Ana Sayfa Blog Sayfa 4077

Engelsiz Pedal’ın ikinci festivali 23 Ocak Perşembe Beyoğlu Bronx’da

Engelsiz Pedal Derneği‘nin engelli çocukları bisikletle tanıştırmak gayesi ile başlattığı ve ilki 26 Aralık’ta Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleşen “Engelsiz Pedal Festivali“nin ikincisi 23 Ocak Perşembe akşamı Beyoğlu Bronx’ta.

Bisiklet sevdalısı Samet Aksuoğlu’nun üç yıl önce bisikletçi arkadaşları ile Kadıköy – Sarıyer arasında pedal basarken verdikleri bir çay molasında makam şoförü Uğur Küçükşahin ile tanışması ile başlayan Engelsiz Pedal macerasında sıra daha fazla engelli çocuğu rüyalarının taşıtı bisikletle buluşturmaya geldi.

Samet Aksuoğlu ve Ceyda Küçükşahin
Samet Aksuoğlu ve Ceyda Küçükşahin

Hikayeyi başından anlatalım. özel bir bankada makam şoförü olarak çalışan Uğur Küçükşahin’in, Samet Aksuoğlu’na cerebral palsyli 15 yaşındaki kızı Ceyda’yı bisikletle gezdirmeyi teklif etmesi ile başlıyor herşey. Samet ve Ceyda’nın İstanbul’un birçok semtini dolaşmalarından sonra bu masalsı gezi Uğur ve Tülay Küçükşahin çiftinin yakın çevresine de yayılıyor. Samet’in bisiklet konukları teker teker artmaya başlıyor. Engelli çocukların bisiklet seyahatinden aldıkları keyfe şahit olan, onların toplum ve şehir mimarisi baskısından bir nebze de olsa kurtulduğunu gören Samet Aksuoğlu’nun aklına daha fazla engelli çocuğa ulaşmak geliyor ve Engelsiz Pedal Festivali fikri ortaya çıkıyor.

Engelsiz Pedal Derneği’nin iki üyesi Samet Aksuoğlu ve Tülay Küçükşahin‘e festivali ve engelli çocukları bisikletle buluşturma hayalinde gelinen noktayı sorduk.

Aksuoğlu, bu fikrin 1. Bisiklet Filmleri Festivali‘nin tanıtımında gönüllü olarak görev aldığı sırada kendisine teslim edilen kasalı bisikletten sonra doğduğunu söylüyor. Cerebral Palsyli Ceyda Küçükşahin’in bisikletin kasasında rahat seyahat etmesi için gerekli hazırlıklar da tamamlandıktan sonra herşey kendiliğinden gelişmiş.

Tülay Küçükşahin de bisikletin içinde engelli olduğu belirgin olmayan çocuğunda farkettiği olumlu gelişmeyi paylaşıyor bizimle. Bisiklet seyahati öncesinde evden dışarı çıkmak bile istemeyen Ceyda’nın artık daha sosyalleştiğini belirterek ekliyor, “Bisikletin içinde hem diğerlerinin acıma dolu bakışlarından hem de şehrin engeli bulunmayan insanları bile zorlayan mimari koşullarından korunmuş oluyor Ceyda”

Festivalin amacı 10 adet engelli bisikleti edinebilmek

Engelsiz Pedal Festivali’nin temel amacı daha fazla engelli çocuğu bisikletle tanıştırabilmek. Bunu sağlamak için Engelsiz Pedal Derneği üniversite öğrencilerinden ve bisiklet topluluklarından meydana gelen gönüllü bir “makam şoförü” ağı kurma amacında. Bir diğer gaye ise şu anda ellerinde bulunan ve aslında engellilre özel dizayn edilmeyen tek bisikletin yanına İngiltere’de engelliler için özel dizayn edilmiş bisikletlerden de en az 10 tane ekleyebilmek.

Festival Beyoğlu Bronx‘da

5 engelsiz pedalSamet Aksuoğlu, Kadıköy’deki ilk festivalde bu iş ile ilgili deneyime sahip olmadıkları için bazı zorluklar yaşadıklarını ancak 23 Ocak’ta Bronx’a daha iyi hazırlandıklarını söylüyor.

Bronx’un yerini bilmeyenler için tarif edelim. İstiklal Caddesi’nde Galatasaray Lisesi ile Tünel arasında. Terkos Pasajı’nın bulunduğu sokakta. Terkos Çıkmazı olarakta bilinen mekanın birinci katı akşam saatlerinden sonra haftada iki ya da üç gece Bronx olarak hizmet veriyor. Bronx aynı zamanda Cafe Pi’nin mekanı. Bronx’un işletmecisi engelsiz pedal festivaline sponsor olduğu için festivalin tüm geliri engelli çocukların bisikletlerine kalacak. Festival biletleri Kadıköy Halk Eğitim’de olduğu gibi 20 lira.

Engelsiz Pedal Derneği, festivalin çağrı metninde durumu şu şekilde ifade ediyor,

“Bizler, bisiklet yolu olmadığı için(Mimari engeller) veya bisikletliler olarak bi dünya sorunumuz olduğu için(Örneğin Bisiklet taytı ve mahalle baskısı) ENGELLİYİZ, evet biz bisikletçiler engelliyiz,

Peki ya bu mimari engel veya mahalle baskısı gibi nedenlerden ötürü evinden hiç çıkamayan engelli çocuklar neler yapıyor hiç düşündünüz mü, hiç bişey yapamıyorlar, adeta ev hapsindeler. İşte biz, kendi engelimizi sineye çekip bu minik kardeşlerimizi bisikletle dolaştırabilmek için bir dernek kurduk.

Bi gelin bakın, hem eğlenin, hem de alacağınız biletlerle onlar için bisiklet alınmasını sağlayın!”

Engelsiz Pedal Festivali’nin facebook etkinlik sayfasından programa ve ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz

Haber: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)

“Kırmızılı Kadın” Ceyda Sungur, “Bu cezanın adalet duygusuna zerre katkısı yok”

Gezi eylemlerinin sembollerinden biri olan “kırmızılı kadın” fotoğrafındaki Ceyda Sungur, kendise yakın mesafeden gaz sıkan polis memuru Fatih Z.’ye dava açılmasını değerlendirdi: “bu yargılama, kırmızı elbiseden ibaret sembolik bir fotoğraf karesinin dünya üzerinde yarattığı etkiyi kullanmanın ötesine gidemeyecek.”

Ceyda Sungur, Radikal için kaleme aldığı metinde “’Şimdiye kadar ‘kırmızılı kadını’ cisimleştirip zihinlerdeki sembolik değerini değiştirmemek, ve mücadelenin kendisinden öte kişilerin ön plana çıktığı bir gündem yaratmamak adına konuşmak istemediğini” söylüyor ama başta Gezi’de hayatını kaybeden kişilerin ailelerine karşı bu açıklamayı bir borç bildiğini belirtiyor. Yazının devamı şöyle:

Kırımızılı Kadın olarakta bilinen akademisyen Ceyda Sungur 28 Mayıs 2013 Salı günü yapılan polis saldırısından sonra Gezi Direnişi'nin senbollerinden birisi haline geldi
Kırımızılı Kadın olarakta bilinen akademisyen Ceyda Sungur 28 Mayıs 2013 Salı günü yapılan polis saldırısından sonra Gezi Direnişi’nin sembollerinden birisi haline geldi

“Basında çıkan haberler beni fazlasıyla rahatsız etti.Gezi direnişinde yitirdiklerimizin katilleri ve gerçek sorumluları cezalandırılana kadar, kimse adaletten bahsetmesin! Tek başına, amirlerinden aldığı emirle hareket eden 23 yaşındaki bir polisi yargılamak, polisin ‘destan’ yazdığını iddia eden iktidarın zulmünü aklayamaz.

Gezi direnişinden bu yana, aradan geçen 7 ay içerisinde, polis şiddeti ile yaralananların şikâyetlerinin hiçbirisi dava konusu olmamışken yüzüme gaz sıktığı için yargılanan polise verilecek cezanın adalet duygusuna zerre katkısı yok. Açık ki yargılamanın bu aşamada bırakılması, kırmızı elbiseden ibaret sembolik bir fotoğraf karesinin dünya üzerinde yarattığı etkiyi kullanmanın ve bu vesileyle milyonların isyanını bastırma kaygısının ötesine gidemeyecektir. Sadece, çalışma koşulları ve iş güvenceleri amirlerinin dudakları arasında olan polis memurlarını yargılamak ise Gezi direnişinde hayatını kaybeden, beyin kanaması geçiren, gözlerini kaybeden, kolu bacağı kırılan veya yaralanan herkesin, onların ailelerinin ve biz tesadüf eseri hayatta kalmayı başaranların acısını dindiremez. 

Ethem, Abdullah, Mehmet, İrfan, Medeni, Selim ve Berkin 

Ne yazık ki, Ethem Sarısülük başından bir polis kurşunu ile vurulduğunda, Abdullah Cömert kafasına gaz fişeği isabet ettiğinde, Mehmet Ayvalıtaş 1 Mayıs Mahallesi’nde Gezi eylemlerine katıldığı sırada ezildiğinde, İrfan Tuna işyerinde gaza maruz kaldığında, Medeni Yıldırım Lice’de kalekol inşasına karşı pankart açtığında, Selim Önder Gümüşsuyu’nda oturan kızını ziyarete gittiğinde, Zeynep Eryaşar Gezi Parkı’nda nöbet tutan çocuklarına destek için yürüyüşe katıldığında, Ahmet Atakan katillerin cezalandırılmasını istediğinde, Ali İsmail Korkmaz dövülerek öldürüldüğünde, Serdar Kadakal çalıştığı yerin önündeki sokakta oturduğunda, hiçbirinin üzerlerinde ‘kırmızı elbise’ yoktu. Güzel gözlü kardeşim Berkin Elvan ise bakkaldan ekmek almaya gitmekten daha büyük bir suç işlememişti. Bu insanların basın tarafından tesadüfen yakalanan fotoğraflarının olmaması, fail ve sorumlularının yargılanmaması veya ceza almaması için bir bahane olamaz.

Elbette bugün , başta fikri hak ve özgürlükleri savunan basın mensuplarının, siyasi tutukluların, hak gaspına uğrayanların yanında yer alan ÇHD avukatlarının, özgür bilimi savunan akademisyenlerin yargılandığı ve önümüzdeki pazar üzerinden yedi yıl geçmiş olacak olan Hrant Dink cinayeti gibi onlarca faili meçhul cinayetlerin sorumlularının korunduğu bir hukuki düzlemde, adalet ve hakkaniyetten söz edemeyiz. Tüm bunlara rağmen, yaşananların hiçbiri unutulmayacak ve yaşananlar karşısında maruz kalınan muameleye hiçbir zaman alışılmayacak. Adalet yerini ancak ve ancak verilen hak mücadelesi ile bulacak ve inanıyorum ki Berkin, tam da bunun için uyanacak.”

Ne olmuştu?

Ceyda Sungur’a yakın mesafeden biber gazı sıkan polis memuru Fatih Z. hakkında hazırlanan iddianame , geçtiğimiz gün 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. “Görevi kötüye kullanma’’ suçundan yargılanacak Z.’ye, bir yıldan üç yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Geçtiğimiz eylül ayında, Türkiye genelinde olaylar sırasında orantısız güç kullandığı iddiasıyla 32’si emniyet amiri toplam 164 polis hakkında soruşturma başlatılmıştı. Söz konusu soruşturmada beş aydır ilerleme kaydedilemedi.

(Radikal,Yeşil Gazete)

17 Ocak 2014

California’da yangın nedeniyle tahliye

ABD’nin California eyaletinde dün sabah çıkan ve 700 hektarlık alanda etkili olan orman yangını nedeniyle bazı yerleşim yerleri tahliye edildi. Şu ana kadar iki evin yangından etkilendiği belirtiliyor.

Endonezya’da sel ve heyelan felaketi

Endonezya’nın kuzeyinde sağanak yağışların neden olduğu heyelan ve sellerde en az 13 kişinin yaşamını yitirdiği; binden fazla evin sel suları ve heyelan nedeniyle zarar gördüğü; yaklaşık 40 bin kişinin bölgeden tahliye edildiği belirtiliyor.

Çin’de hava kirliliği devam ediyor

Partikül Madde 2.5 (PM 2.5) değerinin 350 ila 500 seviyeleri arasında seyrettiği Pekin’de kirlilik oranı, Dünya Sağlık Örgütü’nün “güvenli” kabul ettiği 25 eşik değerinin çok üzerinde seyrediyor. ABD’nin Pekin’deki Büyükelçiliği’nde dün yerel saatle 04:00’te PM 2.5 değerinin 671 olarak ölçüldüğü kaydedildi.

Batı Virginia’ da musluk suyu yasağı kısmen kaldırıldı

Elk River nehrine kimyasal karışması nedeniyle 10 bin kişi bir haftadır musluk suyunu kullanamıyor. Yetkililerin dün yaptığı açıklamada musluk suyunun kullanılabilir olduğu ancak hamilelerin şişe su kullanmaya devam etmesi gerektiği belirtiliyor.

ABD ordusunun vahşet fotoğrafları yayınlandı

TMZ adlı internet sitesinde ABD askerlerinin 2004’de Irak’ın Felluce kentinde ölü direnişçilerle çektiği 41 fotoğraf yayınlandı. Fotoğraflara ABD askerlerinin Irak’ ta uyguladığı şiddet yansıyor.

Burgos protestosu tüm İspanya’ya yayılıyor

Burgos şehrinde 8 milyon Euro (24 milyon TL) tutarındaki yol genişletme ve otopark projesine yönelik çıkan protestolar diğer şehirlere de yayılıyor.  Belediye Başkanı protestoları dindirmek için projenin 15 günlüğüne askıya alındığını bu süre zarfında protestocularla projeyi görüşeceğini duyurdu.

Mısır’da referandum rekoru

Mısır’da bu hafta Salı ve Çarşamba günü yapılan anayasa referandumunun resmi olmayan sonuçlarına göre sandığa gidenlerin yüzde 98.34’ü “Evet,” yüzde 1.66’sı “Hayır” oyu verdi. Katılım oranının yüzde 34.4 olarak gerçekleştiği belirtiliyor.

Lübnan’da patlama

Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri’ye 2005’te düzenlenen suikastın davası dün Lahey’de başladı. 14 Şubat 2005’te Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta, güçlü bir patlayıcı madde olan 2,5 ton TNT yüklü aracın intihar saldırganı tarafından infilak edilmesiyle Hariri’yle beraber 22 kişi ölmüştü. Davada 6 Hizbullah üyesi gıyaben yargılanıyor. Dün de Hermel bölgesindeki bir patlamada üç kişi hayatını kaybetti. 31 kişinin yaralanmasına yol açan patlamayı  “Lübnan Nusra Cephesi” üstlendi.

(Yeşil Gazete)

Gaziemir’deki nükleer atık davaları birleştirildi

YSGP İzmir İl Örgütü duruşmayı izledi.
YSGP İzmir İl Örgütü duruşmayı izledi.

Gaziemir’de bahçesinde nükleer bulaşıklı atık tespit edilen fabrikanın sorumluları hakkında 2008 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü’nün fabrikanın sorumluları hakkında açtığı davanın ikinci duruşması 17 Ocak’ta, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 18 Mart’ta devam edecek davada, Gaziemir’de kurşun üreten fabrikanın sorumluları “çevreyi kasten kirletmek” suçundan yargılanacaklar. 

Duruşmaya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü avukatı Nazan Serap Alkan ile sanık Hasan Yavaş’ın avukatı Selahattin Seymen katıldı. Gaziemir’deki nükleer bulaşıklı atıkların kamuoyunun gündemine girmesiyle birlikte, atıkların bertaraf edilmesi ve sorumlularının yargı önüne çıkması mücadelesini sürdüren, bu arada müdahillik istemi reddedilen, son olarak da suç duyurusu kabul edilerek ikinci bir dava açılmasını sağlayan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi üyeleri de izleyici sıralarındaydı.  Duruşmayı partinin avukatları Arif Ali Cangı ve Halil Dönmez ile birlikte MYK üyeleri İbrahim Akın, Vezan Karabulut ve İl Eş Sözcüsü Osman Doğan da izledi.

İki tanığın dinlendiği duruşmada tanıklar sanık Hasan Yavaş’ın o dönemde Amerika’da öğrenci olduğunu, bu yüzden atıklardan sorumlu olmadığını belirttiler. Duruşma sonunda mahkeme firmaya:

  • 2004 yılında bünyelerinde kapalı atık deposu lisansı verilip verilmediğinin,
  • 1.6.2005 tarihinden sonra üretim sonucunda ortaya çıkan atıkların araziye bırakıldığına dair tespit yapılıp yapılmadığının,
  • depolanan otakların nasıl imha edildiğinin,
  • atık deposunun belli aralıklarla denetlenip denetlenmediğinin İzmir Valiliği ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden sorulmasına karar verdi.

Duruşmada ayrıca sanık vekilinin gösterdiği tanığın çağrılmasına ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin başvurusu ile açılan dava dosyasının bu dosya ile birleştirilmesine karar verilerek duruşma 18 Mart’a ertelendi.

“Mahkumiyet bekliyoruz”

Duruşma sonunda bir açıklama yapan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Avukatı Arif Ali Cangı YSGP’nin başvurusu ile açılan ve 13 Mart’ta başlayacak davanın ilk duruşmasında iki dosyanın birleştirilip 18 Mart’tan itibaren tek dosya halinde yargılamaya devam edileceğine dikkat çekti:

“Çevreyi kirletme suçu 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girdiğinden mahkeme bu tarihten sonraki kirletme için ceza verecek. Fabrika 2010 yılına kadar çalıştığından ve var olan kurşunlu ve diğer ağır metalli tehlikeli atıkların yan ısıra, 2007 yılında radyoaktif kirlilik tespit edildiğinden davadan mahkûmiyet kararı bekliyoruz.”

“Mahalle sakinleri de davaya müdahil olabilir”

13 Mart’taki duruşmada ihbar eden olarak Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve şahsı adına davaya müdahillik isteminde bulunacaklarını da belirten Cangı ayrıca mahalle sakinlerinden isteyen olması durumunda onların da davaya müdahil olabilmeleri için hukuki desteğin sağlanacağına dikkat çekti. Cangı yargılama sırasında mahkemenin fabrika sahasında bilirkişilerce keşif yapmasını sağlamayı hedeflediklerine vurgu yaparak “Bu sayede şu anki gerçek kirliliği tespit ettireceğiz. Bunun yanı sıra radyoaktif kirliliğe neden olan Europion 152’nin hangi yollarla ve nereden geldiğinin araştırılmasını da sağlayacağız” dedi.

Av. Arif Ali Cangı, nükleer bulaşıklı atıkların hangi yollarla ve nasıl İzmir’e geldiğinin belirlenmesi için verecekleri uğraşın yanı sıra, atıkların bertaraf edilmesi yolundaki mücadeleye de devam edeceklerini belirtti.

Haber: Güneş Akçay – Yeşil Gazete

Başlangıçtan itibaren haberi takip için arşive ulaşabilirsiniz.

17 Ocak 2014

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda 41 kişinin verilen yakalama kararı kalktı

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun 25 Aralık’ta yapılan ikinci ayağında 41 kişi hakkında verilen yakalama ve gözaltı kararları kaldırıldı. Gözaltı kararı kaldırılan kişiler davetiyeyle savcılıkta ifade vermeye çağrıldı. Bianet’in haberine göre yakalama kararını çıkaran İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş 26 Aralık’ta soruşturma yapmasının engellendiğini açıklamasının ardından 27 Aralık’ta görevden alınmış, dün Tekirdağ’a tayin edilmişti.

Lice Katliamı davasında sanıkları tutuklamaya ret

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Lice katliamı davasının 16 Ocak’taki ilk duruşmasında, sanıkların tutuklanması talebi reddedildi. Bianet’in haberine göre mahkeme delilleri yetersiz buldu.

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 22 Ekim 1993’te 16 kişi öldürüldü, çok sayıda ev ve işyeri yakıldı. Yüzlerce kişi göçe zorlandı. Dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu ile Üsteğmen Tünay Yanardağ olayın failleri olarak suçlanıyor, bugün ilk kez hakim karşısına çıktılar. Hatipoğlu ile Yanardağ hakkında “Taammüden öldürme”, “Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik”, “Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma” suçlarından 16’şar kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 24 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu haberi yapan kanallara RTÜK’ten ceza

Hürriyet’ten Meltem Özgenç’in haberine göre RTÜK Üst Kurulu yolsuzluk operasyonuyla ilgili haber yapan kanalların yayınlarının:

  • “Hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamaz” ve
  • “Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimse suçlu ilan edilemez veya suçluymuş gibi gösterilemez, yargıya intikal eden konularda yargılama süresince, haber niteliği dışında yargılama sürecini ve tarafsızlığını etkiler nitelikte olamaz”

maddelerinin ihlal edildiğine karar verdi. Uyarı cezası verilen kanallar arasında Samanyolu TV, Bugün TV, Kanal Türk, MTV, Cem TV, Sokak TV, Halk TV, Ulusal TV bulunuyor.

HSYK Teklifi TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçti

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK) Adalet Bakanı’na bağlayıp süper yetkiler veren HSYK Teklifi 7 gün süren tartışmanın sonunda TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçti. HSYK Teklifi 21 Ocak Salı günü TBMM Genel Kurulu’nda kesintisiz şekilde görüşülüp hızla yasalaştırılacak.

Fotoğrafçı Ara Güler yoğun bakımda

Türk fotoğrafçılığının önemli ismi Ara Güler böbrek yetmezliği nedeniyle Memorial Hastanesi yoğun bakım servisine kaldırıldı.

 

Avrupa Birliği’nin köy politikası – Ali Ekber Yıldırım

Yerel seçimlerden sonra 16 bin 82 köyün haritadan silineceğini dün yazdık. ali ekber yıldırımUygulanan tarım politikaları, çıkarılan yasalarla, Atatürk’ün “Milletin efendisi” dediği köylüler zorla kentli yapılıyor. Küçük üreticilik yok ediliyor.

Türkiye köyü, köylülüğü yani kırsalı yok ederken Avrupa Birliği ve diğer ülkeler ne yapıyor.?

Daha önce bu sütunda yazdığımız gibi Birleşmiş Milletler 2014′ü “Aile Çiftçiliği Yılı” ilan etti. Kırsalda sürdürülebilir üretim için aile çiftçiliğinin, küçük üreticiliğin önemi vurgulanıyor. Onların desteklenmesi isteniyor.

Avrupa Birliği’nde tarım ve kırsal desteklerde aile işletmeciliğine pozitif ayrımcılık yapılıyor. Kırsal kalkınma destekleri her yıl artırılıyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün derlediği bilgilere göre Avrupa Birliği’nin toplam tarım destekleri içerisinde kırsal kalkınma desteklerinin payı her yıl artıyor.

Avrupa Birliği’nin Yıllar İtibariyle Kırsal Kalkınma ve Ortak Tarım Politikasına (OTP) ayırdığı bütçeye ve oranlarına bakıldığında 2007 yılında Ortak Tarım Politikası bütçesi 52.4 milyar Avro iken kırsal kalkınma desteği 9.6 milyar Avro ile yüzde 18.3 paya sahipti. 2012 yılında 12.7 milyar Avro’ya ulaştı. Toplam destekler içersindeki payı yüzde 22.4′e çıktı.

Önümüzdeki 7 yıllık dönemi kapsayan 2014-2020 bütçesinde kırsal kalkınma desteklerinin daha da artırılması öngörülüyor.

Avrupa Birliği bu destekleri verirken neyi amaçlıyor?

1- Tarım, ormancılık ve kırsal alanda yenilik ve bilgi transferinin hızlandırılması.

2-Tarımsal üretimin tüm alanlarında rekabetin artırılması ve işletme verimliliğinin sağlanması.

3-Tarımda besin zinciri organizasyonunun ve risk yönetiminin geliştirilmesi.

4- Tarım ve ormancılığa dayalı ekosistemin korunması ve geri kazanımı.

5-Tarım, gıda ve ormancılık sektöründe düşük karbon ve iklime dayanıklı tedbirlerin desteklenmesi ve kaynak etkinliğinin geliştirilmesi.

6-Kırsal alanlarda sosyal katılım, yoksulluğun azaltılması ve ekonomik gelişmenin sağlanması.

Avrupa Birliği kırsal kalkınmanın desteklenmesi amacıyla üye ülkelerin yanı sıra Türkiye gibi aday ve potansiyel aday ülkelere de hibe destekleri sağlıyor. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi(IPARD) adıyla bu destekler Türkiye’de 42 ilde uygulanıyor.

Özetle, Avrupa Birliği, gelişmiş diğer ülkeler kırsal kalkınmayı desteklerken, köyde aile çiftçiliğini yaşatmaya çalışırken, Türkiye’de köyler kentlerin mahallesi yapılarak kırsal ve köy kavramları yok ediliyor. Bunun doğuracağı sakıncaları 30 Mart yerel seçimlerinden sonra göreceğiz.

******

Gıda güvenliği tehlikede mi?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı “Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelikte” çok önemli bir değişiklik yaptı. 7 Ocak 214′ tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan değişiklikle gıda işletmelerinde istihdamı zorunlu olan Gıda, Kimya, Ziraat Mühendislerinin ve Veteriner Hekimlerin bağlı oldukları meslek odalarınca belgelendirilmeleri zorunluluğu kaldırıldı.

Yapılan değişikliğe meslek odaları büyük tepki gösterdi. Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği’ne bağlı Gıda Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası ve Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin ortaklaşa yaptığı açıklamada yapılan değişikliğe ilişkin özetle şu görüşlere yer verildi:

“Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bir kez daha işverenlerin baskılarına boyun eğerek, gıda güvenliğinin önemli bir ayağını sakatlamıştır. Tarladan/çiftlikten sofraya gıda güvenliğinin sağlanmasında görev alan tüm meslek disiplinlerinin odalarınca belgelendirilmesi sayesinde, sektörde zorunlu olarak istihdam edilen meslek mensuplarının görevlerini sürdürebilecekleri iş koşulları denetlenmekte. Kayıt dışı ve diploma ticareti engellenmekte. Sahte diploma ve belge önünde engel oluşturulmakta. Görevini kötüye kullanan ve mesleğini gereği gibi yerine getirmeyen meslektaşlarımız ile ilgili inceleme başlatılması sağlanmakta idi. Yapılan bu değişiklikle meslek odalarımızın Anayasa ve kanunlarından aldıkları mesleki icra yetkileri yok sayılmaktadır. Odaların sahip oldukları mesleki denetim yetkisi ile verdiği kamusal hizmetin başka bir kurum tarafından sağlanmasının mümkün olmadığı bilindiği halde bu değişiklik yapılmıştır.

Bundan sonra olacaklara bakıldığında; konuya toplumsal yarar gözetilmeksizin, insan sağlığı ve gıda güvenliği yok sayılarak seçim yatırımı olarak yaklaşıldığını söylemek bizler için üzüntü vericidir.

Bundan böyle eğitimsiz veya sahte diploma sahibi kişilerin ürettiği gıdalar nedeniyle gıda güvenliği sorunlarımız daha da artacaktır.”

Öyle anlaşılıyor ki, Hükümet meslek odalarını cezalandırmak için halkın gıda güvenliğini tehlikeye atıyor. Bu yanlıştan hemen dönülmesi gerekir.

Ali Ekber Yıldırım – www.tarimdünyasi.net

Hrant Dink’i ölümünün 7.yılında anıyoruz

2007’de çalıştığı Agos Gazetesi önünde öldürülen Hrant Dink, hem Türkiye’de hem de dünyada anılıyor.

Hrant’ın Arkadaşları 19 Ocak Pazar günü 13.30’da Taksim’den başlayıp Agos Gazetesi önüne yürüyecek.

19 Ocak 2014 Çağrı Filmi from ümit kıvanç on Vimeo.

“7 yıldır hep birlikte katilleri koruyorlar. Onursuzluk bulaşıcıdır, vicdansızlık alışkanlık yapar. Yolsuzluğun büyüğü, katilleri korumaktır. Adalet istiyoruz, isteyeceğiz. 19 Ocak 2014’te, yine!, arkadaşımızın öldürüldüğü yerdeyiz: 13.30’da Taksim-Elmadağ’dan yürüyeceğiz, 15.00’te Agos’un önünde olacağız.”

Öteki Bisiklet grubu, 19 Ocak 16.00’da Ankara Kızılay’dan başlayan sembolik bir anma turu yapıp daha sonra 17.00’da Orta Dünya Kafe’de bir söyleşi düzenliyor.

İstanbul Ermenileri Organizasyonu Los Angeles’ta, Les amis de Péniche Anako, Ermeni Hayırseverler GenelBirliği (Armenian General Benevolent Union –  AGBU), Lyon Basın Kulübü de Paris, Villeurbanne ve Lyon’da çeşitli anma etkinlikleri düzenliyor.

Dünyada düzenlenen diğer etkinlikler:

©geziniyoruz Hrant Dink dünyada ve Türkiye'de anılıyor
©geziniyoruz
Hrant Dink dünyada ve Türkiye’de anılıyor

19 Ocak Pazar günü Söğütlüçeşme’de “O Bisiklet metrobüse girecek!”

Bisiklet aktivistlerinin çiçeği burnunda oluşumu “Bisikletli Ulaşım Platformu”, ilk eylemine hazırlanıyor. Tarih: 19 Ocak Pazar, Hedef: metrobüse bisikletle girme talebini görünür kılmak. Platformun üyelerinden Perran Yavru, bisikletlilerin trafiğin bir parçası olarak görülmesi için mücadele ettiklerini söylüyor.

Bisikletli Ulaşım Platformu'ndan Perra Yavru
Bisikletli Ulaşım Platformu’ndan Perran Yavru

İstanbul gibi bir şehirde bisiklet kullanmanın bir derdi motorlu taşıt kullanıcılarının tacizinden kendinizi korumaksa diğer derdi de dikine mazgallara, azıcık bisiklet yoluna rağmen bisikleti bir ulaşım aracı olarak kullanabilmek. Bu konuda verilen mücadele belli bir yol kat etti. Artık, “Critical Mass” gibi eylemler, “Bisiklet yoluna sahip çık!” gibi oluşumlarla, ulaşımın olmazsa olmazı “tekerlekliler” daha da görünür durumda. Yaklaşık bir ay önce, özellikle ulaşım taleplerini daha gür sesle duyurmak ve bisikletliler arasında bilgi paylaşımı sağlamak amacıyla, varolan bisiklet oluşumları “Bisikletli Ulaşım Platformu” adı altında güçlerini birleştirdi.

Metroya girmenin tek yolu bisikleti sökmek mi? 

İlk eylemin neden metrobüsler hakkında olduğunu Perran Yavru şöyle anlatıyor:

“Bisikleti kullanan insanlar olarak, köprüyü geçemiyoruz, köprüde bisiklet yasak. Metrobüs, metro gibi ulaşım araçlarını kullanmak istiyoruz fakat sadece gece saatlerinde kullandırtıyorlar bize. Onda da bisikleti parçalayınca, ön tekeri sökünce kabul ediliyor. Belki sabah 8 gibi kalabalık saatlerde bisikleti metrobüse sokamayabiliriz ama en azından vagon başına bir bisiklet alsalar belki birkaç kişi rahatlar”

Bisiklete entegre olabilecek ulaşım sistemleri istediklerini söyleyen Yavru, yerel yönetimlerin bisiklet yolunu genellikle spor ve hobi amaçlı değerlendirdiklerini, bunun da ulaşımı sağlamak için yeterli olmadığını söylüyor. “Veliefendi’ye kadar giden Bakırköy’deki yol “AB standartlarındaki” tek bisiklet yolu. Orada da dolmuşlar ve arabalar park ediyor ya da yayalar yürüyor üzerinden, etkili bir şekilde kullanamıyoruz.”

Yük de değil çocuk oyuncağı da 

Bisikletli Ulaşım Platformu

Bölük pörçük bisiklet yollarına sahip bir şehirde toplu taşıma araçlarının kapılarını bisiklete açması daha da önem kazanıyor. Bu yüzden 19 Ocak’ta metrobüs başta olmak üzere, taşıtlara girmek için bisikletliler yola çıkıyor. Çağrı metni şöyle:

“İnsanların bile zor bindiği metrobüse bisikletle nasıl bineceğiz dediğinizi duyar gibiyiz. Amacımız elbette kaos yaratmak değil. Ancak neredeyse bisiklet kadar yer kaplayan bebek arabaları ve devasa yüklerle-bavullarla metrobüse biniliyorsa neden bisikletle binilmesin?

Yoğun iş saatleri dışında kalan ve metrobüsün nispeten daha az kalabalık olduğu öğle saatlerinde (örneğin 12:00 – 14:00 arasında) araç başına bir bisiklete neden izin verilmesin?

Bisiklet ne bir yük, ne de bir çocuk oyuncağıdır. Bisiklet bir ulaşım aracıdır.”

Saat 13.00’de Göztepe 60.Yıl Parkından hareket edecek bisikletliler şu güzergahı takip edecek:

– Tütüncü Mehmet Efendi Cd. üzerinden Minibüs Cd.’ye (F.Kerim Gökay Cd.) çıkış

– Minibüs Cd. üzerinden Kadıköy istikametine sürüş

Söğütlüçeşme Metrobüs Durağında eylem

– Minibüs Cd. üzerinden Bostancı istikametine sürüş

– Bostancı’dan Bağdat Cd.’ye giriş

– Bağdat Cd. boyunca Caddebostan’a kadar sürüş

– Caddebostan Beltur’da turun sona ermesi

(Toplam mesafe : 15km)

Bisiklet yolları haritası 

Bisikletli Ulaşım Platformu’yla ilgili ayrıntılı bilgi ve özellikle platformun dev hizmeti bisiklet yolları haritasını görmek için internet adresi:

http://bisikletliulasim.com

 

Haber: Gözde Kazaz

(Yeşil Gazete)

Altyazı okurları 2013′ün en iyilerini seçiyor

Aylık Sinema dergisi Altyazı, 2013’ün en iyi filmleri listesini oluşturmak için okurlarına bir çağrı yaptı.

3 altyazı...

İnternet sitesi altyazı.net üzerinden, “Şubat sayımızdaki 2013 değerlendirme dosyamız yaklaşırken, son yıllardaki geleneğimizi devam ettirmek ve okurlarımıza 2013′te en beğendikleri 10 filmi sormak istedik” diyen altyazı ekibi sinema severlerin 20 Ocak 2013 tarihine kadar 2013′te Türkiye’de vizyona girmiş filmler arasından  En İyi 10 filmi 1′den 10′a kadar sıralayarak [email protected] adresine gönderebileceklerini belirtti.

Her sene olduğu gibi bu yıl da yerli/yabancı film ayrımı yapılmayacağının vurgulandığı açıklamada listelerde filmlerin Türkçe vizyon isimlerini kullanılması rica ediliyor ve film isimleri dışında hiçbir notun dergide yayımlanamayacağı anımsatılıyor.

Altyazı Okurlarının En İyi 10‘u listesi çıkarmak ve 2013′te Türkiye’de vizyona giren filmlere göz atmak için 2013_vizyon_filmleri_listesi_alfabetik

(Altyazı)

“Kompost tuvaletler hem steril, hem sürdürülebilir olabilir mi?”

Örnek bir kompost tuvalet şeması. KAynak: tarimsal.com
Örnek bir kompost tuvalet şeması. Kaynak: tarimsal.com

Soru

Merhaba Güneşin,

Yazını okudum ve tam da şu günler üzerine kafa yorduğum konu olduğu için zamanlamasıyla da birlikte çok da faydalı oldu, teşekkür ederim.

Benim sorularım beslenmeden çok boşaltım sistemimiz ve henüz yüzleşemediklerimiz ile ilgili. Kompost WC’lerin şu an sürdürülebilir çiftlikler için gerekli olduğunu düşünüyor musun? Cevabın evet ise, bunun hem steril hem sürdürülebilir olmasını nasıl sağlarım, ya da hangi kaynakları okumamı önerirsin? Ya da cevabın hayır ise kompost dışında çevreye duyarlı sürdürülebilir hangi yöntemler var?

Şimdiden teşekkür ederim, sevgiler.

Rumuz: Bokuyla Yüzleşecek İnsan

Yanıt

Merhaba,

Yalnız değilsin. İnsanlık olarak bokumuzla yüzleşiyoruz zaten.

Bu tuvalet konusunda birkaç nokta var aydınlatılması gereken. Bunları ele almadan cevabı bulmak imkansız. Zaten de cevabı ben vermeyeceğim. Siz bulacaksınız.

1. Kompost tuvalet tercih ediliyor, çünkü insan bokunun nereye gittiğini bilmek istiyor. Kanalizasyon sistemine verilen dışkılar nerelere gidiyor nerelere.

2. Kompost tuvalet tercih ediliyor, çünkü rezervuardaki caaanım tertemiz suyu hiç düşünmeden vücudumuzdan ve gözümüzün önünden uzaklaştırmak için can attığımız artığın üzerine boşaltıyoruz. Bu ne müsriflik!

3. Kompost tuvalet tercih ediliyor, çünkü yeterince beklerse insan dışkısı mükemmel bir gübredir. Bahçenizde yetiştirdiklerinizi yiyorsunuz, bedeninizde son ürün haline getirip, gübrenizi işliyor ve tekrar bahçeye geri veriyorsunuz. İşte sürdürülebilirlik.

4. Kompost tuvalet yaşama girince pek çok kimyasal çıkmak zorunda, ki bu da iyi bir fırsat.

Benim şu anda bilmediğim veya aklıma gelmeyen başka sebepleri de vardır illa ki, ama bu her bir başlık için eğer uygun bir alternatif bulabiliyorsanız kompost tuvalet gereksizdir diyebiliriz.

Bana soruyorsanız, pek çok arkadaşımın evinde kompost tuvalet var, benim çalıştığım Çamtepe’de de var. Hiç hijyen sorunu yaşayanı duymadım, görmedim.

Buradaki tek konu kompost tuvaletin yarattığı önyargısal, psikolojik bir reddediş olabilir. Mesela itiraf ediyorum bende var. Bu durumda sızdırmalı foseptik de tercih edilebilir ve bence sorunsuz işler. Tek şartla ki bu çok iyi bir şarttır, binanızdan çıkan suyun miktarını azaltacaksınız ve asla kimyasal kullanmayacaksınız (çamaşır suyu, fosfatlı deterjanlar, sentetik temizlik maddeleri)…

Kolay gelsin.

Güneşin

Sor vatandaş sor! Ekolojik yaşamda her soruya beş cevap kampanyası başlıyor!

GÜNEŞİN’E SOR, CEVABINI AL!

Organik ürünler neden bu kadar pahalı? Organik ürünler gerçekten organik mi?, Köyde canınız sıkılmıyor mu?, Buzdolapsız mutfak olur mu?, Evde çöpleri ayırsam ne işe yarar, gittiği yerde hepsi birbirine karışıyor?, Katkılı gıdalar neden zararlı?, Dünyayı ben mi kurtaracağım? Çocuğun karma aşısı geldi, yaptırayım mı?, Cemreler hala düşüyor mu?, Nasıl çiftçi olurum?, Nereden tohum bulurum? Hem yoga yapıp hem et yiyebilir miyim? Akdeniz Fokları yok olsa ne olacak?, Çobanlık trend olmuş, doğru mu? Ben vejeteryan oldum ama annemler bilmiyor, onlara nasıl söylerim?, Yeşil zeytin ile siyah zeytin ağaçları arasındaki 5 fark? Gönüllü çalışasım var ama nerede? Dolunayda saçımı kestirirsem kel mi kalırım?  Homeopati mi dedin? Buyur?!….

Ve daha nice enteresan sorunun cevaplarını bulup buluşturacağız bu köşede.

Soruları hazırlayın, [email protected] adresine yollayın ve bekleyin, artık ne çıkarsa bahtınıza…

Güneşinesor, verdiği cevaplardan mesul değildir.

(Yeşil Gazete)