Diyarbakır, Cizre ve Yüksekova’da açılan Kürtçe okullar için resmi başvuru yapılacak. Çarşamba akşamı Diyarbakır Bağlar’da Kürtçe eğitim veren Ferzat Kemanger Eğitim Destek Evi civarında çıkan olaylarda gözaltına alınan 41 kişi için adliye önünde bir açıklama yapan DTK Eş Genel Başkanı Selma Irmak, 41 kişinin gözaltına alınmasını Kürt halkının taleplerinin görmezden gelinmesi olarak değerlendirdi. Kürt sorununun çözümü konusunda müzakere yolunun Kürt halkının taleplerinin alınmasından geçtiğini de belirten Irmak, anadilde eğitim hakkının temel bir hak olduğunu ifade etti.
“Büyük ihtimalle yarın resmi girişimleri başlatacağız. Arkadaşlarımız çalışma yürütüyorlar. Yetişmezse önümüzdeki haftaya kalacak. Yasal karşılığı olmasa bile yasal karşılığı sağlanıncaya kadar mücadele edeceğiz. Eğer bu hak tanınmazsa mahkemeye gideceğiz. Mahkeme tanımazsa bir üst mahkemeye ve AİHM’e kadar gideceğiz.”
8 kişi serbest
Kürtçe eğitim veren okulun civarında çıkan olayların ardından polisin gözaltına aldığı 41 kişiden 8’i serbest bırakıldı. 33 kişinin ise ifadeleri alınıyor.
Diyarbakır’da üç okul yakıldı
Kürtçe okul gerginliği sürerken Genelkurmay Başkanlığı tarafından Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 1, Silvan ilçesinde 2 okulun yakıldığı bildirildi. Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesindeki açıklamada, Diyarbakır’ın Lice ilçesi Dallıca Mahallesi’ndeki Dallıca İlkokulu’nun sabah erken saatte yakıldığı, Silvan ilçesi Dağcılar Mahallesi’ndeki Dağcılar İlkokulu ve Çaldere Mahallesi’ndeki Çaldere İlkokulu’nun da kimliği belirsiz kişi veya kişilerce yakıldığı belirtildi.
IŞİD’in (Irak Şam İslam Devleti) Türkiye – Suriye sınırındaki 21 Kürt köyünü ele geçirmesinin ardından yaşanan gerginlik büyüyor. IŞİD katliamlarından kaçan binlerce Suriyeli Türkiye sınırında bekletiliyordu.
Sabah saatlerinden itibaren Suruç ilçesinde sınırda bekleyen Suriyeliler, Türkiye’ye alınmaya başlandı. Alınan bilgiye göre, Rakka’ya bağlı Tel Abyad ile Aynel Arap bölgesi arasında, IŞİD ile Demokratik Birlik Partisi (PYD) arasında çıkan çatışmalar devam ediyor.
Güvenlik güçleri, Suruç ilçesine bağlı Oylum Mahallesi sınır hattındaki Suriyelilerin sayısının artması üzerine sığınmacıların geçişine izin verdi. Tel örgüleri açan jandarma ekiplerinin kadın ve çocuklara yardım ettiği görüldü. Sınırdan alındıktan sonra oluşturulan güvenlik alanında toplanan Suriyelilerin, Oylum köyündeki boş bir okula gönderileceği öğrenildi. Bu arada sınırın karşısındaki çatışma sesleri Oylum köyünden de duyuluyor.
Sınırda mayına basan kadın yaralandı
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tehdidinden kaçan ve geçişlerine izin verilmediği için sınır hattında bekleyen Suriyelilerin, Türkiye’ye alınmamasını protesto eden kalabalığın tellerin olduğu bölgeye yönelmesine güvenlik güçleri izin vermedi. İzin verilmemesi üzerine 100 kişilik grubun taş atmaya başlaması üzerine polis ve askerler müdahale etti.
Biber gazlı ve tazyikli suyla yapılan müdahalenin ardından kalabalık, sınır hattından uzaklaşmak zorunda kaldı. Grubun ayrılmasının ardından güvenlik güçleri Suriyelilerin beklediği bölgeye 200 metre uzaklıkta barikat oluşturarak, sınır hattına geçişlere izin vermedi.
Bu gerginlik sırasında Suriye tarafında sınıra doğru gelen 50 yaşlarındaki bir kadının bastığı mayın infilak etti.
Suriye tarafında da endişeye yol açan patlamada yaralanan kadın, battaniye ile sınır tellerinden geçirildi ve otomobille Suruç Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Sınırda yaşanan gerginlik ve Suriyelilerin sınır hattında bekleyişi devam ediyor.
21. Adana Altın Koza Film Festivali’nde 5. güne de geldik. Bugün haricinde bir Cumartesi ve Pazarımız kaldı. Bir Altın Koza -mateessüf- klasiği festival kitapçığı her zamanki gibi çok geç elimize (ben dün gece yarısı alabildim mesela) ulaştı. Elimize derken sakın sinemasever Adanalıları kastettiğim sanılmasın. Sadece biz akredite olmuş “şanslı” gazeteciler ve festival konukları edinebildi Altın Koza Festival kitapçığını. Tekraren belirtmemde fayda var, Hem de hepi topu 1 hafta süren festivalin 4. gününde.
Altın Koza’da Dinmez Çile: Festival Kitapçığı
Festival kitapçığı, sizi bilmem ama, benim her film festivalinde olmazsa olmazımdır. O hep yanımda olacak, festival başlamazdan 1 hafta önce hatmedilecek, seanslar ve filmler arası kombinasyonlar oluşturulacak. O film burda şu saatte biterse öbür filme orda şu dakkada yetişebilmenin fizik kondisyon hareketleri hesaplanacak vsr.
Yani bu durum ben İstanbul’da yaşar iken böyleydi en azından. 3 yıldır Mersin’deyim ve 3 yıldır Altın Koza’da değişmeyen tek gerçek şu; “Sinemasever isen, herhangi bir “festival koruması” altında da bulunmuyorsan hadi başka kapıya”
İlk sene tüm festival süresince, geçen sene ilk 3 gün ben de o tırnak içinde belirttiğim “festival koruması” altında olmadığım için gayet iyi biliyorum Adanalı ve tabi yakın çevreli sinemaseverlerin haklı isyanlarının gerekçelerini.
Ama bu tatsız konular sinema büyüsünün içinde dağılıp gidiyor elbette. İşte bu sabah, festival kitapçığımı masama yayarak 5. günde de olsa yaptım “Bugün beni neler bekliyor” listemi. Sizlerle de paylaşayım.
Avşar Sinemaası’nda Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması ve Kıssadan Hisse / Öğrenci Filmleri seçkisi
Güne Optimum AVM içinde bulunan Avşar Sinemaası’nda Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması ve Kıssadan Hisse / Öğrenci Filmleri seçkisi ile başlayacağım. 13:00 – 16:00 seçkisinin ortasında bir yerde çıkıp Cinemaximum’a kıracağım dümeni.
Bu noktada Avşar sinemasının bulunduğu Optimum AVM ile Cinemaximum’un bulunduğu Real AVM’nin arasının Pendik – Beylikdüzü arasının Adana ölçeği kadar olduğunu belirtmeme izin verin. E, peki nasıl yetişeceğim. İşte bu noktada Sezar’ın hakkını Altın Koza’ya veriyor ve “festival koruması” altındaki (akredite gazeteciler, sinema dünyasından konuklar, festival guest yaka kartı talihlileri vsr) şanslı bizlere sunulan ulaşım hizmetinin şahane işlediğinin altını çizmek istiyorum. Altın Koza ekibi tüm salonlarda, tüm otellerde (Ben gerçi bir Seyhan’ı biliyorum ama) ve karşımıza çıktıkları her yerde son derece kaliteli bir hizmet sunuyorlar. Güleryüz ve problem çözme gayret/becerileri takdire şayan.
Bir Kazım Koyuncu filmi:Yağmur:-Kıyamet Çiçeği
İşte ben de bu ulaşım hizmetinden faidelenip 15:00’de Cinemaximum’da gösterilecek Onur Aydın‘ın ulusal yarışmaya dahil filmi, “Yağmur:-Kıyamet Çiçeği“ni izleyeceğim kısmetse.
Film Kazım Koyuncu’yu ve 1996’da kendi sahasında Fenerbahçe’ye mağlup olarak şampiyonluğu tek golle kaybeden Trabzonspor’u anlatıyor kabaca. Şimdi kitapçıktan hızlıca konusuna baktım, “Kazım, 21 yaşında üniversite öğrencisidir. Memleketi Hopa’ya döner, Akçaabatsebatspor’da da Şenol futbolcudur” filan diyor. Daha fazla okumayayımda hem sizin hem de bizim sinema tadımız kaçmasın ma bu film kaçmaz.
Derviş Zaim, “Devir”in hemen ardından “Balık” ile Altın Koza’da
Ve Altın Koza’da olmama vesile 2 filmden birini izleme imkanım olacak Cinemaximum’da 17:45 matinesinde (Diğer film, caannım Ken Loach abimişn filmi, “Jimmy’s Hall (Özgürlük Dansı)”. Her filmini çok takdir ettiğim Derviş Zaim’in son filmi, “Balık”. Zaim, geçen sene de “Devir” ile arz-ı endam etmişti Altın Koza’da. Devir, yeni bir sinema deneyimini vaat ediyordu biz sinemaseverlere. “Balık” da bu sürecin yeni halkası olduğunu düşündürdü konusuna göz attığımda bana. Festival kitapçığında film hakkında kaleme alınan tanııtım yazısının ilk cümlesi bile izlemek için yeter, “Balık, insan-doğa ilişkisi üzerine oadaklanıyor”
Tuncel Kurtiz’in anısına: “Gezici Festivalin Yol Arkadaşı Tuncel Kurtiz” ve “İnat Hikayeleri”
Ve 5. günün kapanışını yine Cinemaxmum’da gösterilecek peşpeşe iki Tuncel Kurtiz’li belgesel ile yapacağım. “Gezici Festivalin Yol Arkadaşı Tuncel Kurtiz” ve “İnat Hikayeleri”.
http://youtu.be/8rRPlzE7-mo
Altın Koza’da geçtiğimiz yıl hayatlarını kaybeden Türk sinemasının iki duayen sanatçısı “Çolpan İlhan” ve “Tuncel Kurtiz” için “Anılarına” bölümü var. İzleyeceğim iki belgeselde bu bölüme ait yapımlar
Peki seni anladık, Bugün başka neler var diyenlere de birkaç tüyo vermeye çalışayım
Metropol Sineması’nda günboyu Lauren Bacall filmleri gösterilecek. Muhtemelen Altın Koza ekibi tarafından dilimize kazandırılan absürd başlıklarını es geçip orjinal adlarını belitmekle yetineyim. “To have and Not have”, “The Big Sleep”, ve “Key Largo”.
Belediye Tiatro Salonu’nda Yılmaz Güney Söyleşisi
Nuri Bilge Ceylan bu sene Cannes’da Altın Palmiye’yi 390 yıl önce Yılmaz Güney’in yaptığı şekilde kutlamıştı
Altın Koza’yı diğer festivallerin çok önüne taşıyan artısı, festival kitapçığı mezalimini geride bırakırsak tam anlamı ile bir halk şenliği olması. Festival zamanı Adana tam manası ile sonbahar karnavalına dönüşüyor. Konserler, etkinlikler, hergün başka yerde (ben daha hiçbirisine iştirak edememiş olsamda) partiler ve elbette panel/söyleşiler.
Bugün de Belediye Tiyatro Salonu’nda Abdurrahman Keskiner, Hikmet Taşdemir, Semir Arslanyürek ve Yaşar Pütün’ün katılacağı Yılmaz Güney Sineması söyleşisi bulunuyor. Söyleşinin başlama saati ise 14:00
İzmirli 38 öğrenci, Soma iş cinayetinin ardından gerçekleştirdikleri üniversite işgali nedeniyle 22’şer yıl hapis cezasıyla yargılanıyor. İddianamede kaburgası ve ayağı kırılan öğrenciler yok ama mağdur çevik kuvvet polisleri var.
Bianet’den Çiçek Tahaoğlu’nun haberine göre Ege Üniversitesi ve 9 Eylül Üniversitesi’nden 38 öğrenci, Soma iş cinayetinin ardından gerçekleştirdikleri üniversite işgali nedeniyle 22’şer yıl hapis cezasıyla yargılanıyor.
En küçüğü 18 en büyüğü 27 yaşında olan ve iniversiteyi işgal edip duvarlara yazılama yapmak dışında eylemde bulunmayan öğrencilere yöneltilen suçlamalar eğitim ve öğretim hakkına engel olunması, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet ve örgüt propagandası yapmak.
İddianamede öğrencilerin polislerce darp edilmeleri, “orantılı ve kademeli bir şekilde güç kullanılması” olarak yer alıyor. Hatta bu ifade neredeyse her iki cümleden birinde, bazen de tek bir cümlede iki-üç kere geçiyor.
Duruşma 14 Ekim’de
38 öğrencinin davası 14 Ekim saat 14.00’da İzmir Bayraklı Adliyesi’nde görülecek.
Yargılanan öğrencilerden Gamze Yentür, iş cinayetini protesto eden öğrenciler hakkında istenen cezaların iş cinayetlerinin sorumluları hakkında istenmediğine dikkat çekiyor. Herkesi 14 Ekim’de Bayraklı Adliyesi’ne dayanışmaya çağırıyor.
CHP’li Beşiktaş Belediyesi’ne bağlı BELTAŞ A.Ş.’de çalışan, toplu sözleşme görüşmeleri devam ederken işten çıkarılan ve belediye binası önünde çadır kurarak eylem yapan DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası üyesi 239 işçinin başlattığı direniş 60’ıncı gününde sona erdi. Anlaşmazlık atılan imzalarla tatlıya bağlandı.
Beşiktaş Belediyesi ile park ve bahçe temizlik işlerini yapan BELTAŞ şirketinin işçileri arasında bir süredir devam eden anlaşmazlığın çözümü için taraflar Beşiktaş Belediyesi’nin Etiler’deki binasında bir araya geldi. CHP İstanbul Milletvekilleri Süleyman Çelebi ve Veli Ağbaba’nın da katıldığı törende, atılan imzalarla anlaşmazlık tatlıya bağlandı. Taşeron işçilere iş güvencesi ve sendikal örgütlenme hakkı getiren toplu sözleşme alkışlar arasında imzalandı.
Sözleşmeye, DİSK’e Bağlı Genel-İş Sendikası Genel Sekreteri Remzi Çalışkan ile birlikte imza koyan Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar, “Biz Beşiktaş Belediyesi olarak hem sendikal örgütlenmenin en iyi örneklerinden birini gerçekleştiriyoruz hem de sizlerin maddi taleplerini -ki sonuna kadar helal olsun- en güzel şekilde karşılıyoruz” dedi. İmza töreninin ardından, işçiler, Belediye Başkanı Hazinedar ve CHP’li vekiller birlikte halay çekip kutlama yaptı.
13-15 Ekim 2014 tarihleri arasında, Buğday Derneği’nin ev sahipliğinde, İstanbul’da yapılacak olan 18. IFOAM Dünya Organik Kongresi öncesinde bir dizi ön konferans düzenleniyor.
Bu ön konferanslardan biri, 11 Ekim’de Yeditepe Üniversitesi’nde düzenlenecek olan “Building Food Communities” / “Gıda Toplulukları Kurmak”. Buluşma, Topluluk Destekli Tarım (TDT) ve Katılımcı Onay Sistemleri (KOS) alanlarında çalışan ulusal ve uluslararası kişi ve grupları bir araya getirecek.
Konferans, Buğday Derneği, IFOAM, TDT ağlarının uluslararası üst örgütü URGENCI ve Ankara tabanlı KOS grubu DBB‘nin ortak organizasyonuyla gerçekleşiyor.
Konferansda topluluk destekli tarım ve katılımcı onay sistemleri ilgili konularda ülke çapında bir atılım gerçekleştirmek amacı güden Buğday Derneği; Türkiye’deki tüm ekolojik gıda ağlarını da Dünya Organik Kongresi’nin hemen öncesinde gerçekleşecek bu buluşmaya davet ediyor.
Konferans bilgileri şu şekilde;
*Konferansa kayıt ve katılım ücretsiz
*Konferansın dili İngilizce olup, Türkçe’ye simultane çeviri yapılacakt
Programla ilgili diğer bilgiler ve kayıt için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz
Tarih: 11 Ekim 2014 Cumartesi günü 09.00- 18.00 arası
Yer: Yeditepe Üniversitesi 26 Ağustos Kampüsü Ataşehir-İSTANBUL
İskoçya’nın Birleşik Krallık’tan ayrılıp ayrılmaması için düzenlenen referandumda, İskoçlar bağımsızlığa “hayır” dedi.
BBC’nin tahminlerine göre, “hayır” cephesi yüzde 55 ile referandumdan galip çıkmış olacak. 32 Seçim bölgesinin 31’i ilan edilmiş durumda.
Britanya ayni kalacağa benziyor.
İskoçya’nın en büyük bölgesi olan Glasgow’da, halkın yüzde 53.5’i “evet” oyu verdi. Glasgow dahil 4 bölge tercihini bağımsızlıktan yana kullandı.
Bağımsızlık yanlısı kampanyayı yürüten İskoçya Bölgesel Yönetimi Başbakanı Alex Salmond Twitter hesabından “Tebrikler Glasgow… ve bu inanılmaz destek için İskoçya halkına tebrikler” mesajından sonra yaptığı konuşmada, bağımsızlık için oy veren 1.6 milyon İskoçyalıya teşekkür etti. ‘İskoçya’nın mevcut durumda bağımsız bir ülke olmasına hayır dediğini’ belirten Salmond, sonuçları kabul ettiğini ifade etti ve “Tüm İskoçya’ya aynı şeyi yapmaları ve İskoçya halkının demokratik iradesini kabul etmesi çağrısında bulunuyorum” dedi.
‘Beraber daha iyi’ (Better Together) kampanyası yürüten Alistair Darling de, tüm ekibine teşekkür etti ve İskoçya halkının ‘ayrılık yerine birliği’ tercih ettiğini söyledi.
Darling, İskoçların ‘İngilizlere olan bağlarını yeniden teyit etmiş olduklarını’ belirtip “Bu bağların hiçbir zaman kopmamasını sağlayın” diye konuştu.
Britanya Başbakanı David Cameron ise “hayır” kampanyasının yürüten Alistair Darling ile konuştuğunu ve onu “iyi savaşımış kampanyası için tebrik ettiğini” söyledi.
Kesin sonuçların açıklanmasının ardından Cameron’un da bir konuşma yapması bekleniyor.
Toplam 2 bin 608 seçim merkezinde gerçekleşen referanduma oy kullanmak için kayıt yaptıran seçmen sayısı, toplam seçmenin yüzde 97’si ile çok yüksek bir orandaydı. İskoçya’da, ilk kez 16 ve 17 yaşındaki seçmenler dahil 4 milyon 200 binden fazla seçmen var.
Haber üzerine Asya pazarlarında Sterlin’in dolara karşı yükselmesi, Euro’ya karşı ise iki yılın en üst seviyesini görmesi ülkenin ekonomisine güvenin devam ettiğini gösteriyor. Ancak, gerek Britanya tamamında gerekse İskoçya’da önümüzdeki senenin seçimlerine doğru referandum sonrası hatların ve konuların nasıl bir şekilde yeniden oluşacağı tartışma konusu.
Britanya hükümeti, İskoçya’ya Birleşik Krallık’tan ayrılmaması hâlinde daha geniş mâlî ve siyasi özerklik vaad etmişti.
İskoçya’nın Birleşik Krallık’tan ayrılıp ayrılmamaya karar vermek için dün düzenlediği referandumda sayımı tamamlanan ilk bölgelerde, ülkenin ayrılmaması taraftarı olan “hayır” oyu kayda değer bir farkla önde. Sayımı tamamlanan bu bölgeler daha ziyade nüfusu düşük bölgeler.
İskoçya Hayır mı dedi?
Olaysız geçen seçimlerde, sonuç tahmin edilemeyecek kadar belirsiz idiyse de, her iki taraf sonuç ne olursa olsun arkasında durma ve İskoçya toplumu olarak sağlıklı bir şekilde yollarına devam etme mesajı veriyor.
Ülke çapında kesin sonuçların TSİ 08:30 civarı ilân edilmesi bekleniyor.
Seçim sonuçlarının ardından Britanya Başbakanı Cameron’un televizyonda canlı yayında İskoçya’nın kararına cevap vermesi bekleniyor. Kraliçe’nin ise Cuma öğleden sonra, sonuçlar kesinleştikten sonra yazılı bir açıklama yapacağı söyleniyor.
Glasgow’da on seçim pusulası üzerinde seçim hilesi yapılıp yapılmadığı hakkında bir polis soruşturması sürüyor.
Dundee’de sayıma elektrik kesilmesi yüzünden ara verilse de bunun kedilerle ilişkisine dair bir açıklama henüz yapılmış değil.
Akkuyu’da yapımı planlanan nükleer santralin yapımcısı Rosatom şirketinin de ortak olduğu Fennovoima grubunun, Finlandiya’nın kuzeyine yapmak istediği nükleer santral için hükümetin parlamentoya resmi olarak onay vermesini tavsiye etmesi üzerine, koalisyonun küçük ortağı Finlandiya Yeşilleri koalisyonu bırakacağını açıkladı.
Yeşillerin koalisyonu terk etmesi ile 200 milletvekilli parlamentoda hükümeti oluşturan partilerin milletvekili sayıları 102’ye düştü.
Yeşiller Partisi’nin sözcüsü Ville Niinisto iki gün önceki basın toplantısında konuyla ilgili açıklama yapmış ve “eğer hükümet perşembe günü; Fennovoima ve Rosatom’a izin verilmesini önerirse koalisyona devam edemeyiz” demişti.
Yeşiller böylelikle sözünü tutmuş oldu. Yeşiller üç yıl önce koalisyona girerken yeni nükleer tesis yapılmaması ve yenilenebilir enerjiye yatırım yapılması koşulu ile koalisyona ortağı olmuştu.
1200 Mw’lık nükleer reaktör yapılmasını içeren plan henüz kesinleşmiş değil. Projeye parlamentonun da onay vermesi gerekiyor. Ancak, parlamentoda çoğunluğunu koruyan hükümetin tavsiyesinin geçeceği düşünüyor.
Rusya Federasyonu’nun resmi devlet şirketi olan Rosatom ile Türkiye Cumhuriyeti, Akkuyu’da 4800 Mwlık santralin yapılması için anlaşma imzalamıştı. Birçok sivil toplum kuruluşunun karşı çıktığı projenin hazırlanan Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, tarafından 5 Temmuz 2013’te şeklen reddilmişti.
Şirket tarafından hazırlanan yeniden hazırlanan ÇED Raporu ise halihazırda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından değerlendiriliyor.
Rusya’da 10, yurtdışında 177 ticari nükleer santrali yöneten Rosatom’un uluslararası faaliyetleri sıklıkla yolsuzlukla suçlanıyor. Özellikle Ocak 2014 yılında şirketin Macaristan’daki yatırımları ciddi yolsuzluk iddiaları ile karşı karşıya kalmıştı.
Emniyet, IŞİD ile ilgili tüm illere uyarı yazısı gönderdi. İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan 81 ile gönderilen yazıda IŞİD’in “Camilerde etkili olmaya çalıştıkları”, “metropollerde hücre yapılanması şeklinde eylem birimleri oluşturulmuş olabileceği” ve “örgütün belirtilen eylem birimlerini hükümetin IŞİD politikalarına karşı tehdit unsuru olarak kullanabileceği” bilgisi yer aldı. Türkiye’de IŞİD’in kontrolünde, çoğunluğu kamyonet olan 22 bombalı araç olduğu yönündeki ihbarlar değerlendiriliyor.
Türkiye’den Suriye’ye cihad için savaşçı gittiği iddiaları gündemi meşgul ederken, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’da harekete geçti. IŞİD’in Türkiye’ye yönelik terör saldırısı olabileceği yönündeki uyarılar sonrası özellikle metropollerde önlemler artırıldı.
Tüm illere gönderilen yazıda, IŞİD’in özellikle Ankara, Konya ve İstanbul’daki camilerde etki alanını genişletmeye çalışıtğı ifade edildi. Ankara Hacı Bayram Camii çevresinde faaliyet gösteren grupların cami camaatiyle sorunlar yaşadığının da altı çizildi. Yazıda “metropollerde hücre yapılanması şeklinde eylem birimleri oluşturulmuş olabileceği, örgütün belirtilen eylem birimlerini hükümetin IŞİD politikalarına karşı tehdit unsuru olarak kullanabileceği” bilgisi yer aldı. Söz konusu yazı üzerine Ankara’da Hacı Bayram Camii, İstanbul’da Sultanbeyli ve Konya’da polis önlemlerini artırdı.
Polis, IŞİD’e militan kazandıran dernekleri de takibe aldı. Ankara’da İ. A., Konya’da ise M. G.’nin başında bulunduğu iki grup, emniyet güçlerinin radarına girdi. IŞİD’in Hatay, Adana, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, İstanbul, Mersin gibi yerlerde hücre evleri açtığı belirlendi. Canlı bomba olabileceği değerlendirilen 30 militanın Türkiye sınırları içinde olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de IŞİD’in kontrolünde, çoğunluğu kamyonet olan 22 bombalı araç olduğu yönündeki ihbarlar değerlendiriliyor.
Emniyet ve jandarma, militanların kullandığı İstanbul, Bolu, Ankara, Konya, Kilis, Aksaray, Şanlıurfa, Adana, Mersin ve Gaziantep güzergahındaki tüm ekiplerin teyakkuz halinde olmasını istedi.Emniyet, MOBESE’leri inceleyerek şüpheli kişileri kontrol etmeye başladı.