Ana Sayfa Blog Sayfa 3632

Önce erkekler başlattı – Leyla Alp

Geçtiğimiz hafta gazeteler “hep kadınlar mı ölecek” diyen Çilem’i yazdı. Çilem üzerinden şiddet tartışması başladı. Hemen her gün üç kadının şiddet görüp öldüğü bir ülkede bir kadın bir adamı öldürdü diye şiddetin ne kadar kötü bir şey olduğu tartışıldı. Garipti… Dün gazetelere düşen başka bir haberle bu tartışma uzayacak gibi görünüyor. Çünkü bu kez de Adana’da bir kadın kendisine eziyet eden kocasını av tüfeğiyle öldürdü…

Herkes şaşkın… Kimse kadınların öldürmesine alışkın değil…

Erkekler Haziran’da 21 kadın öldürdü. Dokuz kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti, 18 kadını seks işçiliği yapmaya zorladı, 25 kadını yaraladı, 16 kadın ve kız çocuğunu taciz etti. Ama iki kadının iki erkeği öldürmesi şiddeti tartışılır kılmaya başladı. “Ama onlar da katil”, “şiddetle bir şey çözülmez” , “bunu onaylamak aptallık” gibi başlayıp biten saptama ve değerlendirmelere karşı bir çift lafım var, lafımız var…

Bir; Hiç kimse insanların durup dururken öldürülmesini onaylayıp alkışlamıyor. Farkında mısınız bilmem ama iki kadın da kendilerine şiddet uygulayan erkekleri silahla öldürdü ve bu silahlar erkeklere aitti. Duyarlı ve vicdanlı olmaktan şiddet karşıtlığından bahsedecekseniz ilk sormanız gereken soru “bu erkeklerde bu silahların ne işi vardı?” olmalıydı.

İki; Hemen her gün üç kadın şiddet görürken şiddet sizi rahatsız etmiyordu şimdi iki kadın erkek öldürdü bundan mı rahatsız oldunuz? “Biz kadınların öldürülmesini de onaylamıyorduk ama…” diyecek olanlara cevabım: Yanıtınız aradaki “de” ekinde saklıdır. Onaylamıyordunuz ‘da’ ne yapıyordunuz mesela? “İyi olmuş” dememiş olmanız susmanızdan daha mı değerli? Yan komşunuz dayak yerken, yanı başınızda bir kadın taciz edilirken şiddetin destekçisi ve tüm günahların sebebiydiniz.

Şiddetin olmadığı bir dünya hayali sadece sizin tekelinizde değil. Ama eğer gerçekten böyle bir dünya istiyorsanız bunun için çaba harcamakla başlayabilirsiniz.

Devletin, yasaların, güvenlik güçlerinin, akrabaların, komşuların kadınları korumadığı yerde kadınlar kendilerini korumayı er ya da geç öğreneceklerdi ve öğreniyorlar… Orman kanunlarına geri döndüğümüz gibi bir kaygınız ve korkunuz olabilir ki bence de korkun çünkü biz korkuyoruz… Hem de yıllardır…

Yürümeyi konuşmayı öğrenir öğrenmez bize tanımadığınız insanlarla konuşmamayı, onlardan bir şey almamayı ve özellikle ‘kucaklarına’ oturmamayı tembihledi annelerimiz.

Hava karardığında iki kat yürümek pahasına özellikle aydınlık ve kalabalık yollardan yürümeyi öğrendik biz.

Apartman kapısını açarken sağa sola bakınmayı arkamızda kimse var mı diye kollamayı görev edindik.

Taksiye binerken plakasını en yakın arkadaşımıza mesaj atmayı zorunlu hale getirdik.

Bu ülkede kadınların önemli bir kısmı gece evine sağ salim varıp kapıyı açabildiği için, tacize, tecavüze uğramadığı ve en önemlisi nefes alabildiği için dua ediyor…

Evet artık kadınlar- da erkekleri öldürüyor… Evet kötü… Evet kimse kimseyi öldürmesin. Evet bu bir cinnet hali… Ama bizi siz delirttiniz…

12 yaşında kız çocuğuna mahkeme “rızası var”  kararı verildiğinde umudu kestik biz…

Bir kadın ve bir erkeği öpüşürken gördüğünüzde kopardığınız yaygarayı sokak ortasında bir kadın dayak yediğinde yapmadığınızda çıldırdık…

Eteğimizin boyuna, konuşmamıza, gülmemize karışırken yediğimiz dayaklara, öldürülmemize  sessiz kalmanıza öfkelendik…  “Ama”larınız “çünkü” leriniz ve suskunluğunuz delirtti bizi.

Bir şiddetten bahsediyorsak önce erkekler başlattı, komşular görmezden gelip destekledi, yargı “iyi hal” deyip korudu… Devlet desteğinde tacize, tecavüze uğradık ,öldük biz. Hem de çok öldük. Öyle böyle değil hem de… Küçük bedenlerimizi parçalara ayırıp çöp kutularına attılar, öldürüp tecavüz ettiler, boğdular, yaktılar, otuz yerimizden bıçakladılar…

Şimdi hiç bir şey olmamış ya da bunları ilk kez görüyor, şahit oluyormuş gibi davranmayın.

Önce erkekler başlattı ve biz çok öldük… Hala ölüyoruz.. Ve bir kadın öldürülmeyip öldürebildi diye seviniyoruz… Çünkü biz bunu nefsi müdafaa olarak görüyoruz. Evet bu bir cinnet halidir… Bir ay sadece bir ay içinde işlenen kadın cinayetlerinin ayrıntıları bile kalbi olan bir insanı delirtmeye yeter… Siz katil adayıyla yaşayın bakalım ne oluyor? Yastığının altına tabanca koyan bir adamla yaşamayı tahayyül edin…

Evet buna seviniyoruz sevinebiliyoruz. Çünkü yoksa o kadınlar ölecekti bunu biliyoruz. “Orman kanunu” dediğiniz şey bu ülkede yıllardır yaşanıyor. Buna “aptallık” ama “şiddet” diyebiliyorsanız bu da sizin sorununuz.  Ölü olmaktansa YAŞAMAK için ‘katil’ olmayı göze alan cesur kadınlar var…

Şimdi bu ‘hümanizminizi’ müsait bir yerde bırakın çünkü inecek var!

Evet bir savaşa hazırlanır gibi hazırlanıyoruz hayata ama önce erkekler başlattı… Çünkü hayatımızı korumaya çalışıyoruz. Ayakta ve hayatta kalmaya…

Kısassa kısas mı değil… Tüm kardeşlerimiz için adalet istiyoruz. Ya bizimle yan yana durup hesap sorun ya da Allah aşkına susun. Bi susun!

Leyla Alp – www.t24.com.tr

Orman yangını Akkuyu nükleer santrali inşaatına yaklaştı

Mersinakkuyu orman yangını’in Gülnar İlçesi’nde Akkuyu Nükleer Santrali’nin yapılacağı alan yakınındaki kızılçam ormanında sabah saatlerinde çıkan yangın kontrol altına alınmaya çalışılıyor.

Bölgede bulunan bir çok yerleşim yerinin de tehdit altında bulunduğu ve 200 kişinin yaşadığı Koçaşlı Mahallesinin boşaltıldığı öğrenildi.

Yangına Mersin Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı 200 kişilik ekiple birlikte 5 yangın söndürme helikopteri ile 1 yangın söndürme uçağı ve 30 arazözle müdahale ediliyor.

Akkuyu Nükleer Santrali’nin yapılması halinde çıkacak benzer bir yangının ne gibi bir faciaya yol açacağı sorusu ise cevaplanmayı bekliyor.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı yangın söndürme faaliyetleri sırasındaki gecikmelere dikkat çekerek
‘’Bir yangını söndüremeyenler, kontrol altına alamayanlar nükleer santral işletmeye çalışıyorlar. Bu korkunç bir durum’’diye konuştu.

Çevreciler yıllardır Akkuyu’da kurulması düşünülen nükleer santralin maruz kalacağı deprem, yangın, kaza gibi tehlikelere karşı oluşacak zararın büyüklüğüne işaret ederek yetkililere bu projeden sonsuza kadar vazgeçmeleri çağrısında bulunuyor.

(Yeşil Gazete)

Mahkeme, Urla villalarının yürütmesini durdurdu

İzmir’in Urla İlçesi Zeytineli köyünde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da zaman zaman tatilini geçirdiği Hacılar Koyu’nda, işadamı Mustafa Latif Topbaş’ın yaptırdığı Urla villalarının bulunduğu bölgenin SİT derecesini 1’den 3’e düşüren ve villaları kurtaran kararın yürütmesi durduruldu.

16

DHA’dan Taylan Yıldırım’ın haberine göre villaların bulunduğu koy, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından birinci derece SİT alanından, yapılaşmaya izin veren 3’üncü derece doğal SİT alanı statüsüne geçirildi. Bu duruma tepki gösteren çevreciler ile bölgedeki hak sahipleri, 1’inci Derece Doğal SİT alanı içerisinde bulunan 200 hektarlık alanın ’Sürdürebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak tescil değişikliği yapıldığını ve işlemin iptali istemiyle dava açtı.

Davaya bakan İzmir 2’nci İdare Mahkemesi’nin belirlediği 3 kişilik bilirkişi heyeti, bölgedeki incelemelerinden sonra hazırladığı 18 sayfalık raporda, bölgede bulunan bitkilerin ve bazı hayvan türlerinin genel tanıtımlarının yanı sıra ekolojik yapısı hakkında bilgi verdi. Raporun sonuç bölümünde ise şöyle denildi:”Netice olarak söz konusu alanın iki farklı özellikte parsel gruplarını içerdiği belirlenmiştir. Yerleşimin olduğu parsellerin belirtilen sebeplerden dolayı sürdürülebilir koruma ve kontrolü kullanım alanı olarak (üçüncü derece doğal SİT) değerlendirmesi gerektiği, diğer parsellerin ise, insan etkisine daha az maruz kalmış olduğundan doğallığını halen koruduğu gözlenmiştir. Bundan dolayı bu parsellerin, ’kesin korunacak hassas olan’ birinci derece doğal SİT olarak kalması gerektiği kanaatine varılmıştır.”

 

(Radikal, DHA)

Cudi Dağı’ndaki yangına Devlet iki gündür seyirci

Cudi dağında ormanlık alanda askerin top atışı nedeniyle çıktığı ifade edilen orman yangını iki gündür devam ediyor. Arazi şartları nedeniyle itfaiye yetersiz kalırken, yangına helikopterle de müdahale edilmiyor.

Şırnak’ta Çalışkan Hudut Taburu’ndan Cudi Dağına yapılan top atışları nedeniyle ormanlık alanda iki gün önce başlayan başlayan yangın devam ediyor.

15

Yangın; Aksu (Herbol), Balıklaya (Bılıka) ve Sılıp (Damlaca) köyleri kırsalında

Yüksekova Haber’in Dicle Haber Ajansı’na (DİHA) dayandırdığı bilgilere göre, dağın yamaçlarında yer alan Aksu (Herbol), Balıklaya (Bılıka) ve Sılıp (Damlaca) köyleri kırsalında bulunan ormanlık alanlarda devam eden yangını, iki günden bu yana yöre halkı kendi imkanları ile söndürme çabası içerisinde. Ancak arazinin engebeli olması nedeniyle yangının söndürülmesinde güçlük çekiliyor.

Silopi Belediyesi’ne ait iş makineleri ve itfaiye araçları da arazi koşulları nedeniyle yangına müdahale edemiyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın da yangını söndürmek için herhangi bir girişimde bulunmadığı ifade ediliyor.

Silopi Belediyesi Eşbaşkanı Seyfettin Aydemir, yangına havadan müdahale edilmediği takdirde dağın büyük bir bölümünün yanacağı uyarısında bulundu.

Evrensel gazetesinden Fatih Polat’a konuşan Silopi Belediyesi İtfaiye Müdürü Mahmut Olgun, “Başka yerlerdeki yangınlara helikopterlerle müdahale edilirken, burada neden edilmiyor?” dedi.

Yangında 5 bin meyve ağacının yandığı ifade edilirken çok sayıda canlı da hayatını kaybetti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, orman yangınıyla ilgili Twitter’dan dün gece şu mesajı paylaştı: Bayram ettiniz mi şimdi? Başınız göğe erdi mi? Cudi’yi yangın yerine çevirenler,ormanlarımızın gücünü bilmezler.

 

(Bianet, Yüksekova Haber, DİHA, Evrensel)

Sinemacı kadınlardan, Diyarbakır yaralıları için yardım kampanyası

Sinemacı kadınlar, Diyarbakır’da 5 Haziran’da HDP’nin seçim mitingine yönelik saldırıda iki ayağını kaybeden Mezopotamya Sinema Kolektifi çalışanı Lisa Çalan ve diğer yaralılarla dayanışmak için kampanya başlattı.

13
Lisa Çalan, HDP’nin seçim mitingine yönelik saldırıda iki ayağını kaybetmişti

5 Haziran’da HDP’nin Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlediği mitinge yönelik bombalı saldırıda 5 kişi yaşamını yitirmiş ve 300’den fazla kişi ise yaralanmıştı. Bir çok kişinin kolunu ve bacağını kaybettiği saldırıda Mezopotamya Sinema Kolektifi çalışanı Lisa Çalan’da iki bacağını kaybetmişti. Sinema emekçisi kadınlar Lisa ve diğer yaralılarda dayanışmak için “Birbirimizin eli ayağı olalım” şiarıyla kampanya başlattı.

14

 

“Biz aşağıdaki kadın sinemacılar, Lisa Çalan ve tüm yaralılarla dayanışmak amacıyla 25-26 Temmuz’da Diyarbakır’a yapacağımız ziyaretle ‘Birbirimizin eli ayağı olalım’ diyor, hepinizi bu dayanışmaya katılmaya, el ve ayak protezlerini sağlamak üzere başlatılan kampanyaya katkıda bulunmaya çağırıyoruz” denilen kampanya metnine imza atan sinemacı kadınlar şöyle:

Şu ana kadar kampanya metnine imza atan sinemacılar şöyle: Ahu Öztürk, Alin Taşçıyan, Aslı Dadak, Aslı Filiz, Aslı Özgen Tuncer, Ayşe Ayben Altunç, Azize Tan, Belmin Söylemez, Berke Baş, Biket İlhan, Bilge Elif Turhan, Bingöl Elmas, Çiçek Kahraman, Çiğdem Mater, Dilek Gökçin, Elif Ergezen, Elif Refiğ, Elif Turhan, Emel Çelebi, Emine Yıldırım, Esra Bol, Ezgi Baltaş, Füsun Demirel, Gökçe Işık Tuna, Gökçe Işıl, Gözde Onaran, Gülin Üstün, Hülya Uğur Tanrıöver, Janet Barış, Jülide Kural, Melek Özman, Melek Ulagay Taylan, Melis Behlil, Meryem Yavuz, Nezahat Gündoğan, Nihan Katipoğlu, Övgü Gökçe, Özlem Dalkıran, Özlem Sarıyıldız, Senem Aytaç, Senem Tüzen, Serra Yılmaz, Sevilay Demirci, Silva Bingaz, Sinem Sakaoğlu, Suncem Koçer, Zeynep Dadak, Zeynep Özbatur Atakan, Zeynep Ünal, Zümrüt Burul.

“Birbirimizin eli ayağı olalım” kampanyası için açılan hesap numarası ve iletişim bilgileri şöyle :

Banka Hesap No: Ortadoğu Sinema Akademisi – Türkiye İş Bankası / Hesap No: 8300-2469920

İletişim: [email protected] / [email protected]

 

(JİNHA, Özgür Gündem)

Bisikletlilere bayram müjdesi: TCDD, bisikletleri artık ücretsiz taşıyacak

Bisikletliler Derneği tarafından yapılan yazılı açıklamada TCDD’na (Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları) yaptıkları başvurular sonucu Bayramın 1. günü (17 Temmuz 2015 Cuma) itibarı ile YHT (Yüksek Hızlı Tren), Ana Hat, Bölgesel ve Banliyö trenleri ile Marmaray’ın katlanabilir tüm bisikletlerin hiçbir ön koşul olmaksızın yolcu ile birlikte ücretsiz taşınacağı müjdesi verildi.

12

Katlanmamış ya da (ön ve arka jantı sökülmemiş) bisikletli okurlarımızı da kapsıyor bu müjdeli haber, TCDD onların bisikletlerini de belli şartlar dahilinde ücretsiz taşıyacak.

Bisikletliler Derneği tarafından yapılan yazılı açıklamayı aynen paylaşıyoruz:

TCDD’de onaylanan ye yürürlüğe giren diğer taleplerimizi açıklıyoruz.

11

YHT:
Yüksek Hızlı Tren’lerde, el bagajı için ayrılmış bölgeye, ölçüde katlanmış bisikletler (ön ve arka jantı sökülmüş dahil) yolcu yanında küçük el bagajı olarak kabul edilerek yolcu beraberinde ücretsiz taşınacaktır.
Katlanmamış ya da (ön ve arka jantı sökülmemiş) bisikletler, Hızlı Tren’lere kabul edilmeyecektir.

ANA HAT TRENLER ve BÖLGESEL TRENLER:
Sadece Furgon ya da furgon bölmesi olan trenlerde, tüm bisikletler, yolcu yanında, küçük el bagajı olarak kabul edilerek yolcu beraberinde ücretsiz taşınacaktır.

Furgon bölümü olmayan trenlerde, el bagajı için ayrılmış bölgeye, ölçüde katlanmış bisikletler (ön ve arka jantı sökülmüş dahil) yolcu yanında küçük el bagajı olarak kabul edilerek yolcu beraberinde ücretsiz taşınacaktır.
Katlanmamış ya da ( ön ve arka jantı sökülmemiş) bisikletler, bu trenlere kabul edilmeyecektir.

Yolcu başına, sadece bir bisiklet taşınmasına izin verilecektir.

BANLİYÖ TRENLERİ ve MARMARAY:
Bisikletleri ücretsiz taşınacaktır.
Hafta sonu ve diğer tatil günleri gün boyu binilecektir.
Tüm vagonlara, bisiklet ile girilebilecektir.
Kısıtlama saatleri de 07:00-09:00 ve 16:00-20:00 saatleri olmuştur.
Katlanabilir bisikletler ile gün boyu binilebilir ve ücretsizdir.

TCDD Genel Müdürlüğü’ne ve siz bisikletlilerin, ülkemizde Bisikletlilerin haklarının gelişmiş ülkeler seviyesine getirilmesi için yaptığımız çalışmalara verdiğiniz desteğe teşekkür ederiz.

Tüm bisikletlilere hayırlı olsun.

Bayramınızın böyle güzel müjdeli haberlerle geçmesi dileklerimizle kutlarız.

Bisikletliler Derneği Yönetim Kurulu

 

(Yeşil Gazete)

Çipras, reformlara ‘hayır’ oyu veren bakanları görevden aldı

Yunanistan’da Başbakan Aleksis Çipras, kreditörlerin talep ettiği reform paketiyle ilgili mecliste yapılan oylamada partisinden 38 milletvekilinin ‘hayır’ oyu kullanmasının ardından SYRIZA-ANEL koalisyon hükümeti kabinesinde büyük değişiklik yaptı.

7

SYRIZA içerisinde “sol platform“un temsilcileri olarak bilinen Enerji Bakanı Papanoyotis Lafazanis, Sosyal Güvenlik Bakanı Yardımcısı Dimitris Staratulis ve Savunma Bakanı Yardımcısı Kostas İsihos ve Maliye Bakanı Yardımcısı Nandia Valavani gibi isimler kabine dışında kalırken, bazı bakanların da yerleri değiştirildi.

Yunanistan’daki orman yangınları nedeniyle yeni bakanların yemin töreni cumartesi gününe ertelenirken, euronews muhabiri Stametis Giannisis değişiklik hamlesiyle Çipras’ın reformlar konusunda herkese bir mesaj vermek istediğini belirtiyor:

“Büyük ölçekli bir kabine değişikliği Başbakan Aleksis Çipras için tek yoldu. Ülkenin kreditörleriyle varılan yeni anlaşmayı desteklemeyi reddeden sert sol kanatta yer alanları göndererek Yunan başbakan hem evine hem de dışarıya pazartesi kararlaştırılan reformları uygulamada kararlı olduğunun mesajını göndermek istedi.

 

(Euronews)

Artvinlilerin bayramlaşma adresi Cerattepe

Artvin Cerattepe’de, madencilik faaliyetlerine karşı halkın verdiği mücadele bayramın ilk gününde de devam etti.

4

Baklava yiyerek bayramı karşılayan Artvinliler horon da tepti. Valilik ve Belediye’nin bayramlaşmasına katılmayan Artvinliler, bin 800 metre yüksekliğindeki Cerattepe’ye çıkarak maden çalışmasına karşı nöbet tutanlara destek mesajı verdi.

6
Artvin’de esnaf “Cerattepe Direnişi”ne dükkanlarının camına astıkları bildirilerle destek veriyor.

Cerattepe Direnişinin süreceğini tepe noktasında bir kez daha ilan eden doğa savunucular bayram duasının ardından Yeşil Artvin Dernek Başkanı Nur Neşe Karahan ile STK’lar ve siyasi parti temsilcileri katılanların bayramını kutladı.

(Artvin 08 Haber, Palo.com, Yeşil Gazete)

Endişeye gerek yok, yangın Cudi’de! – Nurcan Baysal

Şırnak’ın Cudi dağında askerlerin yaptığı top atışı sonrası meydana geldiği söylenen yangın dünden beri devam ediyor. Çevredeki köylüler yangını kendi imkânları ile söndürmeye çalışsalar da, dağ koşullarının zor olması köylülerin yangına müdahalesini zorluyor. Yangını çıkaran devlet ise ben bu yazıyı yazdığım saatlerde halen yangının yayılmasını izlemekle yetiniyordu. Köylüler telefon yoluyla yetkili bütün kurumlardan yardım talep ettiklerini ancak şimdiye kadar herhangi bir yangın söndürme çalışmasının başlatılmadığını söylüyorlardı. Evrensel gazetesinin görüştüğü Silopi İtfaiyesi Müdürü Mahmut Olgun ise, “Başka yerlerdeki yangınlara helikopterlerle, uçaklarla yukarıdan müdahale ediyorlar. Burada neden edilmiyor? Neden Cudi’deki yangını söndürmek için helikopterler kullanılmıyor?” diye devlet yetkililerine soruyordu.

Bu sorunun cevabı belli… 30 yıllık savaşta Kürtlerin yaşadığı tüm coğrafyayı devlet talan etti. Ormanlar yakıldı, dereler kirletildi. Öyle kimyasal silahlar, bombalar kullanıldı ki bugün Bölgenin birçok yerinde hem insanlar hem diğer canlılarda ciddi hastalıklar var. Geçen yılki Dersim ziyaretimde Munzur’a atılan kimyasal silahlardan dolayı Dersimli çevreciler Dersim’deki kanser vakalarının Türkiye ortalamasının kat be kat üstünde olduğunu söylemişlerdi. Bölge coğrafyası devlet eliyle 30 yılda ters yüz edildi. Bölgenin birçok yerinde hayvanlar bile kısır artık.

Devletin Cudi’de kendi çıkardığı yangını, kitlesel bir tepki olmadıkça söndürmeyeceği açık. Ama bugün benim konum Kürd’ün dağlarını yıllardır yakan devlet değil. Bugün sözüm bu yangınları yıllardır bir film izlermişçesine izleyen bir kısım çevre örgütleri ve çevrecilere…

Cudi yanar, Türkiye’nin çevrecileri bakar!

Cudi’deki yangına Batı’daki çevrecilerin çok az bir kısmı tepki verdi (ki bu yazım onlara değildir). Yangın çıktığından beri, Türkiye’nin bilinen çevre örgütlerinden ve çevre katliamlarında sık gördüğümüz çevrecilerin ciddi bir kısmından ses çıkmadı. Ne de olsa yanan Kürdün dağıydı!

Yangın yeri Cudi dağı olunca, hele ki yangını çıkaran TSK’nın top atışı olunca, doğaseverlerin çoğunluğu sus pus oluverdi yine. O yangınla Cudi’de ölen kartal, geyik, kuş, arı, böcek… tüm bu hayvanların suçu Kürdün doğasının parçası olmaktı. Çevremde o kadar çok doğasever tanıdığım var ki… 2 gündür Cudi için onlardan bir ses çıksın diye bekliyorum, ama o ses çıkmıyor.

Twitter’da genç bir arkadaş “Biz HES mücadelesinde sizi yalnız bırakmadık, siz neden Cudi’de bizi yalnız bırakıyorsunuz” diye sormuş Batıdaki “kardeş”lerine… Belli ki benden sonraki nesilden. Bizler 90’larda hep Batı’daki Türk kardeşim bize ve doğamıza bu yapılanları bilse, izin vermez diye düşünürdük. 2000’lerde ise bilse de fark etmediğini gördük…

Şimdi düşünüyorum da, bugün Cudi’ye ses çıkarmayanlar, sizler 90’larda Bölge halkına, Bölge doğasına ne yapıldığını da biliyordunuz büyük ihtimal ve aslında bizlere bu zulümlerin yapılmasına göz yumdunuz. Bizler de bildiğinizi biliyorduk, ama kendimizi sizlerin bilmediğine inandırarak avuttuk!

Tam da yazıyı yazdığım sırada, 17:00 haberlerinde NTV yangın haberlerini veriyor. Atina yangınından sonra İzmir Aliağa’daki yangını verirken, 2 gündür yanan Cudi Dağı Türkiye’nin haberlerine konu bile olamıyor!

Ne diyelim kardeşim! Ormanlar yakılıyor, hayvanlar ölüyor, doğanın ırzına geçiliyor ama endişeye gerek yok, yangın Cudi’de…

Nurcan Baysal – t24.com.tr

 

Cudi Dağı’nda yangın artarak devam ediyor

İki gün önce başlayan yangın, şiddetlenerek devam ediyor. Cudi Ekoloji ve Kültür Derneği’nden Fadıl Tay, yangının yayılarak Herbul (Aksu) ve Sılıp (Beşiktaş) köylerini tehdit ettiğini söyledi.

Dün akşam saatlerinde köylülerin desteği ile yavaşlatılan yangın, bugün tekrar başladı.

Çoğunlukla köylülerin desteğiyle devam eden yangın söndürme çalışmalarının yetersiz kaldığını söyleyen Tay, acil olarak yangın söndürecek helikopterle havadan müdahale edilmesi gerektiğini iletti.

Dün akşam da Cudi Dağı’ndaki yangın #CudideDoğaKatliamıVar hashtagi Twitter’da trending topic olmuş, fotoğraf ve bilgi paylaşımı yapılmıştı.

cudiyangın1

Evrensel Gazetesi’nden Fatih Polat’ın haberine göre Silopi Belediyesi Eş Başkanı Seyfettin Aydemir ise, yangının çıktığı bölgenin coğrafi koşulları nedeniyle belediyenin itfaiye araçlarıyla yangın mahalline ulaşarak müdahale etmelerinin mümkün olamadığını aktaran Aydemir, yangının Hıristiyan köyü Herbul ve Sılıp köyü mevkiinden başlayarak yayıldığını söyledi. Aydemir yangının kaynağı konusunda ise, bölgede yaşayanların yangının Çalışkan Hudut Taburu’ndan havan topu atılmasından kısa bir süre sonra başladığını ve hızla yayıldığını söylediğini aktardı.

Silopi Belediyesi Eş Başkanı Seyfettin Aydemir, helikopterlerle havadan bir müdahale yapılmamasına tepki gösterdi.

Silopi itfaiye müdürüne göre yangınn bulunduğu yerlere itfaiye araçlarıyla ulaşmak mümkün değil. Cudi Dağı’ndaki yangını söndürmek için helikopter gerekiyor, ama gelmiyor.

(Yeşil Gazete, Evrensel)