Ana Sayfa Blog Sayfa 4257

Avrupa Yeşilleri, “Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki üyelik müzakereleri devam etmeli”

Avrupa Yeşiller Partisi yaptığı yazılı açıklamada Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki üyelik müzakerelerinin devam etmesi gerektiğini belirtti.

24 Haziran Pazartesi günü yapılan yazılı açıklamada Avrupa Yeşilleri bir yandan Merkel’in,  “Türkiye’nin adaylığı ile ilgili tereddütlerim var” açıklamasının dar görüşlü olduğunu belirtirken diğer yandan da Avrupa Yeşilleri eş başkanı Monica Frassoni, Erdoğan’ın protestoların meşruiyetini tanıması ve barışçıl bir biçimde devam etmesine izin vermesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Gizem Hasırcıoğlu tarafından türkçeye çevrilen açıklamayı hem türkçe hem de ingilizce olarak yayınlıyoruz

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki üyelik müzakereleri devam etmeli

Dün Almanya şansölyesi Merkel, Türkiye Avrupa Birliği adaylık sürecine dair tereddütleri olduğunu belirtti. Avrupa Yeşiller Partisi (EGP) olarak bu dar görüşlü öneriye karşı çıkıyoruz. Türkiye’de yeniden barış ortamının sağlanması adına AB müzakere sürecinin devam etmesi gerektiğini savunuyoruz. Bu Avrupa Birliği’nin barışçıl çözüm sürecine katkı sağlaması, AB’nin uzlaşmacı bir rol üstlenmesi ve Erdoğan hükümetinin demokratik güvenilirliğini göstermesi için en iyi fırsat.

Avrupa Yeşilleri eş başkanı Monica Frassoni’ye göre:

Avrupa Yeşilleri eş başkanı Monica Frassoni

“Erdoğan protestoların meşruiyetini tanımalı ve barışçıl bir biçimde devam etmesine izin vermelidir. Bu hafta sonu Türk hükümeti Taksim’i boşaltmak için yeniden orantısız güç kullanmıştır. Bu mazur görülemez.

AB ekonomik büyümenin ekolojik ve demokratik kaygılardan daha önemli olmadığını savunan barışçıl politik ve sosyal güçleri desteklemekte daha görünür olmalı. Barışçıl örgütlenme Türkiye Anayasası tarafından koruma altında olduğu gibi Türkiye’nin de altında imzasının bulunduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de tanımlanmıştır.

Almanya, görüşmelerin askıya alınma çağrısına öncülük etmiştir. Merkel, hükümetin tepkisinin sert olduğunu söylemekte haklı olmakla birlikte görüşmelerin askıya alınması büyük bir hatadır. Avrupa cesur davranmalı ve Türkiye’de demokratik sürecin teşvikinde önemli bir fırsat oluşturan müktesebatın 23. ve 24. Bölümlerinin (Adli Konular ve Temel Haklar, Adalet, Özgürlük ve Güvenlik ) görüşülmesini sağlamalıdır.

Avrupa Yeşiller Partisi

Brüksel, 24 Haziran 2013

***

Negotiations on Turkish membership of the EU must be kept open

Yesterday, the German chancellor Mrs Merkel put doubts towards Turkish EU membership. The European Green Party (EGP) strongly opposes this short-sighted proposal. To facilitate a return to a peaceful situation in Turkey, negotiations on Turkish membership of the EU must be kept open. It is the only opportunity for EU to help find a peaceful solution. It represents the best opportunity for the EU to play a positive role, and for Erdoğan’s government to show their democratic credibility.

According to Monica Frassoni, EGP Co-Chair:

“Erdoğan must recognise the legitimacy of the demonstrations in Turkey, and allow them to continue peacefully. This weekend, the Turkish government once again used excessive force to clear Taksim. This is inexcusable.

“The EU must be more visible in supporting the peaceful political and social forces, who want to ensure that economic growth does not come at the expense of environmental and democratic concerns. The right to organise peacefully is guaranteed under the Turkish constitution. Not only that, but it is fully recognised under European Convention on Human Rights, to which Turkey is a signatory.

“Germany has led the charge calling for the freeze on negotiations to continue. While it’s obvious that Merkel is correct in saying that the Turkish response has been much too strong, it is a grave mistake to put off negotiations with Turkey any longer.  Europe must be bold and take negotiations on chapters 23 and 24 of the acquis communautaire (Judiciary & Fundamental Rights, and Justice, Freedom & Security) as an opportunity to foster the democratic process in Turkey.”

European Green Party

Brussels, 24 June 2013

 

Türkçeye çeviren: Gizem Hasırcıoğlu

(Yeşil Gazete / Türkiye)

 

 


 

”Türk polisi kimyasal madde kullanıyor”

Danimarka Halk Partisi’nin Avrupa Parlamentosu Üyesi Morten Messerschmidt, Cumartesi günü incelemelerde bulunmak ve TV çekimleri için gittiği İstanbul’da polisin tomalarından nasibini aldı.

Messerschmidt, sıkılan suda kimyasal madde bulunduğunu ve gözlerini kaybetme tehlikesi geçirdiğini söyledi.

Morten Messerschmidt, Taksime kırmızı karanfiller bırakmak isteyen eylemcilerin gayet barışçıl ve sakin eylem yaparken, polisin gereksiz saldırısına maruz kaldığına dikkat çekerek “Danimarka televizyonu ile birlikte program yapmak ve incelemelerde bulunmak üzere Türkiye’ye gittim. Taksimde gayet barışçıl bir vaziyette karanfil bırakmak isteyenlerin arasında iken polis gereksiz yere eylemcilerin üzerine tomalardan kimyasal madde içeren su ve biber gazı sıktı. Göstericilerin arasında yaşlılar, çocuklar, kadınlar vardı. Polisin şiddeti beni çok şaşırttı. İnsanlar ellerinde karanfil taşımaktan ve polise karanfil vermekten başka suç işlemediler. Biz bir köşede sıkışıp kaldık. Bir yere kaçamadık. Tomalardan sıkılan kimsayal maddeli su gözlerime geldi ve feci şekilde yakmaya başladı. Bir süre göremez oldum. Gazeteci Dan Jörgensen gözlerime limon sıkarak yardım etti. Yüzüm ve vücudumun üst kısmı yanmaya başladı. Türk polisi, aşırı derecede şiddet, kimyasal su, biber gazı ve gaz kullanıyor. Konuyu AB parlamentosuna taşıyacağım. Türkiye Erdoğan yönetimi ile AB’ye üye olacak bir ülke değildir” dedi.

Yeni fasıl açılmayacak

Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Türkiye ile müzakerelere devam edilmesine karar verdi. Türkiye ile yeni fasıl açılması ise yıl sonuna ertelendi.

Uluslararası haber ajansı Reuters’in AB’li diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre, bugün Lüksemburg’ta toplanan AB dışişleri bakanları, Türkiye ile müzakerelere devam kararı aldı. Ancak Türkiye ile yeni fasıl açılmasının yıl sonuna ertelenmesine karar verdi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da, Türkiye’nin AB müzakere sürecindeki “Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu” başlıklı 22. faslın açılmasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Faslın açılması için bir engel görmüyorum. Olumlu netice bekliyorum” dedi.

 

Kadıköy, Ethem Sarısülük için sokaklara aktı

Ethem Sarısülük’ün katil zanlısı polis memurunun tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını protesto eden kalabalık grup, Kadıköy’de eylem yaptı.

Kadıköy’de toplanan vatandaşlar slogan atarak Ethem Sarısülük için yürüdü.

Kadıköy’de toplanan yüzlerce vatandaş, Ankara ‘da Ethem Sarısülük’ü başından vurarak ölümüne neden olduğu iddia edilen polis memurunun tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını protesto etti.

Altıyol’daki Boğa Heykeli önünde toplanan grup, saat 22.00 sıralarında sloganlar atarak harekete geçti. Yoğurtçu Parkı’na yürüyen gruba yoldan geçenler de katıldı.

Yoğurtçu Parkı’na gelen eylemciler burada oturarak protesto eylemi düzenledi.

Arınç “yaratıcılığını” konuşturdu: Polisin eline taş gelmiş

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Ethem Sarısülük davasıyla ilgili olarak soruşturmanın devam ettiğini belirterek, yapılan incelemeler sonucunda ‘polisin eline taş geldiği için böyle bir olayın yaşanmış olabileceğini’ belirtti.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç,Bakanlar Kurulu Toplantısı’nın ardından düzenlediği basın toplantısında, açıklama yaptı ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin Gezi Parkı protestolarında Ethem Sarısülük’ün hayatını kaybettiğini ve zanlı polis memurunun mahkemece serbest bırakıldığını belirterek, konuyla ilgili değerlendirmesini sorduğu Arınç, şunları söyledi:
“Üçüncü el ateş sırasında da eline isabet eden taştan dolayı silahın düşmesiyle böyle bir olayın meydana gelebileceği bir kanaat olarak mahkemede yer almış. Silahın balistik muamelesinin bitmiş olduğunu ancak adli tıp konusunda kesin kararın henüz verilmediğini biliyorum. Adli soruşturma devam etmektedir. Eğer adli soruşturmanın sonucunda yargı sürecinde bilerek ve kasten bu olaya sebebiyet verildiği ortaya çıkarsa adil mahkemenin bu konuda kararını hep beraber bekleyeceğiz ama olayın cereyan tarzına göre kendisini koruma iç güdüsüyle böyle bir harekette bulunduğu da sabit olursa mahkeme şüphesiz ona göre bir karar verecektir. Biz şüphesiz vefat eden yurttaşımızın yanındayız, böyle bir olayın meydana gelmesini hiçbirimiz arzu etmezdik.”

Belge, Akil İnsanlar Grubu’ndan istifa etti

Hükümetin Gezi Parkı politikasını benimsemediğini belirten Murat Belge Akil İnsanlar Heyeti’nden istifa ettiğini açıkladı.
Yazar, akademisyen ve aktivistMurat Belge, Taraf Gazetesi’ndeki köşesinde yayınlanan, “Bir istifaname” başlıklı yazısında, Gezi Parkı eylemleri karşısında Hükümet’in tavrını eleştirerek, ‘Akil İnsanlar Heyeti’nden istifa ettiğini duyurdu.

Belge, şu ifadeleri kullandı:

“…Başbakan’ın Gezi Direnişi’nin tamamını içermek üzere söylediği sözler, seçtiği adlandırmalar, kullandığı dil, bana da, ‘kişisel bir hakaret’ olarak geliyor ve isabet ediyor. Yarın ( 26 Haziran, Çarşamba), Başbakan ‘Âkil İnsanlar’ı toplantıya çağırdı. Bu yazıyı, sözkonusu toplantıya gidemeyeceğimi söylemek ve neden gidemeyeceğimi açıklamak için yazdım. Gezi olayları hiç olmamış, dediğim o hakaretler hiç yokmuş gibi gidip ‘Siirt’te şöyle oldu, Urfa’da böyle oldu’ diye konuşmayı anlamsız olduğu kadar imkânsız buluyorum. Ama belirli bir amaç ve programla başlamış bir toplantıda, ‘Şimdi onu bırakın da bunu konuşalım’ demek de olacak bir şey gibi görünmüyor geri kalan 60 kişinin duygu ve düşüncelerini bilmiyorum. Başbakan, ‘süreç devam edecek’ sözünü de söyledi. Umarım devam eder, umarım başarıyla devam eder. Umarım, ‘Bu ikisi bir arada yürümez’ demekle ben yanılıyorumdur. Ama, benden buraya kadar.”

Sarısülük ailesi AİHM’e başvuracak

Ethem Sarısülük’ü başından vurarak öldüren polis memuru Ahmet Şahbaz’ın serbest bırakılması üzerine Sarısülük ailesi davayı AİHM götürme kararı aldı.
Sarısülük ailesinin avukatlarındanKazım Bayraktar, Ethem Sarısülük’ü başından vurarak öldüren polis memuru Ahmet Şahbaz’ın serbest bırakılmasıyla ilgili olarak şunları söyledi:“Yargının bu tutumu, siyasi iktidarın ve Başbakan’ın ‘Polisi yedirtmeyiz’ kararının yansımasıdır. Türkiye’de bu süreçle ilgili hiçbir yargı kurumundan adalet beklenmemelidir. Eğer bu olay aynı şekilde polis değil de sıradan vatandaş tarafından gerçekleştirilmiş olsaydı, şimdiye çoktan tutuklanmıştı. Polis açık bir biçimde bu kararla suç işlemeye teşvik edilmiştir. Bundan sonra yargı tarafından suç işleyen polislerin korunacağının garantisi olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin iç hukuku bu süreçte adil olmayacağını, etkin bir iç hukuk uygulaması olmayacağı kesin biçimde bu kararla birlikte ortaya çıkmıştır. Artık bizim için AİHM yolu açılmıştır”.

Ethem’in katili serbest

Ankara Kızılay’daki Gezi parkı eylemlerinde Ethem Sarısülük’ü başından vurarak öldüren polis memuru Ahmet Şahbaz tutuklanması istemiyle sevk edildiği Ankara 13. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakıldı.
Ankara’da düzenlenen Gezi Parkı eylemlerinde işçi Ethem Sarısülük’ü başından vurarak öldüren polis memuru Ahmet Şahbaz, tutuklanması istemiyle sevkedildiği mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Mahkeme, polisin eylemini “meşru müdafaa” olarak gördü.

Ethem Sarısülük, Kızılay Meydanı’nda 1 Haziran günü yapılan eylemde Çevik Kuvvet polisi Ahmet Şahbaz’ın rastgele ateş açması sonucu başından aldığı tek kurşunla ağır yaralanmıştı. Ankara Numune Hastanesi’nde bilinci kapalı olarak yoğun bakımda kalan Ethem’ in 14 gün sonra beyin ölümü gerçekleşmişti. Birkaç gün sonra ise Ethem’in kalbi de durunca yaşama veda etmişti. Ethem’in vurulmasına ilişkin ailenin suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada 7 gün sonra olay yerinde ancak keşif yapılabilmişti. Daha sonra ortaya çıkan olaya ilişkin görüntülerde göstericilerin üzerine yürüyen polis memuru Ahmet Şahbaz’ın havaya 3 el ateş ettiği, üçüncüsünün Ethem’in başına isabet ettiği anlaşılmıştı.

Ethem Sarısülük’ü vuran polis memuru Ahmet Şahbaz olaydan 23 gün sonra ancak adliyeye getirildi. Soruşturmayı yürüten savcı Veli Dalgalı tarafından ifadesi alınan katil zanlısı polis, tutuklanması istemiyle dün öğleden sonra mahkemeye sevkedildi. Ankara 13. Sulh Ceza Mahkemesi’ne çıkartılan polis Ahmet Şahbaz ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Polis, ifadesinde, linç edilmekten kurtulmak için havaya ateş ettiğini savundu. Polisi serbest bırakan mahkeme yargıcı Mustafa Aydın gerekçesinde, olayın meşru müdafaa sınırları içinde kaldığını bildirdi.

Polis memurunu yaklaşık 20 sivil polis korurken, adliyenin karakol polisleri de destek verdi. Ethem’in avukatları Kazım Bayraktar ve Eylem Hakverdi kararı hukuksuzluk olarak nitelendirdi.

Amsterdam’da yaşayan Ulusal, 3 haftadır Gezi Parkı için eylem yapıyor

Bugün kutlu Gezi Parkı Direnişi’nin 29. günü. Bir ayı doldurmamıza bir gün kaldı. Bir ay içinde hem ülkemiz hem de dünya daha önce tahmin edilemeyecek şekilde değişti, değişmeye de her geçen gün ile birlikte devam ediyor.

Gezi Parkı Direnişi’ne tüm dünyadan destek verildiği artık hepinizin malumu. Türkiye dışında yaşayan bu ülke vatandaşları ya da bir şekilde bu ülke ile bağı olan herkes ufukta görünen harika geleceğin de bilinci ile tüm imkanları ile direnişin duvarına harç katıyorlar. Bu insanlardan birisi de Hollanda Amsterdam’da yaşayan 20 yaşındaki Ulusal.

Ulusal’ın hikayesine hollandalı gazeteci Haroon Ali kendi gazetesinde (vice.com) yer vermiş. Ardından Leiden Üniversitesinde çalışan ve Ulusal’ın direniş çabası türkçe bilenlerce de öğrenilsin isteyen Jorrit Jelle tarafından ingilizce olarak yosistanbul.wordpress.com/ sitesinde yayınlanmış.

Son olarak Yeşil Gazete ekibinden Özde Çakmak‘ın çevirisi ile aslen Hataylı kardeşimiz Ulusal’ın Gezi Parkı Direnişine Amsterdam’dan yaptığı katkıları sizlerle Türkçe, İngilizce ve Flemenekçe olarak paylaşıyoruz

* * *

Ulusal üç haftadır her akşam Amsterdam’ın “Beursplein” meydanında eylem yapıyor.

paylaşmak için tklynz / click for to share

Dünya haftalardır İstanbul’da Taksim Meydanı ve civarındaki sert müdahelerle yatıp kalkıyor. Üzerlerinde kan lekeleri olan protestocuların fotoğrafları ve biber gazı ve tazyikli su aldırılarının görüntüleri Twitter ve Facebook üzerinden paylaşılıyor. Yalnızca Türkler de değil, başka milletlere mensup gazeteciler, sanatçılar ve aktivistler de paylaşımda bulunuyor. Evet, hatta etliye sütlüye karışmayanlar bile…

Devam eden plastik mermi yağmuru neredeyse Amsterdam’da Beursplein meydanında onlarca Hollandalı Türk’ün İstanbul, Ankara ve diğer şehirlerdeki kardeşlerini desteklemek için toplandıklarını unutturacak. İlk gösterileri medyada kısaca yer aldı, ama o zamandan beri Beursplein’deki barışçıl Türkler unutulmak üzere.

Oysa, yolum ne zaman oraya düşse aynı delikanlıyı görüyorum. Jöleli saçı, temiz tişörtü, sıcak yüz ifadesi ile. Beursplein’deki Türklerden çok daha genç olduğu için dikkatimi çekiyor. Allah rızası için neden her akşam hala orada olduklarını belki açıklar umuduyla onunla konuşmaya karar veriyorum. Başka mecralar bu soruyu sormuyor.

Ulusal (20), her akşam saat 7 sularında bisikletiyle Amsterdam West’den Beursplein’e gidiyor. O, aynı saatlerde Beursplein’a gelmemezlik etmeyen yirmi otuz kişilik çekirdek protestocu grubundan. Çoğu zaman gelen geçenlere dağıttığı poster ve el ilanları taşıyor. “Hollandalılara, turistlere ve Türklere olanları anlatmaya çalışıyorum. Hollanda’daki çoğu Türk’ün hiçbir şeyden haberi yok; sadece devlet televizyonunu izliyor ve Erdoğan’ın yalanlarını dinliyorlar.”

Ulusal’ın anne-babası Hatay’dan, Türkiye’nin güneyindeki bir il- geliyor. Ulusal, Hollanda’da doğmuş, annesiyle yaşıyor. Babası boşanma sonrası Türkiye’ye dönmüş. Ulusal, dini bir terbiye almamış, yine de kendini Müslüman addediyor. Bir lokantada yarı zamanlı çalışıyor ve piyano çalıyor. Önümüzdeki sene konservatuar sınavına girmeyi umuyor. Evden devraldığı siyasi bir görüş yok. Bu yüzden, ailesi ve arkadaşları olmadan tek başına eylem yapıyor.

“Kimsenin katılmasını istemiyorum,” diyor Ulusal. “Bunu kendi irademle başkaları için yapıyorum.” Sadece müzik yapan, yoga dersi veren ve başka barışçıl etkinlikler düzenleyen göstericilerin polisin aşırı şiddetine maruz kalması onu da etkilemiş. Ulusal’a göre, Gezi Parkı kapitalizmin varolmadığı kısa süreli de olsa küçük bir ütopya yarattı. “Şimdiye kadar o kadar çok şiddet ve yaralanma görüntüsü gördüm ki. Bu beni gerçekten derinden etkiledi.”

RESİM (Aralarında Ulusal’ın da olduğu protestocular Atatürk’ün portresine bakarak sekiz saat boyunca hareketsiz duran Duran Adam’ın protestosunu yapıyorlar).

Ulusal artık gece gündüz gelişmeleri takip etmekten başka birşey düşünemiyor. “Taksim Meydanı zorla boşaltıldığında, bütün gece ayakta kaldım. Aynı anda üç kanalı birden izliyor, durmadan Twitter ve Facebook’a bakıyordum.” Hollanda’da mümkün olan tüm kaynaklara erişebildiği için Ulusal, İstanbul’da olanları oradaki göstericilerden daha iyi biliyor. Türkiye’ye öyle dikkat kesilmiş ki Brezilya’daki daha yakın tarihli (fakat benzer) protestolar tamamen dikkatinden kaçmış.

Elbette Ulusal ilk uçakla İstanbul’a gitmeyi düşünüyor. “Ama oradakiler burda kalmamın ve Hollandalılara Türkiye’nin diktatorluğa dönüşmekte olduğunu haber vermemin daha iyi olacağını söylüyorlar.” Şimdilik Ulusal’ın protestosunu sonlandırması sözkonusu değil. Beursplein’de pes etmek lafı duyulmuyor. Türkiye’de hiçbir şey değişmediği ve yaralı/ölü sayısı artmaya devam ettiği sürece oradaki protestolar dadevam edecektir buradaki protestolar da.

Çeviren : Özde Çakmak

* * *

Ulusal has been demonstrating every night for three weeks in a row on the “Beursplein” (square) in Amsterdam


For weeks the world has been gripped by violent developments on and around the Taksim Square in Istanbul. Pictures of blood-stained protestors and footage of attacks with tear gas and water cannons are eagerly shared via Twitter and Facebook. Not only by the Turks themselves, but also by journalists, artists and activists of other nationalities. Yes, even by people you would not expect to care for, well, for anything… follow this news.

The continuing rain of rubber bullets almost makes us forget that at the Beursplein (square) in Amsterdam dozens of Turkish Dutch gather every day to support their brothers and sisters in Istanbul, Ankara and other cities. Their first gathering was briefly noted in the media, but since then the peaceful Turks on the Beursplein have been almost forgotten.

Yet, every time I pass by the same young boy stands out. Big dab of gel in his hair, neat shirt, warm expression. He draws my attention because he is much younger than the rest of the Turks on the Beursplein. I decide to talk to him hoping he can explain why for God’s sake they are still there, each and every night. Other media haven’t been asking that question.

Loyally, Ulusal (20) bikes every evening around seven from Amsterdam-West to the Beursplein. He belongs to the hard core of twenty to thirty protesters who do not miss a day. Usually, Ulusal carries posters and flyers which he hands out to passersby. “I try to tell the Dutch, tourists and also Turks what is going on. Many Turks in the Netherlands know nothing; they only watch the state television and listen to Erdogan’s lies.

Ulusal’s parents come from Hatay, a province in southern Turkey. He was born in the Netherlands and lives with his mother. His father went back to Turkey after their divorce. Ululal hasn’t had a very religious upbringing, but feels Muslim nonetheless. He works part-time in an eatery and plays the piano. Next year he hopes to take the entrance exam for the conservatory. He did not inherit political commitment from home. So, Ulusal demonstrates alone, without family or friends.

“I don’t want anyone to join,” says Ulusal. “I do this of my own motion, for others.” He was moved by the excessive police violence against the demonstrators in Gezi Park who only made music, taught yoga classes or organized other peaceful activities. According to him, Gezi Park formed a short-lived small utopia in which capitalism did not exist. “By now I have seen so many images of violence and injuries. That really touches me deeply.”

PICTURE [Several protesters at the Beursplein, including Ulusal, imitate the protest of the Standing Man, who for eight hours stood standing still, staring at the portrait of Kemal Atatürk]

Ulusal can’t think of anything else anymore and follows the developments night and day. “When Taksim Square was forcibly cleared, I stayed up all night.” I was watching three channels at the same time and constantly checked Twitter and Facebook.” Because in the Netherlands he has access to all possible sources, Ulusal has a better idea of what is happening in Istanbul than the demonstrators over there. He is so focused on Turkey that the more recent (but comparable) protests in Brazil have completely escaped his attention.

Of course Ulusal has considered getting on the first plane to Istanbul. “But the people there tell me it’s better for me to stay here and inform the Dutch about the dictatorship that Turkey is becoming.” For now ending his protest is out of the question. Calling it quits hasn’t been heard at the Beursplein. As long as nothing changes in Turkey and the number of casualties continues to rise, the protest over there will continue. And so will I.

Translated by Jorrit Jelle

* * *

Ulusal Staat al Drie Weeken Lang Elke Avond te Demonstereren op het Beursplein in Amsterdam


Al weken is de wereld in de ban van de gewelddadige ontwikkelingen op en rondom het Taksimplein in Istanbul. Foto’s van met bloed besmeurde demonstranten en filmpjes van traangasaanvallen en waterkanonnen worden gretig gedeeld via Twitter en Facebook. Niet alleen door de Turken zelf, maar ook door journalisten, kunstenaars en activisten van andere nationaliteiten. Ja, zelfs mensen van wie je niet verwacht dat ze iets geven om, nou ja, iets… volgen dit nieuws.

Door de aanhoudende regen van rubberen kogels vergeten we dat op het Beursplein in Amsterdam sinds 31 mei dagelijks tientallen Turkse Nederlanders bijeen komen om hun broeders en zusters in Istanbul, Ankara en ander steden te steunen. Bij hun eerste samenzijn werd kort stilgestaan, maar sindsdien worden de vreedzame Turken op het Beursplein nagenoeg vergeten.

Toch valt elke keer als ik langsloop dezelfde jongen op. Flinke lik gel in zijn haar, nette blouse, warme uitstraling. Hij trekt mijn aandacht omdat hij vele malen jonger is dan de rest van de Turken op het Beursplein. Ik besluit om hem aan te spreken, in de hoop dat hij me kan uitleggen waarom ze in godsnaam nog steeds daar staan, elke avond weer. Andere media stellen deze vraag immers niet.

Ulusal (20) fietst loyaal elke avond rond zeven uur vanuit Amsterdam-West naar het Beursplein. Hij behoort tot de harde kern van twintig à dertig demonstranten die geen dag mist. Meestal heeft Ulusal posters en flyers mee, die hij uitdeelt aan voorbijgangers. “Ik probeer Nederlanders, toeristen en ook Turken te vertellen wat er gaande is. Veel Turken in Nederland weten van niks; die kijken alleen naar de staatstelevisie en luisteren naar Erdoğans leugens.”

Ulusals ouders komen uit Hatay, een provincie in het zuiden van Turkije. Hij is in Nederland geboren en woont bij zijn moeder. Zijn vader is na de scheiding teruggegaan naar Turkije. Ulusal is niet echt gelovig opgevoed, maar voelt zich wel moslim. Hij werkt parttime in een eetcafé en speelt piano. Volgend jaar wil hij toelating doen voor het conservatorium. Politiek engagement heeft hij niet vanuit huis meegekregen. Ulusal demonstreert dan ook alleen, zonder familie of vrienden.

“Ik dwing niemand om mee te doen,” zegt Ulusal. “Ik doe dit vanuit mezelf, voor anderen.” Hij werd gegrepen door het buitensporige politiegeweld tegen de demonstranten die in Gezi Park alleen muziek maakten, yogalessen gaven of andere vreedzame activiteiten organiseerden. Gezi Park was volgens hem heel even een kleine utopie waar kapitalisme niet bestond. “Inmiddels heb ik zo veel beelden van geweld en verwondingen gezien. Dat raakt me echt diep.”

Verschillende demonstranten op het Beursplein, waaronder Ulusal, imiteren de actie van de Standing Man, die acht uur lang stilstond op het Taksimplein en naar een portret van Kemal Atatürk staarde.

Ulusal kan nergens anders meer aan denken en volgt de ontwikkelingen dag en nacht. “Toen het Taksimplein hardhandig werd ontruimd, bleef ik de hele nacht op. Ik keek naar drie tv-zenders tegelijk en checkte constant Twitter en Facebook.” Omdat hij in Nederland toegang heeft tot alle denkbare bronnen, weet Ulusal beter wat er in Istanbul speelt dan de demonstranten daar. Hij is zo gefocust op Turkije dat de recentere (maar vergelijkbare)protesten in Brazilië volledig langs hem heengaan.

Natuurlijk heeft Ulusal er over nagedacht om in het eerste vliegtuig naar Istanbul te stappen. “Maar de mensen daar vertellen me dat het beter is dat ik hier blijf en de Nederlanders informeer over de dictatuur die Turkije aan het worden is.” Stoppen met demonstreren is voor hem nog niet aan de orde. “Het woord ‘stoppen’ is op het Beursplein nog niet gevallen. Zolang er in Turkije niets verandert en het aantal gewonden blijft oplopen, gaan de demonstraties daar gewoon door. En ik dus ook.”

by Haroon Ali

haberin orjinali için vice.com/nl/

ingilizce çeviri için yosistanbul.wordpress.com/

Haber: Haroon Ali

Türkçeye çeviren: Özde Çakmak

İngilizceye çeviren:  Jorrit Jelle

Yayına hazırlayan: Alper Tolga Akkuş / #anavarrza

(Vice.com, YosİstanbulYeşil Gazete / Türkiye)

 

 


 

Obama’dan iklim değişikliğine karşı mücadele sözü

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, salı günü Georgetown Üniversitesi’nde yapacağı konuşmada, iklim değişikliğiyle nasıl mücadele etmeyi planladığını açıklayacak.

 

Obama, bu planların karbon kirliliğini azaltma ve iklim değişikliğiyle küresel mücadelede liderlik rolü üstlenmeyi de içereceğini söyledi.

Obama, başkanlığı süresince defalarca iklim değişikliğiyle mücadele edeceğini söylemiş ancak girişimleri Amerikan kongresi tarafından engellenmişti.

Barack Obama’nın, yeni planlarını uygulamaya sokmak için Kongre’nin onayını bypass ederek Başkanlık yetkisini kullanmayı planladığı düşünülüyor.

Başkan Obama, yayınladığı video mesajında, iklim değişikliğinin etkilerini geri çevirebilecek tek bir formül bulunmadığını söyledi ve “Ama çocuklarımıza bırakacağımız dünya söz konusu olunca, elimizden gelen her şeyi yapmalıyız” dedi.

(BBC Türkçe)