Ana Sayfa Blog Sayfa 3925

İstanbullular için kapımızın önüne bir kap su

Sevgili Ümit Şahin’in geçtiğimiz hafta yazdığı İstanbul’u bekleyen su krizi yazısını okumuşsunuzdur. Ben de okudum tabii ama ne yalan söyleyeyim pek sallamadım. Ümit Şahin’in İstanbul’un su yönetim sistemine ne kadar vakıf olduğuna dair sümme haşa en ufak bir şüphem yok. Daha ziyade su kesintileriyle ilgili ruh halim Titanik batarken müzik yapmaya devam eden kemancı koyvermişliğinde olduğumdan sallamadım.

aYJiiLpSu kesintisine dair “boğulmak üzere olan bir kemancı” gibi hissetmem oldukça ilginç bence

Bir de İSKİ’nin en azından cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar su kesmeyeceğine gönülden inandırmışım kendimi. Gerekirse tüm İBB ve İSKİ çalışanlarını baraja tükürtür yine de AKP suları kesti dedirtmezler diye düşünüyordum.

Bu ileri zeka ürünü fikirlerimin üzerinden çok geçmedi, geçtiğimiz Cumartesi Ortaköy’de su kesildi. Ben de hemen Twitter ve Facebook’ta Ümit’in yazısını paylaşarak vatani görevimi yerine getirdim. Vicdanım rahat. Pazar sular geri geldi. Kötü kokuyordu ama olsun, idare ederdi…

Ta ki Salı gününe kadar. Bir anda sabunlu ellerime çaydanlıktan su dökmeye çalışırken buldum kendimi. İSKİ İstanbul’un 39 ilçesinin 13’ünde arıza yazmış, bizim mahalleye de Çarşamba sabah 8’e kadar su verilemeyecek.

Bir süre üzüntümü Twitter’da İSKİ ve İBB Beyaz Masa ile dertleşerek gidermeye çalıştım:

@ozgevon: “Sular kesik”

@ibbBeyazmasa: “Yaşanan aksaklık için özür dileriz”

@ozgevon: “Hani sular kesilmeyecekti. Duygularımla oynadınız”

@ibbBeyazmasa: “Sular kesilmeyecek”

@ozgevon: “Ee ama sular kesik?!”

@ibbBeyazmasa: “İstanbul’da SU ‘kesintisiz’ akacak”

@ozgevon:  “Off saçmalama yhaaa .P @ibbBeyazmasa”

@ozgevon: “Beyaz masa? Neise sn mşglsn glba ://”

Sonra da mesaisi bitip eve gittiğinde elini yüzünü yıkayacak suyu bulamayacak bir memur ile bu konuda iddialaşmanın ne kadar anlamsız olduğunu fark ettim ve yazmayı bıraktım.

Neyse ki ben bu konularda tecrübeliyim, çünkü Ankaralıyım! 2007’de Melih Gökçek ile susuz yaz geçirmişliğimiz vardır.

2007 yazınının tecrübeleriyle kendime bir alışveriş listesi oluşturdum.

Kuraklıkla savaş için gerekli malzemeler:

  • En ucuz sudan bir damacana su (pompasını da alın, cimrilik etmeyin),
  • Kova ve maşrapa (suyu damacanadan taşımak için gerekli),
  • Çamaşır suyu (tuvaletlere dökeceğiz),
  • Kolonya (elimiz, ayağımız mikrop kapmasın),
  • Arap sabunu (bulaşıkları bunla yıkayacağız ki iyi durulamadık diye zehirlenmekten korkmayalım)
  • Bebekler için popo temizleme mendili (işte bu gerçekten en acıklısı)

Bir elimde kovanın içinde doldurduğum malzemeler, diğer elimde üçlü bebek poposu silme mendilleriyle (iki alana bir bedavaydı) eve doğru yürürken içtenlikle bu yazın sonunda tüm üç paketi de bitirmiş olmamayı diledim.

baby-wipes-uses

Ali İsmail Korkmaz davasında 3. perde: Yeni tutuklu yok

Gezi eylemleri sırasında Eskişehir’de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz davasının üçüncü duruşması bugün görüldü. Ara kararda tutukluların tutukluluğun devamına, tutuksuz sanıkların tutuklanma talebinin reddine karar verildi. Bir sonraki duruşma 9 Eki’de gerçekleşecek.

aa_picture_20140714_2787756_web
Fotoğraf: AA

Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada dosyadaki tüm ifadeler ve teknik raporlar okundu. Ali İsmail Korkmaz’ın otopsi raporunun yanı sıra sanıkların telefon kayıtları sıralandı, telsiz konuşmaları ve Eskişehir’de ifade veren tanıkların ifadeleri okundu. Dosyaya TUBİTAK ve Adli Tıp’tan talep edilen raporlar gelmediğinden bugün esas hakkında beyanda bulunulmadı.

Savcı mütalaasında ‘tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını’ istedi. Müşteki avukatları tutuksuz sanıklar için de tutuklama talebini iletti.

Mahkeme ara kararında biri polis beş tutuklunun tutuklulukların devamına, tutuksuz yargılanan üç polisin tutuklanma kararının reddine karar verdi. Bir sonraki duruşma 9 Ekim’de saat 09.30’da yapılacak.
Mahkeme ayrıca Ali İsmail Korkmaz’ın dövüldüğü gece gittiği hastanede ifadesini almayıp karakola yönlendiren polisin yargılandığı Eskişehir 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin dosyanın Kayseri’deki ana dava ile birleştirilmesi talebini reddetti. Telefon kayıtlarında adı geçen Jandarma personelinin ne sebeple görüştüğünün tespitinin istenmesine karar verdi.

Duruşmaya katılanlar

Saat 09.30’da başlayan duruşmaya Korkmaz ailesinin yanında Gezi direnişinde öldürülenlerin aileleri, milletvekilleri, insan hakları savunucuları da katıldı.
Gezi direnişinde öldürülen Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan, Ethem Sarısülük annesi Sayfi Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş’ın babası Ali Ayvalıtaş, Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan ve Abdullah Cömert’in annesi Hatice Cömert Korkmaz ailesiyle dayanışmak için duruşma salonundaydı. Yanı sıra Halkların Demokratik Partisi Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, HDP Milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve İdris Baluken, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri İlhan Cihaner, Gökhan Günaydın, Hüseyin Aygün, Sezgin Tanrıkulu, Aykut Erdoğdu’nun da aralarında olduğu siyasiler duruşmaya katıldı. Andrewe Gardner de Uluslararası Af Örgütü adına da gözlemci sıfatıyla duruşmayı izledi.

Sekiz sanıklı davada tutuklu polis Mevlüt Saldoğan “suç kastıyla kasten insan öldürmek” suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanıyor. Diğer tutuklular İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu, Muhammet Vatansever ve Ebubekir Harlar ile tutuksuz polisler Şaban Gökpınar, Hüseyin Engin ve Yalçın Akbulut hakkında da “öldürmeye iştirak” suçundan 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Otopsi ve bilirkişi raporu

Duruşmada Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi ve İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı otopsi raporları okundu.
Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurumu otopsi raporunda, “Kişinin ölümünün kafa travmasına bağlı beyin kanaması ve buna bağlı komplikasyonlardan kaynaklandığı, mevcut hastalık nedeniyle kullandığı ilaçların kafa travması nedeniyle ölümünü hızlandırdığı, kafa travması olmasaydı ölümünün gerçekleşmeyeceği” ifadeleri yer aldı.
İstanbul Adli Tıp Kurumunun raporunda ise “beyin kanaması ve sonrasında meydana gelen komplikasyonlar nedeniyle ölümün gerçekleştiği, sağ omuz arka tarafındaki kırığın kişinin hayati fonksiyonlarına etkisinin orta derecede, kafa ve yüz bölgesine yönelik travmaların kişinin hayatını etkileyecek derecede olduğu” vurgulandı.

Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin davaya ilişkin almış olduğu tanık ifadelerinin okunmasının ardından sanıkların Korkmaz’ın dövüldüğü 2-3 Haziran’daki telefon görüşmeleri raporu okundu.
Telefon görüşmelerine dair bilirkişi raporunda sanıkların birbiriyle görüşme yaptıkları görüldü.

Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre raporlardaki telsiz konuşmalarında baş polis Şaban Gökpınar’ın, “Şaban timine sahip ol” diye uyarıldığı ortaya çıktı. Ayrıca telsiz kaydında, “Çevik Kuvvet gözaltı yok sadece dağıtacağız” denildiği anlaşıldı. Sanık başpolis Gökpınar ise konu hakkında, “Benim o gün telsizim yoktu, kastedilen başka bir Şaban olabilir” şeklinde savunma yaptı.
Sanıklar telsiz kayıtlarına ilişkin beyanlarında tahliyelerini isterken tutuksuz polis sanık Yalçın Akdoğan beraatini talep etti. Sanık avukatları da raporların yetersiz olduğunu ileri sürdü.

(Bianet)

Vatandaşlar ‘Hippi ülkesini’ satın aldı

Kopenhag’da bulunan ve kendine has kurallarla yönetilen Christiania bölgesi bundan böyle bölge sakinlerinin resmi malı. Ortaklaşa oluşturdukları ‘Christiania Özgür Devlet Fonu’ ile Danimarka’ya yaklaşık 70 milyon Kron ödemeyi kabul eden bölge halkı yüz ölçümü 34 hektar olan Christiania’yı satın aldı. Devir teslim töreni 1 Ekim Pazar günü gerçekleştirilecek.

Entering-EU

‘Hippi ülkesi’ olarak bilinen Christiania, Danimarka devletiyle girdiği hukuk mücadelesini geçtiğimiz aylarda kaybetmiş ve kurulu olduğu toprakların mülkiyetinin Kopenhag Belediyesi’ne ait olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştı. Bölge halkı, Kopenhag’ın merkezine yaklaşık 10 dakika mesafede olan 34 hektarlık ‘ülkelerini’ dev inşaat şirketlerine kaptırmamak için Christiania’yı Danimarka’dan satın almaya karar verdi. Bunun için Christiania Özgür Devlet Fonu adı altında özel bir fon oluşturan bölge sakinleri Danimarkalı yetkililerle ile pazarlığa girdi. Zaman zaman olayların çıktığı ve sert tartışmaların yaşandığı pazarlık sürecinden sonra iki taraf nihayet anlaşmaya vardı. Buna göre Christiania halkı, Danimarka’ya 51,8 milyon kronu peşin para ve ilk 3 yıl için yıllık 5,3 milyon kron kira bedeli ödeyecek.

1 Ekim gerçekleştirilecek devir teslim törenine Danimarka hükümetini temsilen İmar, İskan ve Enerji Bakanı Martin Lidegaard katılacak. Konuyla ilgili yaptığı açıklamada; Danimarka ile Christiania arasında 40 yıldır devam eden mücadeleyi halat çekme yarışına benzeten Bakan Lidegaard, “Danimarka devleti ile Christiania arasında 40 yıldır devam eden halat çekme yarışı nihayet sona erdi. Artık yeni bir sayfa açıyoruz ve bu yeni sayfanın hem Christiania hem de Danimarka toplumuna büyük mutluluklar getireceğini düşünüyorum.” dedi.

“Özgür Ülke” olarak bilinen Christiania komününde 850 kişi yaşıyor.1971’te askeri bir alanın işgal edilmesiyle oluşmuş olan bölge,1989 yılında oluşturulan yasayla özel statüye kavuşmuştu.2004 yılına kadar hint kenevirini yetiştirmenin yasal olduğu bölgenin bugün en önemli geliri turizmden geliyor.

(Yeşil Gazete)

HES’i protesto etti, işten atıldı

Arhavi’de yapılan Kavak HES inşaatını protesto eden vatandaşlardan Osman Duman, eyleme katıldığı gerekçesiyle çalıştığı çay fabrikasından atıldı.

hes-i-protesto-etti--isten-atildi

Artvin Arhavi’de, Cihani Deresi üzerinde geçen yıl yapımına başlanan Kavak HES projesine karşı 14 gündür bölgede kurdukları çadırda nöbet tutan yaşam savunucularına HES şirketi çalışanları saldrımış, iki kişi yaralanmıştı.

Olayların bulunduğu bölgede bulunan Noğa Çay Fabrikasında çalışan Osman Duman ,babasının da aralarında bulunduğu vatandaşların darp edildiğini görünce olay yerine gelerek vatandaşlarla birlikte saldırılara karşı koymaya başladı.

Duman, geçtiğimiz gün çalışmış olduğu Noğa Çay Fabrikasındaki işinden “Kemerköprü Köyü, Ciğani Bölgesinde yapılan HES protesto eylemine katıldığı için” atıldı. Duman atılmayı facebook sayfasından şöyle aktardı: ‘Önemli duyuru. Arhavi Noğa Çay Fabrikası’nda skandal! Bugün Arhavi’nin Kemerköprü Köyü’ndeki HES eylemine katıldığım gerekçesi ile ideolojik ve siyasi görüşümden dolayı işçi olarak çalışmakta bulunduğum Kavak Köyü Dereüstü mevkiindeki Noğa Çay Fabrikası’ndan atıldım…’

(Yeşil Gazete)

Şimdilik tek çözüm su tasarrufuysa işte öneriler

İklim değişikliğine bağlı kuraklıkta hayatta kalabilmek için su tasarrufu yöntemlerini biliyor musunuz?

 

water_drop

Yeşil Gazete’den Ümit Şahin’in, kamuoyunun fikkatini çeken kuraklıkla ilgili yazısında, İstanbul’daki su kriziyle ilgili somut veriler ortaya koymuş ve tek çözümün su tasarrufu olduğunu belirtmişti. 

Buğday Derneği, bugün bir çağrı yaıymlayarak tüm vatandaşları acil su tasarrufuna davet etti.

Kısa vadede yapılabilecek tek şey olarak günlük su tüketimininn azaltılması, böylece suyun sonbahar yağmurlarına kadar yetmesine destek olunabileceğini aktaran Buğday Derneği, yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

Ev ve Bahçelerde Etkin Su Tasarrufu Yöntemleri:

Ev genel

* Yağmur suyunu hasad edin (yağmur suyu hasadı yöntemleri, bu ayki Ekolojik Yaşam Rehberi’nin kapak konusu olacak.)

* Lavabo, banyo ve duştan gelen su, gri su olarak adlandırılır. Bu su, tuvalet rezervuarına yönlendirilerek yeniden değerlendirilir.

tasarruf

Banyo:

Günlük su harcamamızın yüzde 40’ı banyodadır.

*Sifon ve musluk kaçakları, su tüketiminin önemli bir kısmını oluşturuyor. Hemen tamir ettirin.

* Tuvalet rezervuarının su depolama kapasitesi 16 litredir. 4 kişilik bir aile 16 litrelik rezervuar ile ayda tuvalette 7 ton su tüketir. Bunun yerine 7 litrelik rezervuar ile 2.5-3 tona düşürmek mümkün.

*Tuvalet rezervuarı 16 litrelik ise bu durumda rezervuara ağırlık koyarak (su dolu pet şişe gibi) su tüketimini %20 azaltabilirsiniz.

*Çamaşır makinesini haftada bir kez az çalıştırarak yılda 9 ton su tasarrufu sağlanabilir. Makina dolmadan çalıştırmayın, ön yıkama yapmayın.

*Banyo yerine duş yapın: Banyoda 120-150 litre su, duşta ise bundan daha az su kullanılır. Banyo yapmak yerine duş alarak su tüketimini %25 azaltabilirsiniz.

*Bir kişi günde bir kez ortalama üç dakika boyunca suyu kapatmadan tıraş olursa, yılda 10 ton su harcar.

*Bir kişinin günde iki kez bir dakika boyunca suyu kapatmadan diş fırçalaması yılda 8 ton su israfına neden olur.

Mutfak:

*Bulaşıkları makineye koymadan önce ön yıkama yapmak yerine peçeteyle silin.

*Sebze ve meyveleri elde yıkamak yerine su dolu bir kapta yıkarsanız çok daha az su tüketirsiniz. 4 kişilik bir aile, bu yöntemle, yılda ortalama 20 ton su tasarrufu yapabilir.

*Elde bulaşık yıkarken, mümkün olan en doğal temizleyiciyi kullanın, durulanması daha kolay olduğundan daha az su harcarsınız.

*Yıkama sularını daha sonra çiçeklerinizi sulamak için kullanabilirsiniz.

Bahçe:

*Çok su isteyen bitkiler (çim vb.) yerine, iklime uygun, kuraklığa dayanıklı bitkiler ekin.

*Toprağı malçlayın (Toprağın üstünün kuru yaprak, saman, ağaç kabuğu gibi doğal malzemelerle örtülerek buharlaşmanın engellenmesi, toprağın su tutma kabiliyetinin artırılması).

*Geniş yapraklı ağaç dikerek gölge alanlar yaratın.

*Bahçenizi verimli sulamak için sabah erken saatleri tercih edin.

*Bahçenizdeki bitkilerin yapraklarını değil, saplarının dibini sulayın.

Ulaşım:

*Çok gerekmedikçe arabanızı yıkamayın, nemli bezlerle silerek temizleyin veya bir kova su ile yıkayın.

*Kısa mesafelerde yürüyün veya bisiklete binin.

(Buğday/Yeşil Gazete)

Demirciköy’de HES’e karşı ‘Yeryüzü Sofrası’

Demirciköy’de HES’e karşı çıkan vatandaşlarlar haftasonu düzenlenen etkinlikte buluştu.

hes

ılgın

İki haftadır sokakta yürütülen imza kampanyasının ardından 12-13 temmuz tarihlerinde Demirci Köyü’nde verilen ”HES’lere hayır demek için yeryüzü sofrasına Yeşiiler ve Sol Gelecek Partisi’nden (YSGP)  Tanay Sıdkı Uyar,Abdullah Çiftçi , Fatsa Yeşiller ve Sol Glecek örgütü tam kadro,Ordu’dan HDP PM üyesi Tahsin Vedat Şensoy, Avukat Alptekin Ocak,Fatsa Bisikletliler Grubu,Ünye HDK,Ünye temiz Enerji Platformu,Fatsa Derelerin Kardeşliği Platformu üyeleri,Fatsa ÖDP İlçe örgütü ve Fatsa EĞİTİM-SEN ilçe temsilciliği ,Demirci,Söken,Edirli,Taşlıca köy muhtarları ve köy halkı katıldı.

Etkinliği düzenleyenlerden Gülizar Şendur, etkinliğin bir başka güzelliğinin hem HES’lere karşı, hem de hep beraber bir arada olmak olduğunu söylüyor: ” Akşam iftar saatinde halk toplanmaya başladı.Hem de kadınlı,çocuklu,erkekli.Köy halkının hiç alışık olmadığı bir şeydi.Kocaman yeşil alanlarımıza yeryüzü soframızı kurduk.Yemek için herkes sıraya geçti.yemeğini alan kendini yeryüzü sofrasında buldu.Aslında bizler HES’lere HAYIR demek için insanları bir araya getirdik ama asıl güzel olan bir köyde kadınıyla erkeğiyle çocuğuyla insanları bir arada tutabilmekti.Daha önce hiç oraya gelmemiş olanlar vardı. ”

Yaklaşık 300 kişinin katıldığı iftarın ardından Demirci Köyü sakinleri, süreci takip eden avukat Alptekin Ocak ve Tanay Sıdkı Uyar konuştu.

(Yeşil Gazete)

Kars’ta sel: 1 kişi hayatını kaybetti

Kars’ta etkili olan sağanak sele dönüştü. Derenin taşması sonucu bir kişi hayatını kaybetti.

kars-sel-160

Merkeze bağlı Akdere, Karaçoban ve Alçılı köylerinde etkili olan sağanak kısa sürede sele dönüştü.

Derenin taşması sonucu köylerdeki bazı ev, ahırlar ile ekili araziler sular altında kaldı.

Alçılı köyünde sel sularına kapılan 78 yaşındaki Seyfettin Batutaki’nin cesedi ise köylüler tarafından bulundu.

Ekiplerin sel bölgesinde çalışma başlattığını ifade eden Kars İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürü Aygan, derenin taşması sonucu Alçılı köyünde sel sularına kapılan Batutaki’nin yaşamını yitirdiğini belirtti.

Akdere, Karaçoban ve Alçılı köylerinde bazı ev ve araçların yanı sıra tarım arazilerinin zarar gördüğünü, bölgede ön hasar tespit çalışmasına başlandığını vurgulayan Aygan, çok sayıda hayvanın da telef olduğunu kaydetti.

(AA)

7 Temmuz – 13 Temmuz

İsrail – Filistin İsrail’in Gazze’ye hava saldırısında 30’u çocuk 166 Filistinli öldü. İsrail’in Hamas’ın attığı roketlere karşılık başlattığı hava saldırısı geçtiğimiz hafta her gün devam etti. İsrail kabinesi olası karadan müdahale için 40.000 ihtiyat teşkilatının çağırılmasını onayladı.

Yemen’in başkentin hemen kuzeyindeki Amran şehrini Şii Houthi ayaklanmacıları ele geçirdi. Zaferleri son on yıldır kaynayan isyanı ülkenin merkezine taşıdı.

Somali Shabab milis kuvvetlerinin İslamcı üyeleri başkanlık sarayını ele geçirdi. O sırada Saray’da olmayan Başkanı değil ama 14 askeri öldürdükleri iddia ediliyor.

Nijerya Boko Haram’ın kaçırdığı kadın ve çocuklardan 63 tanesi 24 saat yürüyerek tutsak bulundukları yerden kaçtılar.

Amerika Barack Obama Kongreden Orta Amerikalı göçmenlerin akınına müdahale etmek için 3.7 milyar dolar istedi. Beyaz Saray çoğunluğu refakatçisiz çocuk olan göçmenleri sınır dışı edeceğine söz verdi.

Afganistan’da geçen ay yapılan başkanlık seçimini Ashraf Ghani’yi önde gösteren çeteleye rağmen Abdullah Abdullah kazandığını iddia etti. Kabul’de patlayan bir bomba 16 kişiyi öldürdü.

Çin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Çin’i ziyaret etti. Çin başkanı Çin ve Amerika arasında bir yüzleşmenin felaket olacağını söyledi.

Tibet John Kerry’nin ziyareti sırasında Tibetli bir yazar ev hapsine sokuldu. Geçen sene Dışişleri Bakanlığınca verilen cesur kadınlar ödülünü alan Tsering Woeser Beijing’e Amerikan elçiliğine davet edilmişti.

Nikaragua Atlantik ve Pasifik sahillerini bağlayan 40 milyar dolarlık kanal projesini açıkladı. Çevreciler kanal fikrini beğenmezken şüpheciler gerçekleşebileceğine ihtimal vermiyor, ama proje ilerlemeye devam ediyor. (ÖK)

7 Temmuz – 13 Temmuz

Ethem Sarısülük’ün katili Polis Ahmet Şahbaz’a tutuklama

Gezi eylemi sırasında Ankara Kızılay’da 1 Haziran 2013’te öldürülen Ethem Sarısülük’ün davasının altıncı duruşmasında sanık polis memuru Ahmet Şahbaz’a tutuklanma kararı çıktı. Şahbaz olası kast ile adam öldürme suçuyla tutuklanırken bu suçun cezası 20 yıldan 25 yıl hapse kadar değişiyor.

Ege’de mülteci gemisi battı

Sisam adası açıklarında teknenin batması sonucu kaybolan 20 civarındaki mülteciyi arama çalışmaları sürüyor.  Sahil Güvenlik Ege Bölge Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, Sisam adasının kuzeybatısında göçmenleri taşıyan geminin battığı yönündeki ihbar üzerine bölgeye havadan ve denizden sahil güvenlik unsurlarının gönderildiği, 2 göçmenin sağ olarak kurtarıldığı bildirildi.

Trans seks işçisine “rahatsız etme” suçundan verilen ceza iptal edildi

Radikal gazetesi muhabiri İsmail Saymaz’ın haberine göre Ankara ’da yaşayan T.T. adlı trans seks işçisine “rahatsız etme” suçundan ötürü birer gün arayla Kabahatlar Kanunu’na göre kesilen para cezası, yargı tarafından iptal edildi. T.T.’nin avukatı Ahmet Toköz, iki cezanın da iptal edilmesi üzerine İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Avukat Toköz, dilekçesinde, polislerin trans bireyleri cinsel kimliklerinden ötürü sistematik olarak cezalandırdıklarını savundu.

İstanbul Esenyurt’ta Caferi vatandaşların gittiği cami yakıldı

Esenyurt’ta Caferilerin kullandığı Muhammediye Camii, kimliği belirsiz kişiler tarafından yakıldı. Kundaklama sonucu caminin kütüphane bölümü ve minber alanı büyük zarar gördü. Cami hocası Hamza Aydın, yaklaşık 1 hafta önce tehdit edildiklerini ve polise başvurduklarını belirterek, “Geçen hafta gelip bizi tehdit ettiler. ‘Siz Caferisiniz taşa tapıyorsunuz, caminizi yakacağız’ dediler. Biz polise başvurup tutanak tutturduk. Ama kimse bizimle gelip ilgilenmedi” dedi.

Kahramanmaraş’ta Suriyeli mültecilere linç girişimi

Kahramanmaraş’ta kent merkezinde kalan Suriyelileri Türkiye’de istemeyen yaklaşık bin kişi sosyal medyadan örgütlenerek sokaklara döküldü. Grup Suriyeli aileleri linç etmeye çalıştı, polis copla ve havaya ateş açarak linçi önledi.

Roboski için Genel Kurmay Başkanı Özel’e “adli yargılamayı etkileme” suçuna takipsizlik

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Şırnak’ın Uludere ilçesinde 34 kişinin yaşamını yitirdiği olayla ilgili yaptığı açıklama nedeniyle Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel hakkında” soruşmanın gizliliğini ihlal” ve “adli yargılamayı etkileme” suçlarından yürütülen soruşturmada, “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi. Orgeneral Özel’in, yaptığı bir basın açıklamasında, “Ölenler arasında silahlı teröristler bulunmaktaydı. Biz ulaştığımızda silahlar toplanmıştı, gerçekler yakında ortaya çıkar” dediğinin iddia edildiği hatırlatıldı.  (ÖK)

Kömür bedava bile olsa güneşin gücüyle rekabet edemeyecek

Geçtiğimiz hafta Avustralya’da enerji alanında çok önemli gelişmeler yaşandı. Mevcut enerji piyasasını temelden sarsabilecek nitelikteki bu gelişme ülkemizde fazla ses getirmedi. Ancak, konu Türkiye gibi diğer güneş enerjisi zengini ülkeler açısından da çok büyük önem taşıyor…

Untitled
Enerji demokrasisi karşısında kömür bedava bile olsa değersiz . Fotoğraf: AAP

Geçtiğimiz hafta Avustralya’nın Queensland eyaletinde, normalde MW saat başına $40-$50 civarında seyreden elektrik fiyatları, birkaç gün boyunca gün ortasında eksilere düştü. Çatıya kurulan güneş panellerinin, yani şehirdeki en yeni ve en büyük güç istasyonunun, etkisiyle fiyatlar hafta boyunca da genel olarak düşük seyretti.

Normal şartlarda böyle bir duruma öğle saatlerinde rastlanmaz. Gündüz saatlerinde insanlar uyanıkken, ofis binaları ve fabrikalar faaliyetteyken, enerjiye daha fazla talep olduğundan fiyatlar hep yüksek seyreder. Haliyle bu saatler, fosil yakıtlardan en yüksek kazancın sağlandığı saatlerdir.

Öte yandan, Avustralya’da güneş enerjisi öyle derinlemesine bir etki yarattı, toptan satış fiyatlarını öyle aşağı çekti ki, ülkede geçen sene sadece birkaç adet kömürlü santral kâra geçebildi. Kömürlü santrallerin bu sene de kâr etmesi beklenmiyor. Çatı üstü güneş panelleriyle rekabet etmekte zorlananlar arasında başta kamuya ait santraller geliyor.

Çünkü, büyük kömür madenlerine sahip olan Avustralya’da güneş enerjisi kullanıcıları için asıl maliyet kömür çıkarmaktan değil, dağıtım şebekelerinden kaynaklanıyor. Bu dağıtım şebekelerinin kurulumu ve bakımı vergilerle mümkün oluyor. Ev sahiplerini çatı üstü güneş paneli kurmaya yönlendiren de yine bu vergilerden kaynaklanan maliyetler. Bloomberg Yeni Finans gibi özel ajanslar tarafından yapılan değerlendirmelere göre, merkezi santrallerin enerji dağıtım maliyetleri görece yüksek olduğu için, çatı üstü güneş panellerinin göreceği talep, önümüzdeki altı yılda altıya katlanacak. Avustralya’da konutların çatı üstü güneş panellerine toplam 30 milyar dolar harcaması bekleniyor.
Batı Avustralya elektrik işletmecisi WA Independent’in tahminlerine göre 2023/2024 yıllarında, müstakil ve yarı müstakil konutların %75’i ile ticari işletmelerin %90’ı çatı üstü güneş panellerine sahip olacak.

Peki kömürlü santrallerin piyasadaki kaybını önlemek için kamu ve özel sektör operatörleri ne yapabilir? Açıkçası, hiçbir şey. Çünkü, kömür bedava bile olsa Avustralya enerji piyasası takipçilerinin tahminlerine göre kömürlü santrallerin sadece dağıtım ağı ve perakende satış masrafı bile 19 sent/kW saat civarında. Güneş enerjisi için ise bu rakam şu anda12 sent/kW saat ila 18 sent/kW saat arasında seyrediyor. Dahası, güneş enerjisi fiyatlarının yakında 10 sent/kW saatin altına ineceği öngörülüyor. Dolayısıyla, bu yeni durum veya sık telaffuz edilen şekliyle “enerjinin demokratikleşmesi”, yüzyıldır hüküm süren merkezi dağıtım şebekelerinin karşılaştığı en büyük meydan okuma.

Avustralya’nın Queensland eyaletindeki ağ operatörleri, güneş panellerine yönelik büyük talep kaşısında, kayıtlı müşterilerinin, çatı üstü panellerden kendi ürettikleri fazla elektiriği şebekeye geri satış yapmamaları kaydıyla, istedikleri kadar güç üretmelerine izin vermek zorunda kaldı. Bir sonraki adımda, çatı üstü güneş panellerinden üretilen atıl enerji için depolama imkanları aranır olacak, bu da uzun vadede enerji özerkliği sağlayacak.

Kömürlü santraller için asıl ürkütücü senaryo ise bu denklemin büyük şehirlerde de ekonomik olarak geçerli hale gelmesi. Yatırım bankası UBS, bunun sadece dört yıl içinde, 2018’de, gerçekleşebileceğini öngörüyor. Commonwealth Bilim ve Sanayi Araştırma Örgütü CSIRO’nun Gelecek Raporu ise 2040 yılı itibariyle elektriğin yarıdan fazlasının güneşten üretileceğini ve tüketim aşamasında tüketicilerin kendileri tarafından depolanabileceğini öngörüyor. Rapor, mevcut şebeke dağıtım şirketleri önlem almazlarsa müşterilerinin %40’ını kaybedebileceklerini vurguluyor.

Görünen o ki, enerji demokrasisinde bedava kömür bile değersiz kalacak.

(The Guardian – Giles Parkinson’un yazısından haberleştiren: Pınar Demircan)