Ana Sayfa Blog Sayfa 3701

Greenpeace, kuzey kutbu için Shell’in petrol platformu üzerinde eylemde

Altı Greenpece eylemcisi, Shell’in Kuzey Kutbu’nda petrol sondajı için Pasifik Okyanusu’nda ilerlemekte olan platformunda eylemde. Şu anda Hawaii’nin 750 mil kuzey batısında bulunan 38 bin tonluk platforma tırmanan eylemciler, Shell’in Kuzey Kutbu’ndaki riskli petrol arama çalışmalarını protesto ediyor.

37

Uluslararası bir ekipten oluşan eylemcilerin, Polar Pioneer adlı platformun altında günlerce kamp kuracak kadar erzakları var. Eylem, www.savethearctic.org/live sitesinden canlı olarak takip edilebiliyor. Eylemciler, Kuzey Kutbu’ndaki tehlikeli petrol arama faaliyetlerine karşı Greenpeace’in başlattığı ‘Kuzey Kutbu’nu Kurtar’ kampanyasına katılan dünya çapında 6,7 milyondan fazla kişinin isimlerinin bulunduğu bir pankart açmayı planlıyor.

35

Geçtiğimiz hafta Amerika Birleşik Devletleri İçişleri Bakanlığı, Shell’in Alaska açıklarındaki Chukchi Denizi’nde petrol sondaj iznini onayladı. Bu da, Shell’in 100 gün içerisinde Kuzey Kutbu’nda sondaj faaliyetlerine başlayabileceği anlamına geliyor.

Greenpeace’in Esperanza gemisinden botlarla hareket ederek Polar Pioneer’ın güvertesinin altında kamp kuran altı eylemci, ABD, Almanya, Yeni Zelanda, Avustralya, İsveç ve Avusturya’dan gelen eylemcilerden oluşuyor. Eylemciler, yanında getirdikleri ekipman sayesinde gerçek zamanlı olarak bütün dünya ile Twitter üzerinden iletişim kurabilecek. Tırmanışçılardan güncelleme almak için @Greenpeace_med hesabını takip edebilirsiniz

Yeşil Gazete olarak, Greenpeace Akdeniz Kuzey Kutbu Kampanyası Sorumlusu Ayşe Bereket ile hem gerçekleşen bu eylem hem de Greenpeace’in Kuzey Kutbu Kampanyası hakkında konuştuk.

Shell’in filosunu Malezya’dan Kuzey Kutbu’na doğru hareket ettiği andan itibaren Esperanza Gemisi ile izlediklerini kaydeden Bereket, dün akşam (6 Mart 2015 Pazartesi) 20:00 sıralarında 6 cesur Greenpeace aktivistinin Shell’in Polar Pioneer (Kutup Öncüsü) petrol rafineri platformuna tırmanış gerçekleştirdiğini belirtti.

Platformun 40. metresinde kamp kuran aktivistlerin amacının Shell’in kuzey kutbunda ki petrol arama ve çıkarma faaliyetlerine dikkat çekmek olduğunu söyleyen Greenpeace Akdeniz Kuzey Kutbu Kampanyası Sorumlusu Ayşe Bereket, “Geçtiğimiz hafta Amerika Birleşik Devletleri İçişleri Bakanlığı, Shell’in Alaska açıklarındaki Chukchi Denizi’nde petrol sondaj iznini onayladı. Bu da, Shell’in 100 gün içerisinde Kuzey Kutbu’nda sondaj faaliyetlerine başlayabileceği anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

39

ABD Hükümeti tarafından yapılan resmi bir açıklamada Chukchi denizinde petrol çıkarılırsa kaza riskinin %70 olarak tespit edildiğini de anımsatan Bereket, Shell’in kuzey kutbunda meydana gelmesi sadece bir zaman meselesi olan petrol rafinerisi kazasında bunu temizlene teknolojisinin bulunmadığını da sözlerine ekliyor.

Eylem ile ilgili tüm detayları, aktivistlerin canlı paylaşımlarını savethearctic.org/tr/live/ adresi üzerinden takip etmek mümkün.

(Yeşil Gazete)

Siyaset zor zanaat – Taner Akçam

Altan Tan’ın HDP’den aday gösterilmemesi sosyal medyada epey tartışma yarattı. Kararı doğru bulanlar olduğu gibi, şaşkınlıkla karşılayanlar da oldu. Konu hakkındaki fikriniz ne olursa olsun, bu kararın HDP’nin üzerinde çok konuşulmayan bazı özelliklerini tartışmaya açtığı kesin. Konu basit: demokrasi ve özellikle parti içi demokrasi!

Önce siyasete ilişkin bir iki ufak gözlem: Bana göre, siyasette mutlak doğru yok; doğru, fikrinize göre değişir. Seçim de farklı doğruların yarışmasıdır; herkes kendi doğrusu için oy ister. Olası alternatifler bellidir; bireyler muhasebe yapar ve bir tercihte bulunurlar.

Tercih farkları nedeniyle seçim sonuçlarını önceden bilmek mümkün olmaz ve seçmen tercihlerini etkilemek için, kamuoyu araştırmalarını manipüle etmek de dâhil kıyasıya bir yarış yaşanır.

Sandıktan, hiç beğenmeyeceğimiz, demokrasiye düşmanlık besleyen bir doğrunun çıkması bile olasıdır. Ama orası zaten siyasetin bittiği yerdir.

Siyasetin ikinci tuhaf bir kuralı daha var: insanların parti bağlılıkları ile tek tek bazı konulardaki kişisel tutumları arasındaki fark. Örneğin, HES’lere karşı olabilirsiniz, bu konuda bir oylama yapılsa muhtemel bunların kapanması için oy verirsiniz ama seçimlere gelince HES’leri kuran partiyi tercih edersiniz. Çünkü parti bağlılığınız veya başka öncelikleriniz vb. gibi bir sürü faktör devreye girer.

HDP seçime parti olarak girip, önüne yüzde 10 barajını aşmak hedefini koydu. Bu karar, barajı aşmanın çok riskli olduğu bilerek alındı. Karara karşı çıkanlar, kararın İmralı- Hükümet anlaşması ile alındığını ve amacın AKP’nin Anayasa değişikliğini yapacak bir çoğunlukla Meclis’e girmesini sağlamak olduğunu ileri sürdüler.

Öte taraftan, bu kararın motive edici bir dinamik oluşturduğu da kesin. Birçok kişi ve çevre, HDP’nin Meclis dışı kalmasının yaratacağı olumsuzluklardan hareketle HDP’ye yöneliyor. Partinin, bu risk faktörünü çok iyi kullanarak sürpriz yapması bile mümkün.

Dediğim gibi, siyasetin doğrusu yok, sadece alınan kararın istenen sonucu yaratıp yaratmayacağı önemli. HDP eğer barajın altında kalırsa, AKP’nin ezici çoğunlukla Meclis’e girmesini isteyenler haklı çıkacak; eğer barajı geçerse AKP’nin istediği rejimi getirmesi imkânsız gibi… Gerçi bu durumda bile, Meclis’e girmiş bir HDP’nin, AKP ile anlaşması ve başkanlık sistemine karşı Kürt bölgelerinde kısmi özerklik elde etmesi mümkün! Siyaset böyle bir şey. Öcalan’ın her iki seçenekte de kârlı çıkacağını tahmin etmek zor değil.

HDP’nin aldığı kararın kendi hedeflediği sonucu yaratıp yaratmayacağı tartışması yapılırken bir konu tamamıyla ihmal edildi. Bu karar nasıl alınmıştı?

Benim bildiğim, HDP bu denli riski yüksek bir kararı parti içi demokratik mekanizmaları işleterek almadı. HDP’nin en büyük açmazı da bu.

Çünkü parti esas olarak İmralı ve Kandil’in çizdiği alanda siyaset yapma özgürlüğüne sahip. İradesi esas olarak İmralı ve Kandil tarafından belirleniyor. Bu nedenle, Kandil yöneticilerinin HDP adına, sanki onu temsil ediyorlarmış gibi demeç verdikleri durumlar da sözkonusu.

HDP’de siyaset yapanların bu durumu bilerek siyaset yaptıklarını söyleyebiliriz. Bu kişi ve çevrelerin, eğer PKK taraftarı değillerse, partinin iradesinin esas olarak İmralı ve Kandil tarafından belirlenmesini katlanılabilir bir durum olarak gördükleri kesin. Seçmenler açısından da benzeri bir durum var! Özellikle Batı’da PKK’ya açık tavır alacak birçok kişi HDP’ye oy verecek.

Bu noktada biraz daha ileri gidip, İmralı- Kandil- HDP iç geriliminin ilginç bir dinamizm yarattığını bile ileri sürebilirsiniz.

Altan Tan olayı bu açıdan önemli. Onun aday gösterilmemesi kararı muhtemel yukarılarda alındı. Bu kararı alanlar, kararın HDP’ye yönelen Müslüman oyları nasıl etkileyeceğini de hesap etmiş olmalılar. Eğer Tan önseçim ile liste dışı kalsaydı, ne kararı doğru bulanlar ne de karşı çıkanlar zorlanacaktı.

HDP adayları demokratik mekanizmalarla seçilmiyor; atanıyorlar. Ancak ve ancak İmralı ve Kandil’in onay verdikleri aday gösterilebilecek! Aday atamak anti-demokratik bir yöntem! Parti içi demokrasisi olmayan bir partinin, ne kadar demokrasi savaşçısı olabileceği ciddi bir soru!

Ama dediğim gibi HDP etrafında toplananlar açısından bu şimdilik ikincil bir sorun. Parti içi demokrasi acaba ne kadar ikincil plana atılabilecek bir tercih?

Bu yazı taraf.com.tr/ den alınmıştır

33.Taner Akçam

 

Taner Akçam

[email protected]

12-13-14 Nisan #Çernobil Aksiyon Haftası, Çernobil ve Sağlık Paneli

 

         26 Nisan günü, Çernobil felaketinin 29. Yıldönümünde  Türkiye’de nükleer karşıtı mücadele ve santral tartışmaları şiddetlenerek devam ederken bir kez daha  tek yürek olarak nükleere hayır diyeceğiz. 7 milyon insanın sağlık koşullarını ve geleceğini etkileyen, 800 bin insanın ‘tahliye görevlisi’ olarak felaketin yaşandığı alanda engelleme ve temizlik çalışmaları yaptığı için yaşamına engelli olarak devam etmek zorunda bırakan, 17 bin insana patlamadan dolayı babalarını kaybettiren insan eliyle yaratılan afet Çernobil ile yitirilenleri anacağız.   3 Mayıs günü Türkiye’ye ulaşan radyasyon yüklü bulutların etkisi ve ekolojik sonuçları , devlet eliyle hiçbir resmi araştırma yapılmadığı için  hala tam olarak bilinmiyor. 4 yıl önce meydana gelen ancak önümüzdeki 20-30 yıl boyunca da etkilerini deneyimleyerek konuşmaya devam edeceğimiz Fukuşima nükleer felaketi anmasının  üstünden henüz 1 ay bile geçmedi ve biz artık Çernobil’i  Fukuşima’sız, Fukuşima’yı Çernobil’siz  anamıyoruz. her ikisinin de yaşama dair ödettiği bedel ağır.

12-13-14 Nisan Çernobil ve Sağlık Paneli
12-13-14 Nisan Çernobil ve Sağlık Paneli

 

Bu anlamlı haftaya geçen sene Avrupa Çernobil Ağı’ndan Dünya Çernobil Ağı’na evrilen grubun bir üyesi olan Yeşil Düşünce Derneği (YDD)ve Nükleersiz.org, Çernobil ve Sağlık konulu panel ile katkı yapacak. Uluslararası konuşmacıların ağırlıklı olduğu panelde ilk olarak Beyaz Rusya’dan Dr Larisa Danilova Çernobil sonrası endokrin hastalıkları hakkında bilgi verecek. Ardından Türkiye’ye ilk defa geçen sene yine Yeşil Düşünce&Nükleersiz.org davetiyle gelen “Fukuşima Tanığı” adıyla tanıdığımız Toshiya Morita Fukuşima’daki sağlık durumu ve artan kanser oranları hakkında açıklama yapacak. 2014 yılında IPPNW Avrupa Başkanı olan Almanya’da yaşayan Dr Angelika Claussen panelin diğer bir konuğu olarak Çernobil ve Fukuşima felaketlerinin neticesinde düşük doz radyoaktivitenin etkilerini anlatacak. Türk Tabipleri Birliği adına Karadeniz’deki kanser vakalarına dair özel bir çalışmaya imza atan Prof. Kayıhan Pala Çernobil’i Doğu Karadeniz ve Türkiye’deki etkileri hakkında  paylaşımlarda bulunacak. Son olarak Dr Alper Öktem TAEK tarafından yayımlanan Çevresel Radyoaktivite Atlasında Doğu Karadeniz raporunu yorumlayacak.

Panelin ilk günü Sinop Nükleer Karşıtı Platform ve KESK’in destekleriyle Karadeniz’de Çernobil’in acı hatıralarını bugün dahi yaşamakta olan şehirlerden biri olup bu kez kendi şehrine nükleer santral kurulması planlarıyla mücadele eden Sinop’ta, ikinci günü Atakum Kent Konseyi, TMMOB, KESK ve bileşenlerinin destekleriyle komşusunu yalnız bırakmayan Samsun’da, üçüncü ve son günü ise İstanbul’da gerçekleştirilecek.

Panel kimlere hitap ediyor?

Panel, nükleer santrallerin etkileri, toplum sağlığı konusunda bilinçlenme/bilinçlendirme açısından başta  hekimlere ve sağlık çalışanlarına hitap ederken şimdiye kadar pek de heryerde rastlanmayan detaylar hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi imkanı sağlayacağı için basına, bununla birlikte “nükleer santrallerle yaşamaya hazır mıyım?” sorusunu kendisine soran herkese hitap ediyor.

Nükleersiz.org&Yeşil Düşünce Derneği

Pınar Demircan  

(Yeşil Gazete)

IŞİD’den geri alınan Tikrit’te 12 toplu mezar bulundu

Irak’ın Tikrit kentinde bulunan toplu mezarlardaki cesetlerin, IŞİD’in geçen yıl öldürdüğü yaklaşık 1,700 Iraklı askere ait olduğu belirtiliyor. Geçen hafta IŞİD’den geri alınan Irak’ın Tikrit kentinde eski ABD üssü Camp Speicher’ın yakınında toplu mezar bulundu.

32.tikritBulunan toplu mezarlardaki cesetlerin, IŞİD’in geçen yıl öldürdüğü yaklaşık 1,700 Iraklı askere ait olduğu belirtiliyor. IŞİD Tikrit’i geçen Haziran ayında ele geçirdiğinde, sosyal medyada yüzlerce Şii askeri öldürdüğünü gösteren fotoğraf ve videolar paylaşmıştı.

Toplu mezarlardan çıkarılan cesetler, DNA testlerinin ardından ailelere teslim edilecek. Katliamdan kurtulabilenler, IŞİD’in askerleri öldürmeden önce mezheplerini sorduğunu belirtmişti.

Kent bir ay süren kuşatmanın ardından, geçtiğimiz günlerde Şii milislerce desteklenen Irak ordusu tarafından IŞİD’den geri alınmıştı.

(IMCTV)

İktidar, çılgın projede sınır tanımıyor: Bebek kıyısına tekne park projesi!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, boğazın en güzel noktalarından birinde yer alan Bebek’te denizi doldurarak 300 teknenin bağlanacağı “Tekne Park” projesini hayata geçirmeyi planlıyor.

2.bebek

Bugünkü köşesinde Tekne Park projesine yer veren Zeynep Oral “Bugün Bebek’i satmaktalar, yarın sırada Kuruçeşme, Beykoz, Paşabahçe, Çubuklu, Kanlıca, Anadoluhisarı, Çengelköy ve Arnavutköy var…” ifadelerini kullandı.

Belediyenin Tekne Park’ın bulunduğu bölgeye yapmayı planladığı 150 araçlık otopark projesin de trafik yoğunluğunu daha da artıracağı belirtiliyor.

Zeynep Oral’ın Cumhuriyet gazetesinde “SOS… SOS… SOS… Bu Bir İmdat Çağrısıdır!” başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Karada satacak yer kalmayınca, şimdi de denizi satıyorlar!

Dün İstinye ve Tarabya’yı kapattılar, şimdi Bebek’e göz diktiler!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi şimdi yine şaha kalktı. 300 teknenin bağlanacağı “Tekne Park” projesini önce Bakanlar Kurulu’ndan, ardından hayata geçirmeye kararlı. Bu kadarla da kalmıyor, bu “Tekne Park”a hizmet edecek bir de 150 araçlık otopark yapacak denizi doldurarak!

“Şimdi yine” deme nedenim. Daha önce de niyetlenmişlerdi (1989 ve 2008’de) ama sivil inisiyatif ve semt halkının sahip çıkmasıyla bu saldırı geri püskürtülmüştü”

(Cumhuriyet)

Sosyal Medya sansür altında

İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği Twitter, Facebook ve Youtube’a erişimi engelledi. Türkiye’de bir çok kullanıcı Facebook’a gün içinde 1,5 saat erişim sağlayamadı. Twitter’daki sorun ise hala devam ediyor.

1.twitter sansürTİB’in Erişim Engelleme Karar Sorgulama ekranlarında henüz yayınlanmış bir karar olmamasına rağmen Twitter’a erişim sağlanamıyor.

YouTube’un adresine girmek istenildiğinde ise servis sağlayıcımızın gösterdiği ekranda “Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir” ifadesi yer alıyor.

Turkcell Superonline ve TTNET hattından yapılan denemelerde yukarıdaki ekran veya sayfaya ulaşılamıyor hataları alınıyor.

TTNET hattında Youtube.com Service Unavailable hatası verirken Twitter sunucularından hiçbir tepki alınamıyor. Facebook’ta ise 1,5 saat kesinti sonrasında kısıtlı olarak da olsa siteye giriş yapıldığı öğrenildi.

Erişim Sağlayıcıları Birliği: Nedeni Şehit Savcı Kiraz’ın görüntüleri

Erişim Sağlayıcıları Birliği, şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın rehin alınması görüntülerinin Twitter ile YouTube’da yayınlanması nedeniyle mahkeme kararı doğrultusunda erişimin engellendiğini bildirdi.

 

İstanbul Üniversitesi Yemekhanesi’nde “vegan menü” kampanyası başarıya ulaştı

İstanbul Üniversitesi yemekhanelerinde öğrencilere ve üniversite personellerine verilen ortak yemeklerden şikayetçi olan veganların (hayvansal ürün yemeyen), ‘Change.org’da başlattığı ve 299 kişinin imzaladığı “Vegan menü” kampanyası amacına ulaştı. Kampanyanın başlamasından 1,5 ay sonra İ.Ü.’nün yemekhanesine vejeteryan (et yemeyen) öğrenci ve personel için vegan menü eklendi.

32

İstanbul Üniversitesi, vegan ve vejeteryan öğrencilerin sesini duydu. Üniversite, “Vegan/vejetaryen öğrencilerin de tercihlerine uygun beslenme hakkı var. Üniversitemizin, vegan/vejetaryen öğrencilere, akademisyenlere ve okul çalışanlarına uygun yemek sağlanması gerekmekte” diyen 299 öğrencisine, Beyazıt Merkez Bina’daki Turan Emeksiz yemekhanesinde haftanın tüm günleri öğlenleri çıkacak vegan menü uygulamasını koyarak, destek verdi.

33
Kampanyayı İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik bölümü öğrencisi Yunus Emre Özdiyar başlattı

Vegan menüsü kampanyasını başlatan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik bölümü öğrencisi Yunus Emre Özdiyar, üniversitenin uygulamasını ve süreci Milliyet gazetesinden Seray Yalçın’a anlattı. Amaçlarına ulaştıklarını ve veganların da artık üniversitede tanındığını söyleyen Özdiyar, “Şubat ayında Change.org’da bir imza kampanyası başlattım, kısa sürede destek gördü. Ardından konunun muhatabı olan üniversite yönetimine yazılı bir şekilde durumu anlattım. Sonunda böyle bir uygulama biz veganlar için 1,5 ay gibi bir sürede başlatılmış oldu. İstanbul Üniversitesi rektörlüğüne ve diğer herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Başarıyla sonuçlanan kampanyayı anlatan Yunus Emre Özdiyar, “Üniversite yönetimi konuyla ilgilendi ve beni yemekhane müdürüne yönlendirdiler. Uygulamaya sıcak baktıklarını söylediler, gıda mühendisi ve aşçılar ile yemeklerde nelerin olup olmayacağını konuştuk. Sonuçta başarıya ulaştık. Bu veganların zaferidir” dedi.

(Radikal)

IŞİD’in tarihe saldırısında yeni hedefi; Irak’ın antik kenti Hatra

0

IŞİD tarafından yayınlanan son video görüntülerinde, Irak’ın antik kenti Hatra’da tarihi eserlerin yok edildiği görülüyor.

29

IŞİD’in yayınladığı video görüntülerinde, militanların balyozlarla Hatra’daki tarihi eserleri parçaladıkları görülüyor. Görüntülerde ayrıca UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’ndeki bölgede radikal İslamcı militanların kalaşnikoflarla değerli heykellere ateş açtıkları yer alıyor.

31

Bir merdivenin tepesinde elinde balyozla duran bir militanın eski yapıdaki bir heykel başını kırdığı ve başın yere düşüp parçalara ayrıldığı da görüntüler arasında. Videoda Körfez bölgesi aksanıyla Arapça konuşan militanlardan biri tarihi sit alanını yok etiklerini, çünkü Allah yerine onlara tapıldığını söyledi.

IŞİD, Hatra’ya geçen ay saldırmıştı. Bölge hâlâ teröristlerin kontrolü altında olduğu için hasarın boyutu tam olarak bilinmiyor.

30

Şubat ayında yayınlanan video görüntülerinde ise IŞİD’in Musul Müzesi’ndeki eserlere verdiği zarar ortaya çıkmıştı. Musul Müzesi’nde zarar gören eserlerin çoğu Hatra’dan gelmişti.

 

İran’dan kadınların spor müsabakalarını yerinde izlemesine şartlı izin

İranlı yetkililer, kadınların ileride stadyumlardaki büyük spor etkinliklerini izlemelerine izin verileceğini duyurdu. Ancak güreş ya da yüzme gibi “maskülen” sporları izlemeye izin yok.

28.iran

İran Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Abdülhamid Ahmed, gelecekte İranlı kadınların stadyumlardaki büyük spor karşılaşmalarını izleyebileceğini belirti. IRNA haber ajansına konuşan Ahmed, kadınların ve ailelerinin çoğu spor müsabakasını izlemesine izin verileceğini ancak güreş ya da yüzme gibi “maskülen” spor karşılaşmalarına ise izin olmayacağını kaydetti.

New York Times ise kadınların karşılaşmaları onlar için ayrılmış özel yerlerde izleyeceğini, aileler içinse muhtemelen karışık oturulabilecek alanlar ayrılacağını yazdı. Bugüne kadar İranlı kadınların, erkeklerin yer aldığı spor karşılaşmalarına izlemelerine izin verilmiyordu.

Birleşik Arap Emirliği, mart ayında kadınlara yönelik tutumu nedeniyle büyük eleştiri alan İran’ın da aday olduğu 2019 yılı Asya Futbol Şampiyonası’nı düzenleme hakkını kazanmıştı.

FIFA Başkanı Joseph S. Blatter, İran’daki durumu hoş görülemez olarsak nitelendirmişti.

(Deutsche Welle Türkçe)

Yunanistan’dan IMF’e borç ödeme sözü

0

Yunan Maliye Bakanı Varufakis, ülkesinin IMF’ye olan borcunu hafta içinde ödeme taahhüdü verdi. Yunanistan, kreditörlere mali yardımlar karşılığında tüm yükümlülüklerini yerine getirme sözü verdi.

Yunan Maliye Bakanı Yanis Varufakis, Washington’da Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde ile yaptığı görüşme sonrası ülkesinin kreditörlerle uzlaşılan koşullara kayıtsız uyacaklarını kaydetti.

Yunan Maliye Bakanı Yanis Varufakis ve Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde
Yunan Maliye Bakanı Yanis Varufakis ve Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde

Lagarde da açıklamasında, Yunanistan’ın 450 milyon euro tutarındaki kredi borcunu 9 Nisan’da ödemeyi taahhüt ettiğini doğruladı. Varufakis ayrıca, hükümetinin Yunanistan’da büyük reformlar planladığını ve kreditörlerle olan müzakerelerin etkinliğini geliştirmeye çalışacağını kaydetti.

Atina geçen hafta IMF, Avrupa Merkez Bankası ve Avrupa Komisyonu’nda oluşan Troyka’ya ayrıntılı bir reform listesi sunmuştu.

AB yetkilileri, müzakerelerde ilerleme sağlandığını ancak anlaşma için daha yapılması gereken pek çok iş olduğunu bildirmişti.

(Deutsche Welle Türkçe)