Ana Sayfa Blog Sayfa 3463

[Yeşil Atasözleri] Sağlığının düşkünü meyve yer kış günü – Simaynur Özkan

Orhaniye İnci Narin Yerlici Ortaokulu öğrencilerinin Mayıs ayında çıkardıkları Yeşil Sözlük – Çevreci Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü‘nü tefrika halinde bölüm bölüm paylaşmaya devam ediyoruz.

Bu hafta Simay ‘ün seçtiği ve uyarlama önerisinde bulunduğu atasözü ve deyimleri paylaşıyoruz.

66

Sözlüğün tamamına ise Yeşil Atasözleri linkinden ulaşabilirsiniz.

Atasözü ve Deyimler

67

  • Denize düşen yılana sarılır
  • Fare çıktığı deliği bilir
  • Gazap gelince akıl gider
  • Zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü
  • Rahat ararsan mezarda
  • İstenmeyen aş ya karın ağrıtır ya baş
  • İmam evinden aş, ölü gözünden yaş çıkmaz

Yeşil Sözlük – Atasözü ve Deyimler

68

  • Sağlığı bozulan meyveye sarılır
  • Meyve çıktığı zamanda yenir
  • Sağlık gelince abur cubur gider
  • Sağlığının düşkünü meyve yer kış günü
  • Vitamin ararsan meyvede
  • Sağlıksız aş ya karın ağrıtır ya baş
  • Meyveden zarar abur cuburdan vitamin

 

[Yeşil Atasözleri-1] Komşunun iyisi insanı sebze bahçesi sahibi yapar – Dilek Yüksel

[Yeşil Atasözleri – 2] Spor yapan insan neredeyse sağlık ordadır – Naşide Özlü

[Yeşil Atasözleri – 3]Bol bol meyve sebze ye, elden ayaktan düşme – Semra Şen

[Yeşil Atasözleri – 4]Üç jelibon bir elma yerini tutmaz – Yudum Özdemir

[Yeşil Atasözleri – 5]Bir meyvenin 40 yıl hatırı vardır – Orkan Aydın

[Yeşil Atasözleri – 6] Tohumu toprağa ek, tutarsa da hoş, tutmazsa da hoş – İpek Uysal

[Yeşil Atasözleri – 7] GDO’lu alma Organik al – Gaye İlhan

[Yeşil Atasözleri – 8]Sağlıklı olmak isteyen tarlaya, istemeyen reklama bakar – Rümeysa Karaca

[Yeşil Atasözleri – 9]Abur cubur gıda değil ki yiyesin – Hüseyin Akbaş

[Yeşil Atasözleri – 10]Fazla sebze göz çıkarmaz – Osman Emre Arı

[Yeşil Atasözleri – 11] Meyve Fast Food’tan tatlıdır – Aslı Karayiğit

[Yeşil Atasözleri – 12]Sağlıksız işe mikrop bulaşır – İrem Sena Yaşar

[Yeşil Atasözleri – 13] Spor oturmaktan üstündür – Furkan Aydın

[Yeşil Atasözleri – 14]Ağaç dikenlerin çok olsun – Mine Sude Dinç

[Yeşil Atasözleri – 15] Sporsuz hayat olmaz – Yaşar Can Ergün

 

65-Simaynur Özkan

 

 

 

Simaynur Özkan

[Yeşil Mutfak Denemeleri] Havuçlu Kek – Sevin Turan Bettscheider

Evimde hiç eksik etmediğim sebzelerden biridir havuç…  Birçok yemekte kullanmanın yanı sıra, çiğ yemeyi de çocukluğumdan beri çok sevmişimdir. Havuç birde ceviz ve tarçınla birleşince tadına diyecek yok…. Tarçının eve bıraktığı o güzelim koku,  piştikten sonra kekin yumuşacık yapısı ve gün geçtikçe lezzetlenen tadıyla havuçlu kek evimin vazgeçilmez tatlılarından.

61

Yıllardır malzemelerini sürekli değiştirerek yapıyorum. Daha önce sıvıyağla yapıyordum sonra tereyağıyla yapmaya başladım. İki şekilde de lezzetli oluyor. Keke nemini veren yağı olduğunu bir çok yerden okumuştum ama sıvıyağ oranı birçok tarifte çok fazla ve piştikten sonra dışarıya fazlaca yağ veren bir yapıya sahip oluyor. Havucun keke verdiği nem,  az miktarda tereyağı ile birleşince  yeterince nemli olan bir kek elde etmiş ve fazlaca yağlı olan yapıdan kurtulmuş oluyorsunuz. Birkaç denemeden sonra yağ ve şeker oranını azaltarak bu tarifi çıkardım. Umarım beğenirsiniz. Afiyet olsun

Malzemeler:

400 gr  rendelenmiş havuç

200 gr şeker

200 gr un

4 adet yumurta

100 gr tereyağı

1 çay kaşığı kabartma tozu

1 çay kaşığı karbonat

2 çay kaşığı tarçın (isteğe bağlı)

bir miktar tuz

muskat

100-150 kavrulmuş ceviz

ceviz büyüklüğünde taze zencefil

100 gr kuru üzüm

Yapılışı:

62

Tereyağını eritip soğuması için kenara koyun.İsterseniz tereyağını ocakta biraz fazla tutup tereyağ tadını kekin içinde yoğunlaştırabilirsiniz. Bu sırada havuçları ve taze zencefili rendeleyin. Diğer tarafta unu eleyip, karbonat, kabartma tozu, tarçın ve tuzu ekleyin. Mikserde yumurta ve şekeri çırpın. Soğuyan tereyağını ekledikten sonra mikseri fazla çalıştırmayın ve  unlu karışımı ekleyin. Un iyice karışınca havuç, ceviz ve kuru üzümü ekleyin.

64

Kek kalıbını yağ ve unlayın. 170 derecede 40-50 dakika pişirin. Afiyet olsun

63-Sevin-Turan-Bettscheider

 

Sevin Turan Bettscheider

greenandsweet.wordpress.com/

 

YSGP’nin Eş Sözcü adayları ile konuştuk

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi 2 Nisan 2016’da 2. Olağan Kongre/Konferans’ını topluyor. Şimdiye kadar adaylıklarını açıklayan üç eş sözcü adayına Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ni, Dünya’yı ve Türkiye’yi sorduk.

PhotoGrid_1459511616592*

Naci Sönmez

12829119_10206831695088466_3595588291871996327_o

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin kuruluşundan bu yana geçirdiği 3 yıl hakkında neler söylemek istersiniz?

Partimizi Türkiye’nin eşitlikçi, özgürlükçü, ekolojik, demokratik siyaset ihtiyacına bağlı olarak kurmuştuk. Memleketin ağır siyasi koşullarında ve özellikle Kürt Sorunu etrafındaki çatışma ve gerilimlere bağlı koşullarda, partinin bağımsız özgün siyasetini kurmakta yeterli bir örgütsel performans gösteremedik.
Bir de buna üst üste gelen 4 seçim eklenince, bu konudaki yetersizliğimiz çok fazla açığa çıktı. Ancak tüm bunlara rağmen özellikle ülkenin batısında Yeşil/Sol bir siyaseti var etme ve büyütme çabamızın dersler çıkaracağımız bir 3 yıllık geçmişe sahip olması, bugün açısından önemli bir birikim yarattı diye düşünüyorum.
2. Olağan Konferans sonrasında nasıl bir Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi hayal ediyorsunuz?
Konferans sonrasında daha etkili siyaset yapabilen, her düzeyde yükselen şiddet karşında barışcı ve demokratik siyasetin güçlenmesi için bütün olanaklarıyla sahada olan bir Yeşiller Sol Gelecek arzu ediyorum. İç barışını güçlendirmiş, partisinde çoğulcu ve katılımcı kanalları korumuş bir parti ve dışımızdaki dünyaya vizyonuyla, misyonuyla seslenen bir parti olmayı umut ediyorum.
Dünya’nın içinde bulunduğu hali göz önüne aldığınızda Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin fikriyatının bu krizlere vereceği yanıtların nasıl olması gerektiğiniz düşünürsünüz?
Dünyanın içinde bulunduğu krize karşı, küresel çapta ve bölgemizde çılgın bir şekilde büyümeye ve büyüme hırsının dolayında ortaya çıkan kanlı savaşlar karşısında tutum almamız gerektiğini düşünüyorum. İklim değişikliğinden enerji paylaşım kavgalarına; bölgesel savaşlardan ekolojik alanlara yapılan saldırılara kadar her düzeyde partnerlerimizle birleşik ve küresel bir mücadenin parçası olmamız gerektiğini düşünüyorum.
Türkiye’nin içinden geçtiği günler ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Türkiye’nin içinden geçtiği dönemden herkes gibi bende kaygılanıyorum. Öncelikle silahların susmasını, insanlarımızın canından olduğu savaşın bir an önce sonlanmasını umut ediyorum. AKP eliyle yaratılan kutuplaştıcı ve otoriter rejimi geriletmek esas ve temel görevimiz olmalı diye düşünüyorum.
*
Feyha Karslı FB_IMG_1459511191946
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin kuruluşundan bu yana geçirdiği 3 yıl hakkında neler söylemek istersiniz?
YSGP katılımcı çoğulcu demokrasiyi , eşit özgür adil ekolojik ve doğayla uyumlu bir yaşamı gerçekleştirecek politikaları yapmak üzere kuruldu. Geçtiğimiz 3 yıl içinde türkiyede demokrasi her zaman ki gibi ağır yaralar aldı. İnsan ,emek ve doğaya yönelik hak ihlalleri daha da ağırlaştı. Çatışmasızlık ortamından ,müzakereden vazgeçildi. barış isteyenlerin bombalanarak öldürüldüğü ,barış diyenlerin hapsedildiği, hak ihlallerine karşı söz söyleyenlerin , muhalefet edenlerin, hapse atıldığı bir süreç yaşanıyor..Yaşam alanları, doğa, devlet ve sermaye tarafından elbirliği ile yok ediliyor. Ve tüm bunların arasında 2014 ve 2015 yıllarında 4 seçim yaşandı.
AKP iktidarı merkeziyetçi , tahakküm eden , sömüren devlet anlayışı ile yol alırken sistemin sürdürülebilir halini daha da sağlamlaştırmak, kontrol etmek üzere yarattığı kaos ortamına ve yaşanan tüm adaletsizliklere rağmen YSGP bu sürece karşı güncel politikaları kısmen oluşturamadı ,kısmen kamuoyunda görünür ve etkin kılamadı. Tabi birçok farklı alan, direniş ve dayanışmalar içinde bulunuldu , politikalar oluşturuldu ancak yeterli değildi.
2. Olağan Konferans sonrasında nasıl bir Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi hayal ediyorsunuz?
Katılımcı çoğulcu adil eşit özgür bir yaşamı , insan , doğa ve emeğin sömürülmediği bir dünyayı gerçekleştirmek üzere politika yapan , tüm bunları kendi parti yaşamında ve politika araçlarında da uygulayan bir YSGP umuyorum.
Dünya’nın içinde bulunduğu hali göz önüne aldığınızda Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin fikriyatının bu krizlere vereceği yanıtların nasıl olması gerektiğiniz düşünürsünüz?
hepimiz bu gezegenin bir parçasıyız. Küreselleşen kapitalist sistem ile Emek doğa ve insanın sömürüsü de küreselleşti. Yaşamımızı , yaptıklarımızı gezegenden ayrı düşünemeyiz. mesela suyun , toprağın , dağın , zeytinin , denizin yok edilmesine karşı verdiğimiz yerel mücadeleler aynı zamanda gezegeni korumak için verilen mücadeledir. Kapitalist Ssitemin kalkınma ve büyüme odaklı politikaları sonucu iklim değişiyor , doğa yıkılıyor , yaşam alanları yok oluyor. Bu sistemin sürdürülmesi için tüketim destekleniyor körükleniyor. gezegen sınırsız bir kaynak deposu değildir. Şu anda insan doğanın efendisi konumunda hareket etmektedir. Bu nedenle üretim ve tüketim sistemi doğanın da hakları var sözümüze uygun düzenlenmeli , doğanın sömürülmesine son verilmelidir. Enerji etkin kullanılmalı , daha az enerji tüketecek araçlar oluşturmalıdır.
Yani Yaşamın her alanında şiddetsiz , yeşil , yerinden , katılımcı ,çoğulcu , eşit ,özgürlükçü bir düzeni inşa etmek üzere politikalar üretmelidir.
Türkiye’nin içinden geçtiği günler ilgili düşünceleriniz nelerdir?
1. Maddede kısaca Türkiyenin genel durumundan bahsetmiştim. Demokrasi alanının daraltıldığı ,sınırlandırıldığı , şiddetin kaosun iktidar olduğu günlerden geçiyoruz.
Yeşil , Eşit ,özgür , adil , şiddetsiz bir yaşam , katılımcı çoğulcu demokrasi gerçekleştireceğiz. Umudu kaybetme lüksümüz yok. #AslolanYaşamdır
Dayanışma ve dostlukla
*
Eylem Tuncaelli FB_IMG_1459510786196
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin kuruluşundan bu yana geçirdiği 3 yıl hakkında neler söylemek istersiniz?
YSGP, oldukça coşkulu ve şenlikli bir konferansla kuruldu. Bu heyecanla ilk defa bir araya gelen insanların; birbirlerini tanımak için zamana ihtiyacları vardı. Kuruluş sürecinde yapılması gereken görev, yasal zorunlulukların halledilmesi vb gibi bir çok zorunlu iş vardı.  Bu işler, bu yeni birliktelik için ortak ve uyumlu çalışma yeterliliğinin oluşturulması için gerekli zamanın olmaması nedeniyle çoğulcu ve katılımcılık esasları ile gerçekleştirilemedi. Birlikte İş yapma, bir hukuk oluşturma vb ortak paylaşımları, deneyimleri yeteri kadar oluşturamadık.

İlk konferans sonrası çoğulculuğa olabildikçe yaklaşan bir PM ve MYK oluşturuldu. Ancak ülke gündeminin hızla seçimlere taşınması partinin tüm renkleri ile örgütlenmesinin önüne geçti. Bu aşamada hızla alınması gereken kararlar ve atılması gereken adımlar konusunda farklı yaklaşımlar, uzun uzun tartışılma fırsatı bulamadı. Gündem hızla akıyordu.

Bu ve benzeri birçok nedenle geçen üç yıla rağmen kuruluş sürecimizi tamamlamış bir parti olduğumuzu söylemek çok da doğru olmayacaktır. Ama gelinen noktada üyelerimizin birlikte kalma, bir arada durma ve birlikte iş yapma iradesi ve isteğinin devamı da gözardı edilmemelidir.

Parti, yeni kurulmuş olmasına, bu süreçte ülke gündemi doğallığında ağırlıkla seçim endeksli çalışmasına rağmen, hala ilgi odağı olmayı becermiştir.

2. Olağan Konferans sonrasında nasıl bir Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi hayal ediyorsunuz?

Bu konferansla beraber, kuruluştaki o heyecanı tekrar yakalayacağımıza inanıyorum. Yerellere dayanan, daha güçlü, daha örgütlü, daha görünür, tüm mekanizmaları ile şeffaf ve katılımcı ve kendi sözünü söyleyen bir parti hayal etmiyorum; istiyorum.

Dünya’nın içinde bulunduğu hali göz önüne aldığınızda Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin fikriyatının bu krizlere vereceği yanıtların nasıl olması gerektiğiniz düşünürsünüz?

Partinin programatik metni, küresel bazdaki krizler ve çözüm önerileri üzerine umut vaad eden bir fikriyatın girişi olarak sayılabilir. 4 Adalet altında,  bu konunun iyi formülize edildiğini düşünüyorum. İş sorunları tanımlamakla bitmiyor elbette. Çözüm önerilerimiz; antikapitalist düzlemde, emekten, bilimden ve doğadan yana olmalıdır.

Örneklemek gerekirse; enerji sorunu ne kadar büyük tarif edilirse edilsin, biz yerinde, yerel ve küçük diye tarif edilecek, doğaya uyumlu çözüm yöntemleri sunmalıyız.

Türkiye’nin içinden geçtiği günler ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Ne düşünür ki insan, savaş varken. İnadına barış, barış hemen şimdi demekten başka ne denir? Barış hücrede, tecritteyken ne denir? İnsanlar öldürülüyor, kentler yıkılıyorken….

Bir ortaçağ karanlığına bulandı ülke. Akademisyenler, gazeteciler cezaevlerinde… Attığımız tweet özgürlüğümüzü sonlandırabilir, Facebook’tan paylaştığımız herhangi birşey memuriyetimizi sonlandırmaya neden olabilir… Çantamızdaki bir davetiye sınırdışı edilmemize gerekçe olabilir.

Yasakçı bir zihniyetle yönetiliyoruz. Demokratik yollarla edindiğimiz kazanımları “yok bu olmadı, begenmedim; baştan” diyerek yok sayan, yargı kararları için “kabul etmiyorum; saygı da duymuyorum” diyebilecek cürette bir yönetim…

80 darbesinde çocuktum. Ama bu dönemde faşizmin ne olduğunu gördüm.

Eklemek istedikleriniz?

Herkesi büyük konferansa ve konferans sonrasında partinin gücüne güç katmaya davet ediyorum. Bu dönem, yeşerdiğimiz, filizlendiğimiz bir dönem olsun.

Röportajlar: Koray Doğan Urbarlı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nde 2. Kongre/Konferans zamanı

25 Kasım 2012’de Kuruluş Kongresi’ni gerçekleştiren, 30 Kasım 2013 tarihinde de 1. Olağan Konferansı’nı yapan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi 2 Nisan 2016’ta 2. Olağan Kongre/Konferans’ını gerçekleştirecek.

Amacın “Eşit, özgür, yeşil bir dünya yaratma irade ve çabasını, barış ısrarını hep birlikte dillendirmek, kuruluş heyecanını yeniden canlandırmak” olarak belirlendiği Kongre/Konferans saat 10.00’da başlayacak ve Abidin Paşa Lale Restorant’te gerçekleşecek.

21629_838244889652311_5591627418824476459_n-960x580

Dar gelirliler için güneş enerjisi politikaları rehberi

Glenn Meyers tarafından Clean Technica’da yayımlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Ekin Gamze Yöney‘in çevirisiyle sunuyoruz.

***

Dar Gelirliler İçin Güneş Enerjisi Politikaları Rehberi 16 Mart 2016’da New York Enerji Araştırma ve Geliştirme Yetkilileri, Connecticut Green Bankası ve Çevre Savunma Fonu temsilcileri eşliğinde Manhattan’da tanıtıldı.

Yerel kar amacı gütmeyen kuruluşlardan GRID Alternatives, Vote Solar ve Center fot Social Inclusion, yurt genelinde dar gelirli yurttaşların güneş enerjisi ve güneş enerjisi sektöründeki işlere erişiminin gelişmesi için modeller sunan ‘Dar Gelirliler İçin Güneş Enerjisi Politikaları Rehberi’ isimli yeni bir çevrim içi araç yayınladı.

Görsel: Clean Technica
Görsel: Clean Technica

Rehberin, önerilen ulusal politikalarla, ortalama gelirin %80’i veya altında bir gelire sahip 22 milyon kendisine ait evde oturan hane halkı ve 6 milyon düşük maliyetli konut birimine güneş enerjisinin yolunu nasıl açacağı basın toplantısında açıklandı.

İstatistikler, güneş enerjisine erişimin varlıklı hanelerle kısıtlı kaldığını gösterse de düşen maliyetler ve gelişen sektör, iş yaratımı ve temiz yerel enerji sayesinde ezilen topluluklar için bir fırsat olarak görülmekte.

Bu çevrim içi araç, güneş enerjisine ve sektördeki işlere erişimin genişlemesi için işlerliği kanıtlanmış mevzuatlara ve program modellerine kapsamlı bir bakış sağlıyor.

Düşen güneş enerjisi fiyatları ve sektördeki büyüme, yetersiz hizmet alan topluluklarda uzun vadeli ekonomik rahatlama, istikrarlı istihdam ve daha iyi bir çevre sağlığı sağlayan güneş enerjisine yönelimin de önünü açıyor.

Karar alıcılar ve topluluk liderlerini hedefleyen rehber, ulusal ölçekte amaçlanan politikaların güneş enerjisine erişimi Amerika’nın dar gelir sahip hanelerine nasıl açabildiğini göstermekte.

Stoel Rives’ın ortağı ve Federal Enerji Düzenleme Kurulu’nun eski başkanı Jon Wellinghoff, projeye ilişkin “Bugün, düşük maliyetli güneş enerjisi sistemlerimiz ve yeni temiz enerji fırsatları hazır durumda ve şimdi ihtiyacımız olan bunları uygulamaya geçirecek politikalar. Artık, dar gelirli müşterilerimizi yalnızca korumak yerine onları gerçek anlamda güçlendirecek adımlara ihtiyacımız var”  diye konuştu ve ekledi,

“Daha fazla yetki verilmiş müşterilerimizin ürettiği elektirik sayesinde, tüketim daha da azalır ve aktif olarak bizim enerji paylaşımı yapılan sistemimize katılmak daha temiz daha güçlü ve herkes için daha maliyetli bir şebeke olmasına yol açacaktır.”

Amerika’nın gelişen mevcut güneş sektörüne dar gelirlilerin erişimi ve sektördeki iş fırsatlarının genişletilmesi için bu sınıftan bireylerin karşılaştığı sorunları hedef alacak, özgün politikalara ihtiyaç var. Rehber, bu engellere ve tüketicinin korunması, mali tasarruflar gibi esasında tüm politikalara zemin teşkil etmesi gereken temel ilkelerle ilgili de genel bir taslak oluşturdu.

“Güneş enerjisi, herkese yarar sağlayan bir teknolojidir. ” diyen Güneş Enerjisi Endüstrileri Birliği (SEIA) başkanı ve CEO’su Rhone Resch, “Yerel kullanım tarifelerinin altında sabit elektrik ücretleri sağlayan güneş enerjisi, dar gelirli hanelerin enerji yükünü ciddi olarak düşürebilir. Doğru politikalar ile güneş enerjisi sektörünün tüm Amerika boyunca büyümeye devam edeceğine ve sosyoekonomik durumlarına bakılmaksızın  her Amerikalının hak ettiği adil ücretli yerel işleri ve daha temiz hava kalitesini de beraberinde getireceğine eminiz. ” şeklinde konuştu.

Rehber ayrıca, eyaletler ve yerel yönetimlerce hem müstakil evler, apartmanlar hem de topluluklar için uygulanan başarılı güneş enerjisi programları ve mevzuatları hakkında da bilgi veriyor.

Kaliforniya geçici senato başkanı Kevin de León, “İklim değişikliğiyle mücadele ve hava kirliliğini azaltmak için herkesin yenilenebilir enerjiye makul fiyatlı ve geniş kapsamlı erişime ihtiyacı var. Kaliforniya’daki Güneş Enerjili, Düşük Maliyetli Müstakil Evler (SASH) projesi gibi programlar, dezavantajlı konumdaki topluluklara güneş enerjisi yolunu açabileceğimizi gösterdi.” dedi.

 

 

Haberin İngilizce Orijinali

Haber: Glenn Meyers

Yeşil Gazete için çeviri: Ekin Gamze Göney

(Yeşil Gazete, Clean Technica)

 

 

 

Dünyaca ünlü mimar Zaha Hadid hayatını kaybetti

Dünyaca ünlü Irak asıllı İngiliz mimar Zaha Hadid, 65 yaşında hayatını kaybetti. Kraliçe Elizabeth tarafından 2012 yılında ‘dam’ ünvanına layık görülen Hadid, son olarak İstanbul’un Kartal semtinin dönüşümüyle ilgili hazırladığı planlarla gündeme gelmişti.

14

Zaha Hadid Architects şirketinden yapılan yazılı açıklamada, ünlü mimarın “bu sabaherken saatlerde Miami’de aniden hayatını kaybettiği” belirtildi.

Açıklamada, “Bu hafta başında bronşit olmuştu, hastanedeki tedavisi sırasında aanidenkalp krizi geçirdi” denildi.

İSTANBUL İÇİN DE PROJE HAZIRLAMIŞTI

Hadid, dünyanın dört bir yanında inşa edilen dekonstrüktivist eserleriyle tanınıyordu.

İBB Meclisi'nin geçtiğimiz yıl kabul ettiği "Kartal Sanayi Bölgesinde Merkezi İş Alanları Planlaması" projesi Hadid'in imzasını taşıyordu
İBB Meclisi’nin geçtiğimiz yıl kabul ettiği “Kartal Sanayi Bölgesinde Merkezi İş Alanları Planlaması” projesi Hadid’in imzasını taşıyordu

Hadid’in imzasını taşıyan “Kartal Sanayi Bölgesinde Merkezi İş Alanları Planlaması” projesi, geçtiğimiz yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından oybirliğiyle kabul edilmişti.

BÜYÜK TARTIŞMA YARATMIŞTI

Hadid’in eserleri arasında uzay gemisi biçimindeki Tokyo Olimpiyat Stadyumu, Bakü’deki Haydar Aliyev Kültür Merkezi gibi tartışmalı yapılar da bulunuyordu.

Tokyo’daki stadyum yüksek maliyeti nedeniyle Japon mimarların eleştirilerinin hedefi olurken, Haydar Aliyev Kültür Merkezi de işçilerin çalışma koşulları nedeniyle çok tartışılmıştı.

Zaha Hadid’in en büyük tepki alan duruşu ise projelerini yaptığı 2022 Dünya Futbol Şampiyonası için tasarladığı Katar’daki al- Wakrah stadyumunun inşaatı sırasında ölen işçiler için verdiği yanıttı. İnşaatlarda 500 işçi ve 382 Neplli işçinin ölümü üzerine The Guardian’ın sorusuna “İşçiler benim sorunum değil, ben mimar olarak işime bakarım” demişti. İşçi ölümlerini sadece politikacıların alanına bırakan bu yanıt mimarlık camiasında mimarların sorumluluklarının yeniden tartışılmasına neden olmuştu.

Londra’da yapılan 2012 Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapan London Aquatics Centre ile Roma’daki MAXXI müzesi de Hadid’in tanınmış eserleri arasındaydı.

 

(Hürriyet, The Guardian)

Cebeci Kampüsü’ne polis baskını

Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nün dün TOMA’lar eşliğinde çevik kuvvet polislerince basıldığı belirtildi.

12

Mülkiye Haber’in aktardığına göre Polislerin sınıfları bastığı ve kamera kaydı yaptığı da gelen bilgiler arasında.

Siyasal Bilgiler Fakültesi, İletişim Fakültesi ve Hukuk Fakültesi’ne çevik kuvvet girdi. 11.30’da başlayan polis saldırısı aradan iki saat geçmesine rağmen devam ediyor. Sınav salonuna giren polislerin iki öğrenciyi gözaltına aldığı ve fakülte içinde arama yaptı.

Polis baskınında 3 öğrencinin de gözaltına alındığı bildirildi.

 

(Mülkiye Haber)

Elvan Abeylegesse’ye doping cezası: 2 yıl men

Türkiye Atletizm Federasyonu, yasaklı maddeye rastlanan atlet Elvan Abeylegesse’ye 2 yıl men cezası verdi.

Elvan Abeylegesse’de yasaklı maddeye rastlanılması sebebiyle, Türkiye Atletizm Federasyonu tarafından 2 yıl men cezası verildi.

11

Japonya’nın Osaka kentinde 2007 yılında yapılan Dünya Atletizm Şampiyonası’nda Elvan Abeylegesse’nin verdiği numune sonuçları pozitif çıkmış ve örneğinde yasaklı maddeye rastlanmıştı. Uluslararası Anti Doping Ajansı (WADA), yapmış olduğu kontrollerde Abeylegesse’nin örneğinde yasaklı maddeye rastlandığı gerekçesiyle Türk Atletizm Federasyonu’na gereğinin yapılmasını yönünde bir yazı göndermişti. Aylardır devam eden soruşturmada Atletizm Federasyonu Disiplin Kurulu’nun, sporcunun son savunmasını aldığı ve kararını verdiği öğrenildi. Disiplin Kurulu, hazırladığı savunmayı IAAF’ye iki gün önce gönderirken, Elvan Abeylegesse’ye iki yıl spordan men cezası verildiğini de savunmaya eklediği iddia edildi.

ELVAN, IAAF’A TEKNİK HATA DAVASI AÇMIŞTI

Doping yaptığı gerekçesiyle savunması istenen milli atlet Elvan Abeylegesse’nin Uluslararası Atletizm Federasyonuna (IAAF) dava açtığını, sporcunun menajeri Önder Özbilen yaptığı açıklamada duyurmuştu. Özbilen, “Dünya Dopingle Mücadele Ajansına (WADA) akredite laboratuvarların birinde görev yapan bir uzmandan aldığımız rapor var. Geriye dönük analiz incelemelerinde 8-9 tane teknik hata yapılmış” demişti.

WADA CEZAYI ARTTIRABİLİR

IAAF Türkiye Atletizm Federasyonuna gönderdiği son yazıda, “Sporcu ile ilgili gerekli işlemi yapın” demişti. Disiplin Kurulu’nun iki gün önce IAAF’ye gönderdiği son Elvan savunmasında, sporcuyu iki yıl spordan men ettiğini yazdığı öğrenildi. Bu gelişme Elvan’nın açtığı davanın seyrini değiştirebilir. Disiplin kurulunun göndermiş olduğu savunmada, sporcuya 2 yıl men cezası verdiğinin belirtilmesi iddiası WADA tarafından az bulunabilir ve cezanın 4 yıla çıkarılabileceği ifade edildi.

 

(DHA)

Hayata, alışverişle sahip çıkacakmışız, hadi ordan! – Mehveş Evin

Bu yazı diken.com.tr/ den alınmıştır

Teröre karşı ‘normalleşme’ kampanyası başlıyormuş. ‘Proje’nin (ota b.ka proje denmesi artık gerçekten gına getirdi) fikir babası, Alışveriş Merkezi ve Perakendenciler Federasyonu.

HaberTürk, bu saçmalığı çocuk kandırır gibi manşet yapmış: Hayata sahip çık!

Hadi ordan… Ülke, kelimenin tam anlamıyla pisliğe battı. Ankara’nın ‘en güvenli’ merkezleri dahil, her yerde bombalar patlıyor. Devlet şiddeti engelleyemiyor, bizzat tetikliyor, demokrasiden her gün uzaklaşıyor; velhasıl normalleşemiyor… Vatandaş olarak ben normalleşeceğim, öyle mi?

Hadi ordan… Gazetecilik ahlakına sahip çıkamayan basın, ekonomik krizi haber yapamıyor. Varsa yoksa pembe bulutlar, yalan üzerine yalanlar…

Belediyeler, ünlüler, STK’lar el ele vermiş, kampanya düzenlenecekmiş. Önerileri ‘alışverişe çıkmak’!

Hadi ordan… Her köşeye alışveriş merkezi dikerken, AKP’ye yaltaklanırken bunları hesap etseydiniz.

Vizyonsuz politikalarıyla ülkeyi kan gölüne çeviren kim?

Ağustostan beri süren savaş ve IŞİD saldırıları yüzünden doğuda kültür ve tarih turizmi durdu. Japonya’sından ABD’sine, hükümetler vatandaşlarını güvenlik gerekçesiyle uyardı. Ne oldu? Mardin, Diyarbakır, Batman (Hasankeyf), Urfa’nın turizmi bitme noktasında.

Yetmezmiş gibi ‘ulu hakan’ Rusya’ya cellallendi. Rus turist ayağını kesti. Sultanahmet ve İstiklal bombalamalarıyla turizme son darbe vuruldu. Sonuç: Ruslardan sonra Alman turist de bu yıl gelmiyor. TUI verilerine göre Türkiye tatillerinde yüzde 40 düşüş var.

İngiliz The Guardian, Türkiye’de tatil rezervasyonlarının yüzde 50 düştüğünü yazdı. Ama bizim turizmcilere ‘kriz’ lafı yasaklı. Ağızlarını açsalar tepeden yiyecekler tokadı, zaten berbat olan işlerini riske atamıyorlar.

Performansıyla orta oyuncularına taş çıkartan Başbakan Davutoğlu ise suçu ‘algı operasyonu’na atıyor. Ne güzel iş ya… Sen vizyonsuz politikalarınla ortalığı kan gölüne çevir, sonra suçu ona buna at.

ABD personel ailelerini neden tahliye ediyor?

Hükümet, turizmdeki çöküşün karşısında en iyi bildiği hareketi yapıyor, yani piyasaya para pompalamaya kalkıyor. Doğrudan hibe, ödemelere erteleme, yeni istihdam alanları gibi gülünç ‘yama’larla turizmcileri susturuyor.

Hadi ordan… Bu hibeler kimin cebinden çıkıyor? Diyelim ki batan geminin deliklerini bir süreliğine tıkayabildiniz. Yine su alacak, çünkü o delikleri kendi ellerinizle siz açtınız. Bundan sonra neyle kurtaracaksınız? Ülkeyi bu noktaya getiren bizzat Erdoğan’ken, onu başkanlığa mı taşıyacaksınız?

Hadi ordan… ‘Teröre karşı dik duruş’ için halka ‘Normal hayata dön’denecekmiş. Oldu!

IŞİD’in Türkiye’de Musevi cemaatine ait çocuk yuvalarına, okullarına, gençlik merkezlerina saldırı planı, Skynews’ta çıkıyor. İsrail vatandaşlarını geri çağırıyor.

ABD, askeri ve sivil personelin ailelerini Türkiye’den tahliye ediyor.

Yahudi ve Batı düşmanlığını pompalayan dinci kesim ne mutludur şimdi! Nasılsa bana dokunmaz, canlı bomba ‘mümin’i patlatmaz diye kendini rahatlatıyordur. Bu bakış açısına göre zaten laikler, Aleviler, Kürtler toptan havaya uçsa rahat edecekler. Nefret ve cehalet, gerçekleri görmelerini engelliyor.

Nedir o gerçek? Savaş ve şiddet bu ülkeyi esir aldı. Silahın, bombanın, şiddetin sözü ezdiği yerde hiç kimse  güvende olamaz.

Hayatına sahip çıkmak isteyenlere bir kampanya da benden

Hükümet ‘teröre karşı dik durmayı’ istiyorsa, her şeyden evvel kendi siyasetini sorgulayacak. Bugünleri gören, uyaran gazetecilere, akademisyenlerin tepesine binmeyecek, görüşlerine katılmasan bile dinleyecek.

Devletin görevi, huzur ve barışı temin etmek. Bir diktatöre hizmet etmek ve kirli çıkarlarını kollamak için her düşünceyi, hakkı, özgürlüğü şiddetle bastırmak değil. Suriye’deki savaşa çomak sokmanın, çözüm sürecini berhava etmenin bedeli çok, çok ağır olacak.

Hayata sahip çıkacağız elbette, ama robot gibi alışveriş merkezlerine koşup kredi kartlarına yüklenerek değil.

Barışı, özgür düşünceyi, ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunarak hayata sahip çıkacağız. Çünkü başka hayat yok, ne benim, ne senin için. Bunu biliyoruz, söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz.

Hayata sahip çıkmak isteyen vatandaşa bir kampanya da benden: Cuma günü Can Dündar ve Erdem Gül’ün duruşmasını izlemek için Çağlayan’da olun. Akademisyenler için Bakırköy ve Silivri’deki nöbete katılın.

Kalan son bir avuç dürüst, yürekli insan da mücadele edemezse kredi kartını kullanacak hiçbir yer bulamayacaksınız. Vicdanınızı hiçbir şekilde rahatlatamayacaksınız. Çocuklarınızın yüzüne bakamayacaksınız.

Bu yazı diken.com.tr/ den alınmıştır

 

25-mehves-evin

 

Mehveş Evin

Akademisyen Meral Camcı tutuklandı

“Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza verdiği için hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkarılan dördüncü akademisyen Meral Camcı tutuklama talebiyle çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

24

Karar çıkarıldığında yurtdışında olan akademisyen Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı” Barış sözümün arkasında duracağım, mücadeleye devam edeceğim” diyerek dün Türkiye’ye dönmüştü. Avukatları ile bu sabah emniyete giden akademisyen savcılıktaki sorgusunun ardından tutuklama talebiyle sorgu hakimliğine sevkedilmişti.

Hakimlik, Meral Camcı hakkında tutuklama kararı verdi.

Camcı’nın tutuklanmasıyla Yrd. Doç. Esra Mungan, Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ile birlikte bildiri nedeniyle tutuklanan akademisyen sayısı dörde çıktı.

 

(Bianet)