Ana Sayfa Blog Sayfa 4096

2013: “Acayip havaların” yılı

John Vidal‘in The Guardian’da çıkan değerlendirme yazısını, Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Özde Çakmak‘ın çevirisiyle sunuyoruz.

***john vidal

En sıcak yedinci yıl olarak kayıtlara geçen 2013’de, en güçlü hortumlardan biri, en uzun sıcaklık dalgalarından birkaçı ve onyıllardır yaşanan en allak bullak hava deneyimleri yaşandı.

En hızlı değişimi yaşayan yerin İsveç’in kuzeyinde,  Kutup Dairesi’nin üzerinde küçük bir Lap (İskandinavya’nın yerli halkı) köyü olan Nikkaluok olduğu düşünülüyor. 3 Aralık’ta Nikkaluokta mevsim normallerinin üzerinde 4.7 C sıcaklığın keyfini çıkarıyordu. Sıcaklık birkaç gün içinde tüyler ürpertici -40.8 C ye düştüyse de 10 Aralık’ta birkaç saat içinde tekrar yumuşak ve ılık 7.7 C’ye yükseldi. 48 saat içinde 48.5 derecelik artış, tarihe geçen en büyük artışlardan biri ve 1943 yılında Spearfish, Güney Dakota’da yalnızca iki dakikada artan 27 derece ile kıyaslanabilir düzeyde.

Svalbard'ın kuzeyi, Spitsbergen, Norveç'de bir buzdağından kopan buzul suda yüzüyor. Kuzey Kutbu'ndan yalnızca 600 mil uzaklıkta olmasına rağmen takımadanın kuzeyinde bile Svalbard Buzulları'nın hepsi geri çekiliyor. Fotoğraf: Ashley Cooper/Corbis
Svalbard’ın kuzeyi, Spitsbergen, Norveç’de bir buzdağından kopan buzul suda yüzüyor. Kuzey Kutbu’ndan yalnızca 600 mil uzaklıkta olmasına rağmen takımadanın kuzeyinde bile Svalbard Buzulları’nın hepsi geri çekiliyor. Fotoğraf: Ashley Cooper/Corbis

Lapland’de olan şuydu: Zemin yüksekliğinde, sıradışı olmayan, muhtemelen dolambaçlı bir hava akımının yol açtığı kısa vadeli ivedi hava değişikli. Fakat, bu ay yayınlanan önemli bir raporda ABD Ulusal Araştırma Konseyi hızlı iklim değişikliğinin Kuzey Kutbu deniz buzulunun çözülmesi ve soy tükenmesi oranlarıyla çoktan görülmeye başladığı konusunda uyardı. Konsey’e göre iyi haber, okyanus tabanından metan çıkması ya da Atlantik Okyanusu’ndaki Körfez akıntısının tıkanması gibi son onyılda yapılan ağır iklim değişikliği tahminlerinin çoğunun, en azından orta vadede, son derece olasılık dışı olmasıydı. Mesaj ise açıktı: sıcaklık artmaya devam ederse, gelecek yüzyılda başınıza hiç beklenmedik şeyler gelmesini bekleyin.

Dünya biliminsanlarının konsensüsü sayılan IPCC’nin 5. değerlendirme raporu, iklim değişikliğinin hızla gerçekliği konusunda taviz vermedi. IPCC, eylülde 1850’de değerlendirme başladığından beri son otuz yılın dünya üzerindeki üst üste geçen en sıcak onyıllar olduğunu belirtti. Buna göre, 1983-2012 arası muhtemelen son 1,400 yılın en sıcak zamanıydı ve hem Grönland hem de Kuzey Kutbu buz mantosu dünya çapındaki diğer buzullarla birlikte kütle kaybediyordu.

     Taradale sokağındaki işaret, aşırı yangın tehlikesi ve bölgede genel bir ateş yakma yasağı olduğunu belirtiyor. Bölge alışılmadık yükseklikte sıcaklıklar yaşamaya devam ettiği için Avustralya'nın Victoria eyaletinin tümünde bir günlük genel ateş yakma yasağı ilan edildi. Yangın tehlikesinin riski, aşırı olarak belirlendi. Fotoğraf: David Reid/Corbis
Taradale sokağındaki işaret, aşırı yangın tehlikesi ve bölgede genel bir ateş yakma yasağı olduğunu belirtiyor. Bölge alışılmadık yükseklikte sıcaklıklar yaşamaya devam ettiği için Avustralya’nın Victoria eyaletinin tümünde bir günlük genel ateş yakma yasağı ilan edildi. Yangın tehlikesinin riski, aşırı olarak belirlendi. Fotoğraf: David Reid/Corbis

2013’de Kuzey Kutbu bütün rekorların nerdeyse %20 ile kırıldığı istisnai 2012 yılı kadar deniz buzu kaybetmedi; fakat, görece serin yıl yine de 1979’da gözlemler başladığından beri en büyük altıncı buz kaybına tanık oldu. En düşük minimum buz miktarının yedisi, son yedi yılda meydana geldi. Deniz seviyesi artışı için önemli biçimde, IPCC biliminsanları karada bulunan Grönland’ın buz mantosu kaybının 20. yy’ın son onyılındaki yaklaşık 34 milyar tondan bugün muhtemelen 215 milyar tona çıktığını belirttiler.

     Khartum, Sudan'da aşırı yağışların neden olduğu sellerden etkilenen bölgenin havadan görünümü. Fotoğraf: Stringer/Reuters
Khartum, Sudan’da aşırı yağışların neden olduğu sellerden etkilenen bölgenin havadan görünümü. Fotoğraf: Stringer/Reuters

30 Aralık 2013

Erdoğan Savcı Akkaş’a seslendi: Seninle işimiz bitmedi

akhsar

Başkabakan Erdoğan Manisa Akhisar’daki toplu açılış törenlerinde yaptığı konuşmasıyla yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla ilgili yeni soruşturma dosyaları elinden alınan Savcı Muammar Akkaş için “Bu nasıl savcı? Başsavcı ondan dosyayı istiyor diye, feryad ediyor! Dur bakalım seninle daha işimiz var.

Militanlara benzer şekilde adalet sarayı önünde bildiri dağıtıyorsun. Hangi savcı böyle bildiri dağıtır.” dedi. Savcı Akkaş soruşturma dosyalarının alınmasına dair “Adli Kolluk üzerinden yargıya açıkça baskı yapılmış ve mahkeme kararlarının uygulanması önlenmiştir. Mahkeme kararlarını uygulamayarak sıralı amirler suç işlemiştir. Şüphelilerin önlem alması, kaçması ve delil karartmasına imkan verilmiştir” demişti.

“Dış güçler” veya “Faiz Lobisi” bulunamadı

Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Gezi Parkı sürecindeki işlemlerine ilişkin aracı kuruluşlara yönelik haziran sonunda 20 Mayıs-19 Haziran arasındaki işlemlere ilişkin başlattığı incelemesinde herhangi bir yasadışı işleme rastlanmadığı ortaya çıktı.

Mahkeme eylemcilerin geçmiş eylemlerinin fişini istedi

Radikal Gazetesi muhabiri İsmail Saymaz’ın haberine göre “IMF uşağı Tayyip Erdoğan” sloganı atan 17 kişinin yargılandığı “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla açılan davada mahkeme sanıkların “kişilik özelliklerinin tesbiti” için sanıkların geçmişte katıldıkları eylemlerin dosyasını emniyetten talep etti. Emniyet dosyaya davası açılmamış veya beraatle sonuçlanmış eylemleri de koydu.

Kılıçdaroğlu: O yırtık ayakkabıları koyduğun kutunun içinden milyon dolarlar çıkıyor

Kılıçdaroğlu CHP’nin İstanbul’daki yeni il Başkanlığı binasının açılışında yaptığı konuşmada Başbakan Erdoğan’a seslendi: “Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir başbakan yolsuzluk yapanları savunuyor. Hırsızı savunan adama başbakan denir mi? Açıkça söylüyorum. Türkiye’nin temiz siyasete ihtiyacı var. Yolsuzluk yaptılar ortaya çıktı, çıktı ama “Efendim” diyor “Devlette çeteler var”. Bu çeteler yolsuzluğun ortaya çıkıncaya mı aklına geldi. Yedi sülalen köşeyi dönecek, milleti kandıracaksın. Artık kandırmayacaksın bu milleti, buna izin vermeyeceğiz. Sen ayakkabı kutusu partisisin artık. Ne diyordu? Yırtık ayakkabıyla siyasete girdim diyordu. O yırtık ayakkabıları koyduğun kutunun içinden milyon dolarlar çıkıyor.”

Mehmet Ali Şahin Gülen’i Türkiye’ye davet etti

AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin Fethullah Gülen’i Türkiye’ye davet etti: “Sevgili hocam, siz de dönün lütfen. Vatanın havasını teneffüs edin, bu temiz hava ciğerlerinizdeki mikropları öldürsün.”

Güneşin’e sor, cevabını al!

6 güneşin...Sor vatandaş sor! Ekolojik yaşamda her soruya beş cevap kampanyası başlıyor!

GÜNEŞİN’E SOR, CEVABINI AL!

Organik ürünler neden bu kadar pahalı? Organik ürünler gerçekten organik mi?, Köyde canınız sıkılmıyor mu?, Buzdolapsız mutfak olur mu?, Evde çöpleri ayırsam ne işe yarar, gittiği yerde hepsi birbirine karışıyor?, Katkılı gıdalar neden zararlı?, Dünyayı ben mi kurtaracağım? Çocuğun karma aşısı geldi, yaptırayım mı?, Cemreler hala düşüyor mu?, Nasıl çiftçi olurum?, Nereden tohum bulurum? Hem yoga yapıp hem et yiyebilir miyim? Akdeniz Fokları yok olsa ne olacak?, Çobanlık trend olmuş, doğru mu? Ben vejeteryan oldum ama annemler bilmiyor, onlara nasıl söylerim?, Yeşil zeytin ile siyah zeytin ağaçları arasındaki 5 fark? Gönüllü çalışasım var ama nerede? Dolunayda saçımı kestirirsem kel mi kalırım?  Homeopati mi dedin? Buyur?!….

Ve daha nice enteresan sorunun cevaplarını bulup buluşturacağız bu köşede.

Soruları hazırlayın, [email protected] adresine yollayın ve bekleyin, artık ne çıkarsa bahtınıza…

Güneşinesor, verdiği cevaplardan mesul değildir.

Adèle’in Hayatı (La Vie d’Adèle): Hayat da böyle bir şey değil mi zaten?

blue is the warmest colorBu sene Cannes tarihinde bir ilk olarak filmin yönetmeniyle birlikte resmi olarak başrol oyuncularına da Altın Palmiye’yi getiren, Türkiye’de “Mavi En Sıcak Renktir” uluslararası Başka Sinema sayesinde vizyonda izleyebildiğimiz film.

Filmi pek çokları “ilk aşk hikayesi” olarak tanımladı, belki de bu yüzden İngilizce başlıktan çeviri Mavi En Sıcak Renktir ismiyle vizyona girdi. Adèle adında bir genç kadınla onun mavi saçlı kadına aşkını anlatan bir film. Mavi sıcak. Mavi aşk. Evet filmde bol bol mavi ve bol bol aşk var, ama aslında film mavi saçlı kadınla aşkı değil Adèle’in hayatı anlatıyor.

Adèle liseye giden, hayatın tam ortasında hayatı anlamaya çalışan bir genç kadın. Hepimizin geçirdiği o buhranlardan geçiyor o da. Hayatın merkeziymiş gibi görünen aşk meseleleriyle uğraşıyor. Kendini tanımaya çalışıyor. Sevgilileri oluyor, sevgililerinden ayrılıyor. Arkadaşlarına kendini kanıtlamaya çalışıyor. Bu yolda da Emma’yla rastlaşıyor, mavi saçlı kadın. Emma onun kelime anlamıyla aklını başından alıyor.

Adèle hayatta ne istediğini bilen birisi. 17 yaşındaki biri için gerçekten iyi bir özellik. Öğretmen olmak istiyor o, öğretmenliğin çok “cool” bir meslek olmadığının farkında, zor olduğunun da, para kazandırmadığının da. Bir de Emma’yı istiyor, kafasına koymuş. Emma’yı arıyor ve buluyor, onun için arkadaşlarını geride bırakıyor, hayatını Emma yapıyor. Bu yüzden de filmin adı ve Adèle’in hayatı mavi oluyor zaten. Aşık olmak iyidir.

Film çok hızlı ilerliyor, Adèle’in hayatı Bölüm 1’den Bölüm2’ye geçtiğimizde Adèle öğretmen ve Emma’yla birlikte. Pek az mekan kullanan filmde Bölüm 2’de sadece iki mekan görüyoruz: okul ve ev. Hayattaki iki aşkı da gerçekleşmiş. Hayattan ne istediğini bilen, istediklerini elde etmiş ve aşkla yapanın huzuru var Adèle’de. Adèle mutlu.

Ama Adèle’in huzurunun temeli sarsılıyor. Hayatını paylaştığı Emma’nın kendisinden uzaklaştığını hissediyor. Emma ondan uzaklaşıyor çünkü Adèle’den daha fazlasını bekliyor, kendi sanatçı kimliğinin yanında taşıyabileceği özgünlükte bir karakter arıyor. Evet Adèle çekici bir kadın ama en nihayetinde bir öğretmen. Bu yüzden Adèle’i tetiklemeye çalışıyor, çok güzel hikayeler uydurduğunu bu yüzden belki de yazar olması gerektiğini söyleyerek. Evet, yazarlık öğretmenlikten kat kat daha “cool”. Oysa hayatının ikinci merkezi Emma’nın tatminsizliği ve bunun ilişkiye yansıması Adèle’in huzur döngüsü bozuluyor.

Bu film benim gözümde pek çoklarının yazdığı gibi bir sınıf hikayesi veya lezbiyen aşk hikayesi veya ilk aşk hikayesi değil. Bu gayet sıradan bir hayat hikayesi. Oyunculukların doğallığı ve de yönetmenin titizliği o gayet sıradan hikayenin içine izleyiciyi çekip alıyor. O kadar ki Adèle’i bu şekilde izlediğimiz için röntgenci gibi hissediyoruz belki de kendimizi. Utanıyoruz onun yaşamına bu kadar dahil olmaktan.

Filmde uzun uzun tartışılması gereken bir çok şey var, ilişki dinamikleri, cinsel yönelimler, baskılar, homofobi, seks, cinsellik, kadın orgazmı…ama ben bu filmi gayet sıradan bir hayatın hikayesi olarak izledim, başkasının hayatına burnumu sokuyormuş gibi hissederek ara ara, çok yakından tanıdığım bir arkadaşımın hayatına tanıklık ettim gibi oldu, sanki 2013’te yeni biriyle tanıştım, biriyle hayatı paylaştım.

 

Yeşil Gazete ekibine göre 2013’ün En’leri

2013 de bitiyor ve her yerde -adet olduğu üzere- bu yıl en çok iz bırakan kişi ve olaylar konuşuluyor. Biz de Yeşil Gazete ekibi olarak 2013’ün “en”lerini bu kez hem okurlarımıza sorduk, hem de kendimize. Okurlarımızın yanıtladığı anket sonuçlarını diğer haberimizde okuyabilirsiniz.

İşte Yeşil Gazete ekibine göre dünyada ve Türkiye’de 2013’ün en önemli olayı, kişisi, organizasyonu ve diğer “en”ler (Gezi ve Edward Snowden bayağı rakipsiz görünüyor):

Yeşil Gazete ekibine sorduğumuz sorular:

1- Dünyada 2013′ün en önemli olayı neydi?
2- Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı neydi?
3- 2013′de dünyada yılın kişisi kimdir?
4- 2013′de Türkiye’de yılın kişisi kimdir?
5- 2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik nedir?
6- 2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu neydi?
7- 2013 için tercih ettiğiniz bir “en” bulunuz!

GİZEM HASIRCIOĞLU

gizem_fotoDünyada 2013′ün en önemli olayı

Tek bir olay değil bence dünyanın dört bir tarafında peşi sıra gözlediğimiz direnişler. Gezi’de, Brezilya’da, Bulgaristan’da, Ukrayna’da olanlar var olduğuna inandığımız ama benim şahsen gerçekleşme ihtimali üzerine zaman zaman karamsarlığa kapıldığım başka bir dünyanın mümkünlüğünü hatırlattı bana. Bir süredir ayak seslerini duyduğumuz o değişim ve dönüşüm kalplerimizi attırdı bu yaz.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

Aslında buna farklı bir cevap verebilecek miyiz merak ediyorum. Gezi. Yanına yamacına kattığı onca farklı insan, içimize koyduğu umut, kafamıza açtığı bambaşka pencereler bütün bunların bir ekoloji mücadelesiyle başlamış olması ve kazandırdıkları ve kaybettirdikleri ile bambaşka bir şey oldu.

2013′de dünyada yılın kişisi

Tam da biraradalığın ve kolektivizmin tadını çıkardığımız şu günlerde tek bir isim veremeyeceğim haliyle. Dünyanın dört tarafında yukarda adı geçen hareketlere katılmış, kendiyle birlikte yaşadığı her canlının hakları için sokaklara çıkmış, barışın özgürlüğün yanında olan, daha iyi bir dünyayı mümkün kılmaya çalışan herkes.

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

Kopyala yapıştır cevap 3

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik…

Kitap: David Harvey Asi Şehirler. Bi’ de Gezi’den sonra okudum “hakikaten ya” diyerek, notlar alarak. Dönüp dönüp referans verdiğim bir kitap oldu.

Yazı: Yeşil Gazete’de yayınladığımız Bill Mc Kibben’ın Fosil Yakıt Direnişi yazısı ve Naomi Klein’in Kanada’da yaptığı (baya) ilham verici konuşma

Müzik: Bu yaz kişisel tarihimin en büyük şımarıklıklarından birini yapıp The Rolling Stones’u izlemeye gittim Hyde Park konserine, bir de en sevdiğim insanlar yanımdaydı, sahne şovu tadından yenmezdi. Hala ve hep çok iyiler.

Film: Bu sene filmim size yaramaz ablacım :( Yeşil Gazete’de okuduğunuz şahane yılın filmleri seçkisine katkıda bulunamamış olmam da bundan. 2014’te daha çok film parolasıyla yola çıkıyorum.

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

İki cevabım var buna. LGBT hareketi ve Antikapitalist Müslümanlar.

2013 için tercih ettiğiniz bir “en” bulunuz!

Bunun cevabı Ümit’ten çaldım, çünkü geçen seneden bu yana değişmedi artarak devam etti J

Soru: Yılın en iyi ekip çalışması. Cevap: Yeşil Gazete.

 

AYŞE BEREKET

ayseDünyada 2013′ün en önemli olayı

Direnişler. Hepsi birbirinden farklı nedenlerden kaynaklansa da, Brezilya’dan Ukrayna’ya, Mısır’dan Türkiye’ye halklar seslerini duyurmak için sokaklara döküldü.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

Gezi Direnişi. Yeşil bir hareket olarak başlayan Gezi’de, “Yeşil” farklı düşüncelerden insanları bir araya getiren unsur oldu. Devletin gösterdiği şiddete rağmen direnişlerin barışçıl yaklaşımlarının arkasında yine Yeşil olgusu vardı. 2013’de Türkiye’de Yeşil’in ve halkın gücünü gördük.

2013′de dünyada yılın kişisi

“Dünyayı değiştirip, daha iyi bir yer yapabiliriz” diyen ve 2013’ün sonunda vefat eden Nelson Mandela.

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

Yedisinden yetmişine, ateistinden dindarına, sağcısından solcusuna, LGBT’den Antikapitalist Müslümanlar’a, Çarşı’yı da unutmadan, tüm Çapulcular.

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik

Kitap: Noam Chomsky’nin Nükleer Savaş ve Çevre Felaketi

Yazı:  Arctic 30 diye anılan Greenpeace Artic Sunrise mürettebatının Türk gönüllüsü Gizem Akhan’ın Rusya’dan yolladığı mektup.

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

Örgütlü olarak değil, tam aksine “organik” şekilde oluşan çok sesli, çok görüşlü ve birbilerine saygı duyan Çapulcular.

2013 için tercih ettiğiniz bir “en” bulunuz!

2013: “Olayların, gelişmelerin takip edilmesi EN ZOR, HAREKETLİ, BAŞDÖNDÜRÜCÜ YIL”. Bu “EN” 2014’e de sarkacak gibi görünüyor.

 

KORAY DOĞAN URBARLI

korayDünyada 2013′ün en önemli olayı

Bence yılın olayı Edward Snowden’ın ortaya saçtığı bilgiler ve arkasından gelişenlerdi. Snowden gibi “kahraman”ların kendilerini feda etmesi sayesinde bu tip sırlar bir anda ortaya dökülebiliyor. Kısaca yılın olayı, Snowden’ın Amerikan ve İngiliz istihbarat servislerinin kullandığı kitle takip programlarını kamuoyuna açıklamasıdır.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

Türkiye’de yılın olayı tüm Türkiye’yi saran Gezi Direnişi’ydi. Tüm Türkiye’yi sarmakla kalmadı Dünya’ya yayıldı ve örnek oldu. Sokakların “Diktatör İstifa” diye inlediği günler belki de Cumhuriyet Tarihi’nin en önemli olayıydı.

2013′de dünyada yılın kişisi

Birinci sorudan hareketle Edward Snowden diyebilirim yılın kişisine.

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

Ali İsmail Korkmaz!

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik…

Kitap olarak, Ahmet Ümit’in Beyoğlu’nun En Güzel Abisi, film olarak “Çatışmıyorlar, direniyorlar” son sözüyle “Behzat Ç. Ankara Yanıyor”, müzik olarak da Koreli PSY’ı söyleyebilirim. PSY’ı akıldan çıkarmak bir iki yıldır pek mümkün olmuyor.

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

Buna iki yanıt verebilirim. Herhangi bir sıra gözetmeden, Forumlar ve “Mülksüzleştirme Ağları”.

2013 için tercih ettiğiniz bir “en” bulunuz!

“En” kulağı çınlayanı: Recep Tayyip Erdoğan!

 

ALİ SERDAR GÜLTEKİN

aliserdarDünyada 2013′ün en önemli olayı

Halkların direnişiydi. Farklı dillerde, farklı yerlerde, baskıya, şiddete, “diktatörlere” boyun eğmeyen tüm halkların isyanıydı yılın en önemli olayı. Neden mi olayı, küresel çapta bir yangın bahsettiğimiz, sosyal ağlar sayensinde yakınlaşan, aynı çığlığı atan insanların kalkışması olduğu için. Raul Castro ve Başkan Obama’nın el sıkışması da bunu izleyebilir.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

Tartışmasız Gezi’ydi. Hem bu ülke insanlarının cesaret kazanmaları ve direnme kültürünü geliştirmesi hem de “batı”daki insanların yıllarca “doğu”daki insanları bu ana akım medyadan izlediklerini anlamaları ve artık ana akım medyaya güven duymamaları sebebiyle.

2013′de dünyada yılın kişisi

Edward Snowden

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

Duran Adam

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik…

En çok aklımda kalan kitap sanırım Margaret Bauber’in “İki Diktatörlük Altında” kitabıdır. Kendi dramının penceresinden Nazi Almanyası ve Soyvet Rusya’nın tablosunu çok iyi çizer. Bütün bir yıl işimi yaparken H.U.V.A. Network dinlediğim için aklımda en çok yer eden müzik olarak onu söyleyeceğim, bir de barikatları şenlendirdiği için Bandista olabilir. Pi’nin Yaşamı da beğendiğim film oldu 2013’de.

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

Kesinlikle Çarşı, alayına karşı!

2013 için tercih ettiğiniz bir “en” bulunuz!

Türkiye tarihinin en gazlı yılı olarak 2013

 

DEVİN BAHÇECİ

devinDünyada 2013′ün en önemli olayı

Bence IPCC 5. Değerlendirme raporu. IPCC’nin açık açık “iklim değişikliği vardır susma haykır” demesi çok önemliydi. İklim değişikliği vardır yoktur muallakını ortadan kaldırıyor bu rapor. Diğer raporlarda iklim değişikliği muhtemel denilirken, bu 5. Değerlendirme iklim değişikliğinin insan kaynaklı olduğunu çok net ve açık bir biçimde ifade etmiş.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

Buraya hemen herkes Gezi Direnişi yazıyordur. Ben de Gezi diyorum. Bir çok önemli nokta var direnişe dair söylenebilecek ama ben 3 noktasını öne çıkarma eğilimdeyim:

1) Gençlik apolitik diye yetişkinlerin diline pelesenk olmuş ifadenin ne kadar saçma olduğunu ortaya koydu. 2) Direnmenin ne kadar güzel olduğunu gördü tüm Türkiye.  3) Medyanın yüzsüzlüğünü tüm Türkiye gördü.

2013′de dünyada yılın kişisi

Tartışmasız Edward Snowden. Hem vicdanı hem de cesareti ilham verdi bana.

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

Örğütsüz örğütlüler. Konda’nın Gezi Parkı Araştırması, Park’ta bulunanların Yüzde 93.62’sının örğütsüz olduğunu ortaya koydu. Bence bu insanlar; yani örğütsüz örğütlüler Türkiye’de yılın kişileri. Tüm Türkiye’ye önemli mesajlar verdiler. Türkiye’de sağı ile solu fark etmez politik yapıların ne kadar halktan kopuk olduğunu, siyasete katılım mekanizmalarının ne kadar katılmama temelli olduğunu gösterdiler. Ülke içi demokrasi sorunumuz kadar örğüt içi demokrasi sorunumuz var. Bunu daha çok konuşmalıyız.

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik…

Kitap olarak aklımda kalan kitap, Participation: From Tyranny to Transformation? Kitabı. Katılım tartışması konusunda birçok yönden bakış açımı revize etti bu kitap.

Film olarak Düğün Dernek ile Benim Çocuğum yaraşır. Düğün Dernek’te çok eğlendim; gerçekten çok güldüm Benim Çocuğum’un, bu kadar hüzünlü bir hikayeyi, bu kadar hak sömürüsünün olduğu bir alanı ajitasyona ve ucuz duygusallığa girmeden anlatabilmesi çok iyiydi.

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

Gezi İftarı ve Duran Adam.

Antikapitalist Müslümanların ve Duran Adamın varlığı Gezi Direnişi sırasında en umutsuz en kötü hissettiğim günlerde bana cesaret verdi; yüzümü gülümsetti. Dayanışma halleri çok güzeldi.

2013 için tercih ettiğiniz bir “en” bulunuz!

En “Rahatsız” Olanı ya da En Agresifi: Tayyip Erdoğan. 11 yıllık AKP iktidarı döneminde, Tayyip Erdoğan hiç bu kadar zor durumda kalmamıştı. Hiç bu kadar rahatsız olmamış, rahatı bozulmamıştı. Önce Direniş sonra Rüşvet Operasyonu. Sanırım, 2013’ü kara yıl ilan etmiştir kafasında. Çok rahatsız ettik haşmetapları çok J

 

DURUKAN DUDU

20044_347003229135_512101_nDünyada 2013′ün en önemli olayı

Filipinler başta olmak üzere Uzakdoğu’yu ardı ardına vuran fırtınalar.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

3 haftaya yakın süren Taksim Gezi Komünü.

2013′de dünyada yılın kişisi

Edward Snowden (Koray’dan kopya çektim biraz ama hak ediyor Snowden).

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

2 kişi: 1) Kuzey Buz Denizi’ndeki eylem sırasında Rusya tarafından tutuklanan aktivist Gizem Akhan. 2) Twitter’dan parça parça izleyebildiğim savunmasıyla Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı.

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik…

Aklıma ilk gelen şu oldu: World War Z (Filmi bariz değil, kitabı!)

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

Gezi Direnişi’nin gönüllü sağlık ekipleri.

2013 için tercih ettiğiniz bir “en” bulunuz!

En güzel “cover”: http://www.youtube.com/watch?v=d33TWaEDSpI

 

ÖZLEM KATISÖZ

ozlemDünyada 2013′ün en önemli olayı

ABD Senatosu’nun 2014 için federal bütçeyi onaylamasıyla ABD’nin dükkanı kapatması. Milli parklar kapandı, doğa koruma kurumları çalışanları evlerine gönderildi. İlk vazgeçilen gene doğa oldu.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

Gezi direnişi. Kamusal alanı Cumhurbaşkanlığı Köşkü sanan Türkiye halkının kamusal alan olarak parkları ve meydanları keşfi olarak her açıdan çok değerli bir deneyimdi.

2013′de dünyada yılın kişisi

Bilemedim…

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

Dolmabahçe Bezmiâlem Valide Sultan Camisi Müezzini Fuat Yıldırım. Tüm zorlamalara rağmen yalan söylemediği için.

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik…

Dan Brown’un yeni kitabı Cehennem. Ama okuduğum en iyi kitap olduğundan değil. Kitap, aşırı nufüs artışıyla insanların dünyayı sonuna hızla yaklaştırdığı ve arada sırada çığrından çıkan insanlığın doğal afet, salgın hastalık vb. toplu felaketlerle yola geldiği fikri üzerine kurgulanmış. En çok satan yazarlar dünyanın gidişatına kafa yormaya mı başladı yoksa dünyanın gidişatı mı artık “çok satıyor”?

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

21.LGBT onur yürüyüşü ve #direnayol hareketi

2013 için tercih ettiğiniz bir “en” bulunuz!

En çapulcu!

 

ÖZGECAN KARA

photo (2)Dünyada 2013′ün en önemli olayı

Direnişler. Aslında 2013’e özel değil, 2011’deki Arap “Baharı” ve Occupy vardı ama bu sene de az buz direnilmedi. Bu sene bizde Gezi olduğu için muhtemelen etkisini daha da fazla hissettik ama Ukrayna’da, Brezilya’da, Mısır’da, Romanya’da herkes dile geldi. Sadece toplu değildi direniş, bireysel de oldu. Snowden NSA’in ipliğini pazara çıkardı mesela. “Güç”e boyun eğilmeyen, ses çıkarılan bir dünyaya doğru hızla ilerliyoruz.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

Gezi.

2013′de dünyada yılın kişisi

Sızıntıcılar, hackerlar. Özellikle Edward Snowden ve Chelsea (eski adıyla Bradley) Manning. Milyonlarca koyunun arasındaki kara koyunlar. İçten içe hep biliyorduk izlendiğimizi aslında, her bastığımız klavye tuşunun kaydedildiğini, ama Snowden gözler önüne serdi. Manning ise bu sene savaş suçlarını sızdırdığı için 26 yaşında 35 sene hapise mahkum oldu. Bir de hormon tedavisi gördüğünü ve bundan sonra kadın olarak Chelsea ismiyle anılmak istediğini duyurdu.  Cesaret emsali insanlar.

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

Yapılan tüm haksızlıklara karşı; özgür, eşit ve yeşil bir yaşam hakkı için ses çıkarmış, bir pankartın ucundan tutmuş, yürümüş, pedallamış, slogan atmış, orada olmuş herkes.

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik…

Chinawomen’ın Gezi için, Gezi sırasında yazdığı Kiss in Taksim Square. Sözleri:

“meet me in the evening for a kiss in taksim square
one idiot is all that it takes to put life to waste, one idiot ruins one thousand fates
meet me in taksim tonight, a drink and a kiss, what in the world could be more civilized?
it was the worst of times, it was paradise”

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

“Bunlar”

2013 için tercih ettiğiniz bir “en” bulunuz!

2013’ün en kötü geyiği: “Yalnız bu olaylarla ülkede mizah seviyesi inanılmaz oldu”

 

MUHİTTİN KURBAN

murtiiDünyada 2013′ün en önemli olayı

Sivil direniş eylemleri diyebilirim. Tahrir’den başlayıp, bütün dünyayı kasıp kavuran sivil itaatsizlik ve hak mücadelelerinin 2013 yılına damgasını vurduğunu söyleyebilirim.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

Gezi Direnişi ile başlayan halkın korku sınırını aşması ve ekoloji mücadelesi olarak 3-5 ağacın hakkını savunma meselesinin bir çok insanın vicdan muhasebesi yapmasını sağladığını görebiliyorum. Haksızlığa karşı, güçsüzün yanında yer almanın önemli olduğunu gösteren bir sivil direniş eylemiydi.

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

Gezi direnişin ilk günlerinde Kırmızı Kıyafetli Kadın’ın Gezi Sivil Direnişinin Figürü olduğunu düşünüyorum..

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik…

Gezi Direnişi sırasında ortaya çıkan, direnişin içinden olan müzikler aklımın bir köşesine yer etti.  Hakan Vreskala ve Duman’ın gezi şarkıları benliğime işledi diyebilirim.

Film olarak Gerilla kızın otoritelerde mücadelesini anlattığı Jin filmi ve Asgar Farhadi’nin Geçmiş/Le Passe yıla damgasını vuran filmler..

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

Y kuşağı, Gezi Parkı içinde kolektif hayatı yaşatmaya çalışan insanlar, Antikapitalist Müslümanlar…

 

MAHİR ILGAZ

mahirDünyada 2013′ün en önemli olayı

Kaçak güreşip birkaç olay sıkıştıracağım izninizle. 2011’de başlayan ve tüm dünyada devam eden hareketler elbette listede. Bunlar yakın zamanda durmayacak. Bunun dışında çevre ve iklim adına çok önemli gelişmeler oldu. Küresel ısınma artık doğrudan hayatlarımızı tehdit ediyor. IPCC raporu bunu bir kez daha ortaya koydu. Maalesef atmosferdeki karbon parçacığı (ppm) oranı yıl içinde milyonda 400 seviyesini de aştı (ki olması gereken seviye 350 ppm civarı). Tüm bunlara rağmen kaya gazı başta olmak üzere fosil yakıtlara hücum devam ediyor. Öte yandan, işin umut tarafında, yenilenebilir enerji fiyatları düşmeye devam etti. Bir yandan da 2013’de hükümetleri iklim konusunda adım atmaya zorlamak için Global Power Shift başladı. Bu listeye koymayı unuttuğum olaylar bana küsmesinler lütfen.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

Gezi ayaklanması.

2013′de dünyada yılın kişisi

Arctic 30 ve Edward Snowden berabere. Baskı ve fişlemenin geldiği boyutları gösterdiler bize.

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

Bir ton insan var ama yine de Fettullah Gülen. Bir an için insanlığın bir şekilde varlığını sürdürdüğünü ve bundan 4-5 bin yıl sonrasının arkeologlarının o beddualı videoyu keşfettiklerini düşünün…

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik…

Kitap: The Origins of Totalitarianism – Hannah Arendt. Açık Radyo’da bir programda bahsediliyordu, denk geldim, okudum. Tavsiye ederim.

Film: Maalesef fazla film izleyemedim. Fakat, Searching for Sugarman ve Inside Llewyn Davis güzeldi.

Müzik: Bu sene bana müzik açısından verimli bir yıl gibi geldi, belki de daha fazla müzik dinleme fırsatı bulduğumdandır. Kurt Vile’ın Wakin on a Pretty Daze (it’s a big World out there isimli ep’yi de içeren deluxe albüm) ise yılın son çeyreğinde en fazla dinlediğim albüm oldu. Gerçi Veronica Falls’un Waiting for Something to Happen albümü de bisiklet üstünde iyi gidi-eee-gidebilir. Teorik olarak tabii.

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

Gezi ve diğer hareketler daha spontane geliştiği için Global Power Shift diyeceğim. 600 iklim aktivisti gezegeni kurtarmak için İstanbul’da start aldı.

2013 için tercih ettiğiniz bir “en” bulunuz!

En iyi müzik videosu: Chris Hadfield – Space Oddity. Astronot olacaktık be…

 

ALPER TOLGA AKKUŞ

6 yılbaşıDünyada 2013′ün en önemli olayı

Dünya halklarının silkinmesi. Birkaç yıldır yavaş yavaş dünyanın farklı coğrafyalarında pıtrak veren özgürlük isyanlarının ortaklaşması.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

Gezi Parkı Nöbeti. Kadri ve kıymeti gün geçtikçe daha çok anlaşılacak.

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

Recep Tayyip Erdoğan. Her şeyi iyi bilen “sayın” başbakan sayesinde kimbilir daha ne güzel, ne güneşli, ne ışıklı günler !!! göreceğiz. O olduğu sürece “to be continued”

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik…

16 Eylül 2013 Pazartesi akşamı Altın Koza Film festivalinin ilk günü izlediğim ABD-Çin ortak yapımı belgesel, “People’s Park”. “Halk Parkı” olarak çevirmiş festival komitesi dilimize. Bel hizasında tutulan bir kamera ile muhtemelen Çin Halk Cumhuriyeti’nde bulunun devasa bir parkın içinde geziniyoruz.  Gezi Parkı için verilen o destansı mücadeleden kısa bir süre sonra bu belgesele denk gelmek hoş bir tesadüf olmuştu benim için. Resmi sitesini de ekleyeyim http://peoplesparkfilm.com/

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

Gezi Komünü. Ne başı ne sonu belli olan, ne lidere ne de muride gereksinim duyan ve “Alice in Wonderland” günleri (31 Mayıs – 15 Haziran 2013) bize yaşatan kardeşlerimden müteşekkil sırlı aydınlık.

 

FIRAT PÜRSELİM

mehmet-fırat-pürselimDünyada 2013′ün en önemli olayı

Arap Baharı’nın o kadar da güneşli olmadığını gösteren Arap Kışı. Özelikle de Suriye’deki vahşi iç savaş.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

Gezi ayaklanması ve Reyhanlı saldırısı.

2013′de dünyada yılın kişisi

Edward Snowden ve Camila Vallejo.

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

Kırmızılı Kadın, Duran Adam, Siyahlı Kadın ve diğer isimsiz kahramanlar.

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik…

KİTAP: Yılın en iyi romanı Hertha Müller’in Tek Bacaklı Yolcu’suydu bence. Keyif alarak okuduğum ve sık sık alıntı yaptığım kitap Günah Keçisi’ydi (Başkalarının Suçlarının Tarihi) Charlie Champbell’ın kitabı. Tabii bir de Alejandro Zambra’nın Eve Dönmenin Yolları’nı unutmamak lazım, küçük ama müthiş bir kitap.

FİLM:

Fazla film izleyemedim, fırsat buldukça dvd izlemeye çalıştım. Latin Amerika sinemasının ne kadar güzel olduğunu keşfettim. Bu sene izlediğim 2008 yapımı bir filmi, yeni izlediğim için yılın filmi olarak öneriyorum. Paraiso Travel. ;)

MÜZİK:

Mabel Matiz, Mehmet Erdem, Kent Şarkıları, Grup Abdal severek dinlediğim albümlere imza attılar.

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

Trabzonsporlu olduğum halde Çarşı ve kendimi solda tanımladığım halde (belki de bu yüzden) Antikapitalist Müslümanlar.

 

ÜMİT ŞAHİN

umit-kahramanDünyada 2013′ün en önemli olayı

Filipinler’de yaşanan Haiyan tayfunu. Binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca insanın evsiz kalmasına neden olan bir iklim felaketi olarak çok trajik ve sarsıcıydı. Ve bize yeni normalin artık bu olduğunu bir kez daha gösterdi. Peki dünya insanları bu mesajı aldı mı? Tabii ki hayır.

Türkiye’de 2013′ün en önemli olayı

Gezi direnişi. Türkiye tarihinin bu en büyük halk ayaklanması aynı zamanda bize ekoloji ve demokrasi mücadelesinin nasıl iç içe olduğunu gösterdi.

2013′de dünyada yılın kişisi

Yeb Sano. Filipinler’in Varşova iklim zirvesindeki müzakere heyetinin başı. Zirve boyunca, 14 gün açlık grevi yaptı ve hem Haiyan tayfununun iklim değişikliğiyle bağını, hem de zengin ülkelerin duyarsızlığını teşhir etti.. Onun kararlı duruşu uzun vadede iklim politikalarını da, iklim hareketini de bütünüyle değiştirebilir.

2013′de Türkiye’de yılın kişisi

Yıllar süren kararlı bir direnişle termik santral belasını toprakjlarından defeden  Sinop-Gerze halkı.

2013′de aklınızda en çok yer eden yazı, kitap, film veya müzik…

Yazı, bu yıl başlarında Daedalus’ta yayınlanan, Naomi Oreskes ve Erik Conway’in “Batı Uygarlığının Çöküşü: Gelecekten Bir Bakış” başlıklı yazısı. Yazıda 24. yüzyılda yaşayan Çinli bir tarihçinin kaleminden Batı uygarlığının iklim değişikliği nedeniyle 21. yüzyılın ortalarında nasıl çöktüğünü anlatıyorlar. Yarı bilim-kurgu bir bilimsel makale bu, uygarlığımızı nasıl göz göre göre çöküşe götürdüğümüzü ve ironik bir şekilde bunda bilim insanlarının payını çok güzel ortaya koyuyorlar

Kitap, Türkçe’de yeni bir Ivan Illich çevirisi: Gölge İş. Yeni İnsan Yayınevi’nden çıkan bu kitabı endüstriyalist sistemi anlamak isteyen herkesin okumasını öneririm.

Müzik, (her ne kadar 2010’da yayınlanmış olsa da ben yeni dinledim), Roberta Mameli ve La Venexiana’nın ‘Round M: Monteverdi Meets Jazz albümü. Rönesans dönemi bestecisi Monteverdi’nin aslında (herhalde ilk) cazcı olduğunu kanıtlamışlar. Müthiş bir klasik müzik-caz füzyon albümü.

Film, Yozgat Blues. Neden mi?

2013′ün en önemli grubu, ekibi, kolektifi veya organizasyonu

Gezi Parkı’nda kütüphanesinden revirine, mutfağından radyosuna şiddetsiz ve dayanışmacı bir direnişi organize eden herkes.

2013 için tercih ettiğiniz bir “en” bulunuz!

Yılın en yaratıcı bedduası: “Allah, onların duygularını sinelerinde bıraksın.”

(Yeşil Gazete)

İzmir’de “Hayvanlar mal değil candır” eylemi

İzmir Hayvan Özgürlüğü aktivistleri ile Vegan & Vejetaryenler Derneği Türkiye üyeleri Cuma günü (27 Aralık 2013) Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde hayvan sömürüsüne karşı eylem gerçekleştirdi.

23-hayvan-hakları...

Hindiler dolma değildir

17 kişilik grup tarafından yapılan eylemde 15:00 – 17:00 saatleri arasında stand kuruldu ve hayvan hakları ihlalleri sokaktan geçen insanlarla paylaşıldı. 2 saat süren stand etkinliğinin ardından Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde “Kafesler kırılsın mezbahalar yıkılsın”, “Hindiler dolma değildir”, “Hayvanlar için insanlar nazidir”, “Kan kokuyor mezbahalar kan kokuyor”, “İnsana hayvana gezegene özgürlük” ,”Kültürler farklı zulüm aynı”, “Hayvanlar dostumuz biz onları yemeyiz”, “Hayvanlar mal değil candır” sloganları ile yürüyüşe geçen grup Sevinç Pastanesi önünde basın açıklaması okuduktan sonra dağıldı.

İzmir Hayvan Özgürlüğü aktivistleri ile Vegan & Vejetaryenler Derneği Türkiye üyeleri adına Orkun Tüfenk‘in okuduğu basın açıklamasının tam metni şu şekilde;

Hayvanlar Mal değil Candır

Basın açıklamasını Orkun Tüfenk okudu
Basın açıklamasını Orkun Tüfenk okudu

Uygarlık insan ile doğanın arasını açmaya başladığından beri, farklı kültürlere ait insan toplulukları çeşitli nedenlerle hayvanlara sistematik biçimde işkence etmiş, onları sömürmüş ve katletmiştir. Gerek tarihte gerek günümüzde her gün düzenli olarak yaşanan hayvan hakkı ihlalleri özellikle bazı günlerde ayyuka çıkmaktadır.

Eski çağlarda, özel günlerde, dini ve ruhsal ayinler içinde bir rüşvet olarak tanrıya sunulan hayvanlar, bugün özel günlerde de tüketim kültürü içinde fantezi nesneleri olarak sofralarımızın bir aksesuarı haline gelmiştir. Bu duruma özellikle, yılbaşındaki hindi yeme fantezisi örnek oluşturmaktadır. Hindi yemek ne Türkiye dışında ne içinde bir gelenek değildir. Aksine yeni yeni küresel bir çılgınlık olarak ortaya çıkmış tüketim toplumunda hüküm süren zevk rejiminin fantezilerinden biridir.

21-hayvan-haklarıYılbaşı tüketim çılgınlığının en gözde odaklarından biri haline gelmiştir. Yılbaşılarında insanlar mutluluk illüzyonuna kendilerini kaptırarak yılbaşı ağacı süslemek için çamların kesilmesine, sofralarının televizyonlardaki gibi görünmesi için de Hindi katliamlarına sebep olmaktadır. Bu küresel çılgınlık içinde yine en çok zararı hayvanlar görmektedir. Sadece, Amerika’da şükran günü için 45 milyondan fazla hindi öldürülürken yılbaşı için 22 milyon hindi katledilmektedir. Türkiye’de de bu katliama özenilmekte ve ABD’nin yolundan gidilmektedir.

Fakat şunu bilmeliyiz ki, hindilerin bizim 15 dakikalık tüketim fantezilerimizin ötesinde kendine has bir hayatı vardır. Bizim için anlık olan bir zevk onların tüm yaşamıdır. Biz bu akşam burada, Hindi katliamı özelinde yılbaşında ve günlük yaşamınızda ölü hayvan bedenlerinin tüketilmesine karşı olduğumuzu haykırmak için toplandık. Hayvanlar insanların zevk ve fantezi nesnesi değildir bu yüzden herkesi onların yaşamına saygı duymaya ve Vegan olmaya çağırıyoruz!

İzmir Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri”

 

Fotoğraflar: Melis Bulu, Zeliha Ustabaş

Haber: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)

Taksim’de Müdahale Başladı

Rüşvet ve Yolsuzluk skandalına karşı Taksim Dayanışması sekreteryası tarafından çağrıya cevap vererek, taksime gelen protestoculara müdahale başladı.

Basın açıklaması yapmayı planlayan eylemciler, basın açıklaması yapamadan polisin müdahalesi ile karşılaştı. Polisin biber gazı ve Tomalar ile saldırdığı göstericiler, İstiklal Cadde’sine doğru geri çekilirken; çevik kuvvet ise an itibari ile cadde’de müdahaleye devam ediyor.

Hükümeti istifaya davet eden göstericilerin attığı şu sloglanlar dikkat çekti:

Hırsız Var

Her Yer Taksim Her Yer Direniş

Her Yer Rüşvet Her Yer Yolsuzluk

19:37 itibari ile polis müdahalesi devam ediyor. Balıkpazarı Sok civarındaki göstericiler ise, “Sık Bakalım Sık Bakalım Biber Gazı Sık Bakalım” diye slogan atıyor.

19:40 Büyükparmakkapı sok.’ta polisin müdahalesi ile yangın çıktı. İtfaiye ekipleri müdahale ediyor.

19:51 Toma ve çevik kuvvet Ağaoğlu Camii’nin önünde müdahale hazırlığı yapıyor.

19:56 Mis Sokak ve civarında polis müdahalesi devam ediyor. Galatasaray Lisesi’nin önünde ise Polis anonslarla grupları dağıtmaya çalışıyor.

20:02 Polis ara sokaklara müdahaleye başladı. Biber gazı kokusu Balıkpazarı Sokak’a ulaşmaya başladı.

20:05  Sıraselviler’de Barikatlar kurulmaya başlandı.

20:10 Eylemciler polise havai fişekler ile karşılık veriyor.

 

20:22 İstiklal caddesinde müdahale devam ediyor ( @mudahalevar vasıtası ile aktarıyoruz)

20:28 İmam Adnan Sok. Müdahale devam ediyor.

20:31 Polis istiklal caddesindeki barikatları yıkıyor.

20:36 Polis’in Nevizade’de coplu müdahalesi haberleri geliyor.

 

 

 

20:53 Polis İstikalle girişleri tüm ara sokaklardan kapatıyor. 

 

 

 

 

 

(Yeşil Gazete)

Günay ve Özdalga AKP’den istifa etti

AKP İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay ve Ankara Milletvekili Haluk Özdalga partisinden istifa ettiğini açıkladı.

AKP Merkez Yürütme Kurulu’nda alınan kararla kesin ihraç istemiyle Müşterek Disiplin Kurulu’na sevk edilen AKP İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay ve Ankara Milletvekili Haluk Özdalga kararı beklemeden partisinden istifa etti.Günay ve Özdalga’nın, “parti disiplinine, politikalarına, temel ilkelerine ve hükümet icraatlarına aykırı sözlü ve yazılı beyanlarından” dolayı partiden ihracı talep edilmişti.Günay, düzenlediği basın toplantısında “AKP’den ayrılmak zor bir karar çünkü doğruları söylemeye devam etmek istiyorum. Alınan son karar beni istifaya yöneltti” dedi.

Partinin tepesinde mağrur bir anlayış olduğunu ve bundan sonra bir şey anlatmanın önünün kesildiğini ifade eden Günay, Mehmet Akif Ersoy’un “Bu zulmu asla alkışlayamam, zalimi sevemem” sözlerini hatırlattı.

ÖZDALGA DA İSTİFA ETTİ

Günay’ın ardından basın toplantısı düzenleyen AKP Ankara Milletvekili Haluk Özdalga da partisinden istifa ettiğini açıkladı.

İstanbul Barosu: Yürütme yargıya meydan okuyamaz

İstanbul Barosu’ndan “yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasıyla” ilgili yaşanan gelişmeler üzerine yazılı açıklama yapıldı.

Son günlerde Türkiye, devlet erkini elinde bulunduran siyasi iktidarı ile bu erki yine kendisinin destek ve teşviki ile paylaşan bir yapının güç ve iktidar savaşına tanık olduğu belirtilen açıklamada; “Ne yazık ki bu güç mücadelesi; devlet kurumları, özellikle yargı ve emniyet üzerinden yürütülmektedir. Tüm yargısal gelenekler, kurallar alt üst olmuş, adalete yabancı amaç ve mülahazalar, “güç” dengeleri belirleyici hale gelmiştir. Hukuk ve yargı, ne acıdır ki bu güç savaşında “rakibi” alt etmenin bir aracı haline dönüştürülmüş, hukukun gücünün yerini gücün hukuku almıştır. Türkiye hızla kanun devleti olmaktan dahi çıkmaktadır” denildi.

‘ATTIKLARI BUMERANG DÖNÜP KENDİLERİNİ VURMUŞTUR’

Kargaşa ortamında, sadece toplumun çıkarları gözetilerek adalet adına yapılması gereken soruşturmaların bir silah gibi kullanıldığı vurgulanan açıklamada; “Öte yandan siyasi iktidar, Adli Kolluk Yönetmeliği’ni değiştirerek ve çeşitli müdahalelerle kendisine ve yakınlarına suç işleme özgürlüğü ve ayrıcalığı yaratabilmektedir. Bu kargaşa ortamında kuvvetler ayrılığı hiçe sayılarak yürütme ve onun parçası olan emniyet yargıya meydan okuyabilmekte, görevlerini yapmamak için direnebilmekte, iktidar yetkilileri yargıya emir ve talimat verebilmektedir. Yargıya apaçık müdahalelerde bulunulmaktadır. Bundan önceki bazı soruşturma ve yargılamalarda bu tür müdahaleleri alkışlayanların, soruşturmanın gizliliğini, masumiyet karinesini, özel hayatın gizliliğini, tutuklamanın istisnailiğini ve daha pek çok usul kuralını, yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığını ağızlarına dahi almayanların ve önemsemeyenlerin bugün bu kavramlara sarılmaları inandırıcı olmamaktadır. O süreçlerde ortalığa saçılan delillere, ses ve görüntülere, soruşturma ve yargılamaların medya üzerinden gazete ve televizyonlarda yapılmasına ses çıkarmayanların, hukuka aykırı ve tahrif edilmiş delil iddialarına hiç kulak vermeyerek esas olanın “fiilin vahameti” olduğunu dile getirenlerin, yargı bağımsızlığını yargı hazımsızlığına dönüştürenlerin bugün söyleyebileceği hiç bir şey yoktur. Samimiyet testinden geçememişlerdir. Attıkları bumerang dönüp kendilerini vurmuştur” denildi.

‘BAĞIMSIZ YARGI DENETİMİ VAZGEÇİLMEZDİR’

Bugün bir hukuk kargaşası ve kargaşa hukukunun söz konusu olduğunun altı çizilen açıklamada, “Türkiye’yi bu duruma bu iki “güç odağı” birlikte getirmişlerdir ve ortak bir sorumluluk içindedirler. Yani kimse masum değildir. Siyasi iktidar, devlet erkini başka güçlerle paylaşmanın ve hukuku ayaklar altına almanın bedelini ödemektedir. Ne yazık ki bu bedeli ülke ve toplum da ödeme noktasındadır. Ülkemiz bunu hak etmemektedir. Unutulmamalıdır ki demokrasi sandıktan ibaret olmayıp bir denetim rejimidir ve hukuk devletinde bağımsız yargı denetimi vazgeçilmezdir. Tıpkı Meclis gibi, bağımsız yargı da millet egemenliğinin bir parçası ve seçim süreci dışında toplumun siyasi iktidarı, yürütmeyi, hatta yasamayı denetleyebilmesinin vasıtasıdır. Yürütme, iktidar denetimsiz ve istediğini yapabilen bir güç olmayıp, o da yargısal denetime tabidir” denildi.

‘GELİNEN NOKTADA ARTIK TUZ DA KOKMUŞTUR’

Bir takım güçlerin denetimine giren bir yargının bulunduğu bir ortamda adaletten ve hukuk devletinden söz edilemeyeceği belirtilen açıklamada, “Böyle bir ortamda hiç kimsenin hukuk güvenliğinin kalmayacağını dile getirdik. Bu sürecin şimdiki ortama yol açacağının altını çizdik ve uyarılarda bulunduk. Şimdi haklı çıkmanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Ülkemiz ve yurttaşlarımız adına kaygı duyuyor ve uyarıyoruz:
• Hukuk Devletinde devlet erki başka güçlerle paylaşılamaz. Böylesi bir durumda buna imkân ve izin veren de hem siyaseten hem de hukuken sorumlu olur.
• Yine hiç kimse, sandık iradesi arkasına sığınarak devleti başka güçlerle yönetemez, buna izin veremez, göz yumamaz, devlet gücünü kendi amaçları için kullanamaz, yargıyı ve diğer kurumları bir silah olarak kullanamaz, hukuku amaca uygun biçimde eğip bükemez, bu amaçla değişiklikler yapamaz, yargısal denetimi reddedemez.
• Hukuk Devletinde siyasi iktidar ve yürütme, emniyet yargıya meydan okuyamaz, emir ve talimat veremez, soruşturmaları engelleyemez, yolsuzlukları ört bas edemez, kendisi veya yandaşları için suç işleme özgürlüğü ve ayrıcalığı yaratamaz.
• Kimse yargıya baskı yapamaz. Adli kolluğun mahkeme kararlarını ve bu doğrultuda savcının emirlerini yerine getirmemesi, amirlerin kolluğa bu yönde emir ve talimat vermesi (TCK 257, 260, 281 ve 283. maddelerine göre) suçtur.
• Konusu suç teşkil eden emir ise yerine getirilemez. Buna karşılık yargı da elindeki gücü bir baskı aracı olarak kullanamaz, keyfi davranamaz, yalnız hukukun sınırları içinde hareket edebilir. Bunun dışında bir durum kabul edilemez. Çünkü demokrasi bir kurallar rejimidir ve herkes bunlara uymakla yükümlüdür
Gelinen noktada artık tuz da kokmuştur…” denildi.

‘O HALDE ŞİMDİ HUKUK ZAMANIDIR’

İstanbul Barosu’nun sadece hukuktan yana taraf olduğu ve tek pusulasının adalet olduğu söylenen açıklamada; Bu nedenle süreci dikkatle ve kaygı ile izlerken hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, demokrasi talep ve mücadelemizi daha da artan bir kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu sürecin, siyasetin kuşatamadığı bağımsız bir yargı ve hukukun önemini tüm topluma daha açık bir biçimde göstermiş olduğunu ümit ediyor ve tüm yurttaşlarımızı bu kavramlara sahip çıkmaya çağırıyoruz” denildi.

(Ajanslar)

“Asıl vurgun termik santrallerde!”

Tes-İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik ve Türkiye Maden İşçileri Sendikası Yatağan ve Havalisi Şube Başkanı Süleyman Girgin ortak basın açıklaması yaptı.

Son dönemde gündeme damga vuran yolsuzluk söylentilerinin kendilerini haklı çıkardığının belirtildiği açıklamada “14 termik santraldeki yolsuzluklarla ilgili iddialar derhal açıklanmalı, soruşturulmalı, gerçekler ortaya serilmelidir. AKP döneminde yapılan tüm özelleştirme ihaleleri incelemeye alınmalıdır.” ifadelerine yer verildi.

Bir savcının dosyadan el çektirilmesine neden olan ve gerçekleşmeyen “2. dalga”daki iddialara da değinilen açıklamada, “Ülkemizin en önemli sanayi ürünlerinden elektrik enerjisi üreten santrallerimizin birilerine peşkeş çekilmeye çalışıldığı yönündeki iddialarımız, gün be gün ortaya çıkan gerçeklerle, kanıtlanıyor.” denildi.

İşte o açıklama:
“Uzun yıllardan beri, termik santrallerimizin özelleştirilmesi çalışmalarının, ülkemizin her türlü çıkarlarına aykırı olduğunu söyleyerek mücadele yürütüyoruz.
En son, Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallerimizin, yanında maden ocaklarımız ve araç gereçleri hediye olarak, 24 Ocak ve 10 Şubat’ta özelleştirme ihalesi yapılacağı için, Haziran ayından beri, santrallerimizin özelleştirilmesine karşı ayaktayız.

Ne kadar haklı olduğumuz, tam da bu günlerde ülkemiz gündemine oturan yolsuzluk operasyonlarıyla gün gibi açığa çıkıyor.
Üç bakanın istifasına neden olan yolsuzluk olayları sonrasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, toplam ederi 100 milyar doları bulan (bu 100 adet Yatağan Santrali demektir) “kara para aklama, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve yolsuzluk” iddiaları ile soruşturma başlattığı haberi basına yansıdı.

Bu soruşturmanın en önemli kısmı ise, 14 termik santralin ihale sürecinde yaşanan rehabilitasyon yapılması konusunda “ihaleye fesat karıştırma” ile rüşvetler alınarak birilerine peşkeş çekilmesi iddiası..
Ülkemizin en önemli sanayi ürünlerinden elektrik enerjisi üreten santrallerimizin birilerine peşkeş çekilmeye çalışıldığı yönündeki iddialarımız, gün be gün ortaya çıkan gerçeklerle, kanıtlanıyor.
Ülkemizin en kârlı termik santralleri, yine ülkemizin en kârlı maden ocaklarımız, araç-gereçleri, binaları vb. ile birlikte birilerine peşkeş çekiliyor.

Bu koşullarda, 24 Ocak ve 10 Şubat 2014 tarihlerinde  yapılacak olan ihaleler, kesinlikle iptal edilmelidir. 14 termik santraldeki yolsuzluklarla ilgili iddialar derhal açıklanmalı, soruşturulmalı, gerçekler ortaya serilmelidir. AKP döneminde yapılan tüm özelleştirme ihaleleri incelemeye alınmalıdır.

Tüm halkımızı, bu gerçekler etrafında kenetlenmeye, bölgemizin bu zenginliğinin birilerine peşkeş çekilmesine karşı birleşmeye, mücadeleye davet ediyoruz.
29 Aralık Pazar günkü Milas mitingimizde, bu gerçekleri haykırmak için, tüm halkımızı mitinge davet ediyoruz.”

(Muhalefer.org)