılar. Garip bir su, nefes almanızı zorlaştırıyor. Kim bilir içinde ne var. Agent Orange deniyor ama kesinleştirmek zor tabi.

13. Alanı yöneten bir merkez ve örgüt yok. Zaten bu sokağı birilerinin yönetmesi zor. Herkes gayet kendi kendisini yönetiyor. Meydana girince parti bayrağı altında toplananlar da vardı ama sayıları o kadar az ki.

14. Şunu biliyorum. Polis zaten polis işte. Herşeyi bekleyeceksin. Ama bugün önce meydanı açıp insanların gülerek girdikleri meydanda, hem de meydanın dolmasını bekledikten sonra, insanların kafalarına gaz bombalarını yollamalarından daha büyük bir kalleşlik olamaz. Bu yaptıklarıyla sadece inadı arttırdılar. Herhalde yaşadığım çok şeyi unuturum seneler içinde, ama bunu asla.

15. Günün zaferi Taksim’dir. Ama yetmez.

16. Sloganlar var bir sürü. Hükümet karşıtı çoğu. Zaten konu gezi Parkı’nı aştı.

17. Anaakım medyaya karşı büyük bir tepki var. Ancak bir devrim olsa televizyonun bunu zaten yayınlamayacağını bilenlerle 90’lardan beri evinde çift çanak anteni olanlar (ve tabi o çift çanağın neden olduğunu bilenler) herhalde bunun böyle olacağını biliyorlardı. O yüzden sosyal medya ve yurttaş gazeteciliği yine çok önemliydi. Hala büyük eksiğimiz, bilgiyi doğrulatmadan kendi ağımıza gönderiyoruz. Bu da sorun yaratıyor.

18. Başbakan’ın açıklamalarına zaten akıl sır erdirmek mümkün değil. Herhalde kendisini ülkenin değil kendisine oy verenlerin Başbakan’ı olarak görüyor. Hadi ona alıştık. Bize rezil oluyor, eh hadi o da normal bir durum. Ama dünya gözünü buraya çevirdi. Pal Sokağı Çocuklarındaki mahalle kavgası yaklaşımı bence işlemez şu dakikadan sonra.

Somut talepleri hatırlamak lazım. Şiddetin sorumlular istifa edecek ve/ya da soruşturma açılacak. Parkı İstanbul’lulara geri vereceksiniz ve Kışla girişimini durduracaksınız.

Böyle durumlarda her zaman belirli gruplar sokağı ele geçirmeye çalışır. Sen ve ben sokakta olursak yapamazlar.

Foto: http://occupygezipics.tumblr.com/


Yörük Kurtaran

AB-Türkiye Delegasyonu Eş-Başkanı Hélene Flautre’un Gezi Parkı mesajı

Avrupa Parlamentosu AB-Türkiye Delegasyonu Eş-Başkanı Hélene Flautre‘un Gezi Parkı Nöbeti ile ilgili gönderdiği mesajı yayınlıyoruz.

* * *

Sevgili dostlar,

Aramızdaki uzaklığa rağmen davanıza tüm yüreğimle güçlü desteğimi ifade etmek isterim: Barışçıl şekilde gösteri ve Taksim’in son akciğerini koruma hakkı ve daha genel olarak, Boğaz’a üçüncü köprü gibi çok sayıda büyük projeyle ekoloji ve ekonomi arasında hızla bozulan dengenin yeniden tesisinin zorunluluğu.

2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul, aynı zamanda, dolaylı olarak II. Avrupa Kent Şartı’nın da imzacısıdır. Bu nedenle, yerel ve bölgesel Türk makamları sürdürülebilirliği, kentsel kullanılabilirliği ve iyi yönetişimi, özellikle kentsel projelere kentlilerin katılımı yoluyla sağlama yükümlülüğü altındadır. Ancak maalesef Gezi Parkı buna bir karşı-örnek oluşturmaktadır. Aynı şekilde yetkili makamlar yerel ve küresel çevreyi korumak ve biyo-çeşitliliği sağlamakla yükümlüdür. Aynı şekilde İstanbulluların sağlığını da. Unutmayalım ki sağlıklı bir ağaç havayı temizler, doğal bir iklimlendirme aracıdır ve bazı kirleticileri yok eder. Ancak alışveriş merkezlerinin bu tür özellikleri bulunmamaktadır. İstanbul gibi hareketli ve devasa bir şehirde parklara ve yeşil alanlara olan ihtiyaç vatandaşlara, ekonomik seviyelerinden bağımsız olarak, açık havada dinlenme ve eğlenme alanı sağlaması nedeniyle önemlidir. Bu herkesin, bazı emlak spekülatörlerinin çıkarı uğruna feda edilemeyecek hakkıdır.

Hélene Flautre, Avrupa Parlamentosu AB-Türkiye Delegasyonu Eş-Başkanı

* * *

Mesajın Fransızca Orjinal Metni

Chers amis,

Je souhaite exprimer toutes mes condoléances à la famille du jeune Karakas ainsi que mes meilleurs vœux de rétablissement aux blessés, anonymes ou célèbres, qui ont courageusement soutenu sur place le mouvement de protection du Gezi Park.

Malgré la distance je souhaite vous affirmer de tout mon cœur mon profond soutien à votre cause : le droit de manifester pacifiquement, la protection du dernier poumon de Taksim et plus généralement la nécessité d’un rapide rééquilibrage entre l’écologique et l’économique mis à mal par de nombreux
grands projets à l’instar du futur troisième pont du Bosphore.

Capitale européenne de la culture en 2010, Istanbul, fut également indirectement signataire de la charte urbaine européenne II. A ce titre les autorités locales et régionales turques s’étaient engagées à développer la durabilité, la convivialité et la bonne gouvernance urbaine, notamment par l’inclusion des citoyens-citadins aux projets urbains.  Gezi park  constitue malheureusement un contre-exemple. De même qu’elles s’étaient engagées à protéger l’environnement local et global, à maintenir la biodiversité. Il en va de la santé des stambouliotes. N’oublions pas qu’un arbre en bonne santé constitue un véritable filtre à air, un climatiseur naturel, et qu’il peut également épurer certains polluants. Les centres commerciaux ne peuvent se substituer à ces fonctions. Dans une ville aussi dynamique et gigantesque qu’Istanbul, le besoin en jardins et espaces verts est d’autant plus nécessaire qu’il garantit aux citoyens, indépendamment de leurs conditions économiques, des espaces de repos ou de loisirs de plein air. C’est un droit pour tous qui ne doit pas être remis en cause au profit de quelques spéculateurs immobiliers.

 

Hélène Flautre, Co-Presidente de la délégation UE-Turquie au Parlement européen.

 

 

Olay Yeri: Taksim – Güneşin Aydemir

Dün gece oradaydım. Çok acayip şeyler oldu.

İstiklal caddesini meydana doğru bir boydan bir boya adımlayarak geçtik. Olayın geçtiği yere geldik. Yol boyu insanlar neşeli ve ciddi. Bir şiddet yok.

Meydana yaklaştıkça işlerin rengi değişiyor. Ön saflara doğru şu meşhur biber gazını hissetmeye başlıyoruz. Gözlerimiz hafiften yanıyor, sönüyor. Burnumuz mütereddit. Ama bu güzel kalabalıkta en ufak bir agresyon, bir galeyana gelme yok. Herkes birbirine yardımcı, birbirine destek.

İnsan safları sıklaşıyor. Yürüyoruz kalabalığın içine. Ne yalan söyleyeyim insanın içini bir tedirginlik kaplıyor. Eminim ürkek bakışlarla bakıyorum etrafa. Çok da ne yapacağımı bilmeden. Bir sonraki an ne olacak belli değil de ondan!

“Hadi kızım Güneşin, fırsat ayağına geldi, yıllardır talimini yaptığın “an”da kalma halini denemenin ve kendini sınamanın tam vaktidir… Başla şimdi olanlara dikkatle bakmaya! “

Bu kararı aldığım için başlangıç namına derin bir nefes aldım, içimi biber gazı doldurdu… Karşı cepheden atılan gaz bombası sanırım dibime düştü. Şanslıyım ki, bir güç o bombayı başıma düşürmedi, “buna dikkat et” diyor gibiydi. Yaşam nasıl da eğitiyor çocuklarını… “Teşekkürler Sahip!” .

Birisi benden izin alarak “dur ablacım” dedi ve gözlerime elindeki karbonatlı sudan döktü…

Biber gazı bombalarını atıyorlar ve aralarında olduğum kalabalığın ortasındayım.  Gazın etkisinden çıkmaya çalışanlar geri istikamete doğru seyrediyorlar refleks olarak, canları yanıyor zira. Arka saftakiler  ellerini kaldırıp “yavaş yavaş, koşma!” diye bağırıyor. Ve kalabalık yavaşlıyor.

Ön taraf sakinleşiyor. Karşı taraf gelecek emirleri bekliyor belli ki. Ve başlıyorlar eller havada “gel, gel, gel, gel, gel” . Saflar sıklaşıyor yeniden.

“Gel sevgili Türkiye, korkma, acımıycak! Korkma, çünkü bu hamleyi kaybedersen bundan sonrası yangın yeri “

İlerliyoruz. Olacak şey belli. Yine biber gazı. Ama ne zaman olacağı belli değil.

Benim bulunduğum taraftaki kalabalık tek bir organizma gibi hareket ediyor. Bir ileri gidiyor, bir geri geliyor. Dalga gibi salınıyor. Soluk gibi nefes alıp veriyor… Şuurlu kalabalık ne güzel bir şeymiş! Şu hale gelebilmemiz için neler geldi geçti diye düşünüyorum. Buna emeği geçen herşeye ve herkese sonsuz teşekkürler. Kurtuluş Savaşına, olan bütün darbelere, o darbelere neden olan halk hareketlerine, susurluk’taki kamyona, ışık açıp kapatma eylemine, Marmara Depremine, o depremdeki dayanışmaya, Karetta karetta kaplumbağalarına, kelaynak kuşlarına, Büyük Anadolu Yürüyüşüne, haksızlığa uğrayan ama susmayan herkese….

Kaba kuvvet dün Taksim Meydanına halkı almamış olabilir. Oradaki halk geri çekilirken bile çok onurluydu… Kaçmadı, taşkınlık yapmadan uzaklaştı. Devam etmek için….

Dün gece iki zıt duyguyu aynı anda yaşayan tek kişi ben değildim sanırım. Aynı anda güven duygusu ve aynı anda güvensiz bir durumun tedirginliği… Güven duygusu, içinde bulunduğum kalabalığın şevkat dolu ve şiddetsiz dayanışması; güvensizliğin kaynağı bana huzur ortamı yaratması için var olan kolluk güçleri!

Sorular var tabii, sorulması gereken.

Ey kolluk güçleri! Soruyorum sıradan bir vatandaş olarak…. Sen beni kimden koruyorsun? Sen kimi koruyorsun?

Başka bir soru bütün bu olanlardan halkımızı bilgilendirmekle görevli medyaya gitmeli. Ey medya! Soruyorum, ben doğru ve hızlı bilgi için buradayım da. Sen ne için oradasın? Elindeki kaynakları ne için kullanıyorsun? Sen neden beni doğru şekilde bilgilendirmiyorsun? Dün feribotta gelirken seyrettiğim haberlerle benim gördüklerimin neden hiç alakası yok?

Daha sorulacak çok soru var, sırası gelince de sorulur. Taksim’de soruluyor zaten.

Bir cevap en yakınımdan geliyor. “Aman dikkat et kızım” demesini beklediğim annem “haydi hayırlısı, ben de gelseydim keşke” diyor.

Daha fazla yazamıyorum çünkü işim var, Anadolu’dan gelen binlerce insanla birlikte “sokakta” işim var….

 

 

 

Güneşin Aydemir

 

 

 

[Özel Haber] Son Kale Ankara

İstanbul, şarkılar söyleyerek, halaylar çekilerek kazanıldı. Her türlü tahriğe, akıl almaz provokasyonlara, yenen on binlerce gaz bombasına rağmen şiddete başvurmadan, gülümseyerek kazanıldı hem de Taksim Meydanı, her şeyin fitilini ateşleyen Gezi Parkı. Şimdi sırada Ankara var.

Yeşil Gazete ekibinden Ali Serdar Gültekin gün boyu başkentden bize bilgi aktardı. Eylemin kalbinden detayları iletti.

İşte Serdar’ın bize ulaştırdıkları ile Gezi Park Ankara’nın 1 Haziranı:

* Şu an sıhhiye ye vardım metro bile gaz kokuyor..Çatılardan gaz bombası atıyorlar.

* Yüksel’de barikat

* Millet, meclise yürümeye çalışıyor

* İnsanlar Kızılay’da hala direniyor

* Kızılay, of gözüm burnum yandı.

* Bu da meşrutiyet barikat

* Bu da ikinci barikat

* Meşrutiyet yaya yolu tek tük hala gaz geliyor ama saldırı hafifledi. Ya da toparlaniyorlar. Bilmiyorum helikopterler uçuyor. Helikopterden bomba attılar bilmem söyledim mi bir de arkamda bir belediye otobüsü duruyor herkes hediyelik gibi camından kur lokma koparıyorlar.

* Başbakanlığa girmek arzusu ve şevki içindeyiz. Yıkılıyor Ankara.

Haber ve Fotoğraflar: Ali Serdar Gültekin

(Yeşil Gazete)