Artvin Cerattepe’de iki gündür polis ablukası ve saldırısı devam ederken alınan son habere göre Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan gözaltına alındı.
Yeşil Artvin Derneği facebook sayfasında son dakika gelişmesi olarak aktarılan haberde, “Neşe abla gözaltına alındı, ne için? Doğa katliamına dur dediği için. Neşe abla yalnız değildir” mesajı paylaşıldı.
Neşe Karahan’ın dışında Halkevleri yöneticisi Dursun Ali Koyuncu ile birlikte toplam altı kişinin gözaltına alındığı da gelen bilgiler arasında.
Gözaltına alınan kişiler; Yeşil Artvin Derneği başkanı Nur Neşe Karahan, dernek yöneticisi Bahattin Altuntaş, Halkevi Artvin yöneticisi Dursun Ali Koyuncu, Ödp merkez ilçe Başkanı Kamil Güven, esnaf Kenan Balcı ile Osman Okur.
Artvin Cerattepe’de bu sabah yeniden gazlı müdahale yapıldı. Avukat Bedrettin Kalın maden şirketinin bölgeye girmeye çalışmasının hukuksuz olduğunu belirtti.
Artvin Cerattepe’de bakır madeni açılmasına karşı tepki göstererek bir araya gelen ve gece de nöbet tutan binlerce kişiye sabah müdahale başladı…
Polisin araçları çekmeye çalışmasıyla başlayan müdahalede her yer yine gaza boğuldu. Cerattepe’de hukuken maden işletmesi için hiçbir hukuki yol kalmayınca ortaya yeni bir ÇED raporu çıkarıldığını belirten avukat Bedrettin Kalın bu rapor hakkında 8 aydır yürütmeyi durdurma kararı verilmediği bu durumda önceki durdurma kararının geçerli olduğunu belirtti.
Halen olay yerinde bulunan Kalın, bin 700 metrede bir metre karda direnişe devam ettiklerini söyledi. CNN Türk yayınında konuşan Kalın, mahkemenin bir-iki ay içerisinde keşif yapacağını ve bu olana kadar bölgeye girilmemesini istediğini, o zamana kadar maden şirketi girer ağaç keserse keşfin anlamının kalmayacağını söyledi. Kalın bu sabah iş araçları ile eylemcilerin araçlarının çekilmeye çalışıldığını belirtti.
CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan da bu sabah Artvin Valiliği önünde oturma eylemine başladı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMKG), Rusya’nın isteği üzerine Türkiye’nin Suriye’deki YPG mevzilerini vurmasını kapalı oturumda görüştü. Oturum sonrası Güvenlik Konseyi Dönem Başkanı Rafael Ramirez Carreno, “Tüm BMGK üyeleri, Türkiye’den uluslararası hukuka uygun hareket etmesini isteme konusunda anlaştı” açıklamasını yaptı.Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Çevik ise, ”Üyelerin 15’i birden Konsey’in pozisyonu budur diye kurumsal bir karar almadı” dedi.
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Rusya’nın çağrısıyla dün akşam yapılan kapalı oturumda, Türkiye’nin PKK’nın Suriye’deki kolu PYD’nin askeri kanadı YPG’ye karşı başlattığı top atışı konusunu görüştü. Konsey üyeleri, Türkiye’nin, Suriye’ye yönelik top atışından endişe duyulduğu konusunda ortak görüşe vardı.
Toplantının ardından BMGK şubat ayı dönem başkanı olan Venezuela’nın BM Daimi Temsilcisi Rafael Ramirez Carreno, gazetecilere yaptığı açıklamada, Konsey üyelerinin Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyine yönelik bombalamalarından endişe duyduğunu söyledi. Suriye’nin bu konuya ilişkin Konseye mektup gönderdiğini ifade eden Carreno, “Tüm BMGK üyeleri, Türkiye’den uluslararası hukuka uygun hareket etmesini isteme konusunda anlaştı” dedi.
Gazetecilerin, 15 üyenin tamamının da aynı görüşte olup olmadığını yönündeki sorusu üzerine Carreno, “Evet” dedi, “Değişik seviyelerde olmakla birlikte tüm üyelerin bu konuda hemfikir” yanıtını verdi.
Suriye’nin bu konuya ilişkin Konseye mektup gönderdiğini ifade eden Carreno, “Tüm BMGK üyeleri, Türkiye’den uluslararası hukuka uygun hareket etmesini isteme konusunda anlaştı” dedi.
“BM’nin Türkiye ile ilgili aldığı bir karar yok”
Konseyin halen Münih’teki anlaşmaya bağlı olduğunu kaydeden Carreno, ateşkes konusundaki çalışmaların sürdüğünü belirtti. Carreno, “Rusya’nın Halep ve İdlib’teki hastane ve okullara yönelik saldırılarını görüştünüz mü?” şeklindeki bir soruya ise “Evet görüştük ancak Güvenlik Konseyi bu konuda bir görüş birliğine varmadı. Çünkü çok farklı kaynaklardan bilgiler var. Herkes sağlık kuruluşlarına saldırılardan endişeli” yanıtını verdi.
Carreno’nun basın toplantısında yaptığı açıklamaları değerlendiren Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Halit Çevik ise Konsey’in Türkiye ile ilgili bir karar almadığnı vurgularken, “Herkesin ayrı ayrı ifade ettiği hususları gruplayarak Konsey başkanı özetlemeye çalıştı. Ama Konsey üyeleri 15’i birden Konsey’in pozisyonu budur diye kurumsal bir karar almamış vaziyette” dedi.
France 24 gazetecisi Van Meguerditchian tarafından The Observer‘da yayımlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Çiğdem Artık‘ın çevirisiyle sunuyoruz.
***
Dünyanın birçok büyük kentinde kent bahçeciliğine ilgi artarken İstanbul, yüzlerce yıllık tarım arazilerini modernleşme adına atılan adımlardan korumak için mücadele ediyor. Onlarca çiftçi, nesiller boyunca işledikleri arazilerden çıkarılıyor.
Yedikule’nin havadan görüntüsü. Kaynak: The Observers
Nesiller boyunca yerel çiftçiler tarafından ekilen ve bakımı yapılan Yedikule bostanları İstanbul Avrupa yakasında bulunan tarihi surların yanında yer alıyor. Bizans döneminde istilacılardan koruma amacıyla inşa edilen surların bulunduğu bölge ayrıca UNESCO dünya mirası listesinde.
Devlet yetkilileri tarafından geçtiğimiz Ocak ayında güç kullanılarak arazilerinden çıkartılan çiftçilerin ürün depolama alanları ve kulübeleri tahrip edildi. Şu an ise çiftçi ailelerin korkusu önümüzdeki bahar döneminde bahçelerinin ellerinden alınması. Bu durumda İstanbul, şehir merkezinde yer alan 1500 yıllık tarihi tarım uygulamasını yitirecek.
Barakalar yıkılırken. Kaynak: The Observer
Bazı politikacılar ve güvenlik güçleri birtakım Türk basın kuruluşlarına, belediyenin bu eylemlerinin güvenlik sebebiyle olduğunu aktarmıştı.
Bu bostanlar; domates, nane, patates ve İstanbul’a has Yedikule marulu talebini karşılamada önemli bir kaynak. Burada kullanılan ürün yetiştirme ve sulama yöntemleri, günümüze dek, nesilden nesile aktarılmıştır.
Yedikule bostanı. Kaynak: The Observer
“Biz burada maydanoz, nane, marul, domates, mısır ve başka birçok sebze yetiştiriyoruz”
“Dedem, babam, amcam ve çocuklarım, hepimiz bu topraklarda çalışıyoruz. Burayı ekiyoruz ve geçimimizi buradan sağlıyoruz. Burası bizden alınırsa gidecek hiçbir yerimiz yok. Bu araziler bize ait olmadığından 16 yıl kadar önce belediyeye aylık ceza ödemeleri yapmaya başladık. Bu aylık ödemeler burada yetiştiriciliğe devam etmemiz için belediye ile yaptığımız gayri resmi anlaşmanın bir parçası.
Osmanlı Dönemi’nde Yedikule bostanları. Kaynak: The Observer
Alet edevatımızı koyduğumuz kulübelerin yıkılmış olması zaten kötü. Perşembe günü AKP meclis üyeleri ile yapılan toplantıda verilen sözlere rağmen şu an her şey kötüye gidiyor görünüyor. Bize hiçbir şeyin yıkılmayacağını söylediler ancak durumun böyle olmayacağından korkuyoruz.
Bahçelerimizi kaybedersek işsiz kalacağız ve bu diğer 30 aile için de geçerli. Biz 6 kişilik bir aileyiz, ancak diğer ailelerin daha fazla çocuğu var.
Maydanoz, nane, marul, domates, mısır ve birçok sebzeyi yetiştiriyoruz ve genellikle ürünler Nisan ayından önce hasat etmeye hazır olmuyor. Hükümet gelir ve bulunan her şeyi Mart ayında elimizden alırsa-ki belediye çalışanları kulübelerimizi yıkmaya geldiğinde böyle söylemişti- satmak için elimizde hiçbir şey kalmaz
Şimdiye kadar, bostanlar için tasarlanan planlar hakkında belediye bizimle resmi bir iletişime geçmiş değil. “
France 24 gazetesi Büyükşehir Belediye başkanı Kadir Topbaş ile iletişime geçmiş ancak sorularına bir cevap alamadı.
“Bu bostanlar kendini idame ettiriyor ve manevi mirasımızın bir parçası”
Mimar ve Kadir Has Üniversitesi öğretim görevlisi Aslıhan Demirtaş Yedikule Bostanları Koruma Girişimi’nin de bir parçasıdır.
“Mimari ve tarihi sebeplerden dolayı tarihi surları koruyorsak eğer, surlar inşa edildiğinden bu yana bulunan bostanların da korunması gerekir. Bu bostanlar eşsiz, manevi mirasımızdır.
Kaynak: The Observer
Belediyenin bu eylemlerinin Haziran 2016 yılında İstanbul’da gerçekleşecek olan UNESCO Dünya Mirası Konferansı için hazırlık olduğunu düşünüyoruz. Bu kent bostanlarının yapısını yok edip yerine surların etrafında su kanalları inşa ederek bu bölgeyi daha cazip bir hale getirmeyi planlıyorlar. Bunu, konu hakkında belediyeye soru önergesi veren muhalif meclis üyelerinden biri ile yaptığımız görüşmelerden biliyoruz. Belediye başkanı, bütün çiftçilerin 1 Mart’a kadar orayı boşaltması gerektiğini söyledi.
Bostan ürünleri. Kaynak: The Observer
Perşembe günü çiftçiler, tarihçiler ve mimarlar ile yaptığımız toplantıda önerilerimizi sunduk ve hükümeti bu bölgenin geliştirilmesi için çiftçiler ile birlikte çalışmaya davet ettik.
Bostanlar, yerel pazarda satılan ürünleri yetiştiriyor. Devlet teşvikli tarım yapan diğer çiftçilerin aksine, onlar kendilerini idame ettirebiliyor. Ayrıca, kente büyük ve yaşayan bir yeşil alan sağlıyorlar. Bu alanları korumak için çiftçilere de destek olmak zorundayız.
Devlet güvenlik konusunda endişe ediyorsa bu alanlarda yeterli ışıklandırmayı sağlaması gerekir.
Slow Food uluslararası başkanı Carlo Petrini Yedikule bostanları için çağrı yapmış ve Slow Food kentsel tarımı destekleme web sitesindeki açıklamasında:
“Gıda güvenliği sorunlarının zorluğu ve ciddiyeti ile karşılaştırıldığında gıda bahçeciliği hareketi önemsiz bir tavırmış gibi gelebilir, ancak yüzlerce sürdürülebilir gıda bahçeleri ürün yetiştirirse ve çiftçiler, tarım uzmanları, öğrenciler ve şefler arasında bir ağ oluşturulursa, yerel toplulukların ihtiyaçlarını karşılayan daha sürdürülebilir bir yol inşa edilir.” diye belirtti.
Polis ekipleri, saat 17.00 sıralarında kalabalığa yolu açmaları ve dağılmaları yönünde uyarı yapmaya başladı. Grup dağılmayınca çevik kuvvet iki ayrı noktadan biber gazıyla müdahale etti. Bu sırada plastik mermiyle havaya uyarı ateşi de açıldı.
Yaklaşık 15 dakika süren yoğun biber gazlı müdahalenin ardından gruptakiler tepelere doğru kaçtı. Gazdan etkilenen çok sayıda kişiye sağlık ekipleri ambulanslarda müdahale etti. Bu arada çevredeki evlerde oturanlar da polisin biber gazına maruz kaldı.
Biber gazlı müdahalenin ardından grubun araçların yanından ayrılması üzerine polis ekipleri, tepelerde bekleyenlerin bulunduğu bölge ile yol arasında barikat kurdu. Kimsenin yola yaklaşmasına izin vermeyen polisler, güvenlik çemberini tepelere doğru genişletmeye başladı.
Cerattepe yolu üzerine park edilen yaklaşık 150 araç da yol kenarına çekilmeye başlandı. Bu işlem için çevre illerden çekicilerin de Artvin’e geldiği görüldü. Yaklaşık 2 bin kişinin tepelerdeki bekleyişi sürerken, araçların çekilmesinin gece geç saatlere kadar devam edeceği belirtildi.
Artvin halkının Cerattepe altın madenine karşı direnişi sürüyor.
Yeşiller-Sol PM üyesi Recep Demirci
Dün akşamdan beri Artvin çıkışında Cerattepe yolunu iş makinelerinin geçişine kapatan Artvin halkının direnişi sürerken, direnişe katılan isimlerden biri olan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi PM üyesi Recep Demirci ile görüştük. Demirci ayrıca son seçimlerde HDP’den Artvin milletvekili adayıydı.
Recep Demirci’nin verdiği bilgilere göre halen aralarında çok sayıda kadının, yaşlıların ve gençlerin de olduğu yaklaşık 2000 kişi Artvin’den Cerattepe’ye ve Kafkasör yaylasına çıkan yolun girişinde bekliyor. Halk yola yığdığı 200 civarında otomobil ve benzeri araçla yolu tamamen kapatmış durumda.
Çevre illerden takviyeyle getirilen yüzlerce polis ve jandarmanın yanı sıra trafik görevlileri çekicilerle yolu kapayan araçları kaldırmaya çalışıyorlar, ancak halk buna tepki gösteriyor ve izin vermiyor.
Araçlarla yolun kapatılmasının nedeni direnişçilerin bulunduğu yerin biraz altında bulunan Cengiz İnşaat’a ait konteynerlerin olduğu yerde bulunan iş makinelerinin Cerattepe’ye çıkmasını engellemek. Polis ve jandarma güçleri ise şirketin altın madeni çalışmaları için Cerattepe’ye çıkması için yolu açmaya ve göstericileri dağıtmaya çalışıyor.
Polis bu sabah 11:30 civarında halkı dağıtmak için gaz bombaları ve plastik mermiler kullanmıştı. Demirci, müdahalenin yaklaşık yarım saat sürdüğünü ama insanların gazın etkisi geçince hemen toplandıklarını ve kimsenin alandan ayrılmadığını söyleyerek, “Halk kararlı giden olsa bile daha çok gelen oluyor.” dedi.
Vali Cirit: Bu iş beni aşıyor
Artvin valisi Kemal Cirit
Demirci’nin verdiği bilgilere göre Artvin Valisi Kemal Cirit, olay yerinde bulunan milletvekillerine “Bu iş beni aşıyor” dedi. CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan‘ın halka yaptığı açıklamaya göre Artvin Valisi Cirit, polisin gelmesinin kendi kararı olmadığını söyledi ve “bu iş beni aşıyor” dedi. Vali Cirit sorunun çözülmesi için İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya ulaşmaya çalıştığını, onun da Başbakan’la görüşeceğini söyledi.
Recep Demirci bu duruma “Vali’nin bu iş beni aşıyor demesi valinin istifasını gerektirir” diye tepki gösteriyor.
Recep Demirci, önümüzdeki saatlerde polisin yeninden müdahale etmesini beklediklerini, ildeki hastanelerde yaralı gelme ihtimaline karşı doktor takviyesi alınmış olduğunu herkesin konuştuğunu söylüyor.
Ancak Demirci’ye göre polisin yeni bir müdahalesi işe yaramayacak. Halkın kararlı direnişinin süreceğini, kimsenin bu polis yığınağı ve iş makineleri kalkmadıkça bölgeyi terk etmeye niyetinin olmadığını belirtiyor. Ayrıca yola yığılan arabaların saatlerde kaldırılamayacağını da ekliyor.
Cerattepe direnişi ile ilgili gelişmeleri duyurmaya devam edeceğiz.
Artvin’de, Kafkasör Yaylası Cerattepe bölgesinde maden çıkarılması için şirket yetkililerinin, asker ve polis eşliğinde zırhlı araçlarla bölgeye gelişinde gerginlik çıktı. Dün akşamdan itibaren Cerattepe yolunu kapatıp bölgede bekleyişini sürdüren gruba polis gaz bombası ve coplarla müdahale etti. Grubun taşla karşılık vermesi üzerine gerginlik yaşandı.
Doğan Haber Ajansı’ndan (DHA) Muhammed Kaçar-Adem Güngör’ün haberine göre CHP Artvin milletvekili Uğur Bayraktutan ve Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, saat 11.20 sıralarında yolu kapatan vatandaşlardan polis barikatından uzaklaşmalarını ve geri çekilmelerini istedi. İki milletvekili daha sonra çevik kuvvetin önündeki duvarın üzerine oturarak beklemeye başladı. Polis ekipleri, saat 11.25’te yolun trafiğe açılmaması halinde müdahale edeceklerini duyurdu. 5 dakika bekledikten sonra da saat 11.30’da gruba doğru yürüyüşe geçti. Polis, kendilerini durdurmak isteyen CHP milletvekillerini de kenara iterek yürüyüşüne devam etti ve yolu kapatan yaklaşık 300 kişilik grubun önüne geldi. Vatandaşların yolu açmaması üzerine arbede çıktı. Bunun üzerine polis ekipleri, grubun üzerine yoğun şekilde biber gazı sıkmaya başladı. Bu sırada tepelerdeki vatandaşlar da polise taş attı. Polisin biber gazlı ve coplu müdahalesi sonrasında grup dağılarak tepelere kaçtı. Yaklaşık 15 dakika süren müdahale sonrasında sağlık görevlilerinin gazdan etkilenen çok sayıda kişiye müdahale etmesi için polis ekipleri geri çekildi.
‘SADECE İÇİŞLERİ BAKANINI İKNA EDEMEDİK’
CHP Milletvekili Uğur Bayraktutan, polisin gazlı müdahalesi sonrasında yaptığı açıklamada, “Bütün bakanları ikna ettik. İçişleri bakanı Efkan Ala’yı ikna edemedik. ‘Vurun geçin’ demiş bakan. Herkes ikna oldu bir o ikna olmadı. Kendisine bir şey söylemiyorum buradan. Parlamentoya gidince kendisiyle görüşeceğim” dedi.
MİLLETVEKİLİNE POLİSTEN İLK YARDIM
Polisin sıktığı biber gazından etkilenen CHP’li Uğur Bayraktutan, limon yardımıyla gazın etkisini azaltmaya çalıştı. Bu sırada bir polis memuru da eline su dökerek Bayraktutan’a yardımcı oldu.
ARAÇLARIN CAMLARI KIRILDI
Bu arada atılan taşlar nedeniyle bölgedeki bir çok aracın camların kırıldı. İlk müdahalenin ardından yol halen trafiğe kapalı halde bulunuyor. Çevik kuvvet geri çekilirken, vatandaşlar da tepelerdeki bekleyişini sürdürüyor.
VALİ’YE GİTTİLER
CHP milletvekilleri Uğur Bayraktutan ve Barış Karadeniz de, Artvin Valisi Kemal Cirit’le görüşmek üzere şehir merkezine indi.
Küresel iklim değişikliğiyle mücadele etmek amacıyla 2008’den beri faaliyet gösteren 350.org, Türkiye’de çalışacak bir kampanyacı arıyor.
Sıradan insanlar tarafından kurulacak adil, müreffeh ve eşitlikçi bir dünya vizyonuyla yola çıkan 350.org taban hareketleri, dijital kampanyalar ve kitle örgütlenmesine dayanan bir model izliyor.
Türkiye’de daha aktif bir rol almayı hedefleyen 350.org’un iş ilanına şu bağlantıdan (İngilizce) ulaşabilirsiniz.
Yeşil Artvin Derneği yöneticisi Hasan Yüksel, Açık Radyo İklim için programına canlı yayında bağlanarak Cerattepe’de bu sabah başlayan müdahale ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Cerattepe nöbetinin bugün itibarı ile 240. gününde olduğunu ve Cerattepe’yi kesinlikle vermeyeceklerini ifade ederek sözlerine başlayan Yüksel, “800’ü aşkın polis ve jandarma, 50’ye yakın Cengiz Holding güvenlik görevlisi burada. Bırakın Artvin ve ilçelerini tüm çevre illerden jandarma takviyesi de yapılmış. Bu nasıl bir anlayıştır anlamak mümkün değil. Artvin halkı olarak Cerattepe’yi bırakmamaya kararlıyız. Artvin’i vücudun parçaları gibi düşünürseniz Cerattepe’de Artvin’in beynidir. Cerattepe giderse Artvin’de biter. Amaçları madencilik değil, amaçları bölge halkını buradan koparıp tabiatı yok etmek” şeklinde konuştu.
Açık Radyo’da haftaiçi üç gün 10:00 – 10:30 saatleri arasında yayınlanan İklim için programındaÖzgecan Kara, Murat Can Tonbil ve Ömer Madra‘nın sorularını da yanıtlayan Yeşil Artvin Derneği Yöneticisi Hasan Yüksel‘in açıklamalarından satırbaşları şu şekilde:
800 jandarma, 50 şirket güvenliği ile buradalar
“800 polis ve jandarma ile 50 şirket görevlisi burada konuşlanmış durumda. Artvin halkı da burda. Artvin merkezinin üst kısmında bulunan Atmaca mevkiinde bekleme sürüyor. Öğrenciler okula gitmedi bugün, esnaf da kepenk kapattı. 240. Cerattepe nöbet günündeyiz. Polisler içeri girmek istediler sabaha karşı robocoplar ile ama giremediler. Şu anda da bir hazırlık var gördüğümüz kadarı ile, 5 ya da 10 dk içinde bir saldırı olacaktır (10:15).
Artvin’in fiziki şartları dolayısı ile 240 gündür en stratejik yerde bulunduğumuz için şu anda üstün durumdayız. Fiziki şartlar lehimize ancak gergin bekleyiş sürüyor. Buraya gelen yolları da kapattılar. Yanımıza gelmek isteyenlere izin verilmiyor. Şehrin merkezinin üst tarafında, Atmaca mevkiinde bekliyoruz.”
Ömer Madra’nın, “Peki bu saldırının, bu taarruzun asıl amacı size göre nedir?” sorusu üzerine;
“Şunu ifade edeyim. Bu kesinlikle çevrenin, doğanın savunması değil. Jandarma ve polis şu anda Cengiz Holding’in sahibi Mehmet Cengiz‘in ve onun şirketinin parasını savunmak için buradalar. Artvin halkını göçe zorlamak çabasıdır bu. Güvenlik güçleri Cengiz İnşaatın özel güvenliğini yapıyor şu an.
4456 hektarlık maden arama izinleri var. Buna karşı açtığımız davalarda her zaman kazanıyoruz, hukukta kazanıyoruz ama yeni çed başvuruları yapıyorlar. Daha yeni bir ÇED başvurularını iptal ettirdik. 2013 yılından bu yana Cerattepeye tek kazma dahi vuramadılar, vuramayacaklarda. Buna müsaade etmeyeceğiz
Bu şirket, iktidarı da arkasına alarak Artvin’de daha önce benzerine rastlanmamış bir saldırı başlattı. Şu anda tüm çevre illerden buraya polis ve jandarma geliyor. Dünden beri yığınak yaptıklarını görüyoruz.”
240 gündür 1750 rakımda nöbetteyiz
Can Tonbil’in hukuki sürecin hangi aşamada olduğunu sorması üzerine;
“Dava halen devam ediyor. En son açtığımız dava için keşif ücreti istediler. Şu an Artvin’de kış koşulları hakim. Gitmek istedikleri bölge kar altında. Oraya gidebilecek olsalar bile herhangi bir çalışma yapmaları imkansız. Biz, bir saldırı bekliyorduk ama kış şartlarında olması zor, baharda gelirler diye bekliyorduk. Şimdi yaşanan bu saldırının tek amacı mahkeme için gelecek keşif heyetine çalışmaların başladığı izlenimini yaratmak diye düşünüyoruz.
240 gündür 1750 rakımda Cerattepe nöbetini sürdüyoruz. Nöbeti sadece Artvin halkı da sürdürmüyor. Haftalık dönemler halinde her kesimden insanımız burada nöbet tutuyor. Türkiye’nin dört bir tarafından taraftar grupları, sivil toplum kuruluşları, odalar, kadınlar, öğrenciler herkes, doğaya duyarlı herkes Cerattepe nöbetinde yer aldı.”
Cerattepeye üç yıldır giremediler bugün de giremeyecekler
Özgecan Kara’nın, “Birkaç gündür 16 Şubat’da müdahale olacağına dair haberler var. Bu tarihte müdahale olacağını nasıl öğrendiniz?” sorusu üzerine;
“Üç yıldır buraya çıkmaya çalışıyorlar ama başaramadılar. Bugün çok büyük yığınakla geldiler. Halen de yığınak devam ediyor. Ancak bize destek veren milletvekileri de burada. CHP vekilleri de burada. Savunmaya devam ediyoruz.
Kafkasör Turizm Merkezin’deki konaklama için bulunan çadır ve brandalara birkaç gündür ilan dağıttıklarını öğrendik. Asıl gayeleri şu an bulunduğumuz ve Cerattepe savunmasında kilit öneme sahip nöbet kulubesini yıkmak. İlanlarda, nöbet kulübesi nedeniyle ormanda yangın çıkabilir bahanesini öne sürerek, kulübe kaldırılmalı açıklamasında bulunduklarını da öğrendik.
14 Şubat’da bir yazı daha bırakıldığı bilgisi geldi. Bu sefer sadece çadırlara da değil tüm minibüslere, panelvanlı araçlara, pikaplara da bırakılmış ilanlar. Tüm bu gelişmeler bugün müdahale olacağı kanımızı güçlendirdi.
Amaçları Cerattepe’ye girmek ama buna izin vermeyeceğiz. 240 gündür buradayız, burada kalmaya da devam edeceğiz. Sayıları ne kadar olursa olsun başaramayacaklar. Altınsız olur ama Artvinsiz olmaz”