Ana Sayfa Blog Sayfa 3439

Greenpeace’e “Yutmayız” kampanyasının sitesi için ihtarname

Banvit, Beypiliç, Keskinoğlu ve Şenpiliç şirketleri, Greenpeace’in yutmayiz.org kampanya sitesini kapatması talebiyle bir ihtarname gönderdi.

21

Tavukçuluk şirketlerinin ihtarnamesi Greenpeace’in endüstriyel tavukçuluğun çevre ve sağlık etkileri hakkında yayınladığı raporun yer aldığı yutmayiz.org kampanya sitesini kapatmasını talep ediyor.

Yutmayız! kampanyası, tavuk endüstrisinden tüm üretim zincirini sağlığa ve çevreye zarar vermeyecek şekilde uygulamalarını yeniden düzenlemesini talep ediyor. Bu kapsamda Greenpeace geçtiğimiz hafta endüstriyel tavuk üretiminin insanların sağlığına ve çevreye olan olumsuz etkileri hakkında“Dünyayı Tüketmek” raporunu yayınladı.

Greenpeace Akdeniz Gıda ve Tarım Kampanyası Sorumlusu Tarık Nejat Dinç, konuyla iligli şunları söyledi:

“Bu 4 şirket kopyala yapıştır yöntemiyle bize aynı ihtarnameyi yollamışlar.

Herhalde tavukları 4 duvar içine hapsettikleri gibi, endüstriyel tavukçulukla ilgili gerçekleri de hapsedebilmeyi umuyorlar. Bize sansür uygulamak istemeleri bu yüzden.

Eğer tavuk şirketleri – her ne isimle olursa olsun – antibiyotikler dahil yemlerine profilaktik ilaç katmıyorlarsa, GDO kullanmıyorlarsa, tamamen yerli kaynaklar kullanıyorlarsa, hayvanları serbestçe doğada gezinebiliyorsa bunları açık açık ilan etsinler. Biz de seve seve yayınlayalım.

Aksi takdirde kampanyamıza aynen devam edeceğiz.”

Greenpeace’in tavukçuluk şirketlerinden talepleri ise şu şekilde:

1) Polifilatikler dahil olmak üzere, tavukların hızlı büyümesine yönelik her türlü antibiyotik ve antimikrobiyallerin kullanımını istisna olmaksızın, hemen bırak!

2) GDO içermeyen, tamamen yerli kaynaklardan üretilmiş yem kullan; ithal soya bağımlılığı yerine alternatif protein kaynaklarını seç, karbon ayak izini minimuma indir.

3) Üretim zincirinde kimyasal ilaç veya gübre kullanımına, monokültüre izin verme!

4) Hayvan eziyetini kısmen azaltmanın en düşük standardı olarak, bütün üretim tesislerinde aşağıdaki etik kriterleri uygula

  • Tavukları kafessiz ortamlarda tut!
  • Tavukların serbest gezinmesine fırsat tanı!
  • Sadece üretim sürecinde değil, tüm tedarik zincirinde hayvan eziyetini engelle.
  • Çalışanlara hayvan eziyetini engelleyecek türde eğitim ver.

5) Sözleşmeli üretim yapan çiftçilerin haklarını gözet, sağlıklı koşullarda çalışmalarını güvence altına al; üretim ve piyasa koşulları nedeniyle oluşabilecek riskleri çiftçilere yükleme.

6) Tavuk çiftliklerinde oluşan dışkıların sisteme etkin geri dönüşümünü sağla, zararlı atıkların çevreye ve su kaynaklarına zarar vermeyecek şekilde bertaraf et.

7) Tür çeşitliliğinin korunması ve değişen çevre koşullarına dayanılıklık geliştirebilmek için üretimde hibrit tavuk ırklarını değil, farklı yerel ırkları kullan.

8) Bu dönüşümü 2020 yılına kadar sağlamak için yol haritanı açıkla, her adımını tam şeffaflıkta kamuoyuyla paylaş.

22

Greenpeace’in, “Kümes Hayvancılığı Odağında Endüstriyel Hayvancılık” alt başlıklı Dünyayı Tüketmek raporunun tamamını buradan okuyabilirsiniz.

 

(Bianet, Yeşil Gazete)

Almanya’dan denizleri plastikten arındırma projesi

Alman şirketlerden oluşan bir ağ, dünya genelinde denizleri plastik çöplerden arındırmak için harekete geçti.

Proje Koordinatörü Dirk Lindenau‘nun Almanya’nın Kiel kentinde verdiği bilgilere göre, denizlerin plastik çöplerden temizlenmesi için geliştirilen sanayi sistemi 2018 yılından itibaren kullanıma hazır olacak.

19

Hazırlanan konseptte, plastik kirlenmenin yoğun olduğu bölgelerde bir grup geminin ağlarla çöpleri denizden çıkarması ve özel bir gemiye nakletmesi öngörülüyor.

Yeşiller Partili Başkandan övgü

Kiel'in Yeşiller Partili Belediye Başkanı Robert Habeck
Kiel’in Yeşiller Partili Belediye Başkanı Robert Habeck

Denizden çıkarılan çöplerin ise geri dönüştürülmesi veya enerji kazanımında kullanılması amaçlanıyor. Kiel’in Yeşiller Partili Belediye Başkanı Robert Habeck, projeyi överken esas hedefin, denizlerde kirlenmenin tamamen durdurulması olduğunu söyledi.

Uzmanların tahminlerine göre, denizlerde yaklaşık 140 milyon ton plastik çöp bulunuyor. Uzmanlar her yıl 10 milyon yeni plastik çöpün buna eklendiğine dikkat çekiyor.

 

(Deutsche Welle Türkçe)

Çanakkale Ayvacık’ta planlanan santrale halk tepkisi

Çanakkale – Ayvacık’ta yapılması planlanan rüzgar tirbünleri için köylüyü iknaya çalışan şirkete, köylüler prim vermedi. Köy köy dolaşarak destek toplamaya çalışan firma yetkililerine her köyden tepki var. Dün (17 Mayıs 2016 Salı) Koyunevi’ne bağlı Sokakağzı beldesinde genel bilgilendirme toplantısı yapmak isteyen firmaya, yüzlerce kişi “Köyümüzde, meramızda santral istemiyoruz” dedi.

16

Mustafa Dermanlı’nın Cumhuriyet’te yer alan haberine göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) ait internet sitesinde yer alan ve Ayvacık bölgesinde yapılması planlanan toplam 1.550 megavatlık 27 RES (Rüzgar Enerjisi Santrali) projesinden yürürlükte olan 25 megavatlık ilk proje için yapılmak istenen bilgilendirme toplantısı, çevre köylerden gelen yaklaşık 150 kişinin protestosu ile karşılandı.

Ayvacık’a bağlı Sokakağzı beldesinde dün (Salı) yapılması planlanan toplantıda, Yelen – Gülpınar Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. yetkilileri tarafından saat 18.30’da yapılacağı 30 gün önceden duyurulmasına karşın, salon bomboş kaldı. Projeye karşı olan köylüler salona girmeyerek, salon dışında projeyi ve şirketi protesto ettiler.

18

İki köy muhtarı haricinde çevredeki tüm köy muhtarları köylerinde RES istemediklerini ve karşı olduklarını belirttiler. Projeye, karşı olduğunu belirtmeyen iki köy muhtarının ise halktan uzakta, bir köşede sessizce bekledikleri görüldü.

ŞİRKET YETKİLİLERİ GERGİNLİĞİ ARTTIRDI

Şirket yetkililerinin salon dışında zaman zaman soru soran kişileri provakatiflik ve yalancılıkla suçlaması gerginliği arttırdı. Jandarma’nın güvenlik önlemi aldığı toplantıda şirket yetkililerinin toplanan kalabalığın köylü olmadığını iddia etmesi üzerine kimliklerini çıkartıp sallayan köylüler ön saflara gelerek şirket yetkililerine tepki gösterdiler.

17

Projeye itiraz edenler arasında yer alan ve köyde yaşamını sürdüren iki avukat toplantının yapılmadığına dair tutanak tutup, imzaya açtı. Salon önünde tehditkar bir şekilde, “Ne olursa olsun biz projeyi yapacağız” diyen şirket yetkilisine, şirketin davetiyle köye gelen Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) çalışan bir Araştırma Görevlisi, “Verimliliğin olduğu yerlerde yapılmalı. Yerleşim yeri olduğu için, bu bölge kendisine ait bir yer olduğu için, hatta ileriki süreçte yerleşim yerini taşımak bile gerekebilir. Halkın rızasını almak lazım.” diyerek itiraz etti.

Bilindiği üzere geçtiğimiz ay içerisinde birçok bölgede Rüzgar Enerji Santralleri için EPDK sitesinden projeler açıklanmış, özellikle Çanakkale bölgesinin bir santral sahasına çevrileceği ortaya çıkmıştı. Tarım, hayvancılık ve turizm konusunda oldukça verimli olan Ayvacık bölgesinde de 600 dolayında tirbün dikilmesi planlandığı da kurumun sitesinde ortaya çıkmıştı. Çevre köylerde yaşayan halk da yaşam alanlarına bu kadar yakın bir sahada rüzgar santrali kurulmasına karşı olduklarını dile getirip, imza kampanyası başlatmıştı.

 

(Cumhuriyet)

Edebiyat Nöbeti birinci yaşını, beşinci sayısıyla kutluyor

Bir yıl önce Bafra’dan dergi dünyasına merhaba diyen, Edebiyat Nöbeti yeni yaşını beşinci (Mayıs – Haziran) sayısıyla kutluyor.

13

Dosya konusu hemşerileri Bedri Koraman’a vefa niteliğinde: Ölümünün birinci yılında; Nazım Alpman, “Karikatürün Devi Bedri Koraman”, Akdağ Saydut, “Bedri Koraman: Fırça Benim Namusumdur. Birtakım Menfaatlere Alet Olmaz.”, Mesut Yavuz, “Kuzey Yıldızı Bedri Koraman, Anlatılmaz Yaşanır!”, Yener Çakmak, “Duayen Çizer Bedri Koraman’ın Bir Erken Dönem Eseri: Cici Can”, Kürşat Coşgun, “Editoryal Karikatür Bağlamında Bedri Koraman Gerçekliği”, Nevruz Uğur, “Dostum Neyzen Tevfik Kolaylı” yazılarıyla usta çizeri anıyorlar. Ayrıca Rıfat Ilgaz’ın “Yokuş Yukarı, Babıâli Anıları” isimli kitabında yer alan “Beni Ezbere Çizen Sanatçı, Bedri Koraman” yazısı da dosyaya katkı sağlıyor.

Dergide, Hüseyin Alemdar, “Vedat Türkali ve Sinema Vakti”, Celal Karaca, “Samsun’un En Uzun Soluklu Edebiyat Dergisi: Kuzeysu”, Hasan Hüseyin Yalvaç, “Bir Tolstoy Çok Diriliş”, Refik Baskın, “Şiirli Geceler”, Halit Çelenk, “Oğuz Koyutürk İçin”, Barış Erdoğan, “Bir Derin Çığlığız Duyanımız Yok” yazılarıyla, Celal Karaca ise “Erdoğan Alkan” röportajıyla yer alıyor.

Yeni yaşında şair ve öykücüler de şiirleri ve öyküleriyle birer mum olup derginin pastasını süslüyor:

Şiirler; Ahmet Günbaş, Hıdır Işık, Ramazan Teknikel, Seçil Oğuz, Yaşar Aydıner, Nevruz Uğur, Örsan Can Aplak, Neşet Karaçaltı, Kadir Bolat, Hayrettin Ökçesiz, Erdoğan Kurt, Necmettin Çakır, Mehmet Süreyya Timur’un kaleminden çıkmışken; öyküler de; Berna Durmaz, Zafer Doruk, Aymen Akçay Yazar, Cemre Can Şahin, Sanem Ezgi Karel, Akın Ersöz’ün elinin mahsulü.

15

Derginin Temmuz – Ağustos sayısının dosya konuğunun Didem Madak olduğunu belirterek, Edebiyat Nöbeti’ni bulabileceğiniz adresleri ve iletişim bilgilerini hatırlatalım:

Samsun: Adalı, Deniz, Endülüs, Ebabil, Selamet Kitabevleri

Bafra (Samsun): Okyanus ve Eflatun Kitabevi

Merzifon (Amasya): Ekin Kırtasiye

Ordu: Serüven Kitap-Kafe

Eskişehir: Adımlar Kitabevi

Tarsus (Mersin): Antik Sahaf ve Kitabevi

İzmir / Alsancak: Yakın Kitabevi

Ankara / Kızılay: İmge, Turhan Kitabevi

İstanbul / Kadıköy: Mephisto (Beşiktaş, Beyoğlu), Akademi, Sosyal Sahaf (Akmar Pasajı)

 

Dergiye sosyal medyadan ulaşmak için:

facebook.com/groups/edebiyatnobeti

Instagram.com/edebiyat_nobeti

twitter.com/edebiyatnobeti

[email protected]

 

(Yeşil Gazete)

Böhmermann’ın şiirine ihtiyati tedbir kararı

Hamburg Eyalet Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı başvuru üzerine komedyen Jan Böhmermann’ın okuduğu şiirin bazı bölümleri hakkında ihtiyati tedbir kararı aldı.

Hamburg Eyalet Mahkemesi’nden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı başvuru üzerine, komedyen Jan Böhmermann’ın şiirinin belli bölümleri hakkında ihtiyati tedbir kararı alındığı belirtildi. Spiegel Online’ın haberinde mahkemenin tedbir kararının, şiirin büyük kısmıyla, özellikle de cinsel içerikli bölümleriyle ilgili olduğu kaydedildi.

12

Jan Böhmermann Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret içeren şiirini mart sonunda Alman 2. Televizyon kanalı ZDF’de yayınlanan ‘Neo Magazin Royale’ programında okumuştu. Mahkeme kararında Böhmermann’ın söz konusu şiirin Erdoğan’a hakaret içeren, onur kırıcı dizelerini tekrarlayamayacağına hükmetti.

Böhmermann’ın avukatı Christian Schertz, mahkemenin aldığı kararı eleştirdi. Schertz “Mahkeme Erdoğan’a yönelik bazı ifadelerin Türkiye’de basın özgürlüğünü ilgilendirdiğini belirterek kabul edilebilir olduğu tespitini yaptığı için, kararı usül açısından yanlış buluyoruz” dedi. Mahkemenin doğru biçimde şiirin sanat ve hiciv olduğundan yola çıktığını söyleyen Schertz, ancak buna rağmen Hamburg Eyalet Mahkemesi’nin belirli ifadeleri ‘aşağılayıcı’ bularak seçip yasaklamasının bir hata olduğunu ifade etti. Avukat Christian Schertz şiirin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini savundu.

 

(Deutsche Welle Türkçe)

Dokunulmazlık oylaması 1. turundan çıkan sonuç: Referandum

TBMM Genel Kurulu’nda, hakkında dosya bulunan milletvekillerinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifinin 1. ve 2. maddeleri kabul edildi.

Teklifin geneli üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelerine geçilmesi için gizli oylama yapıldı.

11

Oylama saat 24:00’da bitti.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, oylama sonucunu açıkladıktan sonra birleşime ara verdi.

1. Madde: 350 evet

TBMM Genel Kurulu’nda, dokunulmazlıklarla ilgili anayasa değişikliği teklifinin 1. maddesi, 350 oyla kabul edildi.

Genel Kurul’da yapılan gizli oylamaya 531 milletvekili katıldı. Oylamada 1. madde 148 ret oyuna karşılık 350 oyla kabul edilirken, 27 oy boş çıktı, 1 oy geçersiz sayıldı; 5 milletvekili de çekimser kaldı.

Bu maddeye göre Adalet Bakanlığına intikal ettirilerek, dokunulmazlığın kaldırılması talep edilen dosyalardan başlamak üzere, Adalet Bakanlığı, Başbakanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon’da bulunan tüm dokunulmazlık dosyaları ile İçtüzük’te öngörülen usul uygulanmaksızın ve herhangi bir ayırım yapılmaksızın bütün milletvekillerinin dokunulmazlıkların kaldırılmasını içeriyor. Madde Anayasa’nın milletvekillerinin dokunulmazlığını düzenleyen 83. Maddesi’ni geçici olarak askıya alıyor.

2. Madde: 357 evet

TBMM Genel Kurulu’nda, dokunulmazlıklarla ilgili anayasa değişikliği teklifinin 2. maddesi de 357 oyla kabul edildi.

Genel Kurul’da yapılan gizli oylamaya 529 milletvekili katıldı. Oylamada 2. madde 149 ret oyuna karşılık 357 oyla kabul edilirken, 17 oy boş çıktı, 6 milletvekili de çekimser kaldı.

Danışma Kurulu’nun, TBMM Genel Kurulu’nun 18 Mayıs Çarşamba günü toplanmaması önerisi kabul edildi.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, teklifin saat 01.58 itibarıyla kabul edildiğini ve teklifin 2. tur görüşmelerine en az 48 saat sonra geçileceğini belirterek, birleşimi, 20 Mayıs Cuma günü saat 10.00’da toplanmak üzere kapattı.

Referandum görünüyor

Bu sonuç referandum aralığında. Cuma günü yapılacak olan ikinci tur oylamada da, değişiklik teklifinin 330’un üzerinde ancak 367’nin altında kalması durumunda referandum olasılığı doğuyor.

AKP’liler oylarını gösterdi

Genel Kurul’da teklif maddelerinin görüşülüp görüşülmemesi için yapılan oylamada AKP ve MHP’den fire verilmesi sonrası ilk oylamada oy rengini belli etme tartışması yaşandı. Oylamada beyaz kabul, kırmızı ret ve yeşil çekimser anlamına geliyordu.

AKP bazı milletvekilleri, oy kabinlerine girmeden oylarını kullandı. Milletvekillerinin, zarfın içine koymadıkları pulları göstermek suretiyle oyunun rengini belli etmeleri üzerine, birleşimi yöneten Başkanvekili Ahmet Aydın, milletvekillerini uyararak, oylama kurallarına uymalarını istedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de gizli oylama kurallarına uyulmadığını ifade ederek, Aydın’dan milletvekillerine müdahale etmesini istedi.

Aydın, bazı CHP’li milletvekillerini de oylama sırasında cep telefonları ile çekim yapmalarından dolayı uyardı.

 

(Bianet)

Çinli iki engelli arkadaş on yılda 10 bin ağacı imece usülü dikti

Sizi bu haberimizde Çin’de yaşayan iki engelli arkadaşın ağaç dikme tutkusu ile tanıştırmak istiyoruz.

37

On yılda 10 binden fazla ağacın yeryüzünde yeşermesine imkan veren Jia Haixia ile Jia Wenqi, Çin’in Kuzeyinde yer alan Yeli bölgesinde yaşıyor. Haixia görme engelli, Wengi’nin iki kolu da omzundan eksik ama onlar ağaç dikme sevdalarını hayata geçirmek uğruna bu engellerini birbirlerine destek olma yöntemi ile aşmış durumdalar.

36

Haixia’nın bir gözü doğumdan itibaren görmezken diğer gözünü 2000 yılında bir iş kazasında kaybetmiş. Wengi’nin iki kolu ise o henüz 3 yaşında iken yaşadığı bir kaza sonucu kesilmiş. İkili, Çin hükümeti tarafından kendilerine tahsis edilen 4 hektarlık toprağa elbirliği ile ağaç dikiyor 10 yıldan bugüne ve bu sayede kendi köylerini sel tehdidinden de koruma görevibi üstleniyorlar.

32

Jia Haixia ile Jia Wenqi’nin mesaisi sabah 7:00’de başlıyor. Diktikleri ağaçların fidelerini ise daha önce dikip büyüttükleri ağaçlardan temin ediyorlar. Bu işlem de diğer tüm işleri gibi tam bir imece usülü ile işliyor. Gözleri görmeyen Haixia kolları yardımı ile ağaca tırmanırken, kolları olmayan Wenqi arkadaşına omzu ile detek veriyor.

33

Haixia tırmandığı ağaçtan elleri yardımı ile en iyi fideleri kesip aşağı indikten sonra toprağı kazıp fideyi ekme işini üstlenmiş durumda, Wenqi’nin görevi ise fidanların su ihtiyacını ve günlük bakımlarının takibini yapmak.

35

Onların bu alkışlanası çabasının sonucu olarak köyleri de sellerden korunmuş oluyor.

31

Jia Haixia ile Jia Wenqi’nin on yılı bulan çabası ülkelerinde bir anda gündem haline geldikten sonra gözleri görmeyen Haixia için bir umut lambası da yandı. Şimdi o, kongenital katarakt ameliyatı için gün sayıyor.

39

 

(Yeşil Gazete, Bored Panda, News.Xinhuanet)

Kaş’ta havaalanına “Hayır”: Doğanın ticarileşmesini istemiyoruz – Neşe Fettahlıgil

Alternatif turizm çeşitliliği ile dünya çapında bir çok kayda değer turizm listesine girmeye hak kazanan Kaş ilçesi ne yazık ki yıllar içerisinde hak ettiği değer oranında korunamadı. Şu günlerde Kaş için planlanan havaalanı projesi ile alternatif turizm adına var olan değerlerden en önemlisi olan doğal güzellikleri ve tarihi dokusu bir daha onarılamayacak şekilde tahrip edilecek hatta yok edilecek.

23

Kaş sadece sualtı dalış turizmi, trekking, yamaç paraşütü turizmi  gibi doğa sporları ve antik şehirleri ile sınırlanmamalı. Son yıllarda artan doğaya dönme isteği ve ihtiyacı ile Kaş’ın kırsal bölgeleri keşfedildi.

Batı Antalya Havaalanı olarak isimlendirilen ve planlanan havaalanı Kaş’ın Çukurbağ- Pınarbaşı- Çomucak-Ağullu bölgelerini kapsıyor ve İstanbul Atatürk Havaalanı’nın yaklaşık iki katı bir alan olan 20 milyon m² üzerine kurulması planlanmakta.

Atalarının ve kendilerinin doğup büyüdüğü topraklardan gönderilmek istenen köylüler....
Atalarının ve kendilerinin doğup büyüdüğü topraklardan gönderilmek istenen köylüler….

Bu kadar büyük bir alan üzerine planlanan havaalanının 4 büyük yerleşim alanını kapsamasından dolayı vereceği zararları  şöyle sıralayabiliriz:

Endemik bitki örtüsü bakımından değerli bir alan.Türü yok olma tehlikesi altında olan ve Dünya Doğal Bitkileri Koruma Birliği’nin(IUCN) kırmızı listesinde bulunan Likya Orkidesi havaalanı projesinden doğrudan etkilenmektedir.

Sadece yaklaşık  400 kök kaldığı tahmin edilen, yok olma tehlikesinden dolayı koruma altına alınan Likya Orkidesi.....
Sadece yaklaşık 400 kök kaldığı tahmin edilen, yok olma tehlikesinden dolayı koruma altına alınan Likya Orkidesi…..

Likya Orkidesi için “Koruma Alanı” ilan edilen 10 dekarlık bölge havaalanı projesinin içinde bulunmaktadır.Bölge oldukça zengin bir bitki örtüsüne sahiptir.400-500 yıllık anıt ağaç olabilecek Palamut ve Pıynar ağaçları ile bölge halkının geçimine katkıda bulunan zeytin ve badem ağaçlarını sayabiliriz. Havaalanı projesi ile bu ağaçların çok büyük kısmı kesilerek büyük bir doğa yıkımı yaşanacak.

Anıt ağaç olabilecek ağaçlardan sadece bir tanesi...
Anıt ağaç olabilecek ağaçlardan sadece bir tanesi…

– Uzun ve antik  bir yürüyüş parkuru olan Likya yolu havaalanı ve çevre yolları nedeni ile göreceği tahripten dolayı trekking sporuna gönül vermiş yürüyüşçüler tarafından tercih edilmeyecektir. Bu tahrip sadece Kaş’ın geçimine katkıda bulunması açısından değil antik bir yol olan Likya Yürüyüş Yolunun üzerindeki antik değerlerinde tahrip ve yok olması anlamına geliyor.

Bölge halkının en önemli geçim kaynaklarından olan hayvancılık ve arıcılık havaalanı projesinden azami şekilde etkilenecektir. Her yıl yaklaşık 500 kadar arıcının bu bölgeye geldiği biliniyor. Havaalanı olarak düşünülen alanda uçakların uçuş sırasında salacağı zehirli gazlar nedeni ile bitki örtüsünün ve dolayısı ile arıların etkilenmesinden dolayı arıcılık ve hayvancılık yapılamayacaktır.

Her yıl yaklaşık 500 arıcının geldiği  alanlardan  biri...
Her yıl yaklaşık 500 arıcının geldiği alanlardan biri…

Havaalanı  için planlanan bölgede  korumaya alınmış dört sit alanı bulunmaktadır.Sit alanlarının havaalanı projesinden direkt ya da dolaylı olarak  etkileneceği arkeologlar tarafından da bilimsel bir görüş ile tespit ettirilmiştir.Bu etkiler inşaat, uçuş sırasında oluşacak ses ve titreşimler , uçak yakıtlarının oluşturacağı kimyasal nedenler olarak özetlenebilir.

Kaş Turizm Ve Tanıtma Derneği, Kaş- Kalkan- Patara Otelciler Birliği,Kaş Sualtı Derneği (KASAD),ÇEKÜL  Vakfı Kaş temsilciliği,Kaş Çevre Platformu ve Kaş Koruma Platformu ‘nun ortaklaşa hazırladığı rapor havaalanı projesinin bölgeye vereceği zararları  açık bir şekilde kamuoyuna sunmuştur.

Kaş; sivil toplum kuruluşları, Kaş Kolektiv ve tüm Kaş halkı olarak havaalanı istemediğimizi  açık bir şekilde ifade ediyoruz.

27

Kaş’ın kitle turizmine açılarak küçük ölçek esnafın rant uğruna yok edilmesine, antik değerlerin tahrip edilmesine, doğa sporları ile arıcılık ve hayvancılığın yapılamayacak şekilde  doğanın katledilmesine karşıyız.

2015 yılında gezilip görülmesi gereken 52 muhteşem yer listesini hazırlayan New York Times gazetesi Türkiye’den sadece Antalya’nın Kaş ilçesini listeye eklemiştir.

Biz Kaş Kolektiv olarak doğanın ticaretleştirilmesine hayır diyoruz. Başka Kaş yok…..!

29

 

Neşe Fettahlıgil

Kaş Kolektiv Üyesi

İETT’den Belgrad Ormanı ve Polonezköy’e doğa yürüyüşü hattı

İETT, doğa yürüyüşü yapmak isteyen yolcular için Beşiktaş-Belgrad Ormanı ile Kadıköy-Polonezköy hatlarını 15 Mayıs Pazar gününden itibaren hizmete sundu.

21

İETT’ten yapılan açıklamaya göre, D2 numaralı Beşiktaş-Belgrad Ormanı hattıyla doğaseverler Beşiktaş İskele, Zincirlikuyu Metrobüs, 4. Levent, Maslak, Hacıosman, Atatürk Arboretumu’ndan geçerek Belgrad Ormanı’na ulaşacak.

D1 hattının güzargahı ise Kadıköy, Numune hastanesi, Doğancılar, Altunizade, Ümraniye, Çakmak Köprüsü, Şile Yolu, Çubuklu Evleri, Polonezköy Muhtarlık olacak.

Doğa yürüyüşü hatları bahar ve yaz aylarında hafta sonları hizmet verecek.

İETT daha önce de uygulamaya aldığı köy hatları sayesinde vatandaşlar, Arnavutköy, Başakşehir, Beykoz, Çatalca, Çekmeköy, Eyüp, Pendik, Sancaktepe, Sarıyer, Silivri ve Şile ilçelerine bağlı köylere gidebiliyordu.

 

(Dünya)

İklim Değişikliği nedeniyle, ‘Bir milyar kişi sel tehdidi altında yaşayacak’

İngiliz yardım kuruluşu Christian Aid, küresel ısınma nedeniyle 2060 yılı itibariyle bir milyar kişinin sel felaketi riski altındaki şehirlerde yaşayacağını duyurdu.

Kuruluşun hazırladığı rapora göre en büyük risk altındakiler ABD, Çin ve Hindistan’daki şehirler. Kalküta ile Mumbai ise en büyük tehlike altındaki kentler. En çok tehdit altındaki sekiz şehir Asya kıtasında. Bu şehirleri ABD’nin Miami kenti izliyor.

20

Raporda hükümetlere küresel ısınmayı azaltmak için hareket geçme ve felaketlerin zararlarını azaltmaya yönelik programlar başlatma çağrısı yapılıyor.

Raporun yazarı Dr. Alison Doig yaptığı açıklamada büyük kıyı kentlerinde yaşayanların özellikle risk altında olduğunu vurguladı.

Doig “Kalküta, Dakar gibi güneyin mega kentleri ve deniz seviyesindeki yükselmeler ve daha yoğun yağış riski altında bulunan kalkınmakta olan ülkelerde sel felaketleri büyük bir hasara yol açabilir ve yaşamı tehdit edebilir” dedi.

‘Florida büyük risk altında’

Alison Doig ABD’nin Florida eyaletinde büyük sel felaketleri yaşanabileceği uyarısında da bulundu.

Doig “Florida’nın tümü tamamen tehdide açık. Rakımı çok düşük. Büyük kısmı geri kazanılmış bataklık. Dolayısıyla iklim değişikliği bu yüzyılda yarım metre artarsa Florida’nın büyük kısmı, Miami’nin de önemli bölümü su altında kalacak” diye konuştu.

Çalışmada önceliğin karbon salımını hızla azaltmak ve fosil yakıtlardan düşük karbonlu enerji kaynaklarına geçip, sıcaklık artışını düşürmek olması gerektiği vurgulandı.

Tehdit altındaki topluluklara evlerini ve geçim kaynaklarını korumak için yardımcı olunması çağrısı yapılırken, yıkıcı fırtına ve sel felaketlerinin etkilerini azaltmak için uluslararası sistemler kurulması istendi.

 

(BBC Türkçe)