Ana Sayfa Blog Sayfa 3329

10 Ekim Ankara Katliamı Davası başlıyor

10 Ekim Ankara Katliamı Davası başlıyor. Emek ve demokrasi güçleri dava için Ankara Adliyesi C Kapısı’nda saat 08.30’dan itibaren toplanmaya başladı.

29

10 Ekim 2015 tarihinde Emek Barış Demokrasi mitingine katılmak üzere Ankara Garı önünde toplananlara yönelik canlı bomba saldırısına ilişkin davanın ilk duruşması bugün görülüyor. 101 kişinin yaşamını yitirdiği katliama ilişkin davanan ilk duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir hafta boyunca görülmeye devam etmesi planlanıyor.

Duruşma öncesi Adliye ve çevresinde polis yoğun önlem aldı. Kobanê eylemleri sırasında Diyarbakır’da Yasin Börü’nün öldürülmesine ilişkin davanın duruşması da bugün Ankara Adliyesi’nde görülecek. AKP Kadın Kolları ve Osmanlı Ocakları’nın çağrı yaptığı Börü davasını takip için gelenlerle 10 Ekim davası için gelenlerin bir araya gelmemesi için polis hem adliye içinde, hem de dışında önlem aldı. Börü davasına takip edenler Adliye’nin ana girişi önünde toplanırken, 10 Ekim davası için gelenler C Kapısı önünde buluştular. Adliyenin çevresinde arama noktaları oluşturuldu.

Aileler mahkeme salonunda yer almalarının kolay olması için yaka kartları taşıyacak.

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nden basın açıklaması

30

Duruşma öncesi Adliye önünde basın açıklaması yapıldı. Katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları ve yaralıların kurduğu 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakine Coşkun, “Bugün, yaklaşık 1 yıldır verdiğimiz adalet mücadelesi ve dayanışma sonucu olarak buradayız. Adalet istiyoruz. Haksızlıklara karşı durmak için buradayız. Cumhuriyet tarihinin en büyük yargılanmasında malesef mağdurlar, tanıklar olarak burdayız” dedi.

Coşkun, “Biz bu işin peşini bırakmıyoruz dediğimiz zaman bir şeylerin seyri değişecek. Bir gündemi 2 gün konuşamıyoruz bu ülkede. Biz emek, demokrasi, barış diye haykırırken en çok bu noktadan mağduriyete uğruyoruz. İsterse 10 yıl sürsün. Biz olmayacak adalet olsa da gelmeye devam edeceğiz. Ölen 101 cana bir sözümüz var. Çekilen acılar boşa olmasın diye. Gelmeyen adaleti oldura oldura getirmek için buradayız. Barışı da, adaleti de olduracağız” diye konuştu.

Coşkun sözlerine şöyle devam etti: “Örgütlülüğümüz dayanışmamızla bir ilki başarıyoruz. Türkiye’ye sesleniyoruz: Adalet mücadelemize destek ol vicdanın için. Psikolojik bir savaş bekliyor bizi. Herkesin buna dikkat etmesini istiyoruz. Bugün var gücümüzle bütün öfkemizi içimize gömerek mahkeme heyetinin gözünün içine bakacağız ve bunun hesabını verin diyeceğiz. Var gücümüz ve enerjimizle duruşmaya odaklanalım.”

Açıklamada konuşan KESK Genel Başkanı Lami Özgen de, “Bu katliam hepimize yönelik yapıldı. 100 yılın tarihsel sorumluluğu olarak sahip çıkmak gerekiyor. Diktatörlüğe, savaşa karşı özgürlüğü, barışı savunan insanlara yapıldı bu katliam. Dün olduğu gibi bizi sindirmek isteyenler, gözdağı vermek isteyenler, katliam alanında gaz sıkanlar kameraların karşısında katliamı onaylayanlar, soruşturmaları kapatanlar bilsin: Adaletle yüzleşme hesabını harekete geçireceğiz. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın” dedi. Özgen, “Ortak bir duruşla davanın yürümesi için elimizden geleni yapacağız. İçeride ve dışarıda zorlayacaklar. Bütün provakatif tutumlara rağmen asla bu oyuna düşmeyeceğiz. 101 canımızın anısına bağlı olarak onları unutturmuyoruz. Yüzleşme sürecimizi mutlaka kazanacağız” diye konuştu.

Basın açıklamasının ardından Adliyeye girişte avukatlarla polis arasında kısa süreli tartışma yaşandı. Adliyeye girişler aramalar nedeniyle yavaşladığı için zaman zaman izdiham ve tartışmalar yaşanıyor.

Duruşmayı takip için dünyanın farklı ülkelerinden gelenler de var. Daha önce polislerce katledilen muhabirimiz Metin Göktepe’nin duruşmasını da takip eden avukatlar Mathias Giese ve Konrad Schäfer de duruşma için Almanya’dan Türkiye’ye geldiler. Yine Almanya’dan Verdi Sendikası, IG-Metal sendikası ve Hamburg Baris formu temsilcileri de duruşmayı izlemek için Ankara’dalar. Davayı izlemeye gelen uluslararası heyet temsilcilerinin duruşma salonuna girişlerinde detaylı aramadan geçirilmesi dikkat çekti.

 

(Evrensel)

Cumhuriyet’e destek için Zülfü Livaneli ve Kardeş Türküler’den 45 dakika dayanışma türküleri

Zülfü Livaneli ve Kardeş türküler,  “PKK/KCK ve FETÖ/PDY terör örgütlerine müzahir oldukları” iddiasıyla aralarında Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu’nun da bulunduğu 9 yazar ve yöneticisi tutuklanan Cumhuriyet gazetesine destek konseri vermek için geldi. Kardeş Türküler ve Livaneli, Cumhuriyet çalışanlarıyla birlikte yaklaşık 45 dakika şarkı söylediler.

28

Livaneli, “Bu bir konser değil, dostlar buluşması. Atatürk’ün adını verdiği, Atatürk’ün çizgisinden ayrılmayan Cumhuriyetteyiz” dedi. Livaneli, “Şu anda sahnede olan cumhuriyetçiler, aynı  şarkıdaki gibi ne bir haram yediler, ne cama kıydılar, aslanlar gibi gazetecilik yaptılar” diye konuştu.

Tunceli’nin Ovacık ilçesinin Türkiye Komünist Parti’li Belediye Başkanı Mehmet Maçoğlu da Cumhuriyet’e destek için gazete binasına geldi.

 

(T24, Evrensel)

FBI’dan Clinton’a rahat nefes

0

_92300258_a050b17e-63a3-4ea1-b52e-64098bc2059eFederal Soruşturma Bürosu (FBI), ABD başkan adayı Hillary Clinton’a ait e-postalarda herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını açıkladı.

FBI Direktörü James Comey, başkanlık seçimine iki gün kala ABD’deki Kongre üyelerine gönderdiği mektupta e-postaları incelemeyi bitirdiklerini ve FBI’ın pozisyonunu değiştirmesini gerektiren herhangi bir şeye rastlamadıklarını duyurdu.

Dışişleri bakanlığı döneminde e-postalarını kişisel hesabından gönderen Hillary Clinton hakkında soruşturma açılmış, Comey Temmuz ayında Clinton’ın bu davranışının tedbirsizlik olduğunu fakat suç teşkil etmediğini açıklamıştı.

Comey bugünkü mektubunda “FBI’ın araştırmacı ekibi gece gündüz çalışarak, çok sayıda e-postayı inceledi. Bu süreçte Clinton’ın dışişleri bakanı olduğu dönemde yaptığı tüm yazışmaları inceledik” ifadelerini kullandı.

Clinton’ın Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump ise FBI’ın açıklamasına tepki gösterdi. Trump, Pazar günü Minnesota’da yaptığı konuşmasında “Clinton bu çarpık düzen tarafından korunuyor. Onun başkan adayı olmasına bile izin verilmemeliydi” dedi.

Demokrat başkan adayı Hillary Clinton’a ait bazı e-postaların bir başka soruşturma kapsamında kendisine ait olmayan bir bilgisayarda bulunması üzerine 28 Ekim’de, FBI yeni bir inceleme başlatıldığını duyurmuştu.

E-postalar, Clinton’ın baş yardımcısı Huma Abedin’in boşandığı eşi, eski Temsilciler Meclisi Üyesi Anthony Weiner’a yönelik ayrı bir soruşturma sırasında ortaya çıkmıştı.

Huma Abedin ve Anthony Weiner’a ait elektronik cihazlar, FBI tarafından, Anthony Weiner’ın North Carolina’da 15 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel içerikli e-postalar gönderdiği iddiası üzerine açılan soruşturma sırasında ele geçirilmişti.

Comey’in 28 Ekim’de Kongre üyelerine bir mektup göndererek Clinton’ın e-postalarını incelemeye aldıklarını duyurması üzerine Demokratlar, bunun ‘seçimi etkileyebileceği’ gerekçesiyle tepki göstermişti.

(BBC)

Diyarbakır’da patlayan bombayı paylaşamadılar

36256646_303Diyarbakır’da cuma günü düzenlenen saldırıyı TAK’ın üstlendiği bildirildi. Daha önce Diyarbakır Valiliği saldırıyı PKK’nın düzenlediği açıklamış, Reuters ise saldırıyı IŞİD’in üstlendiğini duyurmuştu.

Diyarbakır’da cuma sabahı düzenlenen ve 11 kişinin öldüğü, 100’den fazla kişinin yaralandığı saldırıyı TAK (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) adlı örgüt üstlendi. Fırat Haber Ajansı tarafından yayınlanan TAK’ın bildirisinde, Kemal Hakkari tarafından düzenlenen saldırının Türkiye’deki “demokratik, sol, sosyalist güçler üzerindeki amansız baskılara” karşı gerçekleştirildiği belirtildi.

Diyarbakır Valiliği ise Cuma sabahı Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nü hedef alan bombalı saldırının PKK tarafından üstlenildiğini duyurmuştu. Valilik tarafından cumartesi günü yapılan son açıklamada, bu bilginin “bölücü terör örgütü elemanlarının kendi aralarında yapmış oldukları telsiz konuşmalarına dayandırıldığı” belirtildi. Açıklamada, telsiz konuşmalarında eylemin “Kemal kod adlı” bir PKK mensubu tarafından “3 ton patlayıcı kullanılarak gerçekleştirildiği ve fedai türü tabir edilen eylem olduğu açıkça yer aldığı” kaydedildi.

Saldırıyı IŞİD üstlendi iddiaları

Ancak dün farklı haber ajansları saldırıyı IŞİD’in üstlendiğini iddia etmişti. İslamcı internet sayfalarını inceleyen ABD’li düşünce kuruluşu SİTE, saldırıyı IŞİD’in üstlendiğine ilişkin bilginin IŞİD’e yakın haber ajansı Amaq’ta yer aldığını belirtmişti. Daha önce de Reuters haber ajansı, Amaq’a dayandırdığı haberinde saldırıyı IŞİD’in düzenlediğini bildirmişti.

Diyarbakır Valiliği’nin açıklamasında saldırının IŞİD tarafından üstlenildiğine ilişkin haberlerin saldırıya ilişkin “farklı algı oluşturmaya ve bölücü terör örgütünü korumaya yönelik” olduğu ifade edilmişti.

(DW)

Yeşiller’den acil Türkiye çağrısı

rebecca_harmsYeşiller’in grup başkanı Rebecca Harms, Türkiye’deki son gelişmeleri görüşmek üzere dışişleri bakanları için olağanüstü toplantı istedi.

Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Yeşiller- Avrupa Özgür İttifakı Grubu Başkanı Rebecca Harms, Türkiye’deki son gelişmeleri görüşmek üzere AB dışişleri bakanlarını olağanüstü toplanmaya çağırdı. Türkiye’ye gelip Cumhuriyet gazetesine dayanışma ziyareti de düzenlemiş Alman Yeşiller parlamenteri Rebecca Harms, Alman haber ajansı DPA’ya AB ülkelerinin Türkiye’deki son gelişmelere tek tek diplomatik kanallar yoluyla tepki vermesinin etkili olmayacağını söyledi. Türkiye’de muhaliflerin ezilmesine AB’nin ortak tepki vermesi gerektiğini belirtti.

Darbeci benzetmesi

Almanya’nın 450 bin tirajlı pazar gazetesi Welt am Sonntag, 4 sayfasını Türkiye’deki son gelişmelere ayırdı. “Recep Tayyip Erdoğan’ın Reich’ı” başlığıyla Adolf Hitler’in Üçüncü Reich’ına atıf yapılırken Erdoğan’dan “darbeci” diye söz edildi. Erdoğan’ın 15 Temmuz sonrası ülkesini değiştirdiği, devlet memurlarına yönelik görevden alma ve tutuklamaların yanı sıra 155 medya organının kapatıldığı, 42 gazetecinin tutuklandığını aktaran gazete “Erdoğan yönetimi altında Türkiye’nin Avrupa’dan da demokrasiden de uzaklaştığı, kimsenin Erdoğan’ın intikamından muaf olduğuna emin olamadığı, muhaliflerin çaresiz durumda olduğu, insanların giderek daha sık faşimzden bahsettiği, hükümetten bağımsız ne yargı ne de medya kaldığı” yorumunu yaptı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler: Düşmanca Tavır

cumhuriyet-gazetesiParis merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler Genel Sekreteri Christophe Deloire, gazetemiz yazar ve yöneticilerinin tutuklanmasına dair, “RSF olarak yanınızdayız. Cumhuriyet’e yönelik baskı Erdoğan’ın bu gazeteye olan şahsi düşmanlığıdır. Bu yaşananlar ülkedeki baskı rejiminin açık bir göstergesidir” değerlendirmesi yaptı.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Genel Sekreteri Christophe Deloire, “RSF olarak yanındayız. Cumhuriyet gazetesine yönelik baskı Erdoğan’ın bu gazeteye olan şahsi düşmanlığıdır. Türkiye’de halkın haber alma hakkı katlediliyor. Bu kabul edilemez” dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetinin kendilerinden yana olmayan medyayı hedef aldığını, susturmaya çalıştığını, bütün medyayı kendilerine bağlamak istediklerini söyleyen Deloire şu görüşlerini dile getirdi:

Şiddetle kınıyoruz

“Biz RSF olarak Cumhuriyet gazetesine yapılan bu hukuksuz baskı ve saldırıları ABD, AB’de de olmak üzere dünyanın pek çok ülke parlamentolarında dile getiriyoruz, Türkiye’de basına yapılan baskıları şiddetle kınıyoruz. Cumhuriyet gazetesine yapılan bu saldırıları yakından takip ediyoruz.”

Türkiye’de medyaya karşı artan baskı ve sindirme politikalarının son olarak Cumhuriyet gazetesinin yönetici ve yazarları, çizerine yönelik operasyonlara uzandığına işaret eden Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Genel Sekreteri Christophe Deloire, “Bu yaşananlar ülkedeki baskı rejiminin açık bir göstergesidir. Bu gelişmeler, kesin bir delil göstermeksizin gerçekleşen bu baskıları yaptıran Erdoğan’ın neden korkuyor sorusunu sormamıza neden oluyor” ifadelerini kullandı.

‘Basın düşmanı’

“Bu ay RSF’nin genel toplantısı sonrasında dünya basın düşmanları arasına ne yazık ki, demokratik bir rejimde iktidara gelen Erdoğan’ı ekledik. Çünkü yarı askeri, baskı rejimleri ile yönetilen ülkelerde bile basına bu denli baskı uygulanmıyor” diyen Deloire, gazetemize yönelik hukuksuz saldırıları dünyanın bütün ülkelerinde kınayarak mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

‘Teslim alamayacaklar’

“Türkiye’de de RSF temsilcilmiz olayları yakından takip ediyor. RSF olarak Cumhuriyet’teki arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha söylüyoruz. Gazetenizi teslim alamayacaklar” mesajını verdi.

RSF olarak AKP’ye yakın olan gazetecilerin haklarını da yıllarca aradıklarını söyleyen Deloire şöyle devam etti: “Askeri baskıcı rejimlerin ifade ve basın özgürlüğüne yönelik tutumlarını her zaman sert ifadelerle eleştiren Erdoğan ne yazık ki şu an kendisi askerlerden daha fazla biçimde basına düşmanca tavır alıyor. Basını susturuyor. RSF, Erdoğan ve Türkiye’nin düşmanı değildir. Türkiye halkı bu baskıyı hak etmiyor.”

(Cumhuriyet)

AB: Bağımsız basın hedefte

ast-izleyicilere-gazete-dagitti-seyirci-kalmayacagiz-205637-5Avrupa Komisyonu’nun çarşamba günü açıklayacağı İlerleme Raporu’nun Türkiye’ye ilişkin bugüne kadarki en negatif rapor olacağı öne sürüldü.
Avrupa Birliği’nin (AB) yürütme organı olan Avrupa Komisyonu’nun 9 Kasım Çarşamba günü açıklanması beklenen İlerleme Raporu’nun Türkiye’ye ilişkin bugüne kadar yayımlanan en olumsuz rapor olacağı öne sürüldü.

Frankfurter Allgemeine’nin (FAZ) pazar gazetesine göre 102 sayfalık rapor taslağında Türkiye’ye çok kötü bir karne verilerek yargı bağımsızlığı, hukuk devleti, insan hakları, ifade ve basın özgürlüğü alanlarındaki gerilemeler sert dille eleştiriliyor. Ancak geçen yıl Komisyon, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile sığınmacı anlaşmasına varılması uğruna İlerleme Raporu’nu yayımlamayı bile ertelemişti.

FAZ’a göre bu kez darbe girişimine OHAL ve KHK’lerle verilen sert tepkiyi ziyadesiyle eleştiren İlerleme Raporu, Türkiye’de ulusal güvenlik ve terörle mücadeleye ilişkin yasaların uygulanmasında keyfi davranıldığını belirtiyor. “Hiçbir kriter olmadan” çok sayıda kişinin Fethullah Gülen taraftarı suçlamasıyla görevden alındığı ve tutuklandığına dikkat çekerek bunun “çok geniş çaplı olması” ve“ kollektif doğasının” “çok ciddi soru işaretleri” yarattığını dile getiriyor. Darbe girişimi sonrasında hâkim ve savcıların yaklaşık beşte birinin görevden uzaklaştırıldığı aktarılıyor.

Kaygıyla izleniyor

Bağımsız medyaya yönelik muameleyi mercek altına alarak darbe girişiminden bu yana çok sayıda gazetecinin tutuklanması ve medya kuruluşunun kapatılmasının ciddi bir kaygıyla izlendiğini vurguluyor. Artık bağımsız Türkçe- Kürtçe radyo ve televizyon kanalı kalmadığına, hükümetin yayınlarını beğenmediği medya organına kayyım atadığına dikkat çekiyor.

30 güne eleştiri

OHAL döneminde zanlıların hâkim karşısına çıkartılmadan 30 güne kadar gözaltında tutulmasını eleştiriyor. Tutuklu ve mahkûmlara yönelik işkence iddiaları dile getiriliyor. Bu konuda uluslararası sivil toplum kuruluşları tarafından yayımlanan raporlara atıf yapıyor. Sığınmacı anlaşması karşılığı Türkiye vatandaşlarına vize serbestisi konusunda terörle mücadele yasasının değişmesi şartını tekrarlıyor. Taslak hazırlandığında henüz Cumhuriyet gazetesine ve HDP’ye yönelik operasyonlar yapılmamıştı.

(Cumhuriyet)

 

HDP Meclis’deki çalışmalarını durdurdu

HDP eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 7 milletvekilinin tutuklanmasının ardından Diyarbakır’da toplanan HDP Meclis Grubu ve Merkez Yürütme Kurulu’nın aldığı kararı Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen açıkladı.

30080205Açıklamaya göre HDP TBMM’deki bütün çalışmalarını durdurma kararı aldı. Bilgen şöyle dedi:

“Meclis grubumuz ve Merkez Yürütme Kurulumuz ile birlikte yaptığımız tartışmalar sonucunda demokratik siyaset tarihimizin bu en kapsamlı ve karanlık saldırısı karşısında yasama organındaki çalışmalarımızı durdurmaya ve bir kez daha halklarımızla buluşmaya karar verdik.

Önümüzdeki günlerde ev ev, mahalle mahalle, köy köy, il il, ilçe ilçe dolaşarak halkımızın şikayet ve önerilerini dinleyeceğiz. Bileşenlerimizle, bütün ittifak güçlerimizle, kurum ve kuruluşlarımızla, demokrasi, barış ve emek güçleriyle, sivil toplum örgütleriyle, sendika ve meslek birlikleriyle, inanç gruplarıyla, kadın, çevre ve ekoloji hareketleriyle tartışarak önerilerini alacağız. Tüm bu istişarelerin sonucunda yapılan önerileri değerlendirerek, sonuçları kamuoyuna paylaşacağız ama sadece bununla kalmayıp, ortaya çıkan öneriler doğrultusunda geleceği birlikte örmek için adımlar atacağız. Kayyum cumhuriyeti karşısında demokratik cumhuriyet mücadelesini birlikte büyüteceğiz.”

(Cumhuriyet, Yeşil Gazete)

[Kırsal Yaşam ve Yapılar] Başlarken – Hüseyin Melih Aşanlı

Yeni İnsan Yayınevi‘nden kitap ve e-kitap olarak çıkan, ‘Geleneksel Yapı Teknikleri : Doğal ve Ekolojik Yapı Rehberinin yazarı Melih Aşanlı bu hafta itibarı ile Yeşil Gazete’de “Kırsal Yaşam ve Yapılar” başlıklı yazı dizisine başlıyor. Kendisi ile Temmuz ayında kitabı bağlamında gerçekleştirdiğimiz röportaj sırasında kararlaştırdığımız bu yazı dizisinin kırsalda bir hayat kurmak isteyen tüm okurlarımız için de bir rehber olmasını umut ediyoruz

***

1 – Başlarken

Bir süredir kırsal yaşam ve gereklilikleri ile alakalı görüşmeler, toplantılar ve paylaşımlarda bulunuyorum. Aslında durum çok basit hem kendimin hem de arkadaşlarımın deneyimlerini mesleki bilgilerim ile başkalarına aktarıyorum, başkalarından aldığım veriler üzerine çalışıp yeni çözümler bulmaya çalışıyorum. Tabi ki asıl işim bu değil fakat hayli uzun bir süredir gönüllü olarak bir çoğumuz gibi böyle bir uğraşım var. Son dönemde özellikle bu yıl yazdığım kitap yayınlandıktan sonra, mail, telefon, ziyareti eğitim, toplantı gibi yollar ile bir sürü yeni heyecan dolu yürek ile tanıştım. Onlarca sorular ve planlar etrafımda dönüyordu. Sorulan sorulara cevaplar vermekle yetinmeyim dedim ve ben de sorular sordum.

32

Genellikle istekler benzerlik gösteriyordu.

Daha doğal bir çevrede yaşamak,

Doğa ile iç içe olmak,

Kendi yetiştirdiği sağlıklı gıdalar ile beslenmek,

Takas yapmak,

Paraya olan ihtiyacı en aza indirmek,

Dünyaya faydalı olunmasa da, zarar vermemek, vb.

Başlıcaları böyleydi sanırım. Arada bir arada yaşamak ve ekoköy kurmak isteyenler de vardı tabi ki. Bunların hepsi çok güzel. En azından benim için böyle bir ilginin son bir kaç yılda artması heyecan verici.

Tabi ki tüm bu isteklerin merak uyandıran bazı ihtiyaçları vardı.

Mesela arazi fiyatları ne kadardı ?

En az ne kadar yer alınmalıydı, yada karar verilmiş bir büyüklük kaç paraydı ?

Ev için en uygun malzeme hangisiydi ?

-Taş ev  kaça çıkıyordu ?

Kaç metrekarede yaşamak doğruydu ?

Devletten destek için nasıl bir proje yazılmalıydı ?

Yakınlarda oturan başka şehirli var mıydı ?

Çocuk olursa ya da olan çocuk okuma yaşına geldiğinde okul yakınlarda mıydı ?

Yakınlarda maden, termik, hes var mıydı ?

Bu ve benzeri soruları elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım her zaman. Sorular genellikle benzer yerlerde dolanır, en fazla kıyısından köşesinden geçer bu konuların. Bazen birileri keçi sever, kaz çobanı olmak isteyen vardır, mantarcılar, sincapçılar hepimizin bir takım istekleri işte.

Fakat tüm bu soruların en başında daha en başında düşünülmesi gerekenlerin yani işin sıkıcı kısmının genellikle  atlandığını görmüşümdür her zaman.

Öncelikle birinci soru ya şöyle, “Hangi işi yapmak istiyorum ve o işe uygun muyum?” ya da, “Burayı sevdim. Peki burada ne iş yapılıyor ve ben o işe uygun muyum. Gerçekten seviyor muyum?” şeklinde olmalı.

Evet bu gerçekten çok önemli bir soru. Kurulacak sistemin para kazanabilmesi, dolayısı ile varlığını sürdürebilmesi, ya bölgeye göre işi seçmek, ya da işe göre bölgeyi seçmek gerekir, bu başka türlü çokta mümkün değil. Tabi bu arada o işe uygunluk, gönül verebilmek, istemekte unutulmaması gereken önemli bir nokta. Mümkünse planlanan iş önceden denenmeli yapılabiliyorsa konu ile alakalı çiftliklerde kısa bir müddette olsa çalışılmalıdır.

Önce işe karar vermek ve o işin detaylarını öğrenmek, oturup biraz ders çalışmak çok önemli. Uzun sürmesi gereken süreç zaten bu aşama olmalıdır. Geri kalanlar aslında hikayenin lezzetli detaylarıdır.

Mesela bana, “Ev yapmak için ne kadar bir araziye ihtiyaç olduğu” sorusu çok gelir. Ne diyebilirim ki, en fazla 60-70 metrekare bir arazi yeter herhalde. Olmadı iki kat yapılır olur biter.

33
Melih Aşanlı

İkinci çok gelen soru ise, “Sebze ekmek için arazi ne kadar büyük olmalı?”. Ben 250 metrekare yer ekiyorum ve genelde ürün fazlamız oluyor deyince tuhaf bakışlar ile karşılaşıyorum. Evet bu ölçüler gayet az ama yeterli. Tabi ki yapılacak iş belli olmadığında.

Hayvancılık, meyvecilik, seracılık ve daha bir sürü tarımsal uğraşı beraberinde zaten bir sürü kriter ile gelmektedir. İş belli olmadan karar vermek çok zordur ve genellikle gereksiz enerji harcatırlar.

Benim kırsal macerasında sıklıkla rastladığım sonuçlar bunlar. Ev ve inşaat konusunu bir kenara bırakıp genellikle sohbetin ortalarında konu hep sürdürülebilirlik ve yeni iş planlarına döner. Bu ev tasarımı ve evin malzemesi ile de yakından ilgilidir çünkü. Aslında bu konu işin dediğim gibi başıdır ve ilgili olmadığı her hangi bir diğer konu yoktur. Örneğin bir hayvancının ev ihtiyacı ve tasarımı, bir seracının ya da bir meyvecinin ihtiyacında bir hayli farklıdır. Araziler ve bölgeler bile başka özelliklere sahiptir çoğu zaman. Bu da yapının malzemesini ve tekniğini etkileyen önemli faktörlerden biridir. Hatta Hayvancılık her bölgede evler gibi değişik tasarımlara ve malzemelere sahip ağıllara ihtiyaç duymaktadır. Bu işlerin her birinin gerekli donanım ve araçları da başkadır ve atölyelerden garajlara, depolardan mahzenlere işin içine bir sürü daha yapı girebilmektedir. Bu zamanı, maliyeti, araziyi belirler ya da etkiler.

Saymakla bitiremeyeceğim bir sürü etken, kelebek etkisi halinde birbirini tetikler, ya başınızı derde sokarlar ya da işin eğlencesi olurlar. Uzun süredir şehirlerden uzak olan yaşamımı bir kenara bıraktığımda bile, bir tasarımcı olarak profesyonel önerim planlamayı doğru yapmaktır. Gerek müşterilerim, gerek dostlarım ile bunca yıldır en çok takıldığım konu başlığı her bir tasarım için sürdürülebilirliktir. Son dönemde popüler olsa da bu tanım tasarımın asıl konularından biridir. Uygulanamaz veya yaşamını sürdüremez bir tasarım maalesef bir tasarım olmaktan çok uzaktır. Ofis, mağaza veya ürün çok önemli değildir.

Özellikle benim konum olan çiftlikler, ve kırsal yapılar  söz konusu olduğunda işin içine birbiri ile bağlantılı bir çok hane halkı ve bu halkın yaşayacağı çeşitli yapılar girmektedir. İşte bu hane halkının bir brokoli mi, bir keçi mi, yoksa bir mantar mı olacağı gerçekten çok önemlidir. Evet hepsini isteyebiliriz ve birlikte de yaşayabiliriz ama unutulmaması gereken bir amiral gemisinin varlığı olmalıdır. İşte bu gemi ne olacak. Kaptanı kim olacak, hangi sularda yüzecek ?

Sonrası gerçekten çok kolay.

43

 

Hüseyin Melih Aşanlı

Şişli’de HDP eylemine polis müdahalesi

HDP’li milletvekillerine yönelik operasyonu protesto için Şişli’de bir araya gelen gruba polis müdahale etti.

39

HDP eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu milletvekillerinin tutuklanmasını protesto eden bir grup, Şişli Camii önünde bir araya geldi.

Grup, basın açıklamasının ardından Cumhuriyet gazetesine yürümek istedi. Ancak polis yürüyüşe için vermedi. Gruba dağılmaları yönünde uyarıda bulunan polis, kalabalığın yürüyüşe geçmesi üzerine müdahalede bulundu. TOMA’dan sıkılan tazyikli su ve biber gazı ile yapılan müdahale sonrası eylemciler ara sokaklara dağıldı.

Almanya'nın Köln kentindeki protesto
Almanya’nın Köln kentindeki protesto

Polisin kalabalığı dağıtmak için sıktığı su ve biber gazından çevredekiler de etkilendi.

40

Bu arada, Londra’da da bir grup, BBC binası önünde HDP milletvekillerinin tutuklanmasını protesto ederken, Almanya’nın Köln kentinde de tutuklamalara karşı eylem düzenlendi.

 

(Sputnik News, BBC Türkçe)