Ana Sayfa Blog Sayfa 3750

“Polis, 2007’den bugüne 183 kişiyi öldürdü”

Uluslararası Baran Tursun Vakfı’ndan yapılan açıklamada Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda (PVSK) 2007’de yapılan değişikliğin ardından 183 kişinin polis tarafından öldürüldüğü açıklandı.

Polis tarafından öldürülen kişilere ilişkin bilgiler tek tek yer, zaman ve olay da belirtilerek vakfın resmi sitesi baransav.com üzerinden yayınlandı.

11

25 Kasım 2007’de İzmir Bornova’da arabayla giderken dur ihtarına uymadığı iddiasıyla polis kurşunuyla öldürülen Baran Tursun adına açılan ve polis mağduru ailelerle dayanışma sergileyen Baran Tursun Vakfı, polise tanınan “Kendi öngörüsü ve taktiri ile zor ve silah kullanma” serbestisini gündeme getirdi.

Vakfın genel başkanı Baran Tursun’un babası Mehmet Tursun imzasıyla yayımlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Haziran 2007’de Meclis İçişleri komisyonunda dahi görüşülmeden alelacele TBMM genel kuruluna sunulan ve kabul edilen 2559 sayılı Kanunun 16. Maddesine eklenen ‘Kendi öngörüsü ve takdiri ile zor ve silah kullanma’ serbestîsini getiren polis yasası, bir asayiş yasasından öte, toplumla mücadele yasası olarak hayatımıza girdiği malumunuzdur.

Haziran 2007 yılında yasallaşan bu haliyle, polise silah kullanma serbestîsinden ziyade, polise öldürme serbestîsi verilmiştir. Zira kanunun yürürlüğe girdiği 2007 yılından bu güne dek, polisin öngörüsü veya soyut kavramlara dayalı makul şüphesi sonucu 183 kişinin yaşam hakları ihlal edilmiştir.

“Devleti korumak ve kollamak adına işlenen bu cinayetler, insan hakları ve hukuk ihlâlleri, devletin bekâsının her şeyin önüne geçtiği Türkiye’de olağandan sayılmaktadır.”

(Bianet, Yeşil Gazete)

Rusya’da LGBT çocuklar için açılan siteye ceza

Rusya’da LGBT çocukların ayrımcılık deneyimlerini görünür kılmak isteyen gazeteci Elena Klimova, “geleneksel olmayan cinsel ilişkilerin propagandasını” yapmaktan suçlu bulundu.

10

Rusya’da LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) çocukların maruz kaldığı ayrımcılıkları çocuklardan gelen mektuplar halinde yayınlayan Çocuklar 404 adlı site kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya. Sitenin kurucusu gazeteci Elena Klimova, “reşit olmayanlar arasında geleneksel olmayan ilişkilerin propagandasını” yapmaktan suçlu bulunarak 50.000 Rus Rublesi (yaklaşık 1.800 TL) para cezasına çarptırıldı.

Moskova’daki resmî medya denetçisinin Klimova ve site hakkında başlattığı soruşturma kapsamında sitenin “çocuklar üzerinde eşcinsellerin cesur, güçlü, kendine güveni ve saygısı olan insanlar olduğu algısını oluşturabileceği” iddiası, mahkeme tarafından Rus toplumunun geleneksel yapısı için bir tehdit olarak kabul edildi.

Af Örgütü’nden Klimova’ya destek kampanyası

Uluslararası Af Örgütü, siteyle ilgili Elena Klimova hakkındaki soruşturmaya ve ülkedeki “eşcinsellik propagandası yasası”na karşı bir imza kampanyası yürütüyor.

Çocuklar 404 sitesinin adı, internette hata veren sayfalarda çıkan 404 sayısı üzerinden Rusya’da yok sayılan, var olmadığı iddia edilen LGBT çocuklardan geliyor.

(Kaos GL)

 

Cumhuriyet köşe yazarlarına Charlie Hebdo sorgusu

Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarları Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan, haklarında başlatılan soruşturma kapsamında dün Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na gelerek soruşturmayı yürüten Başsavcıvekili Vedat Yiğit’e ifade verdi.

Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan, Charlie Hebdo kapağı ile ilgili ifade verdi
Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan, Charlie Hebdo kapağı ile ilgili ifade verdi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Ocak’ta köşelerinde Charlie Hebdo’nun Muhammed karikatürlü kapağınının yayını sonrası köşelerinde bu konuda yazy yayınlaadıkları gerekçesiyle 2 köşe yazarı hakkında soruşturma başlatmıştı.

TCK’nın 216. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” maddesi gereğince resen başlatılan soruşturma kapsamında iki köşe yazarı, Basın Suçları Savcılığı tarafından ifadeye çağrılmıştı.

(Zete)

Berlinale ile sinemanın kalbi Almanya’da

Dün akşam başlayan Uluslararası Berlin Film Festivali ile 5 – 15 Şubat günleri arasında sinemanın kalbi Berlin’de atacak.

7

Berlin’de 14’üncü festivalini düzenleyen ve kısa bir süre önce sözleşmesi 2019 yılına kadar uzatılan Berlinale direktörü Dieter Kosslick’in yönetiminde, bu sene de heyecan verici bir program bekliyor sinemaseverleri. Berlinale’nin ana programında 19 film, Altın ve Gümüş Ayı ödülleri için çekişecek, dört film de yarışma dışı gösterilecek. Festivalin açılış filmi İspanyol yönetmen Isabel Coixet’in imzasını taşıyan “Nadie quiere la noche”.

Altın Ayı’ya aday olan ve daha önce de Penelope Cruz ve Ben Kingsley’li “Elegy” ile yarışma bölümüne kabul edilen yönetmenin filmi, Kuzey Kutbu’na ayak basan ilk kaşif olarak kabul edilen Robert Edwin Peary’nin gözüpek karısı Josephine’in hikayesi. Kocasını bulmak için yollara düşen ve bu yolculuk sırasında, zorunlu olarak İnuit bir kadınla tek başına kaldığında, aslında aralarında pek fark olmadığını idrak eden Josephine rolünde Juliette Binoche var.

Geçen sene festivali açan “The Grand Budapest Hotel”, şimdi dokuz dalda Oscar’a aday. Bu nedenle, bu yılki açılış filmi için çıtanın epey yüksek olduğu söylenebilir.

Festivalin heyecanla beklenen filmlerinden biri, basına sızan sadece bir avuç fotoğrafı bulunan, 1970’lerin sonundan 1990’ların sonuna kadar sinemaya ara veren, ardından çektiği „The Thin Red Line“ ile Altın Ayı’yı kapan, birkaç yıl önce de „The Tree of Life“ ile Altın Palmiye’ye layık görülen reji efsanesi Terence Malick’in yeni çalışması „Knight of cups“. Christian Bale, Cate Blanchett ve Natalie Portman gibi yetenekleri buluşturan film, pazar günü gösterilecek.

Türkiye, Altın Ayı yarışında yok

Deutsche Welle’den Aydın Üstünel’in haberine göre Bu yılki Altın Ayı yarışında Türk filmi yok. Ama Türk Sineması’ndan yine de üç ilginç eser gösterilecek Berlinale’de. İlki, nispeten deneysel çizgisiyle tanınan Forum bölümündeki “Nefesim Kesilene Kadar”. Emine Emel Balci’nın filmi festivalde “En İyi İlk Film Ödülü” için yarışacak 18 yapım arasına seçildi, yani epey iddialı. Balcı, 2011 yılında Berlinale’deki Yetenek Kampüsü’ne katılmış, 2012’de de aile birleşimi yasası gereği Almanca öğrenmek zorunda kalan, Şanlıurfa’nın köylerindeki Kürt kadınlar üzerine “Ich liebe Dich” adlı bir belgesel çekmişti.

Gençlik filmleri bölümünde ise “Kar Korsanları” adlı yapım var. Kars doğumlu Faruk Hacıhafızoğlu’nun imzasını taşıyan film, bu coğrafyada 1980 darbesi sonrasını çocukların gözünden aktarıyor ve Kristal Ayı Ödülü için yarışacak. Türkiye’den festivale gelen üçüncü ve son film ise gençlik bölümünün kısa film yarışmasına kabul edilen „Gri Bölge“. Oyuncu-yönetmen Derya Durmaz’ın çektiği bu yapım, hiç beklenmedik bir anda, kızının artık bakire olmadığını öğrenen bir anne ile kızı arasındaki iletişime odaklanıyor.

(Deutsche Welle Türkçe)

“IŞİD zihinsel engelli çocukları intihar bombacısı yapıyor”

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi, IŞİD’in kaçırdığı çocukları seks kölesi olarak sattığını, işkence ettiğini, bir kısmının da çarmıha gerilerek, diri diri gömülerek ya da kafaları kesilerek öldürdüğünü belirtti. Komite ayrıca IŞİD’in zihinsel engelli çocukları intihar saldırılarında kullandığının da belirlendiğini açıkladı. 1998’den bu yana ilk kez Irak’ta çocuk haklarının durumunu inceleyen komitenin hazırladığı rapora göre, dini ve etnik azınlıklardan çocuklar daha da zor durumda. Ancak rapor “Çocuk istismarı mezhep tanımıyor” çıkarımında bulunuyor.

6

18 bağımsız uzmandan oluşan komitenin sözcüsü Renate Winter, Reuters haber ajansına, “Çocukların, özellikle de zihinsel engelli olanların intihar bombacısı olarak kullanıldığına dair duyumlar aldık. Bu çocuklar büyük olasılıkla ne yaptıklarının farkında bile değil” dedi.

Çocukların çok küçük yaşta, yaklaşık sekiz yaşında veya bu yaşın altında asker olarak eğitildiklerini gösteren bir video bulunduğunu anlatan Winter, “IŞİD’in güçlü olduğu birçok yerde azınlık çocukları kaçırılıyor, üzerlerine fiyat etiketi konulup pazarlarda köle olarak satılıyor” diye konuştu.

Winter, özellikle Ezidi ve Hıristiyan çocukların bu muameleye maruz kaldığını, ancak kurbanlar arasında Şii ve Sünnilerin de bulunduğunu belirtti.

BM komitesinin raporunda, çocukların sistematik olarak öldürülmesi kınanıyor ve IŞİD’e karşı düzenlenen hava saldırılarında ve Irak hükümet güçlerinin bombardımanında da çok sayıda çocuğun öldüğüne ya da yaralandığına dikkat çekiliyor.

Raporu hazırlayan uzmanlar, Irak’tan ‘çocukları kurtarmak’ için gerekli önlemleri almasını istedi.

(BBC Türkçe)

Alevilerin korku barajı – Ali Kenanoğlu

Seçimler sürecine girilmesiyle birlikte her toplumsal kesimde gündem seçimler üzerine yoğunlaşmaya başladı. Alevi kurumları, aktivistleri de yoğun bir şekilde seçimler süreciyle haşır neşir oluyorlar.
AKP gibi muhafazakar bir iktidarın dindar nesil hedefleri üzerinden yürüttüğü siyaset en çok Alevileri rahatsız etmekte hatta korkutmaktadır. Bu seçimlerin diğer taraftan da Başkanlık sistemi sürecini belirleyecek seçimler olması nedeniyle hassasiyetler, endişeler ve korkular daha da artmış durumda.
Hemen hemen her seçimde olduğu gibi bu seçimlerde de kimi sosyal demokrat, demokratik sol, laik, ilerici, Cumhuriyetçi olduğunu söyleyen siyasi partiler Alevilerin bu korkularına yoğunlaşıp Alevilerin inanç özgürlüğünden, demokrasiden, laiklikten kaynaklı haklı taleplerine sahip çıkmak bunu açıkça dillendirmek yerine Alevilere ölümü gösterip sıtmaya razı etme politikalarına sarılacaklardır.

Bunun yanı sıra yine bir taraftan ‘Biz kimlik siyaseti yapmıyoruz, biz her inanca ve kimliğe aynı mesafede bakıyoruz’ diyerek Alevilerin mücadelesinde yer almış insanları tercih etmezlerken diğer taraftan da müftülere, diyanet işleri eski başkanlarına, milliyetçi muhafazakar sağ kesimin önde gelen aktörlerine teklif götürmeyi ihmal etmiyorlar.

Ancak Alevi toplumu artık bu ezber ve sahte yaklaşımları görmeye başladı. Yıllardır korku politikalarıyla Alevileri maniple eden siyasi anlayışlara rest çekmeye başladılar. Bunun farkında olanlar özellikle de CHP, hemen karşı ataklara başlayıp belediyelerinde cemevlerinin ibadethane olması yönünde kararlar çıkartmaya başladı.

Bunun siyasi bir manevra olduğu söylense de bu kararları Alevi toplumunun mücadelesinin ve o ezberlere boyun eğmeyip rest çekebileceğini göstermesinin bir sonucu olarak görüyorum ve olumlu buluyor, destekliyorum. CHP nin belediyelerinde cemevleri için ibadethane kararı alması CHP’nin Alevilere bir lütfu değil Alevilerin mücadelesinin bir sonucudur. Daha da önemlisi cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde öyle tıpış tıpış sandığa gidip kendilerine sunulan ezberlere boyun eğmeyeceklerini göstermesinin CHP’de yarattığı bir korkunun kazanımıdır. Bu defa korkan Aleviler değil, Alevilerin oyları gidecek diyen siyasi partiler olmaya başlamıştır ve bu durum da devam edecektir.
Alevileri bu korku politikaları ile maniple eden siyasi partilerin en büyük kozu ise yüzde 10 barajı olmaktadır. Bu barajın olduğu ve barajı aşma ihtimalinin üç partiyle sınırlandığı, bunlardan birisinin muhafazakar sağcı parti diğerinin ise Alevilerle kan davalı bir milliyetçi parti olduğu sürece Alevilerin mevcuttaki sosyal demokrat görünümlü partiden başka bir yere gitme olanakları yoktur.

Ancak bu sefer durum bundan ibaret olmayacak ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de görüldüğü üzere artık yüzde 10 barajını aşma ihtimali olan parti sayısı dörde çıkmıştır. Bu partilerden ikisinin yani CHP ile HDP’nin Alevi oylarını alabilme konusunda rekabete girecekleri daha şimdiden kendini göstermektedir.
Haziran 2015 seçimleri Aleviler açısından da son derece farklı bir seçim olacak. Artık Aleviler bu rekabet sayesinde korku politikalarına mahkum olmadan gösterilecek adaylara ve sahiplenilen siyasetlerine bakacak. Bu iki partinin özellikle de cemevleri, din dersleri, asimilasyon, Alevi katliamları ve de din devlet ilişkisinin olmazsa olmazı Diyanet İşleri Başkanlığının durumu konusunda ne söylediklerine bakacaklar.

Bu seçim Alevilerin de kendilerine sunulan korku barajlarını aşıp temsiliyetlerine ve taleplerine yoğunlaşacakları bir seçim olacak.
Hızır yoldaşımız olsun…

Ali Kenanoğlu – www.evrensel.net

 

 

Türkiye Kupası’nda son 16 eşleşmeleri belirlendi

0

Türkiye Kupası gruplarında 6. ve son hafta maçları tamamlanırken, ikinci tur eşleşmeleri de belli oldu. Gruplarında ilk iki sırayı alan takımlar bir üst tura çıkarken, gruplarını 3 ve 4. sırada tamamlayanlar ise kupaya veda etti.

4Türkiye Kupası’nda grup aşamasının son maçları oynanırken, son 16 turundaki eşleşmeler de netleşti. Grupların noktalanmasının ardından A ile B, C ile D, E ile F ve G ile H gruplarını ilk iki sırada tamamlayan takımlar, çapraz eşleşme usulü ile birbirleri ile karşılaşacak.

UEFA Avrupa Ligi statüsüne göre oynanan, puanların eşitliği durumunda önce ikili averaja o da eşitse genel averaja bakılarak sıralamanın yapılacağı Gruplarda ilk sırayı alan takımlar son 16 turunda ev sahibi olacak. Tek maç eleme usulüne göre yapılacak son 16 turu maçları 10, 11 ve 12 Şubat 2015 tarihlerinde oynanacak.

Son 16’ya kalan takımların eşleşmeleri şu şekilde;

Tuzlaspor – Manisaspor
Trabzonspor – Medicana Sivasspor
Bursaspor – İstanbul Başakşehir
Kardemir Karabükspor – Mersin İdmanyurdu
Çaykur Rizespor – Fenerbahçe
Kayserispor – Beşiktaş
Gençlerbirliği – Eskişehirspor
Galatasaray – Torku Konyaspor

Haydarpaşa’da,”Gardır, satılamaz!” eylemi

Hızlı Tren Projesi nedeniyle kapatılan Haydarpaşa Garı’nın yeniden açılmasını isteyen Toplum, Kent ve Çevre Grubu Haydarpaşa Dayanışması üyeleri, Kadıköy’de yürüyüş düzenledi.

3

İskele Meydanı’nda toplanan ve Haydarpaşa Gar Binası önüne kadar yürüyen grup, Haydarpaşa gardır, gar kalacak sloganı attı. Ellerinde Boğaziçi Treni, Vangölü Ekspresi ve Fatih Ekspresi’ne ait levhaları da taşıyan grup üyeleri, Haydarpaşa Garı’ndan tren seferleri başlayana kadar eylemlerini sürdüreceklerini açıkladı.

Haydarpaşa Garı Ayakkabı Kutusuna Sığmaz. Sıfırlayamazsınız yazılı bir de pankartı taşıyan grup üyeleri, Sirkeci Garı’nın da korunması için pankart açtı.

(Evrensel)

TRT, Eurovisyon’a katılmama kararından çark etti

Türkiye yeniden Eurovision Şarkı Yarışması’na katılma kararı aldı. TRT Genel Müdürü Şenol Göka, “Sadece oylama sistemi değil, ahlaki sisteme ilişkin de bazı sorunlar vardı. Bunlara ilişkin eleştirilerimiz vardı. Bunlar konusunda yol alındı” dedi.

2

2013’te oylama ve kura sistemini eleştiren TRT, Eurovision şarkı yarışmasına bir daha katılmama kararı almıştı. Ancak Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU) özrü ve TRT’nin taleplerinin büyük oranda kabul edilmesinin ardından kurum, yarışmaya katılmaya yeniden sıcak baktı.

TRT Genel Müdürü Şenol Göka, “Sadece oylama sistemi değil, ahlaki sisteme ilişkin de bazı sorunlar vardı. Bunlara ilişkin eleştirilerimiz vardı. Bunlar konusunda yol alındı” dedi.

 

Kadın Örgütlerinden kadına karşı şiddeti önleme komisyonuna temsil tepkisi

TBMM’de kadına yönelik şiddetin sebeplerini araştırma komisyonunun ilk toplantısına kadın örgütlerinin büyük bir kısmının davet edilmemesi üzerine Mor Çatı, İstanbul Feminist Kollektif, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği ve Uçan Süpürge’nin de aralarında bulunduğu 60 örgüt, AKP’li milletvekillerinden oluşan komisyondan, çalışmalara davet edilen örgütlerin hangi kriterlere göre seçildiğini açıklamasını istedi.

1

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre 124 kadın örgütünden oluşan Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu‘nun 20 Temmuz 2014’ten bu yana yürüttüğü çalışmaların ve kadın örgütlerinin uzun zamandır süren emek ve mücadelesinin ardından en nihayet kurulan “Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu”’nun 5 Şubat’taki ilk toplantısına kadın örgütlerinin büyük çoğunluğu davet edilmedi.

60 kadın örgütü basın açıklaması yaparak bu duruma tepki gösterdi. Açıklamada “Komisyon, kuruluşundan hemen sonra attığı ilk adımda bizleri büyük hayal kırıklığına uğrattı. 5 Şubat 2015 tarihinde Ankara’da yapacağını duyurduğu toplantıya, kadına yönelik şiddet alanında yıllardır mücadele eden bağımsız kadın örgütlerinin büyük bir çoğunluğunu davet etmeyip dışlamış durumdadır. Böylece daha baştan konuyla ilgili yıllara dayanan emek, bilgi ve deneyim sahibi kadın örgütlerinin çalışmalara dahil olmalarını engelleyerek esas olarak kendi siyasi görüşüne yakın sivil toplum örgütleri ile çalışacağını şimdiden belli etmiştir” durumuna vurgu yapıldı.

(Cumhuriyet)