Ana Sayfa Blog Sayfa 4037

Başbakan’ın oğluyla yaptığı iddia edilen görüşmelerin kaydı siyaseti karıştırdı

tayyipbilalDün akşam saatlerinde son zamanlarda yayınlanan en çarpıcı telefon dinlemesi Türkiye siyasetini sarstı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘la oğlu Bilal Erdoğan arasında yolsuzluk operasyonunun olduğu 17 Aralık 2013 günü sabah saatlerinden itibaren birkaç kez ve 18 Aralık günü de bir kez yapıldığı iddia edilen telefon görüşmelerinin kaydında Başbakan, oğluna evdeki paraları nasıl elden çıkaracağını anlatıyor.

Gerçek olup olmadığına dair yoğun bir tartışma yaratan kayıtlarda Başbakan Erdoğan’ın sesinin kısık ve tedirgin olduğu dikkati çekiyor. İkili konuşma boyunca dinlendiklerinden ve izlendiklerinden bahsediyorlar. Sosyal medyada gece boyunca çok sayıda ses mühendisi ve tonmayster bu tür bir ses kaydının sahte olarak imal edilmesinin imkansız olduğunu ve kaydın gerçek göründüğünü açıklarken, gece geç saatlerde Başbakanlık’tan yapılan açıklamada kaydın “ahlaksızca bir montaj “olduğu iddia edildi.

YouTube’da “Başçalan” adlı bir hesap tarafından paylaşılan kaydın internete düşmesinin ardından siyaset hareketlendi. Başbakan Erdoğan, gece geç saatlerde MİT müsteşarı Hakan Fidan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala ile bir araya geldi. Görüşmeye daha sonra Beşir Atalay da katıldı. Öte yandan yine gece geç saatlede olağanüstü toplanan CHP Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından yapılan açıklamada kaydın gerçek olduğu kanaati bildirilerek hükümet istifaya davet edildi. Cumhuriyet gazetesi ise web sitesinden Başbakan’ın 2 gün önce Sivas mitinginde yaptığı konuşmada  “Bir Başbakan’ın eşiyle ve çocuğuyla konuşması dinlenir mi? Bu nasıl bir insanlıktır. Bunun ne hukukta yeri var. Ne insanlıkta yeri var ne de vicdanda” dediği hatırlatılarak Başbakan’ın ses kayıtlarından haberdar olduğu ve çıkacak tapenin sinyallerini verdiği yorumu yapıldı.

Kayıtlarda neler var?

T24’ün yaptığı özete göre Tayyip Erdoğan’la oğlu Bilal Erdoğan arasında yapıldığı iddia edilen konuşmalarda öne çıkan noktalar şöyle:

Kayda yansıyan ilk telefon görüşmesine göre, Erdoğan, 17 Aralık saat 08.02’de üç bakanın oğlunun evinde arama yapıldığını söylediği Bilal Erdoğan’a “Evinde ne var ne yok, sen bunları bir çıkar” diyor. “Bende ne olabilir baba senin para var kasada” yanıtını alan Başbakan, kızı Esra Albayrak ile evli Berat Albayrak’ta da para olduğu ima ederek “Şimdi bir araya gelin. Amcanı da al, Ziya Enişten de var mı, yok mu bilmiyorum da tamam mı, Burak Abi’ne de hemen şey yap” ifadesini kullanıyor. Başbakan’ın “Bilgiler onda var” diyerek kendisine gönderdiğini söylediği kızı Sümeyye Erdoğan için Bilal Erdoğan, “Tamam baba, Sümeyye bana nereye götüreceğimi söyleyecek” diyor.

Aynı gün saat 11.17’de yapıldığı ve Başbakan ile oğlu arasında geçtiği öne sürülen ikinci görüşmede, Bilal Erdoğan, “Baba Hasan Abi, abim Berat, amcam bir şeyler düşünüyoruz. Berat diyor ‘Faruk’a diğer işler ilgili hemen vereyim diyor, öbür paraları işlediği gibi işlesin zaten konuşmuşsunuz önceden, onu yapalım mı ciddi bir miktarı o şekilde halledebiliriz” diyor. Başbakan’dan “Olabilir” yanıtını alan Bilal Erdoğan, “Tamam, öbür bir kısmını da Mehmet Gür ile ortak işe başladığımız için, bir kısmını al sende dursun, projeler geldikçe oradan kullanırsın diye verelim mi diyoruz, böylelikle azaltıp geri kalanı da başka bir yere taşıyacağız” ifadesini kullanıyor. Kayda göre, Başbakan telefonu kapatırken oğlunu “Tamamiyle sıfırlamanızda fayda var” diye uyarıyor.

Gün içinde saat 15.39’da yapıldığı ileri sürülen üçüncü telefon görüşmesine göre, Başbakan Erdoğan’ın yönelttiğiSana diğer verdiğim görevler tamam mı” sorusuna Bilal Erdoğan şöyle cevap veriyor: “İşte akşam bitirmiş oluyoruz. Bir kısmını hallettik. Berat ile ilgili olan kısmını hallettik. Şimdi Mehmet Gür ile ilgili olan kısmı herhalde önce halledeceğiz. Geri kalan kısmını da artık karanlık olunca halledeceğiz.”

17 Aralık’ta yapıldığı söylenen son telefon görüşmesinde Başbakan’ın “Büyük ölçüde derken sıfırladınız mı yoksa” sorusu üzerine bu kez Bilal Erdoğan şu yanıtı veriyor: “Sıfırlamadık babacığım, şöyle ki, bir 30 milyon Avro gibi bir miktar daha var, eritemedik henüz. Bu şey aklına geldi Berat’ların, Ahmet Çalık’ın alacağı ekstra bir 25 milyon dolar kalmış. Onu oraya verip o para gelince onu şey yaparız diyorlar, üstüyle de Şehrizar’dan daire alabiliriz diyor, sen nasıl bakarsın baba?” Bilal Erdoğan’ın “Çalık’a 25 milyon dolar aktarımı ve Şehrizar’dan daire” sorusunu yinelemesi üzerine Başbakan “ Tamam yapın, yapın” diyor. Konuşmanın devamında soy ismi belirtilmeyen Mehmet adlı birine “20 milyon dolar verdiklerini” söyleyen Bilal Erdoğan, paranın bir kısmını da “10 milyon Avro alabiliriz” dediği aktarılan “Tunç Abi”ye verdiğini söylüyor.

Yolsuzluk operasyonundan bir gün sonra, 18 Aralık’ta saat 10.58’de yapıldığı ileri sürülen beşinci ve son görüşmede, Başbakan oğluna “Tamamen sıfırlandı mı?” diye soruyor ve Bilal Erdoğan’dan şu yanıtı alıyor: “Yani sıfırlandı derken, nasıl diyeyim, işte bende bir, bu Samandıra’nın ve Maltepe’nin paraları vardı, 730 bin dolar ve 300 bin lira, onları da, bizim Faik Işık’a borcumuz vardı 1 milyon lira, ona vereceğim, üstünü de ‘akademiye aktar’ diyeceğim.” Başbakan “Açık konuşma” uyarısı yaptıktan sonra Bilal Erdoğan’a “Samandıra vesaire nerenin olursa olsun üzerinde tutma” diyor. Konuşmanın devamında Bilal Erdoğan takip edildiğinden şüphelendiğini söyleyince Başbakan, “Biz sana ne diyoruz ta baştan beri” diyor. Kaydın bugün siyasette nelere yol açacağı merakla bekleniyor.

(Yeşil Gazete)

25 Şubat 2014

Başbakan Erdoğan ve oğlu arasında ses kayıt iddiası

Dün gece 21.30 sularında internette yayınlanan ses kaydına göre 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu günü ve 18 Aralık’ta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan oğlu Bilal Erdoğan’ı arayarak bakanların oğullarına yapılan operasyonu anlatıyor ve evdeki paraları çıkarmasını söylüyor.

CHP: “Başbakan istifa etmeli”

Konuşmaların internette yayınlanmasının ardından CHP Merkez Yönetim Kurulu olağanüstü toplandı. Toplantının ardından Haluk Koç “Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığında bir hükümet şu andan itibaren meşruiyetini kaybetmiştir. Bu saatten sonra Türkiye Cumhuriyetini bu kirli ilişkiler içinde olan birinin yönetmesi asla kabul edilemez. Yönetim kademelerindeki herkesi sorumluluğunu yerine getirmeye davet ediyoruz.  Hırsızlık ve rüşvet olaylarının altında ezilen bir Başbakan istifa etmek zorundadır.” Dedi.

Başbakanlıktan yalanlama

Kayıtlar için Başbakanlık sitesinde “Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile oğlu arasında bir telefon görüşmesi olduğu iddiası eşliğinde, bu akşam internet aracılığıyla servis edilmiş olan ses kayıtları, ahlaksızca bir montaj ürünü olup tümüyle gerçek dışıdır” denildi. NTV’de MİT müsteşarı Hakan Fidan, Ankara’da Başbakan’la görüşmeye gittiği belirtildi.

CHP: “Kasetlerin doğruluğuna inanıyoruz”

CHP MYK olağanüstü toplantısından sonra CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin: “17 tane tape açıklandı. Hiçbirini yalanlamadılar. Bunu da yalanlamaları mümkün değil. Bu açıklanan tapelerin doğruluğuna da inanıyoruz. Konuşmalar, Başbakan’ın kendisinindir” dedi.

Ayakkabı kutularındaki 4,5 milyon dolar Halk Bankası eski Genel Müdürü’ne iade edildi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ak Parti Genel Merkezi’nde kahvaltıda bir araya geldiği milletvekillerine verdiği bilgiye göre 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonu kapsamında tutuklanan ve bir süre önce serbest bırakılan Halk Bankası eski Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın evindeki ayakkabı kutularından çıkan 4,5 milyon dolar iade edildi.

Gezi esnasında atılan tweetlerin davasında tek mağdur Başbakan’ın cevabı bekleniyor

İzmir’deki Gezi Parkı eylemleri sırasında attıkları tweetler nedeniyle haklarında 3 yıla kadar hapis cezası istenen 29 kişinin yargılanmasına başlandı. İlk duruşmada sanıkların bazıları tweetleri kendilerinin attığını kabul etti, ancak nefret ve şiddet içeren söylemleri olmadığını söyledi. Bazı sanıklar ise Twitter adreslerinin hacklendiğini iddia etti. Mahkeme, sanıkların beraat taleplerini reddetti, duruşma ertelendi. Davada, iddianamedeki tek mağdur isim Başbakan Erdoğan’ın vekilinin cevabı beklenecek.

Geç olmadan su tasarrufu yapın

barajBarajlardaki doluluk oranlarının azlığı her zaman yapılması gereken su tasarrufunu bir kez daha günlük hayatımızın merkezine getirdi. Her ne kadar yetkili ağızlardan su sıkıntısının yaşanmayacağı yönünden açıklamalar gelse de kar yağışının azlığı bahar yağmurlarının sorunu çözmeyeceğini, yaz aylarında su sıkıntısı yaşanacağını gösteriyor. Yağışların azlığı ile birlikte yaşanan tarımsal kuraklık ise susuzluk ile beraber açlık sıkıntısının da yaşanacağını gösteriyor.

Su tasarrufu konusunda bilgilendirme çalışmalarının (afiş,duyuru,kamu spotu) ve açık alanda su kullanımına cezai yaptırımlarının ve kısa süreli su kesintileri gibi düzenlemelerin yapılması gibi tedbir önlemleri ile birlikte tüketicilerin de su kullanımına dikkat etmesi gerekmektedir.

Yaz aylarında yaşanacak su sıkıntısına yönelik günlük alışkanlıklarda değişikliğe gidilmeli ve tasarruf yapılmalıdır. Su kullanımında dikkat edilmesi gerekenleri bir kez daha hatırlamakta fayda var;

Mutfak:

  • Suyu boşa akıtmayın.
  • Sadece ihtiyacınız olduğu kadar su ısıtın. Böylece elektrik ve gaz masrafından da kısabilirsiniz.
  • Bulaşık makineleri bir defada ortalama 40 litre su tüketmektedir. Makinelerinizi tam doldurmadan çalıştırmayıp ve kısa programları tercih edebiliriz.
  • Sebze ve meyvelerinizi akar suyun altında yıkamak yerine, bir kabın içinde yıkayın. Yıkama sularını daha sonra çiçeklerinizi sulamak için tekrar kullanın.
  • Evde kullanılan temizlik malzemeleri, atık sularla birlikte nehirlere karışır. İçinde fosfat bulunmayan ve suda ayrışabilen temizlik ürünlerini kullanabiliriz. Temizlikte sıvı sabun, toz sabun gibi doğal esaslı olanları tercih edebiliriz. (Hem doğaya zarar vermez hem de daha az suyla durulanabilir.) Diğer kimyasal deterjanların (petrol türevi temizleyiciler) doğal ortam için sakıncalarının yanı sıra bol suyla durulanmaları gerekir. (bkz:gerçek temizlik tarifleri)
  • Sebze haşlarken üstlerini kapatacak kadar su kullanın ve tencerenin kapağını kapalı tutun. Hem sebzeleriniz daha çabuk pişer, hem de enerji tasarrufu yapabilirsiniz.

Çamaşır:

  • Çamaşır makinenizi tamamen dolduğunda çalıştırın. Bu şekilde, her yıkamada 10 litreye kadar su tasarruf edebilirsiniz.
  • Elde çamaşır yıkarken aynı suda önce beyazları; sonra renklileri yıkayabilirsiniz.
  • Çamaşırdan arta kalan suyu yerleri silmek veya tuvaletinize dökmek için kullanabilirsiniz.

Banyo:

  • Banyo suyunun ısınmasını beklerken suyu bir kovaya doldurun.
  • Yıkanacağınız zaman küveti doldurmayı değil, duş yapmayı tercih edin.
  • Daha kısa süre duş yapın. Yıkanma sürenizi sabunlanma, yıkanma ve durulanma ile sınırlayın. Tuvaletinizi çöp kutusu gibi kullanarak elinize geçenleri atmayın. Gereksiz yere sifonu çekmeyin.
  • Dişlerinizi fırçalarken, yüzünüzü yıkarken suyu akar vaziyette bırakmayın. Bu şekilde günde 6 litreye kadar sudan tasarruf edebilirsiniz.
  • Tıraş bıçağınızı akar suyun altında değil, bir tas suyun içinde durulayın.Musluklarınız su damlatıyorsa mutlaka tamir ettirin. Damlayan musluklar günde 30-200 litre suyun ziyan olmasına sebep olur.

Tasarruf yöntemleri ile ilgili daha geniş bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

(damlayadamlaya.com,Yeşil Gazete)

Kuraklığa karşı ‘A,B,C’ planlarınızı öğrenebilir miyiz? -Tayfun Özkaya

tayfun Özkaya1Polatlı’lı üreticilerden öğrendiğime göre; yağış o kadar az ki, buğday dört santim büyüdüğü için çiftçiler artık tarlalarını bozuyorlar. Konya’da ise buğday çıkışı oldu; ancak hava çok sıcak olduğundan, önümüzdeki aylarda iyi yağışlar olsa bile verimde bir düşüş olacağı bildiriliyor. Kentlerde durum tehlikeli. Prof. Dr. Orhan Şen; “Türkiye’de kuraklık etkisini artırarak devam ediyor. Bir an önce bazı tasarruf tedbirleri alınmalı. Gerekirse bazı büyük şehirlerde su kesintisi yapılmalı. Özellikle İstanbul yazın büyük su sıkıntısı çekebilir. İstanbul’a günde 2,5 milyon metreküp su veriliyor. Hazırda 300 milyon metreküp su kalmış” dedi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, ise “Biz büyük bir şehri mutlaka tek kaynaktan beslemiyoruz. Alternatifleri var. Bizim A, B, C planlarımız var. Alınacak tedbirleri alıyoruz. (…) vatandaşta endişe var. Onlar düşünmeyecek, bunu biz düşünmeye mecburuz. (…) Biz entegre su yönetimi anlayışıyla, Düzce’den başlayarak Bulgaristan sınırına kadar, bölgedeki şehirlerin su meselesi ile ilgili entegre su yönetim planlaması yaptık. Bir şehirde su sıkıntısı olursa, başka bir şehirden beslemek için projelerimiz hazır” demiş. Öncelikle ülke sorunlarıyla sadece üst düzey politikacıların ve bilim insanlarının ilgilenmesi gerektiği konusunda sayın bakanın görüşüne katılmıyorum. Mümkün olsa bütün vatandaşlarımız, bütün beyin güçleriyle sorunlar üzerinde düşünseler çok iyi olur. Demokrasi de bunu gerektirir. Bu bağlamda, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın A, B ve C planlarının ne olduğunu herkesin öğrenmesi ‘bir vatandaşlık hakkıdır’ diye düşünüyorum. Anladığım kadarıyla, su kesintisi gibi önlemlerin seçimlerin söz konusu olduğu bu dönemde konuşulması istenilmiyor. İyi de, yağışların yeterli olmama olasılığının hayli yüksek olduğu şu durumda bu önlemleri şimdiden almaz isek, yaz ortasında almamızın bir yararı olmaz. Çare olarak gösterilen, İstanbul’un suyunu çok uzaklardan getirmenin de bir bedeli var. En azından o bölgelerdeki kentliler ve çiftçiler veya doğa zarar görmeyecek mi? Şimdiden, İstanbul ve problemli diğer kentlerde hanelerin belli bir düzeye kadar su tüketim ödemelerini bedava veya çok düşük bir düzeyde tutup (beş lira gibi), saptanacak düzeyin ötesindeki su tüketimlerinde, tüketimin tümünü oldukça yüksek bir bedelle fiyatlandırmak düşünülebilir. Bu, oldukça büyük bir çoğunluğun suyu tasarruflu kullanmalarına yol açar. Dikili’de bu başarıyla denenmişti.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ise; kuraklıkla ilgili endişeleri olduğunu dile getirerek, “Meteorolojik kuraklık var. Bir de tarımsal kuraklık var. Bizi ilgilendiren tarımsal kuraklık. Şu an itibarıyla sadece endişe ediyoruz. Önümüzdeki haftalarda yağış olur inşallah. O zaman biz tarımsal olarak bundan etkilenmeyiz. Birtakım araştırmalar yapılıyor. İnşallah gerek kalmaz. Dua edelim, yağmur ve rahmet eksilmesin. Bereketiyle gelsin ama endişe ediyoruz. Şu anda tarımsal kuraklıkla ilgili bunu söyleyebilirim. Yağmur gelirse büyük ölçüde rahatlarız” demiş. Sayın Tarım Bakanımızın sözlerinden de ‘bekle gör’ politikası, hatta işi biraz da Allaha havale etme seziyoruz. Hâlbuki durum ciddi ise, şimdiden Toprak Mahsulleri Ofisinin buğday ithalini planlaması gerekir. Zarar görecek küçük ve orta büyüklükteki çiftçilerin desteklenmesi için de planlar yapılabilir.

Artık görülmesi gereken bir gerçek de; ciddi bir küresel iklim değişikliği ile karşı karşıya olduğumuzdur. Artık fosil yakıt kullanan termik elektrik santrallerinden vazgeçmeliyiz. Kuraklığa en iyi uyum gösteren yerel tohumlar desteklenmelidir. Agro-ekolojik bir tarım sistemi geliştirilmelidir. Konya ovasını ele alalım. Burada, çok su tüketen mısır, şeker pancarı gibi ürünlerden vazgeçilmelidir. Ancak yapılmaya çalışılan; başka havzalardan Konya havzasına su taşınması oluyor. Diğer bir önlem de; su veya yağmur hasadıdır. Su Hasadı Yöntemi; yağmur sularının ve yüzey akışa geçen suların toplanıp biriktirilmesi, bitkisel ve hayvansal üretim için gerekli olan suyun temini ile evsel tüketim için gerekli suyun sağlanması olarak tanımlanmaktadır. Herkesin bildiği; zeytin ağaçlarının önüne taş duvarlarla setler yapımı da bir yağmur hasadıdır. Bu yöntemin pek çok uygulama biçimleri var.

Tayfun Özkaya – www.yurtgazetesi.com.tr

HDP ırkçı saldırıları kınadı

HDP Eşbaşkanları Sebahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkçü, Ankara’da basın toplantısı düzenleyerek dün yaşanan ırkçı saldırılara tepki gösterdi. HDP Şişli ilçe örgütü de bir basın açıklaması yayınlayarak “Şişli’deki ırkçı saldırıya inat ‘Hepimiz Ermeniyiz’ demeye devam edeceğiz” dedi.

hdpden-fasist-saldirilara-karsi-sert-aciklama-1

İzmir’in Urla ve Karşıyaka ilçelerinde HDP seçim bürosuna saldırılmış; dün de Hocalı katliamı eylemi sırasında İstanbul’da  Şişli ve Kadıköy ilçelerinde Ermenilere karşı ırkçı sloganlar atılmıştı.

Kürkçü: İzmir ve Urla Emniyet Müdürlerine suç duyurusunda bulunacağız

Ertuğrul Kürkçü,Urla’daki saldırılarla ilgili hiçbir gözaltı işlemi ya da soruşturma yapılmamış  olmasına dikkat çekti. Urla’da yaşanan saldırıyı gerçekleştirenlerin “kurt işareti” yaptıklarını ve aynı zamanda “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını attıklarını belirten Kürkçü, “Bunları şu an için hiçbir partiye zimmetlemiyoruz ancak hiçbir partinin de bu olan bitenleri kınamadığını, görüş bile beyan etmediğinin altını çizmek istiyoruz” dedi.

“HDP İzmir İl Başkanı Cavit Uğur, İzmir Emniyeti’nde Güvenlik Şube Müdürü Yusuf Bey ile yaptığı görüşmede açılışa dair her türlü güvenlik önlemlerinin alındığı bildirilmesine rağmen bu saldırı gerçekleşti. Bu nedenle de İzmir İl Emniyet Müdürü ve Urla İlçe Emniyet Müdürü hakkında suç duyurusunda bulanacağız.”Kürkçü, polisin saldırganlara hiçbir şey yapmadığını, seçim bürosu açılışı için gelen partililerine “Buradan gidin” dediğini söyledi, “Biz hiçbir yerden gitmiyoruz, kimse bizim söz hakkımızı, ifade özgürlüğümüzü elimizden alamayacak” diye konuştu.

AKP’yi uyaran Kürkçü, “Böyle başlarsa böyle gider, madem böyle başaltınız böyle gitmemesi için tedbirinizi alın. Bizim özgürlüğümüzü tehdit altına alanlara karşı, sırt sıvazlayan, onlarla ortaklık içersinde görünen herhangi bir hükümeti bizim makbul addetmemiz mümkün değildir” dedi.

Tuncel: önemli olan MİT’i değil çözüm sürecini güvence altına almak

HDP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ise saldırıların bütün demokrasi güçlerine verilmiş bir mesaj olduğunu ifade etti, MİT Yasa Tasarısı’nı ve demokrasi paketlerini eleştirdi, “Önemli olan MİT’i güvence altına almak değil, demokrasiyi ve çözüm sürecini güvence altına almaktır” diye konuştu.

530ae41f6c050916605a9cbc

HDP Şişli ilçe örgütü: nefretle büyümüş gencecik insanlar görüyoruz

HDP Şişli ilçe örgütü de saldırı ve ırkçı sloganlarla ilgili bir basın açıklaması yayınladı.

Türkiye kamuoyunu ardı ardına gelen saldırılara karşı tavrını ortaya koymaya çağıran HDP ilçe örgütü, “Çok değil, daha geçtiğimiz günlerde polislerin 19 Ocak’ta beyaz bere giydiği bir ortamda; geçtiğimiz yıl İdris Naim Şahin’in nefret söylemleri içeren pankartların önünde İçişleri Bakanı sıfatıyla yaptığı ırkçı konuşmaların gölgesinde ‘Yaşasın Ogün Samastlar Kahrolsun Hrant Dinkler’ yazılı pankart taşıyan, nefretle büyümüş, gencecik insanlar görüyoruz. ” açıklamasını yaptı.

“Bir bebekten katil yaratan zihniyetin karanlığı, medyada da kendine yer buldu. ‘Halk HDP’lilere tepki gösterdi’ veya ‘Urla’da HDP gerginliği’ gibi naif ifadelerin arkasındaki görüntülerde taş ve kalaslarla yasal bir partinin camları kırılıyor, insanların üzerine taş ve sopalarla saldırılıyordu.”

Hocalı dahil tüm katliamlara karşıyız, ırkçı saldırıyı kınıyoruz

“HDP Şişli İlçe Örgütü olarak, Hocalı dahil tüm katliamlara karşı olduğumuzu belirtirken, Ermeni halkına yapılan bu ırkçı saldırıyı kınıyor ve nefret söylemlerine inat Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Sevag’ız, Hepimiz Ermeni’yiz demeye devam edeceğimizi bildiriyoruz.
Yaşadığımız coğrafyanın çoğulluğundan ve renkliliğinden güç alarak halkların eşit olarak yaşadığı bir Türkiye, insanların sokaklarında özgürce yürüyebildiği bir Şişli için ırkçılığa karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.

Yaşasın Halkların Eşitliği / Կեցցե՛ ժողովուրդների հավասարություն / Bijî Wekheviya Gelan”

(Yeşil Gazete)

83 yaşında, ağaç evinden memnun

Elazığ’da yaşayan 86 yaşındaki Nusret Gürz, apartmanının bahçesinde bulunan yaklaşık 10 metre yüksekliğindeki dut ağacına 3 yıl önce tahtadan bir ev yaptı. 28 basamaklı merdivenle çıkılan beş metrekarelik evi Gürz,”serin ortamda dinlenebilmek ve kitap okumak” için yaptığını söylüyor.

fft81_mf2012896

Elazığ’ın Kültür Mahallesi’nde çocuklarının da ikamet ettiği 3 katlı apartmanın bir dairesinde eşi Cemile ile yaşayan Nusret Gürz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşlandıktan sonra camiye gittiği vakitler dışında evden çıkmadığını ve gününü evinde eşinin yanında geçirdiğini söyledi.

Sıcak bir yaz gününde bahçede dinlenirken dut ağacının büyüklüğünün dikkatini çektiğini ve ağacın dalları arasında daha serin ortamda dinlenmek ve kitap okumak için bir ev yapabileceğini düşündüğünü anlatan Gürz, bu düşüncesini eşi ve çocuklarıyla paylaştığını ancak çocuklarının ağacın üzerine ev yapmanın tehlikeli olabileceği ve mahalle sakinlerince eleştirilecekleri gerekçesiyle buna karşı çıktıklarını dile getirdi.

“Mahalleli eve çay içmeye geliyor”

Dut ağacının üstüne ahşap ev yaptı

Bunun üzerine evi tek başına yapmaya karar verdiğini belirten Gürz, “Yapalı 3 sene oluyor. Malzemeyi tek başıma taşıdım. Ağaca makara kurdum. Eşime ‘şunu bağla, bunu bağla’ dedim, yukarı öyle çektim. Evi 3-4 günde yaptım ama ufak tefek işlerini zamanla tamamladım” diye konuştu.

Çocuklarının dut ağacındaki evin varlığından hala hoşnut olmadıklarını, bu yüzden aralarının açıldığını kaydeden Gürz, mahalle sakinlerinin ise dut ağacının tepesine yaptığı evden dolayı kendisini tebrik ettiğini hatta tahtadan evine çay içmeye bile geldiklerini dile getirdi.

Gücün kaynağı sağlıklı yaşam ve bisiklet

Yaklaşık 10 metre yüksekliğindeki dut ağacının üzerine tahtadan yaptığı, 5 metrekare genişliğindeki evine 28 basamaktan oluşan merdivenle çıktığını belirten Gürz, hava sıcaklarının arttığı dönemde zamanını ağacın üstündeki bu evinde geçirdiğini, hatta geceleri de bu evde kaldığını ifade ederek, “Gidecek başka yerim olmadığı için yukarı çıkar istirahat ederim, Kur’an-ı Kerim ve kitap okurum” dedi.
Yaşlılığına rağmen dut ağacı üzerine böyle bir ev yaptığı için, evi görenlerin kendisini takdir ettiğini anlatan Nusret Gürz, yaşıtlarına göre daha dinç ve sağlıklı olmasını, yıllardır bisiklet kullanmasına ve sağlıklı beslenmesine borçlu olduğunu söyledi.

(AA)

Elleri cebinde yürüyen, durakta fazla bekleyen dikkat! MOBESE takipte

Gözleyen MOBESE’ler “akıllanıyor”, artık eli cebinde gezen, uzun süre bir yerde duran kişileri tespit edecek; kalabalık artarsa alarm verecek.

mobese-ankara

Vatan gazetesinden Mehmet Ali Demir’in haberine göre, TÜBİTAK Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerine Destek Grubu’nda (KAMAG) şu günlerde Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bir projesi için yoğun bir çalışma yürütülüyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü, TÜBİTAK’ın yönetiminde özel kuruluş ve üniversitelerin de katılacağı MOBESE sistemlerinde kullanılacak akıllı destek yazılım programı üretilmesi için başvuruda bulundu. Proje amacı ise, “Kent Güvenlik Yönetim Sistemlerinden elde edilen görüntülerde gerçekleşen olayların daha verimli çözülebilmesi amacıyla operatörlere destek olacak video analizinin yapılması” olarak açıklandı.  Emniyet Genel Müdürlüğü, üretilen projelerin ilk etapta belirlenen 12 ildeki MOBESE sistemine entegrasyonunun sağlanmasını şart koştu. Ağrı, Ankara , Artvin, Bingöl, Giresun, Isparta, İstanbul , İzmir , Tekirdağ, Şanlıurfa, Yalova ve Batman’da bulunan farklı kamera sistemlerinin projeyle uyumlulukları test ediliyor.

Eşkale göre ayırt edecek 
Yeni destek yazılım projesi ile MOBESE’ler verilen eşkale göre kişileri ayırt edebilecek. Tanımlanmış kişisel özelliklere göre kıyafet, saç rengi, cinsiyet gibi özellikler ayırt edilebilecek. Kişilerin hareket analizlerini yaparak bu kişileri takip edecek. Büyük ölçekli veri analizi yapması öngörülen sistem içinde bir kişinin “boş boş gezinmesi” tespit edilerek bu kişi takibe alınacak. Tek bir kameranın görüş alanında belli bir süre boyunca periyodik olarak aynı güzergahtan geçen insan veya aracın belirlenerek alarm vermesi hedefleniyor.

Duraklayan aracı algılayacak 
MOBESE izleme merkezlerinde görev yapan memurlar geliştirilecek yazılım ile trafikte şüpheli araçları da tespit edebilecek. Kameralardan elde edilen görüntüler sistem sayesinde trafik yoğunluğu analizini ve araç sayımı yapılabilecek. Belirtilen bir araç bu sistem sayesinde bulunabilecek. Trafik içindeki araması yapılabilecek. Hareket halindeyken belirli bir sürenin dışında duraklayan araç algılanacak.

Kameraya karşı sabotajı da algılayacak 
Proje ile MOBESE merkezlerindeki kameralara izlediği bölgedeki durağan cisimler de tanımlanacak. Bu nesnelerin haricinde bulunan nesneler tespit edilip uyarı verilecek. Şüpheli paketlerin tespitinde bu sistemden yararlanılacak. Ayrıca cisimlerin her zamanki yerinde olmaması halinde de sistem bu eksikliği algılayabilecek. Kamera sistemlerinde normal dışı analiz modülü de yer alacak. Bu özellik kameralara karşı sabotajları algılayacak. Normalin haricinde görüntü akışında sistem alarm verecek.

Kalabalık artarsa alarm
Kameralar ayrıca tek bir kameranın görüş alanında belirli bir alanda toplanan insan sayısının artması halinde alarm verecek. Sisteme sahipsiz duran cisimler yüklenerek alarm vermesi sağlanacak. Kalabalığın hareket analizi yapabilecek. Panik ve izdihamda sistem alarm verecek.

 

“İki dil, Bir Ah” konseri Ankara’da

hqdefaultÇankaya Belediyesi’nce düzenlenen “İki dil, bir ah” konseri 4 Mart Salı günü Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek.

Nida Ateş ve Suren Asaduryan’ın sahne alacağı konser saat 20.00’de başlayacak.

Selanikli Yahudiler Almanya’ya dava açıyor

Selanik’teki Yahudi cemaati, Nazi iktidarı sırasındaki Yunanistan kuşatmasında Almanya’ya ödedikleri fidyeyi geri almak için Avrupa İnsan Hakları Mahlemesi’nde dava açıyor.

Yaklaşık 20 senedir Yunanistan iç hukukunda devam eden davadan sonuç çıkmamış; Yargıtay, uluslararası anlaşmalar gereği Almanya’nın cezai yaptırımdan muaf olduğu kararına varmıştı.

Almanya, 9 bin insan karşılığında 69 milyon dolar fidye aldı 

1942 yılında Yunanistan’ın kontrol altına alan Nazi Almanya’sı 18-45 yaşları arasındaki 9 bin Selanikli erkeği zorla çalıştırmış, Almanya hükümeti erkeklerin serbest bırakılması karşılığında iki buçuk milyon drahoma istemişti.

Cemaat adında dava başvurusunu yapan David Saltiel, “insanlar ölmek üzerelerdi, hastalardı, yemek vermeden çalıştırılıyorlardı. Bu yüzden cemaat onları kurtarmak için parayı toplayıp verdi” diyor.

Toplamda 1,9 milyar Drahoma, yani 69 milyon dolar Almanya’ya verilmiş; buna rağmen Selanikli Yahudiler ölüm kampına göderilmişti. Şehirdeki 55 binlik Yahudi nüfusunun 49 bini kamplara götürüldü. Kampta 2 bin kişiden azı hayatta kalmayı başardı.

(Yeşil Gazete)

Agos’a ırkçı tepki!

530ae41f6c050916605a9cbcHocalı katliamını protesto amacıyla İstanbul Şişli’de toplanan yüzlerce kişi Taksim’e yürümek istedi. Kendilerine “Alparslan Türkeş’in askerleri” adını veren bir grup Agos Gazetesi’nin önüne gelindiğinde “yaşasın Ogün Samastlar Kahrolsun Hrant Dinkler” pankartı açtı.

 26 Aralık 1992’de meydana gelen Hocalı Katliamı’nı protesto amacıyla Taksim Meydanı’na yürümek isteyen grup kendilerine izin verilmeyince, Agos Gazetesi’nin önünde protesto gösterisi düzenledi. Kendilerine “Alparslan Türkeş’in askerleri” adını veren bir grup Hrant Dink’in katili Ogün Samast için ” yaşasın Ogün Samastlar kahrolsun Hrant Dinkler” yazılı pankart açtı. Daha sonra pankartı Agos Gazetesi’nin önüne asan grup dağıldı.