Ana Sayfa Blog Sayfa 3279

2016 Altın Testere ödülü doğaya ve kente en çok zararı veren Cengiz Holding’in

Kuzey Ormanları Savunması‘nın 2016’nın son günlerinde başlattığı Altın Testere oylaması sonuçlandı. Cengiz Holding oylamaya katılan kullanıcıların takdiriyle bu toprakların gördüğü en acımasız girişimci, yatırımcı ve müteahhit olarak açık arayla Altın Testere’yi hak etti.

Kuzey Ormanları Savunması‘nın organize ettiği Altın Testere oylaması sonuçlandı. Bu yıl Altın Testere Cengiz Holding’e gitti.

Oylamaya katılan diğer adaylar ve ilk 10’a giren holdingler ise şöyle:

2. Nurol İnşaat
Ilısu Barajı ve HES, Marmaray, Kürtün Barajı ve HES, Oymapınar Barajı ve HES.

3. Ağaoğlu Şirketler Grubu
Maslak 1453 Konut Projesi, Ağaoğlu My Home Ayazağa, İstanbul Finans Merkezi, My World Europe, My Home Yeşil Maslak, My Office Ataşehir, My Towerland, My Office Gold, My Prestige.

4. Limak Holding
İstanbul 3. Havalimanı ve 3. Köprü, Yusufeli Barajı ve HES, Uzunçayır Barajı ve HES, Tatar Barajı ve HES, Pembelik Barajı ve HES, Alkumru Barajı, İğneada Çimento Limanı.

5. Kolin İnşaat
İstanbul 3. Havalimanı ve 3. Köprü, Kuzey Marmara Otoyolu bağlantı yolları, Soma Termik Santrali, Yusufeli Barajı ve HES.

6. Çalık Holding
Tarlabaşı Kentsel Yenileme Projesi, Fener Balat Dönüşüm Projesi, Çatalağzı Termik Santrali, Adacami HES, Çankırı Orta Termik Santrali, Metropol İstanbul, Şehrizar Konakları, Çöpler Altın Madeni.

7. Kalyon İnşaat
İstanbul 3. Havalimanı, Taksim Yayalaştırma Projesi, İstanbul-Şile-Ağva Yolu, Melen İshale Hattı.

8. Hattat Holding
Diamond of İstanbul, Amasra Hema Termik Santrali, Bartın Termik Santrali, Kireçlik Termik Santrali.

9. Doğuş Holding
Galataport (Salı Pazarı Limanı), Fatih Ormanı Parkorman Projesi, Boyabat HES.

10. Alarko Holding
Karabiga Termik Santrali, Fındıklı Parkı-Beşiktaş Metro Hattı Projesi, Karakuz Barajı ve HES, Tohma HES, Berdan HES, Hasanlar HES.

Açık arayla birinci olması şaşırtmadı

Kuzey Ormanları Savunması’nın Alten Testere Ödülleri ile ilgili yaptığı açıklama şöyle:

2016 yılının son günlerinde Kuzey Ormanları Savunması olarak başlattığımız “2016 Altın Testere Ödülü” oylaması sonuçlandı, ödül sahibini buldu: Cengiz Holding. Şaşırdık desek yalan olur elbette. Her geçen gün yeni bir yağma projesiyle adını duymaya alıştığımız, adı “ülkenin sahibi”ne çıkmış Cengiz Holding oylamaya katılan yaşam dostlarının da takdiriyle bu toprakların gördüğü en acımasız girişimci, yatırımcı ve müteahhit olarak açık arayla bir Altın Testere’yi hak etti! Bu vesileyle Cengiz Holding’in icraatlerini hatırlatalım: İstanbul 3. Havalimanı ve 3. Köprü, Cerattepe Altın Madeni, Akkuyu Nükleer Santrali, Karabiga Termik Santrali, Yusufeli Barajı ve HES, Ilısu Barajı ve HES, İstanbul Maltepe Dolgu Projesi, Hüseyin Avni Paşa Korusu ve dahası ve tabi ki telefonlardan millete sövmeleri!
Oylamada başa oturan Cengiz Holding toplam oy sayısının yaklaşık yüzde 50’sini aldı. En yüksek oyu alan şirketler arasında ikinci sırada Ilısu Barajı ile Hasankeyf’i sulara gömmeye niyetli Nurol İnşaat, üçüncü sırada ise kaçak Maslak 1453 ile Fatih Ormanı’na gölge düşüren Ağaoğlu Şirketler Grubu yer alıyor.

 

(Birgün)

İngiltere’de Yüksek Mahkeme’den Brexit müzakereleri için ‘Parlamento onayı’ şartı

İngiltere’de Yüksek Mahkeme, ülkenin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasına yönelik müzakerelere (Brexit), Parlamento onayı olmadan başlanamayacağına hükmetti. İngiliz hükümeti ise aksi görüşü savunuyordu.

Yüksek Mahkeme, İngiltere’de uzun süredir merakla beklenen kararı 3’e karşı 8 oyla aldı.

Mahkeme, kararı ile Brexit referandumunun sonucunu yok saymasa da, İngiltere’nin AB’den nasıl ayrılması gerektiğini belirlemiş oldu.

İngiltere Başbakanı Theresa May’in sözcüsü, mahkeme kararının hükümetin tavrını değiştirmeyeceğini, Brexit sürecine planlandığı gibi Mart ayı sonundan önce başlanacağını söyledi.

İngiliz hükümeti, Lizbon Antlaşması’nın AB’den çıkmayı düzenleyen 50’nci maddesini tek başına yürürlüğe sokup, Parlamento onayı olmaksızın müzakerelere başlamak istemişti.

Yüksek Mahkeme bugünkü kararında İngiliz hükmetinin Brexit sürecine başlamak için İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda özerk yönetimlerinin onayına ihtiyaç duymadığına da hükmetti.

İlk karar Kasım ayında açıklandı

Yüksek Mahkeme Kasım ayında İngiltere’nin Brexit müzakerelerine Parlamento onayı olmadan başlanamayacağına hükmetmiş, hükümet ise bu karara itiraz etmişti.

İngiliz hükümeti; dış ilişkiler, savunma ve milli güvenlik alanlarında kendisine yetki veren 19. yüzyıldan kalma bir uygulamayı gerekçe göstererek, aksi görüşü savunuyordu.

Konuyu Yüksek Mahkeme’ye taşıyanlar, hükümetin Parlamento onayı olmadan yetkilerini kullanmasının uygun olmadığını vurgulamışlardı.

‘Halkın kararına saygı duyuyoruz’

Yüksek Mahkeme Başkanı David Edmond Neuberger, halkın katılımına açık olan oturumda kararlarını açıkladı.

David Edmond Neuberger, 23 Haziran 2016’da yapılan referandumda alınan karara saygı duyduklarını vurguladı.

Ancak Neuberger, İngiltere’nin AB’ye girerken ve AB ile ilişkileri sırasında anlaşmaların Parlamento onayından geçtiğini, Birlik’ten çıkma kararı sırasında da Parlamento onayına ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Mahkeme kararının ardından hükümet adına konuşan Başsavcı Jeremy Wright ise ‘hükümetin bu karardan ötürü hayalkırıklığına uğradığını ancak karara uyacağını’ belirtti.

İskoçya Özerk Yönetimi Brexit’e karşı

İngiltere’de ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn, referandumun sonucundan dolayı tasarı Parlamento’ya geldiğinde onaylayacaklarını söylese de partisinden çok sayıda milletvekilinin tasarıya karşı çıkması bekleniyor.

İskoçya Özerk Yönetimi’nin Brexit Bakanı Mike Russell ise İskoç Ulusal Partisi SNP’nin, 50’nci maddenin yürürlüğe sokulmasını hiçbir şekilde desteklemeyeceğini açıkladı.

May, Brexit stratejisini açıklamıştı

İngiltere Başbakanı Theresa May ise uzun süredir merakla beklenen ülkesinin Brexit stratejisini geçen hafta açıklamıştı.

Strateji, AB ile müzakerelerde ulaşılması amaçlanan 12 hedeften oluşuyor.

May, Brexit’in nihai hedefinin AB ile İngiltere arasında yeni, pozitif ve yapıcı bir ortaklık kurulması olduğunu söylemiş, bu kapsamda AB’den ayrılmanın ortak pazardan çıkmak anlamına geldiğini belirtmişti. .

May, aynı zamanda Avrupa Adalet Divanı’nın İngiltere üzerindeki hükmünün biteceğini ifade etmişti.

Theresa May, daha önce yaptığı açıklamalarda ise Lizbon Anlaşması’nın 50’nci maddesini Mart ayı sonunda devreye sokacağını söylemişti.

İngiliz Sterlini değer kaybetti

Mahkeme kararının açıklanmasının ardından İngiliz Sterlini, Amerikan Doları’na karşı yüzde 0,6 değer kaybederek 1,246 dolar seviyesine indi.

Karardan önce Sterlin, Amerikan Doları’na karşı, son beş haftanın zirvesindeydi.

 

(BBC Türkçe)

Almanya merkezli haber portalı ‘Özgürüz’ yayında

Gazeteci Can Dündar’ın Almanya merkezli haber portalı yayına başladı. “Özgürüz” adlı portal Uğur Mumcu’nun ölüm yıldönümü olan 24 Ocak’ta okuyucularıyla buluştu.


Gazeteci Can Dündar’ın genel yayın yönetmeni olduğu Özgürüz adlı haber portalı Berlin’den yayın hayatına başladı. İnternet üzerinden yayın yapacak portal, Almanca ve Türkçe olmak üzere iki dilli olacak. Özgürüz haber portalı yayına gazeteci Uğur Mumcu’nun ölüm yıldönümü olan 24 Ocak’ta başladı.

Özgürüz haber portalı, Correctiv adlı araştırma merkeziyle işbirliği içinde yayın yapacak. Cumhuriyet Gazetesi eski genel yayın yönetmeni Can Dündar’a Türkiye’den gazeteci Hayko Bağdat eşlik ediyor.

Türkiye’de MIT tırları davası nedeniyle yargılanan ve hakkında yakalama emri çıkarılan Dündar, Haziran 2016’dan bu yana Almanya’da yaşıyor. Dündar, kurdukları yeni haber portalı ile “Türkiye’deki insanları bilgilendirmek, Almanya’daki insanlara ise yaşananları anlatmak” istediklerini belirtti.

Geride bırakılan yılın kendisi için en zor yıllardan biri olduğunu ifade eden Dündar, gazeteden, ailesinden ve evinden ayrılmak zorunda kaldığını belirterek “Şimdi yeni ve özgür bir portal oluşturmak istiyoruz. Umarım bu platform bize engellenmeden işimizi yapma imkânı sunar” şeklinde konuştu.

Türkiye’de daha önce Taraf Gazetesi ve internet haber portalı Diken’de yazan Hayko Bağdat ise “gerçeğe inandıklarına” dikkat çekerek “Gerçeğin kötü olanı alt edecek güce sahip olduğu inancındayım” şeklinde konuştu.

Dündar ve Bağdat ile işbirliği içinde çalışacak Correctiv araştırma merkezi genel yayın yönetmeni Markus Grill, bu projeyi geçen yazdan bu yana hayata geçirmek istediklerini ifade etti.

Grill, Almanca ve Türkçe yazılacak haberlerin tamamen birbiriyle özdeş olmayacağını, metinlerin Alman ve Türk okuyucuların ihtiyaçlarına göre yazılacağını belirtti. Grill, projeyi uzun soluklu sürdürebilmek içinse destek verecek isimlere de ihtiyacın sürdüğünü belirterek böylesi projelerdeki ‘en büyük sıkıntının her zaman olduğu gibi yine maddi’ olduğuna dikkat çekti.

 

(Deutsche Welle Türkçe)

Büyük Ova Koruma Alanı olarak belirlenen 141 bölge için tarımsal sit alanı kararı

Tarıma elverişli durumdaki 141 bölgenin Büyük Ova Koruma Alanı olarak belirlendiği karar Resmi Gazete’de yayınlandı.

Tarım arazilerini koruma planı çerçevesinde Türkiye genelinde koruma altına alınacak ovalara ilişkin Bakanlar Kurulu kararı yürürlüğe girdi. Buna göre, “büyük ova” statüsü verilen toplam 141 bölgede tarım dışı faaliyetlere izin verilmeyecek.

Resmi Gazete’de yayınlanan Bazı Ovaların Büyük Ova Koruma Alanı Olarak Belirlenmesine İlişkin Karar’a göre amaç dışı kullanım, erozyon ve kirlenme gibi nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulması yaşanan ova bölgeleri tarımsal SİT alanı olarak kabul edildi.

Tarım dışına çıkarılmış araziler kapsam dışında

Ancak bu karar söz konusu sınırların içinde kalan tüm bölgeleri kapsamıyor. Karar öncesinde tarım dışı kullanıma izin verilmiş alanlar ve daha önce onaylanmış 10 hektardan büyük planlı alanlar hüküm kapsamı dışında tutuldu.

Kararın ekinde yer alan haritalarda 49 farklı ilden 141 ovanın adı ve sınırları belirtildi. Tarımsal SİT alanı statüsü kazanan bölgelerde yapılaşmanın önüne geçmek hedefleniyor. Bunun için mevcut yerleşimler korunurken, yeni yerleşimler ise yalnızca belirlenen alanlarla sınırlı tutulacak.

Araziler üzerinden al-satın önüne geçilecek

Ayrıca tarım arazilerinin spekülatif yatırım amaçlı alınıp satılmasını önleyerek zorunlu olarak tarımsal üretimde kullanılması amaçlanıyor. Büyük ova kapsamına alınacak diğer bölgeler için çalışmalar devam ettiği belirtiliyor.

İşte listede yer alan 141 bölge

Çukurova / Afyonkarahisar, Çöl, Sandıklı, Sinanpaşa, Şuhut / Ağrı / Aksaray, Gülağaç / Ankara: Çubuk, Haymana, İlhanköy, Polatlı, Sarayköy, Sarıyar, Şereflikoçhisar / Ardahan, Göle / Balıkesir: Altınova, Balıkesir, Bandırma, Gönen, Manyas / Batman / Bilecik: Bozüyük, Gölpazarı, Karaağaç / Bingöl / Burdur: Çeltikçi, Eğneş, Erle, Gölhisar, Karamanlı-Tefenni, Öteyüz /Çanakkale: Biga-Bakacak, Biga-Taşoluk, Çokal, Ezine-Bayramiç, Kumkale, Tuzla, Umurbey / Çankırı: Kızılırmak / Diyarbakır: Bismil, Dicle, Ergani / Düzce / Edirne / Elazığ: Kuzova, Uluova / Erzincan: Çayırlı, Erzincan, Tercan / Erzurum, Pasinler / Eskişehir: Alpu, Günyüzü-Ayvalı, İnönü / Gaziantep: Araban, Barak-Nizip, Gaziantep İslahiye, Nurdağı, Oğuzeli, Şahinbey, Yavuzeli / Hakkari: Yüksekova / Hatay: Amik, Arsuz / Iğdır / Isparta: Boğazova, Gelendost, Isparta, Senirkent / İzmir: Aliağa Bakırçay, Kemalpaşa, Menemen, Ödemiş /Kars: Arpaçay-Kuyucuk, Meydancık, Selim-Akçakale / Karaman: Çakırbağ,  Yollarbaşı / Kastamonu: Akmescit, Kadirbey, Taşköprü / Kayseri: Develi-Yahyalı, Güneşli, Yeşilhisar / Kilis / Kitahya: Altıntaş, Aslanapa, Çavdarhisar, Simav, Tavşanlı / Manisa, Akhisar, Kırkağaç / Kahramanmaraş, Elbistan, Narlı, Türkoğlu / Mardin: Kızıltepe / Mersin, Anamur, Silifke / Muğla: Dalaman, Gökova, Köyceğiz / Muş / Nevşehir: Acıgöl / Niğde: Altunhisar-Çukurkuyu, Çiftlik, Emen, Misli / Sakarya, Aşağı Karasu, Ferizli, Pamukova, Söğütlü / Samsun: Bafra, Çarşamba, Vezirköprü / Sivas: Gemerek, Suşehri, Şarkışla / Şırnak: Cizre, Silopi / Tokat, Erbaa, Niksar / Uşak, Baltalı, Banaz, Sivaslı / Van: Erciş, Keklik / Yozgat: Boğazlıyan.

Ova sınırlarını gösteren haritaların yer aldığı Resmi Gazete kararını buradan inceleyebilirsiniz.

 

(Tarla Sera)

Mersin Göksu Deltası’ndaki yangın söndü

Uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile koruma altında bulunan Mersin’in Silifke ilçesindeki Göksu Deltası’nda önceki akşam çıkan yangın kendiliğinden söndü.

Göksu Deltası’nın Taşucu Mahallesi Çavuşbucağı Mahallesi yakınlarındaki bölgesinde dün akşam henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Arazi şartlarının uygun olmaması nedeniyle müdahale edilemeyen yangın, bugün sabaha karşı kendiliğinden söndü.

Taşucu Eğitim ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı Başkanı Arslan Eyce, yaptığı açıklamada 300’ün üzerinde kuş ve çok sayıda bitki türünün bulunduğu, turizm için de önemli olan koruma altındaki Göksu Deltası’nda yangın çıkmasının üzücü olduğunu kaydetti. Yangında kuşların barınma ve yumurtlama alanlarının yok olduğunu belirten Eyce, koruma altındaki Göksu Deltası’nın korunması amacıyla gerek vatandaşların, gerekse yetkililerin daha duyarlı olması gerektiğini vurguladı.

Yangında yaklaşık 70 dönümlük sazlık alanın yandığı tahmin ediliyor.

 

(Cumhuriyet)

Eski Gambiya lideri sürgüne gitti, ’11 milyon dolar kayıp’

Eski Gambiya Cumhurbaşkanı Yahya Jammeh’in ülkeden ayrılmasından sonra, devletin kasalarından 11 milyon doların kaybolduğu açıklandı.

Devir teslim krizinin ardından iktidara gelen yeni Cumhurbaşkanı Adama Barrow’ın danışmanı Mai Ahmad Fatty, mali uzmanların kaybın tam miktarını hesaplamaya çalıştıklarını söyledi.

Yahya Jammeh’in ülkeden ayrılmasından önce Çad’a ait kargo uçağına lüks otomobillerin ve diğer bazı eşyanın yüklendiği görülmüştü.

Jammeh Cumartesi günü, 22 yıl süren iktidarının ardından sürgüne gitmişti.

Eski Gambiya Cumhurbaşkanı, yenildiği seçiminin sonuçlarını kabul etmeyi reddetmiş, daha sonra bölgesel liderlerin arabuluculuğu ve askeri müdahale tehdidi üzerine görevi bırakmayı kabul etmişti.

Adama Barrow ise hala komşu ülke Senegal’de ve Gambiya’ya ne zaman döneceği net değil.

Ancak Batı Afrika ülkelerinin askerleri, Barrow’un gelişine hazırlanmak için başkent Banjul’a girdi.

Beş Afrika ülkesinin liderlerinden oluşan askeri güce komuta eden Senegalli general “Halkın güvenliği ve Barrow’un görevine gelebilmesi için stratejik noktaları denetim altına aldıklarını” söyledi.

Jammeh’in Ekvator Ginesi’nde olduğu söyleniyor, ancak yetkililer bu bilgiyi doğrulamadı.

Yahya Jammeh, 1 Aralık’taki seçimden sonra başta yenilgiyi kabul etmişti. Fakat daha sonra seçimde “usulsüzlükler” yapıldığını söyleyerek yeniden seçime gidilmesini istemişti.

Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu Ecowas, Jammeh’e görevi bırakması, aksi takdirde güç kullanılarak devrileceği tehdidinde bulunmuştu.

 

(T24)

Sputnik News’den görüntülü açıklama: Mehmet Şimşek’in açıklamasını çarpıtmadık!

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in Davos Zirvesi’ndeki bir oturumda İngilizce olarak sarf ettiği “Türkiye, artık Esad’sız bir anlaşmada ısrar edemez” sözlerinin, Sputnik News’de yayınlanması sonrası Şimşek’in ‘sözlerim çarpıtıldı’ beyanına Sputnik News’den açıklama gecikmedi. Sputnik News, Şimşek’in Davos’ta reddettiği sözlerini youtube üzerinden Türkçe altyazılı olarak vererek, ‘Mehmet Şimşek’in açıklamasını çarpıtmadık!’ dedi.

Hazine Müsteşarlığı’nın resmi internet sitesinde yayınlanan bir açıklamada Başbakan Yardımcısı Şimşek’in Davos Zirvesi’ndeki Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la ilgili sözlerinin, Sputnik Haber Ajansı tarafından çarpıtıldığı öne sürüldü.

Açıklamada, “Sputnik Haber Ajansı konuyu bağlamından çıkartarak Başbakan Yardımcımızın “Türkiye artık Esad’sız bir anlaşmada ısrar edemez” dediği yönünde bir algı oluşturmaya çalışmıştır. Başbakan Yardımcımız Sn. Mehmet Şimşek’in hiçbir şekilde haberde yer verildiği gibi bir ifadesi olmamıştır. Bu Sputnik Haber Ajansının kendi yorumudur” ifadelerine yer verildi.

Mehmet Şimşek, moderatörün en başta ‘toplantının kayıt altına alındığı’ uyarısı yaptığı Davos Zirvesi’nde İngilizce yaptığı konuşması sırasında tam olarak şu ifadeleri kullanmıştı:

“Pragmatik ve gerçekçi olmalıyız. Sahadaki gerçekler çarpıcı şekilde değişti. Türkiye, artık (Suriye Devlet Başkanı Beşar) Esad’sız bir uzlaşmada ısrar edemez. Bu gerçekçi olmaz. Bu nedenle elimizde olanlarla çalışmamız gerektiğini düşünüyorum. Rusya, İran ve Türkiye’nin başarıyla bir araya geldiği nokta da bu… ve ABD’nin”

Sputnik News, Mehmet Şimşek’in söz konusu açıklamasının, kendi mecralarının yanı sıra, Reuters, AFP, AP gibi pek çok uluslararası haber ajansı tarafından da son dakika olarak yayınladığını belirtti.

 

(Yeşil Gazete, Sputnik News)

1459 günlük direniş başlıyor – Angela Davis

Bu yazı kulturservisi.com/ dan alınmıştır

Trump’ın seçilmesi ve tüm dünyada yükselen aşırı sağa karşı, ABD’li kadın eylemcilerin öncülüğünde küresel 2017 Women’s March (2017 Kadınların Yürüyüşü) düzenlendi. Başta ABD olmak üzere tüm dünyada toplam 673 yürüyüş gerçekleşirken, sırf başkent Washington’da yarım milyon kişinin eyleme katıldığı tahmin ediliyor. Protesto gösterilerinde Madonna’dan Gloria Steinem’a ve Scarlett Johansson’a pek çok siyasetçi, eylemci ve sanatçı konuşma yaptı. Konuşma yapanlardan biri de ABD’li ırkçılık karşıtı feminist ve LGBTİ eylemcisi, akademisyen Angela Davis’ti. Davis’in konuşmasının tam metnini Kültür Servisi’nden alıntılayarak aktarıyoruz.

***

Tarihimizin bu çetrefilli anında, burada, Kadınların Yürüyüşü’nde olan bizlerin, yüz binlerce, milyonlarca kadın, trans, erkek ve gencin; ölmekte olan ırkçı, hetero-patriyarkal kültürün yeniden yükselmesini engellemeye kararlı değişim güçlerini temsil ettiğimizi kendimize hatırlatalım.

Biz, tarihin kolektif öznesi olduğumuzun farkındayız ve tarih internet sayfaları gibi silinemez. Biliyoruz ki bu öğleden sonra toplandığımız bu topraklar yerlilere aittir ve bizler, soykırım şiddetine rağmen toprağı, suyu, kültürü, insanı için mücadele etmekten vazgeçmeyen ilk insanların öncülüğünü takip ediyoruz. Duran Kaya Kabilesi’ni bugün özellikle selamlıyoruz.

Bu ülkenin tarihinin özünü şekillendiren siyah insanların özgürlük mücadelesi kolay kolay silinemez. Siyah yaşamların önemli olduğunun unutulmasına izin vermeyeceğiz. Bu ülke sırtını köleliğe ve sömürgeciliğe dayamıştır ki bu da, Birleşik Devletler’in asıl tarihinin öyle ya da böyle göçmenlik ve köleleştirme tarihi olduğu anlamına gelir. Yabancı düşmanlığını yaymak, cinayet ve tecavüz suçlamaları savurmak ve duvarlar inşa etmek tarihi silmeyecektir.

Hiçbir insan evladı gayrı meşru değildir.

Gezegeni kurtarmak, iklim değişikliğini durdurmak ve Duran Kaya Kabilesi’nin topraklarından Michigan’daki Flint’e, Batı Şeria’dan Gazze’ye suyun ulaşılır olmasını garantilemek için verilen mücadele; bitki ve hayvan örtümüzü korumak için, havayı korumak için verilen mücadele; sosyal adalet mücadelesinin başlangıç noktasıdır.

Bu bir kadın yürüyüşüdür ve bu kadın yürüyüşü, devlet şiddetinin ölümcül gücüne karşılık feminizmin vaadini temsil etmektedir. Ve kapsayıcı ve mücadeleleri kesiştiren feminizm hepimizi ırkçılığa, İslamofobiye, anti-Semitizme, kadın düşmanlığına, kapitalist sömürüye karşı direnişe davet etmektedir.

Evet, “fight for 15”i* selamlıyoruz. Kendimizi kolektif direnişe adıyoruz. Mortgage rantçısı milyarderlere ve soylulaştırmacılara karşı direniş. Sağlık hizmeti rantçılarına karşı direniş. Müslümanlara ve göçmenlere yönelik saldırılara karşı direniş. Engelli insanlara yönelik saldırılara karşı direniş. Cezaevi endüstri kompleksi yoluyla ve polis eliyle uygulanan devlet şiddetine karşı direniş. Başta beyaz olmayan trans kadınlara yönelik olmak üzere, kurumsal ve mahrem toplumsal cinsiyet şiddetine karşı direniş.

Kadın hakları tüm gezegende insan hakları demektir ve bu yüzden Filistin için özgürlük ve adalet diyoruz. Chelsea Manning’in serbest bırakılmasını kutluyoruz. Ve Oscar López Rivera’nın da**. Ama aynı zamanda Leonard Peltier’i özgür bırakın diyoruz. Mumia Abi-Jamal’ı özgür bırakın. Assata Shakur’u*** özgür bırakın.

Önümüzdeki aylar ve yıllarda, kırılgan halklarımızı savunurken daha militan bir hale gelmek adına toplumsal adalet taleplerimizi yoğunlaştırmamız beklenecektir. Hala beyaz erkek hetero-patriyarkanın üstünlüğünü savunanlar kendine dikkat etse iyi olur.

Trump yönetiminde geçecek önümüzdeki 1459 gün, 1459 günlük bir direniş olacak: Tabanda direniş, sınıflarda direniş, iş yerlerinde direniş, sanatımızda ve müziğimizde direniş.

Bu daha başlangıç ve Ella Baker’ın**** sözleriyle “Biz özgürlüğe inananlar, ona sahip olmadan huzur bulmayız”.

Teşekkürler.

*Fight for 15 (15 için mücadele): McDonald’s işçileri tarafından başlatılan kampanya. İşçiler, ABD’deki bazı eyaletlerde asgari ücret kabul edilen saatte 15 doların, tüm dünyadaki zincire bağlı lokantalarda uygulanması ve sendikal hakları almak için mücadele ediyorlar.

** Porto Riko’nun bağımsızlığı için mücadele eden FALN (Fuerzas Armadas de Liberación Nacional-Ulusal Özgürlük için Silahlı Güçler) örgütünün liderlerinden. Neredeyse 35 yıldır tutuklu bulunan Rivera, Obama’nın affıyla Mayıs ayında serbest bırakılacak.

*** 1977 yılında müebbet hapis cezasına çarptırılan Kara Panter Partisi üyesi eylemci. Shakur, 1979 yılında hapisten, 1984 yılında ise ülkeden kaçarak Küba’ya sığınmıştır. Halen Küba’da yaşamaktadır.

**** 1903-1986 yılları arasında yaşayan ABD’li siyah sivil haklar eylemcisi.

Hazırlayan: Haziran Düzkan

Bu yazı kulturservisi.com/ dan alınmıştır

 

Angela Davis

Astana’da Suriye görüşmeleri başladı

Suriye’deki iç savaşı sona erdirmek amacıyla yeni bir müzakere süreci öngören görüşmeler bugün Astana’da başladı. Muhalif gruplar, ilk turda Şam heyeti ile doğrudan görüşmeyeceklerini açıkladı.

Kazakistan’ın başkenti Astana’da Rusya, Türkiye ve İran’ın girişimi ile kararlaştırılan ve iki gün sürmesi planlanan görüşmeler bugün başladı. Kazakistan Dışişleri Bakanı Kayrat Abdrahmanov açılış konuşmasında “Astana’nın Suriye krizinde siyasi çözüm bulmak için tüm taraflara gerekli temeli sağlayacağından eminim” şeklinde konuştu.

Silahlı muhalif gruplar ise görüşmelerin ilk turunda Esad rejimini temsil eden heyet ile doğrudan görüşmeyeceklerini duyurdu. Görüşmelere katılan muhalif grupların sözcüsü Yahya El Aridi, pazartesi günü AFP haber ajansına yaptığı açıklamada, “ilk turda doğrudan görüşmeler yapılmayacağını” belirterek karara gerekçe olarak Suriye yönetiminin Aralık ayı sonunda uzlaşılan ateşkese uymamasını gösterdi.

Pazartesi günü başlayan görüşmelerde, muhalifler ile Şam yönetimi adına katılan heyetin birlikte masaya oturması bekleniyordu. El Aridi’nin açıklamalarına göre, heyetlerin ilk etapta ayrı bir görüşme gerçekleştireceklerini belirtti.

Öncelikli gündem ateşkes

Astana’da iki gün sürmesi planlanan müzakerelerin öncelikli amacı, Suriye genelinde uygulanması planlanan bir ateşkes üzerinde uzlaşılması. Rusya ve Türkiye’nin girişimi ile geçen aralık ayında ilan edilen ateşkes yer yer ihlal ediliyor. Ateşkesin sağlanmasının ardından müzakerelerde siyasi sürecin ele alınması planlanıyor.

Görüşmelere katılan muhalif grupları Cenevre’deki Suriye barış görüşmelerinde de yer alan Ceyşul İslam grubundan Muhammed Alluş temsil ediyor. Suriye’deki gruplardan Ahrar el Şam ise görüşmelere katılmayacağını açıklamıştı.

Şam rejimi adına görüşmelere katılan heyeti ise Cenevre’de olduğu gibi yine Suriye’nin BM nezdindeki daimi Büyükelçisi Beşar El Caferi temsil ediyor. Caferi pazar akşamı yaptığı açıklamada, “beklentilere sınır koymak için erken olduğunu ve yapıcı bir tutum sergileyeceklerine yönelik talimatları’ olduğunu kaydetti. Caferi önceliğin ateşkesin güçlendirilmesi ve terörist grupları, ılımlı gruplardan ayırmak olduğunu da sözlerine ekledi.

Astana’da Rusya, Türkiye ve İran’ın garantörlüğünde başlayan görüşmelere Şam yönetimi ve bazı muhalif grupların yanı sıra BM’nin Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura da katılıyor. İran’ın eleştirilerine karşı ABD’nin Kazakistan Büyükelçisi de yer alıyor. ABD’nin yeni başkanı Donald Trump, Washington’dan Astana’ya bir heyet göndermedi.

Suriye barışına yönelik Birleşmiş Milletler himayesindeki görüşmelerin ise Cenevre’de Şubat ayında devam etmesi bekleniyor.

 

(Deutsche Welle Türkçe)

Aliağa’daki termik santralin ÇED Raporuna mahkemeden iptal!

İzmir’de Aliağa ile Foça arasında yapılmak istenen termik santrale verilen ÇED Olumlu Raporu mahkemece iptal edildi.

Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine göre ENKA Şirketi tarafından Aliağa ile Foça arasında yapılmak istenen  termik santrale verilen ÇED Olumlu Raporu mahkemece iptal edildi. ENKA’nın termik santrali Aliağa’da 20 yıl aradan sonra gündeme getirilen ilk termik santral olma özelliği taşıyordu. Bölgede hali hazırda biri faaliyete geçmiş birçok termik santral projesi daha bulunuyor.

İzmir 2. İdare Mahkemesi EGEÇEP, Foça Ziraat Odası Başkanlığı, Foça Zeytin Üreticileri Birliği, ÇHD gibi kurumlar ve yurttaşlar tarafından açılan ENKA Şirketinin Aliağa-Foça arasında yapmak istediği termik santrale Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu kararının iptali davasını sonuçlandırdı. Aliağa Çakmaklı Köyü yakınlarında kurulması planlanan ”Aliağa Enerji Santrali”ne 2010 yılında verilen  ÇED olumlu kararına gerek yer seçimi, gerek santralin bölgede yaratacağı çevresel kirlilik, deniz – yeraltı sularına, tarıma, yöredeki koruma altında bulunan kültür  ve tabiat varlıklarına olumsuz etkileri gibi bir çok gerekçelere dayanılarak dava açılmıştı. Mahkeme sürecinde yapılan bilirkişi incelemesinde de bilirkişiler termik santralin etkilerini maddeler halinde incelemiş ve olumsuz görüş bildirmişlerdi.

Mahkeme, Bakanlık ve ENKA şirketinin yaptığı savunmaları yerinde bulmadığı kararında, bilirkişi raporunda dikkat çekilen, termik santralin yakın yerleşim alanları üzerindeki etkisi, atık su deniz deşarjının konut alanlarına yakınlığı ve deniz ekosistemine olan olumsuz etkileri, doğal sit alanları, arkeolojik ve kentsel sit alanları ile, Foça Özel Çevre Koruma Bölgesi, tarım ve mera üzerindeki olası etkilerinin yeterince incelenmediği, zeytin ağaçlarına ve tarıma yapacağı etki gibi gerekçelere vurgu yaptı. Mahkeme, kararında; “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararının; şehircilik ilke ve esasları açısından, doğal ve yapılı çevre üzerindeki etki ve etkileşimler ile arkeolojik-tarihsel değerler ve tarımsal potansiyele olan etkilerinin bilimsel bir yaklaşımla değerlendirmesi açısından yeterli olmadığı görüşlerine yer verilmiş, rapor Mahkememizce de hükme esas alınabilecek mahiyette görülmüştür” dedi. Mahkeme, tüm bu gerekçelerle termik santrale verilen ÇED olumlu kararında hukuka ve yasal mevzuat hükümlerine uygunluk görülmediğine hükmetti.

Mahkeme kararı ile ilgili açıklama yapan Foça Çevre ve Kültür Platformu’ndan (FOÇEP) Bahadır Doğutürk, bu kararın yörede yapılan ve yapılmak istenen diğer termik santraller için bir başlangıç olmasını dilediklerini söyledi. Yörede kaç tane termik santral projesi olduğuna dair net sayıyı veremediklerini belirten Doğutürk; “Açıkçası bizim de kafamız iyice karışmış durumda. Sayı sürekli değişiyor çünkü. Petkim’de iki petro-koklu termik santral projesi vardı, vazgeçtik dedirler. Son durum ne belli değil. ENKA’nın zaten bir tane doğalgaz çevrimli termik santrali var. İDÇ’nin bacası uzun zamandır tütüyor. Gencelli Koyunda yapılan çevrim santrali ve en son cüruf alanında yapılacak olan ‘güya” tehlikesiz atık yakma tesisi de bir bakıma termik santral, çünkü enerji üretilecek burada da” dedi.

 

(Evrensel)