Ana Sayfa Blog Sayfa 3474

[FotoÖykü] Boğa Güreşi

Sonra bir Picasso resmindeki; boğa, matador ve at olduğumu düşünürüm…

23

Ölen, öldüren ve tanık olduğumun… biri ya da hepsi olduğumun sanrısına kapılırım.

Şiş ve mızrak yaralarından sızan kanımın, boynuzun deldiği ciğerimden akana karıştığını, yarılan karnımdan fışkıranla birlikte kuru toprağı suladığını hissederim.

Kan, Çingene bir dansözün eteği gibi dalgalanıyorken, ölmek değil de o dansözün işveli ellerini bir daha sırtımda, boynumda ya da kollarımda hissedemeyecek olmanın hüznüyle gözüm açık giderim. Bir at, bir boğa ve bir matador olarak gözüm açık giderim…

NOT: Fotoğraflı kısa öykülerinizi (öykü yazarı ve fotoğrafı çeken farklı kişiler olabilir) ‘[email protected]’ adresine gönderebilirsiniz.  

22

Resim: Pablo Picasso

Öykü: Mehmet Fırat Pürselim

Bilgi Üniversitesi’nden akademisyen Chris Stephenson’un sınırdışı kararı kalktı

Türkiye’den sınır dışı edilen İngiliz akademisyen Chris Stephenson, avukatlarıyla görüştüğünü ve ülkeye geri dönüşünün önündeki engellerin kalktığını söyledi.

chris_stephenson

Karardan birkaç saat önce Londra’da BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Stephenson, Salı günü ‘barış için akademisyenler’ bildirisine imza atan 4 akademisyene destek için gittiği Çağlayan Adliyesi’nde gözaltına alınmasından, sınır dışı edilerek Londra’ya gitmesine kadar olan süreci anlattı.

Adliye’de çantasından çıkan HDP Nevruz davetiyeleri nedeniyle önce ‘terör örgütünün propagandasını yapmak’ suçlamasıyla gözaltına alınıp ardından da sınır dışı edilen İstanbul Bilgi Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Görevlisi Stephenson, “Benim derdim Türkiye’ye dönmek, ailemin beraberliğini korumak” dedi.

Stephenson, ‘barış için akademisyenler’ bildirisini imzalarken bu tür gelişmelerle karşılaşmayı düşünmediğini ifade etti, “Hiç öyle bir şey düşünmemiştim, çünkü barış talebi o kadar doğal bir şeydi ki” diye ekledi.

‘Eski başörtülü öğrencilerim destek verdi’

Ancak Stephenson, akademisyenlere yönelik yasal süreçlerin başlatılmasıyla kendisinin de sıkıntı yaşayabileceğini hissetmeye başladığını aktarıyor.

1991’den bu yana Türkiye’de yaşayan Stephenson, üniversitedeki görevini de yarıda bırakmak istemiyor.

Son dersini Londra’ya geldikten sonra görüntülü haberleşme uygulaması Skype üzerinden tamamlayan Stephenson, öğrencilerinin desteği karşısında çok duygulandığını ifade ediyor:

“Çok sevindirici. Öğrencilerin tavırları ve gösterdiği destek de çok önemli. 12 – 13 sene önce başörtülü öğrencilerime benim gösterdiğim destek, onları tacizlere karşı savunmam hatırlatıldı ve eski başörtülü öğrencilerim, yasaklarda acı çeken öğrencilerim bana sahip çıktı.”

Dersler devam edecek

Stephenson, insan hakları ve demokrasinin sadece belli kesimler için değil, herkes için olması gerektiğini de söylüyor.

Derslere devam etme konusunda da kararlı, “Eğitimin aksamasına izin vermek doğru değil” diyor.

Üniversite yönetiminin de kendisine destek verdiğini ve derslerin devam edilmesi yönünde karar aldığını söyleyen Stephenson, “Londra’ya ayak basar basmaz onlara e-posta attım. ‘Derslerimi aksatmayalım’ dedim. Gerekirse Skype’tan, videodan bütün malzemeleri de göndereceğim. Vizeler geliyor, vize sınavını göndereceğim” diye konuştu.

Kendisinin de imzaladığı barış için akademisyenler bildirisini ‘sadece barış talebinde bulunan bir metin’ olarak tanımlayan Stephenson, metinde PKK’nın neden eleştirilmediği yönündeki eleştirilere ise “PKK yasa dışı bir örgüt. Ben Türkiye’de yaşayan bir yabancıyım. Ben devletle PKK’yi aynı kefeye mi koyacağım? Eşit mi tutacağım? PKK ülkeyi yönetmiyor. Hükümet yönetiyor” dedi.

‘Ankara tren garı saldırısında oradaydım’

Stephenson 37 kişinin hayatını kaybettiği Ankara saldırısına da “Lanetliyorum. Kim yaptıysa -ve ben bilmiyorum kim yaptı- Türkiye için çok hayırsız bir iş yaptı. Bir sürü masum kişinin canına mal oldu” diyerek tepki gösteriyor.

Yaşanan acıları çok yakından anladığını söyleyen Stephenson, 10 Ekim 2015’te Ankara tren garı önünde gerçekleşen ve 109 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan saldırı sırasında, saldırıya uğrayan göstericiler arasında bulunduğunu anlatıyor.

Stephenson, “Ne kadar berbat bir şey olduğunu çok iyi biliyorum… (Tren garının önündeki) bombadan 20 metre uzaktaydım… Benim öğrencilerim orada yaralandı” diyor.

‘Masada oturuldu, silahlar susturuldu’

Stephenson, PKK’nın yasa dışı bir örgüt olduğunu vurgulayarak, sorunun barışın sağlanması sorunu olduğunu belirtiyor ve masaya oturulması gerektiğini, doğduğu ülkenin siyasi tarihinden IRA örneğini vererek anlatıyor:

“(Barış) nasıl sağlanacak? Ben hep İngiltere’de, İrlanda’da olanlara bakıyorum. Nasıl oldu? IRA da çok berbat şeyler yaptı. Birahanelere bomba koydu. Bir sürü katliam yaptı. En sonunda ne oldu? Masada oturuldu, silahlar susturuldu.”

(BBC Türkçe)

AB ve Türkiye, mülteci krizi konusunda anlaştı

Mülteci kriziyle ilgili Brüksel’de düzenlenen AB-Türkiye zirvesinden anlaşma haberi geldi.

29

Euronews’in haberine göre Anlaşmanın detayları henüz açıklanmadı ancak diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre Türkiye AB’ye yasa dışı yollarla giren sığınmacıları 20 Mart’tan itibaren geri kabul edecek.

Türkiye’ye sığınmacılarla ilgili yatırımlar için AB tarafından 3 milyar Euro ödenecek. Bu miktarın nasıl kullanılacağına dair Ankara’nın Brüksel’e somut projeler sunacağı kaydedildi.

Üyelik müzakerelerinin hızlandırılması da anlaşmanın maddeleri arasında yer alıyor. Bütçe politikalarıyla ilgili olan 33’üncü başlığın açılması planlanıyor.

 

(Euronews)

13. Açık Radyo Günleri bu haftasonu başlıyor

Yayın macerasında 20 yılı geride bırakan Açık Radyo bu yolun yarısından fazlasını dinleyicilerinin desteğiyle kat etmenin sevinç ve gururunu yaşıyor! Bağımsız varoluş biçimiyle uzun süredir bir “sosyal girişim modeli” oluşturan Açık Radyo’nun bu yıl onüçüncüsünü düzenlediği Açık Radyo Dinleyici Destek Projesi Özel Yayını, 19 – 27 Mart 2016 tarihleri arasında gerçekleşecek.

Açık Radyo 20 Yaşında, Dinleyici Destek Projesi 13 Yaşında

27

Yayın macerasında 20 yılı geride bırakan Açık Radyo bu yolun yarısından fazlasını dinleyicilerinin desteğiyle kat etmenin sevinç ve gururunu yaşıyor! Bağımsız varoluş biçimiyle uzun süredir bir “sosyal girişim modeli” oluşturan Açık Radyo’nun bu yıl onüçüncüsünü düzenlediği Açık Radyo Dinleyici Destek Projesi Özel Yayını, 19 – 27 Mart 2016 tarihleri arasında gerçekleşecek.

9 Gün 99 Saat Yayın

Kurulduğu günden bu yana hiçbir sermaye ya da çıkar grubuna bağlı olmadan 20 yılını dolduran Açık Radyo; bu uzun ince yolun yarısından fazlasını dinleyicilerinin doğrudan desteğiyle katetti. 13 yıldır dinleyicisiyle yan yana yürüyen Açık Radyo’nun Dinleyici Destek Projesi Özel Yayını, “13. Radyo Günleri”, bu yıl 19 Mart 2016 Cumartesi sabahı başlıyor! 9 gün 99 saat sürecek özel yayın 27 Mart Pazar akşamı sona eriyor.

13. Radyo Günleri’nde programcılar, dinleyiciler ve Açık Radyo’nun sanatçı, müzisyen, edebiyatçı, oyuncu, gazeteci, bilimci dostları bir kez daha bir araya gelerek dünyanın gidişatını konuşuyor, sanat ve bilimlerini konuşturuyor ve yeni destekçilere “safları sıklaştırmaları” için çağrıda bulunuyor olacaklar.

Açık Radyo programcılarının, dinleyicilerinin ve dostlarının buluşacağı 13. Radyo Günleri’ne; her yıl olduğu gibi Türkiye’nin önde gelen bazı sanatçıları, kültür, edebiyat ve bilim dünyasının insanları katılıyor.

Radyo Şenliği’nin konukları arasında Ahmet Ali Arslan, Ata Demirer, Badi Gardi, Barış Mı, Başak Yavuz, Biz, Burak Güven, Can Güngör, Cemal Ünlü, Ceyl’ân Ertem, Cihan Mürtezaoğlu, Cümbüş Cemaat, Ege Çubukçu, Feryal Öney, Gülay Diri, Güzin Değişmez, Hakan Vreskala, Harun Tekin, Luxus, Marsis, Meluses, Mert Fırat, Muammer Ketencoğlu, Nil İpek, Özdemir Erdoğan, Peyk, Reverie Falls On All, Tomurcuk Vakfı Ritim Grubu, Uğur Yücel ve Umay Umay gibi isimler ve gruplar yer alıyor.

Ayrıca; 27 Mart Dünya Tiyatro Günü için Melih Cevdet Anday‘ın  “Dikkat Köpek Var” oyununu; Entegre Sanat rejisiyleMeltem Cumbul, Nejat İşler, Güven Kıraç, Zeyno Günenç, Hakan Pişkin, Sercan Gidişoğlu ve Oğuz İşçi seslendiriyor.

Bu yılın ana “muhabbeti” ise şu “kilit” soru etrafında şekilleniyor:

Nasıl oluyor da dünyanın şu en tuhaf ve karmaşık bölgesinde, bu kadim ve acayip şehr-i İstanbul’unda, Açık Radyo gibi bir garip radyo, 20 küsur yıldır kuyruğu dik tutarak kurucu ortağı, gönüllü programcısı, yapımcısı, teknik elemanı ve –tabii en önemlisi!– dinleyicisi ve destekçisiyle onbinlerce insanı hercümerc edip büyük bir coşkuyla bir arada tutabiliyor?

İşbu esrarengiz soruyu doğru cevaplandırana ödül filan vermiyoruz elbette, ama cevabı bilene de cân-ı gönülden, aşk olsun! diyoruz.

Radyo Günleri 2016 tumblr.com

28

19-27 Mart 2016 tarihleri arasında gerçekleşecek 13. Radyo Günleri’nin an be an takip dilebileceği radyogunleri2016.tumblr.com adresinde ayrıca yayından fotoğraflar, kayıtlar ve bazı sürpriz videolar da paylaşılacak.

Dinleyiciler Nasıl Destek Olabilir?

Her yıl düzenlenen Dinleyici Destek Projesi ile Açık Radyo dinleyicisi radyosuna sahip çıkıyor. Dinleyiciler seçtikleri programın istedikleri bir saatine destek verebiliyorlar. Yani dinleyiciler bedava dinleyebilecekleri bir yayının sürdürülebilmesi için para vererek destek oluyorlar. Bunu bir telefonla (0 212 343 41 41) ya da bir “tık”la (www.acikradyo.com.tr) yapmak mümkün. Bunun karşılığında ise radyo, destekçisinin adını programın başında ve sonunda anarak teşekkür ediyor.

 

(Açık Radyo)

ABD, Türkiye’deki vatandaşlarını ikinci kez terör saldırısı için uyardı

ABD Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada, Newroz kutlamalarının yapılacağı yerler için uyarı yapıldı.

13 Mart Pazar günü yaşanan Ankara saldırısından önce resmi sitesinden vatandaşlarını uyaran ABD Büyükelçiliği, Newroz kutlamaları öncesi yeni bir uyarı yayımladı.

19

Mesajında, Türkiye’deki birçok ilçe için uyarı yapan ABD, bu kez 17-21 Mart tarihleri arasına dikkat çekti. Newruz kutlamalarının Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’da 20 Mart Pazar günü yapılacağını ifade etti ve bu şehirlerde yaşayan vatandaşlarını güvenlik konusunda uyardı.

ABD Büyükelçiliği mesajında, 21 Mart Pazartesi için ise Diyarbakır’da kutlanacak Newroz’un çok daha büyük bir katılımla olabileceğine yer verdi. Vatandaşlarını ulaşım noktaları, hükümet binaları ve kalabalık meydanlarda gerçekleşebilecek terör saldırılarına karşı dikkatli olması konusunda uyardı.

İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana şehirlerindeki irtibat bilgilerini de mesajına ekledi.

 

(T24)

Vegan Hükümlü Osman Evcan için Kadıköy’de “Susma haykır veganlık haktır” eylemi

Vegan Aksiyon’un çağrısıyla dün akşam Kadıköy’de biraraya gelen aktivistler, açlık grevindeki vegan hükümlü Osman Evcan için Kadıköy’de biraraya gelen hak savunucuları, cezaevlerindeki keyfi uygulamalar ve baskıların kaldırılması talebi ile yürüdü.

18

4. kez açlık grevinde

Evcan, en son nakledildiği Silivri 6 Nolu L-tipi Cezaevi’nde vegan beslenme hakkı hapishane yönetimi tarafından keyfi olarak engellendiği ve çıplak arama, kitap ve iletişim sınırlamaları gibi hak ihlallerine maruz kaldığı için dördüncü kez açlık grevine girmişti.

Evcan’ın açlık grevinin 25. gününde Kadıköy Boğa heykeli önünde toplanan hak savunucuları, Moda’daki Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’na yürüdü.

Yürüyüş boyunca Evcan’ın açlık grevine girme sebeplerini anlatan broşürler dağıtıldı, “Osman Evcan’a vegan yemek”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “İnsana, hayvana, yeryüzüne özgürlük”, “Yaşasın vegan özgürlük mücadelemiz”, “İnsan, hayvan, özgürlük”, “Susma haykır veganlık haktır”, “Osman Evcan yalnız değildir” sloganları atıldı.

Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

17

“Osman Evcan’ın, hayvanları kullanmadan vegan olarak yaşayabilmesi için kendi hayatını defalarca riske atmak zorunda kalması; öldürmemek ve sömürmemek için ölümü göze alması bizlere bir yandan Osman Evcan’ın mücadelesinin ne kadar önemli olduğunu gösterirken, diğer yandan da baskıcı otoriter sistemin zorbalığının açık bir göstergesidir.

İnsan hakları, evrensel değerler ve yönetmelik gereği güvence altında olması gerektiği halde bütün bunlar çiğnenerek keyfi olarak vegan beslenme hakkı gasp edilen Osman Evcan’a uygulanan bu baskıcı, otoriter uygulamalarının derhal kaldırılmasını talep ediyoruz!

Vegan Aksiyon

 

(Bianet)

Chris Stephenson Bilgi’deki kendi dersini İngiltere’den bağlanarak verdi

Gözaltına alındıktan sonra hakkında sınırdışı kararını beklemeden İngiltere’ye giden Bilgi Üniversitesi Matematik Bölümü öğretim üyesi Stephenson, derse Skype’la bağlandı.

Çağlayan Adliyesi’nde çantasında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Newroz bildirisi bulunduğu için gözaltına alınan, ardından sınırdışı edilmesi için girişim başlatılınca Türkiye’den ayrılan İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Chris Stephenson, bugün Bilgi Üniversitesi’ndeki öğrencilerine Skype üzerinden ders verdi.

16

Bianet’in haberine göre İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Stephenson’ın üniversitedeki bugünkü dersine farklı fakültelerden öğrenciler ve akademisyenler katıldı. Derse Skype üzerinden bağlanarak konuşan Stephenson, “Türkiye’den gönüllü olarak ayrılmadım. Sizinle orada olmak istiyorum” dedi.

Üzgün olduğunu belirten akademisyen, şunları söyledi:

Fotoğraf: Güventürk Görgülü
Fotoğraf: Güventürk Görgülü

“Burada oldugum için üzgünüm, apar topar dışarı gönderildiğim için üzgünüm, yanlış birşey yapmadım, suç işlemedim. Ben 3 akademisyene destek olmak icin oraya gittim ve onların tutuklandığını nezarethanede öğrendim.

Onların içeriden çıkması dileğimdir. Dönebilmek için idare mahkemesine başvuruyorum. Dönmek istiyorum. Gönüllü olarak Türkiye’den ayrılmadım, hayatım sizinle, orada olmak istiyorum, elimden geleni yapacağım.

Türkiye kötü bir dönemden geçiyor, barışta ısrarcı olmak hepimize düşen bir görev, bu mücadeleyi yaymak, genişletmek. Kalabalıklaşmak icin her şeyi yapın. Hapiste yatan akademisyen arkadaşlarımıza sahip çıkın.

Sayıları çoğalabilir, çoğalırsa sizin de çoğalmanız gerekecek. Yeni yüzlere bu mücadeleyi anlatmak genişletmek gerekiyor. Haksızlıkların haksızlık olduğunu herkes görmek zorunda, umarım görmeye başlayacak.

Karanlık olaylardan bazen umut doğabilir, doğru tepkiler gösterirsek. Umarım bu karanlık dönemden de çıkıp başka umut dogacak. Umutluyum umutluyum ama sonuc da bize bağlı, yani birileri gidecek ”Hepimiz Ermeniyiz” diye bağıracak ve bu da cesaret gerektiren birşey. Eminim siz yaparsınız.

Sizi seviyorum, sizinle gurur duyuyorum, devam edin, bu mesajı yayın. İşlerimiz çok, işlerimiz çok kolay olmayacak, ama çok önemli. Umarım en kısa zamanda görüşürüz. Pes etmeyeceğim, devam edeceğim, uzun süre bu mücadelenin bir parçası oldum ve vazgeçmeyeceğim.”

 

(Bianet)

Emek’in ‘E’sini gördüm – Cem Erciyes

Bu yazı radikal.com.tr/ den alınmıştır

O sahnenin üstündeki E harfi sökülmüş ve nostaljik koltuklarıyla 1920’lerdeki sinemaya benzemeye çalışan bu yeni salonun sahnesinin üstüne asılmış. O eski Emek’in alnına konan bir veda öpücüğü gibi.

“Her halükarda orası Emek Sineması değil, ‘Emek’in bir taklidi’ olacak. Modern bir alışveriş merkezinin içinde, sekiz yüz kişilik, avizeli süslemeli kitch bir salona dönüşecek. Ne girişi, ne fuayesi ne de çıkışı Emek’e benzemeyen bu temsili salon kimse için bir anlam ifade etmediğinden, bir süre sonra iyice işlevsizleşecek. Kapanıp gidecek.

İşte o zaman, yeni sinema salonu da gönül rahatlığıyla alış veriş merkezine katılır ve Emek’in ‘E’si de, Şehir Müzesi’ne bağışlanır.”

Beş yıl önce, Emek’in E’si başlığı altında böyle bir yazı yazmışım. Zamanı geldi. Emek tam da beklentilere uygun biçimde eskisiyle hiçbir alakası olmayan şıkır şıkır bir sinema salonu olarak açılmayı bekliyor. O sahnenin üstündeki E harfi sökülmüş ve nostaljik koltuklarıyla 1920’lerdeki sinemaya benzemeye çalışan bu yeni salonun sahnesinin üstüne asılmış. O eski Emek’in alnına konan bir veda öpücüğü gibi. Asılı durduğu yerden, bembeyaz, ışıl ışıl, bize bakıyor.

13

Son günlerde sık sık Emek hakkında yazılar okuyorsunuz. Emek Sineması’nın içinde olduğu kültür-eğlence AVM’sini gezmek, bu pırıl pırıl mekandan etkilenip güzel güzel yazılar yazmak üzere davet edilen gazetecilerden biri de bendim. Daveti kabul edip gittim ve gördüm. Evet, tarihi Serkildoryan çok güzel restore edilmiş, evet terkedilmiş sinema salonlarının bulunduğu adada artık binlerce metrekarelik modern bir yapı yükseliyor ve o yapının bir kısmında sinema, sergi salonları olacak. Ama bütün bunlar Emek Sineması’yla birlikte kaybolup giden kent hafızasını, o sinemanın simgelediği geçmiş zamanları, o eski filmlerin ve galaların anılarını geri getirmeyecek. Bir zamanlar İstanbul’un her yerinde bulunan, sokakla aynı hizadaki o büyük sinemaların sonuncusu da kaybolup gitti. Oysa tüm bunlar kültür endüstrisine hizmet edecek yeni bir tesisten daha önemliydi. Çünkü böyle tesisler kentin her yerinde yapılabilir, yapılıyor da. Devletin müflis bir rantiye gibi sahip olduğu kamusal alanları yatırımcıların hizmetine sunması kabul edilebilir bir şey değil. Kamuyu oluşturan tek bir bireyin bile söz hakkının gözetilmesi gerekirken, binlerce insanın itirazlarına kulaklarını tıkayıp onların üstüne su ve gaz sıkıp Emek Sineması’nın yıkılıp yok edilmiş olması tabii ki unutulacak şey değil.

Dolayısıyla ben Grand Pera’yı gezerken Serkildoryan binasının aslına uygun biçimde yenilenmiş olmasına sevinemedim. Arkasına inşa edilen devasa binanın yüzde altmışının kültür ve sanat için kullanılacak olmasından coşkuya kapılmadım. En üst katta sekiz sinema, bir tiyatro bir Emek ve geniş fuayeden oluşan gösteri alanının nasıl etkinlikler ağırlayacağını merak etmedim. Burayı eski Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından Remzi Buharalı’nın yönetiyor olması da beni etkilemedi. Emek Sineması’nı ne için yıktıklarını, sonuçta ne elde ettiklerini görmek istemiştim; gördüm de. Şimdi düşünüyorum, bir yanlışın üstüne bir güzellik inşa edilebilir mi diye?

Grand Pera birkaç ay sonra açıldığında Serkildoryan Binası’nın büyük oranda ofislere dönüştüğünü göreceğiz. Altındaki dükkanlardan biri eskiden Rüya Sineması’na açılan geçit gibi bu kez Madam Tussauds balmumu heykeller müzesine açılacak. Arkadaki yapının önemli bir kısmını yani kültür ve sanata ayrılan yüzde altmışlık oranın bir kısmını bu müze kaplayacak. Üst katlarda birbirinden şık mağazalar ve lezzetli lokantalar yer alacak. En üst kattaysa sinema salonları ve Emek. Pek itici biliyorum ama Grand Pera’nın bir yanıyla da ofis/AVM olacağı ortada, yapacak bir şey yok. İstiklal Caddesi’nde yeni bir AVM’ye ihtiyacımız var mı? Bu ona yatırım yapanların meselesi; biz beğenmezsek gitmeyiz. Ama yerine yapıldığı Emek Sineması’nın hatırasını yaşatma iddiasını ne kadar gerçekleştirebilecek, işte ondan hiç emin değilim ve bu beni fazlasıyla ilgilendiriyor. Ne yazık ki hala beş yıl önceki yazıda söylediklerimi düşünüyorum.

Ne kadar şık olursa olsun bir AVM’nin içindeki bir mekanın kültür endüstrisine sandıkları kadar iyi hizmet etmesi hiç kolay gözükmüyor. Ama bunu başarırlarsa en azından Emek’in E’si bir kent müzesinin unutulmuş deposunda değil, barındırdığı hatıraları görmek isteyenlerin arada sırada ziyaret edebileceği kendi coğrafyasının üstünde bir yerde durmaya devam eder. Hiç değilse bu olur.

Bu yazı radikal.com.tr/ den alınmıştır

14-Cem_erciyes

 

 

Cem Erciyes

#direnfatihormanı demek için haftasonu eylem var

#direnfatihormanı İnisiyatifi, Kuzey Ormanları’nın fiziken kapısı olan Fatih Ormanı için acil tehlike bulunması nedeniyle 19 Mart Cumartesi (yarın) saat 12:00’da Hacıosman Metro çıkışında buluşuyor, Orman Bölge Müdürlüğü’ne, Fatih Ormanı Derbent kapısına yürüyor ve eyleme tüm doğa korumacıları davet ediyor.

11

Eylem sırasında Öorman Bölge Müdürlüğü’ne yürünecek ve ardından Orman Bölge Müdürlüğü’nün de içinde olduğu Fatih Ormanı’na yönelik saldırıları, tehdit ve tehlikeler açıklanacak.

Aktivistler Fatih Ormanı’nın Derbent kapısına yürüyerek burada Bilgili ve Doğuş Holding tarafından yapılmak istenen ve içerisinde 350 m2 lik 108 adet villa, çarşı, otopark ve eğlence parkları planlanan proje ile ilgili olarak İBB’yi, Çevre Şehircilik Müdürlüğü’nü, İstanbul Valiliği’ni ve sermaye gruplarını bir kez daha uyaracak. Ayrıca İstanbul Valiliği’nin verdiği “ÇED gerekli değildir” kararı ile ilgili başlatılan hukuksal süreç hakkında da bilgi verilecek.

Kuzey Ormanları Savunması, Çekül Vakfı, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Doğa Derneği, Sarıyer Kent Dayanışması, Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi, Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nin #direnfatihormanı etiketi ile yaptıkları basın açıklaması şu şekilde

Fatih Ormanı’na saldıran inşaat sermayesi ve taş ocaklarına karşı yaşamı savunmak için 19 Mart Cumartesi 12.00’da Hacıosman’da buluşuyoruz

12

 

Fatih Ormanı’nda, yanıbaşımızda milyonlarca ağaç ve hayvan direnmeye çalışıyor…

Ormanı yağmalamak için büyük bir yarışa giren; Bilgili, Doğuş, Eroğlu, Nuhoğlu, Ağaoğlu, Aydınlı, Seba gibi onlarca inşaat grubunun hücum ettiği Fatih Ormanı, yanıbaşımızda, Maslak’ta, Ayazağa’da Cendere’de milyonlarca ağacıyla direniyor.

Ormanın kalbinde de taş ocağı açıp, çevresini saran inşaatlara kullanıyorlar…

Yaban hayatının halen sürmekte olduğu ormanın tüm sınır ve “boşluk”larına, “proje” alanı olarak çökmeye çalışan beton kafalar, ihtiyaçları olan taş ve kumu da yine Fatih Ormanı’nı katlederek karşılıyor. Binlerce ağaca, toprağa ve su kaynaklarına kıyılarak açılan bu taş ocakları sinsi bir kanser hücresi gibi gün geçtikçe Fatih Ormanı içinde büyütülüyor.

Fatih Ormanı’ndaki Cendere Vadisi’ni, İstanbul’un nefes borusunu tıkadılar...

İstanbul’un Kuzey Ormanları’ndan nefes aldığı en önemli hava koridoru olan “Cendere Vadisi” ise vadi boyunca yükselmekte olan cam kulelerle kafesleniyor. İstanbul’un nefesini kesenler, doğa düşmanı projelerini “nefes al”, “orman içinde yaşam” gibi arsız reklam kampanyalarıyla pazarlamaya çalışıyor.

Ormana 100 villa ve AVM için ÇED’e bile gerek yok…

Fatih Ormanı’nın Büyükdere Caddesi’ne sınır olan bölümü; içerisine 350 m2lik 108 adet “bungalov” villa, çarşı ve etkinlik alanları yapılarak, çevresini saran lüks sitelerin eğlence parkı haline dönüştürülmek isteniyor. #DirenFatihOrmanı diyerek ormanın direnişine katılan yaşam savunucularının 2 yıldır ısrarla sürdürdüğü mücadele sonucunda 15.000 kişilik stadyum ve otoparktan vazgeçen Bilgili Doğuş grubunun “stadyumsuz” projesine İstanbul Valiliği ÇED gerekili değildir kararı verebiliyor.

İnşaat Sermayesi Fatih Ormanı’na sefere çıktı…

Maslak 1453 gibi büyük talan projelerinin yanında irili ufaklı onlarca proje devam ederken, onlarcası için anlaşmalar, hazırlıklar yapılıyor. Ormanı fethettiği için projenin adına 1453 koyan kıt akıllı vandallar, devletin “durduramadığı” kaçak projeye devam ediyor…

İnşaatlardan kaçarak ormanın içinde daracık alanlara sıkışan hayvanlara da avcılar saldırıyor.

Hemen her gün ormanda hayvan katliamı gerçekleştiren avcılara karşı Orman Bölge Müdürlüğü etkisiz kalıyor. Onlarca domuz, karaca, tilki ve kuş bu saldırılarda can veriyor.

Fatih Ormanı’na yapılan saldırılara karşı Orman Bölge Müdürlüğü’nü bir kez daha göreve çağırmak ve Fatih Ormanı’nın eğlence parkı olmasına izin vermeyeceğimizi kamuoyuyla bir kez daha paylaşmak için, 19 Mart saat 12.00’da Hacıosman metro çıkışında buluşuyor, Orman Bölge Müdürlüğü’ne, Fatih Ormanı Derbent kapısına yürüyoruz.

#DirenFatihOrmanı

Kuzey Ormanları Savunması, Çekül Vakfı, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Doğa Derneği, Sarıyer Kent Dayanışması, Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi, Mimarlar Odası İstanbul Şubesi

 

(Yeşil Gazete)

Kuzey Suriye’de federasyon ilanı

Rojava’nın Rimelan kasabasında Rojava ve Kuzey Suriye Kurucu Meclisi, Suriye’nin kuzeyinde federasyon ilanında anlaşmaya vardı.

Suriye federasyonBasnews haber sitesinin haberine göre “Rojava ve Kuzey Suriye Birleşik Demokratik Sistemi Belge Metni”, yapılan oylama ardından onaylanarak kabul edildi.

Suriye’nin kuzeyi ve Rojava’nın birliği için Kuzey Suriye’de federasyon öneren yeni sistem konusunda anlaşmaya varıldı.

Kuzey Suriye Kurucu Meclisi’nin, Rojava ve Kuzey Suriye bölgelerinin geleceği ve yönetim modelinin  belirleneceği toplantısı, dün tamamlanmadığı için bugüne ertelenmişti.

200 delegenin katılımıyla yapılan toplantıda Efrîn, Şahba, Kobanê, Til Abyad ve Cizîr Kantonu’ndaki Asuri, Ermeni, Süryani, Türkmen, Arap, Kürd, Ezdi ve Alevi toplumu temsilcileri yer aldı.

Toplantının sonuç bildirgesinin önümüzdeki saatlerde açıklanması bekleniyor.

Şam: Yasal etkisi yok

Suriye hükümeti ise kararın hemen ardından yaptığı açıklamada, federalizm ilanının resmi ya da siyasi bir etkisi olmayacağını belirtti.

Suriye haber ajansı SANA’ya konuşan bir Suriye Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, federalizm kararının ülkenin toprak bütünlüğü ilkesine aykırı olduğunu söyledi.

Muhalefet örgütlerinden Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu da (SMDK), “Belirli bölgelerde farklı bir yapı kurmak Suriye halkının iradesine aykırıdır” diyerek federalizm ilanına karşı çıktı.

Müslim: Cenevre’de federalizmi tartışmaya hazırız

PYD Eş Başkanı Salih Müslim, Sputnik’e yaptığı açıklamada, federal yapının Suriye devleti içinde kalmaya devam edeceğini söyledi.

Müslim, federalizmi görüşmek üzere Cenevre’deki görüşmelere resmi bir heyet göndermeye de hazır olduklarını, ancak Cenevre toplantılarına davet edilmediklerini kaydetti.

Kaynak: basnews