Ana Sayfa Blog Sayfa 4011

Kara kekik, susuz börülce, yerli sivri biber bir tık uzakta

Kent bahçeciliği yapıyorsunuz ve atalık tohuma nasıl ulaşacağınızı mı düşünüyorsunuz? ‘tohumtakas.org‘ internet veri tabanı derdinize derman olmaya geldi.

10149948_10152022631517285_827044738_n

Bayramiç’in sarı buğdayı ve Amasya elması sofrada. Anadolu’nun dayanıklı atalık tohumlarından sadece ikisini gördüğümüz bu sofranın başında, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tohum takası internet sitesi projesinden bahsediyor.

Buğday  Derneği’nin kurulmasının nedenlerinden biri olan  gıda güvenliği ve biyoçeşitliliği sağlamak için yaptığı çalışmalarının önemli bir kalemi olan tohum takası projesi, artık kentte bahçesinde, saksıda yerel tohum üretimi yapmak isteyenler için de tohumlar kolay bulunur olsun diye internete taşındı.

Sandıklardan toprağa

Site bugün itibariyle açılmış olsa da proje yeni değil; derneğin nin 2007 yılından beri devam ettirdiği tohum takas ağı, sandıklarda bekleyen, kaybolmaya yüz tutmuş atalık tohumların gün yüzüne çıkıp toprakla buluşturulmasına destek oldu. Çiftçilerin ve küçük üreticilerin üretimiyle devamlılığı sağlanan bu atalık tohumlara ulaşım artık yeni aşamayla daha kolay olacak.

 

20140327_115658
Mehmet Gürmen

Adım Adım’ oluşumu bağışçılarının desteğiyle hazırlanan tohum takası veritabanını, Tohum Takası Ağı proje koordinatörü Mehmet Gürmen şöyle anlatıyor:
“Monokültür tarım ve kırsal nüfusun azalması bizi bu bu projeyi yapmaya itti. Anadolu’daki kadim takas kültürünü devam ettirerek bir sonraki aşama olan gıda bağımsızlığına, tohumun tekelden çıkıp köylünün elinde çoğalması ve tüketicinin de bu yöne evrilmesine aracı olmaya çalışıyoruz. ”

Tarımda atalık tohumun oranı %1 ile %3 arasında

Bu çabanın altını çizmek gerkeiyor; çünkü Türkiye’de atalık tohumun, yani köylünün elinde dolaşan, binlerce yıldır özünü koruyan yerel tohumun tarımda oranı %1 ile 3 arasında değişiyor. Aslında bu oran tarım sisteminin son yılarda nereden nereye evrildiğini de gösteriyor: gıda bağımsızlığı, besleyici değerler ve damak tadı yerine daha çok ve daha hızlı üretim.

Badirelerin karşısında dimdik!

“Atalık tohumdan üretilen domatesin içindeki magnezyum hibrit domatesteki magnezyumdan dokuz kat daha fazla” diyor Gürmen. “Ayrıca yerel tohum binlerce yıldır atlattığı badirelerle karşımızda. Kuraklı ve selden kurtulmuş, bu yüzden de kuraklığa karşı nasıl dayanacağını biliyor. Laboratuarda üretilen tohumlarda bu yeti yok, üretildikten sonra bir yaşında ölüyor zaten.” diyor.

Tekele girmemiş tohumun hakkını savunmak

Tarım Bakanlığı yerli tohumu desteklediklerini açıklıyor fakat Gürmen’in söylediğine göre bundan kastedilen şirket tohumları. “Biz de tekele girmemiş, köylünün elinde olan tohumların yaygınlaştırılması ve takasla üreticiye ulaşması gerektiğini savunuyoruz.”

“Tohumun hayatına eksik bilgiyle devam etmesin

Buğday ekibinden Oya Ayman tohumun dolaşıma girmesi ve hafızasının korunması hakkında şöyle diyor: “Türkiye’de Ankara’da tohumlar için gen bankası var. Ana tohumu saklamak için bu yeterli değil. O tohum 100 yıl bir kabın içinde kalıyor. İklim değişiklieri, hastalıklar tohumun hafızasına kaydedilmiyor. Bu yüzden kabından çıktığından eksik bilgiyle hayata devam ediyor. Bizim istediğimiz tohumun hafızasının sağlanması. “

Ekran Resmi 2014-03-27 15.43.56.png

Şimdilik 20 tohum sitede

Türkiye’de bir ilk olan internet sitesi sayesinde, gıda bağımsızlığını güvence altına alan işbu bu atalık tohumlara ulaşmanız daha kolay. “Elimde tohum yok” diyenler varsa hatırlatalım, önemli olan şimdi elinizde tohum olması değil, takas ağına girerseniz elinizdeki tohumları takasa sokacağınızı taahhüt etmeniz. Yani pembe domatesi üretip sonra ilk tohumunu sitede kullanıma sokabilirsiniz.

Tohum takası sitesinde şimdilik 20 tür tohum var. Susuz börülce, Girit kabağı, patlak mısır, karışık karpuz ve lila patlıcan tohumlardan sadece birkaçı. Şu anda sadece tohumların alınabildiği siteden Haziran’dan sonra tohum takası da başlayacak.

Kıpkırmızı isot biberi görüp saksısına ya da bahçesine ekmek isteyenler, fakat daha önce ekip biçmemiş olanlar için sitenin önemeli bir hizmeti de var; “makaleler” kısmında ekimin nasıl yapılacağını öğrenebilirsiniz. Ayrıca sitede atalık tohumlarla ilgili çiçek açma tarihi, bilinen hastalıklar, toprak ekim koşulları, şeceresi gibi her tür bilgi notu da yer alacak.

Siteyi kullanabilmek için yapılması gerek tek şeyse üye olmak.

ayrıntılı bilgi için siteyi ziyaret edebilirsiniz.

(Gözde Kazaz/Yeşil Gazete)

Boğaziçi Köprüsü’nde şüpheli paket boş çıktı

Boğaziçi köprüsü çıkışı Edirne istikametinde bariyerlerin altına bırakılan şüpheli paket nedeniyle polis alarma geçti. Olay yerine gelen bomba uzmanı polisler çalışma başlatırken köprü çift yönlü trafiğe kapatıldı.

Saat 13:05 sularında şüpheli paket üzerine kapatılan köprü yaklaşık 10 dakikalık bir müdahalenin ardından tekrar ulaşıma açıldı. Bomba imha uzmanlarının müdahale ettiği paket boş çıktı.

Trafik Kontrol Merkezi yetkilileri buna rağmen köprü trafiğinin bu nedenle saat 20:00′ye kadar yoğun olabileceğini bildirdi.

(Hürriyet)

Şarkıyı tehdit sayan zihniyet iş başında

Mersin’in Tarsus ilçesinde Karageçit Vadisi’nden geçen Gökharman Irmağı üzerine yapılması planlanan hidroelektrik santraline (HES) karşı çıkan çevreci öğretmen Ahmet Öztürk’ün seslendirdiği ‘HES yapma boşuna, yıkacağız başına‘ şarkısının sözleri tehdit kabul edilerek, hakkında 13,5 yıl hapis istemiyle dava açıldı. Dün ilk duruşması gerçekleşen dava mahkeme tarafından tanıkların dinlenmesi gerekçesiyle ileri bir tarihe ertelendi.

ahmet-ozturk

Şarkılar tehdit ve hakaret içeriyormuş

Tarsus merkeze bağlı Boğazpınar Köyü’nde geçen yıl ağustos ayında HES temalı iki gün süren Karasu Kültür ve Sanat Festivali düzenlendi. Festival kapsamında toplanan köylüler, çadır kurarak kurulmak istenen HES projesini protesto etti. Bunun üzerine Çamlıyayla Enerji Elektrik Üretim A.Ş., HES karşıtı köylülerin eylemi nedeniyle cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda ‘HES yapma boşuna, yıkacağız başına’ şarkısı ve ‘Köylüler kardeş, HES’çiler kalleş’ sloganının tehdit ve hakaret içerdiği iddia edildi.

DHA‘nın haberine göre,  Boğazpınar HES Karşıtı Platform Sözcüsü Ahmet Öztürk, Muhtar Tevfik Sarı ve köylülerden Hakan Mert kardeşi Alper Mert ile Birkan Çiftçi hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturma Ahmet Öztürk hakkında ‘Tehdit ve hakaret’ suçlarından 13,5 yıl hapis istemi ile Tarsus 1’nci Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava açılırken, diğerleri için kovuşturmaya gerek olmadığına dair karar verildi.

‘3 dakikalık çocuk şarkısına bile tahamülleri yok’

Dün gerçekleşen ilk duruşma öncesinde Tarsus Adliyesi önünde toplanan köylüler, bazı siyasi parti ve sendika temsilcilerinin verdiği destekle müzikli basın açıklaması yaparak dava protesto edildi. Basın açıklaması öncesinde, Türkiye ‘nin dört bir yanında üyesi bulunan Grup Praksis müzik aletleri ile Boğazpınar Köyü’nde besteledikleri ve içinde davaya konu olan sözlerin geçtiği şarkıyı katılımcılar ile birlikte söylediler. Praksis adına konuşan solist Serdar Türkmen, açılan davayı eleştirerek şunları söyledi:
“Bu çocuklar hızlıca büyüyecek. Bu çocuklar başlarının belası olacaklar. Onun için 3 dakikalık bir çocuk şarkısına bile tahammülleri yok. Küçücük bir ıslıkla çalınan ezgiye dahi tahammülleri yok.”

Köylüler basın açıklamasının ardından müzik grubu eşliğinde ‘HES yapma boşuna,yıkacağız başına’ adlı parçayı seslendirdi. Yapılan ilk duruşmada ifadesi alınan, özürlü öğretmeni Ahmet Öztürk, söz konusu eylemin demokratik bir hak olarak HES projesine karşı yapıldığını dile getirerek suçsuz olduğunu savunup beraatını istedi. Mahkeme tanıkların dinlenmesi ve eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi. Söz konusu yapımcı şirketin HES karşıtı köylülerin aleyhinde daha önce yaptığı iki ayrı suç duyurusunun takipsizlikle sonuçlandığı öğrenildi.

 (DHA/Yeşil Gazete)

Roja teyatro pîroz be

Günay Afrikalı sanatçı oyun yazarı, tasarımcı, yönetmen Brett Bailey’nin kaleme aldığı 27 Mart Dünya Tiyatro Günü bildirisini Kürt Tiyatrosu adına çevirmen, oyuncu, seslendirme sanatçısı Hilmi Demirer çevirdi ve okudu.

Metin şöyle:

Daxuyannameya 27’ê Adar’a 2014’an, Roja Şanoyê ya Cîhanê

a Birêz BRETT BAILEY;

Ruhê pêşaniyê ku ne mimkune bi ser de girtin, di her civînên mirovan de diyar dibe.

Li bin darên gundikan, li şanoyên ku bi xwedî teknîkên pêşketî yên metropolên tomerî; li salonên dibistanan û li zevîyan û li perestgehan; li taxên derveyî bajêr, li meyandanê bajaran, li navendê civînan û li qatên jêrzemîn li herêmên xizan de tevlîhevîya nifşên mirovan, curbicurîya wan, hebûna bi xwîn û can bi xeydoktîya wan, bi henasên xwe, ji bo dengê dembihêrkan, afirandina bi emrekî kin di alema şanoya xwe de nêzî hêv dibin.

Armanca civîna me girîn û bi bîr anîn e; kenîn û ketina fikir û ramanan e; hîn bûn û pesend kirin û nîgaşkirin e. Şaşwazî bûna li hunerên teknîkî, niwandina îlahan e, bedewî û dilovanî û li hember me ya hêza afirandina cinawiran, ji heyranîyê bi hev re lê bêhn çikandinbûn e. Em li wan deran ji bo zêdekirina enerjîya xwe û ji bo hê hêzdartirbûnê dicivin. Xwedî derketina çandên me yên cuda cuda û ji ber ji holê rakirina tixûbên di navbera me de.

Ruhê pêşanîyê ku ne gengaz e bi ser de girtin, di her civînen mirovan de diyar dibe. Ku çavkanîya wan ji taybeymendîyên hevpar tên, maskeyan bi xwe ve dikin ji kevneşopên me yên cihêreng û dikevin dilqan. Ziman û ahengên me, dikeve bin xizmeta livên destan, di nav civata me de valayîyeke hevbeş diafirîne.

Û em jî, bi vê ruhê qedîm ve hunermendên ku hevkarîyê dikin, wêna li dilên me, li ramanên me û li bedenên me, em bi bêgavî pejirandina dehandinê de pê dihisin. Bi vî awayî em hêmû derfetên û bi nehênên têr ronî ve, yên rastîn dîyar dikin.

Werin binerin ku, di vê serdemê de bi milyonan mirov ji bo hewldana jiyana mayînê, pergalên zordest û di lepê hovîtîya kapîtalîzmê de êşan dikşîn in, ji lihevxistin û tehdeyê ji hev direvin; hêzê veşarî dest diavêjin ser jiyana mirovan û gotinên me bi rêya hikumetên bêrûmet ve mehremîyet tên sansûrkirin; daristanan tên xelaskirin, celebên zîruhan kêm dibin, okyanûsan tên jehrdan; Edî çi maye ji bo bêgavîya aşkere kirinê?

Di vê dinê de hêzan ne wekhev in. Pergalên serdestî yên cuda yek netewe ye, tek nijad, tek babet, yek tercîha cinsîyetê, tek ol, tek bîrdozî yê, yek derdoreke çandî ku daxwaza hewla serdestî, ya li ser yên din ve, me hemûyan bi zorê didin pê bawerkirin. Li dinyayeke welê de, di navbera huneran û civakê rojevan de, ji bo hewldana bêpêwendîyê serhişkî dikin; bi rastî, ma ev ne hêjayî awayeke parastina tevgerînê ye?

Em ku hunermendên arenayan û şanogehan, gelo tevgera me li gor berjewendîya sparîşên pîyasayê ne ? Hekana bi hêza ku di destê wan de bi awayeke qewîn li dilê civakê û di serê wan de vekirina cihekî pak, em li derdora xwe mirovan kom dikin, îlham û efsûn didin wan, û agahdar dikin. Axirê, gelo em dikarin hêvîyekê û cîhaneke hevkarî bi safê dile xwe biafirîn in ?

Kaydın görüntüsünü aşağıda izleyebilirsiniz:

Brett Bailey’in kaleme aldığı metnin Refik Erduran‘ın çevirisiyle hazırlanan Türkçe metni ise şöyle:

Bastırılması olanaksız Gösteri Ruhu insanların toplandığı her yerde açığa çıkar.
Ufacık köylerin ağaçları altında, küresel metropollerin yüksek teknik donanımlı sahnelerinde; okul salonlarında ve tarlalarda ve tapınaklarda; kenar mahallelerde, kent meydanlarında, toplantı merkezlerinde ve yoksul bölgelerin bodrum katlarında insanlar türümüzün karmaşıklığını, çeşitliliğini, kırılganlığını kanlı canlı varlıklarıyla, nefesleriyle, sesleriyle dile getirerek sohbet etmek için yarattığımız kısacık ömürlü tiyatro dünyalarında birbirlerine sokulurlar.

Toplanmamızın hedefi ağlamak ve anımsamaktır; gülmek ve düşüncelere dalmaktır; öğrenmek ve onaylamak ve hayal etmektir. Teknik hünerlere şaşıp kalmak, tanrıları canlandırmaktır. Güzellik ve şefkat ve canavarlık yaratma gücümüz karşısında hayranlıktan hep birlikte soluksuz kalmaktır. Oralarda enerjimizi artırmak ve daha da güçlenmek için toplanırız. Değişik kültürlerimizin zenginliğini kutlamak, bizi bölen sınır çizgilerini eritmek için.

Bastırılması olanaksız Gösteri Ruhu insanların toplandığı her yerde açığa çıkar. Ortak özelliklerden kaynaklanır, değişik geleneklerimizin maskelerini takınır, kılıklarına bürünür. Dillerimizi ve ahenklerimizi ve el hareketlerimizi hizmetine alır, topluluğumuzun ortasında bir ortak boşluk yaratır.
Ve bizler, o kadim ruhla işbirliği yapan sanatçılar, onu kalplerimize, düşüncelerimize ve gövdelerimize sindirerek benimsemek zorunda kaldığımızı hissederiz. Öylece gerçeklerimizi bütün olağanlıkları ve pırıl pırıl gizemleriyle açığa vurmuş oluruz.
Gelin görün ki şu çağda milyonlarca insan hayatta kalmak için çabalamakta, baskıcı düzenlerin ve yırtıcı kapitalizmin pençesinde acı çekmekte, çatışmalar ve cefalardan kaçışmakta; özel yaşantımıza gizli servisler burunlarını sokmakta ve sözlerimiz mahremliğe saygısız hükümetlerce sansürlenmekte; ormanlar bitirilmekte, canlı türleri yok edilmekte, okyanuslar zehirlenmekte; açığa vurmak zorunda kalacağımız ne var ki?
Bu dünyada güçler eşit değil. Değişik egemenlik düzenleri tek ulusun, tek ırkın, tek cinsin, tek cinsel tercihin, tek dinin, tek ideolojinin, tek kültürel çerçevenin ötekilere üstün olduğuna hepimizi inandırma çabasında. Böyle bir dünyada sanatlarla toplum gündemleri arasındaki bağların koparılması için direnmek gerçekten savunulabilir bir tutum mudur?
Bizler, arenaların ve sahnelerin sanatçıları, piyasanın kendi işine gelen siparişlerine uymakta mıyız? Yoksa elimizdeki gücü sağlamca kavrayarak toplumun kalbinde ve kafasında temiz bir yer açıyor, insanları çevremizde topluyor, onları esinliyor, büyülüyor, bilgilendiriyor, öylece bir umut ve açık yürekli işbirliği dünyası yaratıyor muyuz?

(Yeşil Gazete)

27 Mart 2014

Ukrayna’da Sağ Sektör’ün başı öldürüldü

Kiev’de eylemlerdeki şiddet olaylarında başı çeken radikal Sağ Sektör grubunun liderlerinden Muziçko polis baskınında öldü. Ukrayna’daki siyasi kriz döneminde eylemleriyle sık sık gündeme gelen Muziçko, elinde Kalaşnikof tüfeğiyle devlet kurumlarında çalışan yetkilileri tehdit ettiği görüntüleriyle dikkat çekmişti. Muziçko, holiganizm ve kanunların uygulanmasına engel olmak gibi suçlar nedeniyle 12 Mart’tan bu yana arananlar listesindeydi.

Çin’de depremi araştıran aktivist 5 yıl sonra serbest

Çin’de 2008 yılında gerçekleşen depremde binlerce çocuğun ölümüne sebep olan okul yapılarını araştıran aktivist Tan Zuaren, 5 yıllık hapisten sonra salıverildi. Zuaren, 80 bin kişinin ölümüne neden olan 8 şiddetindeki depremde yapıların sorumluluğunu araştırdığı için 59. No’lu ‘devleti yıkmaya teşebbüs suçundan’ ceza almıştı.

Suarez’e görkemli veda töreni

İspanya’da “demokrasi sürecinin mimarı” olarak görülen Adolfo Suarez için görkemli bir devlet töreni düzenlendi. İspanya’da diktatör Franco dönemi sonrasında demokrasiye geçiş sürecinin ilk başbakanı olan Suarez’in naaşını mecliste 30 binden fazla kişi ziyaret etti.

Kopenhag’ta dört aslan daha uyutuldu

Başkent Kopenhag’ın Frederiksberg semtindeki hayvanat bahçesi, ikisi 9 aylık 4 aslanın, yeni bir erkek aslanın aileye katılacak olması nedeniyle uyutulduğunu duyurdu.Yapılan açıklamada, 16 yaşındaki yetişkin erkek aslan ile 14 yaşındaki dişi aslanın yaşlandıkları için, yavruların ise hayvanat bahçesinin yeni sakini 3 yaşındaki erkek aslan tarafından öldürülme riski nedeniyle önceki gün yaşamlarına son verildiği kaydedildi.Kopenhag Hayvanat Bahçesi daha önce de zürafa Marius’u uyutmuş ve aslanlara yedirmişti.

Herkese Kim Jong-un saç kesimi

Kuzey Kore yönetimi vatandaşlara dağıttığı kılavuzda erkeklerin Devlet Başkanı Kim Jong-un’la aynı tarzda saç traşını yaptırmalarını istedi. İki hafta önce başkent Pyongyang’da, devlet yaptırımlarına ilişkin ilkeler açıklanmış, daha sonra bu yaptırımlara ilişkin kılavuz da ülkenin geri kalanına dağıtılmıştı. Söz konusu kılavuza göre, erkeklerin Devlet Başkanı Kim Jong-un ile aynı saç kesimini yaptırması gerekiyor. Bugüne kadar Kuzey Kore’de kadınlara 18, erkeklere ise 10 modelde kesim yaptırma izni vardı.

 

Kanal Türk’ün ulusal yayın hakkı iptal edildi

533339f4d681c01bc8c45b14Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin, Kanal Türk’e ulusal yayın hakkı verilmesi yönünde 2010 yılında aldığı kararı bozan Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu’nun kararını yerine getirdi.

RTÜK, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu’nun kararının yerine getirilerek, Kanal Türk Televizyonu’nun ulusal yayın hakkının iptal edilmesini kararlaştırdı.

Bölgesel yayın yapan Kanal Türk televizyonu, RTÜK’e başvurarak ulusal yayın hakkı talep etmiş, talebin reddedilmesi üzerine dava açmıştı.

Ankara 9. İdare Mahkemesi 2010 yılında Kanal Türk lehinde karar verince, RTÜK hem mahkeme kararını yerine getirmiş hem de temyiz sürecini başlatmıştı.

RTÜK’ün temyiz başvurusunu sonuçlandıran Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu ise RTÜK’ün lehinde karar vererek, Kanal Türk’ün ulusal değil, Marmara Bölgesi’ne yönelik bölgesel yayın yapabileceğini belirtmişti.

(Ajanslar)

Mısır Genelkurmay Başkanı Cumhurbaşkanlığına aday oluyor

0

22B968B9-E13F-4820-9D5D-C2AB4E74C1AE_w640_r1_s_cx0_cy3_cw0Mısır Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı General Abdülfettah el Sisi, cumhurbaşkanlığına aday olmak amacıyla bu görevlerinden istifa edeceğini açıkladı

Mısır Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı General Abdülfettah el Sisi, cumhurbaşkanlığına aday olmak amacıyla bu görevlerinden istifa edeceğini açıkladı.

Ulusal televizyonda açıklama yapan General Sisi, Mısır’ın teröristlerin tehdidi altında olduğunu, ülkeyi şerefli bir şekilde yeniden imar etmenin zamanının geldiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı olması durumunda Mısır’ın zayıf ekonomisi ve yüksek işsizlik sorunlarını tek başına çözemeyeceğinin altını çizen Mısır genelkurmay başkanı, herkesin ülkenin yeniden imar sürecinde çalışması çağrısında bulundu.

Ülkesinin uluslararası saygınlık görmeyi hak ettiğini vurgulayan General Sisi, dış ve bölgesel çevreleri son yıllarda ülkesinin iç siyasetine ve medyasına karışmakla suçladı, Mısır’ın bu çevrelerin “oyun alanı” haline gelmeyeceğini söyledi.

Geçen yıl Temmuz ayında Müslüman Kardeşler’in desteklediği Cumhurbaşkanı Muhammet Mursi’yi darbeyle deviren General Abdülfettah el Sisi’nin bu göreve adaylığına kesin gözüyle bakılıyordu. Sisi’ye ayrıca Mısır’ın en kuvvetli zümresi olan ordu da büyük destek veriyor.

Dün Kahire’de Mursi yanlıları ve güvenlik kuvvetleri arasında yeni çatışmalar yaşandı. Olayda bir kişi hayatını kaybetti. Mısırlı yetkililer, Kahire Üniversitesi yakınında çıkan olayda sekiz kişinin de yaralandığını bildirdi.

Mursi yanlısı öğrenciler, bu hafta başında 529 Müslüman Kardeşler yanlısı sanığa verilen idam cezalarını protesto ediyordu. 529 sanığın hepsi bir polis karakoluna saldırarak bir polis memurunu öldürmek ve bağlantılı iddialardan suçlu bulunmuştu.

İdam kararı, Amerika dahil birçok ülke ve uluslararası örgütlerce kınandı.

(VOA)

KCK davasında gece yarısı tahliyesi

10653597479KCK basın davasında sekiz , İstanbul KCK ana davasından 37 tutuklu sanık tahliye edildi. Ancak İstanbul ana davadan Ayşe Güney başka bir davada hükümlü olduğu için bırakılmayacak.

20 Aralık 2011’de Kürt basınına yönelik gerçekleştirilen operasyonun ardından 46 basın çalışanı hakkında Terörle Mücadele Kanunu 10. Madde’yle yetkili İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı.

İki yıllık dava sürecinde tahliyeler olmakla birlikte 15 gazetecinin tutukluluğu devam ediyordu. Bu gece verilen kararla birlikte sekiz gazeteci daha tahliye edildi.

Dava avukatlarından Ramazan Demir Twitter hesabından tüm sanıkların tahliye edilmediğini cezaevinden çıkan gazetecilerden öğrendiklerini yazdı

Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasının ardından görevli mahkeme KCK basın davasından Semiha Alankuş, Nevin Erdemir, Kenan Kırkaya, Mazlum Özdemir, Mehmet Emin Yıldırım, Hüseyin Deniz, Haydar Tekin, Şehmus Fidan ve Mikail Barut’un tahliyesi karar verdi.

KCK İstanbul ana davadan tahliye edilenler şöyle: 
Şehmus Aydın, Vehap Nas, Fatma Dikmen, Pınar Tarlak, Kemal Bilken, Arif Yılmaz, Ömer Gölge, Şanhaz Akdoğan, Üzeyir Akraba, Erdal Avcı, Mehmet Selim Çelik, Sener Şahin, Gıyasettin Mordeniz, Salih Deli, Derya Arslan, Hikmet Duman, Sevim Er, Emine Caynak, Yusuf Çırık, Sabriye Orak, Şeyhmus Erol, Ali İpekli, Mehmet Kaymaz, Lokman Çelebi, Akgül Bozdağ, Deniz Zarakolu, Aydemir Anli, Hakim Sizgek, Rıdvan Balku, Ali Edepali, Talat Aydın, Mehmet Tayip Arslan, Mehmet Emin Öztürk, Abdülkadir Akdağ, Erman Ergin ve Cahit Özmaya.

(Bianet)

Polisin 10 yaşındaki çocuğu vurduğu an

VURULMASilvan’da polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi ile yaralanan 10 yaşındaki M.E.’nin vurulduğu ana ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı.
DİHA’nın haberine göre Vali Kıraç’ın “Taş olabilir” iddiasının aksine görüntülerde M.E.’nin polisten kaçarak sığındığı sokakta panzerden atılan gaz bombası ile yaralandığı görülüyor.Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde BDP tarafından dün gerçekleştirilen mitingin ardından polisin attığı gaz bombası kapsülü 10 yaşındaki M.E.’nin başına isabet etti. Ağır yaralanan M.E., Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin Cerrahi Ünitesi’nde yoğun bakıma alındı. M.E.’nin tedavisi devam ederken, M.E.’ye gaz kapsülünün isabet etmesine ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde M.E.’nin polis tarafından vurulduğu sokağın başında bulunan Eski Bitlis Caddesi üzerinde toplanan çocuklara TOMA, tazyikli su ile müdahale ederken, caddede saat 16.30’da başlayan olaylar TOMA’ın su sıkması ve çok sayıda çocuğun da TOMA’yı taşlaması ile devam ediyor.

ÇOCUK VURULDU AKREP KAÇTI

Saat 16.55’e kadar bu şekilde olaylar devam ederken, çocuklar 309’uncu sokağa doğru kaçmaya başlıyor. Bu sırada ise bir akrep Eski Bitlis Caddesi’nden gelerek, 309’uncu sokağın başında duruyor. Burada bekleyen akrepten kaçan çocuklara doğru bir gaz bombası atılıyor. Bu sırada koşan küçük bir çocuk akrebin bulunduğu yerin 20-30 metre kadar uzağında yere düşüyor. Zırhlı araç ise çocuğun yere düşüşüne aldırış etmeden köşeden uzaklaşırken, orada bulunan yurttaşlar da, el kol hareketleri ile tepki gösteriyor ve araçları durdurmaya çalışıyor. Beyaz tişörtlü bir kadın ise köşe başına gelerek, tepkili bir biçimde eli ile çevrede bulunanlara çocuğun düştüğü yeri gösteriyor. Daha sonra ise hem akrep hem de TOMA sokaktan uzaklaşıyor.

BAKAN ‘SÖYLENTİ’ DEMİŞTİ

Konuya ilişkin dün akşam açıklama yapan İçişleri Bakanı Efkan Ala, M.E.’nin yaralanmasına ilişkin “Söylentiyle hareket etmiyoruz. Tabii neyse ortaya çıkarılacak. Ortaya çıkarıldıktan sonra gereğini yaparız. Bugün müfettişleri gönderdim” ifadesinde bulunmuştu.

Yine M.E.’nin polisler tarafından vurulmasının ardından açıklama yapan Diyarbakır Valisi Cahit Kıraç, M.E.’nin vurulmasına ilişkin araştırma yapıldığını belirtti. Vali Kıraç, M.E.’nin başına isabet eden cismin gaz fişeği mi, taş mı olduğunun inceleme sonrası ortaya çıkacağını belirtti.

(Cumhuriyet)

27 Mart 2014

KCK basın davasından 8, İstanbul KCK ana davasından 37 tutuklu sanık tahliye edildi

20 Aralık 2011’de Kürt basınına yönelik gerçekleştirilen operasyonun ardından 46 basın çalışanı hakkında Terörle Mücadele Kanunu 10. Madde’yle yetkili İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı, iki yıl süresince tahliyeler olmasına rağmen 15 gazetecinin tutukluluk hali devam etti. Sekiz sanığın tahliyesiyle 7 gazeteci tutuklu kaldı.

Berkin Elvan’ın ailesi Başbakan, Vali ve İçişleri Bakanı’ndan şikayetçi oldu

Bianet’in haberine göre Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan ve annesi Gülsüm Elvan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’den şikayetçi oldu. Aile Başbakan’ın “Emri ben verdim” sözü ve Gülsüm Elvan’ı mitingde yuhalatması nedeniyle şikayetçi olduğunu açıkladı. Baba Sami Elvan da savcıya verdiği ifadede Berkin’in vurulmadan önce emniyete çağırıldığını, oradaki konuşmalardan polisin Berkin’i tanıdığını anladığını ve bu nedenle Berkin’in bilinçli bir şekilde öldürüldüğünü söyledi.

Yargıtay AKP’ye kapatma davası açılacağını yalanladı

Yargıtay Cumhuriyet Savcısı İsmail Hakkı Şentürk, bazı medya araçlarında yer alan “AK Parti hakkında kapatma davası açma hazırlığında” olunduğuna ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Star Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Doğan Ertuğrul medyanın haber değeri taşımayan kara propaganda haberleri yüzünden istifa etti

Ertuğrul istifa mektubunda “İktidar partisinin birçok toplum kesimine karşı kullandığı ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve kriminalize edici dil; dershane tartışması ile birlikte Gülen Cemaati’ne karşı açıkça nefret söylemine dönüşmüş, milyonlarca insanın büyük bir saygı duyduğu bir kanaat önderi ile bağlıları akıl almaz şeylerle suçlanmış ve bu dil seçim meydanlarına taşınmıştır.

Türkiye’nin yaşadığı bu cinnet halinden medya fazlasıyla nasibini almış, haber değeri taşımayan ve algı yönetimi, daha doğru ifadeyle kara propaganda amacı güden ‘haberler’ gazete ve televizyonların rutini haline gelmiştir.”

RTÜK Kanaltürk’ün ulusal yayın hakkını iptal etti

Cemaate yakınlığıyla bilinen Koza İpek Grubu’nun 2008 yılında satın aldığı Kanaltürk, Radyo Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) başvurarak ulusal yayın hakkı talep etmişti.