Ana Sayfa Blog Sayfa 3227

Engelsiz Filmler Festivali 5. yılında 3 şehre konuk oluyor

İlk kez düzenlendiği 2013 yılından beri 112 filmi görme ve işitme engelli sinemaseverlerin erişimine uygun olarak sunan Ankara Engelsiz Filmler Festivali, 5. yılında Türkiye’nin diğer şehirlerini gezmeye başlıyor.

Bu seneden itibaren Engelsiz Filmler Festivali olarak yoluna devam edecek Festival, Ankaralıların yanısıra Eskişehir ve İstanbullu sinemaseverlerle de buluşacak.

Türkiye ve dünya sinemasının en iyi örneklerinden oluşan film programı ile yan etkinliklerini görme, işitme engelli bireyler için erişilebilir bir formatta sunan ve tüm etkinliklerini erişilebilir mekanlarda gerçekleştiren Festival, Türkiye’nin diğer şehirlerindeki bireylere de ulaşarak kültürel hayata eşit  katılımın yaygınlaşmasını sağlayacak.

35 Film erişilebilir olarak seyircilerle buluşuyor

Festival’de bu sene uzun, kısa ve belgesel toplam 35 film, “Engelsiz Yarışma”, “Türkiye Sineması”, “Dünyadan”, “Engel Tanımayan Filmler”, “Uzun Lafın Kısası”, “Çocuklar İçin”, “Sinema Tarihinden” ve “Otizm Dostu Gösterim” tematik başlıkları altında sinemaseverlerle buluşacak.

Festivalin geçen seneki bülteni

Festival’deki tüm filmler göremeyenler için sesli betimleme, duyamayanlar içinse işaret dili ve ayrıntılı altyazı ile gösterilecek.

Bir filmdeki diyaloglar haricindeki, olayın geçtiği mekan, zaman, karakterler, sessiz gelişen olaylar ve dikkat çeken görsel öğelerin betimlenerek bir dış ses tarafından anlatılması tekniği olan sesli betimleme ile, filmdeki nesneler, olaylar ve diğer detaylar sözcüklerle görünür kılınıyor.

Filmin sesini duyamayan seyircilere özel geliştirilmiş işaret dili ve ayrıntılı altyazı tekniğinde ise bir işaret dili çevirmeni, filmin sağ alt köşesine yerleştiriliyor. Eş zamanlı olarak filmdeki diyalog ve sesler Türkçe ayrıntılı altyazı ile seyirciye sunuluyor.

Festival filmlerinin erişilebilirlik uygulamaları Sesli Betimleme Derneği tarafından hazırlanıyor.

Açılış ve Ödül Törenleri Ankara’da

Festival, Açılış ve Ödül Törenlerini her sene olduğu gibi Ankara’da gerçekleştirecek. Festival’in Açılış Töreni 18 Mayıs Perşembe günü Goethe-Institut Ankara’da; Engelsiz Yarışma ödüllerinin sahiplerini bulacağı Ödül Töreni ise 23 Mayıs Salı günü yine Goethe-Institut Ankara’da düzenlenecek.

Gösterim Mekanları

Bu sene Festival’e Eskişehir’de Taşbaşı Kültür ve Sanat Merkezi, İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu SineBu, Ankara’da ise Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu ev sahipliği yapıyor.

Tümü erişilebilir Festival mekanlarından SineBu, Mayıs 2016’da Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde faaliyete geçti. Göremeyen sinemaseverlerin sesli betimleme ile film izlemesine imkân veren bir sistemle donatılarak Türkiye’de bu uygulamaya ilk  kez yer veren sinema salonu olan SineBU, İstanbul’un “engelli dostu” sinema salonu olmayı amaçlıyor.

Tüm Gösterim ve Etkinlikler Ücretsiz

Engelsiz Filmler Festivali her sene olduğu gibi bu sene de tüm gösterimlerini ve yan etkinliklerini ücretsiz olarak gerçekleştiriyor.

Engelsiz Filmler Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye Festival’in www.engelsizfestival.com adresinden ulaşabilir, Facebook ve Twitter hesaplarından duyuruları takip edebilirsiniz.

Festival görselleri için tıklayınız

 

(Yeşil Gazete)

 

Bir aydır sebebi bulunamadı: Suruç’ta binlerce kuş öldü

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde son bir ay içinde binlerce kuş bilinmeyen nedenlerle öldü. Bölgede inceleme yapan ekipler gerekli numuneleri alırken, ölen kuşlar ise kepçelerle kazılan çukurlara gömülüyor.

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine bağlı bazı merkez ve kırsal mahallelerde binlerce kuş, bilinmeyen bir nedenle ölüyor. Yaşanan kuş ölümleri vatandaşları tedirgin ederken İlçe Tarım Müdürlüğü görevlileri ise ölen kuşlardan numune alarak Adana Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsüne gönderdi.

İş makineleriyle taşındı

Ölen kuşlar Suruç Belediyesi görevlileri tarafından toplanarak kepçeyle kazılan çukurlara gömülüyor. Pikaplarla boş bir alana getirilen kuşlar, kepçe ile kazılan çukura konuluyor. Üzerine kireç dökülen kuşlar daha sonra ise toprakla kapatılıyor. Kuş ölümlerinin ilçe genelindeki bir çok mahallede yaşanırken, özellikle eski Yatılı Bölge Okulu, Üçpınar ve Aligör mahallelerinde ve çevresinde daha fazla kuş ölümü olduğu öğrenildi.

Son bir aydır kuş ölümlerinin yaşandığını ve bunun kendilerini tedirgin ettiğini söyleyen Ferhat Doğan, “Son bir ayda durum böyle. Kuş ölümleri günden güne artıyor. Özellikle ağacı bol olan mahallelerde her ağacın altında 2 ya da 3 ölü kuş bulunuyor. Yetkililer buna bir çözüm bulsunlar” şeklinde konuştu. İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Mehmet Murat Yahlizade de kuş ölümleri nedeniyle bölgede incelemede bulunurken, ölümlerin neden kaynaklandığını tespit etmek için gerekli numunelerin alındığını belirtti.

(Ajanslar)

Bizans Anıtları Fotoğraf Arşivi internet üzerinden erişime açıldı

Bizans Anıtları Fotoğraf Arşivi, Koç Üniversitesi Suna Kıraç Kütüphanesi Dijital Koleksiyonları arasında yerini aldı. İstanbul’daki simge yapıların yanı sıra pek göz önünde olmayan veya yeterince bilinmeyen örneklerin de yer aldığı arşivin çekirdeğini, Tarihi Yarımada’daki anıtlar oluşturuyor.

Küçük Ayasofya Camisi (Sergios kai Bakkhos Kilisesi), © GABAM / G. Tan

Mimarizm.com’da yer alan habere göre Koç Üniversitesi Stavros Niarchos Vakfı Geç Antik Çağ ve Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) tarafından hayata geçirilen Bizans Anıtları Fotoğraf Arşivi, İstanbul’daki Bizans mirası üzerine çalışmalar yürüten akademisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler başta olmak üzere, tüm ilgililerin kullanımına açıldı.

Simgeler ve gözden kaçanlar bir arada

Yayına açıldığı tarih itibariyle toplam 1.173 fotoğrafın yer aldığı arşivde, Ayasofya ve Kariye Müzesi gibi kentin kimliğine damga vurmuş anıtsal yapılarla birlikte, Hirami Ahmed Paşa Camisi, Gotlar Sütunu gibi pek göz önünde olmayan veya İstanbul’un Bizans kimliği ile bağı yeterince bilinmeyen anıtların da fotoğrafları bulunuyor. Arşivin çekirdeğini ise Tarihi Yarımada’daki anıtlar oluşturuyor.

Sütun detayından kentsel bağlama, Bizans mirasından kareler

Ayasofya, © GABAM / T. Aydoğmuş

Arşivdeki fotoğrafların büyük çoğunluğu, 2015 ve 2016 yıllarında profesyonel fotoğrafçılar tarafından anıtlara yapılan çeşitli ziyaretlerin sonucunda çekildi. Böylece anıtların en uygun hava, ışık ve çevre koşullarında belgelenmesi sağlandı. Bu açıdan değerlendirildiğinde, bu anıtlara ait fotoğrafların bir bölümünün yeniden çekilmesi, yapılardaki ve yakın çevrelerindeki değişimler veya restorasyonlar nedeniyle mümkün olamayacak.

Fotoğraf arşivi, anıtların görülebilen tüm iç ve dış cepheleri ile duvar resminden mozaiğe, yazıttan sütun başlığına kadar geniş bir yelpazedeki detayları içeriyor. Ayrıca, anıtın mevcut kentsel doku içindeki konumu hakkında fikir vermesi için mümkün olan durumlarda, drone kullanılarak hava fotoğrafları da çekilmiş.

Belirlenmiş kullanım şartları kapsamında her türlü akademik çalışmaya açık olan Bizans Anıtları Fotoğraf Arşivi’ne, GABAM web sitesinden ve Koç Üniversitesi Suna Suna Kıraç Kütüphanesi’nin dijital koleksiyonlar bölümünden ulaşılabilir. Arşiv, önümüzdeki dönemde yeni fotoğrafların eklenmesi ile geliştirilmeye devam edecek.

 

(Mimarizm.com)

 

‘Barışın kilit ismi’ veda etti: Eski IRA başkomutanı McGuinness yaşamını yitirdi

Kuzey İrlanda Bölgesel Hükümeti’nin eski başbakan yardımcısı ve eski IRA (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) komutanı Martin McGuinness 66 yaşında hayatını kaybetti.

Uzun yıllar IRA’nın siyasi kanadı olan Sinn Fein’in liderliğini yapan McGuinness için partisinden yapılan açıklamada, “Martin hayatı boyunca büyük bir kararlılık, haysiyet ve tevazu gösterdi, bu durum kısa hastalığı süresince de değişmedi. O barış ve ülkesinin yeniden birleşmesi için yorulmaksızın çalışan tutkulu bir cumhuriyetçiydi” ifadeleri kullanıldı.

“Nadir rastlanan bir kalp hastalığı”

Sabah erken saatlerde Derry kentindeki bir hastanede hayata gözlerini yuman Martin McGuinness’in ‘nadir rastlanan bir kalp hastalığına’ sahip olduğu belirtildi.,

“Gençlik yıllarında izlediği yol tasvip edilmezdi”

İngiltere Başbakanı Theresa May, McGuinness’in ölümü sonrasında yaptığı açıklamada Kuzey İrlandalı liderin bölgedeki barış çabalarına tarihsel bir katkı sunduğunu belirtti.

Theresa May, açıklamasında “McGuinness’in gençlik yıllarında izlediği yolun tasvip edilmediği ancak Cumhuriyetçi hareketi şiddetten uzaklaştırarak barışçıl bir yola getirmesinde büyük bir rol oynadığını” ifade etti.

İngiltere ile Sein Fein arasında 1998 yapılan barış görüşmelerinde kilit isim olarak öne çıkan Martin McGuinness anlaşma sonrası Kuzey İrlanda’da kurulan hükümette başbakan yardımcılığı yaptı.

Martin McGuinness, Birleşik Krallık Kraliçesi Elizabeht ile birlikte

Sağlık sorunları nedeniyle siyaseti bırakmıştı

Kuzey İrlanda Bölgesel Hükümeti, Martin McGuinness’in başbakan yardımcılığından 9 Ocak’ta istifa etmesiyle bozulmuştu. McGuinnes, sağlık sorunları nedeniyle siyaseti de bırakmış, partisinin liderliğini Michelle O’Neill’a bırakmıştı.

IRA’nın başkomutanıydı

Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’tan ayrılmasını savunan silahlı örgüt IRA’nın da yöneticiliğini yapan Martin McGuinness 1998’deki barış görüşmelerinde kilit rol oynamasıyla tanınıyordu. Bir dönem silahlı örgüt IRA’nın başkomutanlığını yapan McGuinness örgütün silah bırakmasında da önemli bir rol oynamıştı.

(NTV, Habertürk, Yeşil Gazete)

[Yeşil İşler] Ekoloji Kolektifi Proje Koordinatörü arıyor

Ekoloji Kolektifi “Ekolojik Haklar Merkezi” oluşturma çalışması kapsamında proje koordinatörü olarak görev alacak çalışma arkadaşı arıyor.

Proje Koordinatörü pozisyonu ile ilgili aranan genel nitelikler ile iş tanımı hakkında detay bilgi almak için Ekoloji Kolektifi’nin web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

Yeşil iş ilanlarınız artık Yeşil Gazete’de

Yeşil İşler sayfamız için tklyn

 

(Yeşil Gazete)

ABD’den, İstanbul’un da aralarında olduğu bazı havalimanlarından kalkan uçaklarda laptop taşıma yasağı

ABD, sekiz ayrı ülkeden yapılan ABD seferlerinde, uçakların kabininde cep telefonundan büyük elektronik cihazların taşınmasını geçici olarak yasakladı.

ABD yönetiminden BBC’ye konuşan bir yetkili, yasağın 10 havaalanından kalkan 9 havayolu şirketini etkileyeceğini belirtti.

ABD basını da yasağın yurt dışında elde edilen istihbarat sonrası gündeme geldiğini yazdı.

Cep telefonlarının dahil olmayacağı belirtilen yasak dizüstü bilgisayar, table, DVD oynatıcı ve elektronik oyun konsollarını kapsayacak.

ABD İç Güvenik Bakanlığı’nın bugün konuyla ilgili açıklama yapması bekleniyor.

AP haber ajansı ise kendilerine konuşan bir ABD’li yetkilinin yasağın şu kentlerde bulunan havalimanlarından kalkan uçakları kapsadığını söylediğini bildirdi:

Kahire (Mısır),

Amman (Ürdün),

Kuveyt (Kuveyt),

Kazablanka (Fas),

Doha (Katar),

Riyad ve Cidde (Suudi Arabistan),

İstanbul (Türkiye),

Abu Dabi ve Dubai (Birleşik Arap Emirlikleri).

Türk Hava Yolları Basın Müşaviri Yahya Üstün ise yaptığı açıklamada, henüz ABD’den bu konuda resmi bir bilgi gelmediğini söyledi.

Konuyla ilgili olarak gelişmeleri takip ettiklerini belirten Üstün, “Uçuşlarımızdaki güvenlik uygulamaları normal olarak devam ediyor” dedi.

CNN, Ürdün Kraliyet Havayolları şirketinin, Kuzey Amerika’dan ve Kuzey Amerika’ya yapılacak seferlerinde, kabinlerde elektronik cihazların yasaklanacağına dair bir tweet attığını, daha sonra bu tweeti sildiğini duyurdu.

Somali uçağındaki laptop bombası olayı

Kabinde laptop taşınmasına ilişkin yasak geçen yıl Somalili Eş Şebab örgütünün Daallo Havayollarına ait bir uçakta düzenlediği teörür saldırısı ile ilişkili.

2016’da bomba konan Somali uçağı

Şubat 2016’da Abdulahi Abdisalam Borle isimli, Somali pasaportuna sahip bir kişinin kabinde taşıdığı laptop bilgisayara monte edildiği sanılan bir bombanın uçağın kalkışından 15 dakika sonra patlaması sonucunda uçağın yan tarafından bir delik oluşmuş, ancak uçak henüz 3500 mettre yükseklikte olduğundan pilot uçağı indirmeyi başarmıştı.

Teröristin önce Türk Hava Yolları uçağına binmeye çalıştığı ancak uçuşun iptal edilmesi nedeniyle Daallo Havayolları uçağına bindiği sanılıyor. Ancak saldırıyı yapan kişinin uçak indikten sonra ortadan kaybolduğu ve Eş Şebab örgütünün üstlendiği salıdrı hakkındaki sır perdesinin devam ettiği söyleniyor.

Laptop’lara bomba takılabileceği gerekçesiyle alınan güvenlik önlemleri bu tür olaylarla ilişkilendiriliyor.

(BBC, Yeşil Gazete)

‘İstikrarı bozucu nitelikte’: Hükümet, Akbank’taki grevi yasakladı

Akbank çalışanlarının aldığı grev kararı Bakanlar Kurulu tarafından ertelendi. Kararda grevin “ekonomik ve finansal istikrarı bozucu nitelikte” olduğu öne sürüldü.

Bakanlar Kurulu, Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası’nın (BANK SİS), Akbank’ta aldığı grev kararı erteledi. Bakanlar Kurulu kararında, “…grev kararının, ekonomik ve finansal istikrarı bozucu nitelikte görüldüğünden altmış gün süreyle ertelenmesi kararlaştırılmıştır” denildi.

Bakanlar Kurulu’nun, Resmi Gazete’de yayınlanan kararı şu şekilde:

(Ajanslar)

Diyarbakır ve İstanbul’da Newroz kutlamaları: Polisten kaçan bir kişi öldürüldü

Newroz, bugün Diyarbakır, İstanbul ve çok sayıda kentte düzenlenen etkinliklerle kutlanıyor. İstanbul Kartal ve Diyarbakır Bağlar’daki mitinglere onbinlerce kişi katılıyor. Diyarbakır’daki miting için oluşturulan güvenlik noktalarında çantasını aratmadığı ve elindeki bıçakla kaçmaya çalıştığı iddia edilen kimliği belirsiz bir kişi polis tarafından vurularak öldürüldü.

Diyarbakır’daki Newroz kutlamasında 5 bin polisle güvenlik önlemi alındığı belirtiliyor. 5 ayrı arama noktasından geçen binlerce kişinin alana yalnızca üzerinde ‘hayır’ anlamına gelen Kürtçe ‘Na’ yazan flamalarla girmesine izin veriliyor.

Kentteki kutlamayı, Halkların Demokratik Partisi, Demokratik Bölgeler Partisi ve Demokratik Toplum Kongresi organize ediyor.

Saat 11.00’de başlayan kutlamada, HDP’nin grup sözcüsü ve Şanlıurfa milletvekili Osman Baydemir ile görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Türk’ün konuşma yapması bekleniyor. Etkinliği, 400 yerli ve yabancı gazeteci de takip ediyor.

Bakırköy’e izin çıkmamıştı

İstanbul’daki etkinlik ise, Kartal Meydanı’nda düzenleniyor. Newroz tertip komitesi tarafından Bakırköy’de yapılmak istenen ancak İstanbul Valiliği tarafından izin verilmeyen etkinlik için, dünkü görüşmede Kartal Meydanı için izin çıkmıştı.

İstanbul Newroz’u

 

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu ve HDP MYK üyesi Sezai Temelli’nin kkonuşma yapacağı programda, çok sayıda sanatçı sahne alacak.

(Yeşil Gazete)

12 yaşında istismara uğradı, devlet korumasına alınmadı, şimdi 14 yaşında, anne olacak!

Kız kaçırma geleneğiyle gündeme gelen Kiraz’da iki yıl önce öz amcasının istismarına uğradığı iddia edilen küçük M.A., 8 aylık hamile. İki yıl önce jandarmaya sığındığında devlet korunmasına alınmayıp ailesine teslim edilen küçük kız, farklı kişilerin istismarına maruz kaldı. 14 yaşındaki M.A. yasal kürtaj süresi dolduğu için anne olacak.

Küçük M.A. için dramın miladı, 2015. Bu tarihten itibaren, köydeki gözler o zaman 12 yaşındaki bu kız çocuğuna döndü, dedikoduların öznesi yaptı. Çünkü küçük kız, aynı evde yaşadığı öz amcasını jandarmaya ihbar etti, cinsel istismarda bulunduğunu söyledi. ‘Çocuğa nitelikli cinsel istismar’ iddiasıyla tutuklanan amca, üç ay sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Mahkeme, küçük kızı devlet korumasına değil, babasına teslim ettiği için, M.A., amcasıyla aynı evde yaşamaya mahkûmdu. Ve, köyün mimli kızıydı artık.

Belediye başkanı devrede

Dedikoduların okulda da yayılması üzerine orta ikinci sınıfta okulu bıraktı.

Hürriyet’ten Gülden Aydın’ın haberine göre, 14 Mart’ta karnındaki ağrıların şiddetlenmesi üzerine babasıyla devlet hastanesine gittiğinde 32 haftalık hamile olduğu ortaya çıktı. Hastane yetkililerinin haber vermesiyle jandarma ve savcılık harekete geçti. Küçük kızın adını verdiği Y.K. (sütçü) (22) aynı gün tutuklandı. Küçük, babasına teslim edilerek evine gönderildi. 17 Mart günü şoför S.O. da gözaltına alındı. Ama küçük kız, yine devlet korumasına verilmedi.

Ta ki Kiraz Belediye Başkanı Saliha Özçınar isyan edip, İzmir Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nü 17 Mart’ta arayıp ayağa kaldırıncaya kadar… Küçük kız, şimdi bakanlığa ait bir Çocuk Evi’nde, anne olmak için gün sayıyor!

Annesini hiç tanımadı

M.A., anne sevgisini hiç tatmadı. Onu 15 Aralık 2003’te dünyaya getiren annesi Hediye, kızı bir buçuk yaşındayken başka erkekle kaçtı. Onu hiç aramadı, sormadı, görmedi. Küçüğü, evlerinin yanı başındaki süt kooperatifinde çalışan babası Ali ile babaannesi Fatma A. büyüttü. Aynı evde yaşadığı öz amcası Mehmet’i (33) ağabeyi bildi. Örencik İlkokulu’ndan sonra Örencik Zeybekler Ortaokulu’na başladı. 2015 Ekim’inde amcası Mehmet’i jandarmaya şikâyet etti, kendisine cinsel istismarda bulunduğunu söyledi. Mahkeme, küçük kızı babasına teslim etti. Bu dava, Kiraz Adliyesi’nde ağır ceza mahkemesi olmadığı için komşu ilçe Ödemiş’te görülmeye başladı. Amcasının yaptıklarını tüm ayrıntılarıyla savcıya anlatan küçük kız, üç ay sonraki duruşmada ifadesini değiştirdi. Tutuklanan amca da böylece salıverildi.

Son celsesi 1 Mart’ta görülen bu dava, devam ediyor.

“İntikam için…”

Örencik köyünde M.A’nın, evinde babaannesi Fatma ile ona tecavüz iddiasıyla yargılanan amcasından başka kimse yok. Babaannesi ağlıyor:

“Babası döver diye anlatamamış kimseye. Şimdi kim bakacak bana? Çocuğu doğurunca bıraksın, eve gelsin.”

Amcasının ağzını bıçak açmıyor. Mahkemeyi sorulduğunda, “Yok öyle bir şey. Kızım bana çok kızmıştı, intikam için şikâyet etti” demekle yetiniyor.

Baba kızını istiyor

Küçük kızın babası Ali A.’yı telefonla arandığında, İzmir Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü yurduna bıraktığını söylüyor:

“Beni annesi bildi kızım. Dersleri iyiydi. Çocuk doğunca bırakıp gelsin. Ellerimle okuluna götüreceğim.”

Baba Ali A., kardeşiyle ilgili devam eden istismar davasında kızına hiç inanmadığını, çocukluk edip şikâyetçi olduğunu sonra da vazgeçtiğini anlatıyor.

“Sinir krizi geçirdim”

Kiraz Belediye Başkanı Saliha Özçınar olayı şöyle anlattı:

“M.A.’nın babaya teslim edildiğini öğrendiğimde sinir krizi geçirdim, yıktım ortalığı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü’nü aradım. Devreye girdim, babadan alındı. Şimdi Çocuk Evi’nde. Çok gerginim. Köylerdeki eğitim programını yoğunlaştırdığım halde olaylar süreklilik arz ediyor. Muhtar, her şey olup bittikten sonra haber veriyor.”

(Hürriyet)

Newroz dört yıl önce ne umutlarla kutlanmıştı, şimdi acılarla kutlanıyor, ne hazin! – Hasan Cemal

Bu yazı t24.com.tr/ den alınmmıştır

Dört yıl geçmiş.
Diyarbakır, 21 Mart 2013.
Tarihi bir gündü.
Öcalan’ın İmralı’dan gönderdiği,  BDP milletvekilleri Pervin Buldan’la Sırrı Süreyya Önder’in meydanda heyecanla dalgalanan yüz binlere Kürtçe ve Türkçe okudukları Newroz mesajı Kürt sorununda yeni bir dönemin kapısını açıyordu.
Artık “silahlar değil, fikirler konuşacak“tı. Yeni dönemin adı, çözüm süreci olacaktı. Cengiz Çandar Radikal’deki köşesinde şunları yazıyordu:

Her şey ‘tarihi’ydi.
Diyarbakır’da milyonu aşkın, PKK bayraklı, Öcalan posterli bir 
Newroz kutlaması.
İmralı’da ömür boyu hapis 
hükümlüsünün açıklaması, iki 
milletvekili tarafından önce 
Kürtçe, ardından Türkçe okunuyor ve bir dizi ulusal 
televizyon kanalında bu iki dilden 
okunan açıklama yorumlanıyor. 
Konu, gece yarısına kadar, ulusal 
ve uluslararası haber kanallarının 
birinci sırasında yer alıyor. 
Öcalan’ın açıklamasının 
‘tarihi’ olup olmadığına dair gerekli ‘sağlama’yı yapmak için 
ANF’ye, yani Fırat Haber Ajansı’na 
göz atıyorum. 
Kürtçesi şöyle yazıyor: 
“Öcalan: Serdemeke nu dest pe 
dike.”
Şu demek:
“Öcalan: Yeni bir dönem 
başlıyor.” 
Altbaşlığa ise Öcalan’ın 
açıklamasının, “Zaman, 
demokratik siyaset zamanıdır”
vurgusunu yaptığı bölümü 
yerleştirilmişti. 
Evet, açıklamayı ‘tarihi’ kılan, 
‘tarihte bir dönem kapatıldığını, 
bir yeni dönemin açıldığını’ ifade 
eden bölümüydü kuşkusuz:
 “Artık silahlar sussun, fikirler ve
siyasetler konuşsun noktasına 
geldik… Ben, bu çağrıma kulak 
veren milyonların şahitliğinde 
diyorum ki artık yeni bir dönem başlıyor, silah değil siyaset öne 
çıkıyor. Artık silahlı 
unsurlarımızın sınırötesine 
çekilmesi aşamasına gelinmiştir.”
Aynı gün Tayyip Erdoğan da, 
“Çağrıyı olumlu buluyorum.
Diyarbakır’daki mesajlar bizim
mesajlarımızla örtüşüyor” 
sözleriyle karşılık veriyordu.
 Newroz 2013’ün Diyarbakır’da 
böyle kutlanabileceğinin rüyasını
 göremezdik.

Newroz 2013 / Diyarbakır

Aynen Cengiz Çandar’ın yazdığı gibiydi o gün her şey, evet öyleydi, böyle bir şeyi hayal bile edemezdik.
Türkiye’de barışa dair büyük bir heyecan dalgası kabarıyordu.
Ben de, Öcalan’ın bu tarihi Newroz çağrısından iki gün sonra Kandil’in yolunu tutacaktım. Murat Karayılan, 23 Mart 2013’te bana şöyle diyecekti:
“Hani siz kaç yıldır söylüyorsunuz, parmakların tetikten çekilmesi diye… Bugünden itibaren silah kullanılmayacak.”
Dağda silahlar bir anda susmuştu. KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’la üçüncü kez Kandil’de buluşuyordum.
İlkinin tarihi, ‘demokratik açılım süreci’nin başlarında, 2009 yılı Mayıs ayının ilk haftasındaydı.
İkincisi, ‘Oslo süreci’nin kapanışıyla iki yıl sürecek ve 3 bin cana mal olacak kanlı sürecin başında, genel seçimlerden hemen sonra,  2011 yılı Haziran ayı sonlarında yapmıştım.
Murat Karayılan’la Kandil’de, toprak zeminli bir köy evinde yaptığım 25 Mart 2013 tarihli 5.5 saatlik görüşmede ilk sorum şu olmuştu:
Öcalan, ‘Artık silahlar sussun, fikirler konuşsun’ dedi.”
Karayılan:
“Doğrudur, bize göre de silahın zamanı geçmiştir.”
Öcalan, ‘Yeni dönemde artık silah değil, siyaset öne çıkıyor; silahlı mücadeleden demokratik mücadeleye geçiliyor’ dedi.”
“Evet, ben de böyle düşünüyorum.”
Öcalan, ‘Artık silahlı unsurlarımızın Türkiye sınırlarının dışına çıkma zamanıdır’ dedi.”
“Evet, buna biz de katılıyoruz.”
“Öcalan, bağımsız Kürdistan da demedi, federasyon veya özerklik de demedi.”
“Önder Apo’nun mektubundaki çerçeveyi bütünüyle doğru buluyor ve katılıyoruz.”
Karayılan Kandil’de böyle diyordu.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş 50 gündür tutuklu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş 137 gündür tutuklu, Mardin Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk 71 gün tutuklu kaldıktan sonra 3 Şubat’ta tahliye edildi

Şöyle bir düşünün.
Dört yıl önce neredeydik.
Şimdi nereye geldik.
Dört yıl önce Newroz’da barışın kapıları açılmıştı.
Bugün zindanların kapıları ardına kadar açılmış durumda.
6 milyon oy almış HDP‘nin eş genel başkanları Selahattin Demirtaş‘la Figen Yüksekdağ,  HDP’nin milletvekilleri, yöneticileri demir parmaklık arkasında yatıyor.
Kürtlerin oylarıyla seçilmiş belediye başkanları demir parmaklık arkasında yatıyor.
Kürtlerin seçtiği belediye başkanlarının yerine devletin kayyımları atanıyor.
Bir başka deyişle:
Kürtlerin oyu hiçe sayılıyor.
Kürtlerin iradesi hiçe sayılıyor.
Bunun adı da ‘darbe‘dir.
Askeri darbe değil, halkın iradesine yine boş veren ‘sivil darbe‘dir.
Oysa, dört yıl önce ne umutlarla kutlanmıştı Newroz. Artık dağın yolu kapanırken barışın yolu açılacaktı, iyimser beklentiler böyleydi.
Ama olmadı, kaçıncı kez büyük bir hayal kırıklığı yaşadık, uçuruma yuvarlandık.
Erdoğan, barışın seçim sandığında prim yapmadığını 7 Haziran‘da uğradığı büyük oy kaybıyla görünce, yine savaş düğmesine bastı.
Ve sonrasında yaşanan korkunç acıların bilançosu, geçen hafta açıklanan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği‘nin raporunda **  insanın içini acıtan ayrıntılarıyla var.
Nurcan Baysal‘ın rapora ilişkin T24’teki yazısının başlığı şöyle:
“Kıyamet benzeri bu tablo, uzakta değil, senin ülkende!”
Bu başlığın altını lütfen çizin.
Çünkü daha dün yaşanmış olan acılardan, kıyamet benzeri tablolardan haberimiz olduğu söylenemez. Saray medyası duymuyor, görmüyor bu acıları, tabloları…
Rapordan:
“Cizre’de, 25 Şubat’ta ailem savcıya çağrıldı. Savcı, ablamın bedeni olarak bize üç küçük kömürleşmiş parça verdi.”
Rapordan:
“2015 yılı Temmuz ayı sonundan 2016 Ağustos sonuna kadar ki 13 aylık süreçte yüzlerce insanın kanuna aykırı şekilde öldürülmesi iddialarına ilişkin tek bir soruşturma bile başlatılmamıştır. Bu da açıkça göstermektedir ki, Güneydoğu’da insan haklarının korunması en az Temmuz 2015’ten itibaren kesin bir şekilde askıya alınmıştır.”
Rapordan:
“Hukuksuz öldürmeler… Aşırı güç kullanımı… Yerleşim alanlarının ağır silahlar ve tanklarla yoğun şekilde bombalanması… İşkence… Kültürel mirasın yok edilmesi… Kadınlara karşı şiddet…”
Rapordan:
“355 bin ila 500 bin arasında insanın yerinden edildiği tahmin edilmektedir.”
Rapordan:
“Hiçbir uluslararası örgüte insani ihtiyaçların karşılaması veya yardımda bulunması için izin verilmemiştir.”
Rapordan:
“Mayıs 2016’da İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Türkiye Devleti’nden söz konusu bölgede gerçeklerin tespit edilmesi ve insan haklarına ilişkin iddiaların doğrulanması için insan hakları görevlilerinden oluşan bir heyete izin verilmesini talep etmiş, bu talep defalarca tekrarlanmış, ancak Şubat 2017’ye kadar Türk yetkililerinden bu konuda resmi bir cevap alınmamıştır.”
Dört yıl önce ne umutlarla kutlanmıştı Newroz.
Dört sonra ne acılarla kutlanıyor.
Kürtlerin çığlığı dipsiz kuyularda yitip gidiyor.
Kürtler Türkiye’ye yabancılaşıyor.
Tehlike‘nin farkında mısınız, bu acılar Kürtleri Türkiye’den uzaklaştırıyor.
Ne kadar hazin.
Belki de asıl hazin olan, bu ‘kopuş‘tan hâlâ habersiz olmanızdır.
Ama yine de barışı inadına savunmalıyız.
Silah ve savaş çıkmaz yoldur!

Bu yazı t24.com.tr/ den alınmmıştır

 

 

Hasan Cemal